Selam
7
OMAR der ki:
“SELAM, ALLAH KELAMI.
Alandan-verenden,
getiren-götürenden ALLAH'ım RAZI osun,
dünyada gülsün, ahireti bilsin,
duacı olsun, katımıza gelsin.” dedi.

4 eylül
Kimseye güvenme, ALLAH’tan başka;
kuldan bekleme, selamdan başka.
Onu da verirse, alırsa.
Verirsen YM olur.
Almazsa, niye gönlün kırılır?

9
GÜLÜ’nden güne,
selam getirdim cümlenize.
Selamı anında aldım ilettim.
Size getirdiğim selamın yüceliğinden,
hoş oldum, sevindim kuşlar misali.

8
ALLAH’ımın SELAMI, cümlenize olsun.

19
Selama selam veren, her kişidir;
selama bel büken, ER kişidir.
Ne var ki, selamına arkasını dönene,
selam gerekmez.
Selam, ALLAH’ımın ADINA’dır.
Arkasını dönene, selam verilmez.

2 Kasım
Hoş gördüm.
Geldik diyenlere, gördük bilenlere,
selam olsun.
Gelenden-gelmeyenden,
selamını gönderenden ALLAH’ım RAZI olsun. Getiren-götüren, yolunu niyaz ile açsın.
Gönüllerin mekanı zamanı olmaz,
selamın vakti geçmez.

10
çamuru dahi sev, çünkü sebeple verilmiş.
Kula selamını esirgeme,
‘Kimdir bu?’ deme.
Kim olursa olsun,
yeter ki ALLAH’ımdan gelsin.

2 nisan
Her gül açmadan goncadır,
her gönül seçmeden yöncedir.
Yönünü arar durur,
her görene selam verir.
Ne var ki selamı, nasip olan alır.
Katiyet yoktur.
Somun her gün yersin,
bazı bir bazı beş dilim.
Bünyenin izni kadar.

11
Selamın gönlünden alınır, kanala ne hacet?

14
Selamın en güzeli nedir bilir misiniz?
Sevdiğini sevdim, yoluna O’na diye uydum,
O’nu sende gördüm,
CAN dedikte CANAN’ı sende buldum.
Beden yapısı bedende bulur,
bedeni bina bilir.
Sedefte renge uyar,
ağaçta şekle bakar,
kumda gönlü yoklar.
Gönüller kaynaştıkça, selamı alır-verir.
‘Gönüller kaynaşmazsa’ dersin.
Eğer kulunu O’ndan bilirsen,
kaynaşmayan demezsin, ona da uyarsın.
‘O bana uymazsa’ deme,
niyetin ikiye bölünmüş olmasın.
Uyan- uymayan diye gönlünü ayırmasın.
Her uymayanda, uyan yönü arasın.

24
Yerden göğe güzellik yol verir,
cümlede kendini gösterir.
Selamın verdiğine, sevginin yeri açılır.

17
'Selam!' dedik yerden göğe cümleyi selamladık.
Selamda selameti bulduk.

25-2
YUNUS misali selam diyelim.
'YUNUS misali selam nedir?' dendi.
YUNUS'um dalda gördüğü kuşa,
çiçekte gördüğü kelebeğe,
arıya 'Selam olsun!' der,
elini göğsüne koyar.

9-2
 'Selam' diyelim,
her selamda YÜCE'nin SESİ'ni bulalım.
'YÜCE'nin SESİ selamda mıdır?' diyene sözüm:
YÜCE'nin SESİ her anda, her yandadır.
Ancak kul selam ile buluşur, selam ile halleşir.
Selam sözün kapısıdır, sohbetin yapısıdır.
MERYEM

3 ocak
Doğuş günü verildi,
TOKTAY gönlümüzde derildi;
selamın geldiği, her söz ile yorumlandı.
Selam; HAKK'ın kuluna tecellisidir,
kulunun HAK'ta kendini bilmesidir.
Madem bağlantı kuruldu, iki Alem yoğruldu;
öyle ise, selam da birbirine oldu.
Yerini bilen dedik!
Elbet alınan RESULÜ'ndendir.
Selam ve gelen her kelam.

23
Kaşık elde gelene,
'Selam sana.' diyene, kainat selam verir.
YARATAN, yarattığını görür.

17
Selamına erdik, ‘Şükür ALLAH’ım!’ diyelim.

Yanılma olmasın,
‘Selam, yalnız bize mi?’ denilmesin.
Selam sizler ile kainata, her zerreye.

28
‘Yazılan en güzeldir’ dediler,
RESULÜ ile TOKTAY SELAMI’nı ilettiler.
(Kimin selamını?)
‘ALLAH! ALLAH! ALLAH!’ diyelim,
ADI ile kendimizi bulalım.
HAK ADI sende bende,
SELAMI, senden benden;
cümleye O’ndan!”
dedi, MERYEM

30-1
‘ER selamı nedir?’ denilir:
ER selamı, bilenin; kör selamı, görenindir.
Bilen, her var olana ‘Selam!’ der;
kör, sadece gördüğüne.
Görmediği yaratılanı bilmez.
BEHLÜL

21
‘DOST!’ diyelim,
her selamda bir an RESULÜ’ne dönelim;
‘RESUL’ün ile SANA yöneldik ALLAH’ım!’ diyelim!
Her selamladığınız kulunun
O’ndan geldiğini asla unutmayalım!
ALLAH’ıma emanet olunuz.
Selam aldınız,
RESULÜ ile O’na yöneliniz!

23
Selam olsun SİZLER’e,
   Selam varsın SİZLER’den.

30
Uçan kuşa verdiğin selam,
her kanat çırpışa dağılır.
YUNUS

20
ALLAH’ım her kulu ile beraberdir.
Selamını alan senin ile olur.

1 mayıs
Selam sözden değil, ÖZ’den olsun!

19
Almayı bilenlere, gerçeğe dönenlere;
DOST SELAMI, hayal değil gerçektir.
Sevindiğimiz her olaya
gönülden kattığımızı bilenler,
attıkları her adımda, ‘ALLAH! ALLAH!’ diyenler;
SELAM’ın,
YÜCE’nin EMRİ’nden olduğunu bilsinler.

12
“Yoksul gördüm selam verdim,
‘EYVALLAH…’ dedi güldü.
Yoksun gördüm selam verdim,
‘Hey ALLAH’ dedi yürüdü.
‘ALLAH!, ALLAH!’ dedim de,
HAK niyazına vardım;
zengin fakir cümleye,
yoksun kalmaması için niyaza durdum.”
dedi, HAMZA DOST

12
Selam, BİR’liğe; selam, gürlüğe;
selam, zorluğa nokta koyar,
bilmeyen buz üstünde kayar.

9
Selam HAK KELAMI’dır,
selamete erelim.

18
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:
“Elde tespih gezdiğim gün,
dağlar taşlar selam verdi;
dilde tespih ettiğim gün,
ben dağlara taşlara selam verdim...”

8
“Selamet, selam diyeni bulur,
gölgede olanı Güneş ile buluşturur.”
dedi, HAZMA DOST selamladı.

4 nisan
“Selam ile bağladığım her günde,
selam ile çözdüğüm düğümler var;
selam veremediğim gün,
yürüdüğüm her yol dar!”
dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı.

20
YEMEN’den cümle için aldığım selamın
sizlerle yaşadığı gerçektir.

21
“Kaynar kazan aş ile,
sözü gelse taş ile, yolu bilir baş ile.
Korku bize selam vermez,
çünkü RAB sevgisinden korkuya yer kalmaz!
Gel DOST’a gidelim hey,
postuna geldi isek diyelim ‘HAY!’
Dağlar taşlar selam verir,
gökte kuşlar cümleyi görür,
alacağımız her selamda
RABB’im NEFESİ’ni verir.
‘YA ALLAH!’ diyelim,
bağında ermiş üzümleri yiyelim!”
dedi, HACI BEKTAŞ selamladı.