Eğitim
14
her yol kulu eğitmez.
Kulu yumuşak söz, yumuşak ÖZ eğitir,
yolunu buldurur.

18
Suyun akışını tutarsın, bentler yaparsın
verimli olur, kul işidir.
Kendi haline bırakırsan, zararlı da olabilir.
Kul da öyle, iyi eğitilirse verimli olur.
Yeter ki bilene düşsün.

1 mayıs
Okuyun düşünün, üzerinde konuşun.
Defter doldurmaya kulu eylemeye gelmeyiz,
eğitmektir vazifemiz.
Eğitilen kişi, yalnız sözle değil, kendi başına da çalışmalı, yolunu öyle bulmalı. Sözü kolayına bağlamamalı.
Aldın, vermeli, etrafı görmeli, kendini yontmalı.
Marangoz alır eline, vurur beleni; yontar, keser, biçer, münasip şekle sokar.
Kul da kendine gaye edinmeli, bir yol çizmeli,
akıntıya kapılmamalı.
Denmesin: ‘Kader, kul ne eder?’
Kul ne ederse kendine eder.

25
Sedef kaktığın tahta sedefsizken ne değerdeydi?
Tahta idi, ve boştaydı.
Ele geldi sedeflendi, köşeye kondu değerlendi.
Kulu da işlersen, gönlünce süslersen değerlenir.

14
Yavrunu aydınlatmazsan, sıcaklık vermezsen,
hep gece gösterirsen, ondan ne beklersin?
Yavrulara aynanın parlak yüzünü tutun,
‘Ben bakayım sen geri dur.’ demeyin,
yanınıza alın beraber bakın.
Sen yalnız bakarsan, yavruya kara yüzüne bakmak düşer. Açık derim, yavru eğitilirse alır.
Yatak güneşe çıkarılmazsa daima yerinde kalır,
incelir sertleşir, sana ne verir?

Ağacın verimi bakımındandır,
yavrunun verimi eğitimindendir.
Ne verirsen onu alırsın, gün gelince verişine sevinirsin. Verdiğin sevindirici ise.

23
elbet kul kulu eğitir, amma öğütmez.

17
Ağaç fidanken düzelir, ağaç olur meyve verir. Aşılamazsan, verimi bol olsa da yer doldurmaz,
yerini bulmaz.
Ona gene toprak ana sahip çıkar,
verdiğini karşılıksız verir.

19
Oymanın yapılışı değil, yapanın hünerindendir.
Ağacı her eline alan oymayı yapar,
amma hüneri olan eserini verir.
Hüneri olmayan, takunyayı bile bozar.
Derseniz ‘Öğretenden’;
öğreten, yüz kişiye gösterir, bir kişi öğrenir.

14
her kulun eğilişi; beden gücüne göredir.
Eğitiliş, gönül gücünü gösterir.
Eğitmek benden, almak sizlerden

16
yolcu ne yoldaysa, öyle yürür.
Kimsenin kimseyi değiştirmeye gücü yetmez.
Kulun gücü yetse, evladına verir.

25
Ağaç körpe iken eğilir, istenilen yöne döndürülür.
Seneler geçti mi, eğdiremezsin, dayanırsan kırılır.

22
KUR’AN’ı sopa ile öğreten hocayı yere yatırmalı.
Önce kulu ona sevdirmeli, sevmeyi öğretmeli. Öğreneceğini; kulu sevenden öğren ki, doğruyu bulasın. Günde de öyle. ‘Öğretmen’ denir, asık suratlı görülür. Öğretmen; önce kendi sevmeyi bilmeli,
sonra öğretici olmalı.
Sevilen çocuk tez öğrenir.

9
Suyumuz kaynak değil, şelale gibi akar.
Sultanın verdiği emirle değil, sevgi ile olursa;
kulu eğitir, değirmende öğütür.

28
Kulu, ‘Eğiteyim.’ diye korkuya koyarsan,
güzelliği görmez, korku ona yer vermez.

26-1
‘Kulu terbiye edeyim.’ diyen,
yıkanmış çamaşıra ütü vurandır.
Çok kızgın ütü vurursan, sararır.
Yakandan olma. tutandan ol.

3 ocak
Terbiyenin, imanın temeli olduğu bilinmeli.
MERYEM

9
Soylunun soysuzdan farkı, dünyadadır.
Nasip olana soylu denir, paye verilir.
RUH yapısı; ne soy, ne ana, ne baba vermez.
Hoca da eğitmez.
Kul kendini, kendi eğitir,
ÖĞÜTEN yine ALLAH’ımdır.

21-2
Düşen düşsün, düşmemeyi öğrensin.
Elinden tutarsan, ‘Ben götüreyim.’ dersen;
tutamadığın güne, gene düşer.

23
Kulu eğitmek, görüntü değerini arttırır.

2 şubat
Bineceğin ata eyerini kendin vur ki,
düşersen başkasını suçlamayasın

22
Evlat terbiyesi dayak ile olmaz.

19
Salıncağa uyusun diye koyarsın,
kendi rahatını hazırlarsın.
Çünkü salıncağa koymasan da uyur.
Dedim ya, kul kendi rahatını düşünür.
Bırak kendi kendine uyumayı öğrensin.
‘Rahat edeyim’
Diğer bir gün başlarsın, sonuna kadar gidersin.
Elbet kendini bulması için,
kendisi mücadele etmesi gerekir.
Senin mücadelen, ona rahatlık verir,
rahatlıktan maksat miskinlik.

21
Dünyanın vergisine, kul da katkıda bulundu.
Kul güneşten sadece aldı.
Aslında dünyaya da vermedi.
Sadece dünyadaki maddelerde kendini eğitti.
Dünya ise, kulu öğüttü.

31
Sakındığın her olayı, kendine yakın bil.
ALLAH’ım kulu, sakındığı olay ile terbiye eder.
ALLAH’ımın lütfu. Elbet terbiyesidir.

14
ALLAH’ım, kulunun kaçındığı ile
kulunu terbiye eder.
O da kuluna lütfu değil midir?

23
Ağacımız dikildikte, doğruyu bulsun diye
köküne taş dayarsın.
Sonra sopaya bağlarsın.
Düzenini buldukta, meyvesini verdikte;
ne taşa, ne sopaya gerek vardır.
YUNUS

11
Taya semer vurma ki, asi olmasın,
yanına gidene vurmasın.
Şeker ile beslenen tayın yöntemi, sunulduğu gibidir.

1 nisan
 Yormayı düşünmediğin tay, vermeyi denemez
YUNUS

10
Eğitenin, öğüttüğü görülmüş mü?
LOKMAN

23
Oynamayı bilmeyen; kaybına şaşmaz,
kaybetmeden öğrenmeye çalışmaz.

1 kasım
Oymasız tahta, sadece ocakta yerini alır.

10
Omuz, aldığınca yük kaldırır, alamadığı günde eğilir. Eğildikte hata eğilende değil, omuza ağır yük verendedir. Yükü önce kendin kaldır.
Kaldırabildiğini kaldırabilene yükle.
Bekleme eğilsin. Eğildiği, eğitildiği değildir.
Unutma ki, eğiten de O, öğüten de O.
Sen senden sorumlusun, ben benden.
İşte gerçek budur.
YUNUS

2
YUNUS'um der ki:
"Eğiteyim diyenin öğütü un misali olmalı,
su ile karıldıkta değerini bulmalı.
Taş misali olursa, kul başına gelirse;
yorumsuz bilir, sorumsuz kalır,
aynada kendini karanlık görür,
öylece korkuda kalır

11
kul severse, eğitir.
SARI ANA

2 aralık
'Önce kendini kulluğa hazırla, sonra yolluğa.'
'Hazırım!..' demek değil, kendini
eğitmek, eğitmek, eğitmek gerek!
(Uyum mu?) Evet.
Gönül kırdıysan, eğitilmiş değilsin; y
orum yaptıysan eğitilmiş değilsin.
Yorumdan maksat,
'işimi böyle mi yapsam, öyle mi?' dedin mi,
eğitilmiş değilsin.
Her işinde; 'ALLAH'ım YAZDIĞI gibi işlerim,
ALLAH'ımın YAZDIĞI gibi düşlerim.'
dediğin gün, eğitildiğin gündür.

14-1
Eğitim; bildiğini sandığın her konuyu
yeniden gözden geçirmek,
kendin içtiğin kadar
her dileyene içirmektir.