![]() Soyun değil huyun güzeline meyil verelim; güzel huyda hayır umalım ![]() Kendini pek beğenmesin. Çünkü ALLAH'ın sevmediği huyun başında bu gelir. ![]() Asaletin temeli, soydan değil huydandır. ![]() kulu yanlış düşünmeye atan, olay değil huyunun basitliğidir. ![]() Huyun en güzeli, yumuşak yol alanda olur; yolun en güzeli, ALLAH’ıma gidende olur. ![]() Kulun ardından pencere açmak, ileri-geri söz etmek yersizdir. Huyunu yumağı ile ölçmek, kulu yanıltır. ![]() Huydan alan, ‘Nasibim’ desin, sevinsin. Güzel huyun kazandırdığı olasınız. ![]() Huyundan mı yumuşak denilir, yolundan mı? Huy yumuşak olmasa, yol bulunmaz. ![]() Huyun en güzeli; huysuza ‘Sen güzelsin.’ diyebilendedir, huysuzda güzeli bulabilendedir, düğümünü çözmesine yardım edebilendedir. ![]() VEREN verdi diye, kuzuyu sevdik. Neden hırçın diye keçiyi yerdik? Onu kim verdi? Huylu, huyu ile değil, VEREN’den dolayı sevilmeli. SELAMİ ![]() Huymuş güzeli güzel yapan, huymuş kula kulluğunu bildiren, huymuş kulda sevgiyi uyandıran, huymuş sevenleri birbirine bağlayan. ![]() ‘Huysuzda, huyun çirkini’ denmesin. Huyun en güzeli, dumanda dahi dengini bulandır. Huyun en güzeli; CANLAR’ı birbirine bağlayandır, AŞK’ını cümleye bildirendir. ![]() Yemeyende yudum görülmez, huyu ile doğana öğüt verilmez ![]() Huy; yumağın alabilme, aldığını verebilme yetkisi. ![]() ‘Huyu ile gelene, öğüt verilmez.’ dedim, çözümünü yanlış gördüm. Huyu ile kim gelir? ALLAH’ımdan vazife almış kulu. Huy; ALLAH’ımın VERGİSİ’ne sahip olan, gelişe, kulu için yaratılan. Elbet EVLİYA da huyu ile gelir. ![]() Hasıra oturdu isen, taşını temizle de otur. Hasırın manası soruldu. Kulun huyudur. Huyunu kuma serersen, yumuşak yol bulmuş olursun. ![]() Huzur seninle olsun, gönlün kaygusuz kalsın, huyun ULU’nla kaynaşsın. ![]() Huyun ötesinde olan, kafesten sıyrılandır. ![]() Koyunda huy var, renk yok; çiçekte renk var, huy yok; kul da renk de var, huy da var, eğer kul ise. Ne koyun olalım renksiz, ne çiçek olalım huysuz. Huy, yerini hazırlama; renk, çevreye uyma; koyun, kayda itaat; çiçek, görgüsüz gösteri; geçit, mertebe. Huyunu aldı ise, eşyanın yerini bulabilirsin. Huyunu almayan eşyaya, yerini veremezsin. Huydan maksat, her eşyanın yapısıdır. YUNUS ![]() Huyun en güzeli, var olan her yaratılanı güzel görmektir. ![]() huyun en güzeli uymaktır. OSMAN ![]() Huyun en güzeli, her olana ‘Hayırdır, çünkü O’ndandır’ diyendedir. ![]() "...Hayra inanan kulun, huzuru eksik olmaz. Huyun yozu her hale uymuyor diye bakandır." dedi, YUNUS’um ![]() Görgü; kulun soyundan değil, suyundandır. Sevgi; kulun yanında değil, huyundadır. ![]() Huyun, ummadığın değerleri vardır. ‘Gizlenmese’ dersin, kendin dahi kendinde olanı bilmezsin. Ancak kendinden sıyrıldıkta; huyda olanı görür, ‘ALLAH’ım, SANA sığınırım’ dersin. İşte ‘SEN’den SANA sığındım’ dedikte, kendinde olana uymuş olursun. ![]() Her yaratılan güzeldir, hatalı olsa bile. 'Huyun çirkini?' dendi: Öyle oldukta, söze söz katmayız, elde olanı dilemeyene atmayız, 'Almam' dediğini satmayız, öyle olduğu zaman huyun çirkinine dahi bakmayız. ![]() bilene ‘EYVALLAH!’ dedik, bilmeyene el ettik, gönlümüzü yol ettik, eli elden tuttuk, bilmeyeni bilene kattık, ‘Kuşak öylece gelişir’ dedik. Kuşak, soydan gelene değil huydan bilene, HAK ADI’na uyana verir. ![]() Oyundan soyundan söz alma, huyunda kendini bul. ![]() “Bereketli olsun soyunuz, berrak kalsın suyunuz, RESULÜ’ne uysun huyunuz, çok lokma ile dolsun sofranız! Meyhane gibi gelişsin, sohbette cümleniz buluşsun! Meyhane; HAK SOHBETİ’ne açık olan yapıdır, dileyen her kuluna açık olan kapıdır.” dedi, GANİ ![]() Gökte yıldız nasıl değişmez ise, yerde huy da öylece kalır! YUNUS ![]() “Seyre daldım güzeli, doyumda buldum ezeli. Huyum ile gideceğim, suyum ile bulacağım.” dedi, YUNUS’um ![]() Konuk yolcuya sorduk; ‘Suyunu bilir misin? Gönlünü HAKK’a açtın, huyunu alır mısın?’ Cümlenize selam olsun, meyhaneyi bilen mey almaya gelsin. ![]() HAY dediysem, diriden; huy dediysem, seriden düşünürüm YUNUS ![]() Suya baksam gösterecek yüzümü, huya baksam bildirecek ÖZ’ümü. PİR SULTAN ABDAL ![]() “Dana aldım soylu değil, dama koydum huylu değil. Yolara gönül verdim, danayı çayıra saldım. Otlara eğildikte yerinden sevindi benliğinden soyundu. Dananın görgüsünü, dedim uymaz yargısını. Gelmeden bilmediğim gerçeği, geldiğimde bulmadığım hırçınlığı kendi, hamlığıma yordum. Bilmediği, soysuzluktan değil, susuzluktanmış; uymadığı, huysuzluktan değil, dostsuzluktanmış. Su ile doydu, dost buldu uydu, gönüller hoşnut kaldı.” dedi, SARI ANA ![]() ‘HAY’ dedik geldik yola, ‘Huy nedir?’ sorduk kula; ‘Almak, vermek, görmek, bilmek.’ dedi, sevgide somut gerçeği buldu. HAMZA DOST, ![]() “Bahçeye girdim, çiçekler boy-boy; kapıya geldim, haneye girdim, kulları huy-huy; yerden göğe baktım, DOST elini tuttum, dedim ki ‘HAY! HAY!’ Seyre daldım verdiğini, seyirde buldum VARLIĞI’nı.” dedi, PİR SULTAN ABDAL ![]() değişen her huyda DOST ADI’nı anınız! ![]() "...Şüpheyi kayguyu sil de erliğine soyun, deme ‘Nasıldır huyum?’ Huyun, suyun akışından yolunu bulur; sevgi ile saygıda kuruyan yapraklar kaybolur, kainat cümlenizde kalbolur." dedi, YESEVİ ile GEYLANİ ![]() “Doyduğum sofrada doymayan var ise, sileceğim huyum vardır; güttüğüm sürüde asi var ise, bileceğim soyum vardır. Sarı fistan giydi isem, seveceğim huyumu cümle ile paylaşmalıyım.” dedi, SARI ANA ![]() Gülmeyi huy edinelim |