Ağaç
25
Olmayı dileyenler, asmayı budayanlardır.
Yaprağı feda eden, çiçeğe yol verir;
ağaç budanırsa, tazelenir.


13
Asmada yaprak oldu, budandı meyvesini bol verdi. Budamak güzel; yerini bilmeli, can gelen dalını kesmemeli.

17
Yolda giden, güneşin altında yürüyen ne arar?
Elbet ağaç. Ağacın gölgesini.
Peki neden iki karış toprak için, bir günlük aş için
koca ağacı devirirsin?
O seni korumazsa, güneşte nasıl yürürsün?
Seni koruyanı, nasıl vurursun?
Aslında vurulan, kendisidir.
Ağaca balta vuran, KUR’AN’ı inkâr edendir!
Hayır, dünya ağacı.
Asmanı keser misin, kurumadan yakar mısın?
Asma, sana verir; ormandaki ağaç, cümleye.
Kendi asmanı kesmen, günaha daha az yol verir.
Çünkü senin nasibindir.
Orman, cümlenin malıdır.
Sonra seni cümlesi affetmez,
çünkü o ağaca yalnız bir kul sığmaz.
Cümleye zarar vereni, zümreden ayırır.


9 mayıs
Yayılan sürü ot diler,
yürüyen kul set diler durup dinlenmeye.
Ağaçtan beklenen, verimidir.
Meyvesi olmasa da, verdiği gine kulun hayrınadır.
Yaprağı, toprağı, gövdesi, kökü
her şeyi ile kulun hizmetindedir.
Ağacın verişini, kulunun görüşü alamaz.
Çünkü verdiği havayı bilemez.
Öyle bir ağaç vardır ki, havası kanserin tedavisindedir.
Her ağaç havası, bir hastalığın şifasıdır.


19 mayıs
Gündür, aldırır; gayedir, oldurur.
Yaprağı dal erdirir, rüzgar soldurur.
Dal kırılmasın, yaprak dökülmesin.
Mevsimde dökülen yaprak, yerindedir;
elden dökülen yaprak, yersizdir.
Onun için dal kırmayın, yaprağın ardından bakmayın.

YUNUS

20-2
MEVLÂNA’yı anmak için, türbe mi dilersin?
MEVLÂNA her ağaca nefes verdi,
AŞK’ını her ağacın önüne serdi.
Ağaca bak, ‘Yol Münasip.’ de,
adımı an, orayı türbem bil.

25
Aşıyı niye yaparsınız? Meyvesini hatasız alayım diye.
Ağacı köklemezsin, ocakta yakayım diye.
Ocağa, kuru dal gereklidir.
Ağacı kökleyen, elbet ALLAH’ıma isyan edendir
‘Nafakamı bulayım’ diyen değil.
Ocak hem ısıtır, hem aşını pişirir.
Ne var ki ocağa kuru dal gereklidir.
Dumanın çokluğu, yaş dalı yakandadır.


5
Yaprak ağacın ciğeridir.

13
Yaprak nerde olsa ağacına bağlıdır.

16
Ağacın duygusu sana yok gibi gelir.
Aslında yaprağının ucuna kadar her olayı görür.

27
Diktiğin ağaca su ver gölgede.
'Neden?' dersen, su ile güneş birbirine verir ateş.
İki ateş bir olursa kavurur.
Onun için biraz su, biraz güneş gereklidir.
OMAR

18
Ağacın vergisi ile öğündüğü görülür mü?
'Övünmesini bilir mi?' derseniz, dileseydi öğrenirdi.
Nasıl ki hayvanlar yavrularını sakınır,
ağaç da meyvesini saklardı.

8
Sarhoş kim olursa o döner.
Her kul ölçüsünce miraçtadır.
Ağaçlar dahi, ölçüsünce YÜCE'ye uzar.

27
Ağacın sırtında kulun hizmeti vardır.
Ağacın vergisinde HAKK'ın HİKMETİ vardır.
Kul hizmeti verir, HİKMETİ'ni sadece bekler.

4 nisan
Kartal yuvasını ağaca kurmaz,
çünkü ağaç kartala yer vermez.
Neden?
Ağaç barındırandır, güvendiren değil.

8
Ormanda alışılan, havasında buluşulan, gerçeğin vergisidir; şaşırtan, birbirine olan bağıdır.
Her ağaç yerini bilir.
Dalında eğilen yoktur, toplum gerçeğine uyar.
Dikkat ederseniz;
toplu halde ağaç, düzgün dallar halinde yükselir,
seyrek olduğu yerde yana yayılır.
Oluşum budur.
Toplu halde yükselir, seyrek halde yayılır,
tek-tek bölünür ve yozlaşır, toplulukta tozlaşır.
Tozlaşma, yozlaşmaya götürür.


29
Ağacın aldığı verdiği bilinir, adına meyve denilir.
Ne var ki asıl görevi unutulur.
Topraktan aldığı, havadan aldığı ile ağaçta toplaşır.

29
'Ağacın aldığını kul alamaz mı?' denilir.
Alamaz çünkü toprağa iletemez.
Ağaç hem ulaştıran hem iletendir.
Dünyada varolan her ses ağaçta mevcuttur.

şubat
Yaprak düzenin ağaç sezenin bilgisindedir.
YUNUS

25
"Yeniye başladığımız devirde,
kendimizi bulduğumuz hakikatin içindeyiz.
Düşten sıyrıldık, güçten ayrıldık.
Olanı VEREN'den, geleni sevenden saydık." dedi,
YUNUS her yaprakta ağacın nefesini buldu.
"Bin nefes bir kökten gelişir, bin nefes bir kökten oluşur. Öyle ise tek-tek yaprağa söz gerekmez!
'Sen sarardın düşersin, sen eğildin şaşarsın.' dersen, köküne küfretmiş olursun"


5 şubat
‘Ağaç nedir, ağaçta ne var?’ denilir.
Oymayı bildiğimiz kadar doymayı öğrenirsek,
ağacın verdiğine inanırız.
Her ağaç enerji yüklüdür.
Alıcı değil verici. Saydam.
Kaygunu silmek istersen ağacın altına otur.
Göreceksin sileceksin!
(Saydam olan nedir?)
Meşrebin ne halde ise yükünü öylece hafifletir.
Suyun verdiği yerde, ağacın yapısı gölgeyi aşar.

YUNUS

5 şubat
“Her ağaç diğer ağaca mesajını iletir.
Ağacın çokluğu onun için güzeldir.
(Ağaç altı tefekkürü, cümle kulları için geçerlidir değil mi?) Gözüm açık sözüm seçik.
Her biriniz ağaç altında oturup tefekkür ediniz. Göreceksiniz, sevginizi birbirinize ileteceksiniz.
Her ağaç iletişim noktasında birbirine bağlıdır ve yayıcıdır. Direkliden aldığınız gibi.
(Direkli nedir?Bir can ekler ‘Telefon telgraf direkleri gibi.’) EYVALLAH! (Gönülden konuşmak mı oluyor?)
Koyun kuzu yerden alır yerden verir, daldan dala iletir. Aydın olun, verileni açık bulun.
‘Ayağım götürmez’ demeyin, vakitten sakınmayın!” dedi.
“Yerden göğe ileteceğiniz yeri gösterdik.
Yol dilendiğince, kul sevildiğince bulsun.
Selam sizlerde kalsın,
her ağaç YEMEN’e selamlarınızı iletsin.” dedi,
ALİ selamet diledi, yürüdü.


5 şubat
Kavak uzayıp gider, çınar dolayıp gider.
‘Olsun olmasın deme, ağacın şeklini sorma!
‘Yosun olsa’ deyiver, sarmaşık ile dertleşiver.
Görmese de duyarlıdır, HAK ADI’na ayarlıdır!


26
Aşağı inemem yüceldi isem,
tadını bulamam olduğum yerde kaldı isem.
‘Bilmenin formülü nedir?’ denilir.
Ağacın altında otur düşün.
‘Ben neden geldim? Ne olacağım?
Dünyaya gelişten ne bulacağım?’
O zaman DOST kapını çalar, gönlüne AŞKI ile dolar.
Sen O’nun kapısını çal ki,
AŞK odunun kuru-kuru yanmasın,
bir alevden sonra sönmesin.


5 mart
'Her ağaç görevdedir' dedik, daha önce verdik.

9
Her ağaç iletendir.
YUNUS

19
Ağacın beklediği, geleni yokladığı bilinsin,
her seherde nakile cümleniz katılsın.
Söz ÖZ öylece buluşur.
Katılan her kulu ayrıya düşmediğini bilsin,
ALLAH’ımdan gelen her sözü kendine mal etsin.
ALİ

26
Her ağaç nakildedir, her konu fikirdedir.
ALİ

9-1
Ağaç cümleye gelse, cümle söz ile verse,
her yaprağı şahittir.
Yaprak ADINI bilir, her nefeste zikrini bildirir;
‘DOST KAPISI’ dediğimiz, her meyvede verdiğimiz,
yoluna ADINI verir.


21
Ağaç sözü sesi verildi, senden öyle soruldu.
Yoğun yediğin değil, aldığını bilirsin;
her ağacın kendine değil, sana verdiğini duyarsın.
Alıştığın ses, o sestir.
(Om sesi mi o ses?) Evet.
Daha önce dedik,
‘Her renk, günün olayına göre frekanstadır.
Sadece yeşil, tüm bitki aldığın sesi tekrarlar, değişmez.’
(s’ye: ‘Tebliğ bitince bu ‘om’ sesini açıklayın da anlayalım.’ t: ‘En iyisi onlar açıklasın.’) Çiçeğin değil, yaprağın sesidir. Nasıl ki senin kalbinden gelen ses vardır,
sana gelen de, tüm bitkinin can sesidir.

ALİ

5 nisan
“Her ağacın gölgesi ayrıdır, her yaprağın vergisi de ayrıdır. Onun için, olan kulun görgüsü de ayrıdır.
Selvi, uzaktan selamlar.
Yumak olsa gelse, gönülde bulduğunu bilse, KAYGUSUZ’dan sormazdı.
Elbet soracak, gönül deryasına dalacak.
Aldığına, gah gülecek gah ağlayacak.
Emeğini verdiği her yaprak, niyazına şahit olacak. Doğmayan her zerre, eğitimsizdir.
Dünya, her zerrenin eğitim merkezidir.
Yaprakta sayılıdır okuyana.
Toprağa ekersen, aldığını bilirsen;
‘Yerimi gördüm’ dersin, kendinde olana uyarsın.
Bilgiden maksat, daha önce verdiğimiz gerçektir.
Gerçeğin ÖZ’ünü bulduğun an,
her zerren ile uyduğun andır.
‘Ağaç altında tefekkür ediniz!’ dedik.
Niyazımız, yapraklara tabedilir.
Sela vakti niyaz ediniz dediğimiz o idi.
Hepimiz ayakta olur, yaprakları alırız;
yani, niyazlarınızı toplarız.
ALLAH’ımın İZNİ ile, dilenen işareti veririz.
Güzellik, yaprakta toprakta değil, sendedir.
Toprak doğuran, yaprak doğan,
ağaç besleyen ve beslenen.
Yani mana ile maddeyi birleyen.
Yapraklardan aldığını düşün.
Yapraklara verdiğini gözle.
Seversen GÜL açar, sevmezsen kul kaçar.” dedi, KAYGUSUZ selamladı yürüdü.
“Eskiye değil yeniye dönelim, toprağa değil ağaca yanalım. ‘Birbirinde ayrı değil.’ diyelim, dönelim-dönelim.” dedi, HACI BAYRAM

7
Günlerden her günümüz, Güneş’te kalsın,
her ağaç, dalını sizlere uzatsın.
Katılan her kulu; ağacın BİR’den olduğunu,
her ağacın BİR’liğe hizmette kaldığını bilsin.


21-1
“Gam, yolumuz değil.
Dert ağacı olaydı, yaprağı kara olurdu.
Her ağacın yaprağı yeşil olduğuna göre;
her olay güzele gidecektir,
her kulu gönlünü HAK ADI’na güdecektir.” dedi,
RABİA


16
“Sulara bastım buz gibi, gülleri gezdim söz gibi,
her ağacın gövdesinde yerler var göz gibi.
‘Ağaç beni görür mü?’ dedim, KAYGUSUZ’a sordum:
‘Elbet görür, derdin varsa alır.’ dedi,
ağacı bana DOST kıldı.
Dalları uzayacak, toprağı kazıyacak;
meyvesi olsa olmasa, bilene hizmet verecek.” dedi,
PİR SULTAN


9
Devrilen hiç bir ağaç, yapısından değildir.
Gayrete düşse düşmese kayguda kalmaz,
çünkü olayı kendinden bilmez;
‘ALLAH’ımdan’ der kaydına öyle güler,
çünkü gerçek kayıtlara sahiptir.
Ağaç, alıcı vericidir.
Gökler nerden alır nereye verir?
KARAR elbet YÜCE’dedir; kayıt, ağaçtadır.
MERKEZ


30
Ağacı, besleyen süsleyen diyebilirsin.
Oysa ağaç, telefondur telsizdir.
(Tefekkür?) EYVALLAH.
Ağacın gerçeği odur.
RESULÜ, her nefeste ağacın vergisine uymuş,
vereceğini ondan sormuştur.


30
"Atımı yedeğe aldım, 'Gideyim' dedim, ormana daldım. Her ağacın türküsü kulağıma geldi,
gelmiş geçmiş cümle alemin sesi ağaçta kaldı.
Binbir telle bağlanmış, demet demet birbirine eklenmiş, gün gelir verir diye saklanmış.
Madem ki her varolan yok olmaz, ses te açıkta kalmaz." dedi, HACI BAYRAM her ağacın kaydına selam verdi.
"Öğüt alan söğütte, kahır bulan çınarda,
şarkı diyen çamda buluşur.
(Bu ağaçlarda buluşulduğu- tefekkür  edildiği- zaman, açıkladığınız neticeler mi elde ediliyor?) EYVALLAH!" dedi, HACI BAYRAM


12
“Ağacın yakıldığı, hıyanettir; söküldüğü, emanet.” dedi, KAYGUSUZ sözü aldı:
“Her bir fidan bir kuluna hizmette,
binbir fidan cümlesine hizmette.
Bir yaprağı zorlamaya kıyamazsan,
verdiği güzele doyamazsan; kuluna hikmettedir.
 Al alalım, gel bulalım, güzelliğe talib olup hıyaneti silelim. Sevgi dolu her fidanın dalları, sevgi verir bize güzel halleri, ayna olsun birbirine kulları.
Güzel alsın, güzel bilsin, güzeli birbirine versin.” dedi, KAYGUSUZ selamladı.


24
“Bir ağacın dalında her yaprağın sözü vardır,
her yaprağın içinde ağacın özü vardır.” dedi,
PİR SULTAN ABDAL

25
Çam, ağacın güzelidir; hal ile verir,
nefesime nefesini katar, benden güzel olmayanı atar.


25
“ ‘Çamda nefes vardır.’ dedik, daha önce söyledik. Kucağıma aldıysam kayayı, gücüm yeterlidir;
görüldüğü yerde her fidan, suyunu verirsen tutarlıdır.” dedi, HACI BEKTAŞ


21
“Ağaçlardan söz aldım, dediler ki; ‘Dalımızı kırma’
Sulardan aldım, dediler ki; ‘Çöpleri yığma’
İplerden söz aldım, dediler ki;
‘Meyvesi olan ağaçtan, gövdesi taze olan ağaca germe’ ‘RABB’im!’ dedim,
‘SEN, düzeni güzelden güzele kurdun.
Ben dalımı kırarsam, yoluma taşları yığarsam;
hatayı kimde arayım, gerçeği kime sorayım,
bildiğime kimi şahit tutayım?’
‘Ver ALLAH’ım ver’ dediysem, sergisine gönül koymalıyım.” dedi, BEHLÜL’üm selamladı.


14 şubat
‘YA ALLAH!’ dediğimiz gün, muradımız satır-satır okunur, yapraklardan her dalına iletilir.” dedi MERYEM

6 mart
Her ağacın yaprağı ayrı ayrıdır, ne var ki hizmeti aynı.
PİR SULTAN ABDAL