![]() Her kul, görgüsünce yaşar. ![]() Hatayı bilmeden işlemek, affa anında uğrar. Hatayı bilerek üstüne gitmek, kulun görgüsünedir. ![]() görgüden uzak kalan, güzele yüz çevirendir. ![]() Vazife yalnız burada değil, orada da vardır. Her kul, dünyadaki yapısından değil görgüsünden sorumludur. Kul vardır gül bahçesine girer, ‘Dikeni’ der şikâyet eder; kul vardır dağda gezer, bir ota iltifat eder. Görgü, budur. ![]() Güzeli çizgide değil, özgüde ara. Kendine ait olan nedir, ÖZ’ün değil mi? Güzellik yerde-gökte, yaratılmış her şeyde. ÖZ’ün vergisi, kulun görgüsüne eşittir. Kul vardır söz ile, kul vardır çizgi ile güzeli temsile çalışır. ![]() Gözünün görmediği yer, duvarın ötesidir. ‘Duvara tırmanıp göreyim’ dersen, komşu kapısına kulak verirsen; görgünün ötesine geçersin, o anda kötüyü seçersin. ![]() Görgü, sergide değil vergide olsun. ![]() Tavan niye örtülür? Dört duvarı dengelesin diye. Görgü niye sevilir, kula yardımcı olur diye. Atın verimi, alışından değildir, görgüsündendir. ![]() Görgü; görüp de sevende, VEREN’i bilende olur. Bilenlerdeniz şükür. ![]() Her erkeğin eşi, elindeki altınıdır. Ona verdiğin değer, koyduğun çerçeve ile ölçülür. Yalnız çerçeve altının değerini düşürmez, senin görgü değerini gösterir. ![]() Görgüden uzak kalan, yaratılana hata arayandır. Aslında hata, hatayı arayandadır. OMAR ![]() Görgüyü, her kulun alışıdır bilelim. Alışın önemi, niyetin güzelliğine denktir. Güzel niyet, dünyada ahenktir. ![]() yollarda durduk; sayha-sayha gül verdik, gülleri yollara serdik. Sayha, perde demektir; perde, görgü demektir; görgü, sevgi demektir. ![]() Olumun silinemeyeceği, yazılandan başkasının görülemeyeceği aşikardır. ‘Olmuyor’ denen olacak, kul gözüne çöp batacak, gözü yaşlanıp akacak, öylece görgüsü düzelecek. ![]() Görgü; kulun soyundan değil, suyundandır. Sevgi; kulun yanında değil, huyundadır. ![]() Güzellik, görgüyü pamuk misali kabartmamaktır. ![]() Güzellik diyenin görgüsünü, güzellikte bulduk ![]() Ayyaş olanın görgüsü, bağdaki üzümün ezgisidir. Sevmişsen üzümü, bilirsin yazını; bekleme tozunu, arama yozunu. Yeniyi 'Yoz.' diyene de ki: Eskiyi tez bilsen, görgüyü oraya versen; yeni seni siler. 'Eski, bilgim; yeni, görgüm.' de. Ne eskiyi sil, ne yeniyi böl. Bağla, bul. ![]() Görgü, eğitildik te verilir, kulunun yolu öyle sarılır. YUNUS ![]() Huyumuz suyumuz gönlümüze denk, cümle ile kuruldu ahenk. Sevmeyi denedik, denedik öğrendik; görgüyü öğrendiğimizde bulduk. ![]() Görgüyü gelenekten bekleme, cemiyetin yargısına uy. Gelenek, her çevrenin kendi ölçülerinde kayıt bulur. Soyut gelenek, somut kuralı çiğneyemez. ![]() Görgü, sergide yol alır. ![]() 'Görgü kimde?' derseniz: dolanda, bilende, sevendedir. ![]() "Görgüde; demir misali güçlü, su misali akıcı, güneş misali yakıcı, ne var ki pamuk gibi yumuşak olsunlar!" Dedi, YAZANI bildirdi! RESULÜ ![]() Yaprağı olduran, peteği dolduran, kuşa yuvayı bulduran YARATAN’ın VERGİSİ, bilenin görgüsü değil midir? ![]() Görgüyü bilgi ile beslersin; durunca, düşüncende süslersin. ![]() Bilgi, görgü birbiri ile gelişir. (Görgüden murad nedir DEDE’ciğim?) Hal ile veren. ![]() "Söz sözü üretir, bilene bilmeyeni eletir, görgü saçın taratır..." dedi, YUNUS'um ![]() Bilginin de, görgünün de temelinde sevgi vardır. YUNUS ![]() 'Ne göreceğim?' değil, 'Ne bileceğim?' diyelim. Görgü şekildir, bilgi ÖZ. ![]() Alacağımız, bilgi ise EYVALLAH; amma görgü, her kulun kendindedir. Bilgi, ayrıya düşmez; görgü, kişiden başkaya taşmaz ALİ ![]() Her ağacın gölgesi ayrıdır, her yaprağın vergisi de ayrıdır. Onun için, olan kulun görgüsü de ayrıdır. KAYGUSUZ ![]() Her halimize sevindik, RESULÜ’nün hali ile giyindik, olumsuzdan soyunduk; bilgimizden, görgümüzden, sevgimizden beslendik. ![]() Gayrette görgünün yeri vardır ![]() "Neyleyim vermediğim bilgiyi, neyleyim paylaşmadığım görgüyü, neyleyim ALLAH’ım ile kulunun arasındaki yargıyı?" dedi, YUNUS’um ![]() "Ay yıldız SAHİB’inin vergisindendir, kulunun görgüsü sevgisindendir." dedi, HACI BAYRAM ![]() Gün günden beslenir, kul görgüsü ile süslenir. ![]() Gez yürü, görgün açılır, bilinmedik köprüden geçilir. YUNUS ![]() "Görgünü eğitirsen, gönlünü büyütürsün." dedi, PİR SULTAN ABDAL ![]() Altını bilgine, gümüşü görgüne koyarsan; yerli yerini bulmuş olur, gönüllere huzur dolmuş olur. KAYGUSUZ ![]() Kaygunun bittiği yerde görgü başlar KAYGUSUZ ![]() "Her yaratılmış, kendi görevini icra edip giderler. SEN’siz bilgi, sonsuz görgü, asla isim alamaz; çünkü, söyleyenden gayrı tezgah bulamaz. Bilgi, SEN’in verdiğindir; görgü, bilgimize çizdiğindir." dedi, HACI BAYRAM, VEYSEL’im ile söyleşti ![]() “Gölgenin verdiğini, kulun gördüğünü, elinle tutamazsın; ne var ki, kendi görgünü kimseye katamazsın.” dedi, BEHLÜL’üm ![]() Dünyayı genişleten; görgü değil, bilgidir! Kainatı genişleten; bilgi değil, sevgidir! KAYGUSUZ ![]() SARI ANA gördüğü her sevgiliye sordu: “ ‘Emeğinde sevginin payı mı var, görgünde sevenin huyu mu var?’...” ![]() Görgüyü, bilgin ile bütünle; ‘Yeterli!’ demeden, kendi gerçeğini tanımla. OMAR |