Görgü
23
Her kul, görgüsünce yaşar.

25
Hatayı bilmeden işlemek, affa anında uğrar.
Hatayı bilerek üstüne gitmek, kulun görgüsünedir.

5
görgüden uzak kalan, güzele yüz çevirendir.

8
Vazife yalnız burada değil, orada da vardır.
Her kul, dünyadaki yapısından değil
görgüsünden sorumludur.
Kul vardır gül bahçesine girer,
‘Dikeni’ der şikâyet eder;
kul vardır dağda gezer,
bir ota iltifat eder.
Görgü, budur.

12
Güzeli çizgide değil, özgüde ara.
Kendine ait olan nedir, ÖZ’ün değil mi?
Güzellik yerde-gökte, yaratılmış her şeyde.
ÖZ’ün vergisi, kulun görgüsüne eşittir.
Kul vardır söz ile, kul vardır çizgi ile güzeli temsile çalışır.

4
Gözünün görmediği yer, duvarın ötesidir.
‘Duvara tırmanıp göreyim’ dersen,
komşu kapısına kulak verirsen;
görgünün ötesine geçersin,
o anda kötüyü seçersin.

6
Görgü, sergide değil vergide olsun.

26-1
Tavan niye örtülür?
Dört duvarı dengelesin diye.
Görgü niye sevilir, kula yardımcı olur diye.

Atın verimi, alışından değildir, görgüsündendir.

27
Görgü; görüp de sevende, VEREN’i bilende olur. Bilenlerdeniz şükür.

3 ocak
Her erkeğin eşi, elindeki altınıdır.
Ona verdiğin değer, koyduğun çerçeve ile ölçülür.
Yalnız çerçeve altının değerini düşürmez,
senin görgü değerini gösterir.

12
Görgüden uzak kalan, yaratılana hata arayandır.
Aslında hata, hatayı arayandadır.
OMAR

5
Görgüyü, her kulun alışıdır bilelim.
Alışın önemi, niyetin güzelliğine denktir.
Güzel niyet, dünyada ahenktir.

1 aralık
yollarda durduk;
sayha-sayha gül verdik, gülleri yollara serdik.
Sayha, perde demektir; perde, görgü demektir;
görgü, sevgi demektir.

1-2
Olumun silinemeyeceği,
yazılandan başkasının görülemeyeceği aşikardır.
‘Olmuyor’ denen olacak, kul gözüne çöp batacak,
gözü yaşlanıp akacak, öylece görgüsü düzelecek.

27
Görgü; kulun soyundan değil, suyundandır.
Sevgi; kulun yanında değil, huyundadır.

20
Güzellik, görgüyü pamuk misali kabartmamaktır.

10
Güzellik diyenin görgüsünü, güzellikte bulduk

26
Ayyaş olanın görgüsü, bağdaki üzümün ezgisidir. Sevmişsen üzümü, bilirsin yazını;
bekleme tozunu, arama yozunu.
Yeniyi 'Yoz.' diyene de ki:
Eskiyi tez bilsen, görgüyü oraya versen;
yeni seni siler.
'Eski, bilgim; yeni, görgüm.' de.
Ne eskiyi sil, ne yeniyi böl.
Bağla, bul.

23
Görgü, eğitildik te verilir,
kulunun yolu öyle sarılır.
YUNUS

18 eylül
Huyumuz suyumuz gönlümüze denk,
cümle ile kuruldu ahenk.
Sevmeyi denedik, denedik öğrendik;
görgüyü öğrendiğimizde bulduk.

11
Görgüyü gelenekten bekleme, cemiyetin yargısına uy. Gelenek, her çevrenin kendi ölçülerinde kayıt bulur.
Soyut gelenek, somut kuralı çiğneyemez.

25-1
Görgü, sergide yol alır.

25-2
'Görgü kimde?' derseniz:
dolanda, bilende, sevendedir.

12
"Görgüde; demir misali güçlü,
su misali akıcı, güneş misali yakıcı,
ne var ki pamuk gibi yumuşak olsunlar!"
Dedi, YAZANI bildirdi!
RESULÜ

7
Yaprağı olduran,
peteği dolduran,
kuşa yuvayı bulduran
YARATAN’ın VERGİSİ,
bilenin görgüsü değil midir?

6 nisan
Görgüyü bilgi ile beslersin;
durunca, düşüncende süslersin.

13
Bilgi, görgü birbiri ile gelişir.
(Görgüden murad nedir DEDE’ciğim?)
Hal ile veren.

15-1
"Söz sözü üretir, bilene bilmeyeni eletir,
görgü saçın taratır..."
dedi, YUNUS'um

22
Bilginin de, görgünün de temelinde sevgi vardır.
YUNUS

19-1
'Ne göreceğim?' değil, 'Ne bileceğim?' diyelim.
Görgü şekildir, bilgi ÖZ.

7
Alacağımız, bilgi ise EYVALLAH;
amma görgü, her kulun kendindedir.
Bilgi, ayrıya düşmez;
görgü, kişiden başkaya taşmaz
ALİ

5 nisan
Her ağacın gölgesi ayrıdır,
her yaprağın vergisi de ayrıdır.
Onun için, olan kulun görgüsü de ayrıdır.
KAYGUSUZ

28
Her halimize sevindik,
RESULÜ’nün hali ile giyindik,
olumsuzdan soyunduk;
bilgimizden, görgümüzden,
sevgimizden beslendik.

29
Gayrette görgünün yeri vardır

14
"Neyleyim vermediğim bilgiyi,
neyleyim paylaşmadığım görgüyü,
neyleyim ALLAH’ım ile kulunun arasındaki yargıyı?"
dedi, YUNUS’um

13
"Ay yıldız SAHİB’inin vergisindendir,
kulunun görgüsü sevgisindendir."
dedi, HACI BAYRAM

3
Gün günden beslenir, kul görgüsü ile süslenir.

17
Gez yürü, görgün açılır,
bilinmedik köprüden geçilir.
YUNUS

18
"Görgünü eğitirsen, gönlünü büyütürsün."
dedi, PİR SULTAN ABDAL

19
Altını bilgine, gümüşü görgüne koyarsan;
yerli yerini bulmuş olur, gönüllere huzur dolmuş olur.
KAYGUSUZ

7
Kaygunun bittiği yerde görgü başlar
KAYGUSUZ

26
"Her yaratılmış, kendi görevini icra edip giderler.
SEN’siz bilgi, sonsuz görgü, asla isim alamaz;
çünkü, söyleyenden gayrı tezgah bulamaz.
Bilgi, SEN’in verdiğindir; görgü, bilgimize çizdiğindir."
dedi, HACI BAYRAM, VEYSEL’im ile söyleşti

14
“Gölgenin verdiğini, kulun gördüğünü, elinle tutamazsın; ne var ki, kendi görgünü kimseye katamazsın.”
dedi, BEHLÜL’üm

20
Dünyayı genişleten; görgü değil, bilgidir!
Kainatı genişleten; bilgi değil, sevgidir!
KAYGUSUZ

8
SARI ANA gördüğü her sevgiliye sordu:
“ ‘Emeğinde sevginin payı mı var,
görgünde sevenin huyu mu var?’...”

4 haziran
Görgüyü, bilgin ile bütünle;
‘Yeterli!’ demeden,
kendi gerçeğini tanımla.
OMAR