Meydan
mart
Meydan kulun, yol kulun.
Meydanı geçersin.
Geçmek kolay mı?
Meydanda taş da var, toprak da, çalı da.
Geçinceye kadar düşünürsün,
geçince unutursun.

8-1
MEYDAN dolu kul ile,
kulun eli yol ile, yolundaki PİR ile.
‘Yürümek kolay mı?’ dersen,
ALLAH’ıma sığın da gör;
el-elinden, ULU dilinden duy da gör.

MEYDAN kul bekler, kullar yol bekler.
Durmaya değil, yürümeye geldik;
el verip yürütmeye geldik.

11
MEYDAN’ın girişi yoldur

18-2
Yol münasip olması için,
verilen ele layık olmak gerek.
Verilen eli değiştirmek, kendi yolunu sapıtır,
MEYDAN’a gelen kulu geri çevirir.

8
MEYDAN’a ER olan gelir.
Çıksın MEYDAN’a, ER’ini beklesin.
MEYDAN yobazı almaz, ona kafa-kol vermez.
Çıksa cesaret bulsa, eli ayağı tutmaz.
MEYDAN bizde, merdane gönül bizde.
Çağırdık, gelsin, yüreğine taş koysun.
Yürekteki taş, kuluna ne eder bilir misin?
Muzdarip eder.
Ne yürekteler bilir misin?
Bekle gör.
MEYDAN’a ER gerek, ER’de yürek gerek.
Yürek olmayana, ER denmez,
ER olmayan MEYDAN’a gelmez.

ER MEYDAN’da,
namert MEYDAN’ın dışında.

14
Az-çok zarardır.
MEYDAN’ın gidişine;
az yürürsen varamazsın,
çok yürürsen bulamazsın.

23
İzin, MEYDAN’a kadar;
ondan öte, sırdır.

25
MEYDAN kulun,
kul yolun, yol ALLAH’ımın.
NUMAN

29
MEYDAN bizim, yol bizim,
yoldan gelene izin, sözüm sizin.
MEYDAN’da kurduk postu, etrafa aldık dostu.
Mümin kulun MEYDAN’ı,
danışan kulun MEYDAN’ı.
Dert etmeyin.
MEYDAN’a girenin,
dışarıdan gelenden korkusu olmasın.

MEYDAN, YUVA’ya açık.

MEYDAN’ı bulmuş kula,
dışarda kalmış kul gücü yetmez kötüye.
Çünkü MEYDAN, ULU kullarla doludur.

17
MEYDAN’ın verdiği,
kulun güne kadar gördüğüdür.
Merdivenin verdiği,
kulun vardığıdır, varışa müjdecidir.
‘Gelme geriye.’ demem,
çünkü gidişin dönüşü olmaz.
Yumak, geriye sarılmaz ki.

8
Tekamül, adım-adım bulunabilen neticedir.
Yola çıkmışsın, yürü.
MEYDAN’a vardık, hudayi kulları gördük.

MEYDAN’ı bildirdim.
‘Hep bir olduğumuz yerdir.’ dedim.
Sizler-bizler, şu anda hep dilenenler,
anılanlar aranızdadır.

16-1
MEYDAN,
cümle mümin kulların bulunduğu yerdir.
Biz ordan geçtik.

25
MEYDAN kulun durağı,
kader kulun hamağı.

16
Mümin, yumak yolun düzünü arar,
düz yolda yumağını tarar.
MEYDAN kulun, kul yolun

5
MEYDAN’ın kulları,
HAK YOLU’n olur dölleri.

12
MEYDAN darlığı,
gönül darlığını verir.

17
Meyhane, MEYDAN’ı aratır.
MEYDAN kulları sarar, mümin kulları toplar.

29-1
Gözünü MEYDAN yerine açmak,
her kulun gücü değildir.
Gözünü MEYDAN yerinde açmak,
ALLAH’ın LÜTFU’dur.

26
Meydanı aşanla, merdiven başına gelen;
yolunu yürüyendir.
Merdiven başına geldik, meydana nazar ettik;
ne yolda taş kalmış, ne kula baş eğmiş.
‘ALLAH’ım!’ dedik,
geldik merdiveni bulduk.

22
MEYDAN senin ise, sen O’nunsun.
MEYDAN O’nun ise, sen O’ndasın.
MEYDAN’a gelişi bilmek ve bilmemektir.
Kul meydana geldiğini biliyor ise ‘O’nunum’ der.
Bilmiyor ise O’ndandır.
VEREN’in ALDIĞI nedir?
VEREN’in ALDIĞI, sana VERDİĞİ’dir.
VERDİĞİ nedir?
Senin RUH’un.
O RUH’u verdiği gibi teslim et ki,
yerine varsın.
‘O’nunum’ diyebilmek için,
O’ndan GELEN’i harcama.

3
Ayyaş değiliz, amma sarhoşuz.
Ayyaş pespaye olan, sarhoş gönlünü veren.
Meyhanede mey değil, MEYDAN ararız;
MEYDAN’da sarhoş deneriz,
MEYDAN’ı onun için ararız.

19
HAZRETİ MUSA der ki:
“MEYDAN’ın olduğu yer,
kainatın ötesine vardığı yerdir.
Kainatın ötesinde NURU’nu buldurduğu yerdir.
Dünya taç olsa başıma konsa, dilemem.”

29
OSMAN der ki:
“Meydan aldığınca değil,
dolduğunca değil; geldiğincedir.
Kim gelirse gelsin; ne dolar, ne taşar.
Neden? Kul yapısı değil de ondan.”

11
MEYDAN’dan ne bekleriz?
Söze verdim, ÖZ’e girdim.
MEYDAN nedir?
Meyvenin özü, böceğin gözü, kainatın tozu;
hep orada kaynatılır, hep orada kaynaşılır.
MEYDAN’a gelişte;
talepten sıyrılırsın, bedenden ayrılırsın,
‘Vereyim verebildiğimce,
sunayım serebildiğimce’ dersin.
Sunduğun-verdiğin nedir?
O’ndan aldığındır.
MEYDAN budur.
‘Kainatın tozu?’ dendi soruldu.
Kainatın tozunda, çiçeğin özü vardır.
Tozun gözü örteni değil.

18
Deste dendikte, bağlantı kurulur birde bulunur.
‘Geniş olsun, MEYDAN alsın.’ derseniz,
MEYDAN kainatın beşiğidir,
HAK KAPISI’nın eşiğidir.

22
MEYDAN, her yola çıkanın,
‘ALLAH’ım SANA’ diyenindir.

19
MEYDAN yollara açıktır.
Her dileyen, yola çıkan oraya varır.
EYVALLAH dedik, cümleyi MEYDAN’da bulduk.

2
Meydan yumuşak yolda olanındır.
Desteği kulda bilen,
yıkık duvara dayanan sarhoşa benzer.
Meydan sayıya değil, saygıya yer verenlerindir.
'Saygıya yer veren kim?' denir.
Değer yargısı; kulun düzene uymasında,
uymayacağı olaydan uzak tutmasına yer verenindir.

2
MEYDAN bizdedir, bizim ile sizdedir

şubat
Sevgi tektir!
Demde oluşan sevgi, O'nun ile bağlaşılandır.
‘Geçitte aldığımız, MEYDAN’a götürür.’ dedik,
daha önce verdik.
(MEYDAN, bu alemde mi öbür alemde mi?)
MEYDAN, kulun değil RUH’un MEYDANI’dır.

15
meydan yerini;
gelene, gülene, bilene, uyana açar.
Meydana gelen her varlık için,
her an KADİR'dir.
Zamanın birimleri, bedende ölçülür.
Zamansızlık içinde olanın günü gecesi birdir.
ALİ

28-2
Meydan yönetimde olanların emanetindedir.
ALİ

Meydan'da aldığınız görev, danışmaya açık.
ALİ

12
MEYDAN dileyen her kulundur.
Sen ben demeden, iyi kötü seçmeden,
güzel çirkin kaçmadan
‘MEYDAN cümlemizin!’ diyeceksiniz,
her kulu ile RAHMETİ’ni tadacaksınız.

19
Adım YUNUS.
Akan su gibi dolaştım,
diledim deryaya ulaştım,
Ay’dan alana bulaştım.
Dedim ki, ‘Güneş’te meydan sardım,
her ağaca yolu sordum,
‘Kayıp.’ diyene gölgede kilim serdim.’
‘Meydan sarmak nedir?’ denilir:
Meydana geldin mi her kulunu sararsın,
ağacı ile toprağı ile böceği ile seversin.
Saran gönüldür,
MEYDAN her var olanı içine alandır.
MEYDAN’ı sarmak gönül iledir.

1 aralık
"...Dayandığımız yerde,
dilediğimiz güçte ağacı bulduk,
topluca gölgesine geldik.
MEYDAN; O AĞAÇ’tır,
O AĞAÇ’ın gölgesidir RESULÜ."
dedi, RABİA ile MERYEM

6
MEYDAN cümlenindir, geliniz el ele.
MEYDAN her dileyenindir,
olunuz gönül gönüle.
Ne denirse densin, talib olun aynı dile.
Sohbet soframızda söyleşir,
sohbet dışında kaynaşırsanız;
yolumuz sözde kalır. 

19
MEYDAN oluşur, cümleniz orada buluşur.
İşte O MEYDAN; gerçeği açıklar,
her kayguları siler, olayları GÜZEL ile böler,
halk ile BİR’liğe götürür,
güzel gelmeyen kanıları bitirir.”
dedi, SARI ANA her birinize
ANALIK olduğunu söyledi, selamladı.

15
"...MEYDAN, yolcunu değil,
kainatın SAHİBİ’nindir.
MEYDAN’a söz geldi ise söyleyenden,
söyleyen sorumludur."
dedi, BEHLÜL’üm

2 mayıs
“MEYDAN, çalışan ile;
makam, alışan ile;
mekan, uyuşan ile bellenir.”
dedi, MERKEZ’im

4
‘YA ALLAH’ dedik, MEYDAN’a geldik.
MEYDAN;
cümlenizi, cümlemiz ile BİR’leyen konuttur.
Daha önce YUVA’mız dedik,
her öğünde YUVA’mızda buluştuk.
‘YUVA’mız mekan olduğu halde,
-GÖNÜLLERİN MAKAMI’ denildi,
oyalar orada işlendi,
dilenen her konu orada düşlendi.
Gemiye geldiğimiz gibi,
YUVA’yı bildiğimiz gerçektir,
değişen asla yoktur.
MEYDAN’a geldi isek,
her gelen ile aynı ölçüyü bulduk.
‘Nasıl?’ denilir.
‘Güneş’te yanayım diyen;
az-az oturur, gün-gün arttırır,
Güneş’te daha çok kalmaya alışır.
YUNUS

14 şubat
“ ‘ ‘Nehirler taşmasın, bendini aşmasın!’
dendiği günde;
yalnızlık, sana mesken olsun!’ dediler,
adına MEYDAN KARARI aldılar.”
dedi, NUH

27
“Kuşağımı sıkmadım,
odunu nefes ile yakmadım,
akan suya ‘Nerden gelir?’ diye bakmadım;
MEYDAN’da sevgiyi buldum, dışına çıkmadım.”
dedi, VEYSEL’im

6 mart
"...MEYDAN, uyanlar için geçit,
uymayana dardır!"
dedi, HACI BAYRAM

13
Meydan O’nu bilenlerin mekanıdır.
Kim ‘RABB’im!’ derse,
bildiği her güzeli birbirine paylarsa;
MEYDAN’a gelenlerin,
el ele olanların, gönülleri makamıdır.