![]() ‘Derdim...’ demesin, kendini kendinden ayırmasın. Çünkü içtiği anda, aramızdaki akım kesilir. ![]() Açtık sofrayı suyumuzu içtik, el açıp ALLAH’ıma şükrettik, çekildik kenara bekleştik. Saki sundu şarabı, MEYDAN aldı sarhoşu. Aldığına dahil olalım, DERYASI’na sahil olalım, dalgalarla boğuşalım. ![]() Geldim görmeye, bağımdan şarap vermeye. Vermek güzel, almak güzel. Ne var ki, hazım, mesele. Her kula göre uymaz. İçen her kul, sarhoşluk bilmez. Sarhoş olur yanar, ALLAH’ını anar; sarhoş olur yanar, etrafını yakar. Öylesine ‘Ayyaş.’ denir. Her ‘ALLAH’ım!’ diyen sarhoş değildir. Bizim bağımız AŞK bağıdır. Bağımızda iman, şarabıdır. Sarhoş dedim, ALLAH AŞKI’na sarhoş olanı söyledim. Kul vardır, ‘ALLAH!’ der ağızdan, öyle kula ‘Ayyaş’ denir; kul vardır, ‘ALLAH!’ der gönülden, o kul sarhoştur. Ayyaş olan etrafı, sarhoş olan gönlünü yakar. Olana etrafında olan kullar inanır. İman bütün, hatası olmaz sanır, yanılır. Onun için, kimin gönülden, kimin ağızdan ALLAH dediği bilinmez. Kula, kulu ölçsün diye terazi verilmez. Yanılıp kapılmayın, kimseye ‘Kötü’ demeyin. YUNUS ![]() Şaraptan içelim, yolumuzdan seçelim. Dünya şarabı acı gelir, kulun bağını koparır. Sunduğumuz şarap, cennet bağının üzümlerindendir; içeni sarhoş eder, ALLAH’ına koşturur, koştukça coşturur. Ayılmak yok, ayılınca utanmak yok. Dünya şarabı içtikçe cesareti arttırır, ayılınca utandırır. ![]() Yıllanmış şarap mahzenden gelir, sarhoşluğu daha çok olur. ![]() Asmanın kütük olduğunu unutma. Zamanı gelende, güneşe erende; meyvesi olur, şarabı alınır. Bizim de vazifemiz öyle. Kütük üzüm verdi, daha koruktu erdi, çünkü güneşi gördü. Kul üzümü aldı, kazana koydu, ezdi büzdü, sıktı, şarabı güğüme akıttı, güğümü mahzene kakıttı. Beklesin dursun, kulunu sarhoş etsin; yazımız bir daha dünyayı aydınlatsın! ![]() Meyhane olsa, saki gelse, şarap verse; ‘Yerim yedi kat yüceye olsun’ derim, şarabı nefessiz içerim. Al kanım damarda, dumanım civarda oldukça; bana zorluk verir, al kanımı kirletir. ![]() Ayyaş değiliz sarhoşuz, serkeş değiliz bir hoşuz. ![]() cümlenize, ‘ALLAH’ım RAZI olsun’ deyim, ERENLER’in sofrasından size şarap sunayım. ![]() Asmayı aldım, üzümü yedim, şarabını içtim, her mevsimini yaşadım. Üzüm bünyeme, şarap gönlüme hükmetti. Sorarım size, hangisi faydalı? Bünyem sağlam olmazsa, gönülden söz almaz. Derdi olan saz çalmaz, ‘Oyna’ desen meydan bulmaz. ![]() Asmaya gümüş ne gerek, duaya çerçeve ne gerek? Asmanın verdiği nedir? Şarap. Erginine bak. Şarabı toprak testiden de içsen, gümüş bardaktan da içsen değişmez. ![]() Ayyaş, söz güzel. Gönül bozmayın, kulun yoluna taş koymayın. İçer, içer de kendinden geçmez, ayılır, güzellikleri görür. Midesi, gözünü örtmez. ![]() Asmanın verdiği koruk, erdiği şaraptır. Beklersen, şarabı içersin. Dumanın dağılır, olgunluğun görülür, gümüşün yolundan altın yola geçilir. ![]() Asmanın üzümünü yemenle, şarabını içmen bir midir? Üzüm kandırır, şarap yandırır; sarhoş oldurur, döndürür-döndürür. Pervane misali, erdiğin visale; hayale. ![]() Asma; kula ALLAH’ımın AŞKI’nı veren şarabın yetiştiği köktür. ![]() Meyhane, olmayı dileyenlerle dolar. Ne var ki; ‘Çok içeyim, çabuk olayım’ diyen yanılır. Şarap, yudum-yudum içilir. ![]() (Siz fani iken içtiniz mi?) Ben günümde içtim. Niyetimi açayım, danıştığımı seçeyim. Denir ki, ‘Yasaktan kaçının’ ALLAH’ım; kimseden kimsenin hakkı sorulmadıkça, kimse kimsenin nasibine el sürmedikçe, kimse kimsenin nafakasını almadıkça yasak neden. ‘Nafaka’ dedim. Yalnız yiyecekten değil. Huzurunu bozdun mu, kuluna söz ettin mi; kaçın. ![]() Bilgimizi göstermeye değil, gönüllere, gönül bağlarına su vermeye geliriz. Bağın asması olsun, üzüm versin; şarap olsun, sarhoş etsin. ![]() Yağmur yağdığı yere, şarap vardığı yere bereket verir. ![]() Meyveyi her yiyen, aynı tadı mı alır? Asmayı VEREN’le, şarabı alan ne düşünür? Asmayı VEREN, kulunun nasibini düşünür; şarabı alan, kendi nefsini. ![]() Aşından kesme, düşünden kalma. Asmanın verdiğine söz etme. Sana zararı olsa bile. Eğer sana zarar vermişse, o senin hatandır; o, kaderdir. Verdiğine dedim, üzüm olunca şarap erince içene dedim. Elbet aşırı içersen, zararını görürsün. ‘Yerinde kalsın’ dersen, kararını bulursun. ![]() Şarap içenin, hoş olanın sözü edilmez. Ne var ki, kulun günü gününe uymaz. Bu gün hoş gelen, yarın nahoş olur. Onun için içilmesi yasaklandı. Elbet sarhoş eden her madde. ![]() Meyhane, şarap isteyenin; saki, testi taşıyanın; sarhoş, bardak tutanın adıdır. ![]() ‘Sarhoş’ denilende, gönül ile mide arasına girendir. ![]() Şarabı, AŞK’ımızı kırbaçlasın diye içeriz; AŞK yok ise, versin diye değil. ![]() Mayayı bilenden, şarabı sevenden korkun olmasın. ![]() Şarabı içersin; sen mi içtin, şarap mı seni içti? Sen içti isen, suyun akışına uydu isen; güzel. Şarap seni içti ise, çukurunda boğdu ise; büyük kayıp! O zaman, ‘Dünya’ diye savaştığına yanarsın. ALİ ![]() Gel seninle içelim, kendimizden geçelim. Bir lokma aş için, sözümüze gölge düşürmeyelim. Gelsen de bir, gelmesen de bedenle; geldiğin görülür, gönül ile. İçsen de bir, içmesen de midenle; aldığın görülür, kalbinle. Geçtiğin kadar git, geriye dönüş yok. Aldığın kadar iç, ömre ölçü değil. ![]() Olmazsa bağda üzüm, olmaz orada gözüm. Üzümün suyu şarap olmalı, serhoş etmeli. ![]() Meyhane, MEYDAN’ı aratır. MEYDAN kulları sarar, mümin kulları toplar. ![]() Meyhane sarhoşluğa, mey içmeye. İçmeyi dileyen, O'nu bulmaya koşar. Meyhaneyi, sarhoş evi demeyin. Meyhaneyi dünya ile bir edin. Dünyayı zindan sanmayın, ‘Kula haramdır’ demeyin. Haram olan, haram edildiği an, men edilendir. Men edildiği an, zaten eline alamazsın. ‘Sarhoşum’ deme. Düşündüğün zaman, sarhoşluk sende değil, sarhoşluktasın. ALLAH’ıma emanet olasınız, sarhoşluğu bırakmayasınız. ![]() Asmayı budayana bağcı denir, şarabı sunana saki. Şarabı nerede ararsın? Meyhanede. Meyhane; MEYDAN arayan kulun hanı, yola çıkanın durağı. ![]() Sohbet güzel, söylendikçe; şarap güzel, içildikçe; sarhoşluk güzel, dünyadan geçildikçe; sevmek güzel, ‘ALLAH’ım’ deyip seçildikçe. ![]() HAYYAM der ki: “Şarap destiyi eskitmez, yıllarca da dursa.” Evet, şarap sıcak içilir, ne var ki sıcakta içilmez. Neden? Çünkü iki alev bir arada olmaz. ![]() Baki olandan sakiyi sor ki, içkiyi alanı tanıyasın. ![]() HAYYAM der ki: “Şarabı; dünyayı unutana, kainata bakana kadar içeyim, kendimden geçeyim.” ![]() ALLAH’ım üzümü verdi ise, meyvesi haram olmaz. Her verileni, kararınca alırsan; harama uzanmazsın. Sana ‘İç’ demedim. Eğer canın istedi, ‘ALLAH’ım yasak etti’ diye içmezsen; içmişe sayılırsın. Yasak, ALLAH’ımdan değildir, RESULÜ’ndendir. RESULÜ’nden gelen, günündendir. Güne bağlamak ta vazifemiz. Ne var ki, günün esasından çıkmak yersiz. O günkü şartlar, o gün için yazılır; bu günkü şart, ifrattan kaçılır. ‘Yolumuz açık’ derken yanılma, daha önce dedim. Aşırı olan her şey, haram edilmiştir, hatta aş bile. ![]() Sergide AŞK’ımız, meydanda meşkimiz, meyhanede şarabımız oldukça; gönüller çok buluşur, asmalar çok yeşerir. Kul şaşarsa, bağ diye ovaya yürürse; alacağı tahıldır. ‘Tahıl yersiz mi?’ dersen; ‘Biri dünyayı, biri ahireti besler’ derim. Dünya nasibi, nasıl olsa ALLAH’ımdandır. Ben AŞK’ımı ararım, O'nun için yanarım; bir lokma için değil, şarap için dönerim. ![]() Ayyaşa şeker verilmez, neden? Tatlı ile dolduğundan. ALLAH’ıma emanet olasınız. Ayyaş olmazsa, şarabı bilmez. Şarabı bilen, bağdan dönmez. Bağda olan, YAR’dan geçmez. Bağın ne olduğu bilinir. ![]() Asmadan bilmeyen, AŞKI’na düşmeyendir; AŞKI’na düşmeyen, sohbetten almayandır. Asmanın verimi, kuluna yumuşak yolu gösterir. Yumuşak yol alan kul, sevmesini öğrenir. Sevmesini öğrenene ALLAH’ım ŞARABI’ndan sundurur, AŞKI’na düşürür. Sevmeyi bilmeyen, ‘Aşığım’ derse inanma. ![]() ‘Meyden aldığım’ deme, gönlünü meye bağlama. Gönülde var ise, mey sana verir? Gönülde olmayanı, yere serer. Her mey alan sarhoş olur. Kimisi AŞK ile döner, kimi yere serilir. Ya içmeyi bilmeyendir, ya bünyede olmayandır. ![]() SELAMİ HAZRETLERİ der ki: "Asmayı budayanlardan, HAYYAM örneğini sarhoş olanlardan. Bize bağı değil, şarabı gereklidir. Bırakın bağı, budayanların olsun, size şarabı sunsun..." ![]() Konulandan öteyi buldun mu, meyde ALLAH’ımı gördün mü? ‘Yeter’ dediğin yerde kal, ‘Yeter’ demeyi bil. Öteyi konu etme, unutuncaya dek içme. ![]() HAYYAM der ki; “Ne içenin geçtiği, ne geçenin göçtüğü; kulun kaygusuna gelmesin. Gölgeyi seçmedi, gayretten şaşmadı, gönlünü bozmadı. Kayguya yer yok denilen, yersiz değil sunduğum.” ![]() ney nefessiz üflenmez, mey hevessiz alınmaz; her heves, AŞK’ından olmaz. ALLAH’ım, AŞKI’na düşürsün, meyhaneyi aratsın, meydanhanede toplasın, topladığı has kullarına cümleyi katsın. ![]() Meyden aldığımız, KUR’AN’ı bildiğimiz müddetçe; güzellik bize varmayı öğretir. ![]() Yolun yolcusuna ayna veren, ‘Yüzünü görsün’ diyen, dileyene gösterene. CAN’da CANAN’ı bulan, şarapta AŞK’ı içen, AŞK’ta dünyadan geçen, ‘Kahrını benle nasip kıl’ diyen, sevabını kahır çekmekte bulan. NUR adına dedim, kendisi ile geldim. ![]() Sorunun cevabıdır. Cevabım, meyhanedir. Aldığım şarap, olduğun erginlik. ![]() AŞK’ını ne sigara ne alkol siler, yeter ki gönlünü katıksız O’na ver. ![]() Ayyaş değiliz, amma sarhoşuz. Ayyaş pespaye olan, sarhoş gönlünü veren. Meyhanede mey değil, MEYDAN ararız; MEYDAN’da sarhoş deneriz, MEYDAN’ı onun için ararız. ![]() Meyhaneci sunsa, kulundan bulsa, deneni tutsa; kulun mu hatası, meyhanecinin mi? Kulun hatası. Kul yanasıya dönerse, meyhaneci ona yaklaşabilir mi? Yumuşak yol verdik, yanasıya dönmeyi öğrettik. ALLAH’ım; dönüşte, anışta, görüşte olsun. Yanan ateşe kül vermesin. ![]() Meyhaneye girdik, mey ısmarladık, sakiyi bekledik, sunsun dedik. Saki gelmez mi, meyi sunmaz mı? Sunmayacak ise, meyhaneyi ne açtı? Mey sunanın, sunması gelenin; sırasına uyması gereklidir. Sonra gelene, beklemek düşer. Asmadan üzüm aldık, seve-seve yedik. Balını gördük, daha tatlı dedik. Şarabını içtik, sarhoş olduk, kendimizden geçtik. CAN dostlarıma, CAN’dan gelen dostlarıma, ‘Selam’ dedik. ![]() Meyhaneye giren, şarap bekleyen; geç geldi ise, şarabı geç içer. Ne var ki, geçlikte sakiyi hatalı bulur. ![]() Cümleden ALLAH’ım RAZI olsun; arıdan balı, üzümden şarabı eksik etmesin. ![]() YUNUS’um geldi: “Hoşluk ile sarhoşluk arasında, ne fark vardır? Hoşluk, güzeli görmek; sarhoşluk, içmek. ‘Neyi içsem?’ dersen, güzeli. Gücümüz, gün ile gece ile değil; göçümüz, mey ile ‘Vay’ ile değil. Hoş olduk, dünyayı sevdik; sarhoş oldukta, dünyayı sildik. Hoşluk ile sarhoşluk budur. İçmek, dünya sevgisini; hoşluk, sarhoşluğun basamağıdır. ![]() Kaseye bal mı koysam, şarap mı? Balın şerbeti hoştur, şarabı içen sarhoştur. Önce balı içelim, sevelim; şarabı içelim, sarhoş olalım. YUNUS ![]() Kaşığın elde ise, gönlün YAR’da ise; ‘Kaşığa ne gelecek?’ deme. Gelene ‘EYVALLAH!’ dendiğinde; arının balını, üzümün şarabını kaşığında bulursun. ![]() “Asmaya torba hazırla. Salkımları yerleştirelim, üzümleri böceklerden koruyalım. Varsın bir bardak olsun, bize kendimizi buldursun.” dedi, LOKMAN ![]() Meyhaneciyi sordum, ‘Bağda’ dediler. YÜCE’nin VERGİSİ’ni dermeye, dünya halini dürmeye gitmiş. Üzümleri OLDURAN’a, kendi emeğini katmış. Aldığını, YARATAN’ın YARATTIĞI’na satmış. Satmayı yeterli bulmamış, dileyene sunmuş. ‘Sen de benim gibi sarhoş ol’ demiş. Serde hoşluk var ise, gönülde boşluk vardır. Boşluğu AŞK ile dolduralım, CAN’ı CANAN ile buluşturalım, gönülleri kavuşturalım. ![]() Meyhanede mey almayan, sarhoş olmaz. Sarhoş olmayan, meyin tadını bilmez. Meyden içelim, sarhoş olalım. Oluştan maksat, gönülleri dolduralım. Sende olan, bende olan, onda olan AŞK değil mi? Gönülleri dolduran AŞK değil mi? ![]() Kaseye meyi koysan, meyde sarhoşu bulsan, ben sana aradığını sorsam; ne dersin? Her aradığında O’nu bulursun. Öyle ise neye baksan, neyi görsen; sadece O’dur. O’nu olduran AŞK’ındır, O’nu bulduran meşkindir. Meşk buldurur, AŞK oldurur, mey doldurur. ![]() Meyhaneye girene, ‘AŞK şarabı içeyim’ diyene uyarsan; onun duyduğunu duyabilir misin? Elbet duyamazsın. Çünkü meyhaneye giren, meyden alanın gönlüne girene, yoldaş olamazsın. Arkadaşlığın sadece eldeki bardaktır. ![]() Çölde serap dilenir, meyhanede şarap istenir. Sabır ile; çölü de aşarsın, şarabı da içersin. ![]() Meyhane meyveyi almaz, gireni ayık salmaz. Meyhaneye, meyvenin özü girer. Gireyim dersin, adımını sakınırsın. Meyhane dediğin; sarhoş edendir, senin girdiğin meyhane değil. Oraya girdikte; ne zaman kalır, ne aklın. Senin aradığın, seni silecek meyhanedir. ![]() Şüphemiz yok. BAKİ OLAN vermezse, sakiyi tanır mısın? Saki vermezse, sarhoşu bilir misin? Sarhoşu bilmezsen, kendini bulur musun? ‘BAKİ olandan, sakiyi sor’ demek; ‘Yolunu O’ndan dile, O’nun verdiğine uy, sarhoş ile sen de sarhoş ol’ demektir. ![]() Meyde her kul aynı tadı bulmaz. Kimi sarhoş olayım, kimi kendimi unutayım, kimi de ‘YAR’i bulayım’ diye alır. ‘Sarhoş olayım’ diyen, yolunu arayandır; ‘Kendimi unutayım’ diyen, dünyayı silmeye çalışandır; ‘YAR’i bulayım?’ diyen, her ikisinden de öteye geçendir. Ne var ki, ulaşan değil. Çünkü ulaşan, YAR’in gönlünde olduğunu bilendir. ![]() Meyhaneye girsem, bir bardak şarap desem; bendeyim. Şarabı içtikte, cümledeyim. Mümin olan bilir. Aç olan doyar. ‘Ne ile?’ derseniz, ne dilerse. Yemeniyi kim giyerse, yolcu o olur; ağacı kim ararsa, o bulur; güneşte kim yürürse, o yanar; sarhoş kim olursa, o döner. Her kul ölçüsünce miraçtadır. ![]() Meyhaneye ER kişi girer, şarabı saki sürer. ER olmayan; ne hazmını bilir, ne yolunu bulur. ![]() Meyhane misali olsa, elde kadeh gezilse; söz, kimseye düşmez. Meyhaneden çıkmışsan, yolda yere çökmüşsen; o zaman, her kula söz düşer. ![]() Meyden gelen nedir? Sarhoşluk. Dilemesen; meyden almazsın, sarhoş olmazsın. Mey, AŞK şarabıdır. Ne var ki, HAKK’a olan AŞK’ını alevlendirir. ![]() Demde buldum, demde gördüm, demde erdim. ‘Dem nedir?’ dersen, tefekkür. Demden maksat, mey ile kendinden geçme. Mey olmadan kendinden geçersen, yolunun ER’i derim. ![]() Meyhaneyi dileyen, sohbetin güzelini arayandır. ‘Sadece meyhanede mi sohbet?’ derseniz, yerini ararsanız, dönüp dolaşmakta gönlünüzü sarhoş eder. Ne var ki, kendin kendinde aradığını bulamazsın. Pişirdiğin aşın güzelliğini yiyenden öğrenirsin. ![]() Hürriyet nedir? Meyhaneyi bildi mi, bildiği yere geldi mi, geldiğinde buldu mu, bulduğuna uydu mu; o kul hürdür. Meyhaneyi bulamazsa, kapısından giremezse, sarhoş olup dönemezse; ‘Hür’ denir mi? Öyle dünya, kulunu barındırır mı? ![]() Meyhane sana vermez, sen meyhaneye ver. Vermek; O’na uymaktır, haline uydurmaktır. Uyumak, yerini almamışadır. ![]() Asmaya göz attı isen, güzeli orda gördü isen; sevmeyi öğrendin derim. ‘Neye?’ dendi. Asma, sevginin sembolüdür. Yanılma yok! Asma yapraktan alır, meyhaneye kadar götürür, meyhaneden sonsuz sevgiye kapı açılır, her güzel orada buluşur. ‘Nasıl?’ dersen, gönül güzel görmeye alışır. Meyhane, oluşun sembolüdür. ![]() Ney ile üfleyen, mey ile derdini siler mi? ‘Dert?’ derse elbet. Ne var ki, ney ile meyi bilen, hiç bir olayı dert demez. ![]() Ayyaş olanın kainatta çiçeği solmaz. Neden? Her olayı hoş gördüğünden. ![]() Meyhane bal ile dolsa, kime ne? Kovan şarap olsa, neyine? Bal, kovana; şarap, sevene gereklidir. ![]() Bağdan her geçen üzüm alır mı? Her üzüm alan güzeli bulur mu? Güzeli bulan şarabı bilir mi? Her şarap içen sarhoş olur mu? YUNUS'um sessiz olmaz, söze girmeden durmaz. "Üzüm yesin bilsin, şarabı içsin görsün, sarhoş olunca, olsun." dedi ![]() Şarabı oldurana, mahzeni buldurana, 'ALLAH'ım RAZI olsun.' deyiniz. ![]() Yolumuz yorumdan uzak kalmalı, verici olanda önce mahzen misali sırlamalı. Dağıtıcı odur ki, sırlanmışı oldukta açsın; eğitici, ermiş üzümü sergiye yaysın. Geçmiş gelecek orada birbirine bağlanır. Sırlandık ta, yeniye sunulur. Mahzeni giren bilir, sırlanan görür. Sırlandığı günde verici olur. Sarhoştur, sarhoşu bulur, meyhanede birliğe mal olur. Meyhane, sarhoş olmayanın geldiği, sunulanı aldığı, anda sarhoş olduğudur. Ne var ki elbet sarhoş olmak için gelir, niyeti öyledir. Kimi kendini bulmak, kimi kendini unutmak. Netice aynıdır. Kendini bulan VEREN'i bilir, kendini unutan yolunu alır. Unutandan maksat, gaileleri silen, derdini atomlara bölen. ![]() Yerini bulana içmek yaraşmaz, bilendendir. ![]() Destiyi kıran olmaz, şarabı döken almaz, meyhane kimseye kapalı kalmaz. YUNUS ![]() Denilir ki, 'Sarhoşun sohbetine nasıl gelinir?' Gözler açık ise görülür. Sarhoş kimdir, nerdedir? Demek ki, AŞK sarhoşluğu şarap sarhoşluğunu yener. Kulun gönlü nefsine HAK AŞKI'nı sunar. Geçmedik HAK'tan bir gün, içmedik HAK'sız bir gün. YUNUS ![]() Meyhane gelenlere, meyhane bilenlere, AŞIKI olanlara, verdiğince verir, aldığınca görür. DURGUT ![]() Meyhane, bilene sohbet bilmeyene nedamettir. ![]() AŞK bağı bilenedir, yolana değil. AŞK bağı sarhoş olanadır, yıkılana değil. ![]() "...Meyhane; HAK SOHBETİ’ne açık olan yapıdır, dileyen her kuluna açık olan kapıdır." dedi, GANİ ![]() "...Meyhaneye gitmeyen, cemaate uymaz; gayretten değil, hikmettendir. Çokluğu paylaş ki, TEKLİK’e talip olabilesin. Çoklukta bulmadı isen, asla TEKLİK’ten söze hakkın yoktur!" dedi, ALİ ![]() "...Meyhane, alanın alanıdır. Olacak, yolumuz açık! Alanın alanı; almayı deneyenin meydanıdır." dedi, PİR SULTAN ABDAL ![]() “Duvarı ördü isen, görgüne gereklidir; örtüyü sildi isen, vergine gereklidir; alınan bilgi, elbet sonsuza süreklidir. Meyhane; bekleyenin değil, bilgisine bilgi ekleyenindir.” dedi, KAYGUSUZ ![]() “Meyhane içmeyi bilenleredir, mey HAY diyenleredir, nay nefesine güvenenlere.” dedi, HACI BEKTAŞ ![]() “Ayyaş değiliz DOST SOFRASI’nda. Dağlara söz verdikte, daldan dala ipi gerdik te; meyhane, söz edendir; saki, sözü sunandır.” dedi, TABDUK ![]() "...Meyhaneye ‘Hey!’ diye girdim, ‘HAY’ diye çıktım." dedi, NİYAZİ ![]() meyhaneye ÖZ’üm saki diye seçildi. KAYGUSUZ ![]() “Meyhane malım değil, meyhaneci kulum değil; meyhanede gönül güzel, inkar etmek huyum değil. Meyhane; Kendinden, kendine 'Döneyim' diyenlerin mekanıdır, RABB’imi gönlü ile saranların makamıdır, DOST’luğu günlük olay diye değil ‘Dağılanı toplayım!’ diyenlerin dergahıdır.” dedi, HACI BEKTAŞ ![]() Hakikat, meyhaneye girmez! Meyhaneye akıl ile girersin, fikir ile çıkarsın. Fikir; mantıktır. Uyumsuzluğu elersen; hakikat, dumanını silmiş olur, doğduğun hale gönlün gelmiş olur. ![]() Kement attığımız her olay; bize bizi yaklaştırır, görgümüzü netleştirir, meyhaneye girdiysek aklımızı paklaştırır. ![]() "...Anda hanede, anda meyhanede, anda KABE’de döne-döne dolandım, sevgim ile hallendim." dedi, LALELİ |