Cennet-Cehennem
16
Cehennem, kötülüğün sembolü, elbet var.
Boşluk, kapkaranlık bir hiçlik..
Elbet hak! Yetim hakkı yiyen, ahını alan,
ALLAH’ın verdiği CAN’a göz diken, elbet gider.

25
‘Kolay mı cennet?’ diyene sözüm.
Elbet.
ALLAH’ımın kulu olman yeter.
Yanılmayın.
ALLAH’ımın kulu olmak için,
O'na dönmek gerek.
ALLAH’ımın kulu odur.
Kulu olduğunu inkar edene, duacıyım.


10-1
Cennetin cehennemin sözü edilir.
İyi kul, cehennemi dünyada görür.
Kul olur hata eder, hatasına üzülür azap çeker.
Hatayı yapar, ‘İyi ettim, haddini bildirdim’ der
sevinç duyar, o kulun azabı ahirette artar.

8-1
Gaye CENNETİ değil, ALLAH’ımın NURU olmalı.
O'nun NURU, CENNET-i ALA’nın ta kendisidir.

Dünyada kul hangi yolu seçmiştir?
Seçtiği yolda koşmuştur.
Cennetine varanda,
kendini o makamın en üstünde görür,
o yolda olanlara vazife alır.
Her kul ölçüsünü YÜCE’den alır, huzura varır.
Çünkü kul, kaygısından uzaktadır.
‘Verilen YÜCE’den, vazifem dünyadaki ölçümden’
der sevinir.


7
Ustanın yapısı ustaca olur,
acemi yapısı geçici kalır, gün gelir göçer.
Değerini bilmeli, kulu ustaca eğitmeli.
Camide imam olmuş, ezanı güzel okumuş.
Güzellik seste, ses vergide, ötesi yok.
Yolunu almış mı, doğruyu bulmuş mu?
Bunları bilmeli, yürüyüşe bakmalı;
ustalık görülürse, temeli atmalı.
Derseniz; ‘Nasıl bilelim, yolunu öğrenelim?’
Cemaate karışmalı, sohbetini dinlemeli;
‘Cehennem’ dediği an, orayı terk etmeli.
Çünkü ALLAH’ımın YOLU’nda olan,
cehenneme değil, ALLAH’ına bakar.
Cehennem korkusu, kulu şaşırtmasın.
ALLAH’ımın VERİŞİ’nden söz edene, usta denir.

25
Ölüm dünyada olsa, yara içinde kalsa; yaşamak mıdır? Günü gelene kadar beklemek,
dünyada cehennem azabı çekmek?
ALLAH’ım, o azabı dahi verirken kulunu düşünür de verir; belki döner, yolunu bulur, elini açar, ‘ALLAH’ım!’ der.
Bulur elbet. Hele bir dönse.
Niyazımız, kulun öyle azaba düşmemesi.

24
Cennet, dünyası cennete hazırlananındır.
Cehennem; kulların dünyada dilediğini yapıp,
adaletten korkmayanın,
her şeyden mahrum olduğu yerdir.
Yanlış anlaşılmasın;
cennet dileyenin, cehennem cenneti aramayanındır. Dünyada adaletten korkmayan, cenneti düşünür mü? Mazeret niyazla edilir, dilerse şifa verilir.
Kendini beğenen, her şeyin üstünde gören;
dünyayı da öyle terk eder.
Gittiği yerde, herkesten uzaktadır.
Çünkü dünyada öyle diler, ahirette öyle bulur.
Her kulun dileği verilir.
Orada ALLAH’ımın NURU’nu görende,
dünyadaki kibrine yanmaz mı?
İşte cehennem ateşi budur.
Her olay, göçte yerini alır.
Hak yiyenle, hakkını yediğini;
ALLAH’ım göçte buluşturur, hakkını ödeştirir,
dünyadan getirdiğini, aralarında bölüştürür.
Cimrilik sevilmez, ALLAH’ımda hoş görülmez.
Göçte yardım diler.
Ne var ki, dünya yolunda yardımdan uzak olan,
göçte de uzak kalır.
Ona sonsuz üzüntü verir.
Dileyip yapamamak, geç kalmak.

17
Yolu sağda solda değil, gönlünde ara.
En doğruyu, gönül bulur çözer.
Varacağımızı biliriz amma varmaya hazır olmak gerek. Yola çıkmak için bavul hazırlarsın, boş gitmezsin.
Göçe hazırlık da elbet gereklidir.
Ne var ki günün korkusu,
kulun iman halkası olmuş.
Cehennem korkusu.

1 mart
Almakla vermek birdir, bastığın yerdir, vardığın YÜCE’dir. Aldığını ver ki, yükün olmasın.
YÜCE’ye varmaya hafif olunsun.
Dedim yolda yük zor gelir.
Yanılmayın yükten maksat güğüm değil.
ALLAH’ım nasibi ne vermişse, kul ona sahip olur.
Dediğim yük, kulun dünyada üzerine aldığı,
sahip olduğu itiyatlarıdır.
Kul gönlü kırmak, kul hakkı yemek,
kula söz etmek, hatayı yüze vurmak,
ALLAH’ımın VARLIĞI’nı cehennem ateşiyle gölgelemek.
Kul korkuyla değil, sevgiyle ALLAH’ıma varır.

12
Cennet nedir, gökyüzü nerededir?
Gökyüzü cennete giden kapı değil mi?
Cennetin tarifi yapılsaydı, dünyada taklidine çalışılırdı. YÜCE’nin VARLIĞI’nı anlatabilir misin ki,
cennetini tarife dilin varsın?
Şiirler dünyada kalsın.
Cennet elbet var.
Cehennem de, cennet de; dileyenindir.

17
Semiz kul etine, temiz gönül cennetine hizmet eder.

20-2
Bedenin rahatlığı, cenneti buldurmaz. Yanılmayın. Dediğim, rahat yaşayan cennete gidemez değildir. Seyahate giden, akçesine göre gider;
ahirete, gönül paklığına göre gidilir.
Teferruat kulu yanıltır.

28
Cenneti-cehennemi, kazanlı-pastalı düşünmeyin.
CENNET-İ ALÂ’dayım.
Tarifini sordunuz, YÜCE’nin HUZURU’ndayım.
Bundan iyi tarif mi olur?
Cennet, cümle mümin kulların olduğu yerdir.
CENNET-İ ALÂ,
ALLAH’ımın HUZURU’dur.
 
7-1
Ateş ateşi yakar mı?
Öyle ise, mümin cehennemden kokar mı?
Ateş ota bakar mı, çiçeğe çember takar mı?
Öyle ise, cenneti neylesin.
Ateş olduk kavrulduk, pervane misali,
sadece O'nun için döndük.
Döndük, döndük.
Yalnız O'nu gördük.
O'na yandık, visale erdik.

28
Sulhun olduğu yerde, dünya cennet görünür.
Harp olan yerde, cehennem yaşanır.

27
Dönüşe uymak, gönüllerde cenneti bulmak nasibiniz olsun. Cennet kulun gönlündedir.

8
Ne cennet ne cehennem,
gayemiz NURU ile hemhal olmak,
varlığımızı AŞKI’nda eritmek.

16-2
Vahdet odur ki; ahretten geçesin,
cennete gülesin, cehennemi sulayasın.
‘Cehennem sulanır mı?’ diyene de ki;
her kul ‘Sulayım’ derse, cehennem korkusunu silerse;
ne cenneti ne cehennemi akıla koymaz.
O’ndan başka düşünmezse, elbet sulamış olur.

26
Bir tek AŞK’ını verebilmen, O’na kavuşabilmendir.
Sen götür, ‘Sundum ALLAH’ım’ de.
‘SANA verebileceğim AŞK’ımı getirdim’ de.
Sorgun orda kalır.
Ne var ki, o AŞK gönlünü kor haline getirebilmeli, cehennemi dünyada silebilmeli.

10
Cennet bahçesi denir, çiçekleri merak edilir.
NUR ile yıkanan, her tomurcuğu NURU’ndan olan çiçeğin; rengini versem, zaten alamazsınız.

17
Nasıl olsa cehenneme gidecek,
kul dileğince yaşamayı benimser elbet.
Çünkü cenneti bulma ihtimali görülmüyor.
‘Görülmeyen ufku aramaktansa,
görünen güneşte yanmak evladır’ der,
kendini olana bırakır.

‘Dünyaya kök salayım’ diyen bedenin yolu,
dünya ile evren arasında kalır.
Korkulan cehennem odur.

26-2
Kırma ki kırılan olmayasın,
dünyada cehennemi yaşamayasın.

14
huzur sana gelmez, sen huzuru gönlüne koyarsın.
Koymadı isen, dünyada cehennemi yaşarsın.

19
HAK YOLU’nda olasın, kainatta cennete varasın.

24
CENNETİ’ni değil ZATI’nı dile ki;
O’nda CANAN’ı bulasın, CANAN’da bedeni silesin.
AŞK’ta aradığımız nedir?
Bedenden sıyrılmak,
beden ile bulamadığın sonsuza varmak.

4 ağustos
‘Cenneti buldun mu?’ dediler, bir sohbette bana sordular. Cennetten maksat; çeşit çiçekler mi, kanatlı melekler mi? Yoksa dünyada gönül ile aradığım,
AŞKIN diye feryat ettiğim, kafesime isyan ettiğim,
O’na koşmak dilediğim mi sorulur?
Göçümde ismim ile anıldığım an,
alemden aleme göçüldüğü an;
döndüm kafesime baktım.
‘Sen de güçlü imişsin ki beni taşımışsın,
bende O’nu gizlemişsin’ dedim,
kafese gönül dolusu selam bıraktım.
ALLAH’ımı buldum, O’na kavuştuğumu bildim.
Çünkü kafesimden çıktım.
Benim cennetim de, cehennemim de budur.
Benim için her şey, sadece O’dur.

1 şubat
‘Cennet-cehennem?’ dendi,
görenden-görmeyenden soruldu.
Cennet de cehennem de, O’nun yarattığı değil mi?
Elbet vardır. Ne var ki, odun ile yanmaz, su ile sönmez. Cennet-cehennem, kulun gönlündedir.
Zebani dediğin, ALLAH’ımın MELEĞİ’dir.
‘Gönlünde nasıl olur?’ dersen;
dünyayı dürdükte, huzura vardıkta;
bulduğun cennettir, bulamadığın cehennem.
‘Bulunmadık nedir?’ dediğin;
BİRLİK’e uymazsan, ‘ALLAH’ım!’ demezsen,
yarattığın sevmezsen;
nerden neyi bulmayı dilersin?

14
...buz da ALLAH’ımın ‘OL!’ dediğidir.
Her bir ayet, öbürünü tamamlar.
İşte KUR’AN’da cehennem denen,
kulun başına konan buzdur.

18
“Ne cennette, ne cehennemde; gönlüm sadece O’na.” diyen YUNUS’um

16
Cennet-cehennem kulun gönlündedir.

4
‘ALLAH’ım SEN bendesin, acaba ben nerdeyim?’
Kul nerde olursa olsun, ALLAH’ım ondadır.
Kul O’nu ne kadar bilirse, o kadar yakınındadır.
Cenneti arayan, O’nu dileyendir.
Cehennem korkusu, kulu kendinden uzaklaştırandır. ALLAH’ım sende oldukta, cehennem korkusu neden?

7
‘Sahipsiz kaldım’ diyen, yardımcıyı kimden alır?
Cehennem nerde başlar, nerde biter?
Gönlünü O’na bağladığın an, bitiştir.
NURU’nu harcamadığın, varışa hazır olduğun zaman;
ışığın sana buldurur.
NURU’nu harcayan, varışta yolunu ne ile bulur?
Göçünden kıyamete kadar olan zamanın,
sana cennet veya cehennem olur.
NUR’un kadar yaklaşmış olursun.
Hiç harcamamışsan, doğruca O’na varırsın.
Çünkü aradan mesafeyi silersin, olayları bölersin;
doğruca O’nu bulursun.
İşte arandaki perde, senin cehennemin olur.

26
Cenneti kimindir? Cehennemi kimedir?
Yumağını saran her kulu, cennetini diler.
ALLAH’ım her kulunun dileğini verir.
Aymayı bilmeyen olmaz, cehennem kuluna yazılmaz.

11
Cennetini dileyene verir. 

18
‘Cennet senindir’ derlerse de ki;
‘Cehennemi de benim!’
‘Neden?’ derlerse de ki;
‘Benim için kurdu ise inkar edemem.
Güzeli bilirsem, cehennemine çirkin diyemem’
O’ndan olan cehennem de güzelin güzelidir.

26
Cennetteyim dediğim, aranızda olduğum andır.
YUNUS

2 eylül
Mihnet, duyanadır; cennet, bulana.

3
Cennetin kapısını, sanmayın kapatırlar.
Cehennemin alevini, sanmayın örterler.
Cennet açılandır, denilene uyulandır,
gelen güne bakılandır.

24
Cennet nerdedir, cehennem kimdedir?
Cennet bilende, cennet uyanda, cennet duyanda. Cehennem, huzur arayandadır.
‘Huzur arayanda cehennem neden?’ demeyin.
Aramak bilmemektir, aramak duymamaktır,
aramak görmemektir.
Bilmeyen, duymayan, görmeyen uyamaz.
Uymayan huzuru bilemez.
Arar durur, her olayda başını vurur.

9 ağustos
LALELİ.
“Yersiz kalmadım, kumsuz olmadım,
dünyayı ahireti bölmedim, cenneti cehennemi sormadım. Cennet O’nun, cehennem O’nun. Ya ben kimin?
Bir elim cenneti, bir elim cehennemi andırdı.
İkisi bir oldu, gönlü yandırdı.
Dedim kuluna; cennet veremez,
cehennemi anmayınca, ikisi bir olmayınca

19 eylül
Cennet seven, cehennem sövendir.
Sevenin bulduğu, sövenin donduğu bilinir.

5 kasım
Üç gün alışana, yedi gün çalışana, kırk gün uyuşana,
elli iki gün karışana verilir.
Günler öyle sayılır.
YUNUS

Asmayı dönük gören, dünyayı sönük gören;
kendinde olana uymayandır.
Öyle oldukta göçte yerini aramaz mı, nerdeyim demez mi? Ta ki kendine, kendi ÖZ’üne varana kadar.
Kendi ÖZ’ü; üç günde, yedi günde,
kırk günde, en geç elli iki günde bulur.
O anda ‘Yerimdir’ der.
Cennet cehennem, oraya varışa kadardır,
orada barışa kadardır.
‘Orada küslük var mı?’ dendi. Elbet yok.
Ne var ki; beden ile geçmişi, ÖZ ile bulmuşu vardır ya. Geçmiş ile ÖZ’ün hesabı oluşur.
‘Hesap nedir?’ dendi.
Azdan alındı, çoktan soruldu.
Kulun muhasebesi, kendi ÖZ’ü ile olur.
Nasıl ki ÖZ’ü ile bulur.
ALLAH’ım ÖZ’ümüzü sözümüze küstürmesin.
ÖZ’ün verdiğine söz uymazsa,
ikisinin muhasebesi kulun cehennemidir.
ÖZ’ümüz, sözümüz bir olsun denilen odur.”
dedi YESEVİ

16-1
Cennet denen yerdedir,
Cehennem dayanılandadır,
dayanabildiğin kadar Cehennemdir.
Elbet ondan ötesi cennet!
Ayak götürür, el eli tutturur.
AŞK bülbülü öttürür, meşk sohbeti açtırır.
Sohbet, Cehennemin bittiği yerdedir!

6 haziran
Suyun, şerbete katıldığı da, çamur ile karıldığı da olur. Gine de su değerini kaybetmez, ateşe atsan yanmaz.
Öyle oldukta cehenneme 'Ateş' denmez.
Suyun dili olsa, denize ve bataklığa sorulsa,
elbet deniz mutluluğunu söylerdi.
Suyun cenneti cehennemi odur.

24-2
(Cehennem mi karanlık?)
İnsanlar karanlık!

30-1
Sergide olanı gör, ÖZ’üne ‘Nerdeyim?’ diye sor;
öylece, düşüncende kendi cennetini kur.

14
‘Cennet-Cehennem’ diyen, haram lokmayı yiyen,
sözde düzeni kuran, kendini bulur mu?’ denilir.
Aşmayı dile de gör, kapıda buluş da sor.
Gölgeye sığınmazsan, güneşe alışırsın.
Cenneti-Cehennemi öylece çalışırsın.
‘Nerden, nasıl?’ denilir. Her kulu ile HAK lokması yenilir. Daha önce verdik,
‘Her kulu bulacaktır, vardığı anda idrake erecektir’
Sen senin ile gidersen,
O’nun doğuşu değil senin vuslatın olacaktır.
Dön bak geldiğin yere, gör bak aldığın YAR’a,
sor bak bulduğun köre.
O’nun ile olmak, vardığın anda O’na kavuşmaktır.
Konu açık. Soru, ‘Cennet- Cehennem mevcut mudur?’ Daha önce dedik, ‘Cennet-Cehennem kulun kendindedir’  Güneşe alış ki, her an Güneş’le olabilesin.
Gölge, kavuşmayı geciktirir.
O’ndan gelen her söz ÖZ’edir.
Güneşin vergisinden söz edene de ki:
‘Dünyada O’nun ile oldu isen,
kavuşmada SAMANYOLU’ndasın,
Cennet halindesin.
Dünyada O’nun ile değil isen,
vardığında dayanamazsın.
İşte Cehennem odur.
O’nun ile olmak,
amma dayanamamak’

25
Her yarattığında O vardır;
   Bilenin cenneti, bilmeyene dardır.

8
Ne cennette gözüm, ne cehennemde sözüm,
bağlıdır HAKK’a ÖZ’üm.”
dedi, HAMZA DOST

7
Sözümüz cümleye kalsın,
   sorular dilden dile gelsin,
   cennet cehennemi akıllar silsin.
   Desinler ki:
   ESİRGEYEN BAĞIŞLAYAN:
   O’nun ile olanı,
   O’ndan geleni güzel bulanı
   Yargılamaz sorgulamaz.
   RESULÜ’nün diline,
   KAL’EM verdi eline;
   taşı toprağı değil,
   kulu getir yoluna.
   ‘Kulunuz RABB’im’ dedik;
   kulluğuna sevindik,
   hikmetine sığındık,
   RAHMETİN’de barındık;
   cennetin güzelini ölmeden bildik,
   büründük.

29
Cümle bağlar bir olsa, cümle kullar hep gülse,
sevgi ile kainat dolsa, işte cennet ordadır.

29
 RABB’imin MURADI, kulunun O’na yönelmesidir.
O zaman, cehennem arkanda kalır.

Kul şer düşündüğünde şakidir, cehennemdedir,
yani cehildedir.

6
RESULÜ’ne uydukta cennetin tadı vardır.
SARI ANA

21
Cennet, vardığında bulduğun; cehennem,
‘Bulamam’ demenin azabıdır.
MERYEM

6 ağustos
(Ruhun ve bedenin zerreleri ayrı-ayrı mı?)
Ruhla bedenin zerreleri birbirini tamamlıyor.
Ayrı, ayrı değil.
Ruh gerçeği idrak etmeye çalışıyor,
fakat bütünlenmezse bedenle,
orda cehennemi yaşıyor.