Kul dumanla kırıcı olur. OMAR der ki: “Dünyanın selametini, kulun kelamı bozar; günün saadetini, kulun dumanı bozar.” ![]() Dediğimi gündüz 'Münasip' dersin, gece gönülü üzersin, durmadan duman yaratırsın. ![]() Duman; şüphe duman dumanı takip eder gönlüne duman koyma YUNUS Olmuyor, duman dağılmıyor. Dağıtmak kulun elinde. ‘Olmazsa?’ derse, yuva dumanlanır. Duman koyma, gönül çürür. Al kanım damarda, dumanım civarda oldukça; bana zorluk verir, al kanımı kirletir. Dünya yükü yüklenmeyin, derdi sarıp tükenmeyin, yolun dumanına gözle bakmayın. Cama perde koy, perdeyi iyi kapa, dumanı görmezsin. ![]() Duman mı seni sıktı, sen mi dumanı sıktın? Sen dumanı sıkasın ki, seni terk etsin. Duman kulun kendine, dünya yükü. Sakınmayı bilmeli, uzağında durmalı. ‘Elde mi?’ dersen, elbet eldedir. ![]() Dumanını atman, ALLAH’ımın lütfu değil mi? Layık olmayan o lütfa erer mi? ![]() Hummalı olunan günde, duman kesif gelir. ‘Duman, yumuşak kula gelmez.’ diyen, dediğini bilmeyendir. ‘Duman.’ dediğinin sonucunu açık bilirsen, sabrı kolay gelir. (Olayı büyütmekte ailemin etkisi yok mu?) Huzur, arandığı yerde değil, gönüle konulduğu yerdedir. Huzuru bozanlar, dumanın ortasında olanlardır. ‘Dumanın ortasında nasıl olunur?’ derseniz, bile-bile içine girilir. Kuruntu edilmesin, ‘Ne olacak?’ denilmesin. Olacak, en uygunu verilecek. Şüpheyi bedene mal eden, olaya duman verdiği için üzüntü edecek. ![]() YUVA’ya gelişimiz, gönülle olur. Ferahla gelir, darlık bilmeyiz, bilmece çözmeyiz. Olanı görürüz, olduğu gibi söyleriz; aynayı tutarız, kul yüzüne bakarız; dumana yol verene, ışık veririz. Ver dumanın yolunu, bil kulunun halini. ![]() Yemediği aşa kul kötü demez, dumanını kulun yüzüne üfürmez. ![]() Dumanı silelim, gönül nerde bilelim. YUNUS ![]() dumanı gören katılmasın ![]() Kulun dumanı var ise, hata kendindedir. Müstesna kulun dumana verilecek sözü, sadece ALLAH’ımın ADI’dır ![]() Dumanlı olan gönülde, gündüz dahi gecedir. Kuruntu, baca misali gönlü karartır. yumaktan dumanı uzak tutasınız. Dumansız yol dileyene, ‘Yol dumanlı olmaz.’ derim. Duman, kulun kendi kuruntusudur. ‘Dumanım yok.’ desin, kendini öyle bilsin. ‘Duman.’ diyen, dumanda kalır; şikayetçi olan, dumanı üstüne çeker. ![]() Dumansız cemaatle, gönüller hoşnut olur. ![]() Kul dumanı, kendi gönlüne kendi koyar. ![]() ‘Dünyaya niye geldim, ne aradım ne buldum.’ dersen, sorguya düşersen; dumanına baca aç derim. Dumanı dağıtan, gönlünü eğitendir MERKEZ ![]() ‘Dumanım var.’ dersen, beden yapısındandır. Dumansız günlerden, gönüller hoşnut olur. El-ele verilir Dumansız gelen günlerin sahibi olunuz, oluşu bulunuz "...Gurbet bedendedir, gönülde değil. Merdiven yormaz, adım-adım çıkarsan; duman sarmaz, şüpheye düşmezsen; korku kalmaz, ALLAH’ıma havale edersen." dedi, YEMEN’den GEYLANİ Dumanız gök ararsan, bulutun üstüne çık ![]() Kuşağı dar dolama, yumağına zarar verir. Konuya duman verme, yoluna zarar verir. ![]() Duman yerini, yol alanda asla bulunmaz. YUNUS ![]() Duman yerini bilmesin, seni bulup sarmasın. YUNUS ![]() gönlüne duman vereni yayma. Dumansız gönülde dumanlı sorun olmaz Dumanını silsin, silsin ki aramızdaki perde kalksın. Ne eğri gördüm, ne doğrudan şaşana uydum. 'Doğrudan şaşan kimdir?' denilirse, dumandan arınmayandır. YUNUS Dumana yer veren, bacaya örtü koyandır At ile yürüdüm, duman gördüm. 'Niye?' diye sordum. Otun yandığını dediler, atın yiyeceğini duman ettiler. Duman eken, kaygu biçer YUNUS "...Duman, gelişene gölgedir." dedi, YUNUS’um "... ‘YARATAN’ın düzenine uydum.’ dersen, dumanını atmış olursun, şüpheden uzakta kalırsın.” dedi, KAYGUSUZ "...kendini yerden gökten yukarı görenin dumanını silemez! ALLAH’ıma emanet olunuz.” dedi, OMAR Duman gerçeği örterse, ne bilgi ne görgü, sende olana döndürür. PİR SULTAN ABDAL ![]() dumansız gök, toprağı kurak bırakır. “Yorganı çarşaf ile katlarsın, dumanı DOST sevgisi ile atarsın, elinde darlık vermeyen mendili tutarsın.” dedi, MERKEZ’im |