Yahya Efendi

23
“Komşuya eğildik güzeli bulduk diye, konuya eğildik gerçeğe uyduk diye.” dedi, YAHYA EFENDİ bir ÖZ’e, bir söze, bir göze, cümlenize selam verdi. “Dallar yaprak doluşur, çiçekler hep oluşur, sevenler sohbet sofrasında buluşur. Gelenlere gülenlere, kayguyu silenlere selam olsun.” dedi, YAHYA EFENDİ selamladı. 

29
“Her ağacın köküne baktım, dalına yer aradım ocakta yaktım, gövdesine adım çaktım, bilen bilmeyen ile derdini çektim. Köküne su döktüm meyvesiz kalmasın diye, doladı çevreyi, güldürdü çehreyi. Koyun ile kuzuya mesken oldu, çobana destan verdi, bekleyene fistan giydirdi, olumlu olumsuz her kulunu besledi, görgüsünü süsledi, esen yelde sesledi.” dedi, YAHYA EFENDİ bir ağacın evresini, kendi bilgisince çekti çevirdi… “Dardan gelenin, zoru yendiği bilinsin.” dedi, selamladı. 

10
“Reyhan, dileğimizdir gönülden gönüle; Serhan, belleğimizdir gelişten yönümüze. Katıldık güzele ayağımız götürecek, gönüldeki kayguyu sevgimiz bitirecek.” dedi, YAHYA EFENDİ söze geldi:
“Sergiyi dolaştım, dilediğimi seçtim, değirmenden geleni açık aldım bekledim. Akan su durandan değil, yolcu geyiği görse vurandan değil.” dedi, YAHYA EFENDİ selamladı. 

14
“Çam fidanını diktim dibine suyu döktüm, dalına niyazımı taktım, gelen gidene baktım, kuru dalı ocağında yaktım. Gölgesiz günün gecesinde, gönlümü HAKK’a açtım.” dedi, YAHYA EFENDİ sözü aldı: “Kapanan kapıda elim kalmadı, dardayım diyenden sorum olmadı. Gecenin ayazında, kulunun niyazında, RABB’im ile yoğruldum, AŞK’ı ile kavruldum.” dedi, YAHYA EFENDİ selamladı.

15
“Duman veren olayı silelim, çok geldi ise toprak, dileyene verelim. YUNUS ile söyleştiği, kumda nasib paylaştığı yaprakta okunur; her kul gönlü, HAK BİLGİSİ ile dokunur. Sevelim sevinelim, sevdiğiniz kadar sevilelim.” dedi, YAHYA EFENDİ söze geldi: “Parlayan suya, ya Güneş, ya Ay vurduğundandır parlaklığı… Adım attıysak suya, bürünürsek güzel huya; adım-adım yaklaşırız, gelen gidenden bekleşiriz.” dedi, YAHYA EFENDİ selamladı.  

8
YAHYA’ya sordum da ‘Gelenden misin?’, ‘EYVALLAH.’ dedi. “Meyhaneyi açtık, bilenden bilmeyenden seçtik, dört kuşağa güldük; ‘Alalım mı?’ diyen ile, ‘Doyalım mı?’ diyene, ‘DOST KAPISI’na uyalım.’ dedik; geldiğine sevindik, yendiğine sevindik, her satırda güzel ile övündük.” dedi, YAHYA EFENDİ selamladı. (Ziyarete mi?) EYVALLAH. 

12
(‘DOST SOFRASI’nda yünü katlanacak koyun.’ Nedir?)
“DOST YOLU’nu bildikte, çiçeği meyveyi buldukta; elbet kökünü sormayız, yakalım diye sarmayız; her bilen ile oluşuruz, bilmeyene sormayız. ‘Neden?’ diye, dileyen sorar.” YAHYA EFENDİ geldi, sohbete üç öğüt ile daldı, her sofrada HAK ADI’na kaldı: “Lokma-lokma ye de, bütünü silme; yudum-yudum iç de, buz gelirse kırma. Her kaşıkta nefes al da, nefsini bölme. Sözünü bil de, gönülleri kırma.” dedi, YAHYA EFENDİ DOST SOFRASI’na DOST ile kaldı. 

13
“Ayağın getirdiği, aklının bitirdiği her konu, geçersizdir.” dedi, YAHYA EFENDİ sözü aldı, deryaya daldı, her balığa sordu; ‘Bilginiz nedir?’ Dediler ki; ‘Su ile ışık, elimize verseler kaşık; ışık kabında suyu içeriz, sevgi ile en güzel sözü seçeriz.’ “Ne balık avladım, söz olur diye; ne tayı bağladım, iz bulur diye…” dedi, YAHYA EFENDİ selamladı 

19
“Bitirdiğim sayfayı döne-döne okudum; ‘Bilmem.?’ diyen kuluna, yolunda alacağı her damlayı geçersiz saymamasını söyledim.” dedi, YAHYA EFENDİ söze geldi:
“ ‘Aldım suyu bitmedi, kainata yetmedi; çağırdım gelsin diye, DOST elini tutmadı.’ diyene, ‘Dolu desti vereydim, hali nedir göreydim.’ dedik, sohbet sofrasında her dilenen aşı tatlı yedik.” dedi, YAHYA EFENDİ selamladı. Dayanmayı bilene, tutunmaya çalışana. 

11
Sayfada okunanı veririz, dağılandan değil toplanandan seviniriz. YAHYA sözüm alır, gönlünde gerçeği bulur; ‘Su, yerini bulmadı.’ diyene, çevresinde olanı gösterir. “Ay’ın doğuşunda gördüğün ışık, eline aldığın kaşık ile belirlenir; kul, sevgisi ile onurlanır.” dedi, YAHYA EFENDİ selamladı.

29
“Bir bardak suda tüm deryanın bilgisi vardır, ne var ki hizmet alanı dardır. Akan suyun başındayız; aldık-aldık verelim, daldık-daldık görelim.” dedi, YAHYA EFENDİ selamladı.

14
“Gemimiz yol alandan, tayfamız hal bilenden… Gelmekten şikayetçi olmadık, gitmekten asla korkuya düşmedik.” dedi, YAHYA EFENDİ sözü aldı: “Çevremden getirdiler, kayguyu bitirdiler, uymayanı götürdüler; bir tabak aşa, bir sakin başa GÜL’ün rengini kattılar. Gelmeyi dileyene, sormaya davranana de ki; ‘Her binek taşı adım atanındır, her at başını tutanındır, gümüş tasa su koyarsan yapının gerekçesidir.’ ” dedi, YAHYA EFENDİ selamladı. (Kime?) ‘Dağlar, gerçeğin örtüsüdür.’ diyenin, gayreti her adımda öğretenin, yoldan gelip yola niyet edenin. 

30
“Dünyaya her gelen; geldiğine değil, bulduğuna sevinsin.” dedi, YAHYA sözü aldı: “Yol, dağdan geçiyor ise, seyri güzeldir. Zor olsa bile, dumana asla yer bulunmaz, bilen gerçeği silmez. Aldık geldik, kayguyu silen ile beraber olduk, akan suda dolduk. Yorgun değiliz, yolumuz uzun; yargıda değiliz, haliniz düzgün.” dedi, YAHYA EFENDİ selamladı. 

5 temmuz
“Düğüm oldu ise eldeki iplik, açalım; doldu ise çöplük, seçelim; gölgeyi sildi ise akıl, hayır diyelim; HAK ADI’na, bilgi fistanı biçelim.” dedi, YAHYA EFENDİ dolu bardağı cümlenize sundu: “Kuşak belde kaldıkta benliğini bölüyor ise, gevşet; yolunu siliyor ise, çıkar at, dileyene sat.” dedi, YAHYA EFENDİ selamladı.

13
“Bitmez sözün sohbetin, kalmaz güzelde hiddetin.” dedi, YAHYA sözü her çiçekten aldı, bir demette topladı, gelen günde katladı. “Gerçek, sende olandır; gerçeği bilen, gönlüne uyandır. ‘Uyduk ALLAH’ım.’ diyelim, BİNBİR ADI’na niyaz edelim. Baktım gördüm çevreni, gülsün dedim çehreni. Çimenin yeşiline uydum duydum, diyen her dilde kaydını buldum.” dedi, YAHYA selamladı.

15 temmuz
“Durduğumuz yer bilinendir, bulduğumuz yer aranandır, beklediğimiz gün sevilendir. ALLAH’ım her düzene yol versin, şaşırana göstersin.” dedi, YAHYA EFENDİ söze geldi: “HACI BEKTAŞ BİR’ledi, KAYGUSUZ eğildi, YUNUS’um zorladı, bağlanan her dalda HAZRETİ ALİ gürledi. Dedi ki; ‘Baktığımı görürsem, verir; akanı görürsem, erir; her dileyen, bulur.’ DOST gönlüne BİR’liği koysun, DOST gönlüne ‘BİR’den.’ diye eğilsin.’ ” dedi, YAHYA cümlenizi selamladı. 

19
“Dermediğin yaprağı, görmediğin toprağı, elbet eleyemezsin; elindeki ipleri, her ağaca dolayamazsın.” dedi, YAHYA EFENDİ sözü aldı: “Her subaşı, bekleyene güzeldir, DOST arayana özeldir. Sevgi yayılır bölünmez, değirmene versen öğütülmez, asla pazarda satılmaz. Öğrenci kul ise, öğreten gerçeğin bekçisidir. Bağımsız olan, her gönülden yayılan, sevginin HAKÇA’sıdır.” dedi, YAHYA EFENDİ selamladı. 

21
“Davara yer aradık meraya saldık, dağlardan gelen havayı sevdik. Aldığını bilen ile verdiğini sayana, ‘Kayguyu silsin.’ dedik. Ala-ala olacağız, vere-vere bulacağız, seve-seve ereceğiz; YAHYA ile söze girdik, cümle ile konuya gireceğiz.”

2 ağustos
“Kapı-kapı aranan, her kapıda bulunan; BİR’dir, BİR’dendir. Yer-yer sorulan, her durakta DOST deyip sarılan; BİR’den diler, BİR’e döner.” dedi, YAHYA EFENDİ sözü aldı; aldı da, cümle ile selama geldi: “Yapraklar dizi-dizi, gerçekler açar gözü; bilenin bilmeyenin sözü, bağlarsa düzenlidir. Dağlara sözü verirsen, kum olur iner. Sulara söz verirsen, deryaya döner. Kuşlara söz verirsen, ağaçlara konar. Kullara söz  verirsen, AŞK’ı ile yanar.” dedi, YAHYA EFENDİ selamladı.

12
“YAHYA söze geldi, sözüm verdiği yerde durdu; iletilen her konuda, cevab bekleyene sordu: Gerçek, bir bilen ile bin bilene iletildiği zaman; YEMEN’den sorulur, anında iletilir. Açılan her sorgunun yeri gelişten tayin edilir, YEMEN’den yazılan okunur; yorum ile, kul bilgisini dokur. Onun için, yoruma açık verilir.” dedi, YAHYA selamladı.
 

25
YUNUS ile her anı, sevgi dolu her yanı. YAHYA EFENDİ geldi, yerden aldığı yaprağa sordu: “Adımları saydın mı? Karıncaya uydun mu? SAHİB’ini duydun mu? Seni beni VAREDEN, uymayana zor eden; yaprağa yer vermez mi, kim çağırsa görmez mi?” dedi, YAHYA EFENDİ selamladı.
 

26
“Ay’dan gedik açsalar, yıldızdan yıldıza geçseler; gölgesini sorarlar, bildiklerine yorarlar. Ne Ay’da, ne yıldızda, bilgince bulamazsın; almayı dilemezsen, söz ehli olamazsın.” dedi, KAYGUSUZ ile YAHYA EFENDİ söyleşti… “Ne yorum yeterlidir, ne sorun biterlidir; RABB’im ne YAZDI ise, kulu için o geçerlidir. (KUR’AN-I KERİM mi Efendim?) YAZAN’ın YAZDIĞI gibi, okuyanın aldığı kadar… Boynumuz, yozan ile değil uyan ile dizdedir; gönlümüz, sevgi ile hazdadır; her birimiz, günü-günü sözdedir. Çiçekler dizi-dizi, böcekler yüzü güzü, cümlenin görsün gözü. Bir kanat, bin kanaat; bilirsen EYVALLAH, bilmediğin olayı bu yana at; diledik RESULÜ’nden, esirgemesin ŞEFAAT. Gül yüzümüz gülecek, gönülden bilen hali ile aldığını verecek; ‘Yol bizimdir.’ derlerse, HAKK’ın SESİ gelecek. Diyecek ki, ‘BEN’DEN SANA YOL AÇIK. SENDE, HANİ NİYET?’ YÜCE’ye diyelim ki, ‘Geldiğimiz, bilmeyi dilediğimize uyacak; duyduğumuz an, düzende yerini alacak. O zaman, niyetimiz SANA gönlümüzden gelecek.’ Bayram, o gündür.” dedi, YAHYA EFENDİ selamladı. (ŞEYH YAHYA EFENDİ mi?) EYVALLAH

8
“Binayı kuracağız, olumsuzu kıracağız; yerli yersiz diyenden, sorguyu alacağız. Silelim el terini, bilelim uyumlu olan serini, giden gelenin turunu. Almayı dilediğin her varolan, YAHYA ile gür gelendir. Desteye su verelim, olanda olmayanda hür olanı görelim, aynayı bilmeyene sürelim. Bildiği her konuda RESULÜ’nün selamını alır, uyduğu her konuda YAHYA ile beraber olur. Malik olan. Korkuyu sildiğiniz, dayandığınız günden bilinir; her nefeste geçen silinir, gelene niyaz edilir.” dedi, YAHYA EFENDİ selamladı.

19
“Bağlara girsem yasak. Sahibine danışırım, DOST olmaya çalışırım; ‘Gel, gör.’ derse, buluşurum. Gölgeyi denemeden, gerçeği sınamadan bulurum; bağladığım mendili, dostluğunu harcamadan çözerim.” dedi, YAHYA EFENDİ söze geldi: “Binbir emek, bir lokma ekmek; ne sana eksik gelir, ne isteyen kendinde olanı bulur. Çözelim her düğümü, dayanmayı bildi isek. Su alayım kuyudan, yaya gideyim kıyıdan; gönlümü sakındım, dumandaki koyudan.” dedi, YAHYA EFENDİ selamladı.

6
“Dağdan dağa ses verdin mi, Güneş doğdu sen gördün mü, soğuk bitti de yolda sevgiliyi sen sordun mu?” dedi, YAHYA EFENDİ sözü aldı: “ ‘Yamalı fistan giyemem, aşım tatlı diyemem… Gün güzel, gönül güzel, DOST ADI’na söz güzel.’ diyene… Ayrana su kattı isek, yoğurdu ekşimeden tattı isek, sunalım; RABB’imden gelen güzele yanalım; dört duvara yolu verdik, her birinden gerçeği soralım. Yerden göğe bilim, gerçek yönde ilim. Alanı vereni görmek, her rengini gönlünde örmek…” dedi, YAHYA EFENDİ cümlenizi selamladı.

7
“Altın adı, gümüş tadı, kararı doğru versin kadı, her kulunda dedikodu… Günden güne soru aldı, saymayı gelene saldı.” dedi, YAHYA söze geldi: “Beklesem gelmez, saklasam gülmez, aklında kalanı salmaz. Ne dündür, ne gündür, bekledik gölgesiz öğündür.” dedi, YAHYA EFENDİ selamladı. 

18
“Niyaz edelim, niyet kuralım; deryayı diledi isek, kumda kalalım. Suyun damlası yeter, baktığın bağlara; kulun sevgisi yeter gittiğin yolara; Dostların bilgisi yeter, gönlündeki yapındaki hallere.” dedi, YAHYA EFENDİ sözü aldı: “Saklanmaz bilgi çevrenden, beklenmez sargı devrenden; YUNUS ile yorumdan, çıkmaz sözü KUR’AN’dan. Gelmeyi diledi ise yollar açıktır, silmeyi denedi ise sözü gerçektir.” dedi, YAHYA EFENDİ selamladı 

30

“Eylemden gelmedim, MERYEM’den bilmedim, niyaz ettim sormadım, arayanı soranı kırmadım.” dedi, YAHYA EFENDİ sözü aldı, EYYÜB’üm ile sohbete daldı: “Fındık kabuğuna bilgimi versem, dolar taşardı; ceviz kabuğuna sevgimi versem kainata şaşardı; kulun gönlüne girsen, taşar taşardı; bildiğime nokta koysam bilmeyen çatar düşerdi.” EYYÜB’üm sözü aldı, YAHYA’ya söze geldi: “Bağlama bilgini, bekleme sargını. Danıştığın sorgunu kimden aldı kime verdin; YUNUS’tan aldığını hangi kilimde serdin? Binbir emek bir binek; sevgin ile kaldıysan, senin olur dilediğin konak.” dedi, EYYÜB’üm ile YAHYA EFENDİ selamladı. 

6
“Özgür olan gönlümüze kayıt düşmeyelim, uysa uymasa örtünün altını deşmeyelim.” dedi, MERKEZ’im sözü aldı, YAHYA ile aynı sofraya durdu, örtünün altında dostun elini  gördü. “Soyunduğum gerçek, dostluğa adımımdır; ilk söz, bilelim ki ADEM’indir. RABB’im ilk sözü ADEM’e verdi, kainatı kul ömrüne ADEM ile serdi.” dedi, YAHYA EFENDİ MERKEZ’im ile selamladı. 

1 mart
“Yoğurt yedim tas ile, sevgi bildim has GÜL’e. Gelsin yolun açığına, YAHYA ile beşiğine.” dedi, YAHYA EFENDİ sözü aldı: “Her öğütten aldığımız, bir söğütten bulduğumuz, dünyamızı doldururdu, bizi bize bildirirdi. Her satırda okuduysak, tezgahında dokuduysak, elimiz asla boş kalmaz; bildim diyeni, bildiğini işlemeyeni, RABB’im hoş görmez. Huydan gelen sevilir, huydan veren yerilir, her olayda kulun vergisi görülür.” dedi, YAHYA EFENDİ selamladı.

21
“At ile geldim yola, su başında verdim mola. Çevreme gelen kula sordum, ‘Geldiğin mi, döndüğün mü gerçektir?’ ; ‘Bildiğim yol HAK YOLU’dur, ‘YA ALLAH.’ diyen HAK kuludur.’ . Öyle ise, gelişten gidişten değil, bilişten yolumu aldım, yolumda SEN’i buldum.” dedi, YAHYA EFENDİ ile MERKEZ’im söyleşti, cümleniz ile selamlaştı.

12

“Açalım gerçeğe kapımızı, bilelim nerde gerekli yapımızı, hizmete girmeden sormayalım katımızı, sevgi ile dolmadan kurmayalım soframızı. Sunduğumuz, bir tane zeytin bir lokma ekmek olsun, verirken gönlümüz sevgiyle dolsun. Az diye gocunmayalım, gerçekten kaçınmayalım.” dedi, YAHYA EFENDİ söze geldi: “Eylemediysem yolumda bir nefes hizmet, peylemem RABB’imden versin diye himmet. Doymayı biliyorsam açın yanında, yargıyı kimseye bırakmam. ÖZ’üm ile savaşırım, doğru bilmeyi, doğruda isem denerim. ‘Cihat?.’  diyenden soralım; ‘Nefsi ile savaşını kazandı mı? DOST ADI’na hayır deyip, bir kuluna uzandı mı?’ YUNUS söz ile cihat açtı, önce ÖZ’ü ile savaştı, nefsini mümin kıldı, yolları öyle aştı.” dedi, YAHYA EFENDİ cümlenizi selamladı. ‘Kime?’ denilir; cümleye. 

25-1
“Eylediğim YEMEN’den, beklediğim zamandan, suya verdiğim samandan. Ak olsun, pak olsun, aldığı bilgi ile erliği bulsun; DOST KAPISI’na talib oldu, oluşundan gerçeği bildi, düştüğü kaygudan sıyrılsın. Desin ki; ‘Kırdığım kabukta benliğim kaldı, ÖZ’ümden aldığım ile günüme geldi.’ Selam olsun, YAHYA ile gelen kendinden kendine gülsün.” 

14
“Çözdüğüm düğümden güzeli buldum, gerçeğin ilminden dilediğimce doldum, sevgimde VAREDEN’in hikmetini gördüm. YA RABB, SEN’den SANA sığındım. YA RABB, BÜYÜKLÜĞÜN ile korundum. Bilinmeyenin şerrinden, niyazına yöneldim.” dedi, YAHYA (EFENDİ) söze geldi: “Seyre daldım güzeli, düşündüğüm ezeli. Senden benden geçtim de, gördüğüm düşte RESULÜ’nü seçtim de, dağlar kadar yüceldim. Gel el ele verelim, BİR’lik olduk korkumuzu silelim; dağılan HAKK’ın EMRİ, düzenine uyalım. Bir elden aldığına, DOST olandan bulduğuna inandıysak, bildiğimiz gerçeği savunduysak; ne derlerse desinler, gölgesi asla bize gelmez.” dedi, YAHYA selamladı.

17
“Çimenlere baktım da, nefese öyle daldım, yumuşak gelir diye konuya çimenden girdim. Her adım atana sordum; ‘Doğuştan alanda mı, sevgi ile bulanda mı gerçeğin bilinci vardır?’ YAHYA söze geldi de, dedi ki; ‘Doğuştan alan, güzeli olduğu gibi bilendir; arayan, bilincine hizmet edendir. Ayağıma giydiysem yemeniyi, yola niyet kurduğumdandır. Yola çıktı isem, yol beni gideceğime ulaştırır, ayağıma yaprakları dolaştırır; selam versem her çiçeğe, yedi rengine bulaştırır.’ ” dedi, YAHYA EFENDİ selamladı.

30
"DOST KAPISI'nda dursak, elindeki sopaya vursak, adını değiştirene sorsak; 'Gönlünden geçen kimdir? Ömründe seçen nerde?' Dar gelen kafese deyin, 'Düşmesin derde.' dedi, YAHYA sözü aldı: "Bir adımda ordayız, bir sözüne burda; 'ALLAH.' diyen her kulu, sanılmasın kahırda. Doğruya yer vermezse kulu, durmayı bilmezse seyri; duvarı açarız, öteye geçeriz." dedi, YAHYA selamladı (Bulgaristan'daki Türkler'in durumu hakkında mı?)  EYVALLAH.

6
(Koyun ile keçinin anlamını biraz açar mısınız?)
  “Koyunun uyumunda, tevekkülü; keçinin oyununda, muhabbeti müşahede ettik. MEYDAN’da; bilimli olana alim, uyumlu olana arif denir. Muhabbet, devamlı münasebeti, uygulamaya getirir; tevekkül, dünü günü hayır bitirir.” dedi, YAHYA (EFENDİ) sözü aldı: “Her daldan sorduğun konuda, çok ağaca söz verirsin. Bir daldan aldığını bitir, onu sofrana getir ki; tadını alabilesin, darlığı silebilesin.” dedi, YAHYA selamladı. 

6
“Vardım yol kıyısına, dağlara etek olmuş; sordum hal kadısına, cümleye destek bulmuş, doğru eğri ne bilse HAK ADI’na hep silmiş, ‘RABB’im ne verdi ise, güzel O’ndadır.’ demiş.” YAHYA ile MERKEZ’im bir olup söze gelmiş: “Dört kapının BİR’lediği, dört kadının zorladığı, dört nehrin gürlediği dumansız günün eşiğindeyiz, hayra gelen olayın beşiğindeyiz, elden ele bağlanan düzenin kuşağındayız.” dedi, MERKEZ’im ile YAHYA selamladı.
 

12
‘DOST havası ısıtır, RABB’im dilediğine taşıtır.’ dedi, YAHYA EFENDİ, ‘Her yaratılmışın, birbirine hizmette kusuru olmasın.’ diye niyaz etti, selamladı.

19
“YAHYA’yı yerden göğe ulaştıran, her zerreyi birbiri ile buluşturan; sevgisi oldu.” dedi, suyun aktığı yerde İLAHİ söyledi: “Yerden göğe ulaşalım, cümlemiz gerçekte buluşalım.” dedi, YAHYA selamladı.

24
(İLAHİ ALEM’in bildirdiği MİRAÇ ve KADİR günleri ile Diyanet İşleri’nin bildirdiği günler arasında farklılık var. O günlerde de gerçek Kandil gibi kutlamakta bir farklılık var mı? YÜCE ALEM ne der?) 
“Kuyuya adım-adım gelenin yoluna durdum, kovanın ipini eline sardım. Alabildiğince al, sonra benimle gel!” dedi, YAHYA EFENDİ, VEFA ile söyleşti: “Elden ele tutacağız, ayrı tezgaha aynı bilgiyi koyacağız. Dileyen senden, dileyen benden alacak, DOST’luğu AŞK adına kuracak.” dediler. 

6-1
“Denenmiş olayın tekrarı kimseye mesnet olamaz, olmayan destede sayım gerçekleşemez!” dedi, YAHYA söze geldi: “Her ağacın kökü bir değildir, unutulmasın YÜCE AĞAÇ’ın kökü dar değildir; ya boyunca derindedir, ya enince çevreye yayılır. Görüşe açık olan YUNUS’umun bilgisi, verişe açık olan MEVLÂNA’nın sevgisi; birbirinden ayrı mıdır, DOST yolunda gayrı mıdır? “Elden ele, dilden dile, seherde esen yele, baharda açan güle; selam verdik gönülden, saygı duyduk bilginden.” dedi, YAHYA selamladı. 

26
“YAHYA ile geldik söze, durmaz dedik vurduk düze. Doğruya söz edilmez, MERKEZ’im yalan demez. EYYÜB adım, gerçekte kolum kanadım. Bir verenin kölesiyim, HAK ADI’nın kalesiyim. Gelsen görsen halimi, YAHYA ile yolumu; bezini dokurdun da, RAB ADI’na her adımda okurdun.”  dediler, EYYÜB’üm ile YAHYA selamladılar. 

14
“YAHYA EFENDİ’de mola verenler, gönülden gönüle AŞK’a erenler, her vakitte DOST yüzünü görenler, almayı vermeyi HAK’tan bilenler, varlığa darlığı silenler; mutluluk sizlerde kalsın, cümlenin dumanını silsin! Duyan ile, uyan ile, gönülden geleni soyan ile her daim el eleyiz.” dedi, YAHYA selamladı. (Kimin ULU’su acaba?) Doğruyu eğriyi birbirinden ayıran, dalı ele aldı ise kabuğunu sıyıran, YAHYA’ya yakın kalan. 

20
YAHYA sözümü aldı, “Dağlarda kar var.” dedi, gönüldeki ateşe daldı. “Sarsın beni yolların, gelen giden kulların; gölgeye dalsa bile, gayretten kalsa bile, RABB’i bilen kulların.” dedi, YAHYA EFENDİ selamladı. 

18
“Dayanmayı bilmeden, DOST yüzüne gülmeden; güzelliği göremezsin, DOST yarası saramazsın. Bildiğimiz, gördüğümüz, sardığımız bilinir, öylece kaygular silinir.” dedi, YAHYA sözü aldı: “Karşıdan karşıya selam ilettik, nefesten nefese ADI’nı tuttuk, her bir yaprağa sevgimizi yazdık; okunsun bilinsin diye, sevgi kalesine girilsin diye. Dört duvar yeterli değil! Demde oluşan satırlarda buluşan her sözde ADI yazılıdır!” dedi, YAHYA suyunu içmeni söyledi. “Suyu; yönünden değil günündendir, şifası bilinendir.” YAHYA selamladı

3 nisan
“Her ağacın çiçeği kendi özünü verir, seven sevilir, dünyaya sözünü verir.” dedi, YAHYA sözü aldı, EYYÜB’ÜM ile yolda durdu: “ ‘Destek olalım, gamı tasayı silelim!’ dedik, geldiğimiz yolda durana sorduk; ‘Senden aldığını bilenden midir? YUNUS ile söyleşeni görenden midir?’ Dedi  ki yolcu; ‘Ben yolcu isem, sen hancı isen; nerden gelirim, nereye giderim?’ Bilmelisin, aldığın bilgiyi her sorana bölmelisin! Dağlara selam verdik, akan sulara sorduk; ‘Her bilgi sende mevcut mudur?’ Dediler ki; ‘EYYÜB’üm ile YAHYA, MEVLANA ile YUNUS, HACI BAYRAM ile YESEVİ ve bilcümlesi birer halka olmuşlar, RESULÜ’nün bilgisine birlikte sahip çıkmışlar. Öyle ise, her bir yaratılmış, sadece kendi bilgisi ile mevcuttur.’ Dağlar dağlara bakar, ovalar Güneş ile gerçeğin çubuğunu yakar. Sen benden, ben senden ayrıda değiliz; ne var ki, ayrı kalırsak, BÜTÜN’de değiliz! BÜTÜN’e varmak için, her varolanla BİR’lenmek gereklidir!” dediler, cümlesi selamladılar, sözü HACI BAYRAM’a verdiler: 

8
“Akan damı aktardık, gümüş ile altını tarttırdık. Ölçü birbirine eşit te, değer çeşitte.” dedi, YAHYA EFENDİ söze geldi: “Doğruda kaldık güzel, geçici olan gazel. Kayıt bilenin elindedir, SEYYİT sevenin dilinde. Dün aldım, bu gün verdim, yarının gelişinde güzel olana güldüm, SEN’den geleni sordum, her niyazda ADI’nı buldum. ALLAH’ım RAZI olsun, bilen-bildiği halde bulsun.” dedi, YAHYA selamladı 

15
“Aş pişti soframız açık gelin, gelmeyi dileyenle yerinizi alın; HAK sohbeti yerindedir, gönülden-gönüle dalın!” dedi, YAHYA cümlenizi selamladı.

29
“Damla–damla suyumuzu içelim, geldiğimiz yolda YAHYA ile gerçeği seçelim!” dedi, YAHYA EFENDİ sözü aldı: “Umduğum günden yana DOST oldum, DOST ile posta geldim; üç kapıyı bilgin için açtım, “Almayı dilediğin, dördüncü kapıda dar gelmesin.” dedim, gerçeği seçtim. Elbet açacağımız kapıda seçilen ile duracağız, ‘YAHYA sözünü verdi.’ diyene soracağız. HAK’tan verilenin emrindeyiz, sözümüz asla gerçeğin dışında değildir!” dedi, YAHYA selamladı. 

21
"Binek taşı yerindedir, suya baktım derindedir, esen yel ile havalar serindedir. Gücümüz, RABB'imin desteği ile. YAHYA'ya sözümüzü uzatır, yazdığımız her satırı birbirine benzetir. Dost dediysek kulunu, kimden alır yolunu; hancı vermez ise elini, kim tutacak doğru-eğri belini? Geldik-geçdik hamlığı, ‘Dost.’ dedikte bulduk kuldan yanlığı. Taşı-taşa vura-vura yarattığımız kumluğu yeniden taşlayanlar, dayandığı gerçeği inkara başlayanlar; süt alayım derken inekten bilirler, yoğurdu emeğinden sayarlar. Geldik DOST'um o günlerin zorundan, verdik postu bilmeyi mi darından?" dedi, YAHYA ile BEHLÜL'üm kayguyu gönülden silmenizi söyledi.

9
"Kayguyu silmeye esen yel gerekmez, bağladığın atın yerini koşan tay tutmaz, ipliği olan buğday satmaz." dedi, YAHYA EFENDİ sözü aldı: "OMAR ile yol bağladık, gayrette birlik olduk; yerde olan ile gönülde kalanı birbirine ekledik; değmeden ipteki çamaşıra, yanında yürüdük." dedi, YAHYA ile OMAR, ‘DOST!’ diyeni selamladı.