Hacı Bayram

8
“Bakır tepsi sayılır, elma alsan soyulur, aşı yersen doyulur, sohbette HAKK’ın EMRİ’ne uyulur.” dedi, HACI BAYRAM söze geldi: “Baktım yolun düzüne, RESULÜ’nün sözüne, oturdum FATIMA’nın dizine. El büktüm diz çöktüm; el alem demedim, çemberi bildim, öylece halimde EMRİ’ne uydum, gönlümden gelen sesi duydum. ALLAH’ım RAZI olsun, dirlikte olan her kuluna RESULÜ’nün niyazı gelsin.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

22
“ER olduk ERLİĞİ bildik, gölgeyi sildik. Dumandan ayrı kalmadan aynaya bakamazsın, baksan da kendini göremezsin.” dedi, HACI BAYRAM söz ile ÖZ’ü bağladı. “Beklediysem postunu, verir ALLAH’ım DOST’unu. Açık kapı gireceğim, güzel yüzü göreceğim, yolcu sofra isterse ‘ALLAH.’ deyip kuracağım, on adımda duracağım, dayanan ile POSTU’na varacağım. Gerçek, sevenlerindir. Yolunun her düğümü, on adımda çözülür. Demde gelişen, her adımda oluşan düzene TEVHİD ile girelim. Dağları yürütemezsin, amma aşabilirsin; denizlerle boğuşamazsın, amma taşabilirsin; yolları, dilediğince koşabilirsin. Her adım, hayır olana götürür, her geleni bitirir.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

5-2
“Her ata binemem, her söze dönemem, bilmezsem yanamam, bildiğime kanamam.” dedi, HACI BAYRAM yol üstünde durdu.

12
“ ‘Değmedi yolduğuma, doymadı bulduğuma.’ denilmesin, her gönülde gelen ile geçene ölçü vurulmasın. Her ipliği eline alana niyaz edelim, düğümlü sarılmasın.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Meydanda mısın? Öyle ise meydancıyı bil. Handa mısın? Hancıyı sor. Meyhanede misin? Sakiyi bul. Öyle ol ki, her aldığın damla ile dol.” dedi, HACI BAYRAM selamladı 

19
“Komşuya yer verenin, konuk ile gönülden bilenin yanındayız. Kayguyu silecekler, yol ile yolu bağlayıp gülecekler. Açık olan her kapı, açacağı gönüllerle BİR’dedir.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Söz-söz ile bağlanır, kul hal ile bellenir; olumsuz her olayda, gelecek günün aydınlığı beklenir. Serden alan, gönülden güzeli bulan, ‘Gerçekte ayna olayım.’ diyen her kulu HACI BAYRAM’dan alır. Sedef, olduğu hal ile güzeldir, ağaca işlenirse daha güzeldir.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

26
“Olaydan yer aldım, DOST KAPISI’na vardım söz aldım, her söz ile deryaya daldım. Sabah oldu ise geceyi değil günümü düşüneceğim, har anımı HAK ile yaşayacağım.” dedi, HAMZA DOST selam ile söze geldi:
“Günün en güzeline geldik, gönüllerde BİR olanı gördük. Her birimiz BİRLİK’teyiz. Yorgun gelen, yorganı olmayana verene selam olsun, her gönülde DOST BAHÇESİ’nin çiçekleri açsın. Gemiye adım-adım yürüyen, her adımda cümle ile sevgisini yayana; aldığın gibi, bildiğin kadar…” dedi, HAMZA DOST selamladı.

2 şubat
“Gerçeğe bakalım mı, karanlık diyene kandili yakalım mı?” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “ER olduk sır sorduk, dediler ki; ‘Yerden göğe, seherden sefere.’ Önce kayguyu sildik, sonra hayır dedik güldük; alacağınız her niyazda, cümlemiz birbirimizi bulduk.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. 

9
“Denenmiş her olayın yorumunda kandil yakarız, yolunu bulmuş kuluna öylece bakarız. Demde güzel bulana, her olaya O’ndan diye gülene söz versek; yerden göğe barışır, her kulu birbiri ile yarışırdı. Güzellik, gayrete bilgisi ile katılmada.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

12
“Yaprak yaprağa uymaz, ‘Yol vereyim.’ desen, dilemeyen duymaz. Seyran, gönlünü açan ile güzeldir, seyrettiğine doymaz.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Mayayı hamurdan alalım, yolumuz çokluktadır bilelim; değirmende sıraya girdi isek, emeğimizi birbirine katalım; ağacın kütüğüne, hepimiz adımızı yazalım. Sevgimiz BÜTÜN’dedir, gönlümüz KATINDA’dır, yolumuz sonsuza açık.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. “ ‘Komşuya gideyim.’ dersen, gönlünü katarsın; ‘DOST’a gideyim.’ dersen, ‘Elini tutayım.’ dersin, elden ele dilediğin sohbete kapı açarsın; hazır oldu isen, dumanını atarsın.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

23
“BAYRAM ile söyleştik, sözden hali eğleştik. Sende HAY, bende pay, DOST dilinde say diye anılır… Yolları bitmez deme, çobanı gütmez sanma; her dilden söyleyene, gerçek verir diye kanma.” dedi BAYRAM, VEYSEL ile söz geldi:
“Söyledim kalmadım yolda, yumuşak oldum halde, güçlüğü yendim anda.” dedi, VEYSEL her nefese bir heves ile katıldı, öylece dilenen yola atıldı. “Çaresizim demedim bir anımda, çorbasızım demedim yol hanında. (Dünyada mı?) EYVALLAH. Yerden göğe HAK dedim, bedende her zerreye pak dedim. Bildiğin ile çok, bilmediğine bak dedim. Olasıya doyasıya, bir fistanda bulasıya aradım gerçeği. Yağan kar ile, akan sel ile, esen yel ile çağırdım, gelen olmadı. DOST diye bağırdım, elim boş kalmadı.” dedi, BAYRAM ile VEYSEL, YUNUS’tan selam aldı. “Her öğütte binbir kelam, her ağıtta ÖZ’den selam; yozun verdiğine uymazsan, her satıra kalem…” dediler, selamladılar. 

24
“Her çatıda mevcut, yudumda mevcut, görgünde mevcut olana; renk ile şekil ile koku ile tarife giren, arif ile gerçeği ören; demde kandile söz açan, nedir nerdendir? Denilmesin sırdandır. Işık gördü isen, gölgeyi sıyırdığından; aşık gördü isen, seni beni ayırdığından… Her kandile bir ad verirsen, her kulunda bir od bulursan; bağladığın düğüm çözülür, her satırın altı çizilir.” dedi, HACI BAYRAM söze geldi: 

29
“Buluta yön veren yel, yeri bilinmezse etrafa dağılan sel; tek-tek dolaşan ile değil, topluca katılan ile yerini bulur. Her yağmur senin, senden gelenin, senin için; gölge olsa da zemin, güzeldir varlığın senin.” dedi, HACI BAYRAM söze geldi. “Parlak her nesne güzelin simgesi ise de, gölgede kalan her var olan seyirde olduğu için, bilim olayına göz atar. Bilim olayı, bilene siler alayı. Dar yerde düşersen derde, deme yerdendir. Geniş yerde düşersen derde, deme serdendir; bilmediğin için, gördüğün zordadır.” dedi, HACI BAYRAM sözü YAHYA EFENDİ’ye verdi: 

6
“ ‘Denizden haber sorsan, bilinmezi…’ diyene de ki; ‘Bilen verir, uyduğu kadar alır; hem bulur, hem kalır.’ Sandık, içine koyduğun ile doludur. Yoğun yapıya, çok kapı gereklidir. Bir kapıda kal dersem, uyandan olasın.” dedi, HACI BAYRAM kement attığın olaya, “Dara koyma.” diye söz aldı:
“Yerden gökten sevinirsin, uyarsan; sevilirsin, duyarsan.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. 

9
“Duyana diyeceğim, uyan ile güleceğim, altın verdim dolacağım; her nefeste her anıma, ‘Selam.’ diyeceğim. YAR GÜZEL’e derim de, YUNUS ile ararım; ‘Gayret yolda.’ derim de, MEVLANA ile sararım.” dedi, HACI BAYRAM söze geldi: “Bakla ekti isem, nohut biçemem; ‘ALLAH.’ dedi isem, yarattığından geçemem; hizmet verse vermese, kulunu ayrı seçemem; gölgede kalsa bile, ‘Yolum ayrı.’ diyemem. ‘DOST oldu isek, postuna geldi isek, adım-adım yaklaşalım; görevin devrini sorana, devamını verelim.’ dedik, HAZRETİ ALİ’ye sorduk: “Üç öğün anıldığına, bir an yanıldığına, uçan kuşlar şahit olsun. DOST diye gelen, adını RESULÜ’nden alana.” Mehmet. (Kim Mehmet DEDE’ciğim?) Er diye anılan. (Gine anlaşılmadı DEDE’ciğim, yardım eder misiniz?) Kumda ayak izi var, kulda gönül sözü var. (Manisa yolundaki Kul Mehmet mi?) Anda YUVA’da. Mehmet, aydın demektir; Mehmet, yolun ışığı demektir. Demde akılda kalan ile, adını cümleye veren. Yolumuz açıktır gelene, HAZRETİ ALİ’den verene…” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

10
“Çağlayan su dağdan gelir, deryadan balık ağ ile gelir, kulu kendini kendi ile bulur.” dedi, HACI BAYRAM söze geldi: “Kahır dediğiniz her olay; gümüş tabakta gelmez, altın tabakta kalmaz, bulut misali gelir geçer, toprakta yeşili seçer. Demde yolu dileyen, yolda YUNUS ile dertleşen, geçen günde taş toprak diye sertleşen; gelen güne, RESULÜ’nün yoluna kum diye serpilendir. YUNUS ile söyleştiğin, gerçek yönde eğleştiğin bilinir.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

15
“Ağaca çıksam dalı eğilir, dalını tutsam çiçeği dökülür. Toprağını belledim, meyvesini bekledim; hep beraber yiyeceğiz, ne güzelmiş diyeceğiz.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Nohutlar ekildi boy-boy oldu, toplayana sözünü iletti, her kuluna adını belletti. Gelen giden selam verir, ‘Yol hali…’ der, DOST elini uzatır. Cümlenize selam olsun, her niyazımıza gelen, gönlünde gerçeği bulsun.” dedi, HACI BAYRAM selamladı

5-2
“Arpa aldın atına, arka buldun sırtına. Gönüllerden varacağız, ‘Bir yudum.’ diyene, desti ile vereceğiz. YARATANIN ŞANI’ndandır, bir diyene bin verir, ‘ALLAH.’ diyen gün görür.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Her zoru yenerim, ADI ile girersem, her sırrı ararım, gerçeği ADI’nda bilirsem. DÖRT DUVAR örtülmez, niyaza duran dürtülmez; dayandı isek duvara, ‘Ağır mı?’ diye tartılmaz. Doğuştan bilen ile, doyuşta bulana; RABB’im geçeni değil olanı sorar. Doğuşta bilen, bilgisini serer; doyuşta bulan, gönlü ile cümleyi sorar(sarar?). Dağlar yol vermese de, yolda hancı görmese de; kul kendi gerçeği ile bütünleştiği anda, zorlar sırlara açılır, aşılamayacak yollardan geçilir.” dedi, HACI BAYRAM selamladı 

8
“Geyik ile söyleşen, sevgi ile bakar; oduncuya hal sorsan, ocağını yakar; hal ile gerçeği veren, kucağında olanı döker.” dedi, HACI BEKTAŞ söze geldi: “Ne var ise, bedende; sevgi dolu, gidende; DOST ararsan, gönlünde; güzel sorarsan, düzende. ‘Dizimi saracağım, yünü aldım öreceğim.’ diyen ile, tatlı aşı yiyene selam olsun.” dedi, HACI BAYRAM yürüdü. (HACI BEKTAŞ mı?) Değil. HACI BEKTAŞ geldi, HACI BAYRAM söze girdi.
“YUNUS yoldan sormadı alanı, ‘Aldım, verdim.’ deyip elinde kalanı. Sorana HACI BEKTAŞ ile geldi, oturduğu postu dileyene verdi. Soralım dedi; ‘Bilgisine mi, duygusuna mı eğildik?’ ‘Duygusu ile dağıldık.’ dedi. Yormayı dileyenden değiliz. Yorgunluk asla oluşmaz, seyre gelen her kulu gönül kapısında buluşmaz.” dediler, HACI BEKTAŞ ile YUNUS’um selamladılar.

12
“Aynaya el uzatsam el verir, gülerek baksam GÜL verir, aynaya göz atsam dil verir; aldığım verdiğim dildendir, gördüğüm bildiğim GÜL’dendir.” dedi, HACI BAYRAM söze geldi: “Dert kapısı kapalıdır, açmazsan; SIR KAPISI kapalıdır, uçmazsan; DOST KAPISI kapalıdır, gönülden geçmezsen. Her fidanda ayrı renkte GÜL açar, kul güzeli görgüsü ile seçer, sevgisin öyle saçar. Her yaprağı bellersen, her taneyi ellersen; gün, gölgeyi siler.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. 

13 
“Yük almadan yürüyelim, kumda iz gördü isek, ayağımızı sürüyelim; gelene iz olsun diye, verenden söz alsın diye… Bir hizmet, bin himmeti getirir, kulun ömrünü yorulmadan bitirir. Çevremden almayı diliyor isem, çevreme katıksız vermeliyim, bilgimde gerçeği dürmeliyim. Ay yıldız SAHİB’inin vergisindendir, kulunun görgüsü sevgisindendir.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Ovaya indim günde, YUVA’ya geldim dünde. Az ile çoğu ayırdım, aç geldim diyeni doyurdum, her yol soranı çağırdım. Bilse bilmese arasın bulsun, ayna misali kendini görsün; ‘Selam.’ diye-diye, her kulu ile YAR ADI’nı ansın.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. 

19
“Dağlar duman vermez, bilen gece görmez, uyan izi silmez, doğruya nokta koyan asla güzeli bölmez.” dedi, HACI BAYRAM söze geldi: “Buğday başak verdi de, kulu yolu gördü de; gelen alan oldu mu, çuvala tahıl doldu mu? Öyle ise güleceğiz, balı yiyecek, limon yaprağını katacağız. Gölgeye düşmeyelim, Güneş’e şaşmayalım; bir aldık bin vereceğiz, darlığı temelden sileceğiz.” dedi, HACI BAYRAM, YUNUS’a dediğini cümleniz ile paylaştı. 

27
“Seyrine vardığımız her olay, MİRAÇ’ımızdır, dünyada nefsimiz kiracımızdır. ‘YA ALLAH.’ dediysek, HAK SOFRASI’nda bir lokma yediysek; ‘Şükür.’ diyelim, her anımızda, var ettiği ÖZ’ümüzü SÖZÜ ile BİR’leyelim. Varlığım VAREDEN ile zamandadır, zamanı silinceye kadar mekandadır. VAREDEN’i bildiğim gün, var olduğuma şüphesiz katıldığım gün; gönülden aldığım yol, makamdır.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Baktığım bağda üzümler erdi, bilen de bilmeyen de gördü. Bilmeyen, bilene sordu; ‘Elinden mi, dilinden mi?’ Bilen, bilmeyene dedi ki; ‘Gönlünden.’ Dağdan aldığım çiçek, yaprağa kondu böcek, cümlesine açacak kucak. YAR ADI, bilene tadı; olmadık dünyada katı…” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

3
“Duman yer değiştirdi ise, kulunun gerçeğe yönelmesindendir, deryaya dönülmesindendir.” dedi, HACI BAYRAM söze geldi: “Attım kuyuya taşı, koydum yastığa başı; dedim az gelmez aşı, geldiğimiz günden dünyada koşu. Dağlara yaslanalım, DOST elinden taşlanalım, güzel gönül verdi diye HAK ADI’na nazlanalım.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. 

13
“Her kulu bildiğini arar; kimi ağaçtan sorar, kimi buluta yorar… en son verdiği karar… O’ndan gelen, O’nu bilen, O’na dönen; gerçeğin aynasına bakmıştır, gönlünde AŞK oduna çerağı yakmıştır.” dedi, HACI BAYRAM sözün özünü gönülde olan gerçeğe bağladı, selamladı yürüdü.

14
“Az gitsem, çok gütsem, azı çoğu birbirine katsam; düğümleri çözerdim, her satırı çizerdim. Yumağın düğümüne gayret versem bağlasam, düne gülsem, güne ağlasam; toprağa diz çökerdim, tesbih alıp niyaz ederdim.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Her düğümde ağlama, düzene küser; her düğünde ağlama, güzeli keser; dünü günü açarsan, dostların küser. Gelecek güzel dersen, gölgeyi silersin Güneş’e gülersin. Yanımızda olana… Üzüm ye, yarayı örter. Seyirde kalırsan; gerçeğe dönersin, Güneş’in güzeline yanarsın.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

29
“HACI BAYRAM GÜL bağladı, gelenden gidenden sözü eğledi; ‘DOST yolumuz, DOST halimiz.’ dedi selam bekledi. ALLAH’ım RAZI olsun, verdiği her karar RABB’im ADI’na densin. Bal ile yoğurt yensin, olumsuzu siler. Alacağın söz seni, vereceğin söz cümleyi sevindirir.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

31
“Gölgeyi dert demeyiniz, günün değerine şüphe katmayınız. Oymayı aldı ise eline ustası, güzel geldi ise tahtası; güzel en güzel olacaktır, sofranda ahengi bulacaktır.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Günleri saydım da bayrama geldim, Gülleri aydım da seyrana daldım. Ne dikeni battı, ne alan daha güzelini sattı. Bülbül ona öttü; bilen ondan geleni tattı; yollara kumunu kattı. Gönlüm GÜL bahçesidir, cümlenizin bohçasıdır. Sevginizi atın, bohçayı öyle kapatın.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

7 haziran
“Kuyuya ses vermeden geldim, konuyu her bilene sordum; ‘Kendinden mi, RABB’inden mi bilirsin, açılan sofradan mı umarsın?’ Gönlünü güzele bağladı isen, kendinden kendine döneni bulur, HAK SÖZÜ’nden halini alırsın. Gelmeyi dilediğim gün, YEMEN’den sordum; bilgim ile cümlenizi sardım; ‘Gölgeyi ağaçtan alsınlar, seyrini seferden bulsunlar…’ diye niyaz ettim.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

14
“Beylerden ağalardan, ocaklardan kucaklardan öğrendik, güzele çirkine eğlendik. Gün geldi, gönül doldu, gönülde fırtına oldu; yapıya kapıya kaygu gitti, sevinç durdu.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Her gönülde fırtınayı görürsün, her ömürde iniş çıkış bilirsin. Bilinmeyen tek şey, gönüllerin bilinç ölçüsüdür. dostlara açtığın kapında, kendi kendine kaldığın yapında gerçeği bulduğuna sevinçliyiz.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

18
“ ‘Alacağım vereceğim yok.’ deme, yalnız gelene söz söyleme. Binbir günü doldurdu, her öğünde niyetini öldürdü. Gelenden geçene selam verelim, gölgede olana Güneşi gösterelim.” dedi, HACI BAYRAM sözün özünü verdi:
“Ağaca bağladığın at, durandandır; ovaya saldığın at, yorandandır; zorladı ise, vurandandır. Ölçüyü yapıdan alalım, her olayda aklımız ile gönlümüzü birleyelim. Bohçamı ben bağlamadım ki, çözeyim. Yazımı ben yazmadım ki, çizeyim. Nasibimi ben vermedim ki, ölçeyim. ‘Ekini ektim, günü geldi biçeyim.’ denilenden, yapıya gelmeyi bildiği günden, kapıda bekleyeni düşünün.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. 

5 temmuz
“Dağılandan beklersen, döküleni toplarsan; bir elinden öbür eline selam olur, her aldığın elinde dengini bulur.” dedi, HACI BAYRAM sözün gerçeğini dumansız verdi: “Derman dileyen her kulu, derdini ALLAH’ına dökerse, paslı çiviyi söker. Benden dileyen benimledir, beni bekleyen gönüldedir, sofrayı kurdu isek aşımız yerindedir.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

15 temmuz
“Bağladıysam dizimi, beklediysem sözünü, HAK verecek izini.” dedi, sağdan sola selam ile HACI BAYRAM geldi: “Bayrağı biz açacağız, köprüyü sizlerle geçeceğiz, her seveni seçeceğiz.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

21
“At alalım koyuna, selam diyelim soyuna; uyum ile oluşan huyuna, geldik sabah yoluna.” dedi, HACI BAYRAM söze girdi: “Davara yer aradık meraya saldık, dağlardan gelen havayı sevdik. Aldığını bilen ile verdiğini sayana, ‘Kayguyu silsin.’ dedik. Ala-ala olacağız, vere-vere bulacağız, seve-seve ereceğiz; YAHYA ile söze girdik, cümle ile konuya gireceğiz.”

27
“Kapalı kapıyı zorlamadım, harman gördüm horlamadım. Doymuş olsam, somunu alsam, gelen ile paylaşsam; bilene değil, katana uyarım.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “VEYSEL’e selam verdim, PİR SULTAN ABDAL ile namaza durdum, HACI BEKTAŞ ile toprağa girdim, DOST SOFRASI’nı öylece kurdum. Geldik verdik el ele; yoğun veren her satır, cümlede gördük hatır. Niyazımız gönülden gönüle aktarılsın, seyrinde kainat kotarılsın. Denilsin ki, ‘Bir bir görüldü gönüllerimiz, sergiye geldi niyazlarımız.’ Dağlar söze geldi de, her aldığını bir nefeste verdi de; DOST’luk günden güne gelişti, duman ile gelen Güneş’e danıştı.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

4 ekim
“Baktığım her damla su, yaktığım her mum, ayrı-ayrı görünse de, bilgide gerçeğe bürünse de; kul gözünde, su ayrı, alev ayrıdır. BİR’liği bilince gayrıdır. Günü geldikte, gerçeği buldukta, ayrıya değil BİR’liğe yer veririz; yolumuz HAK YOLU’dur, bilen ile bilmiyen ile karşı karşıyayız. Asıl olana yöneldi isek, bilen bilmiyen kalmaz, varolanı inkarda olmaz. Günün yorumunda güzel sadece çiçek ise, bacanın kurumunda bulacağın çirkin midir?” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı, VEYSEL ile söze geldi: “Bağ, düzen veren ile anılır; dağ, zirvesindeki kardan sorulur; her yolda olana sofra kurulur, dileyen gelir, dilen yürür. Sarılalım RABB’imin nasib ettiği RAHMET’e, geçelim getirdiği zahmete. Zahmette HİKMET vardır, gölgeni dağıtır, gönlünü eğitir, BÜTÜN’de yerini bildirir.” dedi, HACI BAYRAM selamladı; VEYSEL ile durana, dünü günü sorana selamını iletti.

11
“DOST’luk söz ile değil ÖZ ile gerçektedir; kayalar dik olsa da, kuluna her hali ile hizmettedir.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Dağda buz varsa kayacağım, suda tuz varsa kovaya koyacağım kolu, tuzlu bez saracağım. Güneşte ısıt, öyle sar suyu. Yedi gün, yedi saat… (Bertik için verilen şifa) YUNUS ile söyleşen, VEYSEL ile halleşen, gönüllerde aşkı ile dölleşen… Yapısına, kar gelse kapısına, bekleriz, Dostluğunu paklarız. GÜL’den GÜL’e söyleşen, her gününü paylaşan; gerçek sana açılır, gölge öyle geçilir.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

18
“Kaydımı sorayım dedim, deftere göz attım, gelen güne söz ettim; sevgi aldım, bilgi sattım, adıma gelen her kulunu kuşlara benzettim.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Kuşlar seni beni yüksekten gözlerler, varsam yanına diye özlerler. Asıl olan, ayrıda gayrıda değiliz. Bağlı asla olmadık, ne var ki bedenden ayrı kalamadık, benliği yeterince silemedik. Yeterince dediğimizde, RABB’imin İZNİ’nce demektir.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

25
“Seymen size gelirse, sözde gerçeği bulursa, yerden göğe selam alırsa; selamını vermez mi, HACI BAYRAM niyazında cümlenizi görmez mi? AŞK ile geldik size, bir yudum gerçek ile cümlemiz durduk dize. Seymenler dizi-dizi, alacaklar gerçek sözü, silecekler karda izi. Mayayı gölden alan, kendini sevgide bulana selam olsun.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

2 kasım
“BAYRAM’dan selam aldık,-HACI BAYRAM-, her öğünde niyaza daldık. Gelenden gidenden ALLAH’ım razı olsun. Dağlar yük verirsem, yarışamam; dağlardan yük alırsam, karışamam. Zor ile kolayı bölmeli, ortasında kalanı bilmeli, niyaz ile bulmalı, gerçek olanda dizini yere koymalı.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. BAYRAM adını verdik, HACI BAYRAM’dan geleni sorduk. Dedi ki: “Bohçanın dört ucunu birbirine katlasın, yaprak-yaprak açacak fidanını beklesin, geçen günde kaygu veren düşünceyi köklesin.”

22
“Dağlar deyince gülsem, çıkışa ayak vursam, çıktığım anda dursam; yaratılmış her zerreyi, yaratılan adına görsem…” dedi, KAYGUSUZ sözü aldı: “Asmalara su gitse, gelen suyu bilen itse, her emekçi emeğinden katsa; yollar yolcu ile dolar, RABB’im bir sevaba bin birini katar, bilen ile bilmeyenin elinden tutar. Çağrıya uyandan, RAB ADI’nı gönülden duyandan, ALLAH’ım RAZI olsun, sevgisini cümlede bulsun.” dedi, KAYGUSUZ selamladı. “Seyrana geldim güzel yolları, sevgi ile sardım bilen kulları.” dedi, HACI BAYRAM söze daldı, daldığı deryada HÜNKAR’ı buldu: “Beklediğim SEN’sin, SEN’in EMRİN’dir; silmeyi dileyen günün, zulümdür. Bir bağ oluşsa, ak ile kara buluşsa, alan almayan bilişse, YAR ADI’na her kulu niyaz ile çalışsa, yoğurt alan bal diye çekişse; bilenin bilmeyenin tartısı ne olurdu, tartısı nerde kalırdı? Düzenin yerini dizenden bilelim, dağlarla ovaları güzel diye övelim.” dedi, HACI BAYRAM sözü LALELİ’ye verdi:

29
“Dayanmayı bilenlere, DOST SOFRASI kuranlara, HAK YOLU’nda emek verenlere selam olsun. Ağaç gölge verdi de, Güneş toprağı gördü de; akan su durur mu, olduğu yerde kalır mı? O da akacak, toprağı nemli tutacak; Güneş’te yanan kulu, ağacın gölgesinde oturacak, toprağı hazırladı, ekimi bitirecek.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Soğuk sıcak demedik, pişmemiş aşı yemedik, ham sözü bilmedik. Gelmek SEN’den, bilmek benden ALLAH’ım. BİLDİRİRSEN gülerim, SEN’i SEN’den dilerim.” dedi, HACI BAYRAM selamladı

6
“Baktığım her noktada birbirine ekleneni gördüm, eklenen bilgileri nasib sofrasına serdim. Gelen giden alacak, arayan kendini bulacak, her seherde renkten renge uyacak, dolu desti elinde, güzel beste dilinde kalacak.” dedi, HACI BAYRAM söze, “Gönülden katılan her kuluna selam.” diye girdi: “Yay aldım oku sordum; ‘Yayı ger de verelim.’ dediler. ‘Ok olmadan geremem, hedef nerde soramam.’ dedim; oku attım, yayı gerdim, gönüldeki hedefi buldum; ayak-ayak giden ile, ok misali varanın ölçüsünü gördüm. ‘Nerden kaldı, nerden buldu, hangi kuyudan bilgisini aldı?’ diyenlere, RABB’imin müjdesidir. ‘YA ALLAH.’ dediyse kulu, ok misali aldı ise yolu; kimden kime söz düşer?” dedi, HACI BAYRAM selamladı

7
“Ağacın dalı kırık, asmada kaldı koruk, DOST KAPISI’nda arık; gelene gidene verir, ne halde olsa korur, cümle ile güzeli bulur.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı, kendinden gelen her kula gerçeğini sordu. “Her kulun gerçek bilgisi, kabıncadır.” dedi, HACI BAYRAM KAYGUSUZ ile sözü bağladı: “Üç niyet sorsalar, derdim ki ‘Aşkımla övüneyim, meşkinle dövüneyim, HAK ADI’nı savunayım.’ Ayran alalım güğümü dolduralım, içene geçene sunalım, KAYGUSUZ ile sözü bağlayalım.” dediler, selamladılar.

9
“Bakla eksem buğday almam, ektiğim tarlada harama gülmem, DOST KAPISI’nda çaresiz kalmam. Gel güzel, gel bağlı düğümü çözelim; güzellik her zerrede, çirkinin yazısını silelim. Bağlar öyle güzel ki beklediğim gün gibi, meyvesi bilen ile bilmeyene yön gibi. Her satır birbirini tamamlar, aldığımız her bilgi gerçek anı tanımlar.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “El ele oldu isek, günde güzeli buldu isek, açılan kapıya geldi isek; ne senden ne benden demiyelim, HAK ADI’na gölge düşürmeyelim. O’nun vergisi sonsuzdur, O’ndan gelen kinsizdir. AŞK ile geldi isek söze, AŞK ile dönelim, AŞKI ile yanalım, GÜL dalına bülbül misali konalım, ağlamak değil sonsuza kadar gülelim.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. (Resim verildi: AHMET YESEVİ ile HACI BAYRAM VELİ) Adımız verildi, hizmetimiz HAK KATI’nda görüldü, AHMET YESEVİ adı ile HACI BAYRAM niyazına yazıldı. Asla gölge almayalım, şüphede kalmayalım.

13
“Var ise bir yudum suyum, gelenlere yeterlidir soyum, demedim ‘Hangisi benim payım?’ ” dedi, HACI BAYRAM söze geldi: “Güneş’te elimi göze siper ettim, DOST ile ömrümü kadere bağladım; bilenden aldım, bilmeyene ekledim, cümlesi gelir diye ömür boyu bekledim. Kimi yazana, kimi gezene kaydını saydı, kimi de olsa olmasa bilgisini soydu; bilenin soyduğuna, bilmeyenin saydığı şahit oldu. ALLAH’ım, bilmeyenin şahitliğine cümlenizi layık görmesin! Bunaldım diyenler, deryada çiğ balık yiyenler, pişmişini tarif edebilir mi; pişmişini yiyenlerden gerçeği almazsa, hatasını bilebilir mi; senden umduğunu bulamazsa, vermedi diye şahit olur mu? Olursa, ALLAH’ım cümlenizi esirgesin!” dedi, HACI BAYRAM güzelden güzel ile arınmışlara selamını iletti. 

20
“Aynaya bakarsam, seni beni görürüm; çevreye bakarsam, dünü günü görürüm; akacak her damlada, kainatı bulurum.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Toprak durası değil, bakanı yorası değil, ‘Karda ekeyim…’ desen, sırası değil. Beklersem Güneş’i, bilirim tanışı. Ben ona el veririm, o bana bol verir, karlar Güneş ile erir; BİRLİĞİMİZ’den, cümle alan yararlanır.” dedi, HACI BAYRAM bir tas buğdayın bir obaya yettiğini söyledi, selamladı.

21
“Buğday elde beklerse, bir avuç; toprağa eklerse, bir ambar doldurur.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Yağmur yağdı tarlana, elinden alan mı var? Sür toprağı, ver yaprağı, yerden göğe güçlensin. Yaprak yerde kalırsa; yolunu düzenden ayırana ibrettir, yolunu arayana HİKMET’tir, yerden bekleyene nimettir.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

3
“Baktığım bağlar üzüm olacak, cümlesi gelip HAK ADI’na alacak; gelenden gidenden bağcı soracak, ‘Senin mi, benim mi?’ Diyelim ki; ‘Benden önceki SAHİB’inin ve senden sonraki SAHİBİ’nin.’ ” dedi, HACI BAYRAM söze girdi: “Mısır ektim toplayım, püskülünü katlayım, meyhaneye girersem, mısır gibi patlayım. Dediler ki; ‘Katlasan da, patlasan da, bir öğünde bitersin, ateşte kalsan tütersin.’
YUNUS beyden alacak, YAHYA ağaya verecek, VEYSEL toprağı sürecek; elden ele, gönülden gönüle hizmet, birbirini güdecek. Senin benim varlığım, cümle ile olur gürlüğüm. ‘Mısırdan maksat nedir?’ denilir: Mısırı üretirsen hizmetinin genişliğinedir, eğlenmeyi denersen gününün hürmetinedir. Gününü cümle ile paylaşırsan, cümle ile HAY’laşırsın.” dedi, HACI BAYRAM VEYSEL ile selamladı. 

12
“HAK ADI’na sorduk geldik, HAK yolunu bulduk sevdik, bir tas buğdayı Dost eline verdik. Selam olsun, niyazını bilene YARDIMCI gelsin.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Ektiğim her taneye adım yazdım, al oku; mendil elinde olsun, dileğince doku. Ayağına sert geleni duyma; gönülden aldığına ‘dost nefesi…’ de, aykırı gelene uyma. Saf-saf gelsin deryadaki dalgalar, gerçeğe uysun bilgindeki halkalar.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

17
“Var git dileyenin yuvasına, sar git ‘Dost.’ diyenin havasına, sen de tuzunu kat sofranın çorbasına.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Dinlediğim her ses, bana seni getirdi.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

24
“İki attan biri bana, biri sana…’ dediler, yol üstüne çıkardılar. ‘YA ALLAH diyelim, atlara binelim.’ dedik, niyeti kurduk.” dediler, HACI BAYRAM ile VEYSEL’im yola çıktılar; biri akan su ile, biri yakan Güneş ile sözden söze daldılar, HAK SOHBETİ’ne öyle geldiler. “Suyun vergisi kulun yargısını siler; güneşin vergisi, kulun görgüsünü besler. Ne suyun yokluğu, ne güneşin çokluğu, yerini vermez. Su da güneş te, BİR’liğin tamamlayıcısı olurlar; yerli yerinde, bilgi serinde ise…” dediler, HACI BAYRAM ile VEYSEL’im selamladılar. 

26
“Testilere su koydum, gelen çobana uydum. HAK SÖZÜ ede-ede, HAK YOLU gide-gide bilinir, ‘Beklenen günde şahı gelse…’ denilir. HAK SÖZÜ’nü dileyen söyler, HAK YOLU’nu bilen gider; ne şah, ne çoban ayrı sürü güder.” dedi, HACI BAYRAM söze geldi: “Beklersen avı, haklarsın tavı; ne azı, ne de çoğu, nasibin kadardır çağı. ‘Gelse görelim…’ diyene, de ki; ‘Gelen giden gönüldedir, ilimde bilimdedir, DOST bilenin halindedir.’ ” dedi, HACI BAYRAM selamladı. 

30

“Seyre gelmediyse yolu, seherde bilmez hali.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Oturduk sofraya, soyunduk sahraya. Avuca kum aldık, ayakta yemeni bulduk, dar gelen kapıyı ehline sorduk. dediler ki; ‘Saymayı denedi mi, büyük kapıyı aradı mı, hikmetinden kayguya düştü mü?’ saydığım soğuktan sıcaktan korur; su vermezsen ağaca, bilirsin ki kurur.” dedi, HACI BAYRAM sözü BEHLÜL’e verdi: