Hacı Bayram

31
“Sağdan alıştım solda buluştum, her niyazda kulu için çalıştım, RESULÜ ile oluştum, bir desti suda yorumsuz savaştım.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Her at sahibini bilir, bağlasan bağlamasan kapısını bulur; dolandığı her sergide, sadece sevgisini bildirir; yumuşak gelen yolda, ADI’nı her nefeste buldurur. Selam olsun…” dedi, HACI BAYRAM seven ile selamlaştı.

6
“ ‘Adak verdim, niyaza girdim.’ diyene, YUNUS’a selam verene…’” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Dost, yolun sevgisidir; dost, yolun bilgisidir; yaprak değil, çevresidir.
Dağdan dağa ses verdim, dağdan dağa dostu gördüm, gönüllere postu serdim, yaprağı dileyene verdim; alsın okusun, bilgisinde dokusun diye. HACI BEKTAŞ sesini ünledi, gönülden geleni dinledi; dalmayı diledik deryaya, huydan geleni peyledi: ‘Ak ile karaya gözün değmez mi? Gölgeden güneşten, sözün yetmez mi? Alıştık veriştik, bilgi bitmez mi?’ Gözümde kainat BİR’dir, BİR’de kalacak; dileyen her kula, sözümüz yetecek; RABB’im, gün ile güneşi birbirine katacak.” dedi, HACI BAYRAM ile HACI BEKTAŞ selamlaştı, selamet diledi.

7
“MEYDAN’da cümle kullar, her birine açık yollar. Sağdan sola dönenlere, AŞK adına yananlara, yanmayı bilmeyip sönenlere; RABB’im yerden göğe YARDIMCI olur, MELEKLERİ dilenen hale seferden gelir. ÖZ’ümüz sözümüz BİR’dir, BİR’dedir.” dedi, HACI BAYRAM söze geldi: “Var mı düzende hatalı olan, zor mu yazana düzende gezen, sezdiğin her tecellide kayıtsız gözeten? Ayrı kalmadık, çevrede olanı bölmedik.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. 

14
“Sergiye, her kulu bilgisinde eğittiğini bırakır, gelenden gidenden miyarını alır. Sudan, aklığını sorsan; ‘Her renge bürünürüm.’ Der, ‘Nerde olursa olsun, toprakta sürünürüm.’ der. Yorgunluğu bilmez, yılgınlığa düşmez, ne gelirse gelsin şaşmaz, her dileyenle gider.” dedi, HACI BAYRAM söze geldi: “Geldiğim günü bilmem, bulduğum güne şaşmam; aradığım yolu buldum, taş olsa da düşmem, adım-adım giderim koşmam; beslediğim her zerrem ile, taşkınlığa yer vermem. Yollar gideni götürür, sevgi kayguyu bitirir; elden aldık niyazın, dileyen alan götürür.” dedi, HACI BAYRAM sözü HACI BEKTAŞ’a verdi. 

15
“Kimse kimseyi gütmez, su gelmeyen toprakta yeşil ot bitmez. Satıcı ne aldı ise tezgahına onu koyar, sonunda aldığını verdiğini sayar.” dedi, HACI BAYRAM her öğütten bir söğüdün yeşerdiğini söyledi. “Açık gelse sözümüz, nasıl kalır izimiz? Akıl sende, mantık sende, gönül sende, bir AŞK’ı var bende. Paylaşır dururuz. yorgun kalmadan sırtımıza dost yükünü vururuz. Almayı dileyenden, vermeye talib olandan ALLAH’ım RAZI olsun; amma şu yük var ya, işte O paylaşılsın. (EFENDİM, buradaki ADEM; HZ: ADEM midir, yokluk mudur?) İnsan. MEYDAN, insan için kurulur; gönül, insan için var olur; varlığa söz edene, nefesi dar gelir.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

28
“Her dilimde dizdiğim yapraklara göz attım, vergisine şükredip, yargısına söz ettim. ‘ALLAH’ım. Yargı SEN’den, sorgu SEN’den, sevgi SEN’den; övgü benden, saygı benden; DOST’luk cümlemizden.’ dedim, çevremde gelişen güzelliği gördüm. Ben seni sevebiliyor isem, sen beni övebiliyor isen, bu sadece bağlantıdır. Gönülden gönüle oluşan, kökler gibi bilişen, gövdelerde oluşan, birbirine aktaracak öyle bilgiler bulur ki; senden sana, sen ile cümleye durmadan aktarır, dilimizden, elimizden, gönlümüzden alır-alır ve her dileyene dilediğince verir.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

1 mart
“Göz-göz ördük YUVA’yı, ÖZ’den aldık havayı. Bir buğday tanesine somun veren tarlayı ekeceğiz biçeceğiz, günü geldi gölgesinden çıkacağız.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Ovalar düze gelir, ekimi güze kalır. Yağan RAHMET birbirine eklendikçe, kar kalksın beklendikçe, güzelden güzeli bulur, vergisinde kulunu sevindirir. El ele olalım, tarlamıza dolalım, bereketi topluca görelim, gerçek değerine gönülden şahit olalım.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. 

8
“Adağım sana bana, ödeyim cümleye dedim, HAK izini, HAK SÖZÜ’nü aldım; benliğimi besledim, günlüğümü süsledim.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “At ile gideceğim, uzun yolda aradığım gerçeği bulacağım, ses veren her zerremde sevgimi yayacağım.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

11
“Dayandığımız bir sözdür, güvendiğimiz gerçek ÖZ’dür, seyre gelsek biliriz ki SEN’den hazdır. Yumuşak yol alana, sevgisini DOST’ta bulana inanırız.” dedi, HACI BAYRAM söze geldi: “Binbir kapıyı BİR’ledik, ‘HAY’ dedik AŞK’ı ile gürledik; Gelsen dediler de, gelmeyeni zorladık. DOST sohbeti güzeldir; sözü söze katmazsan, gönlüne geleni birkaç pula satmazsan. Postumuzu serelim, her geleni görelim, niyazını soralım; Seherde mi, seferde mi? Yapraklar söze gelse, toprakta dizin izi kalsa; eğilen dalları görürdün, kar misali erirdin.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. Gelen giden, sohbetimizde yoruma dalan, yağan yağmura bereket diyen…

14
“Bayrak, özelliktir, DOST bilindi isen, dostluğunu cümleye verdi isen; almam derlerse, ham meyve yerlerse, boğazına takılır, toprağına diken ekilir. Yollar açıktır bize, bayrak açıktır her söze. Gönüller, BİR’liği kurar; gölgeyi, niyazımız siler.” dedi, HACI BAYRAM cümlenizi selamladı.

15
“BAYRAM’ın getirdiğini, HAMZA DOST’un kotardığını, soframıza aş yaptık, DOSTLARI’nı baş yaptık; gölgesinde kalanı, Güneş’ten alsın diye, sohbetinde söz ettik.” dedi, HACI BAYRAM her öğün aldığını ömrünce verdi. “Soğuktan geldi isem, sıcağı bilemem; güneşte kaldı isem, gölgesinde gülemem. Geldik can dostumuza, oturalım postumuza. Bağlı atı çözelim, DOST YOLU’nu çizelim; gelen giden okusun, tezgahında dilediği bezi dokusun.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

21
“Doyduğum gün SEN’inle, uyduğum gün bilginle, DOST’luğum sevginle…” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Dağ eteğine baktım, çubuğu öyle yaktım, koyundan ipi aldım, dileyene sattım. Alan da sevindi, bilen de… “dedi, HACI BAYRAM selamladı. 

28-1
“Doğuya RAHMET veren, batıyı da görendir, duvarda kapı varsa niyaz ile açandır. ‘YA ALLAH.’ diyelim, her lokmayı ADI ile yiyelim, duvarın ötesinde de O’nun yarattığı var, bilelim.” dedi, HACI BAYRAM söze geldi: “Beklediğim her öğünde sakladığım lokmayı buldum, gönlümden geleni cümleye sundum. Saklarsam lokmayı bulamam HAKÇA’yı. Her öğünde önüme gelir, gelen lokmaya mani olur. (‘Bir lokmayı bitirmeden, alamazsın.’ dendi.) EYVALLAH.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

29
“Olandan gelenden, HAK İZNİ vardır; inanmazsan görgün dardır, ömrün zordur.” dedi, HACI BAYRAM söze geldi: “Yazdığımız nağmede, sezdiğimiz çizgide, övdüğümüz çözgüde, ‘Elek gücü. Bilek gücü.’ demedik, aşımıza haram lokma koymadık; ‘Dost olmazsa?’ deyip te, her gelenden sormadık; günün bitimine, gecenin yetimine yol verdik, doğudan batıya İZNİ’ni aldık.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

4 nisan
“Başıma çevre sardım, düşümde gördüğüm çehreyi sordum. ‘Bildiğin senin, bulduğun cümlenindir.’ dediler, bal ile elmayı şifa olsun diye yediler.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Eylemeden bilgimi, peylemeden sevgimi, ‘Nerden geldim?’ dedim durdum; eylediğim bilgimde, peylediğim sevgimde, ‘Nereye?’ diye düşündüm… Madem RABB’imin EMRİ ile geldiğime inandım, EMRİ ile gideceğime şüphemi sildim. Gelişim ile gidişim arasındaki mesafe; O’ndan bana, benden O’na devreden olaya aklım ile mantığımın hizmetine girmeyi, gönlüm ile bu hizmeti örmeyi kulluk görevi bildim ve aradığımı öylece buldum.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

11
“YEMEN’den selam ile geldik, yapraklardan ağacına sorduk; ‘Kökümüz ile BÜTÜN’deyiz.’ dediler, HACI BAYRAM ile sohbete geldiler. Dağlar SEN’in, bağlar SEN’in, akan suya bakan SEN’in… SEN’den alan, SEN’den bilen, seni beni bilgisi ile silen; güzelin tarifini öylece bulur. Bildiği her konuda ÖZ’ünden aldığı ile kalır.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. 

12
“HAY diyelim, saymayı önce kendimize ödeyelim. Kendi kendini saymayan, çoklukta GÜZEL’e uymayandır.” dedi, HACI BAYRAM söze geldi: “Attığımız adımda, karıncaya söz gelmesin; kopardığımız çiçekte, yola ÖZ’ü koymasın; dayandığımız ağaçtan aldığımız meyveyi, ‘YUNUS ile gelen, VEYSEL ile veren, kimden?’ diye sormasın.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. (‘HAY’ hakkında açıklayıcı bilgi verebilir misiniz EFENDİM?)

18
“Yumuşak alınırsa vergimiz, birbirine eklenir sözümüz.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Gölgeyi tarlada çalışırken ararsın, dikmedi isen ağacı kendinden kendine sorarsın; ‘Her gönül, bağı mıdır? Bilenlerle, çağı mıdır? Verdi ise çoğu mudur?’ Ne verdiyse şükür ettik, akan sudan toprağa kattık. Emeğimiz, bilgimiz kadar geçerlidir.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.
 

19
“Alayım destiyi elime, varayım suyun başına, sorayım; ‘Her dileyen alır mı, yoksa suyunu almadan kalır mı?’ ” dedi, HACI BAYRAM söze geldi: “Söz ustası, saz hastasına sorsak; ‘Elinden mi, dilinden mi?’ Gönül ustası der ki; ‘RESULÜ’nün halinden.’ Dağlara yol soralım, her taşın önünde duralım, sakladığı binbir sırda Dostluğu kuralım.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.
 

25-1
“YUVA’mız gönlümüze uysun da, aklımız DOST SESİ’ni duysun da, selamı cümleye gelsin. ” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Parçayı birbirine ekledim, bohça yapıp sakladım. Gün gelir açarım, içine koyduğum ile benliğimi seçerim, işte o gün kendimden geçerim. Doğru, bilginin temelini besler; açılan bilgi sahibinin ömrünü süsler. ” dedi, HACI BAYRAM sözü HACI BEKTAŞ’a verdi:

7
“Çevremizde yol alandan, giydiği fistanı gerçeğe dolayandan RABB’im RAZI olsun, çevresinde oluşan güzelliği görsün.” dedi, HACI BAYRAM karşımızda olana selam ile niyazını iletti. “HACI BEKTAŞ’a bağladığı, kapısında ağladığı, doymaktan değil uymaktan beklediği düzenin, dileğince olacağını…” söyledi. “Uymayana kaygu etme, dilemeyenin sürüsünü gütme. Varsın kendi sürüsünün sahibi çıksın, yakasına dilediği mendili taksın, senden aldığını senden olana versin. ‘Olamam.’ dese de, olmuş bağa girecek, tarlasında yeşeren ekinleri derecek. Gönlün rahat olsun, ‘Şifasını üzümden alsın.’ de, niyaz et.” dedi, HACI BAYRAM ile HACI BEKTAŞ selamladı.

10
“Doğru yolumu gideceğim, değirmende unumu bulacağım. Ne toz olup gider, ne de ocakta yanıp tutar; sofranı kurduğun gün, kim ne dese biter.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Oyundan gelmedim, dağılana asla talib olmadım. Topladık düzeni, bekledik YAZAN’ı. Darda olmadan bulduk, RABB’imin İZNİ ile huzurda kaldık.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. “Doğudan batıya nasibi gelir, attığı her adımda kendini bulur. Uçan kuşa, koşan geyiğe hedef sormaz, çünkü RABB’imden başka REHBER görmez. Aldığı men-dilden gerçeğe döner, HAK ile BİR’liği aklından kurar.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. 

14
“ ‘Gelse-Gelmese.’ demesin, adı ile güzeli bulmuş, ham meyve yemesin. Adına yakışanı bilir, aklında olan ile gerçeği bulur. Dumansız ocak arar, buluttan rahmeti seçer.” dedi, HACI BAYRAM söz ile ÖZ ile cümlemizi selamladı.

15 mayıs
“Siyah beyaz sözden gelir, ne renk olsa ÖZ’den bulur. Yedi renge gönül dolar, gönüllerden BİR’lik doğar.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı:

 “Duvarı ördüm gireyim diye, kendime bir yuva kurayım diye, YUNUS ile helvayı karayım diye, kurduğun düzende sevgiyi bulayım diye. Her gelenden selam aldım, her sevenle sohbete daldım. Bir de baktım duvar örülmüş, bahçemde çiçekler sarılmış, bağlanan tay koşuya gelmiş. Sevindim övündüm, yumuşak haline gönülden katıldım.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.



23
“ ‘YA ALLAH!’ dedik te geldik biz söze, her nefes ile bağlandık ÖZ’e. ‘YA ALLAH!’ dedik bilgimiz ile bulduk, dost bağına cümleniz ile girdik.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Döne–döne bulduk SEN’i, RABB’im verdin bize gani. Şükrüne yetemeyiz, emek ile aldığımızı ekmek diye satamayız, bağı ermemiş ise ‘Geç kaldı.’ deyip atamayız. Beklemek kulun kârıdır, kadere oynayanın elindeki zarıdır. Ne atarsa atsın, yeter ki gerçeği tutsun.” dedi, HACI BAYRAM ocaktaki kaynayan aşına, kucaktaki başına niyaz etti, yamayı bilene taktı, selamladı. 

30
"Atımı yedeğe aldım, 'Gideyim.' dedim, ormana daldım. Her ağacın türküsü kulağıma geldi, gelmiş geçmiş cümle alemin sesi ağaçta kaldı. Binbir telle bağlanmış, demet demet birbirine eklenmiş, gün gelir verir diye saklanmış. Madem ki her varolan yok olmaz, ses te açıkta kalmaz." dedi, HACI BAYRAM her ağacın kaydına selam verdi. "Öğüt alan söğütte, kahır bulan çınarda, şarkı diyen çamda buluşur. (Bu ağaçlarda buluşulduğu- tefekkür  edildiği- zaman, açıkladığınız neticeler mi elde ediliyor?) EYVALLAH." dedi, HACI BAYRAM selamladı.

1 haziran
“Tepsiye verdim lokmayı, tasa doldurdum çorbayı. Değirmene yürüdüm, değirmenciyi aradım, başaklarını sordum. Yükünü sırtıma sardı. Alıştık oluştuk, aynı sofrada buluştuk.” dedi, HACI BAYRAM sözü HACI BEKTAŞ’a verdi:
 

6
“Söz aldık, atı saldık; koyun ile keçiyi aynı ağıla koyduk.” dedi, HACI BAYRAM DOST bağından beklediği üzümleri derdi de cümlenize verdi: “Yelden selden koruyan RABB’im, soframıza DOST’u gönder. Aldık güldük, diledik geldik, her niyaz sahibini seyirde gördük; ‘YA ALLAH.’ dedik te, koyun ile keçinin emeğinde ayrı, emelinde bir olanı bildik.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. (Koyun ile keçinin anlamını biraz açar mısınız?)

13
“Doğu’yu denedim, Batı’yı kınadım. Gördüm ki, Batı benden aldığını satar; Doğu Batı’dan geleni, ‘Haram.’ diye tutar. Batı, her çözümü KUR’AN’dan alır. (‘KUR’AN’da her şey mevcut.’ demek mi?) EYVALLAH. Olmayanı değil, olanı ilim çözer.” DOST ADI’na HAMZA DOST sözü aldı: “Bağlamazsak düğümü, bilemeyiz düğünü. Aldık geldik soyunu, sevdik dedik huyunu. Doyduk selam diyenlerle, DOST ADI’nı bilenlerle. ‘YA ALLAH.’ dedik, her zerrede BİR’liği bulduk, doğuşa cümlemiz hazır olduk. YA İLAHİ, yaprak-yaprak oldurdun, SEVGİN’i gönlümüze doldurdun, bizi bize MUHABBET’in ile buldurdun. Her anımız O AN ile bağlansın, gölgeler silinsin, duran gelen sevgi ile döllensin, doğruya eğrisiz belensin.” dedi, HAMZA DOST selamladı.

16
“Bağ bozumu geldi ise bağcının yüzü güler, yeni doğmuş bebeciği anacığı beler, RABB’im her kuluna nasibince böler.” dedi, HACI BAYRAM söze geldi: “Dağa çıktım adım-adım, ufuktan nasib aldım, her çalıya danıştım; ‘Gelen giden bolca mı, akan sular gürce mi?’ Her biri niyaz etti, alan veren sevgi sattı, DOST bayrağını dostlar tuttu. Cümlemiz el ele verelim, her bir DOST’a soralım. Bir kelime güç verir, bin kelime sac verir, sevgi her kulunu güldürür.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

19
“Üç yiğit yola dursa, her biri gelenin koluna girse; YUNUS’um ile söyleşirdi, ‘HACI BAYRAM?’ der bekleşirdi. Tutam-tutam topladığım her yaprak, ayağa geldiyse toprak; geç olanı silelim, güç geleni bilelim.” dedi, MERKEZ’im sözü aldı, HACI BAYRAM ile sohbete daldı: “Yaprağın şifasına sözümüz yeterlidir, ne var ki, ayak toprak ile tutarlıdır. HACI BAYRAM dedi ki; ‘Yerden göğe yaratılmış, her zerresi gözetilmiş, alimden aleme çevre-çevre söz edilmiş seyran, bildiğimiz yöndür; devran, girdiğimiz handır; kainat, bildiğin kadarı gerçek, ötesi zandır.” dedi, MERKEZ’im ile HACI BAYRAM selamladı.

26
“Bulutlara kanat mı verdin ALLAH’ım, uçar giderler? Yağmur damlalarına ayak mı verdin ALLAH’ım, akar gelirler? Güneş’in ışıklarına lamba mı taktın, yanar dururlar? Her yaratılmış, kendi görevini icra edip giderler. SEN’siz bilgi, sonsuz görgü, asla isim alamaz; çünkü, söyleyenden gayrı tezgah bulamaz. Bilgi, SEN’in verdiğindir; görgü, bilgimize çizdiğindir.” dedi, HACI BAYRAM, VEYSEL’im ile söyleşti; “Benim gördüğüm çizgide, VEYSEL’in ayağı vardı; VEYSEL’in gördüğü çizgide, HACI BEKTAŞ’ın izi kaldı; YEMEN’den gelen her sözde, cümlesinin kurduğu düzen, RABB’imin İZNİ ile cümlenize açıldı, adım-adım geçildi. ‘En çok, hangisi bilir?’ diyene, de ki; ‘Kainatın her bir konusunda, ayrı görevli, görevini peyler; sonra da, hizmetlerine paylar.’ ‘Senden, benden, ondan, bundan…’ demeden hizmetine soyundu isen; ne mutlu bana, ne mutlu sana.’ ” dedi, HACI BAYRAM ile VEYSEL’im selamladı.

3 ekim
“Üç renge gönül verdim; yeşil, mavi, mor. Yeşil buluşturur, mavi kavuşturur, mor AŞK’ına ulaştırır.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Öbür renkleri sevmez misin?’ dediler. ‘Ben bu üç rengi seversem, öbür renkler beni bulur.’ dedim. (Açıklar mısınız?) Dayandığımız tek destek; HAK bilgisi, HAK sevgisi, HAK bulgusudur bu üç renk. Yeşil bilgisine, mavi bulgusuna, mor sevgisine; öyle olunca, diğer renklere kavuşmuş olursun. Bilgini beslersen, sevgini süslersen, bulacağını beklersen, yani umutsuzluğu silersen; her rengin, sende doğuşunu müşahede edersin. (Kime?) Ayağından başına, doğuşundan yaşına kadar her alana…” dedi, HACI BAYRAM selamladı. 

10
“Buğday yetiştirdim, her Dostun emeğini bitiştirdim. Yağmur Güneş selam verdi, HACI BAYRAM dedi de en güzelini sundu. Ekinleri beraber toplayalım, demetleri birbirine katlayalım, gelecek yazı bekleyelim; NUR’u ile NUR’landık, yapımıza yenisini ekleyelim.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. (‘Yapımıza yenisini eklemek.’ Ne demek?) Yumağına yedek olmaz, kumdan gelen seni silmez.

17
“Yerden göğe hoşnut olduk, BAYRAM ile dize geldik, hem seste, hem süste olumsuzluğu sildik. HACI BAYRAM DOST bilir, gelen gideni görür, saydığın her niyette hasretine MÜHÜR verir.” dedi, selamladı.

31
Dört ucunda adım yazılı mendile, su koysam almaz, çünkü mendil su ile dolmaz.” dedi, HACI BAYRAM söze geldi: “Ayrı dilden söyleyen, aynı hali alırsa, senden benden gayrı değil; aynı dili söyler de, seni beni yererse, DOST ADI’na sahip değil. ‘Var git.’ dedim tarlana, buğdaylar boy-boy olmuş, Güneş’te cümlesi HAK rengini sarmış, kağıt kalem verseler, dilinde olanı söylemiş.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. 

7
“Her yolun kavşağında durup bekledim, ‘Kim gelir alır?’ diye somun sakladım. Kuşlar ötüştü durdu, elime kanadı vurdu. Doluştular çevreme lokma-lokma yediler, suyun başına yürüdüler. ‘Nasib kısmet, SEN’den.’ dedim, yolun gidişine sevindim.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Demetleri bağladık, düğün dernek dedik, hoşnut olduk ağladık; her obadan gelenlere konuk diye baklava börek sunduk, aş yemeye geldiler sandık. ‘Ocak nerde?’ dediler, ısınmaya yöneldiler. Öyle ya, ‘Yolları nerden geldi, nereye varacak, aldıkları bilgileri kimlere verecek?’ demeden sohbeti kurduk, doğruya öyle geldik.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. 

14-1
“Ayağın gidişine, gözün şahit mi? Kulağının sesi alışına, aklın şahit mi? DOST KAPISI’na varışına, gönlün şahit mi? Öyle ise, yerde gökte, sende bende hep O var: kapıya geldi isem, sanılmasın vakit dar.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “TEVHİT okuduk, adımızı verdik, gönüllerde sevgi dokuduk; yağan yağmurdan ıslandı ise, ocak başına getirdik. Doğduk bulacağız, RABB’im ile olacağız; son günü bileceğiz, SANA öyle geleceğiz. RABB’im; satır-satır yazdığım, adım-adım gezdiğim, hep SEN’in mülkündür. İyi kötü ne geldiyse, acı tatlı ne verdiyse, hepsi SEN’in halkındır RABB’im.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

21
Yer gök selama geldi, HACI BAYRAM DOST ADI’na cümlenizi selamladı: “’At buldum nalı yok, kul dedim hali yok.’ diyene de ki; ‘Atı veren, nalını gönderir; kulunu YARATAN, halini bellendirir, yanan ateşi gün gelir küllendirir.’ Ne dert, ne gam; denilmesin, ‘Bilmezse kulu, ham.’ Güneş’te erecektir, sofrada yerini bulacaktır.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. 

28
“Varlığında yoğun hizmeti bilirim, duyan ile DOST’u bilir, cümlesine gülerim.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Bakır sini meydanda yer alsın, kilimi serdiğimiz yerde kalsın, sofraya her gelen gönlünü açsın. Desin ki; ‘RABB’im bana da nasibini açar, her kulu gönlündeki gerçeği seçer.’ ” dedi, HACI BAYRAM selamladı. 

5 aralık
“Bir sofraya oturdular, bir somunu bitirdiler, DOST ADI’nı dilenen meydana getirdiler. Selam olsun, her kaşığını alan gelsin, değirmenden yol soran, suyun başını bulsun. Demde güzeli güzel ile yorumlarız, dağda bağda vergisi ile kanıtlarız. Kime? Kendimizden, kendimize. (Yaratılışın sırrı nedeni, kendimizi kendimize kanıtlamak mı?) EYVALLAH. Yağmur bir damla gelse hizmeti olmaz, doymayı denese gerçeği bulmaz. Her olay birbiri ile tutarlıdır, her yaratılan çevresi ile yeterlidir.” dediler, sözü VEYSEL’im ile, olacağı geleceği, kainatta kalacağı, her öğünde söylenen sevginin bilgini YESEVİ’ye verdiler: 

19
HACI BAYRAM dedi ki: “Sofranı açtı isen, dostluğu seçti isen; gayretinin bedelidir, her kulunun  emelidir.”
 

20
“Hayır ile başladık, YEMEN’den düğümü çözdük; ‘Düğün var.’ dedi isek, her gönülde gezdik.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Bir uçtan öbür uca gideceğiz, toprağımız yeterlidir. Hem ekeceğiz, hem sürümüzü güdeceğiz. Ağaçları bol olan ormanlarda nefes tükenmez, orda hiçbir varlık asi tavır takınmaz, daldan dala konan kuşlar yaprağından sakınmaz.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

21
“Aynı toprağa bastık, aynı pamuktan başımızdaki yastık; kimimiz sözü uzun tuttuk, kimimiz kısa kestik. BİR’liğine, söz değil kainat şahit. Kendinden kendine verdiğin ahit; ne Dostluğunu siler, ne de muhabbetini böler.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: Her bir buğday tanesine BİNBİR TEVHİD okudum, tezgahımda HAK AŞKI’nı dokudum. ‘Dostluk var mı?’ dediler; seherde GÜLİZAR’a girdim, bülbül oldum şakıdım, ben benden gelene uydum, ben bende olanı duydum, ben sevgiyi dosdoğru okudum da cümle alem ile BİRLİK’e geldim.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. 

26
“Kaynağın başında sofrayı kurduk, ‘Dileyen gelsin.’ dedik güzele yorduk, her geleni sevgi ile sardık.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı:


2 ocak
HAMZA DOST’a sormayı diledi isek, saydığımız gerçeğe yöneldiğimizdendir. YUNUS ile yola gelen, değirmende mola veren, HACI BAYRAM’dan yolu soran; aradığımızdandır.
HAMZA DOST söze geldi, YUNUS ile HACI BAYRAM’a sordu; “‘Her bağın üzümü bir midir? Her akan su, gür müdür? Her açılan yol, zor mudur?’ Zoru kolay edersen gülersin, doğruyu bildiğine inandı isen gerçeğe gülensin.” dedi, HAMZA DOST selamladı. 

9
“Mayayı yerinde verenin, somunu sepetinde bulacağı aşikardır. Her bir katrede; bildiğin kadar, bilmediğin mevcuttur. Konuk yoktur aramızda, sevgi dolu gönlümüzde.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “ ‘Karar verdim, düz olacak; yolu bildim, toz bulacak.’ diyene, de ki; ‘Ne düze, ne toza, kararı kulu vermez: niyeti kurdu ise, taş yığılsa görmez.’ ‘Açacağız yolları...’ dedi isek, RABB’imin EMRİ’ndendir.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. 

14
“Çeşme başı, desti ile gelenlere mekandır. Gönülden aldıkları ile seyirde buldukları, dostlukta güzele uydukları görülür.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Caymadık sözümüzden, kaçmadık ÖZ’ümüzden, bulduğumuz gözümüzden. Niyazda duyduk, namazda uyduk, sevgide doyduk; doğuştan aldığımıza, muhabbet dedik güldük.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

20
“Meyhaneyi yol ettik, yolda DOST eli tuttuk. Vardık gördük gelenleri, DOST halini bilenleri.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “VELED ile -(SULTAN VELED mi?) EYVALLAH- soyunduk hale, dedik ‘Gelelim GÜL’e…’ ‘Meyhaneden gelenlerle, DOST bağına girenlerle yoğurulmuş olduk.’ deyip, her yaratılanı soranlarla dünyaya selam verdik. At üstünde YESEVİ’yi gördük, her adıma niyazını saydık, MEYDAN’da toplandık, cümlenize niyaz ettik. Gönülden gönüle kolay geçilir, muhabbet var ise yolu seçilir; seçilen her kulu kendini bilir, her anında RABB’inden geleni bulur. Gölge kalmasın, ‘Nerden gelir?’ denmesin, RABB’im murat ettiyse hizmetinden dönülmesin. O ne dilerse olur, kul hizmeti ile bulur, dağlar rehber olur da her seven kendini deryada bulur.” dedi, HACI BAYRAM, VELED, YESEVİ MEYDAN’da olanlar selamladı. 

6 mart
“Ağızda hep ADI’n, gönülde gerçek tadın, aradığım her kapıda SEN’i buldum, döne-döne gelen sevginde gerçeğe uyandım.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Dört kapının duvarına dört isim yazsan, RABB’imin İZNİ ile güzele dönsen; okuduğun kendi yazındır, yaşadığın kendi dizindir, gelişte verdiğin sözündür, gönlün sevgi dolu ise bilirsin ki kozundur. Dört duvarın dördünde de RAB ADI vardır; MEYDAN, uyanlar için geçit, uymayana dardır.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. 

11
“Ne azdan, ne çoktan, değerleme yapmadım; dağılana, çürük tohum katmadım.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Toprağın ekildiği, yaprağın döküldüğü ovada her DOST emeğini verirse, güzelde geleceği görürse; elden ele yardımcı olur, gönülden gönüle bilgisini değerlendirir. Eşinen tavuğa, ‘Git.’ diyemezsin; alacağını alır, ‘Yeter.’ dediği yerde kalır. Ayağımız düzenden ayrıya götürmez, gönlümüzde sevgimizi bitirmez.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. 

27
“Şer, bilmeyene korkudur; zor, bilmeyene yargıdır; sır, çözmeyene sorgudur. Ne şerden, ne zordan, ne sırdan kaygunuz olmasın.  ‘RABB’im.’ diyen her kuluna, darlık yer vermez, yaşadığı hiçbir olay zor gelmez.” dedi, HACI BAYRAM söze selam ile girdi, selamda cümlenizi gördü; her bir fanide bâni olana, sevgisini sardı: “Doğduk fani, kaldık bâni. Ne dünü sildik, ne günde yok olduk, öyle ise gönüllerde kaldık.” dedi, selamladı 

3 nisan
“Giden gelen aratır, bileni bilmeyene uğratır. ‘Dert midir?’ diyelim, pişirdiğimiz aşı huzur ile yiyelim; kavak ağacına, yaprağının güzelliğinden, kökünün özelliğinden selam verelim; KAYGUSUZ’a, vardığı yolu, gördüğü hali, verdiği desteği, kimin ile kimden aldığını soralı.” dedi, HACI BAYRAM sözü KAYGUSUZ’a verdi:

4
“Dut ağacı dikelim, ipeği askıya takalım, etekte olan taşı dökelim. ‘Satayım.’ dediğin durak elden ele ulaşır, el cümle ile çalışır, komşuya sorduğum engel değirmende çatışır. Birbirine eklediğim taşlar, duvar örmeye başlar. Ne geri, ne ileri, ömürde eksilen olmaz; bahçene diktiğin çiçek solmaz.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

17
“Aynı sofrada aynı aşı yiyenler, ‘Yolumuz BİR’de.’ diyenler; dar sokağa girerse, her birimiz yardımcı oluruz. Yumuşak yol bilgimizde, derya dersek görgümüzde, hali alsak sergimizde, ayrıya düşersek sorgumuzda.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Değişen her konu geçen ile yorumlanır, gönülden-gönüle yeşeren sevgide sofrayı kuranlar serinlenir. Bağlar suları aldı, sevgi cümleyi sardı, denizden-dağlara sesimiz yükseldi.” dedi, HACI BAYRAM selamladı

22
“Her bir isim yad edilir, adı ile gelirse de DOST hanesinde buluşulur, sanılmasın çağrıya gelinir. Uyan; kendinde olan ile, gönlüne dolanın adını bulur.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı, çevrede gördüğüne daldı: “Gel nazlı gel niyaza, deme ‘Kaldık ayaza.’ DOST bağı verimlidir, dalları sürümlüdür. Yaprak-yaprak oluşacak, salkımlar dallara doluşacak, saygıyı bilenler çalışacak. Gönül senden aldığım, ömür sana verdiğim… Kimden aldım, kimden buldum; SEN’i bilmesem, ne ile doldum? Darlıkta ‘RABB’im.’ dedim, bollukta şükrüne vardım. ‘Sen de, darlık-bolluk bildin mi?’ denilir. Ben de cümle ile yaşadım, cümle ile ağladım, cümle ile güldüm. Ekin eken tarlasına adımı yazdı, her başakta ‘ALLAH.’ dedi AŞK’ını okudu. Yarattığın kadar yaşarsın, gönülden aldığına şaşarsın.” dedi, HACI BAYRAM yoldan gelenin yolunu bağışladı. 

1 mayıs
“Yumuşak toprakta bostan yeşerir, kumda gideni RABB’im pişirir.” dedi, HACI BAYRAM VEFA ile söze geldi: “Gözden-göze bilgi aktardık, Sevgili ile soframızda aşı kotardık, nağmeye katıldı diye BEKTAŞ’ı çağırdık: ‘Gelsen yolun üstüne, dursan yağan karın destine; besteyi kurardın, desteyi yorardın.’ dedik, sözünü bekledik: Dedi ki: “Yoldan-yola geçenlere, yolda yaprak seçenlere selam verdim, gününü sordum; değirmenden unu aldım, su ile kardım, ocak başına vardım. Gelen-gidenden aşınır, her bilen dilediği tezgaha taşınır.” “ ‘ALLAH, EYVALLAH.’ dedik, cümlenizi selamladık.” 

8
“Her açılan mesafede bir neslin emeği görülür, öylece duvar bilgi üstüne kurulur, bu hizmette her kulunun emeğini RABB’im mükafatlandırır.” dedi, HACI BAYRAM söze geldi: “Salih olan kullarına, çiçek dolan yollarına; sevenleri gönderir, bilenler yön verir. Kucak-kucak çiçekleri topladık, satır-satır bilgileri katladık, ‘Aldım, geldim, bildim, oldum.’ diyenleri kutladık. Sevenin halindendir, bilenin yolundan.” dedi, HACI BAYRAM sözü BEKTAŞ’a verdi:

15
HACI BEKTAŞ; gölden-göle kuş uçurdu, elde olan atı kaçırdı, “ALLAH, EYVALLAH.” dedi de, aklını yoldan-yola düşürdü, HACI BAYRAM’a sordu: “Uçurduğum kuş geldi mi, sohbette seni buldu mu?” “ALLAH, EYVALLAH.” dedi, HACI BAYRAM gelen kuştan bildiğini sordu. “Ağaçların dallarından, yaprakların hallerinden, böceklerin dillerinden aldım-alasıya, yol diledim sana gelesiye. Güzeldir HAK sohbeti, güzeldir AŞK hasreti.” dediler, HACI BEKTAŞ ile BAYRAM selamladılar. 

29
“Pirinç dolu çuvala buğdayı atar mısın, akan suyu el açıp yumruğunda tutar mısın, aldığın her bilgiyi bilmeyene satar mısın?” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Sarı safran zerdeye, deli oğlan gerdeğe. Yumuşak yol açılır, dileyen her kulu ile geçilir.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. 

9
"BAYRAM sözü alacak, HACI adını cümleniz bilecek, yorumdan yoruma gerçek diye gelecek, aldığı her lokmaya ‘Helal’ diye gülecek." dedi, HACI BAYRAM selamladı.

22
"Üç öğüt diledim ömrümün her gününde, üç EMİR ile güldüm ömrümün her anında." dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: "Üç öğüt ALİ'dendir. Denildi ki: Ömründe, ayağından-başına bil ki emanettesin. Kaygu etme, emanete saygısız durma. Bil ki, aklın-bilgine sınır koyamaz. Mantığını çalıştır. Bilginde sınır oluşsun, öylece aklın ile gönlün buluşsun. Göresin ki bilgide sonsuza varamazsın. Verildiği yerde, verildiği kadar RABB'ime şükretmesini huy edinesin." ‘Öyle de, böyle de; SEN'den RABB'im.’ dedim, ne derlerse EMRE uydum. Naz-niyaz-haz benimle oldu, gönlümde sadece sevgili kaldı." dedi, HACI BAYRAM selamladı.

25
"Havuza su verdiysek, toprağımız verimlidir; DOST'luğu cümle ile kurdu isek, benliğimiz varlıklıdır. Darlığa girmeyelim, kilimimiz var ise, hasır sermeyelim." dedi, HACI BAYRAM sözü aldı, güllerin vergisine gönülden daldı: "Gördük-geldik sayfayı, sevdik gerçek seyfiyi; hal edindi düzeni, zor geçirdik yazanı. Aynı günde ayrı yazı, aynı anda gönülden-gönüle gezi. Kayguda kalmayalım, er olana olumsuz sormayalım." dedi, HACI BAYRAM selamladı.