
“Sağdan alıştım solda
buluştum, her niyazda kulu için çalıştım, RESULÜ ile oluştum,
bir desti suda yorumsuz savaştım.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Her at sahibini bilir, bağlasan
bağlamasan kapısını bulur; dolandığı her sergide, sadece sevgisini
bildirir; yumuşak gelen yolda, ADI’nı her nefeste buldurur. Selam olsun…”
dedi, HACI BAYRAM seven ile selamlaştı.

“ ‘Adak verdim, niyaza girdim.’ diyene,
YUNUS’a selam verene…’” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Dost, yolun sevgisidir; dost, yolun
bilgisidir; yaprak değil, çevresidir. Dağdan dağa ses verdim,
dağdan dağa dostu gördüm, gönüllere postu serdim, yaprağı
dileyene verdim; alsın okusun, bilgisinde dokusun diye. HACI BEKTAŞ sesini ünledi, gönülden
geleni dinledi; dalmayı diledik deryaya, huydan geleni peyledi: ‘Ak ile karaya
gözün değmez mi? Gölgeden güneşten, sözün yetmez mi? Alıştık
veriştik, bilgi bitmez mi?’ Gözümde kainat BİR’dir, BİR’de
kalacak; dileyen her kula, sözümüz yetecek; RABB’im, gün ile güneşi
birbirine katacak.” dedi, HACI BAYRAM ile HACI BEKTAŞ selamlaştı,
selamet diledi.

“MEYDAN’da cümle kullar, her birine açık
yollar. Sağdan sola dönenlere, AŞK adına yananlara, yanmayı bilmeyip
sönenlere; RABB’im yerden göğe YARDIMCI olur, MELEKLERİ dilenen hale
seferden gelir. ÖZ’ümüz sözümüz BİR’dir, BİR’dedir.” dedi, HACI
BAYRAM söze geldi: “Var mı düzende hatalı olan, zor mu
yazana düzende gezen, sezdiğin her tecellide kayıtsız gözeten? Ayrı
kalmadık, çevrede olanı bölmedik.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.
“Sergiye, her kulu bilgisinde
eğittiğini bırakır, gelenden gidenden miyarını alır. Sudan,
aklığını sorsan; ‘Her renge bürünürüm.’ Der, ‘Nerde olursa olsun, toprakta
sürünürüm.’ der. Yorgunluğu bilmez, yılgınlığa düşmez, ne
gelirse gelsin şaşmaz, her dileyenle gider.” dedi, HACI BAYRAM söze
geldi: “Geldiğim günü bilmem, bulduğum
güne şaşmam; aradığım yolu buldum, taş olsa da düşmem,
adım-adım giderim koşmam; beslediğim her zerrem ile,
taşkınlığa yer vermem. Yollar gideni götürür, sevgi kayguyu bitirir;
elden aldık niyazın, dileyen alan götürür.” dedi, HACI BAYRAM sözü HACI
BEKTAŞ’a verdi.

“Kimse kimseyi gütmez, su gelmeyen
toprakta yeşil ot bitmez. Satıcı ne aldı ise tezgahına onu koyar, sonunda
aldığını verdiğini sayar.” dedi, HACI BAYRAM her öğütten bir
söğüdün yeşerdiğini söyledi. “Açık gelse sözümüz, nasıl kalır izimiz?
Akıl sende, mantık sende, gönül sende, bir AŞK’ı var bende. Paylaşır
dururuz. yorgun kalmadan sırtımıza dost yükünü vururuz. Almayı dileyenden,
vermeye talib olandan ALLAH’ım RAZI olsun; amma şu yük var ya, işte O
paylaşılsın. (EFENDİM,
buradaki ADEM; HZ: ADEM midir, yokluk mudur?) İnsan. MEYDAN, insan
için kurulur; gönül, insan için var olur; varlığa söz edene, nefesi dar
gelir.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

“Her dilimde dizdiğim yapraklara göz
attım, vergisine şükredip, yargısına söz ettim. ‘ALLAH’ım. Yargı SEN’den,
sorgu SEN’den, sevgi SEN’den; övgü benden, saygı benden; DOST’luk cümlemizden.’
dedim, çevremde gelişen güzelliği gördüm. Ben seni sevebiliyor isem, sen beni
övebiliyor isen, bu sadece bağlantıdır. Gönülden gönüle oluşan,
kökler gibi bilişen, gövdelerde oluşan, birbirine aktaracak öyle
bilgiler bulur ki; senden sana, sen ile cümleye durmadan aktarır, dilimizden,
elimizden, gönlümüzden alır-alır ve her dileyene dilediğince verir.” dedi,
HACI BAYRAM selamladı.

“Göz-göz ördük YUVA’yı, ÖZ’den aldık havayı. Bir buğday tanesine
somun veren tarlayı ekeceğiz biçeceğiz, günü geldi gölgesinden
çıkacağız.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Ovalar düze gelir, ekimi güze kalır. Yağan RAHMET birbirine
eklendikçe, kar kalksın beklendikçe, güzelden güzeli bulur, vergisinde kulunu
sevindirir. El ele olalım, tarlamıza dolalım, bereketi topluca görelim, gerçek
değerine gönülden şahit olalım.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

“Adağım sana bana, ödeyim cümleye dedim, HAK izini, HAK SÖZÜ’nü
aldım; benliğimi besledim, günlüğümü süsledim.” dedi, HACI BAYRAM
sözü aldı: “At ile gideceğim, uzun yolda aradığım gerçeği
bulacağım, ses veren her zerremde sevgimi yayacağım.” dedi, HACI BAYRAM
selamladı.
“Dayandığımız bir sözdür, güvendiğimiz gerçek ÖZ’dür, seyre
gelsek biliriz ki SEN’den hazdır. Yumuşak yol alana, sevgisini DOST’ta
bulana inanırız.” dedi, HACI BAYRAM söze geldi: “Binbir kapıyı BİR’ledik, ‘HAY’ dedik AŞK’ı ile gürledik; Gelsen
dediler de, gelmeyeni zorladık. DOST sohbeti güzeldir; sözü söze katmazsan,
gönlüne geleni birkaç pula satmazsan. Postumuzu serelim, her geleni görelim,
niyazını soralım; Seherde mi, seferde mi? Yapraklar söze gelse, toprakta dizin
izi kalsa; eğilen dalları görürdün, kar misali erirdin.” dedi, HACI BAYRAM
selamladı. Gelen giden, sohbetimizde yoruma dalan, yağan yağmura
bereket diyen…
“Bayrak, özelliktir, DOST bilindi isen, dostluğunu cümleye verdi
isen; almam derlerse, ham meyve yerlerse, boğazına takılır, toprağına
diken ekilir. Yollar açıktır bize, bayrak açıktır her söze. Gönüller,
BİR’liği kurar; gölgeyi, niyazımız siler.” dedi, HACI BAYRAM
cümlenizi selamladı.
“BAYRAM’ın getirdiğini, HAMZA DOST’un kotardığını, soframıza
aş yaptık, DOSTLARI’nı baş yaptık; gölgesinde kalanı, Güneş’ten
alsın diye, sohbetinde söz ettik.” dedi, HACI BAYRAM her öğün
aldığını ömrünce verdi. “Soğuktan geldi isem, sıcağı bilemem; güneşte kaldı isem,
gölgesinde gülemem. Geldik can dostumuza, oturalım postumuza. Bağlı atı
çözelim, DOST YOLU’nu çizelim; gelen giden okusun, tezgahında dilediği
bezi dokusun.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

“Doyduğum gün SEN’inle, uyduğum gün bilginle, DOST’luğum
sevginle…” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Dağ eteğine baktım, çubuğu öyle yaktım, koyundan ipi
aldım, dileyene sattım. Alan da sevindi, bilen de… “dedi, HACI BAYRAM
selamladı.

“Doğuya RAHMET veren, batıyı da görendir, duvarda kapı varsa niyaz ile
açandır. ‘YA ALLAH.’ diyelim, her lokmayı ADI ile yiyelim, duvarın ötesinde de
O’nun yarattığı var, bilelim.” dedi, HACI BAYRAM söze geldi: “Beklediğim her öğünde sakladığım lokmayı buldum, gönlümden
geleni cümleye sundum. Saklarsam lokmayı bulamam HAKÇA’yı. Her öğünde
önüme gelir, gelen lokmaya mani olur. (‘Bir lokmayı bitirmeden, alamazsın.’ dendi.) EYVALLAH.” dedi,
HACI BAYRAM selamladı.

“Olandan gelenden, HAK İZNİ vardır; inanmazsan görgün dardır,
ömrün zordur.” dedi, HACI BAYRAM söze geldi: “Yazdığımız nağmede, sezdiğimiz çizgide, övdüğümüz
çözgüde, ‘Elek gücü. Bilek gücü.’ demedik, aşımıza haram lokma koymadık;
‘Dost olmazsa?’ deyip te, her gelenden sormadık; günün bitimine, gecenin
yetimine yol verdik, doğudan batıya İZNİ’ni aldık.” dedi, HACI
BAYRAM selamladı.

“Başıma çevre sardım, düşümde gördüğüm çehreyi sordum.
‘Bildiğin senin, bulduğun cümlenindir.’ dediler, bal ile elmayı
şifa olsun diye yediler.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Eylemeden bilgimi, peylemeden sevgimi, ‘Nerden geldim?’ dedim durdum;
eylediğim bilgimde, peylediğim sevgimde, ‘Nereye?’ diye
düşündüm… Madem RABB’imin EMRİ ile geldiğime inandım, EMRİ
ile gideceğime şüphemi sildim. Gelişim ile gidişim
arasındaki mesafe; O’ndan bana, benden O’na devreden olaya aklım ile
mantığımın hizmetine girmeyi, gönlüm ile bu hizmeti örmeyi kulluk görevi
bildim ve aradığımı öylece buldum.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

“YEMEN’den selam ile geldik, yapraklardan ağacına sorduk; ‘Kökümüz
ile BÜTÜN’deyiz.’ dediler, HACI BAYRAM ile sohbete geldiler. Dağlar SEN’in, bağlar SEN’in, akan suya bakan SEN’in… SEN’den
alan, SEN’den bilen, seni beni bilgisi ile silen; güzelin tarifini öylece
bulur. Bildiği her konuda ÖZ’ünden aldığı ile kalır.” dedi, HACI
BAYRAM selamladı.

“HAY diyelim, saymayı önce kendimize ödeyelim. Kendi kendini saymayan,
çoklukta GÜZEL’e uymayandır.” dedi, HACI BAYRAM söze geldi: “Attığımız adımda, karıncaya söz gelmesin; kopardığımız çiçekte,
yola ÖZ’ü koymasın; dayandığımız ağaçtan aldığımız meyveyi,
‘YUNUS ile gelen, VEYSEL ile veren, kimden?’ diye sormasın.” dedi, HACI BAYRAM
selamladı. (‘HAY’ hakkında
açıklayıcı bilgi verebilir misiniz EFENDİM?)
“Yumuşak alınırsa vergimiz, birbirine eklenir sözümüz.” dedi, HACI
BAYRAM sözü aldı: “Gölgeyi tarlada çalışırken ararsın, dikmedi isen ağacı
kendinden kendine sorarsın; ‘Her gönül, bağı mıdır? Bilenlerle, çağı
mıdır? Verdi ise çoğu mudur?’ Ne verdiyse şükür ettik, akan sudan
toprağa kattık. Emeğimiz, bilgimiz kadar geçerlidir.” dedi, HACI
BAYRAM selamladı.
“Alayım destiyi elime, varayım suyun başına, sorayım; ‘Her dileyen
alır mı, yoksa suyunu almadan kalır mı?’ ” dedi, HACI BAYRAM söze geldi: “Söz ustası, saz hastasına sorsak; ‘Elinden mi, dilinden mi?’ Gönül ustası
der ki; ‘RESULÜ’nün halinden.’ Dağlara yol soralım, her taşın önünde
duralım, sakladığı binbir sırda Dostluğu kuralım.” dedi, HACI BAYRAM
selamladı.

“YUVA’mız gönlümüze uysun da, aklımız DOST SESİ’ni duysun da, selamı
cümleye gelsin. ” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Parçayı birbirine ekledim, bohça yapıp sakladım. Gün gelir açarım, içine
koyduğum ile benliğimi seçerim, işte o gün kendimden geçerim.
Doğru, bilginin temelini besler; açılan bilgi sahibinin ömrünü süsler. ”
dedi, HACI BAYRAM sözü HACI BEKTAŞ’a verdi:

“Çevremizde yol alandan, giydiği fistanı
gerçeğe dolayandan RABB’im RAZI olsun, çevresinde oluşan
güzelliği görsün.” dedi, HACI BAYRAM karşımızda olana selam ile
niyazını iletti. “HACI BEKTAŞ’a bağladığı, kapısında
ağladığı, doymaktan değil uymaktan beklediği düzenin,
dileğince olacağını…” söyledi. “Uymayana kaygu etme, dilemeyenin sürüsünü gütme. Varsın kendi sürüsünün
sahibi çıksın, yakasına dilediği mendili taksın, senden aldığını
senden olana versin. ‘Olamam.’ dese de, olmuş bağa girecek,
tarlasında yeşeren ekinleri derecek. Gönlün rahat olsun, ‘Şifasını
üzümden alsın.’ de, niyaz et.” dedi, HACI BAYRAM ile HACI BEKTAŞ
selamladı.

“Doğru yolumu gideceğim, değirmende unumu bulacağım.
Ne toz olup gider, ne de ocakta yanıp tutar; sofranı kurduğun gün, kim ne
dese biter.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Oyundan gelmedim, dağılana asla talib olmadım. Topladık düzeni,
bekledik YAZAN’ı. Darda olmadan bulduk, RABB’imin İZNİ ile huzurda
kaldık.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. “Doğudan batıya nasibi gelir, attığı her adımda kendini bulur.
Uçan kuşa, koşan geyiğe hedef sormaz, çünkü RABB’imden
başka REHBER görmez. Aldığı men-dilden gerçeğe döner, HAK ile
BİR’liği aklından kurar.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

“ ‘Gelse-Gelmese.’ demesin, adı ile güzeli bulmuş, ham meyve yemesin.
Adına yakışanı bilir, aklında olan ile gerçeği bulur. Dumansız ocak
arar, buluttan rahmeti seçer.” dedi, HACI BAYRAM söz ile ÖZ ile cümlemizi
selamladı.

“Siyah beyaz sözden gelir, ne renk olsa ÖZ’den bulur. Yedi renge gönül
dolar, gönüllerden BİR’lik doğar.” dedi, HACI BAYRAM sözü
aldı:
“Duvarı ördüm gireyim diye, kendime bir yuva kurayım diye, YUNUS ile
helvayı karayım diye, kurduğun düzende sevgiyi bulayım diye. Her gelenden
selam aldım, her sevenle sohbete daldım. Bir de baktım duvar örülmüş,
bahçemde çiçekler sarılmış, bağlanan tay koşuya gelmiş.
Sevindim övündüm, yumuşak haline gönülden katıldım.” dedi, HACI BAYRAM
selamladı.

“ ‘YA ALLAH!’ dedik te geldik biz söze, her nefes ile bağlandık ÖZ’e. ‘YA ALLAH!’ dedik bilgimiz ile bulduk, dost bağına cümleniz ile
girdik.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Döne–döne bulduk SEN’i, RABB’im verdin bize gani. Şükrüne
yetemeyiz, emek ile aldığımızı ekmek diye satamayız, bağı
ermemiş ise ‘Geç kaldı.’ deyip atamayız. Beklemek kulun kârıdır, kadere
oynayanın elindeki zarıdır. Ne atarsa atsın, yeter ki gerçeği tutsun.”
dedi, HACI BAYRAM ocaktaki kaynayan aşına, kucaktaki başına niyaz
etti, yamayı bilene taktı, selamladı.
"Atımı yedeğe aldım, 'Gideyim.'
dedim, ormana daldım. Her ağacın türküsü kulağıma geldi, gelmiş
geçmiş cümle alemin sesi ağaçta kaldı. Binbir telle
bağlanmış, demet demet birbirine eklenmiş, gün gelir verir diye
saklanmış. Madem ki her varolan yok olmaz, ses te açıkta kalmaz." dedi, HACI BAYRAM her ağacın kaydına selam verdi. "Öğüt alan söğütte, kahır
bulan çınarda, şarkı diyen çamda buluşur. (Bu ağaçlarda buluşulduğu- tefekkür edildiği- zaman, açıkladığınız
neticeler mi elde ediliyor?) EYVALLAH." dedi, HACI BAYRAM selamladı.

“Tepsiye verdim lokmayı, tasa doldurdum çorbayı.
Değirmene yürüdüm, değirmenciyi aradım, başaklarını sordum.
Yükünü sırtıma sardı. Alıştık oluştuk, aynı sofrada buluştuk.”
dedi, HACI BAYRAM sözü HACI BEKTAŞ’a verdi:

“Söz aldık, atı saldık; koyun ile keçiyi aynı ağıla koyduk.” dedi,
HACI BAYRAM DOST bağından beklediği üzümleri derdi de cümlenize
verdi: “Yelden selden koruyan RABB’im, soframıza DOST’u gönder. Aldık güldük,
diledik geldik, her niyaz sahibini seyirde gördük; ‘YA ALLAH.’ dedik te, koyun
ile keçinin emeğinde ayrı, emelinde bir olanı bildik.” dedi, HACI BAYRAM
selamladı. (Koyun ile
keçinin anlamını biraz açar mısınız?)

“Doğu’yu denedim, Batı’yı kınadım. Gördüm ki, Batı benden
aldığını satar; Doğu Batı’dan geleni, ‘Haram.’ diye tutar. Batı, her
çözümü KUR’AN’dan alır. (‘KUR’AN’da
her şey mevcut.’ demek mi?) EYVALLAH. Olmayanı değil, olanı ilim çözer.” DOST
ADI’na HAMZA DOST sözü aldı: “Bağlamazsak düğümü, bilemeyiz düğünü. Aldık geldik soyunu,
sevdik dedik huyunu. Doyduk selam diyenlerle, DOST ADI’nı bilenlerle. ‘YA
ALLAH.’ dedik, her zerrede BİR’liği bulduk, doğuşa cümlemiz
hazır olduk. YA İLAHİ, yaprak-yaprak oldurdun, SEVGİN’i gönlümüze
doldurdun, bizi bize MUHABBET’in ile buldurdun. Her anımız O AN ile
bağlansın, gölgeler silinsin, duran gelen sevgi ile döllensin,
doğruya eğrisiz belensin.” dedi, HAMZA DOST selamladı.

“Bağ bozumu geldi ise bağcının yüzü güler, yeni doğmuş
bebeciği anacığı beler, RABB’im her kuluna nasibince böler.” dedi,
HACI BAYRAM söze geldi: “Dağa çıktım adım-adım, ufuktan nasib aldım, her çalıya
danıştım; ‘Gelen giden bolca mı, akan sular gürce mi?’ Her biri niyaz
etti, alan veren sevgi sattı, DOST bayrağını dostlar tuttu. Cümlemiz el
ele verelim, her bir DOST’a soralım. Bir kelime güç verir, bin kelime sac
verir, sevgi her kulunu güldürür.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.
“Üç yiğit yola dursa, her biri gelenin koluna girse; YUNUS’um ile
söyleşirdi, ‘HACI BAYRAM?’ der bekleşirdi. Tutam-tutam
topladığım her yaprak, ayağa geldiyse toprak; geç olanı silelim, güç
geleni bilelim.” dedi, MERKEZ’im sözü aldı, HACI BAYRAM ile sohbete daldı: “Yaprağın şifasına sözümüz yeterlidir, ne var ki, ayak toprak
ile tutarlıdır. HACI BAYRAM dedi ki; ‘Yerden göğe yaratılmış, her
zerresi gözetilmiş, alimden aleme çevre-çevre söz edilmiş seyran,
bildiğimiz yöndür; devran, girdiğimiz handır; kainat, bildiğin
kadarı gerçek, ötesi zandır.” dedi, MERKEZ’im ile HACI BAYRAM selamladı.
“Bulutlara kanat mı verdin ALLAH’ım, uçar giderler? Yağmur
damlalarına ayak mı verdin ALLAH’ım, akar gelirler? Güneş’in
ışıklarına lamba mı taktın, yanar dururlar? Her yaratılmış, kendi
görevini icra edip giderler. SEN’siz bilgi, sonsuz görgü, asla isim alamaz;
çünkü, söyleyenden gayrı tezgah bulamaz. Bilgi, SEN’in verdiğindir; görgü,
bilgimize çizdiğindir.” dedi, HACI BAYRAM, VEYSEL’im ile söyleşti; “Benim gördüğüm çizgide, VEYSEL’in ayağı vardı; VEYSEL’in
gördüğü çizgide, HACI BEKTAŞ’ın izi kaldı; YEMEN’den gelen her sözde,
cümlesinin kurduğu düzen, RABB’imin İZNİ ile cümlenize açıldı,
adım-adım geçildi. ‘En çok, hangisi bilir?’ diyene, de ki; ‘Kainatın her bir
konusunda, ayrı görevli, görevini peyler; sonra da, hizmetlerine paylar.’
‘Senden, benden, ondan, bundan…’ demeden hizmetine soyundu isen; ne mutlu bana,
ne mutlu sana.’ ” dedi, HACI BAYRAM ile VEYSEL’im selamladı.

“Üç renge gönül verdim; yeşil, mavi, mor. Yeşil buluşturur,
mavi kavuşturur, mor AŞK’ına ulaştırır.” dedi, HACI BAYRAM sözü
aldı: “Öbür renkleri sevmez misin?’ dediler. ‘Ben bu üç rengi seversem, öbür
renkler beni bulur.’ dedim. (Açıklar
mısınız?) Dayandığımız tek destek; HAK
bilgisi, HAK sevgisi, HAK bulgusudur bu üç renk. Yeşil bilgisine, mavi
bulgusuna, mor sevgisine; öyle olunca, diğer renklere kavuşmuş
olursun. Bilgini beslersen, sevgini süslersen, bulacağını beklersen, yani
umutsuzluğu silersen; her rengin, sende doğuşunu müşahede
edersin. (Kime?) Ayağından başına, doğuşundan
yaşına kadar her alana…” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

“Buğday yetiştirdim, her Dostun emeğini bitiştirdim.
Yağmur Güneş selam verdi, HACI BAYRAM dedi de en güzelini sundu.
Ekinleri beraber toplayalım, demetleri birbirine katlayalım, gelecek yazı
bekleyelim; NUR’u ile NUR’landık, yapımıza yenisini ekleyelim.” dedi, HACI
BAYRAM selamladı. (‘Yapımıza
yenisini eklemek.’ Ne demek?) Yumağına
yedek olmaz, kumdan gelen seni silmez.

“Yerden göğe hoşnut olduk, BAYRAM ile dize geldik, hem seste,
hem süste olumsuzluğu sildik. HACI BAYRAM DOST bilir, gelen gideni görür,
saydığın her niyette hasretine MÜHÜR verir.” dedi, selamladı.

“Dört ucunda adım yazılı mendile, su koysam
almaz, çünkü mendil su ile dolmaz.” dedi, HACI BAYRAM söze geldi: “Ayrı dilden söyleyen, aynı hali alırsa, senden benden
gayrı değil; aynı dili söyler de, seni beni yererse, DOST ADI’na sahip
değil. ‘Var git.’ dedim tarlana, buğdaylar boy-boy olmuş, Güneş’te
cümlesi HAK rengini sarmış, kağıt kalem verseler, dilinde olanı
söylemiş.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.
“Her yolun kavşağında durup bekledim, ‘Kim gelir alır?’ diye somun
sakladım. Kuşlar ötüştü durdu, elime kanadı vurdu. Doluştular
çevreme lokma-lokma yediler, suyun başına yürüdüler. ‘Nasib kısmet,
SEN’den.’ dedim, yolun gidişine sevindim.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Demetleri bağladık, düğün dernek dedik, hoşnut olduk
ağladık; her obadan gelenlere konuk diye baklava börek sunduk, aş
yemeye geldiler sandık. ‘Ocak nerde?’ dediler, ısınmaya yöneldiler. Öyle ya,
‘Yolları nerden geldi, nereye varacak, aldıkları bilgileri kimlere verecek?’
demeden sohbeti kurduk, doğruya öyle geldik.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.
“Ayağın gidişine, gözün şahit mi? Kulağının sesi
alışına, aklın şahit mi? DOST KAPISI’na varışına, gönlün
şahit mi? Öyle ise, yerde gökte, sende bende hep O var: kapıya geldi isem,
sanılmasın vakit dar.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “TEVHİT okuduk, adımızı verdik, gönüllerde sevgi dokuduk; yağan
yağmurdan ıslandı ise, ocak başına getirdik. Doğduk
bulacağız, RABB’im ile olacağız; son günü bileceğiz, SANA öyle
geleceğiz. RABB’im; satır-satır yazdığım, adım-adım gezdiğim,
hep SEN’in mülkündür. İyi kötü ne geldiyse, acı tatlı ne verdiyse, hepsi
SEN’in halkındır RABB’im.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

Yer gök selama geldi, HACI BAYRAM DOST ADI’na cümlenizi selamladı: “’At buldum
nalı yok, kul dedim hali yok.’ diyene de ki; ‘Atı veren, nalını gönderir;
kulunu YARATAN, halini bellendirir, yanan ateşi gün gelir küllendirir.’ Ne
dert, ne gam; denilmesin, ‘Bilmezse kulu, ham.’ Güneş’te erecektir,
sofrada yerini bulacaktır.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.
“Varlığında yoğun hizmeti bilirim, duyan ile DOST’u bilir, cümlesine
gülerim.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Bakır sini meydanda yer alsın, kilimi serdiğimiz yerde kalsın, sofraya her
gelen gönlünü açsın. Desin ki; ‘RABB’im bana da nasibini açar, her kulu
gönlündeki gerçeği seçer.’ ” dedi, HACI BAYRAM selamladı.
“Bir sofraya oturdular, bir somunu bitirdiler, DOST ADI’nı dilenen meydana
getirdiler. Selam olsun, her kaşığını alan gelsin, değirmenden
yol soran, suyun başını bulsun. Demde güzeli güzel ile yorumlarız,
dağda bağda vergisi ile kanıtlarız. Kime? Kendimizden, kendimize. (Yaratılışın sırrı nedeni,
kendimizi kendimize kanıtlamak mı?) EYVALLAH. Yağmur bir damla
gelse hizmeti olmaz, doymayı denese gerçeği bulmaz. Her olay birbiri ile
tutarlıdır, her yaratılan çevresi ile yeterlidir.” dediler, sözü VEYSEL’im ile,
olacağı geleceği, kainatta kalacağı, her öğünde söylenen
sevginin bilgini YESEVİ’ye verdiler:
HACI BAYRAM dedi ki: “Sofranı açtı isen, dostluğu
seçti isen; gayretinin bedelidir, her kulunun emelidir.”

“Hayır ile başladık, YEMEN’den düğümü çözdük; ‘Düğün var.’ dedi
isek, her gönülde gezdik.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Bir uçtan öbür uca gideceğiz, toprağımız yeterlidir. Hem
ekeceğiz, hem sürümüzü güdeceğiz. Ağaçları bol olan ormanlarda
nefes tükenmez, orda hiçbir varlık asi tavır takınmaz, daldan dala konan
kuşlar yaprağından sakınmaz.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.
“Aynı toprağa bastık, aynı pamuktan başımızdaki yastık; kimimiz sözü
uzun tuttuk, kimimiz kısa kestik. BİR’liğine, söz değil kainat
şahit. Kendinden kendine verdiğin ahit; ne Dostluğunu siler, ne
de muhabbetini böler.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Her bir buğday tanesine BİNBİR TEVHİD
okudum, tezgahımda HAK AŞKI’nı dokudum. ‘Dostluk var mı?’ dediler; seherde
GÜLİZAR’a girdim, bülbül oldum şakıdım, ben benden gelene uydum, ben
bende olanı duydum, ben sevgiyi dosdoğru okudum da cümle alem ile
BİRLİK’e geldim.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.
“Kaynağın başında sofrayı kurduk, ‘Dileyen gelsin.’ dedik güzele
yorduk, her geleni sevgi ile sardık.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı:

HAMZA DOST’a sormayı diledi isek, saydığımız gerçeğe
yöneldiğimizdendir. YUNUS ile yola gelen, değirmende mola veren, HACI
BAYRAM’dan yolu soran; aradığımızdandır. HAMZA DOST söze geldi, YUNUS ile HACI BAYRAM’a sordu; “‘Her bağın üzümü
bir midir? Her akan su, gür müdür? Her açılan yol, zor mudur?’ Zoru kolay
edersen gülersin, doğruyu bildiğine inandı isen gerçeğe
gülensin.” dedi, HAMZA DOST selamladı.

“Mayayı yerinde verenin, somunu sepetinde bulacağı aşikardır. Her bir
katrede; bildiğin kadar, bilmediğin mevcuttur. Konuk yoktur aramızda,
sevgi dolu gönlümüzde.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “ ‘Karar verdim, düz olacak; yolu
bildim, toz bulacak.’ diyene, de ki; ‘Ne düze, ne toza, kararı kulu vermez:
niyeti kurdu ise, taş yığılsa görmez.’ ‘Açacağız yolları...’
dedi isek, RABB’imin EMRİ’ndendir.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

“Çeşme başı, desti ile gelenlere mekandır. Gönülden aldıkları ile
seyirde buldukları, dostlukta güzele uydukları görülür.” dedi, HACI BAYRAM sözü
aldı: “Caymadık sözümüzden, kaçmadık ÖZ’ümüzden, bulduğumuz gözümüzden. Niyazda
duyduk, namazda uyduk, sevgide doyduk; doğuştan aldığımıza,
muhabbet dedik güldük.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

“Meyhaneyi yol ettik, yolda DOST eli tuttuk. Vardık gördük gelenleri, DOST
halini bilenleri.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “VELED ile -(SULTAN VELED
mi?) EYVALLAH- soyunduk hale, dedik ‘Gelelim GÜL’e…’ ‘Meyhaneden
gelenlerle, DOST bağına girenlerle yoğurulmuş olduk.’ deyip, her
yaratılanı soranlarla dünyaya selam verdik. At üstünde YESEVİ’yi gördük, her adıma niyazını saydık, MEYDAN’da
toplandık, cümlenize niyaz ettik. Gönülden gönüle kolay geçilir, muhabbet var ise yolu seçilir; seçilen her kulu
kendini bilir, her anında RABB’inden geleni bulur. Gölge kalmasın, ‘Nerden
gelir?’ denmesin, RABB’im murat ettiyse hizmetinden dönülmesin. O ne dilerse
olur, kul hizmeti ile bulur, dağlar rehber olur da her seven kendini
deryada bulur.” dedi, HACI BAYRAM, VELED, YESEVİ MEYDAN’da olanlar
selamladı.
“Ağızda hep ADI’n, gönülde gerçek tadın, aradığım her kapıda SEN’i
buldum, döne-döne gelen sevginde gerçeğe uyandım.” dedi, HACI BAYRAM sözü
aldı: “Dört kapının duvarına dört isim yazsan, RABB’imin İZNİ ile güzele
dönsen; okuduğun kendi yazındır, yaşadığın kendi dizindir,
gelişte verdiğin sözündür, gönlün sevgi dolu ise bilirsin ki
kozundur. Dört duvarın dördünde de RAB ADI vardır; MEYDAN, uyanlar için geçit,
uymayana dardır.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

“Ne azdan, ne çoktan, değerleme yapmadım; dağılana, çürük tohum
katmadım.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Toprağın ekildiği, yaprağın döküldüğü ovada her DOST
emeğini verirse, güzelde geleceği görürse; elden ele yardımcı olur,
gönülden gönüle bilgisini değerlendirir. Eşinen tavuğa, ‘Git.’
diyemezsin; alacağını alır, ‘Yeter.’ dediği yerde kalır.
Ayağımız düzenden ayrıya götürmez, gönlümüzde sevgimizi bitirmez.” dedi,
HACI BAYRAM selamladı.

“Şer, bilmeyene korkudur; zor, bilmeyene yargıdır; sır, çözmeyene sorgudur.
Ne şerden, ne zordan, ne sırdan kaygunuz olmasın. ‘RABB’im.’ diyen her kuluna, darlık yer
vermez, yaşadığı hiçbir olay zor gelmez.” dedi, HACI BAYRAM söze
selam ile girdi, selamda cümlenizi gördü; her bir fanide bâni olana, sevgisini
sardı: “Doğduk fani, kaldık bâni. Ne dünü sildik, ne günde yok olduk, öyle ise
gönüllerde kaldık.” dedi, selamladı
“Giden gelen aratır, bileni bilmeyene uğratır. ‘Dert midir?’ diyelim,
pişirdiğimiz aşı huzur ile yiyelim; kavak ağacına,
yaprağının güzelliğinden, kökünün özelliğinden selam verelim;
KAYGUSUZ’a, vardığı yolu, gördüğü hali, verdiği desteği,
kimin ile kimden aldığını soralı.” dedi, HACI BAYRAM sözü KAYGUSUZ’a verdi:

“Dut ağacı dikelim, ipeği askıya takalım, etekte olan taşı
dökelim. ‘Satayım.’ dediğin durak elden ele ulaşır, el cümle ile
çalışır, komşuya sorduğum engel değirmende çatışır.
Birbirine eklediğim taşlar, duvar örmeye başlar. Ne geri, ne
ileri, ömürde eksilen olmaz; bahçene diktiğin çiçek solmaz.” dedi, HACI
BAYRAM selamladı.

“Aynı sofrada aynı aşı yiyenler, ‘Yolumuz BİR’de.’ diyenler; dar
sokağa girerse, her birimiz yardımcı oluruz. Yumuşak yol bilgimizde,
derya dersek görgümüzde, hali alsak sergimizde, ayrıya düşersek
sorgumuzda.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: “Değişen her konu geçen ile yorumlanır, gönülden-gönüle yeşeren
sevgide sofrayı kuranlar serinlenir. Bağlar suları aldı, sevgi cümleyi
sardı, denizden-dağlara sesimiz yükseldi.” dedi, HACI BAYRAM selamladı

“Her bir isim yad edilir, adı ile gelirse de DOST hanesinde buluşulur,
sanılmasın çağrıya gelinir. Uyan; kendinde olan ile, gönlüne dolanın adını
bulur.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı, çevrede gördüğüne daldı: “Gel nazlı gel niyaza, deme ‘Kaldık ayaza.’ DOST bağı verimlidir, dalları
sürümlüdür. Yaprak-yaprak oluşacak, salkımlar dallara doluşacak,
saygıyı bilenler çalışacak. Gönül senden aldığım, ömür sana verdiğim… Kimden aldım, kimden
buldum; SEN’i bilmesem, ne ile doldum? Darlıkta ‘RABB’im.’ dedim, bollukta
şükrüne vardım. ‘Sen de, darlık-bolluk bildin mi?’ denilir. Ben de cümle
ile yaşadım, cümle ile ağladım, cümle ile güldüm. Ekin eken tarlasına
adımı yazdı, her başakta ‘ALLAH.’ dedi AŞK’ını okudu. Yarattığın
kadar yaşarsın, gönülden aldığına şaşarsın.” dedi, HACI
BAYRAM yoldan gelenin yolunu bağışladı.
“Yumuşak toprakta bostan yeşerir, kumda gideni RABB’im pişirir.”
dedi, HACI BAYRAM VEFA ile söze geldi: “Gözden-göze bilgi aktardık, Sevgili ile soframızda aşı kotardık,
nağmeye katıldı diye BEKTAŞ’ı çağırdık: ‘Gelsen yolun üstüne, dursan yağan karın destine; besteyi kurardın,
desteyi yorardın.’ dedik, sözünü bekledik: Dedi ki: “Yoldan-yola geçenlere, yolda yaprak seçenlere selam verdim, gününü
sordum; değirmenden unu aldım, su ile kardım, ocak başına vardım.
Gelen-gidenden aşınır, her bilen dilediği tezgaha taşınır.” “ ‘ALLAH, EYVALLAH.’ dedik, cümlenizi selamladık.”
“Her açılan mesafede bir neslin emeği görülür, öylece duvar bilgi üstüne
kurulur, bu hizmette her kulunun emeğini RABB’im mükafatlandırır.” dedi,
HACI BAYRAM söze geldi: “Salih olan kullarına, çiçek dolan yollarına; sevenleri gönderir, bilenler yön
verir. Kucak-kucak çiçekleri topladık, satır-satır bilgileri katladık, ‘Aldım,
geldim, bildim, oldum.’ diyenleri kutladık. Sevenin halindendir, bilenin
yolundan.” dedi, HACI BAYRAM sözü BEKTAŞ’a verdi:

HACI BEKTAŞ; gölden-göle kuş uçurdu, elde olan
atı kaçırdı, “ALLAH,
EYVALLAH.” dedi de, aklını yoldan-yola düşürdü, HACI BAYRAM’a sordu:
“Uçurduğum kuş geldi mi, sohbette seni buldu mu?” “ALLAH, EYVALLAH.”
dedi, HACI BAYRAM gelen kuştan bildiğini sordu. “Ağaçların dallarından, yaprakların hallerinden, böceklerin dillerinden
aldım-alasıya, yol diledim sana gelesiye. Güzeldir HAK sohbeti, güzeldir
AŞK hasreti.” dediler, HACI BEKTAŞ ile BAYRAM selamladılar.
“Pirinç dolu çuvala buğdayı atar mısın, akan suyu el açıp yumruğunda
tutar mısın, aldığın her bilgiyi bilmeyene satar mısın?” dedi, HACI BAYRAM
sözü aldı: “Sarı safran zerdeye, deli oğlan gerdeğe. Yumuşak yol açılır,
dileyen her kulu ile geçilir.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

"BAYRAM sözü alacak, HACI adını cümleniz bilecek, yorumdan yoruma gerçek diye
gelecek, aldığı her lokmaya ‘Helal’ diye gülecek." dedi, HACI BAYRAM
selamladı.
"Üç öğüt diledim ömrümün her gününde, üç EMİR ile güldüm ömrümün her
anında." dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: "Üç öğüt ALİ'dendir. Denildi ki: Ömründe, ayağından-başına bil ki emanettesin. Kaygu etme, emanete saygısız
durma. Bil ki, aklın-bilgine sınır koyamaz. Mantığını çalıştır. Bilginde sınır
oluşsun, öylece aklın ile gönlün buluşsun. Göresin ki bilgide sonsuza varamazsın. Verildiği yerde, verildiği
kadar RABB'ime şükretmesini huy edinesin." ‘Öyle de, böyle de; SEN'den RABB'im.’ dedim, ne derlerse EMRE uydum. Naz-niyaz-haz benimle oldu, gönlümde sadece sevgili kaldı." dedi, HACI BAYRAM selamladı.

"Havuza su verdiysek, toprağımız verimlidir; DOST'luğu cümle ile kurdu
isek, benliğimiz varlıklıdır. Darlığa girmeyelim, kilimimiz var ise,
hasır sermeyelim." dedi, HACI BAYRAM sözü aldı, güllerin vergisine
gönülden daldı: "Gördük-geldik sayfayı, sevdik gerçek seyfiyi; hal edindi düzeni, zor geçirdik
yazanı. Aynı günde ayrı yazı, aynı anda gönülden-gönüle gezi. Kayguda
kalmayalım, er olana olumsuz sormayalım." dedi, HACI BAYRAM selamladı.