Hamza Dost

4 ekim
“Dönerse yanacağım, kanarsa dolacağım, her gönülde bulacağım.” dedi, HAMZA DOST selam ile geldi: “Varolan, VARLIĞI’na; güzel gelen, darlığına çizgi çeker; güçlü olmayan duvar çöker! ALLAH’ım kuluna, yapısının gücünce dayanır! Bildiğin hal, güçlü oluşma, sadece ALLAH’ıma dayanışına işarettir; gerçeği açık gördü isek, açtığınız kapıdandır. Asla şüphede olmayalım, yerden gökten gelen her nefesi yersiz bulmayalım!” dedi, HAMZA DOST selamladı yürüdü.

12
“Dayanmayı bilmezsen, dağılandan olursun; eğilmeyi bilmezsen, kendini öğütürsün, göre-göre eğitirsin.” dedi, HAMZA DOST selam ile söze geldi: “Söz bitmez, dinliyorsan; naz bitmez, inliyorsan; yol bitmez, önlüyorsan. Gel alalım düzeni, aldığımız yazanı. Nazdan ayrı kalalım, DOST kapısına varalım. Eşikte bir an duralım, diyelim ki: ‘Ne dünyayı sileriz, ne ömürden böleriz, HAK verdiğini biliriz, yozdan uzak kalırız!’ Sende olan, bende gelişendir. ‘ALLAH!’ diyen, dünyada çalışandır. Aldığımız her sözü öylece bilelim. Güzeli, en güzeli kendimizde bulalım.” dedi, HAMZA DOST selamladı.

16
“DOST olduk geldik söze, selam getirdik size.” dedi, HAMZA DOST söze girdi: “Dağlar yolum örtmez, taşlar ayağım dürtmez, elimde çıkınım var, dolu değil yere sürtmez. Sağır değilsem, sesi duyarım; aklım var ise, EMRE uyarım; olsa olmasa ne gam? ‘Güzel gün gelecek!’ der, gecede yıldızları sayarım. Sıyrıldı ise gece, bölündü ise hece; açılan düş misali, kemere yer veririm. Düşünde, hep DOST’tan vereni gördün; gününü öylece düğümsüz ördün.” dedi, HAMZA DOST selamladı.

18
“Onbir ayı sayarız da, on ikiyi sararız da, bir gününü bağlarız, ‘ALLAH! ALLAH!’ diyerek, yollarına uğrarız. Seni beni BİR’ledik, cümle ile gürledik, ayırmadık sevindik, niyazlara katıldık.” dedi, HAMZA DOST selamladı: “BİR’den BİR’e döneceğiz, binbir ile yanacağız; suyu bulduk kanacağız, daldan dala konacağız; ALLAH’ıma şükür olsun, aynı semada buluşacağız. Ağlayana ‘Gül!’ dedik; çağlayana ‘Dol!’ dedik; arayana ‘Bul!’ dedik. Ne taşlar yolu kapar, ne kulu O’ndan kopar. Ömrümüz O’nunladır. ‘Ol!’ dediğine uyduk, kulluğunda gerçeği duyduk. SAHİP’siz olmadık, niyazdan kalmadık. Selam olsun.” dedi, HAMZA DOST cümlenize güldü. 

31
“DOST KAPISI ararsan; gönlünü açasın, gönül kırmaktan kaçasın, yolun gittiği yere değil elin tuttuğu yerde uyum bulasın!” dedi, HAMZA DOST selam ile söze geldi: “ ‘Alacağım vereceğim, düzen kursun göreceğim.’ diyen; yaprak verse uyacak, kuşu görse duyacak, toprağa ekse bilecek, suyunu dökse yetecek. Elinde dilinde, ne var ki esirgediği gönlünde. ‘Bulut oldu karardı.’ dediği; ömründe RAHMET olup yağacak, Güneş öyle doğacak.” dedi, HAMZA DOST selamladı.

3
“Bakacağız düz yola, kul düşünde iz bula, HAMZA DOST der söz ola. Bağladık sözümüzü, çevirdik dizimizi. Dedik: ‘ALLAH’ım, gözümüzü ayırma güzelden!’ Doğruya uyduk geldik, sesini duyduk geldik, gerçeği bulduk geldik. Sözümüz sevenlere, kendini bilenlere, ‘RAHMET HAK’tan!’ diyenlere.” dedi, HAMZA DOST selamladı. 

4
“Örülecek duvara; kumunu aldınız mı, kireci buldunuz mu? Damını örtelim dersek, kiremite talib oldunuz mu?” dedi, HAMZA DOST söze geldi:
“ ‘Bunalıp alamadım, su gördüm dalamadım, ocak buldum yakamadım, kuruyan ağacı sökemedim!’ diyenden uzak kalalım, kulun gayretini hevesinde bulalım. Gönüller, verdiğin ile beslenir. Ömrün, gönlün ile süslenir. Dağdaki üzüme bakarsan, yüzünü güldürür. Asmayı yakarsan; mevsimi bitirir, seni alır olumsuza götürür.” dedi, HAMZA DOST selamladı.

16
“Duyan ile görene, gideceğiz törene. Tur aldık, darı sildik; ölçüde bildik, dilenen duvarı ördük.” dedi, HAMZA DOST selam ile geldi: “Aşacağımız duvar, yapıya uygundur. Dağılanı toplayalım, bilgimizi katlayalım; asmayı diktik, üzümü bekleyelim. Yumağını YUNUS misali dolayana, hizmete talib olana. Geçerli olan elbet seçilendir. Yarayan, gerçeği arayandır. Zorluk; başlayanda değil, boşlayandadır. Karşı karşıya geldiğiniz, ayrı sofrada aynı aşı yediğiniz bilinir. ÖZ’den katıldığınız her olayda, ALLAH’ımın yardımı gönderdiğini bilelim. ‘ALLAH!’ dediğimiz an, yola çıkalım. Ne yolunuzda taş, ne de olumsuz baş görürüz.” dedi, HAMZA DOST, dostluk sofrasında yumuşak gelen her olayı, yorumdan yoluna verdi. “El ele aşacağız, gah coşup taşacağız, gah susup dilenene koşacağız.” dedi, selamladı yürüdü.

17
“Gün Güneş’e, alemdir der. Güneş, gün ile kendini süsler. Toprağı, gün de Güneş de besler. Her zerre, kulun emrindedir! Her zerre, bilenin emrine amadedir! Kuğu gölü süslerse, göl kuğuyu beslerse. Güzeli kul görecektir, ‘HAK!’ diyecek, her zerresi ile hükme varacaktır, kendi kendine soracaktır: ‘Gökler, yerler, göller, çiçekler, böcekler. benim için var ise; cümlesi, HAK ADI’na bana yar ise; ben nerden yargıdayım, kim adına sorgudayım?’” dedi, HAMZA DOST cümlenize RESULÜ’nün selamı ile geldi: “Beyaz kara dedi isek, her birini sevdi isek; bizi bizle yorarlar, bizi bizden sorarlar. Ak ile kara dedi isek, birbirinden ayırdı isek, olura olmaza kaygulandı isek; bizi, aktan karadan sorarlar, bizi her biri adına yargılarlar.” dedi, HAMZA DOST DOST’luk selamında, cümlenizi RESULÜ’nün Şefaati’ne havale etti.

18
“Ayrandan aldım bardak, dedim ‘Ne güzel çardak.’ Yoğurt yapan ellere, sözü veren dillere, DOST’luk selamı verdim, ALİ ile sohbete geldim.” dedi, HAMZA DOST selam ile geldi: “ ‘Ne güzel güller, ne olumlu haller.’ diyeceğiz, MEVLÂNA’yı gönül dostları ile BİR’leyeceğiz. Sen bana, ben sana dostluk selamı versek, her kulu gönül dostu diye sevsek, ne olursa olsun övsek; elbet kaybımız olmaz, göreviniz kalmaz.” dedi, HAMZA DOST, gönül yoldaşlarına selamını iletti. (t sorar: Burada ölmekten maksat göç müdür?) Ölmekten sözümüz olmaz, sevgimiz asla kalmaz. Gönülden sarar-sarar, her birine ayrı sorar. Kabımız dolasıya, cümleniz bilesiye kadar, GARİB’in ölesiye dek; sözümüz geçerlidir. 

24
“Ata vurdum yükümü, kula sordum şahini. Dedi; ‘Güç elde kalsın; yola niyet kuran, yükü ile gelsin.’ Kapalı yol açılır, HAMZA DOST ile seçilir. Almayı dilediği, verirken elediği her söz; onun ile and içer, bilgisinde konuyu HAK yolundan seçer. Yapıda aldığını kapıda bulacak, yolu açık gelecek. Kement DOST’a verilir, gayrete geldiği halde satır-satır okunur.” dedi, HAMZA DOST selamladı. 

29
“Yalın ayak gidene, sürü diye davar güdene; selam desem alır mı, yolda yalnız kalır mı? Aradık akan suyu, diledik bilen soyu. Ak mendil verdik, kara mendili gölgeye saldık. ‘Eğilip almam!’ dedin, yabandan sahifeyi sildin. Dayandı isek YÜCE’ye, nasıl bakarız geceye, ayırmayız heceye. Olumunda var olan, beyazı karda bilen, olumuna selam diyen ile beraberdir.” dedi, HAMZA DOST selamladı. 

1 aralık
“Kapıları açalım, hayır dedik geçelim, güzel günü seçelim; yolumuzdan düğüm aldık, günü geldi çözelim.” dedi, HAMZA DOST selam ile geldi:
“Dört ucunu bağladık, her gününde bekledik, yolun gelişinde sakladık; gölgeyi sildiğin an, GANİ’den selamını ilettik. Dedi ki: “Dağılana gönül koyduğu an gölgeye düştü, gölgeye düştüğü an gönlünü deşti, gönlünde gerçek ile buluştu. ALLAH’ım, her güzeli bilen ile süsler.” dedi, GANİ, DOST ile dostluğunu paylaştı. Demde güzellik, gönülde; olaylar geçende. Dağılan toplandı, birbirine eklendi, geçmişte saklandı. Seferden gelen dedik, yorumunda el ele olduk; yaprak dedik, ağaca dolduk, yeşil renk ile BİR’liği bulduk. Yeşil renk ile aldığın, gönlün ile kurduğundur.” dedi, HAMZA DOST; eskiyi sildiğin, yeniyi bildiğin günde, yeşil renk ile  mesajını ilettiğini bildirdi. “Selam olsun, gölge diye anılan bulutlar toprakta RAHMET diye verimini arttırsın.” dedi, selamladı. Yeşil renk, RABB’imin kuluna ilettiği mesajdadır. Yoruma gerek yok! 

8
“Yolumuz DOST yoludur, halimiz kulluk.” dedi, HAMZA DOST selam ile geldi: “Dirlikte olmayana, RESULÜ’nün niyazı olmaz mı?’ denilir. RESULÜ’nün niyazı her kulunadır; dirlikte olan duyar, duyan uyar. Şarkı söyleyeni, dinlersen duyarsın; gürültü edersen duyabilir misin, güzelliğini bulabilir misin? Gölgede olana de ki; ‘Sözden geleni atalım, ÖZ’den geleni tutalım, ne derse desin sevgimizi katalım.’ Sevgi; HAKK’ın BİRLİĞİ’ndendir, yaratılmış her zerrenin bilgisindendir. Ne cennette gözüm, ne cehennemde sözüm, bağlıdır HAKK’a ÖZ’üm.” dedi, HAMZA DOST; düzenin güzelini bulana, gönül bahçesine bütün çiçekleri dikene selamını iletti. 

22
“Aydın güne döndü mü, DOST yüzüne güldü mü; YUNUS göze verdi de, HAMZA DOST’a sordu mu?” dedi, HAMZA DOST; seyirde olan, seherde verenden, yoğun gelen selamı alacağını bildirdi. “Satır-satır okuduk, iplik aldık dokuduk, kuş misali şakıdık. Dileyen alsın, dumanını dağıtsın.” dedi, HAMZA DOST selamladı. 

29
“Yemeniyi giyeceğiz, tatlı aşı yiyeceğiz; akan suya niyaz ettik, ‘Sema’ deyip döneceğiz. Kayalar aşılacak, HAK YOLU’na düşülecek, gelen olaya şaşılacak.” dedi, HAMZA DOST selamladı

5-1
Camiye yol bağladım, dumana gönül verene ağladım. Gölgeyi beraber silelim, sahilde el ele olalım. bakalım gelen gemiye, fener yakalım kamuya. ‘Ay’dan gelen yetersiz.’ diyenin, Güneş’i karanlıkta bekleyenin, her an, YARDIMCI’sı döne-döne gelişir, ‘DOST olayım.’ diye  çalışır.” dedi, HAMZA DOST sözü aldı:
“Ne gemiye adım atsam, ne sahilde balık tutsam; beni benden alamazlar, beni bildiğimden silemezler. Çaya yol soran, aldığı suya gönlünü verene selam olsun.” dedi, HAMZA DOST selamladı. 

5-2
“Söyleştik seherinde, sözleştik seferinde. Yamayı yerinde gördük, her gönüle sevgisini yaydık.” dedi, HAMZA DOST seyre cümle ile geldi:
“Gayrete düşen bilir, hayrete düşen bulur, her kulu gönlünde olan ile olur. Bilmeyi dilediğin, mantık süzgecinde elediğindir. Bekleyenden değil, beklenenden sorarsan, her anına NAS ile aldığın görülür.” dedi, HAMZA DOST selamladı.

12
“Doyacağız dedik, doyduk. Uyacağız dedik, uyduk. Her olaya cümle ile güldük, gölge gönülde ise sildik.” dedi, HAMZA DOST selam ile söze geldi: “BAĞIŞLAYAN ALLAH’ım, gölgesiz DOST’luk versin. Her bilen, bilmeyeni görsün; yapıya her geleni, ‘O’ndan.’ diye sarsın. Çevreyi doladığı, yolunda güzeli bellediği bilinir. Bilmeyenden, bölünür sorulmasın.” dedi, HAMZA DOST selamladı. 

19
“ ‘Aldığın gibi olmazsa?’ denilmesin. Ağaç boy verdi ise, meyvesine talib olunuz. Her çiçeğin rengine yumuşak dersen, yaprağındaki dengeyi düşün. Açacağım konuyu.” dedi, HAMZA DOST selam ile söze geldi: “Katı olmayan, kötü değildir. Olumundan aldığın her olay ayna gibidir, senin ile sana güler. Değerinden kaybetmeyen her zerreye, mutluluğun ulaştır; ulaştır ki, birbirine bulaşsın. Çiçeklerden renk aldım, kokusu ile ahengi buldum.” dedi, HAMZA DOST selamladı.

20
Dayandığımız ağacın her dalı ellerdedir, yaprağı dillerde… Yerini aldı isen, kalacaksın gönüllerde. Deryayı bilen, akan su ile gelendir. ‘Nerden aldık?’ derseniz, RESULÜ ile olandır. Kendini bileceksin, kendinde bulacaksın, kendinden ayrıya düşene kayıtsız hizmet vereceksin. O zaman SAMANYOLU’nda kendin ile kendini bulanlarla oluşacak, sohbetin gerçek kaynağında, geçtiğin YEDİ KAT’tan YUNUS misali söz edeceksin.” dedi, HAMZA DOST selamladı. (Efendim, YUNUS’un sözünü ettiği ‘YEDİ KAT’, dünya günündeki şiirinde belirttiği midir?) “Nerdeyim derse YUNUS, bilin ki o yerdedir. ‘Nerden verir?’ derseniz, YEMEN’de hizmettedir. Serden alır, seri cevab verir. Ne var ki, gönlünü açanlarla, aklı ile muhabbetini birleyenlerle gönülden gönüle söyleşir. ‘Sesini duyamazsan?’ diyene de ki: ‘Ona ses gerekmez. Ses, nefes ile bağlantılıdır.’ (Buradaki nefes, niyaz mıdır?) Yaprağı açtığın her gün, nefestesin.’ dedi, HAMZA DOST selamladı. (Resim verildi: HAZRETİ MERYEM ile HAMZA DOST) Suyun gelişinde, konuyu bilişinde; her kulunun bilgisine ALİ’den söz gelir, MERYEM ile HAMZA DOST aynı sözü aynı dilde verir. 

26
Olaydan yer aldım, DOST KAPISI’na vardım söz aldım, her söz ile deryaya daldım. Sabah oldu ise geceyi değil günümü düşüneceğim, har anımı HAK ile yaşayacağım.” dedi, HAMZA DOST selam ile söze geldi:
“Günün en güzeline geldik, gönüllerde BİR olanı gördük. Her birimiz BİRLİK’teyiz. Yorgun gelen, yorganı olmayana verene selam olsun, her gönülde DOST BAHÇESİ’nin çiçekleri açsın. Gemiye adım-adım yürüyen, her adımda cümle ile sevgisini yayana; aldığın gibi, bildiğin kadar…” dedi, HAMZA DOST selamladı. 

27
Yolun gidişi güzel, kulun gülüşü güzel; ağaç yaprak dökerse, diyeceksiniz gazel.” dedi, HAMZA DOST sözü aldı:
“Yolda taşı bulaydık, gönülden katılaydık, alır kenara koyardık. Her adıma selam verdik, her zerrede güzeli gördük. Adıma uyan gibi, gönülden gönüle giden gibi.” dedi, HAMZA DOST selamladı. 

2 şubat
“Ver elini gidelim, aldığınız sürüyü güdelim, bilmeyeni de katalım.” dedi, HAMZA DOST sözü aldı: “ ‘Bulutlar rahmet olur, çamur var ise zahmet verir.’ diyene de ki; ‘Toprak besleyendir, bakarsan süsleyendir.’ Sevginde buluştuğun, her DOST ile oluştuğun; senin ile sana verir.” “Kapalı kapıyı açtık, dilenen eşikten geçtik, selam dedik. Bulacağız, dilenen payı alacağız. Dereler su dolacak, nehirlere katılacak.” dedi, HAMZA DOST selamladı.

3
“ ‘YA ALLAH.’ dedik, girdik söze. Dilenen sözü verdik size. Kapalı hiçbir konu verilmemiştir, kainatta yeri olmayan, derilmemiştir. Öyle ise gizli olanı değil, açık geleni arayalım. RESULÜ’nün sözünü tarayalım. İlmi, nerde ararsan, orda bulacaksın. (RESULÜ’nün sözünde mi?) Gökte arayan buldu, yerde arayan buldu, deryada arayan buldu. Ne var ki, asla nokta konulmadı; kainatın her zerresine varılmadı. Kimden kime nasip verildi ise, orada gerçek açıldı. Her günde açılacak; gölgeden öylece geçilecek.” dedi, HAMZA DOST cümleniz ile selamlaştı.

7
“DOST YOLU’ndan geldik size, HAMZA DOST ile girdik söze. Selam olsun, her satırda kulu gerçeği bulsun. Ne dizinin yamasına, ne güzelin simasına, kimseden kimseye söz gelmez; kulu HAKK’a yöneldi ise, sebep sormaz. Yediğin her lokmada nasibim dersin, yedirdiğin her lokmayı HAK ADI’na söylersin. Çevreyi dolayalım, yapraktan gelen her rengi bilgimize boyayalım.” dedi, HAMZA DOST selamladı. 

9
“Güneş güzeldir yakmazsa, ağaç güzeldir yaprağını dökmezse, güller güzeldir dikeni batmazsa, güzel güzeldir hatası aranmazsa.” dedi, HAMZA DOST selam ile geldi: “Benden öte demedik, yoldan kaygu almadık; karar vereni bildik, bilginizi gönlünüzce serdik. Duman bize gelmez, gelse bile vermez. Her yolun yolcusu, yoluna ayak uydurur. Kimini buzdan kaydırır, kimini kumda gezdirir; ‘Güzele uydum.’ diyen, her birinin değerini ayrı bilir.” dedi, HAMZA DOST selamladı.

12
“Yoksul gördüm selam verdim, ‘EYVALLAH…’ dedi güldü. Yoksun gördüm selam verdim, ‘Hey ALLAH.’ dedi yürüdü. ‘ALLAH, ALLAH’ dedim de, HAK niyazına vardım; zengin fakir cümleye, yoksun kalmaması için niyaza durdum.” dedi, HAMZA DOST sözü aldı:
“Aç olsam, doyurana; tok olsam, kayırana niyaz ederim. ‘Doyuran da, kayıran da, ALLAH’ımdır.’ dedim, cümlede DOST ADI’na BİR’liği gördüm.” dedi, HAMZA DOST selamladı.

22
“ ‘Kavga bitti mi?’ dediler, HAMZA DOST’a sordular. Yapıda kavga bitmez, kapıda bitir. Yaprakla gelişen, toprak ile buluşan, Güneş ile oluşan her zerrenin kavgasında gerçeğin sözünü ararsın. Zamana ‘Dur.’ demen gerekir, gölgede bulduğun rahatı bilginde silmen gerekir. Duman bilgin ile silinecektir, DOST gönlüne her seven katılacaktır.” dedi, HAMZA DOST yuvanın sahibini selamladı. “Derman, doğuştan geleni siler. Doyumsuz kalan, uyum ile bulan. Dağdan inen suya yol veremezsin, ne var ki dağılmasına da izin veremezsin. Öyle ise, hizmetin gereklidir. ‘Kova ile alsam, yetmez.?’ dersin, değirmene el atarsın. Döner durur, hem sana, hem cümleye hizmet verir.” dedi, HAMZA DOST selamladı. Halinde yoluna düzen veren, YAZAN’ın yazdığı ile kendini bilen.

23
“Dağlara ses verdim de, gerçeği gönlümde buldum. Ovaya ses verdim de, cümleyi çevremde gördüm.” dedi, HAMZA DOST sözü aldı: “Aşı pişirdik, tozu üfürdük, koz ile  katıldık, kavgayı bitirdik. (Koz nedir?) Gönüldeki gerçeğin bilimi. Sayıya yenilmedik, katıya eğilmedik, çok söze katılmadık. Hem yerden, hem gökten, bilginizi eledik, taş olup atılmadık.” dedi, HAMZA DOST selamladı. 

24
“Yalnız kalmadım bir anımda, VAREDEN’den… Yorgun düşmedim DOST yanında…” dedi, HAMZA DOST selam ile söze geldi: “Yol-yol olmuş, her yolda bilen gelmiş; güzele bakan gülmüş, uçan kuş ile selamını iletmiş; dağılanı akan suda toplamış, birbirine katlamış. Her ışıkta, VAREDEN’in; var ettiği her zerreyi gölgesinden sıyırdığı, duman alan kulundan ayırdığı bilinsin. ‘Ben.’ dediğin her günün, yerden göğe ağladığını bilsen, yapında oluşan gerçeğe ömür boyu secde ederdin.” dedi, HAMZA DOST selamladı. 

29
(Resim verilir: HAMZA DOST ve eşi AYŞE) Her sözün gerçek özünü bilmeli, gönülde olanı cümleye bölmeli. Selam ile gelen, HAMZA DOST diye selden yelden açılan, eşi ile seçilen, yerden göğe sevgisini cümlenize ileten; HAMZA DOST, eşi AYŞE… 

1 mart
“ ‘DOST! DOST!’ diye söyleşiriz, DOST halinde paylaşırız; ‘Olsa olmasa, GÜZELden.’ der oynaşırız.” dedi, HAMZA DOST selam ile geldi:
“‘Benden duvar olur mu?. Şundan davar gelir mi?.’ derlerse de ki; ‘Ne örersen öresin, duvardır; nasıl güderse gütsün, çobanın getirdiği davardır.’ Eyledim halimi mizan, doldu ise yaprak denilir hazan; kainatta var mıdır düzeni bozan?.; güzeldir güzele adını yazan. Gerçek, adın ile oluşandır; gerçek, gönlünde DOST ile buluşandır.” dedi, HAMZA DOST selamladı.

6
“Dağlar yolunu bize sorar, kuşlar yönünü bizimle seçer, kullar köprüden İZİN’le geçer, ALLAH’ıma AŞK ile göçer.” dedi, HAMZA DOST selam ile geldi: “Her salkım üzümden aldığım tadı, her kulun sözünden bulduğum hazzı; her yaratılanın ÖZ’ünden bildiğini gönlüne danışırsın; yaprak ile çiçek ile, onun dilinden konuşursun. Yollardan geçtiğiniz, en güzeli seçtiğiniz bilinir, güzelden güzele yürünür.” dedi, HAMZA DOST selamladı.

9
“Kendinden kendine aldığın konu, yol alırsan bulacaksın sonu. Elbet kainatın sonu değil, kendinde oluşan son, bilginde buluşan son…” dedi, HAMZA DOST sözü aldı: “Ne geçerim düzenden, ne kaçarım YAZAN’dan; bardak dolu ise, ayrı dururum kızandan. Bellediğim söz benim, beklediğim haz benim, sakladığım koz benim, sevgim cümle alemin. Kör olsam kara gelsem, karda bilenin izini bulsam; kimi sorarım, kimi yar diye sararım? YUNUS’un sözü ile soruyu bağlarım. Alan veren; sandık ile kurduğunu görecek, kardığını verecek, sardığı ile kalacak. ‘Er olsam, sandıkta kalanı bilsem, her zerrem ile göçümde buluşabilsem.’ diye niyaz ederdim. Ne bedenin zerresi yok olur, ne yerini alanın sorgusu kalır.” dedi, HAMZA DOST selamladı.

10
“Akan suya köprü kurduk, yağan kara sözü verdik; Güneş geldi eridi, köprü kulu korudu, gölden alan sorguda kaldı. Selam olsun, soyludan yol alan, cümleyi bilsin. ‘Soylu kimdir?’ denilir: Muhabbet, günde değil atadan gelişir; kul, soyundan bilişir.” dedi, HAMZA DOST sözü aldı: “GARİB ile alıştık, köprü kurup buluştuk, sevgi ile oluştuk. Muhabbet, sevgi, AŞK; birbirini oluşturan… Biri soydan, biri serden öbürü; birbirinin katladığı, gönülden gönüle atladığı, doyasıya aldığını, ölesiye vardığını bilendeniz.” dedi, HAMZA DOST selamladı.

15
“Altın yaprak açılır, her sayfası seçilir; kul gönlüne gelenle, atlas fistan biçilir.” dedi, HAMZA DOST sözü aldı: “BİR’liğe talib oldu isek, var olduğumuza inancımızdandır; kayguyu sildi isek, VAREDEN’e güvencimizdendir. Kulluk, yaratılmışlığın yoğun belgesidir. Her kulun bilgisi, YARATAN’ın İLMİ’nden verilendir.” dedi, HAMZA DOST selamladı.

5 nisan-1
“Bir elmayı dörde bölsem, elde olmayana versem; ben sevinirim, alanlar sevinir, sevinen sevindiren sevilir, her hal ile övülür. Gelmeyi diledi isen, almayı bilenlerdendir.” dedi, HAMZA DOST selam ile söze geldi: “Yaprak yüze değdi ise, GÜL’ü göze geldi ise; sevincimiz sonsuzdur. Manayı gönülden gönüle aktarırız, DOST deyip sofrasına kotarırız. Dayandık gücü ile, sevindik gerçek diye. Ne verdi ise, yönden; ne gördü ise, günden; aldığı senden, bildiği benden.” dedi, HAMZA DOST altın güğüm ile verdi, gümüş ipin düğümünü çözdü; selamladı, sözü ALİ’ye verdi. 

8
“ ‘Değmedi gelişime.’ diyene de ki; NUR ile NUR’landıysan, ‘YAR.’ diye zorlandıysan; doğuştan öte değil, kaya misali katı değil.” dedi, HAMZA DOST söze geldi: “Topraktan aldığın taşı işlersen, ‘Mücevher’ dersin, dilediğin DOST ile paylaşırsın. Gelişinde de işlenme vardır, bilmezsen düşlenme vardır. Uyanalım uykudan, kurtulalım kaygudan.” dedi, HAMZA DOST cümlenizi selamladı.

12
“Güzeli görmeyi, gelecekte vermeyi düşünmeden; ağacı köklersen ocakta yakmak için, ‘Gerçeğe örtü koydun.’ derim. Bağladık ezeli, bekledik güzeli; elbet elde tutacağız, gönlünüzü SEVGİLİ’ye katacağız, her dileyen ile sözünüzü tutacağız, elden ele, sözden gönüle gerçeği anlatacağız.” dedi, HAMZA DOST selamladı. (‘DOST SOFRASI’nda yünü katlanacak koyun.’ Nedir?

13
“Her öğüt günün aynasıdır, gecenin örtüsü, kulunun sargısı…” dedi, HAMZA DOST sözü aldı: “Alacağım her niyazı var olanlarla paylaşırım, karayı akı DOST SOFRASI’nda bekleşirim; bende olana, senden gelene, adım-adım yaklaşırım. Her var ettiğinde, VAROLAN’ın vergisi vardır. Senden ne alırsam bana kar, sana ne verirsem gine bana kar… Her bilgiyi katlarım, bir basamak atlarım.” dedi, HAMZA DOST selamladı. 

19
“Gide-gide bitmedi, sevgi doldum yetmedi, ocak yaktım tütmedi.” dedi, HAMZA DOST söze geldi: “Bunaldığım gün bitti, aldığım verdiğim HAK ADI’na yetti, her alan kendi bilgisini güttü, sahip olduğum gönül HAK ADI’na beni gerçeğe attı. Ne yetmeyen bilgide, ne bitmeyen sevgide; O’ndan başka görmedim, her zerreme sevgimden başka vermedim.” dedi, HAMZA DOST; ham meyve yiyen ile, ‘ALLAH! ALLAH!’ diyenin çevresinde kendinden olan gerçeği gösterdi, MERYEM’in adına selamını bildirdi. 

3
“Merdiven başı düşündürür, ‘Varayım mı? Durayım mı?’ diye. Çıktıkça oluşan, bilgisinde buluşan ile sarmaşır.” dedi, HAMZA DOST selam ile geldi:
“Her basamak, bir öncekinden daha yakındır. Kul ne kadar basamak çıktı ise, o kadar sakindir. Ayağın bitirdiği değil, gönlünün götürdüğü yer güzeldir.” dedi, HAMZA DOST selamladı. 

10
“Olaylara pay veren, gönüllerden pey alan; gün gelecek yaprak böcek misali ipek olacak, gölgeyi öyle geçecek. Satır-satır okuduğum, günde YUVA’da dokuduğum güzelliği, her yolda her kulda aradım, cümlede olumu buldum.” dedi, HAMZA DOST selam ile geldi:  “Dokuya-dokuya bitiremem, yoluma olumsuzu getiremem, her renk ile bağladığım niyazımda ayrıya asla düşemem. Konuk gelen güzeldir, soframız günde özeldir. MERYEM ile alışır, ZEKERİYYA ile söyleşir, her lokmayı paylaşır, güzel ne güzel dersek birbiri ile eyleşir… Güzel, ne güzeldir. Çevrenin dört yanı cümlenize peylendi, yorumda DOST ADI kutlandı. ALLAH’ım RAZI olsun, dayandık güzele, gözümüz açsın.” dedi, HAMZA DOST selamladı. 

11
“Azdan almadım, çoktan kalmadım, bataktan bulmadım.” dedi, HAMZA DOST selam ile söze geldi:
“Her ağaçta gölge vardır, enine boyuna göre. Komşuya söz ettiğim, konuya göz attığım gün, kendimden kendime dolaştığım gündür. Saymayı bildiğim her günümde, sevmeye yöneldiğim her yönümde, açılan güllere sevindim.” dedi, HAMZA DOST selamladı. 

22
“Yoğun gelir sesiniz, yuvada konu olur nefesiniz. Konuk ile bağlaşır, sevenlerle buluşur… Her nefeste RESULÜ’nün sözü vardır. Bilenden yerini alana, bilmeyenin yeri dardır. Cümlenizin varlığı, gönüllerin gürlüğündendir. ALLAH’ım RAZI olsun, soylu gelenden soysuzu uzak tutsun.” dedi, HAZRETİ HAMZA, HAMZA DOST, HAMZA BABA selamını iletti. “Çevren dolu güllerle, güzel olan hallerle.” dedi, HAMZA DOST sözü aldı. Yuvanın sahibine. “Subaşına oturalım, dumanı silip doğan Güneş’e bakalım. Her yaprak adına yazılır, YUNUS misali yumuşak halin DOST KAPISI’na kazılır, yalan ayağının altında ezilir, görmeyi dilediğiniz gerçek tül misali açılır.” dedi, HAMZA DOST bindiğin atın başını YUNUS’um tutsun diye niyaz etti, selamladı. Bükülmeyen el sendedir, YUNUS yolun üstündedir.

29
“Eklediğim yamayı güzel gördüm sevindim, gölgesiz yolda ağacına selam dedim, beklediğime gelen niyazı ekledim. Selam olsun.” dedi, HAMZA DOST söze geldi:
“Her yuvayı dolandım bir-bir, anan diller gür-gür. Dizi yerde olanın, gönlü yolda kalanın, seyrine doyamadım. Demde katıksız bilgiye yer verenden, MEVLANA ile söze gelenden, ALLAH’ım RAZI olsun.” dedi, HAMZA DOST selamladı 

31
“Baktığımda Güneş’e bildiğim her rengi gördüm, ışığında cümleyi sardım. Güneş’in gittiği yere sordum, akşamın alacasına güldüm. Gölgeler sana bana Güneş’i bildirdi ise, gittiği yerde gölgeyi sildi ise, her an görevindedir dedim sevindim, HAMZA DOST adına büründüm. Düşündüm ki; benim Güneş’in gittiğine ettiğim şahadette, doğduğunu müjdeleyenler de vardı, onlar da gerçeği söylediler. Hiç bir olay gerçeği silemez, hiçbir güç Güneş’i bölemez. Bilgimiz Güneş’ten ise, görgümüz ışığındandır.” dedi, HAMZA DOST selamladı. 

7 haziran
“Yol YUNUS’a açılırsa, cümle ile geçilirse, HAMZA DOST’a sorulursa; ‘Cümlemiz el ele olalım.’ der de, her nefesten niyazına ekler; cümlesi, günün yorumunu bekler. GÜL BAHÇESİ’ne girelim, günün güzelinde GÜLLER’i derelim, her birine soralım; ‘Var olandan varlığımız bağlanır, sevgimiz birbirine eklenir mi?’ GÜLLER söze geldi de, her beraber oldu da, ‘ALLAH. ALLAH.’ dediler, seven kula güldüler. Sevginiz BİR’liktendir, gönlünüz gürlükten… VAREDEN’in EMRİ’ne uyduk, var olanın sesini duyduk. Nefes nefese alacağız, BİR’likte niyaz ile kalacağız; DOST olduk, HAMZA DOST ile geldik, dilenen vuslata varacağız.” dedi, HAMZA DOST selamladı. 

14
“YUVA’ya sözümüz; boynumuz kıldan ince. Her adım öbüründen önce getirir, bağladığım her düğüm açtıkça güldürür. Baktığım günden geldim, say ile soyluyu gördüm. Sayda düzen, soyluda YAZAN bilinmiş, her sargıda YARATAN’ın ELİ görülmüş.” dedi, HAMZA DOST sözü aldı:  “İki elinde desti, yolumu dostlar kesti. ‘Gün ağardı bilesin, Güneş geldi gülesin.’ dediler, her adımda niyazlar ettiler. Bahçemiz çiçeklerle doluştu, böcekler her çiçekte buluştu; naz ehli candan geldi, CANAN ile konuştu.” dedi, HAMZA DOST selamladı.

30
Çaydan aldığına değil nehirden dolduğuna sevindik, her adımda ADI ile övündük, HAMZA DOST’a değindik. Dedi ki: “Hal almayı dileyenin, her sözünü eleyenin, gönlünde olan konuyu beleyenin, yardımındayız. Geldiğimiz her anda, bildiğiniz her zanda, mevcut olan bilgiyi katıksız veririz. Dumansız bilgi meydanı boş gösterir, her olayı hoş gösterir. Doğudan Batıya her zerre, kulunu bütünler; gayreti, aklınla gönlünü birlemekte göster. O zaman, sen ben silinir, mana ile madde birlenir. Mana, madde ile bütünlendiği anda; geçici olan değil, gerçekçi olandansın. Madde denilen, para ile pul değil, bedenindir; aklın, gönlünü güdenindir. Aynı ölçüye alırsan aklın ile gönlünü, dünyada kıyamete kadar sürdürürsün ömrünü.” dedi HAMZA DOST. Sayılı günlerin bitiminde yaşanan hayırlı olaylara gönülden niyazdayız.

5 temmuz
“ ‘Durmayı dilemem, elemezse bilemem.’ diyene, DOST KAPISI’nda bekleyene, beklediğini bilmeyene, demde yumuşak gelen, yumuşak hale gülen, her anında güzelliği bilene; HAMZA DOST selam ile geldi, yeminden uzak kalana güldü:
“Seyre geldik bedeni, çayırda sürü güdeni, bilgisini birbirine katanı, kayguyu günden atanı… Dağlara ses verdik de, alamadı mı? Çöllere yol verdi de, bulamadı mı? Çiçekler bana güldü de, yolamadı mı? Sevgide bütünlük, her olayda gerçeği açar. Komşuya selam verdi isen, yolunu saygı ile geçer. Bildiğin, senin ile bütündür; bilgin, dilediğin katındır.” dedi, HAMZA DOST bütünde katıyı sildiğine sevindi, selamladı.