![]() OMAR’dan gelen haber, GARİB’e müjdeler der. Suyundan sunulacak, kulları yunulacak, ALLAH yanında, YUVAN, CAMİ-İ EKBER olacak. CAMİ-İ EKBER, ALLAH'ın en kutlu yuvalarından. ![]() ALLAH, KENDİ’ni kullarıyla BİR SAYAR, BİR VARLIK OLDUĞUNU SÖYLER. Manasını düşünsene. Felsefemiz bu değil mi? ![]() YM oldu, meclisimiz ALLAH’ımın İZNİ ile kuruldu. ![]() YUVA’ya gelirim. Yol YUVA’dan, YARDIM ALLAH’tan. Yürüsem yürütsem ALLAH’tan, gidiş gelişim ALLAH’tan. ![]() Aynayı YUVA’ya verdim, elimi sırtınıza sürdüm, cümlenize huzur diledim. ‘ALLAH’ım?’ dedim; ‘Cemaati kurdular, bize ilhak oldular, muradı hak diye dilediler. Hak olanın VERİCİ’si ALLAH’ım, pak olanın KORUYUCU’su ALLAH’ım. Cümlemiz el açtık, SANA yalvardık.’ ![]() Meclisimiz seçilmiş, kullar gönülden ölçülmüş, ‘Mümin.’ denmiş sevilmiş. YUVA’ya MEVLÂNA HAZRETLERİ postunu sermiş. Meclisimiz bahtiyar. Meclisi kuranlardan, bize söz verenlerden ALLAH’ım RAZI olsun. meclisimiz ALLAH’ımın emanetinde. ![]() Hummalı yol YUVA’ya uymaz. YUVA’yı münasip niyaz açar. Kul kötüden kaçar. ![]() Kum, mübarek yolun tozu. Dünya bildim buzu, aşta yedim tuzu, YUVA’da aldım hazzı. Günümde senin yuvanda, başka yuvada değil. GANİ ![]() Topluluğumuzun değeri güzel yol, güzel yön verir. ![]() YUVANIZ uğrak oldu, ben hancı oldum. YUVA’da gelenleri ağırladım, adınıza. Meclisler kuruldu, niyazlar edildi, gönüller yunuldu. YUVANIZ han, ben hancı olduk. Gelenlere baktık, gönüllere aktık. Dünyayı amade olmayanlara sattık. Akçe yerine günün duasını ettik. ![]() Okuduk, çalıştık. Hatalı olursanız, ceza alırsınız. Benden değil YÜCE’den. ![]() niyazına vardık. Aldığımızı, günümüzde günümüz kadar verdik. Vardık YÜCE’ye, yolumuzu vazifemizi dünyaya bağladık, ALLAH’ımdan o yönde İZİN aldık, döndük YUVA’ya geldik. Yalnız YUVA mı? ‘MERKEZ.’ dedik gezdik, MERKEZ’i yolumuza köprü yaptık; olay budur. ![]() Dergahımız, gönülleriniz. ![]() Suyumuz aktıkça, sevgimiz arttıkça; yuvamıza duman girmez, gönlümüzü bulandırmaz. ![]() YUVA’mız cümleye açık. ![]() Layık olan gelir, meclisimizde bulunur. Kızmak haddimiz değil. ALLAH’ımın EMRİ’ne amadeyiz. ![]() MEYDAN, YUVA’ya açık. Müsterih olasın. Onu dedim, MEYDAN’ı bulmuş kula, dışarda kalmış kul gücü yetmez kötüye. Çünkü MEYDAN, ULU kullarla doludur. ![]() Şu anda, şu cemaat, ibadette değil mi? Kendini ALLAH’ının HUZURU’nda bilmesi, günahtan uzak kalmasıdır. Sohbetimiz ne senin, ne benim, cümlenin. Destisini alan gelir, nasibi kadar doldurur. Ya destisini kıran? Eli boş döner. Desti elinde, çeşme başında doldur. YUNUS’um der ki: “Çeşmeyi bulanla, destiyi alan bir değil. Ne çeşmeden geçtik, ne destiyi kırdık.” ![]() Gelen müşteri, hancının kalitesine uyar. HAK YOLU’nda olmayan; uğrar, döner, barınmaz. Gelenden geçenden, göçenden ALLAH’ıma sığının. ![]() Ben size geldim, siz bana geldiniz; birbirimize hayır kapısı açtık. ![]() Mümin yolun yolcuları, ağaç yolun hancıları. Ağaç, ULULAR’ın bulunuşu. ‘Ağaç yolun hancısı’ demek, ULULAR’ın YUVA’ya gelişi demektir. ![]() Suyun akışına el alan, ‘Yoluna koyayım’ diye çalışandan da ALLAH’ım RAZI olsun. Yoluna koymayı deneyene de yardımcı olacağız. OSMAN ![]() YUVA, ne bizim ne sizin, ALLAH’ımın. 31 ocak 1972 Ağacımıza yaprak olan her kul, fırtınadan masun kalır. Evet. ALLAH YOLU onu emreder. Onun için, ALLAH YOLU’nda fırtına olmaz. ![]() GARİB beni nasıl buldu? Nerden çağırdı? Sadece ALLAH’ımdan AŞK ile diledi. ‘HAK YOLU’nu gösteren.’ dedi. Niyazı kabul oldu. Ne var ki bana demedi, cümle ile dedi. Cümle gönlü uyanlar, ‘ALLAH’ım, yolum.’ diyenleri sebep halk edildi, meclise çağırıldı, çağırılan geldi. ![]() Her tarla, akan nehirden almaz. Nehrin kollarından. Meclisimizde olan her kul nehrin birer koludur. ![]() YUVA’mız. YUNUS’tan alacağı, cümleye vereceği, gönüllerde tomurcuk güller göreceği müjdelenir. ‘Nedir?’ denmesin, soruya düşülmesin, dendiği gibi alınsın, gönüller hoşnut olsun, ALLAH’ım RAZI gelsin, yolunuz aydına varsın. ![]() YUVA’mız gönüllerle dolu. "Olan-olmayan, gören-görmeyen gönüller yedi rengin denginde..." SOMUNCU ![]() Konuk değiliz, YUVA'dayız; denilmesin yerde değil havadayız. Kucak açan her kuldayız. ![]() Kapı açıktır her gelene, kapı açıktır her sevene. Asla kapanmaz! Ne günde ne gelende. (YUVA'nın kapısı mı DEDE’ciğim?) EYVALLAH! YUVA'da cümlemiz mekan bulduk, 'Güzellik O'ndadır.' dedik. Mekandan maksat, gönüllerdir. Oluşan, gerçeğe dönüşendir. Çevrenin değil, kainatın noktası diyelim, YUVA'yı öyle bilelim. ![]() Her kulu 'Bir bina kurayım' derse, hiçbiri olmaz. Derlenin toplanın, bir binada HAK'lanın. YUNUS ![]() Yerde kar varsa iz verir, ocakta kor varsa haz verir, sohbete her gelene MEVLANA söz verir. Beraber olacağız, AŞK ile bulacağız, pervane misali döneceğiz. Döndük yanacağız, kör oldukta gönülden göreceğiz, öylece gerçeği bulacağız. 'Beraber olacağız.' dedik, dünü günü geleni verdik. ![]() Gözüm O'ndan bakacak, sözüm O'ndan akacak, ateşim O'ndan yakacak, mümin olan her gönülde tütecek. Ocağımız almayı bilene ömür boyu verecek. ![]() ALLAH’ım EMRİ’dir, YUVA’ya cümlemiz gelir, görevimizi ALLAH’ımın EMRİ’nce getiririz. Bol gelen darlık vermez, ‘HAK!’ diyen hata bulmaz. Cümleye. DOST KAPISI dedik, YUVA’yı cümleye açtık, yapıya her kulunu görevli seçtik. ![]() ALİ sözü aldı: "Gelmeyi görevden dedik, gemiden gemiye sözü bağladık. Madde gemisine mana gemisini köprü ile bağladık..." ![]() YUVA'mız sizlerindir; ALLAH'ımın EMRİ'nde. ALİ'nin dizinde, RESULÜ'nün sözünde, ERENLER'in gözünde. Dayandığınız kadar güç alırsınız. ALİ ![]() Bu gün yüz, yarın bin, öbür gün milyon sizlerden bekleyecek; ALLAH'ım bizlerle size ekleyecek. Temeli sağlam kurduk. Ekilen ağacın meyvesini yiyecek, 'Ne güzelmiş.' diyecek, çekirdeği toprağa atacak. Gün o gündür. Toprağa atılan çekirdeklerin verimli günü. O meyveler de yetişecek. Toprağı bakımsız ise, meyve elbet verimsizdir. ALİ Güne kadar aktık, günden sonra sizler ile akıtacağız. Dedik ya, her çekirdek ağaca dönüşür, bir çekirdekten orman oluşur. Konu küçük değildir, uyumayalım. ![]() Üç günde, üç ayda, üç yılda genişleyen YUVA'mız; on üç yılda temeline oturdu, dilenmeyen her hal atıldı. ALİ ![]() Her kulunun binada görevi vardır. Yol dileyen görevini bilir, yük vermek değil yükünü paylaşır. Bina ne senin ne benim cümlenindir, kainatta yeri vardır! ![]() "...bağda asmaya hizmet verelim, arayalım bulalım!” dedi, KAYGUSUZ ABDAL. ![]() Yapıyı sizler ile biliriz, her birinize ayrı-ayrı güleriz. ![]() Görevden maksat, cümleye hizmet ise; gereğini bildiririz, yer-yer yolunu çevirene hata der buldururuz. YUVA’mızın yozan ile bağlantısı asla olmaz, bilse bilmese kayıtsız kalamaz. ![]() “Gemiye yol veren kaptan güverteye göz atmazsa, ambarda oluşan düzensizliğe söz etmezse, seferde noksan vardır. RAHMET te, zahmet te, gidişin selametinedir. Seyirde olan geminin her neferi, önce kendinden sonra gemiden sorumludur. ‘dost KAPISI arayım, her var olana sorayım, demde oluşan kervana katılayım.’ dedik, dünden bu güne geldik. Selam olsun.” dedi, YUNUS’um ![]() El ele olalım, tarlamıza dolalım, bereketi topluca görelim, gerçek değerine gönülden şahit olalım.” dedi, HACI BAYRAM ![]() Çınarın gölgesinde oldunuz, yerden göğe bilgi ile doldunuz, çölden gelen her nefese gönülleri açtınız. ALİ ![]() Bayramı cümle ile kutlarız, DOST ADI’nı cümle ile bekleriz. YUVA’mız, cümlenin YUVA’sıdır. ![]() ER olduk yoluna, suların akışını gördük; hizmet verdik kuluna, gönülleri yakışını gördük; yıllar yılı, bilgiye bilgi katışını gördük; cümlemiz el ele olduk, ‘Selam.’ dedik, YUVAMIZ’ı bildik. Cümlemiz ‘Selam.’ diyelim, hizmet veren her kulunu cümlemiz selamlayalım. ![]() ‘YA ALLAH’ dedik, MEYDAN’a geldik. MEYDAN; cümlenizi, cümlemiz ile BİR’leyen konuttur. Daha önce YUVA’mız dedik, her öğünde YUVA’mızda buluştuk. ‘YUVA’mız mekan olduğu halde, -GÖNÜLLERİN MAKAMI’ denildi, oyalar orada işlendi, dilenen her konu orada düşlendi. Gemiye geldiğimiz gibi, YUVA’yı bildiğimiz gerçektir YUNUS ![]() HAMZA DOST sözü aldı: "Suyu aktığı yerden alırsan güzeldir, geçtiği yerde alırsan gine güzeldir, kaynağında bulursan güzelden güzeldir. Çünkü, kaynağında katıksızdır; ne gelip geçtiği yerden toz-çöp alır, ne aktığı borunun pasını bulur. (Tıpkı sohbetlerimiz gibi değil mi?) EYVALLAH. MEVLÂNA’ya verilen; sadece MEVLÂNA’yı bilenlere değil, tüm kainata iletilir..." ![]() Destan yazmaya değil gönüllere fistan dikmeye geliriz. HAMZA DOST ![]() BEHLÜL’üm sözü aldı: "Seyre daldık ovayı, nefes ile aldık havayı, DOST KAPISI dedik YUVA’yı. Gelsin dostlar buluşsun, cümle için çalışsın..." ![]() Nerde buluştu isek, bizim için kaynağın başı odur. ![]() (YUVA olayının, bütün dünyaca bilinmesi gerektiğine inanıyoruz. Sesimizi, tüm dünyaya ne zaman duyuracağız.) Yakında. YUVA’mız 18 yaşını doldurdu ve reşit oldu. (Düşüncelisiniz? (GARİB’e hitaben) ‘YUVA’, bizim esas ismimiz. ‘İNSAN-DOST-İHSAN’, YUVA’yı tanımlayan simgelerdir. ![]() "...Sevgili canlarım, dar değil yolunuz! Sevgili canlarım, zor değil konunuz! Ben-beni sildim, ben-O'nu buldum. Sevgili canlarım, BİR'likte olunuz, BİR'likte bulunuz! Dileğimin çözdüğü, gönlümün çizdiği yol budur. Tek dileğim; YUVA'mızın bağını çözmeyin, çözdürmeyin; çizdiğimiz yol en güzeldir, kimseye bozdurmayın!..." ![]() Sözümüz-sazımızı YUVA'mızda veririz YUNUS |