Yaşam-1
8
Gayret edin orada, hayret edin burada.

1 mayıs
Dünya; gittin, gününü bildinse yaşanmıştır.

6 eylül
ALLAH'ın YOLU’na, sevabı kuluna,
NURU’nu ERMİŞİ’ne vermiş.
Ne güzel olmuş, kulları gelmiş,
dünya kurulmuş.
Duran yolunu şaşıran beklemiş,
yumak boşuna sarmış;
gelmiş-göçmüş, dünyayı boşa doldurmuş.
‘Olur mu öyle?’ demeyin.
ALLAH akıl da vermiş, örnek te göstermiş;
olan kulunu, esen GÜLÜ’nü dünyada göstermiş;
gözü kapalı, gönlü karalı olan kuluna.
Öyle kul arkasını dönerse,
‘ALLAH bana da söylesin.’ derse;
yer tokadı.

11
 ‘Yalan dünya.’ demeyin, gününüzü yaşayın.

15
Damanın taşı döner durur,
gah yenilir gah yener.
Yenilen kuldur, taş değil.
Adamına göre oyun,
yumağın sarılışına göre kul.
Yanılan yenilir.
‘Aman...’ diyen yener, oyundan çıkar.
Hayat böyle.
Yenmek-yenilmek, yumağına sarmak,
günahın varlığını bilmek; kulu eğitir.
 ‘İlle yeneyim.’ demez, hileye baş vurmaz.
Dünya, böyle bir oyun.

18
ALLAH’ım layık kulunu;
dünyada dinlendirir,
gönlünü dillendirir,
yolunu güllendirir.

19
Yaşamak güzel, hem de çok güzel.
Ne var ki, yaşamayı bilmeli, güzelliği görmeli,
verilene şükretmeli.

‘Sayın.’ demezsen, yumuşamazsan;
tadını almazsın, dünyayı sevmezsin.

2
Hummalı çalışanlar, yolunda sataşanlar;
dünyanın beklediği, kulunun özlediği olamaz,
ALLAH’ını bilemez.

5
Yaşamayı
‘ALLAH vergisi.’ diye sevin, gün geçesiye değil.
Her günün ayrı güzelliğini görün.
Hataya değil, atâya bakın.
 Büyük.
Yaş büyüğü değil, gönül büyüğü.
Sedef tahtta olsan,
gönülü dumana boğsan ne görürsün?
Elinde baston tutsan, eğilip güle baksan,
renginden kokusundan gönüle atsan;
güzelliğe varırsın, ‘Günüm hoş geçti.’ dersin.

13-2
Çamurlu yolda gidene uymak,
çamura bulanmaktır.

Onu derim kullara, dünyada yaşayanlara;
dünya derdine kapılmayın, sonunu bekleyin,
hayır olur kul görür, görünce sevinir.

14
Unutulmasın, ALLAH’ımın dünya için verdiği;
dünyada alınan, sahip olunan dünyanın malı.
SAHİBİ TEK! Kul yanılır, ‘Benim.’ der.
Hani ne ile geldik, adımızı ne ile andırdık?
Gelmek-dönmek çıplak.
RUH’u olan pak; dünyadan kazançlı döner,
buradan mertebe alır

18
 ‘Olsun da görelim, ALLAH versin bilelim.’ diyen,
dünyasına küsendir.

20
mümin kul eğlence bilmez.’ diyenlere,
dünyayı karartanlara sözüm.
Dünyaya işkence için gelinmez.
Yaşamak, yaşayana hürmet etmektir
kulun vazifesi.
Yaşamayı her kul bir yönden güzel görür.
 Kul olur gezi sever, kul olur ÖZ’ü sever,
 kul olur sazı sever, kul olur oyun sever.
Sevdiğini yaptığı gün yaşadığına sayar.

28
Bu aleme galip gelmek,
dünyayı galip yaşamak ile bulunur.
Galip yaşamak kula üstün olmak değildir,
dünya gailesinin üstüne çıkmaktır.

4
‘Dünya.’ deyip ahiretten geçme,
ahirete dönüp dünyayı silme.

8
Dünyadan göçmek kolay, bir nefes yeter; gelmeye-varmaya yüz surat ister.

8
Yumuşaklık çok yöndür.
Uymak duymamak, görmek dememek,
sevmek dövmemek, almak yolmamak,
kötüye uymamak, kalbinden atmamak,
 bilmek silmemek.

18
ALLAH’ım PEYGAMBERLER’i
EVLİYALAR’ı niye gönderdi?
Kötüyü uyarmak için.
Tiyatro değil dünya

30
Bilirsiniz, hayatta ‘Ben.’ diyen değil,
 ‘Cümle.’ diyen kazanır.

6
Seven sevilir, yaratılan yaşatılır.
Sevginin,
ALLAH’ıma ibadetle eş olduğunu bilseniz;
sevgiyle taşarsınız, bir ömür yaşarsınız.
Ömür belli, yaşamak, ömür kadar.
Amma AŞK’la yaşanan ömür, ahirete götürür.

9-1
Ağlamak değil gülmeye yer verin.
Dünyadan geçmek değil, güzel görmektir.

10
OMAR der ki:
“Olmuşun sözü,
olacağın gözü olmaz, sözü edilmez.
Anlaşılmayan nedir? Söz açıktır.
Olmuşun sözünü etmek boş,
‘Olacağı göreyim.’ demek boş.”

21
OMAR der ki:
“Yolcu, hancıdan yer, yumuşak şilte dilerse,
hancı, yolcuya sert şilte verirse;
yolcu değil hancı zararlı çıkar.
Çünkü ALLAH’ım onu başka yönden sıkar.”

11
Yaşadığın gününde her şeyin ortasını bul

Yaşamak, denildiği kadar zor değil.
Ne var ki, hırsı-tamahı geriye atmalı.

OMAR der ki:
“Kalabalığa giren, gönlünü koruyan;
makbul kuldur.”

Lokantaya her kul aç girer,
çıkış yiyişe göredir, ona göre hesap verir.

19
yavru kendini hür bilmeli,
yumağını güvenle sarmalı,
yaşamaktan korkutmamalı.
Almayı öğrendi vermeli, vermeyi bilmeli,
gücünce çalışmalı, aydın yolu bilmeli,
öğreten ana ile baba olmalı.
Dünyanın karanlık olduğunu değil,
güneşin her sabah doğduğunu bilmeli,
karanlıktan korkmamalı.
‘Nasıl olsa güneş doğacak.’ diye
kendi haline kalmak değil,
gece olacak diye tedbir almalı,
olanı ALLAH’a havale etmeli.
Güveni o zaman tam olur.

25
 Kul kendi başına kalırsa doğruyu bulur.
Bir yanılır, ikinci de doğrulur.

Kuldan beklediğin an,
ALLAH’ını inkar etmiş sayılırsın.

29
Olmaktansa kulundan bekleyici,
olmalı HAK’tan gelene boyun eğici.
Olmaktansa kulun eteğini öpücü,
olmalı ALLAH’ıma diz çökücü.
‘Geldim döneceğim, AŞKI’na yanacağım,
pervane olacağım.
Kabul edersen beni,
NURUN’la parlayacağım ALLAH’ım.’ deyin,
gönülden söyleyin.

durmayın, boş vakit geçirmeyin,
boş söze yer vermeyin.

Ne olmuş geri gelir, ne olacak tez gelir.
Her iş zamanını bekler,
günü gelince çözüldüğü görülür.

30
 Olmuşa ayak uyduran,
yolunu doğruya götürendir.

2 temmuz
Her kul ALLAH’ımın NURU ile gark olur,
amade olanın üstünde kalır.
Dünya yüküne tamah edenin dilediği verilir.

köşk-saray, aldınız oturdunuz.
Ne zamana kadar sahibi oldunuz?

8-1
Yumuşak dünya bulmuş,
kendini sundurmaya atmış;
ona ne dersin?
Tertemiz dünya dururken,
kendini yalağa atana;
ALLAH’ım da kul da, ‘Yolsuz.’ der.

8-2
Gününü gelişi güzel yaşamaktan uzaklaş.
Kendini, hayatın hazırlık basamağına
adım atmaya alıştır.
Gözün kapalı gidersen, düşersin.

28
Cümleden kopmayanlar,
her an beraber olup yolunda yürüyenler;
müstesna kullardır.

4 eylül
Her verilen çalıştırılmalı,
dünya nimetlerine alıştırılmalı.

25
Güneşli güne söz edilmez, yumuşak denilir;
hava bulutlanınca, kimi yerinir kimi sevinir.
Yerinen yanılır.
Kendisi için değil,
sevinene uyarsa huzuru bulur.
Yağmur buluttan sonra gelir,
 yağar açılır, hava temizlenir.

Kulun bir gayesi olmalı,
dünyada öyle yaşamalı.

26
Önce kendini yenilgiye hazırla ki,
kazancını kutlayasın.

29
Mevsim, sebze için değil, kul için verilir.
Kul ona göre yetişir.

5
yolunu bilmeyenle yürünmez,
kendini bilmeyene danışılmaz.

3
Oluşun hikmetini düşünün,
 verişine karışmayın.

23
‘ALLAH’ım SANA varayım diye
dünyayı sildim.’ diyen yanılır.
Çünkü dünyayı silmekle değil,
sevmekle ALLAH’ıma varılır.

12
geçmişi değil, günü yaşayın.
Günü yaşarken, yarına bakmayın.

4
Geldim, gördüm, döndüm.
Kimse dışında kalamaz, yazılandan dönemez.

6
Sarfından çok, israfa mahal verilmesin.
Sarf edilenin yerini ALLAH’ım boş bırakmaz,
israf edilenin yeri dolmaz.

27
Her kul, kendi hayatını çizer.
Kimseninki öbürüne uymaz.

8
 Uyumayın dünyada, açın gözlerinizi.

14
‘Dünya.’ deyip bezmeyin,
gayesiz gezmeyin,
gönülde kuruntuya yer vermeyin.
‘Oldu olacak, verdi gidecek.’ demeyin,
ALLAH’ıma havale edin.

15
 Asude yuvayı, yumuşak kul hazırlar.
Hummalı olan kul;
geleni ‘Dert.’ der, geçeni arar.

25
Suyun akışına uyan, rüzgara kapılmayan bekler.
Su bir yönde yol bulur, akacağı yeri bilir.
 Rüzgara kapılan,
nerden geldiğini nereye varacağını bilmez.

9 mayıs
Dünya yaşamak için, ölümü düşünmek içindir.
Yaşamak için, tarlaya girip,
ağacına-çiçeğine göz atmak gerek.

20-2
Her kul ALLAH’ımdan gelir.
Yaratılışta, hepsinin değeri birdir.
Onun için kula söz yaraşmaz.
Çünkü kul kula köle olmaz.
Kulu kendine köle eden,
köleliğe adaylığını koyandır.
Üstünlük iddiasında olan, ayarını düşürendir.
 Altının değeri gibi.
Altına altından başka madde karıştırıp,
‘Kuvvetli olsun.’ dersen;
kuvveti artar, ayarı düşer.

22
Mesele güne uymaktır.
Manayı silen, madde üzerinde durandan
söz etmek, yersiz.

31
‘Ahiret, perde arkasından nasıl görülür?’ dersen,
önünü duman bürümek,
istesen de dumandan öteye geçememek.
Orası seçilen kulların yeridir.
Seçimi, dünyada olur.

1 haziran
ALLAH’ımın ADI’nı, ticaret yapmaya çalışana,
ALLAH’ım yardımcı mı olur?

19
Mevsimde dökülen yaprak, yerindedir;
elden dökülen yaprak, yersizdir.
Onun için, dal kırmayın,
yaprağın ardından bakmayın.
YUNUS

20-2
Ot bürümüşse tarlayı, verimi kıt mı olur?
Söz etmeye değmez ki.
Otu temizleyeceğini bilirsin, kolunu sıvarsın.
‘Vah, ot bürümüş.’ deyip kolunu bağlarsan,
‘Verimsizlik.’ deyip ağlarsan;
ağlayış ta, bağlayış ta yersiz olur.
Her olay böyledir.

2 temmuz
Dama taşı olma, elden ele gezme.
Damayı eline al, çıkacağın hedefi kendin bul,
karşındakinin oyununu da düşün.
Zararı kimseye verme,
bir-bir berabere kalmayı dene.

Kumun tanesini dahi rüzgara üfürme;
gidenin gözüne takılır, üzüntü olur.
Bastığın yerde dal kırılmasın, çiçek ezilmesin.

7
Kale; bedeni değil, beldeyi korumak için yapılır.
Bedeni korumak ta beldeye hizmettir.
Yaprağın verdiği nedir? Kula gölge.
Kuru yaprak ne verir?
Kendini bakımdan uzak tutma.
Meyveyi toplamak için, ağaca bakım gerek.

8
Bir işini yaparken,
kendinden önce başkasını düşün,
zarar vermesin diye.
Unutma ki, başkasına bile-bile vereceğin zarar,
er veya geç senden de çıkar.
Ummadığın, beklemediğin zamanda.

‘Meyveyi diledim, ağaç diktim;
yola gideceğim,
ağacın sulanmasını kime bırakacağım?’ deme.
 ‘Her dileğim olsun, andığım an elime gelsin.’ deyip bağımsızlığa gönül koyarsan,
‘Dağ üstünde, ayağım denizde olsun.’
demiş gibi olursun.

28
Hayatın, öncesi sonrası yok.
Doğum ile ölüm, birdir.

‘Doymadım.’ dersin, hayata bağlanırsın.
Doysan, ne alırsın?

6
Yorganın yokluğu kula dert verir.
Vermesin,
çünkü ALLAH’ım kulunun gönlünü yoklar,
 yorganı olmayan kulu soğuktan saklar.

7-4
Pirinci ‘Aş yapayım.’ dersin,
tepsiye boşaltırsın;
dikkat edersen, ömrü korursun.
‘Neden?’ dersen;
dikkat etmezsen, taş ile pişirirsen;
günde aşı yenir, ne var ki taş ile diş kırılır,
ömre zarar verir.

20
su olmayan kuyuya kova atılmaz.

26-2
CAN bedende oldukça,
‘Dünya güzel.’ dendikçe;
gezmek görmek helaldir.

Hayatın tadı, acı karıştıkça bilinir.

Taç giyen diklenmesin,
taht gören yere inmesin.