![]() Ben benden başkasına bakarsam, kendi yolumu şaşırırım. Yol bilene takılırsam, zaten başkasına bakmama lüzum kalmaz. ![]() ‘Veremedim.’ diye üzüntü etmeyin; ALLAH’ımın, vermeyi zorluğa vurmadığı bilinir. Cümleye esirgemediğin, bolluğa; esirgediğin, darlığa getirir. Bardakla verdiğinin yerine, desti ile gelir; ‘Eksilir.’ demezsen. ![]() Huzurun olduğu yerde, geçmiş silinir. ![]() ALLAH’ım kararını aşan kuluna, zararını gösterir. Her olayı tatlıya bağla ki, tadını alasın, güne aydın çıkasın. ![]() Yerimizi bulmaya geliriz dünyaya. Yerinizi bulmak için boşluğu bilmek, kaideye oturmak gereklidir. ![]() Dünyaya yaptığın, ahirete attığındır. ![]() Yamalı giyenin yamasına söz eden, yamayı da bulamaz. ![]() Aslında dünya, yaşamaya niyet edenlerin imtihan odasıdır. ![]() Dünya kul için, ahiret ALLAH’ım için sevilir. Dünyada kulunu sevmeyen; ahiretini anmaz, özlemini duymaz. Kul kulu sevmezse, dünyanın değeri nerde? O dünya madem kul için yaratılmış, birbirine bağlantı veren günleri emretmiş ‘SEVİN-SEVİLİN.’ diye. Bundan uzak kalmak niye? Kul önce nafaka derdine, sonra da toprak derdine düşmüş. Düşünmemiş; ALLAH’ım dünyayı senin için yarattı amma, sana vermedi. Gittikten sonra; zaten hırsına yanarsın, onun derdine düşersin. Tok olanın sohbetine katılırsın, neşeni bulursun. Aç olanla oturursun, kayguyu bulursun. ![]() Unutulmasın ki her kuluna, ALLAH’ım en güzelini YAZAR. Kul kaygu ile günün tadını bozar. ![]() ‘Seyredeyim, coşayım’ dersen, dünya yetişir derim. ![]() ‘Müstesna olayım.’ diyen, kendine baktırandır. İstisnadan uzak tut kendini yeter. ![]() Gününü aydın bildikçe, 'Hayır.’ deyip uydukça, sen de biz de hoşnut oluruz. ![]() ‘Yiyeyim-giyeyim, dünyayı yaşayayım.’ diyen, yaşadığı yeri bilmeyendir. ‘Yaşayacağız.’ diyeceksin. Günde değil, göçte yaşamak başlar. ![]() Yosunu denizden alma, sana gelmez; denize verdiğini, sahile vermez. Her olay yerli yerince. Yosunu toprağa eksen olmaz, ağacı denize eksen tutmaz. Yerini değiştireyim, olayı bölüştüreyim dersen; zorluğu kendin çıkarmış olur, yoluna taş koyarsın. Niyetine uymayınca da, ‘Kötü talihim.’ dersin. Elbet denize ağaç dikmeye kalkarsan, ağaçsız kalırsın. Sözüm açık. Yerini bilmediğin olayı, çevirmeye kalkma. ![]() Arıyı balsız bırakma, sana sorar; saksıyı susuz bırakma, kurur; yolunu ışıksız alma, yozdurur; deryayı dumanlı görme, bezdirir. ![]() Görülmedik olanı arama, ‘Görsem.’ diye tarama. Taradığın her toprakta, ne çekirdekler vardır. Her çekirdek sana vermez, verse de kendini bildirmez. ![]() ‘Gümüşü dileyenden geç.’ dersen, dünyayı silmiş olursun. Halbuki silmek değil, gölge diye bilmek gerekir. ![]() Kahrını dünyanın vergisine koyan, zevkini neden kendi gücünden bilir? ![]() Kement atmadığın yerde, av bekleme. Olgunluktan çıkılmaz, kuluna had bildirmek kuluna yaraşmaz. Gözle görmediğini, söze verme. Gözle gördüğün dahi, sende kalsın. Söz dilde, olay gözde olanda; yumağın dolandıkça, ayağına sarılandır. ![]() Olanın güzelini ALLAH’ımdan bilirsiniz de, gönlünüze uymayanda neden kuldan sebep beklersiniz? Kimseden yapamayacağını istemeyin, ‘Yapamam’ derse, üstünde durmayın. Oturmak, bilmeden yürümekten yeğdir. YUNUS ![]() Hayatı kendinde arama. Hayat, hayatın içindedir. Geleceklerde, hayat ebedileşir. ![]() Masaya niye oturursun? Aşımı yiyeyim, nasibimi alayım diye. ‘Sevmedim.’ dersen, masadan kalkarsan; elbet aç kalırsın. Açlıkta, yediğinin ne olursa olsun tadını bulursun. Ne var ki, ne olursa olsun yiyeyim aç kalmayayım diye düşünmeyin. Sevmiyorum dediğinizi sevmeye çalışın, kainatta her olaya alışın. ![]() Kaşığa gelmeyen aşa, el uzatma; olmayan söze, dil uzatma; dünya gününü, zehir etme, açmadığın kapıdan, girene sataşma. ![]() Yağan yağmurun tanesi sayılır mı? Yola çıkanda ‘Yağmur.’ diye dönüş görülür mü? Damın aktığına şahit isen, akan yerde durulur mu? Akan yere tedbir alabilirsin. Yağan yağmura ne diyebilirsin? Doğan güneşe bakarsın, gönülde kandil yakarsın. Güneş batarken ‘Dur.’ diyebilir misin? Yıldızları görebilmen, onları da sevebilmen için güneşin çekildiğinden haberin var mı? Güneşin varlığı, dünyanın darlığına eşit değildir. Dünya ADEM’den bu yana nesil-nesil kulunu geçirdi-göçürdü. Güneş aynı yerinde, aynı gücünde yerini aldı. Dünyanın vergisine, kul da katkıda bulundu. Kul güneşten sadece aldı. Aslında dünyaya da vermedi. Sadece dünyadaki maddelerde kendini eğitti. Dünya ise, kulu öğüttü. Asmadan üzüm aldık, seve-seve yedik. Balını gördük, daha tatlı dedik. Şarabını içtik, sarhoş olduk, kendimizden geçtik. CAN dostlarıma, CAN’dan gelen dostlarıma, ‘Selam.’ dedik. ![]() Oynamadığın oyunda, yenileni suçlama. Elbet bir yenilen, bir yenen olacaktır. ![]() Asmaya benzemek, her kulun dileğidir. Koruğun verdiğine uydun mu, şarap olsun diye bekledin mi? Bekledi isen, sen kazançlı oldun. Her olay öyledir. Doğuşta hamlık, oluşta erginlik, pişmede şarap. Kulunun geçirdiği her merhale, aynen meyve misalidir. SAMANYOLU, cümle kulun hayalidir. Ummak güzel. Umduğunu bulmak için, uymak gereklidir. Üzüm şarap olasıya kadar, türlü böcekler görür. Ne şikayetçi olur, ne tadından verir. Dumansız yol dileyene, ‘Yol dumanlı olmaz.’ derim. Duman, kulun kendi kuruntusudur. ![]() Cimrilik kulu geriye atar. VERDİĞİ senin için değildir, cümle ile paylaş. ‘AŞK’ımı SANA verdim, SENİ cümle ile paylaştım’ dediğin an, O’nun kulu olursun. ‘Ben ALLAH’ımı herkesten çok severim’ asla demeyin. Sevginiz; az gördükçe büyür, çok gördükçe eksilir. Dile düştükte, sergi misali satılır. Yaprağa baktıkta yan, amma yandım deme; çiçeğe baktıkta gör, amma gördüm deme; hayvana baktıkta sev, amma sevdim deme. ![]() Kul dünyaya sırtını taşa dayamak için gelmez, dünyayı boş gaye ile bulmaz, gayesiz kul olmaz. LOKMAN ![]() Akla geleni dile vermek, ya gönül kırar ya kafa. Kuzuya ot versen, yavrudur dersen; ana seni bilir, senin ardından gelir. Nereye götürsen, oraya gider. Okşarsan baş verir, vurursan tos gösterir. ![]() Yanmayan odunu, yakmaya çalışırsın atayım demezsin. Aramak, odur. Oturmak, geleceği beklemektir. Halbuki gelecekten önce, hal vardır. YUNUS ![]() Yamamadığın yırtık, gün gelir açılır; açıldıkta, cemiyetten kaçılır. ![]() Umut dünyayı hoş gösterir, kuluna hizmeti olur. ‘Sadece umutla yaşanır mı?’ derseniz, Umut yaşamanın değil, hayalin pembe rengidir. Yaşamanın değişmeyeceği bilinir. ![]() Yaşamak, çalışmak ile kaimdir elbet. Çalışmanın yaşayana zarar vereninden kaçının. Dileğimiz gibi söylemek zevkimiz olsa da, dilendiği gibi söylemeyi edepten sayınız. Yaşamak beden ile değil, RUH iledir. ![]() Umduğunu bulmazsan, YARATAN’ı yaratana şikayet edersin. Ayağını vurursan, taşı suçlarsın. YUNUS ![]() Ekinin tazesi gözü, ermişi mideyi doldurur. Her kul, gönlüne yatan ile gününü geçirir. ‘Günüm yumuşak geçsin.’ dersen, gönül-gönüle yatkın olanı seç. Yatkın olmayana ‘EYVALLAH!’ de geç Ayağını yormadan, yolu yürüyemezsin; yorganını örtmezsen, ısınamazsın. ![]() Olmayan meyveyi koparmayalım, kapalı kapıya adım atmayalım, yer taşlı ise kilimi sermeyelim ![]() ‘Yaşamak güzel.’ diyene, ‘EYVALLAH!’ diyelim, yaşamanın özünü verelim. Sevenin var ise, seven kadar yaşarsın. ![]() Yaşamak nedir? ‘Nefes.’ derseniz, ‘Her nefes alanın yaşadığı şüphelidir.’ derim. Çünkü yaşamak, bilmektir. Ancak, bilen yaşar. Bilmeyen ağaçtan farksızdır. Bilen, O’ndan gelene uyandır; ‘O YAZDI ise, en güzel.’ diyendir; yediği kuru ekmek olsa, ‘EYVALLAH.’ diyendir. Yenmeyi değil, sevmeyi bilenin, yenilse dahi elini verendir. ‘Bilmediğim çoktur, bildiğim TEK’tir.’ dersen, her verenden bir söz öğrenirsen; kârın senindir. ![]() Gelişten maksat, dünyaya göz atıştır. ![]() Kandilde yağ var ise, ışığı boldur. Günün yargısı, gönlüne huzur veriyorsa; bir gün daha yaşadın derim. Çünkü yaşamak; gönlündeki huzur günleridir. ![]() Gerçeği bilenin, dumanı dağılır. Dumanı dağılanın, gönlü açılır. Öyle oldukta, gününe aydın geçilir. ![]() Cevizin elle kırılanı olalım, taşa çarpmayalım. ![]() Aynayı ele aldıkta gördüğün, baktığın yüzündür. Nasıl bakarsan, öyle görürsün. NURU'na sahip oldukta, baktıkça erirsin. Şekil heykele gereklidir, kul şekilden uzaktır. 'Nasıl?' denilir. Kulun şekli, günden güne uymaz, maddi ve manevi uymaz. 'Nasıl?' denilir. Doğdukta bebek, büyür ve ihtiyar olur. Demek ki beden de bir şekle bağlı değildir. Öyle oldukta, katı kalıba yer vermek, kulu ne eğitir ne öğütür. ![]() Güzel çirkin demeden, öfkesine uymadan, aksi sözü duymadan geçersen; aşın tatlısına katıldın derim. ![]() Yaşamak güzel güzeller ile, gerçekten ayrılmadan, yedeğe yol vermeden. AKŞİT Dert bilme, sert deme, eşitte kalma! Eşitte, sevimsizlik vardır. 'Çeşitte, uyumsuzluk var!' denilse de: değer verdiğinden, güzel çirkin yorumunu gösterdiğinden, eşitlikten güzeldir. AKŞİT ![]() Dünyaya gelişin değeri; olayları tartışmak değil, olaylardan özele bakmak, ÖZ benliğini bulmak. ![]() "Yoğurt yiyenin kaşığına büyük dersen, yoğurdu parmak ile yalarsın." dedi, YUNUS'um ![]() Dağın ötesi görünmez, kulun katısı sevilmez. ![]() Her anın değerini bilmek, yaşamaktır; ne var ki uymak değil. ![]() DOST dilerse gülmeyi denesin, kendini doğruya inandırsın, bildiğini inandırmaya çalışmasın! ![]() Yaşadığın değer ise, yaşayana değer ver. YUNUS ![]() Soğuk sıcak bilmezsen elini yıkayamazsın, acı tatlı yemezsen yerini bulamazsın. YUNUS ![]() bilmeden girdiğin su, salın batırır; nefesten almazsan, ceset bitirir. ![]() "Aldım verdim sormadım, çok bileni yormadım. 'Yoğurt yedim' diyeni, 'Kuru ekmekten yerim.' diye kırmadım." dedi, YUNUS'um ![]() Her kulu BİR'dir, BİR'liği bilirse, her kulu ER'dir körlüğü silerse. Anda ERLİK’i bulursun O'nun ile O'nda kalırsın. Yeter ki kulu kul ile ölçme, kendini uymayan fistan ile biçme! Toprağı çamur gördü isen, içinden geçme, ne var ki dönüp 'Çamur!' diye tükürme! ![]() Yaşamak, yaşatmaktan önemlidir. Seven yaşar, yaşayan sevilir. ALİ ![]() Her var olan, gelişten dönüşe VAREDEN’i öğrenmek mecburiyetindedir. SOMUNCU ![]() “...yaşamayı gerekli bildiğiniz kadar, her yaşayana saygı duyalım.” dedi, HACI BEKTAŞ ![]() “Topraktan aldığın taşı işlersen, ‘Mücevher’ dersin, dilediğin DOST ile paylaşırsın. Gelişinde de işlenme vardır, bilmezsen düşlenme vardır. Uyanalım uykudan, kurtulalım kaygudan.” dedi, HAMZA DOST ![]() Eğersiz ata binme, değersiz ite gülme SEYYİT OMAR ![]() ‘Gün güzel, gelen gün bugünden güzel.’ diyelim, meyveyi gününde yiyelim. Gününden önce yenen meyve hamdır, yorar burar HAMZA DOST ![]() “...‘Dünü sildim geçti diye, günü bildim en güzeli açtı diye. Gelen günde kaygusuz kalacağım, nasibim yerden göğe, sevgimi cümle ile paylaşacağım; seferden kalan her günü, açılacak nasipten diyeceğim, GÜL’den gönülden pas vereni sileceğim!’ ” dedi, PİR SULTAN ABDAL ![]() “...Seyreden, sadece gördüğünü anlatır; yaşayan, bildiği ile hamleye katılır.” dedi, MERYEM ![]() HAK yolcusu yolundadır, gerçek bilim kulundadır. YAZDIĞI her satırı okursun, ‘Bilmem!?’ dediğin her konuyu yaşadıkça dokursun. ![]() Kement atmadığın atı, kendine maledemezsin; yerini bilmediğin konutu, mal edinemezsin; sevmediğin konuyu, hal edinemezsin; geldiğin yoldan, sevdiğin kuldan ‘Darlığı sileyim.’ desen, yol edinemezsin. Her yolun yolcusu, ayrı-ayrıdır. |