![]() ‘Yarısı sana, yarısı bana’ demek güzel. Bölünmeyeni kendinden ayırırsan daha güzel. OMAR ![]() NUMAN der ki: “Aşına su katana, sen de bir kepçe ayır; bereketi olsun.” ![]() Dünya malı, dünyanın. Deme ‘Olmasa da’ Yanılma. Olanı paylaşırsan, huzurun büyük olur. VEREN, nasibini yakınınla paylaş diye verir. Elmanın yarısı sende, yarısı bende diye gözün kalmasın. Yarımı ye. ‘Yarına ne olur?’ denmesin, ‘Yarına tam geldi’ diye tamaha düşülmesin. ![]() Bayram niye kutlanır? Kulun günü aydınlanır. Verilen, kulun mümin gönlünün ölçüsüdür. ‘Nedir?’ derseniz; kul kulun nasibini paylaşır, bu paylaşma kutlanır. Kurban bayramı, ramazan bayramı. Kurbanı kim keser? Nasibi bol olan, kıt olanla paylaşır. Zengin fakir, genç ihtiyar halleşir, gönülle helalleşir. ![]() YUNUS, ALLAH’ımın kulu değil mi? Her kul aynı fırında pişmez mi? Her kul aynı dünyaya düşmez mi? Somun aldım, yola durdum, ‘Dileyen var mı?’ dedim. Ne somun bitti, ne kul; her dileyene yetti. ![]() Yenini sıyırdın mı, karnını doyurdun mu, fakire ayırdın mı? ‘Yedim artmadı, midemi örtmedi’ dersen; sende kalırsın. ‘Gel paylaşalım, CAN yolda halleşelim’ dersen; sen O’nda olursun, O’nda O’nu bulursun. ![]() Senden olanı paylaş, ne var ki gönül rızası ile. ‘Sonu mu?’ diyen, yarını düşünen; yemini artırmaya bakan ata benzer elbet. ‘Sende var olan, bende de olsun’ dersen; nasibine isyan etmiş olursun. Somun alan katık arar, nasibi ne ise onu bulur. ![]() “Komşuda olmayan, bende fazladır.” der, HAZRETİ ALİ fazla gördüğünü dağıtır. Dualarımız cümleniz içindir. HAKK’ı bilen, HAK’tan geleni cümle ile paylaşan içindir. Konuğunda TANRI’yı gören, O’nun ADINA ağırlayan içindir. ALLAH’ım cümlenizden RAZI olsun, TANRI konuğundan yuvanızı mahrum etmesin. ![]() Niyazımız, cümle kullarının üzerine olsun. Nasibini, kulları ile paylaşanlardan etsin. Unutulmasın ki; kul vardır nasibini üzüm suyunda harcar, kul vardır nasibini kırk bohçaya saklar. Kulun kuldan beklediği elbet olmaz. Ne var ki kul, kulun nasibine vesile kılınır. Niyeti paylaşmak olan kullarına verilir. ![]() ‘Olmadan veremem’ denmesin, olan paylaşılsın. Eksilen görülmez, ALLAH’ım veren kulun elini boş bırakmaz. ![]() ALLAH’ımın EMRİ’dir: “ALDIĞINI VER.” DER. Kendine mal ettiğin her vergi, senin zimmetindedir. Elbet kulun kuldan, ne alacağı ne vereceği olur. Vergi, nedir? ALLAH’ım her kuluna, hazinelerinden dilediğince verir. Kiminin bilgisini, kiminin görgüsünü, kiminin sevgisini. ALLAH’ımın bahşettiğini paylaş ki, sana huzur versin. ‘Bilginin paylaşıldığı olur mu?’ derseniz, elbet olur. Doğruyu bilen, en güzeli verir. ![]() Giymediğin fistanını dağıt. Cümleye derim. Saklamak, gelecekte vereceğe güvensizlikten. Unutulmasın, tedbir boştur. Ne kadar tedbir alsan, takdire karşı gelemezsin. Alacağını değil, vereceğini düşün HAZRETİ ALİ der ki: “YÜCE’nin vergisi, kulunun görgüsüne göredir. ‘Paylaşalım’ diyebilen kulu, şüpheyi silendir...” ![]() Talip olduğun madde ise, verilmeyenden şikayetçi olma. Mana ise verilenle öğünme. Ne verilen sana, ne alınan senden. Verildi ise paylaş diye, alındı ise paylaşmadığın için. Tasarruf sahibi sadece O. Minareye müezzin çıkar, ezan okur; kimin için? Elbet cümleye. Ulema ilmini paylaşmazsa, ulema denir mi? Paylaşırken, ‘Bende olanı vereyim’ derse, ilimden habersizdir. ‘Bizim olanı açalım, hep bir olup söyleşelim’ diyen; KUR’AN’a uyandır. ![]() “...Çanak aldım, çömlekte balı buldum. Yediğimi bildim, yemeyene sordum. Yediğim on kaşık da olsa bitecek, bir kaşık da olsa. Öyle ise yemeyenle paylaşayım dedim. Ortaya koydum, kainatta arı mı tükendi? Yoksa YUNUS’umun nasibi mi tıkandı? Arı verir, YUNUS yine paylaşır. Aşı o vermez. Ne var ki çoğu, nasibi olmayan bulmaz. YM.” dedi, YUNUS’um ![]() “...Paylaşmak şudur; sevinen ile sevinmek, üzülenin sırtını okşamak, dileyene yolunu göstermek, hastanın halini sormak. EYVALLAH.” dedi YUNUS’um, gönülden selamladı. ![]() Acıyandan olma, O’ndan gelene; sakınandan olma, O’ndan verene. Gelen gider, kalan sana öder. Sakınma verdiğini. Acımadan değil, paylaşmak niyetin olsun. ALİ ![]() 'Yamaya ne hacet, yenisini alayım.' diyene de ki: 'Yenisini alacaksan, eskisini yama da alamayana ver.' ![]() 'Sen bana, ben sana.' demeyesin. Sen, sende olanı son damlaya sunasın. 'Kasem boş kaldı.' deme. Boş giden, uymayan dolu gidenden yeğdir. ALİ ![]() YUNUS olumsuza söz etmez, sözün tatlısına eskiyi katmaz, yemeyenin yiyeceğine bakmaz. 'Teke helva karmaz.' denende, 'Helvayı kaşık olsa da ben de karsam.' demez, paylaşmadan edemez. ![]() YUNUS'um der ki: "Az azdan alınırsa, paylaşılmış olur. Az çoktan alınırsa, HİMMETİ'nden bilinir. 'Kaide bu mudur?' denirse; azdan da alsan, çoktan da, nasibindir..." ![]() ' 'Yoğun çalışan, azınlığa vermez' denen nedir?' denir, sorulur. Yoğun çalışan, paylaşayım diyendir. (Aza değil, çoğa vermek ister tabi.) EYVALLAH. ![]() Niyazımız cümle ile, cümle için olmalı. Yediğin her lokmada gönlünü taramalı, yemeyeni aramalı. Lokmanın tatlısı acısı oldukta, kul midesine geldikte, hepsi birdir. Elbet paylaşılan tatlıdır. ![]() "...Aldım verdim, yardım diye koştum. Dediğime şaştım. Yaptığım yardım değil koz idi, her halim söz idi. Yardım demediğim gün, söz ile girmediğim yön; kendimi bulduğum, ÖZ'üme döndüğüm an oldu. Eğer 'Yardım' deyip girdi isek yanılırız, sadece var olanı var olanla paylaşırız. Yardım, alışverişten sayılır. 'Madde vereyim, mana alayım.' diye yardıma koşarsan, kendini avutmuş olursun! 'Aldığımı, gördüğümü paylaşalım.' diyelim, alışverişe asla düşmeyelim!" dedi, PİR SULTAN ![]() Çok aşı cümle ile paylaşan, kendini gönüllerde taşıtandır. Kul, kendinin nerde olduğunu sevenlerin gönlünden bilir, her sevenle, bir basamak yukarda olur. YUNUS ![]() Bildiğini bilmeyene katmazsan, bilmeyenin hatası ile yüklenirsin. (Bilmek, bir çeşit sorumluluk yüklüyor değil mi?) EYVALLAH. Kaşık, sende bende ise ikimiz de doyarız, yalnız sende ise birimiz aç kalırız. 'Paylaş.' denildi, RESULÜ ile sizlere verildi. Paylaşma, her yöndedir. Bilginde, emeğinde, aşında, yolunda. ALLAH'ıma emanet olunuz, aldığınız kadar veriniz. ![]() Alacağım var diye, vereceğe göz atma. YUNUS 'Alacağım var' diyen, vereceğini yiyen, altın tası silecek, toprak tası bilecek. YUNUS ![]() 'Sözden gelsin, ÖZ'den versin.' diyelim. 'ÖZ'den veriş nasıldır?' denilir. Kendini mecbur hissetmeden verilen, paylaşmak istenilen. ![]() 'Paylaşalım.' diyeni kenara itmeyelim. ![]() Dost kapısı vuralım sofrasına oturalım. Diyelim ki: 'TANRI beraber diler, kulu kulu ile RAHMET'e erer' Denmesin, 'Vermez mi zarar?' 'Benden senden' demedikçe, bolluğa dönüşülür, öylece tanışılır. ![]() Her ‘Bilirim’ diyene sorduk: ‘Kendini mi yoksa kendine mi?’ Kendini bilmek, ÖZ’ünü açmaktır. Kendine geleni bilmek, her kulu ile azı çoğu paylaşmaktır. ![]() ‘Az yiyiniz, az uyuyunuz!’ dedik, (Yemekten maksat maddi aş mı?) EYVALLAH! (Fazla yemek akımı mı kesiyor?) ‘Az pişirin’ demedik. Pişirdiğinizi paylaşın, kulları ile eyleşin. ![]() Sen uyacaksın, uyduracak değil! Sen seveceksin, sevdirecek değil! Sadece bildiğini paylaşacaksın. ![]() Küçük büyük her kulu, bilecek elbet yolu. Verdik geldik sizlere, dedik 'Uyun verilen hallere.' 'Alacağım vereceğim yok!' diyemezsin, tek başına aşını yiyemezsin. 'Elden alacağım, ele vereceğim O'ndandır!' diyeceksin, öylece aşını paylaşacaksın. ![]() Düzen sayfada çözülmez, kulu sofrada yanılmaz, aşı ne ise elbet onu yer. Kuru lokma da, baklava börek de aynı tokluğu verir; ne var ki, kimi kulu çoklukta güzelliği bulur, çeşitte özelliği görür. Elbet çeşit güzeldir paylaşırsan. Paylaşmaktan maksat; aşını, işini, arkadaşlığını, yoldaşlığını, sazını, sözünü. (Talip olmazsa paylaşmaya?) ‘YA ALLAH!’ dersen, yolda yürürsen, paylaşmayan olmaz! İşini paylaşmazsa, sözünü dene, sazını söyle; günahına ortak ol, böl! Bil ki bölünen günah dağılır! PİR SULTAN ABDAL “Paylaş-paylaş, ne ile halleş? ‘Param bitti veremem, sözüm yetti deremem, toprak gitti süremem. Kime kimi söyleyim, kimi kimle eyleyim?’ dediler, sözden söze girdiler. Baktım elde azık yok, geç. Dedi, ‘Sözü de esirgeme(?)’ Dedim, ‘Dilde kazık yok; söyle söylediğince, dinle uykuya dalmadıkça’ (Dinlemek de paylaşmak mı?) EYVALLAH! Soğuk suyu paylaşırsan, mideye; sıcak suyu paylaşırsan, maddeye; akan suyu paylaşırsan, manaya hizmet edersin. ‘Edemem, yolum değil!’ dersen; elbet ALLAH’ım hizmette olana yer verir, sana başka hizmetler gösterir. Unutma ki, her kulu hizmettedir! Bildiğin hizmet, bilmediğin getirir; ‘Kaçayım’ dersen, seni ona götürür. Asla kaçamazsın, hizmetin bitmeden göçemezsin! Her göçen, hizmetine de nokta koyandır.” dedi, YUNUS’um selamladı. ![]() Gerçek, bilinçte tektir, yapıtta çeşit, yorumda paylaşılır. Öyle paylaşılır ki, kişilerde ayrı TANRI bilinci sergilenmiştir. ![]() “Uzun tahta tavana, kısa varsa tabana. Yerden aldığın toprak, elden verdiğin yaprak; ne sana, ne de bana. ‘RABB’im benim’ dediysem, kuru lokma yediysem, senin yerinmen gerek. ‘Yumuşak geldi huyu, kapıya değdi boyu’ dersen; beni O’nda kınarsın, gün geldikte yanarsın. Denilir ki: ‘Çalışaydın, dilediğini alışaydın, kuru lokma yemezdin’ Yediğim lokma, paylaştığımdan kalan oldu. ABDAL sofrayı öyle buldu, yerden gökten şükre daldı. Her lokma ortaklıdır, paylaşmazsan artıklıdır.” dedi, PİR SULTAN ABDAL cümlenizi selamladı, yürüdü. ![]() YUNUS’um der ki: "Paylaştığın her lokma, gölgeni dağıtır; bilse bilmese, olaylar eğitir." ![]() “...Ganimet, yerini bilene verilir; paylaşan, kendinden aldığını değil, kendinden verdiğine sevinir.” dedi, MERYEM ![]() Kağnı dolu yük ile, günler dolu tok ile. Aç geleni alalım, ‘ALLAH’ diyeni bilelim, lokmamızı bölelim, ‘Bir sana, bir bana…’ diyelim, her halimiz ile O’na yönelelim. ![]() PİR SULTAN ABDAL sözü aldı: “Eski fistan giymezsem yeniyi bulamam, eski sözü almazsam yeniyi duyamam; yerden göğe niyaz etsem, paylaşmazsam doyamam...” ![]() “MERKEZ’ime niyaz eden, niyazını cümleye katana; dağlar yolunu açsın, niyaz ehli açılan yoldan geçsin, her emeğin nimetine cümleniz ortak olsun. Bir tepsiye bir el yetmez, binbir elden gelen asla bitmez; bal alan sirke satmaz, acı geleni kimse elinde tutmaz. ‘Ben güldüm yeterlidir’ diyen, kendini ömründe eleyendir. DOST KAPISI el ele geçilir. Kement atılan olaydan mayayı eksik etmeyiniz, elde asla elenmemiş un tutmayınız. ‘Bahçeme ekeyim…’ dersen; önce toprağı düzenlersin, gübreler, sularsın, besleyici hale getirir, fidanı öyle dikersin. Bahçenin düzenine ortak olalım, güzelliğini birlikte görelim.” dedi, MERKEZ’im ![]() “Ayağım set üstünde, uyduğum her katında, saydığım yerden göğe. ‘Bulutlarla söyleşeyim, rahmetini cümle ile paylaşayım’ dersem, bulutlar güler bana. RAHMET, kayıtsız şartsız her var olana gelendir; ‘Kimden aldın, kim ile paylaştın?’ der de, beni zorda koyar. Cümlenin olan, paylaşılmaz. Paylaşılan; eldekidir, dildekidir, gönüldekidir, bağındakidir.” dedi, YUNUS’um her satırda yerden göğe aldığınız, her seferde yeniden sorduğunuz konudan, ayna misali kendinize dönmenizi RABB’imden niyaz ile diledi, selamladı. ![]() Bir somun aldım, yerden göğe cümleyi selamladım, her gelen ile somunumu paylaştım; verdiğim her lokma, somunumdan eksilmedi. (Paylaşmayı bilirsen, elindeki artar mı?) EYVALLAH. Bir versem bin alırım, her lokmanın vergisini RABB’imden bilirim. Esirgedi isem lokmayı, DOST KAPISI’ndan dönerim, derdime öyle yanarım. SOMUNCU ![]() “...Sunduğumuz, bir tane zeytin bir lokma ekmek olsun, verirken gönlümüz sevgiyle dolsun. Az diye gocunmayalım, gerçekten kaçınmayalım.” dedi, YAHYA EFENDİ ![]() “...Bir el, ‘Öbür el ile alayım’ diye verirse; ayrıdadır, gerçekten gayrıdadır.” dedi VEFA ![]() Aldığım ile sevindim, verdiğim ile övündüm, paylaşmayı huy edindim ![]() Aç ile açlığı silelim, tok ile su başına gidelim; yama gerekli ise, iğne iplik alalım; koyun kuzu bağlı ise, meraya salalım; almayı dilediysen, varmaya niyet kurduysan, emeği, sevgiyi, saygıyı paylaşalım. Gözü yaşlı olana, bir mendilin varsa ortadan böl de ver. ‘Başka mendilim yok’ dersen; kendine kandil ara, DOST YOLU’nda saçını tara.” dedi, HAMZA DOST sadakayı kendi bildiği ölçüde verdi, cümlenizi selamladı. ![]() KAYGUSUZ, SARI ANA ile söze geldi: “Doyduğum sofrada doymayan var ise, sileceğim huyum vardır...” ![]() Üç günde, üç öğünde, üç yoksul doyurunuz! (Cümlemiz mi?) EYVALLAH. ‘Bulamam’ dersen; üç öğünlük akçe ver, üç doyumluk. ‘Sebep nedir?’ denilir; görgüde, bilgide, sevgide, önce paylaşma vardır! ‘Akçem az’ dersen; ekmek zeytin de yeter. Kamer yönünü öylece sana çevirir, karanlığını aydınlatır. ![]() ‘Ağır geldi yükümüz, RABB'im bu mu hakkımız?’ diyene, PİR SULTAN ABDAL üç öğüt verdi: “ 1- RABB'imin verdiğini paylaşmazsan, sana yük olur. 2- Kulunun dilediğini paylaşmazsan, sende tek kalır. 3- ‘Müymin olayım, emeğimi-sevgimi-varlığımı paylaşayım’ diyesin, her lokmanı bal ile yiyesin." dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı. |