![]() Güneşin nuru ayı aydınlatır, ayın nuru dünyaya vurur, senin NUR’un etrafına vurur, ALLAH NURU’nu verdiği kulunu aydınlatır. ![]() Yerden değil, NUR’dansın, NURU’ndansın. ![]() Güzel görmek, olmaktır, ALLAH’ına varmaktır. MELEKLER NUR misali değil, NUR’un kendidir. NURU’ndan alan kulu, ne mutludur. NURU’ndan her kul alır; aldığını gözeten, ‘Benim, bende olsun, kalan yolumu aydınlatsın’ diyen tutar, demeyen harcar. NUR’lu doğar kulları. NUR’unu harcayan kulları, ne ile aydınlatsın yolları? ALLAH’ımın verdiğine, duyanını gördüğüne şüphemiz yok. ‘ALLAH’ım!’ diyeni duyar, NUR’una NURU’ndan katar. ‘Yolum bozuk, dünya kazık’ diyene, adağını yiyene; NUR’unu da yedirir, dünyasını bildirir, olum yolu kapanır. ALLAH’ım oldur, öyle kullarına bildir ![]() ALLAH’ımın NURU’na, NURU’ndan parçasına sahip olduğu günde; kulun yolu sorulmaz, şüphe edilmez. ALLAH’ım mümkün olan en büyük teveccühü, NURU’ndan parça taşıyana gösterir. ![]() Ay ışığı misali NUR’un inmesi hakikattir. Değerini bulduğu yerde, bedenin girdiği yerde; mertebesini bulmuş RUH’un, bedenini ziyareti. ![]() ALLAH’ımı göreyim, VERDİĞİ’ni bileyim, her şeyiyle seveyim ki; NURU’na ereyim. Gaye CENNETİ değil, ALLAH’ımın NURU olmalı. O'nun NURU, CENNET-i ALA’nın ta kendisidir. ![]() Kulun NUR’u yüzüne vurmuşsa, CAN’ın sahavet derecesi görülür. ![]() Beni bedenli görmek yersiz. Bedeni orada bıraktım, üstüme örtü koydum, NUR. Görüş o kadar olur, NUR’um size vurur. ![]() ‘Yerden geldik, yerden yedik, yere döndük’ diyene de ki: ‘NUR’dan olduk, NUR’dan dolduk, NUR’a döndük’ Yerin varlığı, kulun varlığına eşit. Gönül darlığı, NUR’un varlığından yoksundur. ![]() kula kul olma. Geldik kul olduk, vardık NUR olduk. Kula kul olan, HAKK’a NUR olmaz, ALLAH’ımdan NUR almaz. OMAR ![]() ALLAH’ım kulunun gönlündedir. Ne mutlu gönüllerimize ki ALLAH’ımın NURU’ndandır. ![]() ALLAH’ımın NURU üzerinize olsun, dilendiği gibi kulunu ihya etsin. ![]() ALLAH’ımın YOLU’nda aç gönülle koşasınız, bir NURU’nu kucak ile paylaşasınız. ![]() Gönüllerinizi yoklayın, NUR’landığını görün. ![]() Kul üzerinde, ALLAH’ımın ELİ var; dil üzerinde, ALLAH’ımın ADI var; gönül üzerinde, ALLAH’ımın NURU var. ![]() ALLAH’ım kulunun ölçüsünü, gönlünden verir. NURU’ndan almışsan, simandan bellidir. ![]() ALLAH’ımın NURU iki alemde yansın, her kul nasibini bol alsın. AMİN. ![]() Aydın yoldan ışık alan, karanlık yola bakmaz, baksa da görmez. Aydınlığa alışan göz, karanlığı seçmez. Göz NUR’dur. NUR’a el atana, ne mutlu. eline ULU’nun NUR’u değsin. ![]() (‘Ben ALLAH’ım’ demenin gerçek anlamı nedir, HALLACI MANSUR gibi?) Bilirse de yumağına mal etmez. Açık. Ben neyim? ALLAH’ımın NURU değil miyim, O'ndan bir parça değil miyim? ‘Ben O'ndanım’ dersem, yalan mı söylemiş olurum? Dünyada olanın bedeni mi mani? Geldik nereden, döndük nereye? Geldiğimiz yerden, NUR olarak geldik, bedene girdik; dönüşte bedeni bıraktık, NUR olarak döndük. Demek ki NUR’u bedene hapsettik. Elbet hapseden biz değil! İşte ince bir nokta. Bedene hapsettiğin, seni vardırmaz. Anlaşılmadı. NUR’u bedene aldın, varlığını bildin mi? Bilirsin, ne ile? YARATAN’ı, yaratılanı seversin; işte o zaman, verilen NUR’u görmüş olursun. Sevdiğin müddetçe kullanmış olursun. YARATAN’ı bilmezsen, yaratılanı sevmezsen; NUR’unu, bedene hapsetmiş olursun, o zaman “ben ALLAH’ım” diyene şaşar kalırsın. ![]() NUR, O, AKBULUT. Yalnız akım dolu. Atom; dilendiği anda noktaya girebilen, dilendiği anda dünyayı doldurabilen. ![]() Hata gönülde olmasın. Elde-dilde olan, affa uğrar, gönülde olan asla. Gönülle oynama kırılır. Kırılan gönül, ALLAH’ımın NURU’dur. ![]() Baba yavrusundan geçer mi ki emanetçidir. Ya YARATAN? Kendi NURU’ndan olanı, sevmez mi? ![]() NURU’na erenle beraberiz, görenle demedim. (Açıklar mısınız?) NURU’na ermek başka, görmek başka. Görgü, cümle için. Görmeyen var mı? Kalabalıktan değil. Dünyada görülen her şey, ALLAH’ımın NURU’ndandır. Her kul, görür. Ne var ki, her kul ermez. ‘Erenle beraberiz’ dediğim odur. Yanılmayın. Cümle kulun, görüp ermesi dileğimizdir. Ne var ki, erenle beraber olmak iznimizdir. Erebilen veya ermeye yol alan kullara ışık tutmak vazifemiz. Olmayı bilen yoksa da, dileyen çoktur. Onun için bilmeyene-bulmayana, yol veririz. ![]() Sana verilen yüz güzelliğine, gönülden akseden NUR da karışır. ![]() Baktığın yerde ne görsen, sevgini alsın. Azlıkla yerinme, çoklukla gerinme. Güzelliğe güvendiğin gün, kaybına imza atmış olursun. Evvel O'ndan aldığım, son nefesin verdiğim, ‘Dünya’ deyip gördüğüm; hep O'nun NURU idi. NURU gönülde kaldı. Nardan gelmesen, NURU’nu bilemezsin. ![]() ALLAH’ımın her kulu mübarektir, NUR’unu hıfzettiği an. Her dünyaya gelen, ALLAH’ımın NURU ile doğar. Dünya tamahı ile, ALLAH’ımın NURU’nu harcar. ALLAH’ımın ADALETİ, kulun doğuşu ve ölüşünde de kendini gösterir. Ölüş dedim, kul dilince söyledim. Doğuşun güzelliği, zenginde de fakirde de aynıdır. Ölümün nuraniliği de aynıdır, eğer harcamamışsan. ![]() ALLAH’ım her kulunu, NURU’ndan verdiği hamuru ile yoğurur. Ne var ki kul, hamurunu dünya çamuru ile bularsa; varış düşünüldüğü gibi olur. ‘Dünya, çamur mu?’ derseniz; daha önce verdiğim gibi, akan suya yön vermezsen, toprak su ile karışır, çamur olur. Dediğim, her kula derstir. ![]() Cümlemizin, ALLAH’ımın NURU’ndan olduğu unutulmasın. Sen de NUR’dan, ben de NUR’dan, NURU’nu harcamadığından. Var ise bir küp altının; altını taşa toprağa değişirsen, kör nefsini harcarsan; altının tükendiği görülür. ALLAH’ımın VERDİĞİ’ni de, nefsin ile harcarsan, elde ne kalır? ALLAH’ım, kulunu NUR ile yaratır. Kul vardır, NUR üstüne NUR katar; kul vardır, NUR’unu nefsi ile harcar. Olay budur. Yaratılan her kul, NUR’dandır. ![]() ALLAH’ımın NURU’na sahip olmak için, ne MEVLÂNA ne YUNUS olmak gerekli değildir. ALLAH’ımın kulu olman, NURU’na ermendir. Ne var ki, ALLAH’ımın eren kulları, NURU’nu gönlünde saklayan kullarıdır. Nefsi ile harcamaz. ![]() Güneşin NUR olduğunu bilinir, NUR’undan ayı aydınlattığı görülür. Yıldızlar da Güneş’ten alır, kulunun gecesini süsler. Kulun gecesi nedir bilir misin? (Bir CAN ekler: Gafleti.) Hayır, uyanıkken görmediği. ![]() Kalıp nedir? Beden. RUH nedir? NUR’dan. Güzel nedir? NURU’nu bilenden. O'nun NURU’ndan olduğunu bilen, NURU’na leke düşünmemeye çalışır. Aslında NUR leke almaz, NUR ile RUH arasına perde koyar. ‘RUH NUR’dan dedin, arasına perde koydun’ derseniz; RUH, varlıktır; varlığı, NURU ile besler. RUH’un da beslenmesi ALLAH’ımın NURU’ndandır. Gönül penceremizi açalım ki, beslenelim. ![]() CAN her kulda, RUH ile CAN has kulda. CAN’ını ne yapsan harcayamazsın, RUH’un ile beslersen yumağını çözersin. RUH’un harcanmadığı bedenin CAN’ı, CANAN’a aittir. RUH harcanır mı dersen, NUR’dur derim. ![]() Sabah yuvandan çıkarsın, akşam dönersin. Dönüşe uyuş değil midir? Dönmezsen ayrılık olur. Kainatın dönüşü de öyledir. NUR olan YARATAN’ımın etrafında dönüş, RUH’un birleşimidir. şeytan ruhuna, asla tesir edemez. Anlatalım; RUH sadece ALLAH’ımın NURU’dur. Onda hiçbir katık yoktur. ![]() Kulunun varlığı nedir? ALLAH’ımın NURU’dur. ALLAH’ımın NURU’nu harcamadı isen, korkun nedendir? Bilmeden harcanmaz. ![]() Kimden geldiğimiz değil, NURU’ndan olduğumuz malumdur. ‘NURU’yuz’ dedikte, kimlik O’na hululdür. ![]() HAZRETİ MUSA der ki: “MEYDAN’ın olduğu yer, kainatın ötesine vardığı yerdir. Kainatın ötesinde NURU’nu buldurduğu yerdir. Dünya taç olsa başıma konsa, dilemem.” ![]() Muhtaç olduğumuzdan değil, O’nun NURU’na tiryaki olduğumuzdandır. Muhtaç olmak, mahrumiyetten doğar. Tiryakilik, hep O’nda oluşumuzdandır. Neden derim, asi kulunu da hoş karşılayın? Asi oluşu tiryakiliğindendir, bilemezsin ki. ![]() YUNUS’um sana verdi, kaygunu nuru ile sildi. ![]() “...ÖZ olduğumda ancak O’na vardım, gönlümü RAHMETİ ile kardım. Elde yaprak, dilde toprak yürüdüm; ÖZ’de, NURUNU buldum.” dedi, YUNUS’um ![]() Yüzlere güldük, selamlar ile geldik, NURU ile dolduk. ![]() Köprüyü geçenden, yol sorulur; doğruyu görenden, yön alınır. Yumuşak yol bilenin, kandili daim yanar. Gözünü, nuru desek, NURU’na uyanın, PİRİ olduğunu görürüz. Eğer gözünü hak olandan ayırmazsan, kulu-kuldan kayırmazsan; kandilin sönmez derim. Göz, NUR’dur. ![]() NUR, kul gözünde görüntü olmaz. ‘Her var olan O olduğuna göre, NUR değil mi?’ derseniz; gördüğümüz her var olan, O’nun sadece gölgesidir. Aslını görmeye, kul bedeni dayanamaz. ![]() NUR’un kadar yaklaşmış olursun. Hiç harcamamışsan, doğruca O’na varırsın. Çünkü aradan mesafeyi silersin, olayları bölersin; doğruca O’nu bulursun. ![]() Gönlünüz NUR olsun, muradınız O olsun. ![]() Nar ile NUR gönülde olur; biri yakar, biri kavurur. ![]() Yumuşak yoluna, adım atanlarda, huzuru tadanlarda; gönlünden tenine akseden, NUR’unu müşahede ettik. ‘Kim?’ denmesin, cümlededir. Gününü hayır diye, kendini uydurandadır. ![]() ‘NUR’dan geldik’ diyene de ki; NUR niyet değildir, yorumu yapılamaz. NUR’un olduğu yerde, bir damla katılamaz. ![]() Göz nurdur, O'nun haliyle hallenen PİR'dir. ![]() MELEKLER NUR olur. ‘Aslı NUR değil mi?’ dendi. Elbet NUR’dur. Ne var ki seçilmiş kuluna kesif olarak görünür. ![]() Verimin olduğu yer, NURU ile NUR'lanır, her kulu aynı NUR'dan paylaşır. ![]() gölgeyi silesin, gönlündeki NUR'dan ışık alasın. ![]() Sadık kaldık sözümüze, sahip çıktık ÖZ'ümüze, 'Salim' dedik gözümüze. NUR perdesi açıldı, NUR hattına geçildi. Gölge niye soruldu? HAMZA ![]() Aynaya yer veren, kendinde güzeli görendir. Kendinizdeki güzel HAKK’ın NURU’dur. ![]() Gecenin hayrını bilenden olalım, gecede MELEKLER’den NURU’nu alalım. ![]() ‘Her kulu kendinde olanı bilir’ denilsin. Gördük ki, bilenin bilmeyenden ayrısı yok. (Kendinde olandan murat ne acaba?) Kendinde olan, HAK NURU’dur. Hiç bir kulunun, ne az ne çok ayrısı yoktur, bilenle bilmiyen vardır. ALİ ![]() "...Gücümüz sudan verir, kaydımız NUR'dan gelir, Hacımız kutlu olur." dedi, YUNUS'um ![]() NUR O’ndan yoğun bağlantı kurabilen RUHLAR’dır. ALİ ![]() Aldık selam sizlerden, her an gördük gözlerden. NURU’na gözden girdik, gözde saklanmayanı verdik. ![]() ALLAH’ımın cümle kulları NUR’ludur NUR’dandır. ![]() nurların yoğun geldiği günlerde nasibinizi alınız. ![]() NUR RABB’imin kuluna emanetidir, DOST halinde HAK’layalım! (NUR, RUH’tan ayrı mıdır?) Damarın var ise kanı da vardır, RUH’un var ise NURU da vardır! |