![]() Verişimiz boş değildir elbet. Alamayacak kula ALLAH’ım bizleri göndermez. Olamayacak kul zaten alamaz, olamayacağı için alamaz. Alabilecek her kulunu ALLAH’ım yoklar. Yanlış anlaşılmasın. ALLAH’ım cümle kullarını yoklar, alamayacak kuluna bizleri göndermez. Olamayacak kul alamayan kuldur. Olamayacağı için alamaz. Yumurta yuvarlanır, sert yere geldimi kırılır. Olamayacak kul da öyledir. Hep güzellik arar. Güzel görmezse, güzel gördüğünün hakkına el uzatır. ![]() Güzellik aramakla görülür. ALLAH’ımın EMRİ’dir. Güzeli göresin, ‘Çirkin’ demeyesin. ![]() Adamak güzel, aldığına sevinmek ondan güzel. Güzel olmayan, yolun doğrusunu bulmayandır, cemiyete uymayandır. Kul meraklı sorar. ‘Güzellik nedir? Ağaç mı, gül mü, bağ mı, bahçe mi?’ Güzellik bundan gelse, kulun yüzüne vursa; ne dersiniz? Aydan vuranı, güneşten doğanı, sudan geleni düşünün; güzelliği bir ölçüye vurmayın. ![]() yaratılmışa söz edeni ALLAH’ım affetmez. Güzellik-çirkinlik zahiridir. Yaratılan güzeldir, bir boşluk için yaratılmıştır. Bulunulan yer kuru toprak, ağaç-yaprak olabilir. Olanla yetinilir, güzelliği aranılırsa değeri görülür. ‘Ne olsa?’ der, kul güzelden güzeli arar, yanında olana gözünü kapar. Ne büyük gaflet. Zahiri güzelliğe değil özelliğe bakın. Sana da ne güzellikler ihsan etmiş. Niye bakmazsın, ALLAH’ımın VERGİSİ demezsin? ‘Güzel olana kulun yapısı’ deme, ‘ALLAH’ımın VERGİSİ’ de. Severek bak. Kula arkanı dönme, kaşını çatma; ‘Kötü’ deme, güzellik ara. Güzellik, görmek için, kulları, sevmek için güzellik ara, çirkinlik yoktur, velev ki çirkinleşmeye çalışılmasın, kötülüklere alışılmasın. ‘Kötülük nedir?’ dersen; dünya yükü. Mesnevi, dünün; verdiğim, günün misalidir. Almaktan çok vermek, sevmek, sevilmek yolunu açar. Sevilmekten çok sevmeyi öğrenin, güzellik arayın, ‘Çirkin’ demeyin. Hiçbir yaratılmış yoktur ki müstesna bir güzelliğe sahip olmasın. Güzellik, yalnız yüzde aranmaz. Yüzün-sözün-ÖZ’ün güzelliği CAN’dadır, CANAN’dan gelendedir. CANAN’dan gelmiş, O'ndan kopmuş; çirkinlik mi ararsın? ÖZ’ünü yıka ki, güzelliği göresin, göresin de uyasın. Güzellik nedir? Kaşından mı gözünden mi, ağızdan burundan mı? Değil. Güzellik; bir tek CAN’dadır, CANAN’dan gelendedir, çünkü NURU O'ndandır. RUH nedir? Beden kafestir, RUH’un kafesi. Bilsen kafes olduğunu, Mesnevi’de okuduğunu o zaman anlarsın. Bilmeden okunur, gönlünce yorumlanır. Günde gelişim Mesnevi açışımdır. Çok söz edilmiş, bir öze denilmiş. Söz o kadar çok ki, kitap küçük kalmış. Güzellikler, fanice anlatılmış; ne var ki, okuyan da fani. Demez zavallı, ‘Bu kadarcık mı?’ Aldığım yol kitabımda yok. Gördüğüm güzellik, vardığım NUR, kitabımda yok. Kitapta olan, dünyayı saran görüntü. Dertsiz olsa bu dünya; kulun yönü bir olur, yalnız güzellik görür. Güzelin güzel olduğu bilinir, ama çirkinliği ile görülen güzelliktir asıl olan. Kulun yüzü çirkin olur, olgunluğu kulu ilgilendirir, güzelliği o yönden aranır. Görünüşe değil aranışa bakın, güzelliği arayın. Güzellik, dünyada yaşadıkça; hazırlık, burayı bildikçe. ![]() Çirkin yok. Aynadan çek elini. Yüzden ölçüye vurma, güzelliğini ara-bul. Her güzelde, çirkinlik te olur. Dirhemle kul ölçme. ![]() Güzellik, görülende, içine girilendedir. Her olayı kul kendi bünyesince tefsir eder. Kimi ‘Güzel’ der, kimi kusur arar. Kusur aramaktan kaçının. Güzellik, bir kul için yaratılmadı, cümlesi için yaratıldı. Görenin görgüsü değerindedir güzellik. Onun için söz edilmesin, davranışa akıl konmasın. Her kul kendi davranışı ile ölçü alır. Arı bal ile, gül dal ile, güzel hal ile sevilir; neyi nerden ayrılır? ![]() YUSUF ALEYHİSSELAM der ki: “Güzellik benim değil, ALLAH’ımın NURU’nun. Çirkinlik senin değil, görenin körlüğünün. Eğer ALLAH’ımın NURU, kulda gizli kalmışsa; sen onu ara, ara ona da bildir. Gizli kalanı, o da görmemiştir.” Asmaya koruk da yakışır, üzüm de. Ne var ki, kul üzümü bekler. ![]() Sevmemek de, YARATAN’dandır diye ‘Çirkin’ denmesin. Her yaratılan, güzel ile çirkine sahiptir. Ne var ki, güzel ile çirkini örtün. Nasıl ki mümkün olan gayreti, yuvanıza verirsiniz, süslersiniz, ‘Güzel olsun’ dersiniz. ![]() Güzellik nerdedir bilir misiniz? Yaratılmışı sevmekte, hatasını örtmekte. Hata olmasa idi; güzellik bulunmazdı, doğrusu çözülmezdi. Güzeli çizgide değil, özgüde ara. Kendine ait olan nedir, ÖZ’ün değil mi? Güzellik yerde-gökte, yaratılmış her şeyde. ÖZ’ün vergisi, kulun görgüsüne eşittir. ![]() Süslenmeye hevesi olan, güzelliğe aşık olandır. Kötü görmeyin. Olgunluk; güzele güzel demekle değil, her yaratılanda güzellik aramaktadır. Güzelsin, çünkü ALLAH’ım yarattı. Ne var ki, güzelliğin bir de gönülden aksini düşün. Sana verilen yüz güzelliğine, gönülden akseden NUR da karışır. Güzelliğin verdiğini, mantıkla harcamasın, dünya yaşantısına katmasın. Güzelliği dünyaya katmaya çalışan, kaybını tez görür. Güzelliği vermişse, ‘ALLAH’ım şükür’ de, duacı ol. ‘ALLAH’ımın LÜTFU’dur, gönlümün aynasıdır’ de. ![]() Güzellik, ölçüsüne verenin değil, görenin. ![]() Dünyayı güzel görmek; ne elde, ne dilde, ne gözde. Gönüldedir. Hangi çiçek güzeldir? Elbet hepsi. Güzeli güzele vuramazsın, ‘Sen daha güzelsin’ diyemezsin. Sana, ‘Güzelsin’ diyene de ki; ‘Güzellik, YARATAN’ın, sevmeyi öğretenin. Sevdiğim kadar güzelim’ Sevmeyenin sevilmemesi, sevgiden nasip almamasındandır. Güzellik, nasibin olanı almadadır. HAZRETİ YUSUF der ki: “ ‘Güzel değilim’ diyen, ALLAH’ımı inkar edendir.” ‘Çirkin’ diyeni affedemedim. At yediği otu güzel görür, kul niye verilene kusur bulur? Elbet her kul, dünyayı güllük görmek, yerini tahtta bulmak isterdi. Dünyanın, indi-çıktı, oturdu-kalktı derdi olmasa, güzellik bilinmezdi. ‘Kötü’ diyen güzeli bilmeyendir. Güzellik AŞK’ına vesile değil, AŞK’ın güzelliğe vesiledir. Güzel olduğu için aşık olunmaz, aşık olduğu için güzel görülür. ALLAH’ıma emanet olasınız, dünyada ahireti göresiniz. Çirkini değil, güzeli seçesiniz; dünyada çirkin yoktur, bilesiniz. ‘Güzel gördük, hepimiz hoş olduk’ derseniz; bilmeyende de güzeli hatırlatmış olursunuz. Kendini çirkin gören olmaz. Elbet olmaz, çünkü çirkin yoktur. Her kul, niyetine göre olayı yorumlar. Güzellik-çirkinlik, kulun yorumundadır. Aslında çirkinlik yoktur. Kömür ateş olunca, güzelliğini bulur. Odundan ne alınır, kömürden ne verilir? Ateş; hem bedeni, hem gönlü ısıtır. Soğuk olmazsa, sıcağa dönülmez; isyan olmazsa, AFFI’na sığınılmaz. Çirkini görmezsen. Güzeli bulan çirkini siler, çünkü güzelliğini arar. Güzelde güzeli görmek, her kulun; çirkinde güzeli bulmak, hak kulun. Aslında eser ALLAH’ımın. O da güzelliğin esiridir. Güzelliğin kaybına dayanamaz. ![]() güzellik, aradığın yerde değil gördüğün yerdedir. Güzelde çirkin bulmaya değil, çirkini güzel bulmaya çalış. Güzeli gördü isen, güzel diye sevdi isen; çirkini ara derim sana. Çirkinde güzeli bul. Güzelde de ararsan çirkin bulunur. Çirkinden maksat; seni sarmayan, göze hoş gelmeyendir. Gül ile dikeni misali, kök ile çiçeği misali. Çiçek güzel görünür, kök ise çirkin. Halbuki güzeli güzel yapan, çirkin gördüğün köktür. Sedefi güzel yapan kapaktır. Güneşe baktığında gördüğün renkler, sedefte de mevcuttur. Beyazın rengini sen verdin sanma, papatyada görmedin mi? Güzelde aradığını bilen, yaratılanı tanımayandır. Yaratılanı tanıyan, güzel-çirkin ayırmaz, ağaçta kök ile çiçeği benzetmez. Kök olmasa, çiçek vermez. ![]() Güzeli güzel diye seversen, gönlünü yıka derim. Çirkine değil, çirkinde güzele bakarsan; kulluğun içindesin. Her yaratılanın kul olması dilenir. Manada güzellik, VEREN’in; maddede güzellik, görenindir. Manayı görmek, ölmeden ölmekle olur. Maddede güzeli görmek, O’nu bilmekle olur. Almadan, verilmez. Çirkini görmezsen, güzeli bilmezsin. Önce ayırmasını öğren, sonra çirkinde güzeli ara. Çünkü her çirkinde en güzeli veren, kıymetini ortalayan vasfını görmelisin. çirkin gördüğünü tatbik etme. Nefsin çirkin gördüğü, gönülde sevgi bulmaz. Sevgi silindiği an, gönül yerinde olmaz, ALLAH’ı ile dolmaz. Çünkü ALLAH ile dolu olan gönül, çirkin görmez. Çirkini silmek odur. seherde gül bahçesine, bülbülün sesi kulu çağırır. Göle, kuğunun güzelliği çağırır. Her güzelin verdiği neşe ayrıdır. Ağaçta çiçeği gördün mü, güzel diye sevdin mi, mevsimini bekledin mi? Beklemek, bulmaktır. Kasrına muhabbet beklersen; kahrını da kabullen ki, ‘Yeter’ dendiğinde yürümeyi bilesin. YUNUS’um der ki: “YUNUS oldum geldim, duvarı mekan bildim. Başımı dayadım, gövdemi yamadım, gönlümde saraylar doldurdum. Güzellere kapıları açtım, çirkinlerin önünden geçtim. Ta ki KASRI’na gönül koydum, gönüldeki sarayları yıktım. Döndüm baktım ki; güzel daha güzel, çirkin ondan güzel. ‘Nerden geldim, öyle gördüm, hangi binayı ben kurdum? SARAYIN, NUH’un gemisinde mi buldum?’ dedim, gafletimden utandım. Kendi kendime sordum; ‘Aynaya bak gafil, güzel misin?’ Aynaya bakanda gönülde ateş yandı. Güzelin yaratılmadığından mısın? Güzel olmayan O’ndan değildir. ‘Güzel olmayan var mı?’ derseniz, gönlünü yokla derim. Müspet cevap almışsan, kendini kutla derim. ALLAH’ımdan çirkin, sadır olmaz. Kulun gönül gözü kör ise, güzelde çirkin bulur. Şaşkın baktığın her olağanüstü hadise, aslında müspet olaydır. Kuğuya güzel diyen, güvercinde muhabbeti bulan, düşündü mü? ALLAH’ım her güzelliği bir yarattığına verse, dünyanın düzenini bulamazsın. Her yarattığını, bir meziyet ile güzelliğe örnek göstermiştir. ALLAH’ım cümlenizden RAZI olsun. Güzelde güzeli, çirkinde en güzeli buldursun. Çirkin olmadığını, gönlün sana bildirsin. Güzel olan her şeyde, O’nu buldun. Güzel değil dediğinde, niye O’nu aramadın? Eğer O’nu güzelde-çirkinde, hayırda-şerde ararsan; sonsuzluğu, yaşadığın günde görmüş olursun. Güzellik; güzele uymakta değil, her olanı güzel görmektedir. Mehtap güzel ise, mehtap olmayanda güzellik silinir mi, yıldızlar yerilir mi? Kainatı noktanın içine sığdırmak nedir? Her yaratılanı karşılıksız sevmek, hatasını silebilmek, güzelliğini görebilmek. güzelliği süste değil, özde arayın ki; süsten uzak kaldığında, çirkin demeyesiniz ![]() YUNUS’um der ki: “Gül dalına mendil sersem, gülü örtmeye kıyamam; mendili toprağa koysam, çamura vuramam. Desen ki, ‘Ya YUNUS, koca kainatta mendil serecek yer mi yok? Yoksa seni söyletecek dert mi çok?’ ‘Şükür’ dedim el açtım, ALLAH’ım SANA yaklaştım. Ne mendili, ne gülü, ne toprağı incitmeye kıyamadım. Her birinin seyrine doyamadım. Güzeli baktım-baktım sayamadım. Çirkini aradım, bulamadım. Cümlenize selam olsun.” ![]() Güzeli nasıl bilirsin, ne ile tarif edersin? Şekli ile mi, rengi ile mi? Yoksa kokusu ile mi? Güzelin tarifi olmaz, çünkü görgü çizgi ile kalmaz. Tarif ettiğin an, çizgi çekmiş olursun. YUNUS’um der ki: “Tüm güzelliği görebilen, bedeni kainata serebilendir. Seste-sözde- çizgide eremeyen, güzeli çerçeveye koyduğundandır. Ayna niye aldığını sabitleştirmez? Her geleni içine aldığından. Güzellik her yerde, her şeyde mevcut. Ne var ki, kulun görüşü ayırır, ayırdıkta doğruyu bulur. Doğruyu buldukta, ayırdığından utanır. ![]() Güzel nedir? Güzel sevendedir, yerini bilendedir. ALLAH’ım seven ile beraberdir, gören ile beraberdir. ![]() Güzelin nerde olduğunu aramak, güzeli inkar etmektir. Çünkü, aramaya gerek yok. Güzel görmeye, HAK’tan gelenin ne olursa olsun güzel olduğunu bilmek gerektir. ![]() Güzeli görmek, aymaya başlamaktır. Güzeli bilmek, içinde olmaktır. Görmek basamak, bilmek aşamaktır. ![]() Olumsuzluk, güzelliğin çevresini asla değiştirmez, olan ile olmayanı birleştirmez. Güzellik aranmaz dedik daha önce. Sözümüz, yolunda olan içindir. Dünya halinde, elbet güzel-çirkin denilir. Çünkü karşıtı olmayana ne isim verilir? Yeniyi alırsan, eskiyi atarsın. Demek ki, güzel ile çirkini öylece ayırırsın. Güzellik odur ki; çirkin ile beraber olmak, ne güzel uydu diyebilmek. Çirkin dediğim, aslında güzel olandır. Çünkü, YARATAN’ın çirkin yarattığı görülmemiştir. Çirkin görülen, kulun kendi hatasıdır. YAHYA ![]() Güzellik; gelenin hayrına iman etmekte, ‘ALLAH’ım, ne verdiysen hayrımdır’ demektedir. Güzellik yolundur. Güzellik, uyan kulundur. Güzel denildi ise, çirkin bilinmez. ‘Güzel nerde, çirkin nerde?’ denir. Güzel, oluştuğu yerde; çirkin, buluştuğu yerdedir. Mimar çizer, güzel; amele kazar, o da güzel; yuvayı kurar, o da güzel. Çirkin olan ne? Olanda hata bulandır. ![]() Güzellik öğretendedir, güzel öğrenende. ![]() Güzel çirkini örtmez, çirkin güzeli dürtmez, çünkü güzelin çirkinin, ölçüsü olmaz. ![]() ‘Yer mi yerini bilmez, kul mu serini bulmaz, neden kilimi sermez, güzellikleri görmez?’ dersiniz. Güzellikleri görmeyi dilese, ‘Çirkin’ demekten uzak kalırdı. "...‘Ayağım yerden kesilse’ diyen, kendine kanat dileyendir. Kendine kanat dileyen, her var olanı en güzel diye bilmeli." YM dedi YUNUS’um ![]() Alandan olasınız, deryada bulasınız, dünyayı hoş bilesiniz. Ne var ki, alasıya değil; güzeli göresiye, çirkin denileni silesiye. |