![]() Güzelliğin çerçevesi göz. Güzel çirkin ne ile ifade edilir? Güzeli çirkini söz bilmez, göz bilir. Gözünü kapa, güzeli çirkini bilmezsin. Meyve alamadı isen ağaç çirkin mi olur? Ağaç güzel, çerçeve için de güzel. Meyve vermedi ise, olumsuzluk. Olumsuzluk, amma çirkin değil. ![]() Güzelin yeri, yönü, günü sorulur. Güzel; gördüğündür, sevdiğindir, bildiğindir. ‘Çirkin nedir?’ dersen, sildiğindir. ![]() ‘Oluyor’ denende güzellik bulunur. ‘Olmaz’ denende yargıya varılır. ![]() 'Kainat güzel, söyleşen güzel; çirkin nereden gelir?' diyene de ki: Genişliği olmayandan. Genişliği olmayan sorulur. Dar çerçeveden baktıkta, sadece baktığın yeri görürsün, oradan ölçü verirsin. Özelliğinden bilmedikçe, güzelliği göremezsin. Her yaratılanın özü ve şekli vardır. Kapı şekil, öz ağaçtır. Seçmediğin ağaçtan yaptığın kapıya çirkin dersin. Dar görüş odur. 'Her asıl olanın şekli var mıdır?' dersen; asalet şekilden isim alır. Ne var ki, ne isim alırsa alsın, her hali ile asılda kalır. ![]() YUNUS’um der ki: “Yudum yudum içenin, içip kendinden geçenin, dilediği HAK’tır. Güzellik; olanda bulanda, yoruma verende. ![]() 'Sezdiğim' dediğin her olayda güzellik vardır. Neden? Kulun atmosferinin genişliğinden. Genişledikçe akım çoğalır. Akım çoğaldıkça alış elbet genişler. Genişlik, verişe götürür, kulun sevabını arttırır. Soğukta sıcakta alacağını güzel gör, soğukta sıcakta vereceğini güzel bil. Dayandığına şüphesiz güven. Güven ki, güzellikler sana açılır. ![]() 'Güzel' dersen, güzel olursun. ![]() Güzellik ile dolan, güzellik ile bulandır. Çiçeğin güzeline, kulunun özeline denmesin. Güzellik her olayda, her dolayda görülsün. ![]() "Güzellik; el ele olanda, cümleyi sevendedir. Gönül ile aldım, güzel ile buldum." dedi, YUNUS'um Kainatı bildikte, çirkini güzeli bir ettikte, 'Doğuşum odur!' derim. Doğuşu bildi isen, nasıl güzel çirkin ararsın? 'Geleni gideni almazsam, olanı biteni sormazsam, olacağa gönül koymazsam; yolumu nasıl bulurum?' dersin. Elbet soracaksın, ne var ki bal ile biberi karmayasın, 'Güzel mi, çirkin mi?' sormayasın! Her yaratılan güzeldir, hatalı olsa bile. 'Huyun çirkini?' dendi: Öyle oldukta, söze söz katmayız, elde olanı dilemeyene atmayız, 'Almam' dediğini satmayız, öyle olduğu zaman huyun çirkinine dahi bakmayız. Güzel olan, BİR'liği bulandır; BİR'liği bulan, cemiyete uyandır; uydu ise sevendir; seven, güzeldir. Güzel, çirkini yok eder. YUNUS ![]() Doyan, daha yer mi? Ocağın başı, elbet karadır taşı, ne var ki pişirir aşı. Öyle oldukta, ocağın başındaki taşın karası, ne kötüdür, ne çirkin! Özellikte güzellik vardır, güzellik görmeyene kainat dardır! ![]() Güzel, ne güzelsin dersem, olayı anlatırım. Yarattığına bakarsam, dolayı anlatırım. YUNUS ![]() Güzel, her oluşta sevgiye yol açar. ![]() Çevre ile çehrede doyumu buldu, güzel ile çirkinde uyumu gördü; "Güzel dilde, çirkin halde bulur." dedi, olayın özetini verdi, çirkini öylece sildi. ![]() Kediye çirkin diyen, bülbülden sesi almaz. ![]() Gelmek gitmek düzendedir, güzel olan YAZAN'dadır, 'Çirkin?' dersen yozandadır! ![]() Güzeli güzelden sorsan da bilemezsin, sadece güzeli kendin güzel yapabilirsin. ![]() Benden aldığını benden bilme, O'ndandır. Güzel diye baktığın, sendendir. ![]() 'Konuyu açandan güzeli seçenden olunuz.' diyene de ki: Her konu açılır gönüllere uyarak, her güzel seçilir kainata bakarak. 'Kuş olsam dilediğim dala konsam, deryanın dibine dalsam, kuzu olsam çimenlere yayılsam.' diyenden, 'Olduğu gibi olduğu yerden görsen?' desem, ben mi hatalı olurum, her olana talip olan mı? Elbet hatalı olan yoktur. YUNUS ![]() Güzel, yerde çiçek verirse güzeldir; güzel, ağaçta meyve olursa güzeldir; güzel, suda akandan ise güzeldir. ![]() Güzelde yer bulan, güzelde olandır. ![]() 'Güzel, güzel amma bende değil.' dersen, inkarcı olursun, tozlu yolda gide gide bulursun. ![]() ‘Güzellik nedir?’ diyene dedim ki: Doyduğunu söylemeyen, uyduğuna kanmayan, ‘Yerimi bilsem’ diye kapı-kapı dolanmayan kulda güzellik vardır. ‘Güzel olmıyan nedir?’ diyene dedim ki: Dünya han ise, sen hancı olma yolcuya düzen verme. Yolcu yolunu bilir, dünyadaki yerini bulur. ‘Güzel olmıyan bu mudur?’ dediler, beni sorguya aldılar. Kuşak belde sıkılırsa, çivi duvardan sökülürse, elbet YUNUS dilediğini söyler, gönlünce AŞK’ı peyler, uymayanı paylar. Elbet dünya halinde. Yokluğa dönüştüğü AŞK’ını paylaştığı günde, her hale güzel dedi her halde güzeli buldu. Dünya bana ben dünyaya verdiysem, ben dünyada erdi isem, güzele de özele de sevgimden erdim, dünyada öylece durdum. Gönlümden geleni derdim, cümlenize verdim. Gün güne eklendi, kainatta beklendi. Gün geldi saklandı, her gönül AŞK’ı ile paklandı. Gönüllerimizi yoklayalım, açan gülleri değerinde bilelim; çirkin dediğimiz silelim. Çirkin yoktur olamaz, bilen kulu çirkin göremez!” dedi, YUNUS’um ![]() Güzellik heveste değil nefestedir. Güzellik gölgede değil, Güneş'tedir. Her adımda övünen, her duruşta dövünür. ![]() Güzel, ölçüsünü sevenden alır. ![]() Miyyar yerini bulur, güzellik kendini bilme ile olur. ![]() Güzel düşte değil; taşta toprakta, çiçekte böcekte, beyazda siyahta. YUNUS ![]() ‘Kavak yüksek varamadım, bağı buldum deremedim, her güzeli sevdim ama çirkin diye saramadım’ diyene de ki: ‘Güzel her zerrede oluşur, sevsen her zerren O’nun ile buluşur’ ![]() Güzellik, değişken olaydadır. Esmeyen rüzgar, çiçeğe toz atmaz; yağmayan yağmur, toprağa bereket katmaz; soğuk almasa, toprak kar tutmaz. ![]() GÜZELİ BİLİRSEN, KARANLIĞI SİLERSİN SEVGİLİ ![]() "...‘En güzel nedir?’ diyene sözümüz: her yaratılanı güzel görmeye alışırsa gözümüz, güzelden güzeli bulmuş oluruz." dedi, KAR HATUN ![]() ‘Güzel her olan, güzel her gelen, güzel her doğan’ dediğin gün, kendi kendine ayna olduğun gündür. Gayrete düştü isen, düzene şaştı isen; bilelim ki, güzellik çeşittedir. Eşitliği her kulu diler, taşı toprağı eler, gine de çeşitte karar kılar. Çünkü, yazılan çeşittir, sadece gönüller eşittir. Her kulunu VAREDEN BİR’dir, her kuluna YEREDEN de BİR’dir. Gönlüne bağlan ki, BİR’liği bulasın. Asla kördüğüm olmaz, ALLAH’ım çözülmedik düğüm vermez. DOST bilelim her kulunu. DOST hali olmasa da, çevresi güzel kalmasa da, vereceği vardır. Sana güzel olmayandan güzeli sen bulursun, güzelin ölçüsünü güzel olmayandan alırsın. ![]() her güzellik arayana yarar. NASRETTİN ![]() Her soyluda, güzellik var! YAHYA ![]() "...her güzel gölgeleri silerse buluşur." dedi, KAYGUSUZ ![]() Her güzellik, dileyen ile başlar. ![]() ALLAH’ım güzelliği, her bir kulu için yarattı. Kimine az attı, kimi ile çok tattı, geçici olanı bildiğine kattı. ![]() "...kul güzeli akıl ile bulur." dedi, KAYGUSUZ ![]() Güzel olan her şeyden, çirkini arayıp bulmayalım. ![]() ‘Duman, göze gelirse çirkindir!’ denilir. Duman olmazsa, ateş nasıl yakılır? Kulun görevi dumana baca yapmaktır, ateşe dumansız bakmaktır. ![]() Güzeli bildik göz ile, güzeli verdik söz ile, adım-adım yürüdük haz ile. ‘Yollar, halden sorulur’ derlerse, de ki; ‘Güzeli bilen; hal ile gönlünde olanı verendir, bildiğini HAK sofrasına serendir’ YUNUS ![]() Birden bine geldi isek, binde güzeli buldu isek; gazelden kaybını sordu isek, dardayız. Ne gazelin kaybı olur, ne güzelin kaydı… Güzeli tarif, her kulunun bildiğincedir; onun için kaydı yoktur. ![]() “Güneş güzeldir yakmazsa, ağaç güzeldir yaprağını dökmezse, güller güzeldir dikeni batmazsa, güzel güzeldir hatası aranmazsa.” dedi, HAMZA DOST ![]() ‘Koşu diye inlersen, kendi sesini dinlersen, dünyayı öyle bellersen; ‘ah sana, vah sana’ ‘Al sana, ver bana’ demeden olamazsın, güzeli gayrıda göremezsen bulamazsın. BEHLÜL ![]() Ağacı gördün, dalını kırma; güzeli bildin, çirkini kurma ALİ ![]() Güzele her kulu taliptir, unutulmasın çirkin denilen sadece kalıptır. RABİA ![]() "...Gönül, güzelliğin bekçisidir." dedi, RABİA ![]() Güzellik, bilginin ölçüsüdür. Senin gördüğünü cümle kulu görür de, bilgisinin örtüsünden güzelliğine varamaz. HAMZA DOST ![]() “Doğru eğri var ise, bilenden bilmeyene zor ise, güzelin tarifi sendedir. Doğru eğri silinir de, bilen bilmiyen övünür de, güzel ile hal olursa, tarife ne hacet?” dedi, VEYSEL ![]() "...En güzeli bulayım’ diyene de ki; ‘En güzel, senin gönlünde olandır, gönlüne dolandır. En güzel, yaratıldığını bilen, YARATAN’ı bulandır’ " dedi, YUNUS’um ile MERYEM ![]() "...‘GÜL güzel’ diyenlere, GÜL’ün her rengi verilir.” dedi, YUNUS’um Bir-bir okudum, serde güzeli dokudum; seyirden gelene, ‘Gerçek güzeldir’ dedim. Bindiği dalda binbir çiçek var, binbir çiçekte güzel böcek var; bilene, kainatta seven kucak var. ![]() Güzellik, bende beni oluşturdu, ben ile seni buluşturdu. HAMZA DOST ![]() Soğuk sıcak, bir günün meselesi; güzel çirkin, bir ömrün kasidesi HAMZA DOST ![]() “Doğruya niyet kurdum, olayları hayıra yordum, gerçeği düzende gördüm.” dedi, YUNUS’um sözü aldı: “Suya dalayım desem buzludur, yola gireyim desem tozludur, gerçeği sorayım desem gizlidir. ‘Nerden arayım, kimden sorayım?’ dedim, ayağa yemeniyi giydim. ‘Başına buyruk kalma’ dediler, ocak başında kaynayan tencereyi elime verdiler. ‘Her kapıya varasın, dileyen var mı sorasın, seyre zaman gelince dalasın’ EYVALLAH dedik çıktık, gelene gidene baktık, ‘Ne güzellik ALLAH’ım’ dedik. Her gören sevindi, güzele sığındı, çirkinden soyundu. Demek dedim, yolculuk gönülden gönüle güzeldir.” dedi, YUNUS’um selamladı. “Doğruyu eğriden öğrendim, güzeli çirkin ile peyledim, sıcağı soğukta bekledim. ‘Vay gayretsiz BEHLÜL. Gerçeğin örtüsünü senden mi sandın, g ölgesiz varlığını dertten mi bildin?’ güller açtı bahçemde, çamaşırım temiz bohçamda, sadece HAK olsun lehçemde. Öylece, yol yolcunundur gidene dek.” dedi, BEHLÜL’üm ![]() ‘Her yaratılan, bildiğince uyuma katılır, bilgisinde olan ile uyuma atılır. Güzelin örneğini, yaratılmış her var olanda görmelisin. Marifet; yaratılmışlığının BİLGE’si olmak KAYGUSUZ ![]() Niyazımız, güzelden güzele adım atmaktır MERKEZ ![]() Pınar dedik, güzele yol açtılar. MERYEM ![]() “Eğildiğim güzelde duman kalmadı. Ezelde gelene açık oldum, günden güne sözü aldım.” dedi, PİR SULTAN ABDAL ![]() Güzelliği yerden semaya gördüm; sevgimi, seven her kulu ile ördüm; bilgimi soranlar ile sardım. ![]() “Kuyuya taşı attım, sesinden gerçeği ittim, ne aldıysam onu sattım, gölgeden geldim Güneş’i buldum. Güzel ne güzelsin, olduğun gibi; güzel ne güzelsin, bulduğun kadar; güzel ne güzelsin, uy ki güzelliğin olmasın heder.” dedi, PİR SULTAN ABDAL ![]() "...Güzel, yaratıldığı günden güzeldir!" dedi, YESEVİ ![]() "...Suya attım odunu; bağa girdim, salkıma baktım, ‘Güzel’ dedim tadını. Her olayın bağlandığı, her kulunun eğlendiği, DOST ADI’na beklendiği gün vardır. Güzellik; her günde aynı bağı bulmak, yerden göğe hoşnut olmaktır." dedi, YUNUS’um Ağaç dalında yaprak, DOST olana güzel verir; çünkü dost olan, her hali güzel görür. ![]() “Güzeli tarife arif mi gerek? Yorumdan yoruma yaprak-yaprak açılan, bilginizde her öğünde seçilen gerçeğin güzel olduğudur. Onun için, güzeli tarife gerek yoktur.” dedi, MERKEZ’im Demde güzelin tarifi; kandil ile değil, akım ile verilir. ![]() İnsan olmanın mutluluğunu, insanlık görevinin kutluluğunu, sahibi olduğumuz dünyanın sahillerini, gönüllerde Güneş’in sıcaklığını bulsunlar; suların berraklığını görsünler, kuşların sesini duysunlar, çiçeklerin rengine doysunlar; güzeli öyle tarif et ki, sevgi ile dolsunlar. ![]() “Gök kubbede yıldızlara bakarsın, toprağın kuru ise bolca suyu dökersin, bahçende açan gülü yakana takarsın. Bilir misin güzelin tarifini? Bildiğin gün bulursun arifini.” dedi, MERKEZ’im ![]() Dağlara söz veren RABB’im, kulunun sesini duymaz mı, geldiği halde kalanı güzelden saymaz mı? YUNUS ![]() DOST ADI’na gel güzel, DOST ADI’na sev güzel, DOST ADI’na dol güzel, bil ki olursun güzelden güzel. ![]() Her ocak yanacaktır, her kulu gerçeğe dönecektir, güzeli bulan sevinecektir. ![]() Güneş yakmadan, gölge çekmeden, düzene uyulmaz; YAR ADI anılmazsa, nefesi duyulmaz. Demde yerini bilen, yerde yaprağı gören, bilsin ki; her günü, her anı birbirinden güzele açılır.” dedi, VEYSEL’im |