Vazife-2
7
Çevreyi açacağız, köprüyü geçeceğiz.
İşte o geçiş, beklenen geçiştir, dönemezsin;
yola çıktı isen, kalamazsın.
Dönüp baktığında göreceğin,
arkanda binlerce vereceğindir.
‘Ne demek?’ dendi.
Yolun gidişi, her niyaza açıktır.
Bir kıvılcım verdiğin, bin kıvılcım ile arkandadır.
Milyonlarca oluşur, hepsi aynı gerçekte buluşur.
Onun için ‘Kayguyu siliniz.’ dedik.
ALLAH’ım murad ettiğini, aydın kullarına diletir,
seven kullarına belletir.
İşte onlar, arayan kullarının bekçileridir.
Niyazımız öyle olsun ki;
‘HAK niyazın edelim mi, kul elinden tutalım mı,
bileğimizi katalım mı?’
Elbet HAK, muradını muradımıza katacak,
eliniz ile tutacak, ayağınız ile adım atacaktır;
sen O’na, O sana bakacaktır.

7
Sorumluluk, bazı yükler getirir.
‘Kaldıracağım.’ diyeceksin,
sadece kendin adına yürüyeceksin.
 ‘Gelen gelmeyen?’ deme.
Her görevli, uyumsuz gördüğü yoldan dönecek,
uyumlu olana katılacak.

14
“Kor oldu gönlümüz,
kar geldi yolumuz, ‘Zor.’ diyene sözümüz.
Olumlu olumsuz demedik,
kimsenin aşına acı katmadık.
Çevreyi açacağız, el ele geçeceğiz,
aşk şarabı içeceğiz,
dileyen her kulu ile, umulan köprüyü tutacağız.
Gönül derde düşmeden, kulu zorda şaşmadan,
suyu bentten taşmadan,
‘OL!’ denen EMRE uyacağız.
Oldurduğu güzelliği, bilerek duyacağız.”
dedi, YUNUS’um

‘Senden benden oluşan, günde uyum ile kalışan,
ALLAH ADI’na çalışan kullarından olacağız.’ deyiniz, deyiniz, ALLAH ADI’na soyununuz.

3
Bilen bilmeyenden üstün kılınmaz,
ne var ki bilmek öğrenmek görevindir.

Kulun görevi, ‘Yazılana uydum.’ demek,
huzura öyle varmaktır.

8
 ‘Orman olacağız,
kainatta kullukta bekleneni vereceğiz.’
Elbet sizlerle, cümlede sözlerle

21
Yolumuz, cümleniz ile, gönlümüz cümleniz ile.
Her bilen, bilmeyene versin!
Versin ki, dilediğine beslensin!
Aldığını vermezsen, DOST KAPISI’na durmazsın,
dilediğin mekana varmazsın!
Boşaltmazsan destiyi, nerde bulursun desteyi?

28
“Otlar yolu bürüdüyse, yolcu gelmediğindendir.
Kul eteği sürdüyse, hizmet bilmediğindendir.
Kul kula el vermediyse,
Dost deyip gülmediğindendir.”
dedi, HAMZA DOST

30-2
Yaprağı dalına düren, kökünü toprakta düzleyen;
alacağın her yükte, YARDIMCI gönderir.

11
Komşunu bilirsen, kapıyı bulursun.
Görev, içinin kapısını açar.

21
Kuyu sana, senin sesini verir.
Deryaya seslen ki, kainata sesin yayılsın.
RABİA

16
Bilgi bilgiye katılır, dileyen yerde dağıtılır.
Selam olsun, her kulu verdiği sözde dursun.

18
Geldi isek seyrini tamamlayan her varlık gibi;
şaşmayacak, güzelden kaçmayacağız.
‘Seyrini tamamlayan nedir?’ denildi:
Her kulu, YÜCE’nin tayin ettiği görevle gelir,
görevi belli bir seyirdedir.

5-2
YEMEN’den geldik söze, sizler ile durduk dize,
sahip olduk görevimize.
YUNUS

10
YUNUS’um söze geldi:
“Katılalım düzene, eğildi isek YAZAN’a...”

13
“Yük almadan yürüyelim,
kumda iz gördü isek, ayağımızı sürüyelim;
gelene iz olsun diye, verenden söz alsın diye…
Bir hizmet, bin himmeti getirir,
kulun ömrünü yorulmadan bitirir.
Çevremden almayı diliyor isem,
çevreme katıksız vermeliyim,
bilgimde gerçeği dürmeliyim.
Ay yıldız SAHİB’inin vergisindendir,
kulunun görgüsü sevgisindendir.”
dedi, HACI BAYRAM

19
“Bilgisini açmayana, gönül kapı olamaz;
‘ALLAH! ALLAH.!’ demeyene,
hizmet yolu bilmeyene,
kapının anahtarı verilmez.”
dedi, PİR SULTAN ABDAL

29
“Bir bardak suda tüm deryanın bilgisi vardır,
ne var ki hizmet alanı dardır.
Akan suyun başındayız; aldık-aldık verelim,
daldık-daldık görelim.”
dedi, YAHYA EFENDİ

24
Dualara yer verdik, sahillerde seyre daldık;
varolanla bilindik, var edilişe sevindik;
her konuya eğildik, gönülden geldiğince hizmet verdik,
her sevenden övüldük.

Yeniye yol verdik, her yolcuya sorduk,
ALLAH’ına girdikleri hizmette, YARDIMCI’yız.
‘YA ALLAH!’ diyelim, gerçekten bilgimizi sergileyelim.

2 ağustos
Bahçeyi, bilen düzenler, bilmeyen dağıtır.
ALLAH’ım, ‘HER OLAYIN GERÇEĞİNİ AÇINIZ.’
diye görevlendirdi.
Bahçe açık, çiçek bol.
Bilen ile düzenleyeceğiz, sevenlere sunacağız.
ÖZ de söz de YÜCE’den,
kimseye söz kalmaz geceden.
Bahçe cümlenin.
Bakım ile övünelim, bakamadı isek dövünelim.
Bahçemiz sahipsiz değildir ki, bakımsız kalsın.
Bilmeyenden bilen alsın
sözümüz cümle ile paylaşılsın.

Her düzenin kurucusu,
her yazanın koruyucusu vardır.
Suyun akışına gelenden, Dostluğu bellidir.
Görevden maksat, cümleye hizmet ise;
gereğini bildiririz, yer-yer yolunu çevirene
hata der buldururuz.
YUVA’mızın yozan ile bağlantısı asla olmaz,
bilse bilmese kayıtsız kalamaz.

17
‘YUNUS nerde bildi de,
hangi bilgi ile geldi?’ denilir…
YUNUS önce çevrede aradı,
sonra çehreyi taradı…
Gördü ki, bilgi,
her yaratılana deste-deste dağıtılmış,
her yaratılan bilgisi ile eğitilmiş.
(Yani, kişi Arif mi?)
Her kişi değil, her yaratılan.
Çiçeğe çiçekliğini sen öğretemezsin,
o bilgi onda mevcuttur.
Sen, onun bilgisine hizmet edebilirsin ancak.
YUNUS bunu öğrendi de gerçeğe döndü.
Kulda da kul olma bilgisi mevcuttur,
ne var ki o bilgiyi soymak gereklidir.”
dedi, YUNUS’um selamladı.

18
Yerde gördüğün taşı alır kenara koyarsan,
hem kendine, hem cümleye hizmet etmiş olursun; gördüğü taştan atlarsan, kendini korumuş olursun.
YUNUS

21
Günümüz, ‘Bilenden alayım…’ diyen
bilmeyenle doludur;
‘Alayım…’ diyen de, YÜCE’nin kuludur.
YUNUS

27
“Bir sofrayı kuracağız,
her birimiz çevresine oturacağız;
DOST’luk selamı verip, cümleye katılacağız;
her birimiz HAK ADI’na sefere atılacağız.
Elbet gölgesiz kalırız,
YARDIMCI ile her adımımızda selameti buluruz.
Asla kaygu etmeyiniz.
Ne var ki, hizmetinize onur, gurur asla katmayınız; YARATAN’ın EMRİ’ne uyduğunuza şüphe duymayınız. Çünkü O; O’na hizmet edenden RAZI’dır.
Secde O’na, rüku O’na, sevgi O’ndan sana.
Yolları açık bulacaksınız,
cümleye sevgi ile dolacaksınız;
er gibi hizmette,
sultan misali himmete ereceksiniz.”
dedi, HAMZA DOST
“Sevginiz, sermayenizdir;
saygınız, güzel fistanlarınız;
gayretiniz, günde gelende,
bilene bilmeyene destanlarınız…”
dedi, MERYEM

29
Dayanmayı bilenlere, DOST SOFRASI kuranlara,
HAK YOLU’nda emek verenlere selam olsun.
HACI BAYRAM

3 aralık
Sen senden sorumlusun,
   sen hal ile yorumlusun;
   aldı isen bir desti su,
   vermek ile zorunlusun.

9
“ ‘Çıkayım yüce dağa, diledim sancağı dikeyim;
diktiğim fidanın köküne, hak ettiği suyu dökeyim.
Fidan niyaz edecek, yaprağı dalında tutacak,
dileyenin sofrasına meyvesinden katacak.
Hizmetimiz noksan ise, noksanımızı bilelim;
RABB’im, SEN’den gelen HİMMET’i,
gözümüz aç görelim.”
dedi, YESEVİ sözü aldı:
“Sancağımız ezelidir, ebede kadar,
sonsuzluğun bilgisinde bulana kadar.
Açalım bohçamızı, seçelim lehçemizi.
Aykırı gelen olmaz, bilmeyen kalmaz.
Sefer, güzele adımdır;
seher, güne açılan, ADI ile gerçek günde geçilen…
‘Bir muradım olsun, ALLAH’ım RAZI gelsin.’
diyen her kulu ile niyazdayız.
Soframıza asla olumsuz lokma gelmez,
yiyenden nasibi kesilmez.”
dedi, YESEVİ seferde olanın,
seherde görgüsüne açıldığını söyledi, selamladı.

20
“Ayağımı bağladım, ağrır diye ağladım;
ne dünde, ne bu günde,
geleni gideni eğledim.”
dedi, BEHLÜL’üm sözü aldı:
“ ‘Her yol benimdir!’ diye yollara düştüğüm,
duymadığım her olayı deştiğim,
bilmeyeni gördüğümde şaştığım,
kendi hamlığımdandır!
Senden benden aldığım ile piştim,
ocak başında oturdum
bilgideki gerçek ile şiştim.
‘Demek ki aldığımı vermem gerek,
bildiğimi sermem gerek,
güzel olan her varlığı görmem gerek!’ dedim de,
gölgeden Güneş’e geldim,
Güneş’te her rengi buldum;
aklımı ağaçtan çözdüm, sonsuzluğa saldım.
Deryalara gidenler, benden günü soranlar;
gelenden güzeli bulsunlar, gerçeğe doysunlar!”
dedi, BEHLÜL’üm selamladı.

21
“Soframız aç olanın değil,
muhtaç olanın mekanıdır!
Açlık, aradığı Dostu bulamayanın halidir;
muhtaçlık, DOST’u bulup doyamayanın halidir.
Gayret kulunun emeği ise de,
yapıya hizmette kullanılıyor ise,
gereğini bulmuştur.”
dedi, KAYGUSUZ

“Bağırdım ER yoluna, ‘Yol bizim…’ dediler;
bağırdım her kuluna, ‘Gönül dizin…’ dediler,
yoluna gönül verdiler, değirmene buğdayı taşıdılar.
Sular akacak, değirmen dönecek,
nasibi olan ununu alacak.”
dedi, İBNİ SİNA DOST ADI’na üç öğüt verdi.
Cümlenize.
“ 1- Sürüyü biliyor iseniz, ÇOBAN’a uyunuz!
       2- Almayı diliyor iseniz, HAK SÖZÜ’nü duyunuz!
       3- Ayrıda kalana DOST elini veriniz!
Dilerse tutar, dilerse arkaya adım atar.
Zorlamayınız!”
dedi, selamladı.

25
Komşuya su versen hizmettir;
suyu elinde bulsan hikmettir;
deryayı gönlüne aldın, himmettir;
kervan yolunu almazsa, rehbere zimmettir!
Kervan kimi rehber almışsa, yürütecek odur!

 “Duymayı dilediğin, doyan ile elediğin,
emekten beklediğin, çuvalın dolusudur;
‘Dökeyim!..’ dediğin,
kendinden kendine emeğine eklediğindir.
Hizmetim gür!
RAHMET’ine yöneldim,
her zahmette himmetinden şüphemi sildim.”
dedi, MERYEM
“Her dalda zeytin dolu; gölgesine geldik,
KAYGUSUZ dedik durduk.
Gelmeden bilemezdim, görmeden olamazdım,
akan su olmasa dolamazdım;
hizmetim olmasa, gerçeğe gülemezdim;
‘Bir alayım, bin vereyim!..’ desem,
ne almaya, ne vermeye doyamazdım.
‘Bir aldı isem, bin üreteyim,
binbir kapıya ileteyim!’ dedim de;
‘Saymaya gücün yetmez,
sonsuza kadar söylesen sözün bitmez!
Gayretin sınırı beden ile çizilmiştir,
gerçeğin sınırı her nefisten çözülmüştür!’
‘YA ALLAH!..’ dedik,
her sözün özünü O’nun ile bildik.

9
“DOST ADI’ndan bildiğiniz,
DOST YOLU’nda sorduğunuz;
yeniye eskiye gününü vermek değil,
gönlünden gelene ortak olmaktır.
YUNUS yolu bilir de, sohbete hiç gelmez mi;
yolun hizmetinde olanlara
gönülden selam vermez mi?
Dünde günde yarında, hizmetiniz sürelidir.
Dağlar taşlar şahit olsun, GÜL’den aldık,
gönüllerimiz AŞK’ı ile sarılıdır.
Dağlar yolumu açar, güller gönlümü seçer;
gölgeyi sildik geldik, örtüyü açar;
YAR’dan gelen her sözü tane-tane seçer.”
dedi, YUNUS’um

10
“Daldığım deryada dipteki kumu gördüm,
soğuk sıcak demeden AŞKI ile suya girdim,
ele gelen balığa halini sordum;
dedi ki, ‘Ben varlığı ile bütüne talibim’;
ben de dedim ki, ‘Zorluğu ile KATI’na talibim.’
Her alan kendinden kendine gönlünü açsın,
nefsine galip gelsin.”
dedi, NİYAZİ

17
“ ‘Bindiğim attan geldiğim yerde ineceğim,
aradığım kapıya döneceğim,
AŞKI’na düştüm yanacağım.’ dediğim gün;
‘Seyre gelmeden ne ile oldun,
hizmet vermeden nerede buldun,
sevgini vermeden kim ile doldun?’ dediler,
ayvadan, nardan, bağdan,
bostandan bilmediğim günde bana sordular.”
dedi, PİR SULTAN ABDAL

24
“ ‘DOST’a selam’ diyelim,
akan suya destimizi koyalım,
aldığınca dolduralım, gücümüzce kaldıralım,
dileyene verelim, yeniden doldururuz.”
dedi, ayağından başına yol örtüsüne bürünen
SARI SALTUK sözü aldı

“Merdiven başı durak,
mevsimin başı kurak,
‘Ekeyim.’ desem alamaz toprak.
Yağmur yağsın bekledim,
tohumu elde sakladım.
Rahmeti bol gelecek,
toprağı eken gülecek.”
dedi, MERYEM

29
Saki suyun başında ise, vermek, görevidir.

14
“Değirmene su geldi, RAHMET’i boldur;
RAHMET’ine nail olan, uyumlu kuldur;
emeğini verdi ise, gayrette olan koldur.”
dedi, MERYEM sözü aldı:
“Su ile dönüyorsa değirmen,
çevresinde güller vardır;
yel ile dönüyorsa, çevresindeki haller…
Bilene bilmeyene çok güzel gelen günler,
dostluktan geleni verir;
doğuştan alanı,
RABB’im kulundan önce görür.”
dedi, MERYEM selamladı.

15
“Kimse kimseyi gütmez,
su gelmeyen toprakta yeşil ot bitmez.
Satıcı ne aldı ise tezgahına onu koyar,
sonunda aldığını verdiğini sayar.”
dedi, HACI BAYRAM
her öğütten bir söğüdün yeşerdiğini söyledi.
“Açık gelse sözümüz, nasıl kalır izimiz?
Akıl sende, mantık sende, gönül sende,
bir AŞK’ı var bende.
Paylaşır dururuz.
Yorgun kalmadan sırtımıza dost yükünü vururuz.
Almayı dileyenden, vermeye talib olandan
ALLAH’ım RAZI olsun;
amma şu yük var ya, işte O paylaşılsın.
(EFENDİM, buradaki
ADEM; HZ: ADEM midir, yokluk mudur?)

İnsan.
MEYDAN, insan için kurulur;
gönül, insan için var olur;
varlığa söz edene, nefesi dar gelir.”
dedi, HACI BAYRAM selamladı.

Yıllar yılı aktık durduk,
ocağımızı yaktık durduk;
sözden sözü iletsinler,
her sözlerini gül etsinler diye.
HAMZA DOST

28
Mayayı ele aldık, niyaza cümlemiz durduk,
her yaratılmışı sevgi ile sardık;
sunduğumuz bilgiye,
YUVA’nın emanetini söyledik.
MERYEM

“Kapalı olmayan kapıya her dileyen girer,
her dileyen gönlünce yorar,
her dileyen dilediği sofrayı kurar.”
dedi, BEHLÜL’üm sözü aldı

8
“Adağım sana bana, ödeyim cümleye dedim,
HAK izini, HAK SÖZÜ’nü aldım;
benliğimi besledim, günlüğümü süsledim.”
dedi, HACI BAYRAM sözü aldı:
 “At ile gideceğim,
uzun yolda aradığım gerçeği bulacağım,
ses veren her zerremde sevgimi yayacağım.”
dedi, HACI BAYRAM selamladı.

11
HACI BEKTAŞ’a verdi:
“ÖMER’den söz ettiysek,
EBUBEKİR’e sözümüzü verdiysek,
OSMAN ile gerçeğe nokta koyduysak,
ALİ ile nefesleri paylaştıysak;
RESULÜ’ne ulaşalım,
HAK ADI’na çalışalım diye...”

14
RABB’im KUR’AN’ı
“OKUYUN, ÖĞRENİN, ÖĞRETİN.” diye verdi,
kainatı kulunun önüne serdi.
Öğren. Öğret. Uyan. Uy.

21
Gel el ele verelim,
sevgimiz ile sonsuza girelim;
DÖRT MELEĞİ bir saralım,
her birine soralım,
‘Almayı mı, vermeyi mi denersiniz;
yoksa HAK AŞK’ına siz de mi dönersiniz?’.
‘ALLAH! EYVALLAH!’ dediler,
her biri aldığı görevin AŞK’ına döndüler,
kainata sevgilerini sundular.”
dedi, HAMZA DOST

29
“Çobanı gördüm sürüsünün başında,
dedim ‘Yaşı küçük, on dört on beş civarında…’
Sürüye hakim olduysa;
başından aldığına sadece göz ile bakıyorsa;
yaşının hükmündendir.”
dedi, AHMET YESEVİ
her sürünün çobanına,
gerçek bilginin sahibi olmasını öğütledi.
“Aldığım hizmet, HAK ADINA’dır.
Bir hata, bağlı olan binbir hatayı çözer;
olumsuz bilgi, boşlukta gezer.
Vebali,
sürüsünü yönetmeyi bilmeyen çobanındır.”
dedi, AHMET YESEVİ cümlenizi selamladı.
“MEYDAN’da toplandıysak,
gecede kutlandıysak; 
niyazların gürlüğüne geldiğimizdir,
renkten renge her niyazda girdiğimizdir.
RESULÜ’nün hizmetini RABB’imden dilediysek,
himmetine erdiğimizdir.”
dedi, HAMZA DOST sözü aldı:
“Ne dünya sildiğimiz,
ne kainat böldüğümüzdür;
BİR’likte kaldı isek,
zerrelerimiz ile buluştuğumuzdur.
Öyle olduk ki RABB’im,
SEN’i yarattığın ile öyle bulduk ki;
sevdik-sevdik,
güzel olan her yaratılmışı
benliğimizin bir parçası bildik.
Öyle bir parça ki,
güzeli çirkini silip bütünleştik;
işte o zaman, her zerremizin birbiri ile
dostluğuna şahit olduk.
Aydın olan her gönülde
dostluğumuz açık görülür,
her kulu ile ayrı-ayrı örülür.”
dedi, HAMZA DOST selamladı.

23-1
Huydan soydan aldık, yolun tozuna güldük,
sevenler ile BİRLİK’i kurduk.
Cümlenize selam olsun, sergide hizmetiniz kalsın.

17
VEYSEL KARANİ sözü aldı:
 “Her öğütte durdum, verene sordum;
‘Benim için mi, kendin için mi söylersin?’
dedi ki; ‘Alırsan, hem sana, hem bana hizmettir;
almayı bilen için, sona hizmettir;
bildiğimi vermezsem, varlığıma külfettir.’...”

23
Hizmet, sürekli olandadır
HACI BEKTAŞ

6
HAK ADI’na çıktık yola işimiz kolaylıdır.

20-1
Ayrı-ayrı vermedik, cümlenizi BİR gördük;
ne güzel, ne de çirkin, ayrı kaba koymadık;
her görevi, BİZ verdik.
ALİ

3 ekim
 HAMZA DOST sözü aldı:
“Yazdığımız her satıra selam verip gülenler,
HAK ADI’nı gerçek deyip bilenler,
hizmetine gönülden katılanlar;
elbet hayrete düşecekler,
güzel gelen her konuya şaşacaklar...”

10
destiye dolan suyu
her dileyene sununuz amma,
destiyi asla vermeyiniz.
Siz her damlayı bilirsiniz;
bilmeyen, testideki suyu döker de,
ne kendine, ne bendine yarar
SARI SALTUK

17
“YUNUS adını aldım,
deryada sevgiyi buldum,
her anımda cümleniz ile oldum,
yaprakları saya-saya doldum,
‘Gel.’ diyene sordum;
‘Sevgiliden mi? Sevgiliye mi?’
Kimi  ‘Sevgiliden.’ dedi, kimi ‘Sevgiliye.’
‘Nerden gelecek?’ dedim,
kendi kendime güldüm,
Sevgiliden aldığımı sevgiliye götürürüz,
dünyada aldığımız görevi bitiririz;
öğrendiğimiz aşı pişirir,
orada sofraya kotarırız. 
Aldım ALLAH’ım aldım
SEN’den gelen her EMRİ,
buldum ALLAH’ım buldum
defterime yazdığın kaderi,
sevdim ALLAH’ım sevdim
yerden göğe her şeyi.”
dedi, YUNUS’um selamladı.

25
“...Aç ile açlığı silelim, tok ile su başına gidelim;
yama gerekli ise, iğne iplik alalım;
koyun kuzu bağlı ise, meraya salalım;
almayı dilediysen, varmaya niyet kurduysan,
emeği, sevgiyi, saygıyı paylaşalım.
Gözü yaşlı olana, bir mendilin varsa
ortadan böl de ver.
‘Başka mendilim yok.’ dersen;
kendine kandil ara,
DOST YOLU’nda saçını tara.”
dedi, HAMZA DOST
sadakayı kendi bildiği ölçüde verdi,
cümlenizi selamladı.

“Güneş; sana bana,
Ay’a yıldızlara verir, toprağa suya verir.
Güneş gibi ol, toprak gibi dol, olduğun gibi kal.
Gayretin hududu, hayrete gelinceye kadardır.”
dedi, VEYSEL’im

26
RABB’im için yapılan her niyaz,
her emek, hoşnutluğuna delildir.

2 kasım
Durmayalım, elimizi başımıza vurmayalım.

14-1
“Emeğine talib olan, kendinden geleni bilendir;
duman görse bile ocağı üfleyendir;
Güneş’in verdiği, kainata yeterlidir!”
dedi, MERYEM

30
Gelmeden bilmeyene,
görüp te gülmeyene, çaldığımız saz yetmez;
çoban, kavalı yoksa sürüsünü gütmez.
PİR SULTAN ABDAL

5 aralık
“Var olmak, VAREDEN’in ESERİ’dir;
varlığını bilmek, sevginin beslediğidir.
Demden deme geçmek için,
başladığın konuyu kusursuz bitirmen gereklidir! (Doyumdan, duyuma geçiş mi?) EYVALLAH.
Hizmette barış içinde yarışı tamamlamak,
sevgide kendinden gayrıyı tanımlamak,
saygıda sorgusuz kalmak,
yarattığı her zerreyi O’ndan bilip yola gelmek.
Saygıya verdiğimiz değerde
kendi ölçümüzü buluruz,
bulduğumuz gerçekte saygı ile kalırız.
Merhameti; küçük büyük demeden,
ağaç dalı kırmadan, kör olanı düşürmeden,
aç kalanı doyurmadan bilelim,
acımayı YÜCE RABB’ime bırakalım!
O GÖREN’dir, O BİLEN’dir, O bileni gönderendir!
Bilen olalım ki göndersin, hizmetine layık kılsın.
Kuldan kula gelenin
RABB’imin EMRİ olduğunu bilirsek,
hizmetini öyle seve-seve yükleniriz;
bilmeyenden isek,
kendi gövdemizde saklanırız.”
dediler, VEYSEL’im ile YESEVİ selamladılar.

2 ocak
“Saklı olan, saklayanın zimmetindedir:
 açık gelen, RABB’imin himmetindedir;
‘Nasib gelsin.’ dersek, her kulun hizmetindedir!
Hizmetine, asla kapalı olmayan kapılar vardır.
‘Açalım, geçelim!’ dersek,
hizmette payımıza düşeni seçersek;
güzelden güzeli peylemiş oluruz.”
dedi, MERYEM

9
“Bayrağım elde ise,
kuşağım belde ise, verdiği güç kolda ise;
selden zordan sakınmam, vergimi hiç sakınmam.
Kimine güzel verir, kimine acı verir;
sonunda, kim olursa olsun dostluğu bulur.”
dedi, BEHLÜL’üm

Alış veriş odur ki;
O’ndan aldığını, O’nun ile veresin,
yarım bırakmadığın her hizmetin
himmetini göresin.”
dedi, MUHİDDİN

O DEDİ, BİZ söyledik;
O VERDİ, BİZ peyledik;
her anımızda gerçek ile oluştuk,
sevgi dolu gönüllerle buluştuk.

Hazır sofra buluşalım,
hizmetine talib olup çalışalım,
himmetini hep beraber paylaşalım.

10
ÖZ’ün sözün BİR’liği O’ndandır!
MEYDAN, ‘DOST!’ diyenlerindir;
doğuş, sevgi derenlerindir;
bağış, HAKK’ı bilenlerindir;
hizmet, RAHMET bekleyenlerindir…
Öyle ise talib olalım, galib gelelim!
ALİ

“ ‘ALLAH’ım ADI’na niyet kurduk,
hizmetine talib olduk.’ deyiniz,
adımınızı öyle atınız!
Aşılmayacak yol kalmaz,
destek YÜCE RABB’imdendir!”
dedi, ALİ

‘El ele olalım da hizmet verelim!..’ diye çalıştık,
 ayağımız dar giyse de gittiğimiz yola alıştık.”
dedi, YESEVİ dün verdiğini
bu gün okudu, selamladı.

20
Gönülden gönüle kolay geçilir,
muhabbet var ise yolu seçilir;
seçilen her kulu kendini bilir,
her anında RABB’inden geleni bulur.
Gölge kalmasın, ‘Nerden gelir?’ denmesin,
RABB’im murat ettiyse hizmetinden dönülmesin!
O ne dilerse olur, kul hizmeti ile bulur,
dağlar rehber olur da
her seven kendini deryada bulur.”
dedi, HACI BAYRAM, VELED, YESEVİ
MEYDAN’da olanlar selamladı.

"...Benim emeğim bana geçerlidir,
senin emeğin sana,
cümlemiz el ele olursak sona geçerlidir."
dedi, İBRAHİM selamladı.

28
“Seyre daldık ovayı, nefes ile aldık havayı,
DOST KAPISI dedik YUVA’yı.
Gelsin dostlar buluşsun, cümle için çalışsın.
Dağlar yolunu açar,
güllerden en güzelini seçer.”
dedi, RABİA

Birbiri üstüne yığılan ödevde, noksan çok olur;
tane-tane uygularsan, verimi güldürür.