İbadet
11
Orucunu tut hafiflersin,
bedeninin CAN’ına kira borcunu ödersin.

sevgili kulun orucu makbuldür.

7
namazdan-yudumdan
daha münasip eden gönüldür.
Namazı kılarsın, yükünü atarsın;
bilinmez ödeyemezsin.
Gönül yoluna, mümin kuluna,
ALLAH’ımın YÜCELİĞİ’ne;
hepsi silinir, mertebe alınır.
Gönül gönüle uysa, gönüller hoş tutulsa,
sevabı büyük.
ALLAH’ımın yapısı, kulun gönlü KABE yapısı.
KABE’yi tavaf mümkün ise, ne mutlu gidene;
değilse, ne mutlu gönül kırmadan yaşayana.

4
Mescitte kılınan namazla
camide kılınan namazın farkı olur mu?
Olmaz elbet.
Namaz yerinden değil derinden olmalı.

23
Namaz nerde olsa kılınır.
Cami, ALLAH’ın değil kulun binası.

17-2
Namazın sözü edilir, kula ağır söylenir.
Kul, kul için etmez ibadet,
yumağını sarana güzel hitap et.
Yalvardığın gün; ALLAH’ına ibadetin sayılır,
vardığına tutulur, yolun öyle verilir.
Borcunu bilirsen, yolunu yürürsen,
ALLAH’ın kuluna sevgi gösterirsen;
en büyük ibadeti yapmış olursun.

18
Dinimizin emirleri, ibadeti borç sayar.
Borcun ALLAH’ına.
ALLAH’ın öyle YÜCE ki, borçlarını affetti.
Onu da affedeceğinden şüphen olmasın.
Yeter ki, O'na olan yönün dönmesin. Üzüntü etme.
Kul borcundan kork.
İbadet, ALLAH’a yönelmenin yardımcısıdır.
Gönlün O'na varsın da, ne yönden olsa olur.
Deriz, kul gönlü almak KABE ziyaretidir.
Demek ki, ziyarete uyan sevap da var.

24
Namaz, vakit hoş geçirmek için değil,
ALLAH’ına varmak için kılınır.

Namazdan maksat, ALLAH’ımı anmak değil midir?

11
ALLAH’ımın kulu olmayı,
yalnız kendini ibadete vermeyle ölçmeyi;
ALLAH’ımın muteber kulu mu diyelim?
ALLAH’ımın kulu olmak,
O'nun VARLIĞI’na inanmakla kaimdir.
İbadeti borç bilin, yolumun selameti demeyin.

25
Kul olur yaşında, genç başında;
ibadete başlar, başlamayanı haşlar.
Gün gelir, gönül yolu ile yürüyen ondan öne geçer.
Çünkü yolun erbabıdır, erbabının elindedir.

8-2
(Namazda-niyazda sesli okumak mı gerek?)
Ağızın değil, duyacağın kadar sesin olmalı.
Namaz, gönülle değil bedenle kılınır.
Ağzında sesin duyulur.
Her azanın vazifesini yapması gereklidir.
Gönülle namaz kılınmaz, ALLAH’a varılır.
Namazı kılarsın, gönülle de ALLAH’ına varırsın.
Kendi dileğin olanı gönülden dersin, duanı edersin ALLAH’ına varmak için.
Yaptığını diyeceksin, duyacaksın.

Yolumu gönülden çizdim.
İbadeti yaparken kendimden geçtim.
Yapmayanı görmedim,
‘Neden yapmaz?’ demedim;
çünkü fani iken gönlünü görmedim.
Belki ibadetini gönülden yapardı,
dünyaya gözünü kapardı?
Sorsam ne dersin bana?
Kul var gönülden ibadet eder.
‘Hangisi makbuldür?’ dersen,
ayrısı olmaz derim.
ALLAH’ımın EMİRLERİ makbuldür.

31
Orucu tutmak güzel;
ne var ki, nasip olursa,
uslanmış kulların niyetine
ALLAH’ım İZİN verirse.
Niyet güzel.
MUNİSE HATUN der ki:
“Niyet ettim, namaza durdum,
cümleyi ALLAH’ıma emanet ettim;
önceki namazım sakatlanmasın.
Oruca niyet ettim,
ALLAH’ıma sığındım ki;
arıza olmasın, orucum yama almasın.”

8-1
Minareye çıkana, ALLAH ADINA çağırana;
yol münasip olursa, camiye varılırsa,
namaza durulur, dünya günü silinir.
Silmediysen ne vardın,
ALLAH’ımın ADINA ne durdun?
Dünyayı silemezsen, gönülle varamazsan;
müezzin için mi namaz kılarsın?

14
Mümin olmak, namazla değil niyazladır.
Niyaz; ALLAH’ımın ADI’na söz etmemektir,
SÖZÜ’nden çıkmamaktır.

4
Yalnız vazife olarak değil,
gönülden gelerek yapılan duadır makbul olan.
‘ALLAH!’ desen, yüz defa zikretsen,
bilemezsin, ölçüsünü;
gün gelir hatim olur,
gönülden geldiğince ölçü alır.
İbadetin yolunu ayırmak hatalıdır.
Yol, yürüyenindir.
Kimi ayakla yürür, kimi emekler.
Netice birdir.

Unutmayın,
MERYEM namaz ile ALLAH’ıma varmadı.
Yalnız niyazı, bin namaza bedeldi.

9
Kul karanlık görmek istemezse;
ibadet eder, ALLAH’ını anar,
geceyi unutur, sabahı tez bulur.

14
Ateşe atmakla,
elini yakmakla ALLAH’ıma varılmaz.

19
Bedene hazırlık yaparsınız,
aşı mideye katarsınız.
Gönülün aşını da düşünün.
Gönülün aşı ibadet.
Gönül, ibadet ile beslenir.

6
Sohbete daldık.
‘Bayram’ dedik, sevindik.
Neden mi?
Kullarını dünyaya vazife ile
gönderen ALLAH’ıma,
şükran günü yaşadıklarından,
sevaplara alıştıklarından.
Çünkü Ramazan,
en az mümin olan kulu bile
günah işlemekten uzak tutar.
Bir aylık alışkanlık bir müddet sürer.
Bayram, ALLAH’a kulluk etmişlerin günüdür.

25
Namazını kıldıysan, orucunu tuttuysan;
borcunu ödedin, yükünden kurtuldun.
Aradıysan, yolunu buldun.
Ne var ki, namazla değil.

30
OMAR der ki:
“Kırk yıl namaz kılanla,
kırk yıl niyaz edeni gördüm;
sayelerinde yolumu öğrendim.
Dedim ki; ‘Namaz ayrı, niyaz ayrı;
nasıl ikisi bir yol aldı?’
HİKMETİ’nden sual edilmez,
ALLAH’ıma AŞK’tan başka bir şey ile varılmaz.
AŞK’sız kıldığın bin namaz,
AŞK’la kıldığın bir namaza eşit olamaz.
Elbet olamaz.
Benim AŞK’la kıldığım bir namaz,
beni YÜCE’ye götürdü.
Onun kıldığı AŞK’sız bin namaz,
olduğu yerde bırakır.
Yalnız AŞK’ınıza siz ölçü vurmayın,
‘Ben senden aşığım’ demeyin.
Ölçü ne sende ne bende,
yalnız YÜCE’de."

13
ALLAH’ımı anmanın ölçüsü çerçevesi olmaz.
Gönlün ne diler, sabaha kadar ibadet mi;
yap, seni kim tutar?
Yok gezip görmek, yarattığını sevmek mi;
gez-gör, deme ibadetim kalır.
YARATAN kim? ALLAH’ım!
İbadet nedir, ALLAH’ını anmak değil mi?

26
Diri varken ölüye kurbana ne hacet.
Kesmek dilersen on tane kes.
Ölünün duasının verin.
Kurbandan maksat, fakiri gözetmek.
Sanmayın sırat köprüsü geçmektir.
Sırat köprüsü; fakirin duası ile geçilir,
gönül almayla geçilir.
Kurbanı kesin, fakire dağıtın.
Ölülerinizin adını verin, duacı olsunlar.

12
Namaz, kulun beden borcu.

25
AŞK’ın mevsimi olmaz, amade olan beklemez.
Yalnız demeyin
‘Namaza durmayan, mümin değil midir?’.
Yolumuz, borcumuz dolayısıyla kalmaz.
Kılan, ‘Kendi borcum ödendi’ diye huzur bulur.

Tekkeyi günümde yaşamadım.
Toplantılarım, sohbet içindi.
İbadet; kulun kula gösterisi olmasın,
gönülden geldiği gibi yapılsın.
El açılsın, ‘ALLAH’ım!’ denilsin,
kendinden geçilsin.
‘Acaba hata mı var?’ denilmesin.
Hata gönülde olmasın.
Elde-dilde olan, affa uğrar,
gönülde olan asla.

Tarikata girip, kula kul olursan;
günaha girersin.
Tarikat kurulmasından maksat,
ALLAH’ımın yolunu anmak,
sohbete dalmaktır;
kula kul olmak değil.
Kul kuldan üstün olamaz.

21
Gelmiş göçmüş cümle RUHLAR,
cumayı dünya kulu ile beraber geçirir.
Cumanın bayram dendiği, bundandır.
İbadetin cuma günü oluşu, bundandır.
İbadetten maksat,
cuma gününün ayrı gün gibi gösterdiği.

12
(Namazı) ‘Kılamadım’ diyen,
borcundan ezilende;
borcunu yarıya indirir,
ALLAH’ımın AFFI’na mazhar kılar.
MELEKLER, kılamadığın namazı kılar,
kılmadığını değil.

25
Bayram niye kutlanır? Kulun günü aydınlanır.
Verilen, kulun mümin gönlünün ölçüsüdür.
‘Nedir?’ derseniz; kul kulun nasibini paylaşır,
bu paylaşma kutlanır.
Kurban bayramı, ramazan bayramı.
Kurbanı kim keser?
Nasibi bol olan, kıt olanla paylaşır.
Zengin fakir, genç ihtiyar halleşir,
gönülle helalleşir.

6
Namaz borcun.
ALLAH’ımdan İZİN alırsın,
borcunu vazife neticesinde ödersin.
Vazifenden kalıp,
namaza kendini vermedikçe;
kılmaktan uzak kalmak, daha iyi değil mi?
Çünkü hem vazife yarım, hem namaz yetersiz.
Çünkü namaz, sende değil, sen namazda.
‘Borcumu ödeyim,
çabucak üstünü örteyim’ dersen,
ikisi de yarım kalır.
Ne biri, ne öbürü yerini bulur.

9 mayıs
Ahiret ne el bağlayanın, ne diz bükenindir.
Ahiret gönülden ‘ALLAH’ım’ diyenindir.
El bağlamak, diz bükmek, bedenin selameti;
gönlünü ALLAH’ıma açmak,
CAN’ının selametidir.
Borcunu ödersen, gönlünü açarsan;
hem bedenini,
hem gönlünü selamete götürmüş olursun.

23
Sadaka, ganimet değildir;
versen de olur, vermesen de.
Nimetten de ganimetten de üstün olan,
tatlı söz vardır; gönül alır, kulu kazandırır.
Elle tutulmaz, gözle görülmez;
ne var ki, tatlı sözün verdiğini
doksan dokuz vakit namaz vermez.
Namaz, ibadet kulundur; kul, yolundur.
ALLAH’ım; iyi-kötü, güzel-çirkin,
her kulunda sarılır.
İbadet eden kul da, ALLAH’ına sığınır.
Kul vardır, sadece gönülle sarılır;
kul vardır, hem gönülle hem bedenle sarılır.
Ne var ki, namazı korkudan değil,
AŞK’tan kılmış olsun.

9
Zikir ölçü ile olamaz, çerçeveye giremez.

17
Camiye, bina diye değil;
yumağımın suyuna paklık versin,
RUH’um yıkansın diye girilsin.
Kula üzüntü verip ibadete sığınmak,
seni paklamaz.

27
ALLAH’ımın nasibi çok boldur,
nereden geleceği bilinmez.
ALLAH’ım ibadet etmeyene dahi
sevap kapısı açar ki,
ibadetin noksanını örter.

8-2
Namaz, bedenin bütün azaları ile kılınır.

16
Her ALLAH’ımı anış, ibadetin ta kendisidir.
İbadeti borç için yaparsan, borcunu siler.
İbadetini ‘ALLAH’ım!’ der yaparsan;
AŞK ile coşarsın, varmaya kapı açılır.
Açılan kapı, kapanmayandır.
Çünkü ALLAH’ımın kapısı,
hiçbir kuluna kapalı değildir;
meğer ki kulun gönül kapısı açık olsun.

22
Namaz sorulur, ‘Vakti?’ denir.
Namazı vakitte kılarsan,
sevabı büyük olur.
Açayım. ‘Kılarım’ dediğinde,
sözü uzatmış olursun.
O saate kalacağını ne bilirsin?
Bağırarak kıldığın namaz,
sergiye konan satılık mal gibidir.
Defterin dolması değil,
gönüllerde kalmasıdır önemli.

4-2
Namazı, ‘Borcum’ diye kılarsın,
borcunu ödemiş olursun.
AŞK ile kılarsan, NURU’na varmış olursun.
Yalın dilin ne ise, gönül onu söylesin.
Namaz emredildiğince,
KUR’AN’da yazıldığıncadır.
Niyaz, yalın dilincedir

5
açan çiçeği el ile okşarsak, ibadete sayarız.

5 aralık
İbadet, yuvanda da olur, dileğince anılır.
Gönül almak, kuluna sevgi göstermek;
ziyaretine gittiğin zatı da memnun eder,
en büyük ibadet odur.

26
HAZRETİ İSMAİL der ki:
“Koyun ile kuzudan, dağıttığın fakirden;
aldığın dua kalır dünyadan.
Ne sırattan geçirir, ne göçünde götürür.
Gönlünü ferahlatır, dualar hafifletir.
Yediğince yedir, içtiğince götür.
Sırtına vurduğun katır, seni de beni de taşır.”

2 şubat
‘Aşure kaynatayım’ dersen; meydanı kuluna göre,
kazanı koluna göre seç, harcını gücüne göre.
Harcın azaldı ise, meydandan uzak dur.
Yuvan da gücüncedir, gösteri yapman hatalı olur.
‘Meydan’ dedik, açık yeri söyledik.
Günümde aşure meydanda kaynatılır,
her görene verilirdi.
Verecek gücü olana göre, meydanda dururdu.
Kimi köy meydanında, kimi mahalle meydanında,
kimi bahçesinde, kimi yuvanın ocağında.
Mahallede kaynar ise,
başka mahalleden gelen olmaz.
O mahallenin hakkına göz koymaz.
Köy meydanında kaynayan kazana,
bütün köy davetli sayılır. Tasını alan gelir.
Aymakta olanın, kaymağa niyeti olmaz.
Aşureyi açtık, güzel olay dedik.

16
Namaz ile değil, niyaz ile varılır

25
Orucu da namazı da,
sadece ALLAH’ım için kılınız ve tutunuz.
Kurbandan, zekattan ne bekledi isen;
aşureden de onu bekle.

27
Mevlüt’ten ziyade KUR’AN okunsun.

17
ALLAH’ım O’nu bilene verir, O’nu bileni görür,
O’nu seveni sever,
O’nun yarattığını seveni kendini sevenden çok sever. Çünkü en büyük ibadet sevmektir.
Namaz-oruç, O’nu sevenlerin borcudur.
Dolayısıyla kendi kendini sevenlerin ibadetidir.
Namaz ile oruç ile, cümleyi de seversen;
MELEKLERİ’ne eşit olursun.

20
İbadet; senin bildiğindir, kitabında okuduğundur.
KUR’AN ibadeti verir.
Ondan başka ibadet şekli yoktur.

27
Secdeden maksat hürmettir,
secdeden maksat sevmektir,
O’nun ile bir olmaktır,
O’nda kül olmaktır.
Secde odur.

29
Dualar gönüllerde olmalı,
beden ibadete uymalı.
‘Borcunu ödeme’ denir mi?
Kolaylık gösterilende,
sevabı sana da gelir.

Mürşidin sözüne sohbetine katılın,
ibadetine değil.

YUNUS’um der ki:
“Yolunu alan, ilmine erendir;
ilmine eren, bedeni sıyırandır.
Bedeni sıyıranda ibadet, gönülde kalır.”

28
Ağaçlarda ibadet görülse, kulun gönlü erirdi.
Kuşların niyazını duysaydı, bedeni kururdu.
Deryadaki balıkların çağrısını duysaydı;
AŞK’ından ölür, gene ölürdü.
ALLAH’ım onun için,
hiçbir yaratığına öbürünün ibadetini bildirmedi.
KENDİ SIRRI’nı KENDİ’nde sakladı.

11
aşure, PEYGAMBER EFENDİMİZ’in aşıdır.
Her PİR o’nun yoldaşıdır.
Kaynayan kazanda, cümlesinin himmeti vardır.
Çünkü cümlesinde, PEYGAMBERİ’nin şefaati vardır.

17
İbadet; beş vakit namaz ve oruçla bitseydi,
dünyanın saati kısalırdı.
İbadet; kulun her anı, her dakikasıdır.
Gördüğün çiçeği, sevdiğin böceği;
‘O’ndandır’ dediğin  an, senin tespihindir.
‘Esen yel, taşan sel;
Ondandır’ dediğin an, senin rükûndur.
YUNUS

23
‘Camiye gideyim mi, namaza durayım mı?’ dersen, ALLAH’ıma varabildiğince derim.
Çünkü ALLAH’ım ne yapıda ne kapıda;
gönlündedir.
 
13
Mescitte, namazın gönül ile kılınanı makbuldür.
KABE’yi tavaf etsen
namazda hatanı sildiremezsin.
‘HATA nedir?’ denirse,
kulun hayretine düşen namazdır.

3
Namazın sünnetini kılar,
RESULÜ’ne hediye edersin, neden?
Onun cümleye dağıtacağını,
sizleri onlarla karşılayacağını bildiğiniz için.

11
Haccın farz olduğu, İslam’ın şartlarından elbet.
Ne var ki şartları derken, hudut dahi çizilmiştir. ‘Gidemedim’ diye üzülen,
sofrasında aşsız katığı olana yardımcı olsa;
gidişten çok sevap almış olur.

Camiyi bina eden mi,
yoksa orada gönlünü açan mı mümin kuldur?
Elbet gönlünü açan.
Camiyi bina eden, sahibidir.

İbadet borcundur, sevgi harcındır.
Sevgin bol olsun, borcun HAKK’a ödensin.
Sevgisiz borç, mezat malına benzer.

5
namazın olumunu verelim.
Mana dileğin oldukta,
gönlünce ibadette varolursun.
Beden borcunu, gönül varlığın ile nasıl ödersin?
ALLAH’ımın EMRİ, kulunun borcudur.
Aldığın şekeri, pirinç ile ödeyemezsin.
Borcunu dileyen öder, ödemeyen borçlu gider.
Hesabını, ne sen ne ben diyemeyiz.

2 eylül
Secde kulun ahıdır, rüku vahıdır.
Dönüşü, secde-rükudan gelişidir. ‘Nasıl?’ denilir. Secde-rüku, O’nadır; dönüş, O’nun ile oluştur.
Semadan maksat, alış-verişi gönüle katıştır.
Aldığını gönüle aktar.
Gönülde durmasın.
Bir elden gelsin, gönüle girsin,
öbür elden versin.
Çağıranı değil, cümleyi görsün.

13
Oruç ne bedene, ne gidene, ne de VEREN’edir.
Oruç, elekten süzülendir.
‘Açık olsun’ denir.
Oruçtan maksat, açlık değil tokluktur.
Tokluktan maksat, yokluktur.
Aç açı neden düşünür?
Tokluğu özlediğinden. Nasıl?
Aç yokluğu bilir, tok çokluğu.
Onun için, ikisi bir olamaz.
Aç olacaksın ki, açı bilesin.
Aç kalacaksın ki, açı doyurasın.
‘Varlık yokluğu siler’ denirse de,
hiçliği asla silmez.

29 temmuz
'Oruç olayım, sofrayı bekleyim.' diyen
orucunu kendi için tutar.

15
'Kandil', 'Ramazan', 'Bayram'
dünyayadır bilinsin.
Dünyaya gelişe bayram diyen dünyadadır.
HAK KATI'na vasıl olan,
namaz niyaz yerinde elbet.
ALİ

13
Alıştır, veriştir, paylaştır.
Üç ayın özünü verdik.
YUNUS

19
Namaz, Müslüman kullarına RESULÜ ile verilir.
Gerektiği değil, şartıdır!

30
Dizin yere gelmesi;
Kulun kainattaki her zerre ile
Birliğe ermesidir.
Namazdan da
niyazdan da,
kendini bilmeden
alacağın olmaz.

6 ekim
Dizden bükemediğin bilinir,
göz ile dahi namaz kılınır.

10
Namaz niyaz, kuluna,
gönülden aldığı güzele inandı ise gölgeyi siler;
her olay, sanmayın güzeli böler.
HACI BEKTAŞ

14
Namaz niyaz satılık eşya değildir, serası olsun
VEYSEL

14-1
“İnce aldım bezini, beyaz dedim tacını;
saydığım anda buldum, gönlümdeki haccımı.”
dedi, BEHLÜL’üm

Bayram seyran hevestir, namaz oruç nefestir.
RUH’unun nefesi.
KAYGUSUZ

17
“AKŞAM; gerçeğin örtüsüdür.
YATSI; bilincin dürtüsüdür.
SABAH; aklının tartısıdır.
ÖĞLE; sevginin tezgahı.
İKİNDİ; görgünün girizgahı.”
dedi, HAMZA DOST