![]() Ahirete hazırlık, manayı bilmekle olur. Madde, kulu dünyaya bağlar. ![]() mananın güzelliklerini görmenizi dilerim. Mana; mümin kulun gönül gözünün gördükleridir, hakikat alemidir. ![]() Mana, gönül gözünün gördüğü alem. ![]() ‘ALLAH'ın verdiği ömür yumak düğümsüz olsa?’ dersiniz. Herkesin kaderine ne yumak düştü ise, onu sarar. Manayı düşünen bulur, maddeyi düşünen alır; ALLAH gönüle göre verir. ![]() Mananın gölgesi, kulun mertebesine göre. Mertebesi yükseldikçe, gölge netleşir. ![]() Manaya namert bakmaz, çünkü ağız yolu telli. YUNUS ![]() Manayı vazife bil ![]() Mana alemini dize getirmek, kulun elinde değil. Mana madde ile değişmez. ![]() Manasız olandan kaç. ‘Manasız olan nedir?’ dedin. Manasız olan, bünyeye fazla gelendir. Mana, verdiği kadar alınan güzeldir. ![]() ALLAH’ıma şükür et ki, manayı seçesin. ![]() Manasını bilenle, maddeye düşenin yeri ayrılır. ![]() Manayı sana vereyim, geçer misin dünyadan? Ya. Elimde mi vereyim? ![]() gönülü manadan çekme. ![]() Manayı bulan, maddeyi seçer. ![]() maddeyi dilediğine manayı dileyene verir. Denilir ki, ‘Çalışan?’ Elbet çalışan kulunu sever, ama her çalışana verir mi? Madde için çalışanı dedim. Manayı çözmeye çalışsın. Ne var ki, bildiğince değil, uyduğunca. ![]() Manayı ALLAH’ımdan dile, mürşidi ayağına gönderir. ![]() Manayı silen, madde üzerinde durandan söz etmek yersiz. ![]() Manayı; dilediğince değil, gördüğünce bil. ![]() Manayı dileyen; maddeyi silmesin, ‘Dünyadan geçeyim’ demesin. Dünya, yaşanmaya; mana, varılmaya. ![]() Manayı bilen, dünyanın tozundan şikayetçi olmaz, dilinden şikayet duyulmaz. ![]() Kulunu nerden sevindirir, bilinmez. Terazide iki göz, biri mana biri madde. Kimi kul manada kazanır, kimi maddede. Kimi ikisini ortalar, gücün yetince. Gücünce yardım edersin. ![]() Manayı bilmek için, öteye geçmek için; VARLIĞI’nı duymak gereklidir. VARLIĞI’nı duymak için, olaylara uymak gereklidir. ![]() ALLAH’ımın İZNİ ile, manayı her arayan bulur. Ne şeyh olmak, ne taç giymek gereklidir; gönülden aramak yeter. ![]() Manayı bulan, dünyayı huzur ile geçirir. ![]() Madde mana ile çözülmez. ![]() Denizde dalga gördüğünde şaşarsın, suyu çoğaldı sanırsın. Halbuki ne eksilir, ne artar. Sadece öfke ile, birbirini kovalar; sahilde son bulur, kumda sükuna varır. Kula da huzur verecek, sahile attığın adımdır. Sahilden maksat, dünya hali değil, mana halidir. Kul sahili buldu mu? Kumu eline aldı mı? Manayı madde ile çarpmayın. Sahile inmek, maddenin ötesine geçmektir. Kumu eline almak, ‘Manayı seçtim.’ demektir. ![]() Manada güzellik, VEREN’in; maddede güzellik, görenindir. Manayı görmek, ölmeden ölmekle olur. Maddede güzeli görmek, O’nu bilmekle olur. ![]() ‘Hayırdır.’ dedik, manayı çözdük. Gönülden çıkmayan, manayı açar. Manada hakikat, olanın en güzelini seçer. Her olay geçer, kayguyu gelecek güzel olay örter. Örtüleni açma, toprağını deşme, manadan geçme. ![]() Manayı açmak AŞKI’na düşenin sırrıdır. ‘CANAN’ diyen her kul; CAN’dan geçendir, ‘CANAN’ı ile CAN’ı BİR olduk’ diyendir. ![]() Manayı gönül ile, maddeyi düzen ile bulduk. AHMET ER RUFAİ ![]() Güğüm susuz kalmaz, güğüme göldeki su girmez; manada mantık aranmaz, düşene yol sorulmaz. Neden? Yolu bileydi kendi düşmezdi de ondan. ![]() Manayı dileyene, maddeyi dilediğine verir. Mana dilenirse, her kapı açılır. Madde verilirse, her kapı açıktır. ![]() Manayı açmak, maddeyi geçmekte bilinir. ![]() Gece ve gündüz, dünyaya mahsustur kainata değil. Dünya kendi gölgesinden gölgeyi bulur. Kainatın gölgesi yoktur. Kainat ışığını güneşten değil, YÜCE’den alır, O’nun NURU ile aydınlanır. Dünya maddeyi, kainat manayı besler. Kainat ALLAH’ımın “OL!” dediği, her YARATTIĞI’dır. Madde olan her şeyde gölge mevcuttur. Gölgesizlik manaya mahsustur. Çünkü ALLAH’ımın gölgesi yoktur. O’nun sadece NURU vardır. ![]() İlmin maddesi, manaya dayanır. Maddenin son ucu, manada çözüm olur. Onun için ilmin, maddesi-manası yoktur. İlmin beşiği madde, döşeği manadır. ![]() Düşünce manayı dağıtır. Çünkü mana, düşünceye girmez. Çünkü mana, hakikattir. ![]() ‘Karnım doydu şükür’ diyen, cümle için şükretmelidir. ‘Ben doydum, ya aç kalan?’ demeyin. Madde doyurmaz. Yaşadığın müddetçe yersin, yine doymazsın. Her tok yattığın gecenin sabahı, aç kalkarsın. Halbuki mana öyle değildir. ‘Manaya doyulur mu?’ derseniz, işte ayrılık odur. Maddede doyarsın, manaya doyamazsın. Her an açsın. Açlığını bildiğin müddetçe, doymaya çalışırsın. Bir an gelir, açlığını da unutursun. ![]() Manayı açmak, her kula elbet nasip olmaz. Nasiplenen kul, ‘ALLAH’ım!’ desin, şükre varsın. ![]() Mananın ücreti, niyazdır. Çilenin mana ile ilgisi, yoldan çıkmış kulunadır. Yolunda isen, ‘O’ndan hayır olmayan gelmez’ dersin. ![]() Madde göz ile, mana gönül ile ölçülür. ![]() Mümin olan bilir, MÜRŞİD-İ KAMİL yolu bilendir, dileyene verendir. MÜRŞİD-İ mümin, ‘Yolum nedir?’ diyendir, bilene sorandır. Yolumuzu vermeye geldik, gönülleri hoş gördük, mor rengi örtü yaptık, manayı kullarına gerektiği kadar açtık. ![]() Manayı bilmeyen uymaz, almayan duymaz, silmeyen dünyayı gülmez. ‘Manayı bilmenin yeri nedir?’ derseniz; maddeyi silmek, olana uymak. Maddeyi silmek, her şeyden elini çekmek değildir. Yerli yerince, kulun gönlünce, ALLAH’ımın EMRİ’nce olan her hal; manaya adımdır. ![]() Manayı, madde ile değişmeyiz OMAR ![]() Manayı yol bilen, maddeden gelene uyandır. ![]() Madde manayı açar. Maddede şüpheye düşersen, mana senden kaçar. ![]() Mana dileğin oldukta, gönlünce ibadette varolursun. ibadetin kadar sevgin de bol olsun, mana sana sevgin ile gülsün. ![]() Maddenin değeri gününde bilinir, geçende unutulur. Mana; her geçen gün, daha geniş yer alır. Onun için; mana ile hemhal olunuz, selameti orada bulunuz. Maddenin yazısı oradan, mananın sözü buradan. ![]() Mananın bileti gönüldedir, sanmayın ömürdedir. ![]() Bilen manayı tarar, bilmeyen maddeden arar. ![]() Kaygıyı, O'nu bilmeyende ara! Dara, mana girmez ![]() Bilim manayı, ilim maddeyi söyler. ![]() 'Gönül kapın açık!' dedik. Ne var ki, açtığın kapıdan önce kainatı al, olduğu gibi sev, manaya öyle gel! 'Gel!' demekten maksat; 'Olduğun gibi uy!' demektir. Önce madde ile, sonra mana ile hemhal olasın, olduğun ile dolasın ![]() Aya varılmıştır, adım atılmıştır. Öyle ise, maddedir, olumum manadır. Güzellik, manaya yapıdır, manadan kapıdır. ![]() Madde ile mana kulunu oluşturur. ![]() Manevi ferahlık, maddi aydınlığı getirir. Manen olgun kulunun; maddede bulacağı, huzur ile dolacağı açıktır. ![]() Her madde mananın simgesidir ![]() Var olan her şey manadır. ![]() Altın manayı, gümüş maddeyi verir. ALİ Manayı dilesin, maddede gerçeği görsün. ![]() Mana binası mana ile donatılır. ALİ ![]() manayı dilemek, uymak ile olur. ![]() Mana, maddeyi silersen gölgesiz kalır. Maddeyi silmek, vergiden kaçmak değildir. ![]() Mana eşittir, kullar çeşittir MERYEM ![]() Mana her yerde vardır. Madde, yerine göre derde devadır. ![]() Yedi kat gök, mana; yedi kat yer, madde. YAHYA ![]() "...mana madde gönülde birleşir." dedi, KAYGUSUZ ![]() madde ile düşünürsen, manaya dönüştürürsün. ![]() manayı kendin gönül yapında bulursun. YUNUS ![]() Mana, her kulunun içindedir; ne var ki, her kulu mananın içinde değildir. ![]() İki ipi bir düzene koyarsan, doğruyu bulursun; iki ipi ayrı-ayrı koyarsan, iki yönde kalırsın; ne birinde, ne öbüründe gerçeği göremezsin. Madde ile mana. EYYÜB ![]() Manayı gönülden gönüle aktarırız HAMZA DOST ![]() Akıl, var olana, mana bilgisinin arayıcısı olmasını, mantığına uymayanı uzak tutmasını bildirir. YUNUS ![]() "...Doğudan Batıya her zerre, kulunu bütünler; gayreti, aklınla gönlünü birlemekte göster. O zaman, sen ben silinir, mana ile madde birlenir. Mana, madde ile bütünlendiği anda; geçici olan değil, gerçekçi olandansın. Madde denilen, para ile pul değil, bedenindir; aklın, gönlünü güdenindir. Aynı ölçüye alırsan aklın ile gönlünü, dünyada kıyamete kadar sürdürürsün ömrünü." dedi HAMZA DOST. |