Uymak
13-1
Her yolun yolcusu bir olmaz.
Çamurlu yolda gidene uymak,
çamura bulanmaktır.
YUNUS

28
Yanındaki küçük adım atarsa,
sana uymaya bakarsa yorulur.
Kendini yanındakine uydur.
OMAR

25
Aymak, uymakla olur;
ayak bedeni sürür, akıldan ayak yürür.

5
Halini bilen ne demektir bilir misiniz?
Olana aynen uyan, adapte olan.

14
Uymayış, verileni duymayıştır.

Uymayı bilirsen, duymayı öğrenirsin.

21
Huzur uymakta, görmekte değil.
Dünyaya gelen hiçbir kul,
tam uymayı bulamamıştır.
Dünyaya gelmiş olduğum vakıa değil midir?
Vakıa olan her olay aynıdır.
Sen-ben yok.
Ben de tam uymadım.

Manayı bilmek için, öteye geçmek için;
VARLIĞI’nı duymak gereklidir.
VARLIĞI’nı duymak için,
olaylara uymak gereklidir.

22-1
Olmayandan değil, uymayandan korkunuz.
Ham meyve yenmez, olgun meyve kalmaz;
yerden aldığın, gökyüzüne dönmez.
Yerden gelen yerindir, YÜCE’den gelen senindir.
Bedene değil, gönüle adapte olunuz,
bedeni gönüle uydurunuz.

30
‘Her olay, ALLAH’ımdan cezadır.’ denilmez.
Ceza dahi olsa, senin hayrın için verilir.
Nasıl ki ana baba, çocuğunun terbiyesi için
hatasında cezalandırırsa,
ALLAH’ım da kulunun taşlı yolunu düzeltsin diye
önüne maniler koyar.
Kulun gönlü açık ise, olana uyar.

22
Aymak nedir, uymaktır;
uymak nedir, bilmektir;
bilmek nedir, görmektir;
görmek nedir, VERDİĞİ’ni sorusuz almak,
‘VERDİ ise, hayırdır’ demektir.
Çünkü hayır olmayan, O’ndan gelmez.
Kul kulu O’ndan çok sevmez.
Ciğerparem yavrum dediğin dahi,
sana beden ile bağlıdır.
Beden kalktıkta, sen de yavrun da
O’sunuz.

18
Uymuyor dediğine sen uy.

20
Güzellik uymadadır

15
Sen ne dersen de, hazırladığın ne olursa olsun;
bil ki ALLAH’ımın dediğine uyacaksın.

Güzellik, olana uymaktır.

14
Hal ehli nedir? ‘Her olana uydu.’ denendir.
Yalnız ‘Uydu.’ denen, senden-benden değil,
YÜCE’den gelen KARAR’dır.
Hal ehli odur ki;
ne geçmişi anar, ne gelecekten umar.
Halde hali yaşar.

19
Mümin olan bilir, olaylara uyar.
Uymayan, ‘Olayları ben düzeltirim.’ diyen,
YM her olayı, karşısında düğümlü görür.

26
huyun en güzeli uymaktır.
OSMAN

20 haziran
Uymak sabretmektir, verdiğini hayır bilmektir.

13
‘Bildim.’ diyen nereden öğrenir?
‘Bildim.’ demek için, uymak gerekir.
Uyduğunu ancak verebilir.
Senin uyamadığını vermen,
susuz değirmeni döndürmeye benzer.
YUNUS

23
Yasamız; olana uymayı öğretir,
kaderi bilmeyi öğretir.
‘Kader bilinir mi?’ derseniz,
YAZAN BİLİR.
O’na uydukta,
 ‘Ne YAZDI ise, EYVALLAH’ denilir.
Demek kader, EYVALLAH’tır.
Bunu deyince, kaderi bilmiş olmaz mıyız?

26
Yaşamak nedir?
‘Nefes.’ derseniz,
‘Her nefes alanın yaşadığı şüphelidir.’ derim.
Çünkü yaşamak, bilmektir.
Ancak, bilen yaşar,
Bilmeyen ağaçtan farksızdır.
Bilen, O’ndan gelene uyandır;
‘O YAZDI ise, en güzel.’ diyendir;
yediği kuru ekmek olsa, ‘EYVALLAH.’ diyendir.
Yenmeyi değil, sevmeyi bilenin,
yenilse dahi elini verendir.

1 aralık
Kaderin yazısı O’nda, uymak kuldadır.
ALLAH’ım kulunu uydurur,
ne var ki ‘Uymayım.’ diyene,
yolunu buldurur.
‘Nasıl buldurur?’ derseniz,
türlü dersler verdirir.
Uyandan olalım, dersin kolayını bulalım.
NUMAN der ki:
“Dinde aranan, gönle konulandır.
Çevreye uymayı, elbet bilmeli;
sözde arananı, gönülden demeli.
‘CAN’ım.’ dedikte;
CANAN’a uymalı, bedeni silmeli,
dünyayı bölmeli.”

25
Yeniye gidişi KUR’AN’ın vermedi mi?
Yorulmayı bilmedik, yazana vermedik.
Aydın olsa, dünya hali uysa;
sözünden derdiniz, ilminden bilirdiniz.
Demek ki YARATAN, bilene değil uyana verir,
‘Uyayım.’ diyenlere iletir.

Sevenin sevgisinde kainat vardır.
Kainat O’nundur.
Bilen O’nadır.
Seven O’ndandır.
Demek ki sevende O vardır.
Uymak, kulluktur.
Sevmek, kulluğun ötesinde.
Ne var ki, uymadan sevemezsin,
sevdikte uymayı silemezsin.
‘Yerimiz nedir?’ diye düşünmeyelim.
‘Nerde olursak olalım, O’nun ileyiz.’ diyelim.
 O zaman uymuş, ölçüsüz sevmiş oluruz.

12
Talebin olduğu yerde,
olaylar gelişmekten uzak kalır.
‘Neden?’ denir.
YAZAN’a uyarsan, talep niye?

13
Varmayı dilersen, uymaya çalış.

9-2
Gerçeği; bulmadan alamazsın,
uymadan çözemezsin,
eline gelse gene de bilemezsin.

12
YUNUS’um der ki:
“Olanı sildim, olmayanı ateşe koydum pişirdim.
Duman oldu yürüdü, yanan elde acısı kaldı.
Olanı aldım pişirdim, aş oldu kotardım.
En güzelini, olana uymakta buldum...”

9
HAZRETİ OMAR der ki:
“ ‘Uydum.’ diyenin,
sözüne değil ameline göz atınız.
Uymadı derseniz, uygununu anlatınız.
Gene uymazsa, kılıca el atınız.
‘YA ALLAH!’ deyip uzatınız.
Rast geldikte HAKK’ın ELİ’dir.
‘Gelmedi.’ dersen, elini indirirsin.
‘Adalet ortada.’ dersin.
Çünkü kararı verecek O’dur.
Verdiğini alacak O’dur.
Düzene uyduracak da O’dur.
Bilmeyene bildirecek de O’dur.
Bin düşmanım olsa da;
ALLAH’ıma dayandı isem sırtımı,
kimse gelip alamaz pırtımı.”

19
ALLAH’ımın EMRİ’dir.
Ananın yeri birdir, bilmeyen kördür.
Uyanın yolu, PİR olmaktır sonu.

17
Meyhane sana vermez, sen meyhaneye ver.
Vermek; O’na uymaktır, haline uydurmaktır.
Uyumak, yerini almamışadır.

22
Bilenin uymadığı, bilmediğini gösterir.
Bilmek ‘Bilirim.’ demek değildir.

6 aralık
Asmaya göz attı isen, güzeli orda gördü isen;
sevmeyi öğrendin derim.
‘Neye?’ dendi.
Asma, sevginin sembolüdür.
 Yanılma yok!
Asma yapraktan alır, meyhaneye kadar götürür, meyhaneden sonsuz sevgiye kapı açılır,
her güzel orada buluşur.
‘Nasıl?’ dersen, gönül güzel görmeye alışır.
Meyhane, oluşun sembolüdür.
Cenk nerde başlar, nerde biter?
Olumun; söz aldıkta başlar, sözü silişte biter.
 ‘Sözü siliş nedir?’ dendi.
Sözü siliş, biliştedir; biliş, uyuştadır.
Uyanın söze ihtiyacı kalır mı?

30
‘Kader.’ deyip uyandan,
YAR ile bağ kurandan,
derdest olup dürenden;
söz edilmez.
Kadere saygı duymazsan,
YAZDIĞI’na uymazsan;
gezer durur, arar sorarsın.
Netice elbet değişmez.
Uyan, huzura varır.
Soran, ararsa bulur elbet.
Ne var ki, ‘Güçlük.’ der kadere küfreder.

31
Suyun akışına uyan, kendini deryaya koyandır.

20 kasım
Nimetini VEREN bilir,
her yarattığını nasibi ile gönderir.
Deve yükünü alır, merkep yolunu bilir,
kuşlar yolunu verir, güneş vaktini görür.
Sen, bilsen bilmesen;
YAZANIN HÜKMÜ, kainatta ayan beyan görülür.
Uy ki göresin.

30 ocak
Selamet 'ALLAH'ım SEN'den.' diyendedir.

23
OMAR der ki:
"Ters geleni, karşındakine göre ölçersen,
düz görürsün."

7 mayıs
Güle sorsan derdin var mı?
Doyumsuzluk der.
Ya dikenin nedir dersen, uyumsuzluk der.
'Uyumsuzluk VEREN'den mi?' dersen,
'Asla! Yerenden.' der.

29 temmuz
Orman görülse, 'Ne güzel!..' denilse,
'Yaprağı döküldükte?..' denir.
Gördüğüne uy, umduğuna değil.
Ormana güzel demeyen,
olanı silmeye çalışandır.
Yaprağının döküleceğini bahane eder.

5 ağustos
Her dal köküne bağlıdır.
Ne var ki, her dalında verimi bir değildir.
Hata dalda mı, ağaçta mı, kökte mi, toprakta mı?
Toprak verdi ise ağaç alır.
Dalın alma gücü uyumuna göredir.
‘Uyumu nasıl?’ derseniz,
güneşe baktığı yerdir.

1 ekim
Doyumsuzluk, kainatın taşıdır.
Uyumsuzluk kulun yanlış anlayışı.

11
'Uyuyan nedir?' dendi.
Oymayı bilenin oymadığıdır,
VAROLAN'a uymadığıdır.

31
Hayırda olduğumuz,
gerçekte bulduğumuzdur.
'Göreceğim mi yüceltir,
yüceldiğim mi gördürür?' denilir.
Kul gördükçe, gördüğüne uydukça yücelir.

8
Uymakta güzellik, bilmekte özellik vardır.

11-1
 Sorumsuz olan her kul, uyumsuzdur!
Sorumluluk uyuma götürür.
Uyum, her kötü denileni yatırır.

21-1
Doyum niyet ile geçerli değildir, uyum ile.
Uymayı deneyen her kulun gün-gün görüşü açılır,
öylece bilişte değeri seçilir.

26
Doyum alanındır, uyum bilenindir.

2
Katık aldım yiyene, ekmek var mı diyene,
sağdan soldan gelene, eğil cümle dileyene.
Sabır taştı demeden, fakir aşı yemeden,
sevdim dersen; uydun derim.
YUNUS

9
Uymayı; sözden, ÖZ'den, halden veriniz.

30
Doyum uyumdadır, uyum suyundadır,
denmesin soyundadır.
ÇELEBİ

27
'Bunalım nasıl olur?
Kul kendini nasıl bulur?' denildi:
Mantığın ile bilgini değerlendiremezsen,
bunalım sanadır.
Yapıyı çözmeye değil, uymaya çalışmak gereklidir.
Kömürü ondan verdik, yapının temelini gösterdik.
(Yapıdan murat nedir DEDE’ciğim?
Kainatın yapısı mı kulun yapısı mı?)

Kainatın yapısı kul içindir,
kulun yapısı kainatın içindedir.

21
"Umduğum gün, bu gündür;
uyduğum gün, her gündür."
dedi, MERYEM

9 temmuz
Yaprağı dökülmeden gör,
meyveyi duyanın dediği gibi al.
'Duyanın dediği nedir?' dendi:
Meyve ermeden yenmez,
ereni bilmeyen görmez.
Gözünü açan, gönlünü duyana verir.
Duyan her hal ile uyandır, ereni bilendir,
bilen hatalardan uzak kalandır.

16
'Güzel.' dedik her güne,
'Güzel.' dedik her yöne,
'Selam!' dedik her cana.
Günün güzelliği
yorumda değil, uyumdadır.

23
Her kademeye bilgi ölçüsünde değil,
bildiğine uyduğu ölçüde geçilir.
Bilen bilmeyenin sorumluluğunu da alır.
Amma, uymayanın sorumluluğu kendisine aittir. Dayanırsan köksüz dala, dal ile düşersin,
 'Ne oldu' der şaşarsın.

5
Kendimiz huyumuzu biliriz,
kendimiz yolumuzu buluruz,
cümlemiz birbirimizi severiz,
öylece olaylara uyarız.

19
Uyum, güzelliğin aynasıdır.

8-2
Uyum yerinde ise, doyum da gereklidir.
Doyum olmayan yerde, uyumun etkisi yoktur.
Uyum aş ise, doyum sudur.
Sofraya su alamadan oturamazsın.
 
16
"Geldim bülbül sesine,
dedim 'Ver nefesine,
uyma sakın nefsine,
cefa etme kafesine."
dedi, YUNUS'um sözü aldı:
"Aldım geldim severek,
'Kader.' dedim gülerek,
kahrı benliğimden silerek.
Olmuşa uydum, uyana sevindim..."

27
Düzende YAZILAN’a uymak gereklidir
kazılana değil.
(Kazılandan maksat nedir?)
YAZILAN, düzendir;
kazılan, düzeni bildiğince kurayım diyen.
Boş tarlayı kazmaya çalışmaya benzer.
Ekilecek toprak kazılır, elenir, bellenir.

30
Az ile çoğu bildiren HAK’tır,
‘HAKK’a uydum!’ diyenin yüreği paktır.
HAMZA

“...Gördüm bildiğim kadar,
sevdim olduğum kadar,
buldum uyduğum kadar.”
dedi, HAMZA yürüdü. HAMZA DOST.

10
Günlerin en güzeli, kulunun kendini bulduğu gündür; yolların en güzeli, kulunun uyduğu gündür.

28
ALLAH’ımdan gelene EYVALLAH dediğimiz gün,
düzene uyduğumuz gündür.

28-2
BEHLÜL sözü aldı:
“Kuyuya dalsam göremem,
açıkta kalsam duvarı öremem;
bildiğim kadar uyarım,
bilmeyeni saramam.
El üstünde taş varsa atarsın,
serginde kumaş varsa satarsın,
bilginde ALLAH’ım varsa uyarsın...”

3
Kulun görevi, ‘Yazılana uydum.’ demek,
huzura öyle varmaktır.

24-1
“ ‘Ya günümüz aydın mı,
ya gönlümüz açık mı?’ diye-diye gezindik,
ağalardan beylerden güzel neymiş sezindik.
Her öğünde doyarsak, her olaya uyarsak,
HAK ADI’nı duyarsak;
‘Kulun olduk!’ diyeceğiz,
ER lokmasını tatlı yiyeceğiz.”
dedi, YAHYA EFENDİ

21-1
Her güzellik, dileyen ile başlar.
Selam olsun,
cümlenizde RESULÜ’nün Selamı kalsın!
Geldik alalım, güldük bilelim,
yaratıldık sevelim;
olumlu olumsuz gördüğümüze,
O’ndan diye uyalım!

8
HAMZA DOST selam ile geldi:
“Dirlikte olmayana,
RESULÜ’nün niyazı olmaz mı?’ denilir.
RESULÜ’nün niyazı her kulunadır;
dirlikte olan duyar, duyan uyar.
Şarkı söyleyeni, dinlersen duyarsın;
gürültü edersen duyabilir misin,
güzelliğini bulabilir misin?...”

19
Eken biçer, bilen seçer;
   uyan, kademe-kademe geçer.

12
Duvara yön veremezsin örüldü ise,
sen duvara uyacaksın
LALELİ

21
“Bağımsız kalayım.’ dedim,
‘Uyumsuz olma .’ dediler,
özgür irademe taşı koydular;
‘Gidemem, gelemem.’ dedim,
bilgimi savurdular.
‘ALLAH! ALLAH!’ dedim de,
konulan taşı yolda bıraktım.
Asla, aklına uymayanı sergiye koyma;
 ‘Gökten zümrüt yağdı…’ deseler, gayrıya uyma.
Yaz da olsa, toz da olsa,
kendinden kendine alışta ol.”
dedi, MERYEM,
‘Dağılanı toplayım, bir bohçada katlayım.’
diyene selam iletti.

26
“Bağda asmayı buda,
YUNUS misali su başında dur da,
‘Benden mi? Senden mi?’ diye sor da;
daldan dala alacağın,
GÜL yaprağında bulacağın,
beni seni silecek, gerçek olanı uyan bilecek.”
dedi, PİR SULTAN ABDAL

13
“Doymayı düşündüğüm her anda hurmayı gördüm, ‘SEVGİLİ, dilediği kadar verir!’ dedim,
kumdan geleni gördüm.
Kement atanlar beklerler,
elinde tutanlar saklarlar,
uymayı dileyenler gönüllerini paklarlar!”
dedi, MERYEM

11
“Kuyuya taşı attım, sesinden gerçeği ittim,
ne aldıysam onu sattım,
gölgeden geldim Güneş’i buldum.
Güzel ne güzelsin, olduğun gibi;
güzel ne güzelsin, bulduğun kadar;
güzel ne güzelsin, uy ki güzelliğin olmasın heder.”
dedi, PİR SULTAN ABDAL

21
“ ‘Doğruyu bilen kimdir,
doğruda olan kimdir?’ denilir.
Açık olan, doğruda olandır;
dayanmayı bilen, bildiğini değil,
uyduğunu gösterendir.
Uyum; açık ve nettir, taklit olamaz!”
dedi, YESEVİ her ağaçta
DOST ADI’nı okudu,
dostluk ile beklenen günü dokudu, selamladı.

6 mart
“ ‘Ayrı nehir, ayrı su, ayrı ova, ayrı hava.’
diyene, de ki;
‘Vardığı derya BİR’dir,
aldığı RAHMET gürdür.’
Ay’dan yıldızdan bilse,
Güneş’ten buluttan sorsa;
doğduğunu, uyduğunu,
sevdiğini, doyduğunu söyleyecek.”
dedi, PİR SULTAN ABDAL

28-1
Hakikat, meyhaneye girmez!
Meyhaneye akıl ile girersin, fikir ile çıkarsın.
Fikir; mantıktır.
Uyumsuzluğu elersen;
hakikat, dumanını silmiş olur,
doğduğun hale gönlün gelmiş olur.

17
“Doymayı bilmeyen, hekimden nefes alır;
uymayı bilmeyen, hakimden heves alır.”
dedi, KAYGUSUZ

15
YUNUS olduğumu bilenler,
yol üstünde fistanımı görenler,
dumansız MEYDAN'da yaprağımı okuyanlar;
elbet dağlardan geleni duyacaklar,
RABB'im ne dediyse uyacaklar.

2 eylül
‘Uymam!’ diyene dünya zordur.
YUNUS