Öğütler
26
Ne dersin, ne söylersin, her şeyi ne duyarsın?
Görme, duyma, deme.
ALLAH'a havale et.
Daha ne deyim, dünyaya ne vereyim?

1
 Nasihati, kula yol verir diye ben de severim,
amma tutana derim.
Söz, denildiği yerde kalmamalı

Kendini seç, alnını aç, yalandan kaç.
Bu üçünü yaptığın an nasihate ne hacet?
MERYEM

14
Sözüm size üç kelime.
Azdan, çoktan, yalandan kaçın;
olmayı dilerseniz.
ALİ

15
Gör, gözünü kapa;
duy, kulağını tıka;
ALLAH’ıma havale et.

11-1
Sevmeyi dene, kainatta her yaratılanda;
uymayı dene, emir olan her yazıda;
azdan çoktan şikayetçi olma.

23
Açıkta kalan her öğüt, unutulur.

1 ocak
Kumda yürüdük, ‘İz?’ dedik aradık,
NURU’nda yüzü gördük.
Dumansız gelen günlerin sahibi olunuz,
oluşu bulunuz,
gelen gün için benden üç anahtar alınız:
1-Her açacağınız kapıda, önce bir an durunuz.
Açacağın kapıda göreceğin ne olursa olsun,
O’ndandır.
  2-Yolumda YARDIMCI gelen
kim olursa olsun, bendendir.
  3-Yuvamın temelini atan, kim ne derse desin,
sadece HAK’tır.
Tahtına  oturan elbette Şah’tır.
Ne var ki, oturtanı düşün.

1 mart
ALİ'den üç öğüt geldi, alınız:
" 'Güleyim gülenle, seveyim bilenle, öleyim uyanla.' diyesiniz, niyaza öyle varasınız."
dedi selamını iletti.

25-2
"Güzellik; el ele olanda, cümleyi sevendedir.
Gönül ile aldım, güzel ile buldum."
dedi, YUNUS'um
"Çam dalına diken deme,
acı dediğin aşı yeme,
sorduğun yerde durma,
yalan diyenle helva karma!
'YUNUS adına geldim, adında sözünü bildim.'
diyene üç sözüm var. Yanında olana.
Darda olanı gördün, eline güğüm verdin,
unut onu!
Serde olana uydun, yumuşak yola girdin,
dönme;
çağıranda, duyandan olma!
'Duyan, nedir?' denilir.
Yoluna uymayanı, duyma!
Yeniye yol açan, yerinde sözü bilene de ki:
'Duyan değilim, dayandığım YÜCE'dir.'
Söze söz katma, yoruma geleni dağıtma;
aydına yol aldın, karanlığı unutma!
Elbet geçer karanlık.

21-!
"Ona üç sözüm var, yolunu açacak." der.
"Sabır, uyum, şüpheden uzak kalmak."
İBNİ SİNA

24
Suyun aktığı gibi değil,
kulun baktığı gibi görelim.
'Nasıl?' denilir:
Suyu değirmen kursam, öğütenden olurum,
suyun değerini öğüttüğümde bulurum.
Dayansam GÜCÜ'ne,
IŞIĞI'nı alırım, etrafımı aydınlatırım.
Suyu yerinde, değerini ömrümde severim.
Alacağım öğütte saygı ararım.
YUNUS

2
ALLAH'ıma emanet olunuz,
üç sözümü iletiniz:
O'ndan geleni itme.
O'ndan gelmeyene niyet etme.
Yerini bulacaksın, kendini çoban misali gütme.
O'ndan gelen; yazındır.
İttiğin; sözündür.
Güdeceğin; yolundaki kozundur.
El ele versin, kendini değil,
sevgisini seven ile gütsün.

27
Sert geleni elden at.
Sert geleni dilden at.
Sert geleni gönlünden at.

9
ALİ'den cümlenize üç öğüt gelsin:
Hata sizdendir, bilici olun.
Atâ, HAK'tandır görücü olun.
Üç günden öte küs kalmayın, affedici olun.

30
"...Dayanan yerde ise, ağacı yüce olur;
dayanan YAR’da ise, kainat güçte gelir."
Dedi, gecenin ÖZ’ünü üç söz ile verdi.
"Gönül açık kalsın,
kulu kendinden başka her kulunu hoş görsün,
hatası ne olursa olsun affetsin.
Senin benim değil
cümlenin hayrına geleni söylesin..."
RESULÜ

16
Üç sözümüz yolunu bilene geçerlidir:
1- 'Ata bindim inemem!' demeyin.
2- 'Yolu geçtim, sorana gösteremem!'
deyip kaçmayın.
3- DOST KAPISI değiştirdi iseniz,
'Gölgede kaldılar' diye söz etmeyin.

22
“...ALLAH’ım O’ndan vereni hataya düşürmez.”
dedi, ALİ sizlere RESULÜ’nün üç öğüdünü getirdi:
“Ayağından başına gerçeksin, şüpheyi sil;
suyun aktığı yerin gerçek olduğunu bil;
nerden ararsan ara, gine de dön kendinde bul.
Arama orda burda,
‘ALLAH’ım gönül yapımda,
açarsam kapımda.’ de.

2 nisan-1
“...Dendiği gibi alalım,
RESULÜ’nün Selamı'nı gönüllere yazalım.
Her sözü, noktayı bildirir.
Alalım sevinelim,
üç öğüdü ile günlüğümüz dolduralım.
"Saracağın her yara, kendinde olduğu zannı versin. Soracağın her soru, kainatı ilgilendirsin.
Sadece tevazu, edep, hoşgörü
belleğini her zerresi ile zapt etsin."
Görgü sende olur, bilgi benden gelir.
ALLAH’ımın EMRİ öyledir.”
dedi ALİ cümlenizi selamladı.

16
Gerçek, her kulun bildiği değil,
ALLAH’ın YAZDIĞI’dır.
Gerçek, umulan değil uyulandır.
Gerçek, her zerrede duyulandır.
Gerçek, silinendir.

4
OMAR söze üç öğüt katmaya geldi:
"Asla ağaca taş atmayın, her zerresi davacı olur.
Bedeni bakımsız bırakmayınız,
her zerreniz davacı olur.
Çiçeği böceği sevgisiz bırakmayınız,
davacı olur.

16
MERKEZ’im üç öğüdü cümlenize peyledi:
“Alacağın yetmezse, vereceğini gür tut.
Sabrın kıtsa, vakitten değil nakitten ölçü al.
Ummaktan usandığın an,
bulduğunun en güzel olduğunu düşün;
o zaman mutluluk esvabın olacaktır,
o zaman DOST kapıları sana açık kalacaktır.”

17
Demde sözümüz söylenir,
üç öğüt hepinizde hallenir:
1-'Sana' 'Bana' değil, 'Bize' diyelim;
2-Her kuluna selam ile söze girelim;
HAK ADI’na hatırını soralım,
hizmetiniz gerekiyor ise el ele verelim;
3-Sadece salonlarda değil,
her halimizde BİR’likte olalım.
PİR SULTAN ABDAL

24
"ALİ’den geldik söze, durmadan verdik size.
Elbet vereceğiz, her halinizden hoşnut kalacağız.”
dedi, selamını getirdiği RESULÜ’ne
üç öğüt dilediğinizi bildirdi.
Asla cevapsız kalmaz,
RESULÜ, öğüdünü dileyenlerden uzak değildir:
“1-Varlık olduğunuzu biliniz.
2-DOST kaldığınıza inanınız.
3-Kar kadar lekesiz ve yumuşak olduğunuzu
unutmayınız ve örtü.” dedi,
RESULÜ sevgisini, selamını
aydın olanlara aracısız verdi.
“Varlık olmak.” dedi, ALİ sözü açtı:
“ ‘Her yaratılan, varlık değil midir?’ denilir.
Varlık; kainatta yer alan,
yerini bulan ve olduğu gibi kalandır.
Her kulu vardır, varlık değildir. Varidat.”
dedi, ALİ selamladı yürüdü.

27-1
ALİ RESULÜ’nün selamı ile
cümlenize üç öğüt iletti:
“ 1-Aldınız, doldunuz, sergilediniz;
öyle ise hizmettesiniz.
Hizmette iseniz, tevazu ilkeniz olsun.
2-Sevdiniz, sevildiniz, hazmediniz.
Meyveyi buldunuz, cümle ile paylaştınız,
hikmetine eriştiniz, ziynettesiniz.
3-Kıymeti, yaratılan her zerrede biliniz.”
dedi, cümlenize  Hırkasında olduğunuzu
müjdelememizi söyledi.
Yolunu açtı isek, şüpheyi silelim;
‘Aç ile açıkta kalırız.’ demiyelim.
Azdan çoktan kayguya düşmeyelim.”
dedi ALİ yürüdü.

1 şubat
RABİA, üç yönde, üç günde aradığın sorguya geldi. “1-Attığın adımı asla geriye alma.
2- Sevginden doluşan,
görgünde buluşan gününü gölgeye düşürme.
3- Bildiğin değil, bilmediğin konularda
senin ile olanı düşün, cümle kaygularını sil.
DOST kapına geldiğinde,
DOST halini bildiğinde,
kaygunu alacak gine DOST’tur.”

FATIMA’nın üç öğüdü kuluna anahtar olsun:
“ 1- Yuvada ahenk, gönüldeki ahenk ile eşittir.
2- Kul bilirse doyumlu bilmezse sadece taşıttır.
3-Kadın komşu ile ahenkte ise uyumlu,
‘Bilmeyen ile olurum’ derse, eşit değil çeşittir.
Kadın analığını bilirse;
yuvada, çevrede, soyda kendini bilendir,
hizmetini verendir.
Gönülden analığa uydu ise,
ALLAH’ım yardımındadır.
Yoluna hiç taş gelmez.

8
RABİA üç öğüdü olduğunu söyledi:
“Varacağım makam O’dur,
her olayı O’ndan bilin.
Seveceğimiz sadece O’dur,
her kulunu O’ndan bilin.
O’nun YOLU sadece BİR’dir,
her yolun sonunu O’na bilin."
dedi, selamladı.

20
YUNUS’um sözü aldı:
“Bilmeden yaprağı okuyamazsın,
aldı isen, ‘Nasip benim.’ diye saklayamazsın.
Üç öğüt geldi bize, denildi ‘HAK ADI’na başla söze…’ YUNUS gününü bilir, sözünü emir aldıkta verir;
kapalı geleni açıkta demez,
kulunu asla yolundan almaz.
ÖZ’ümüze sözümüze, ‘Güzel…’ dedik yazımıza.
1- Asla, her hizmette, ‘Hani himmet…’ demeyiniz.
2- ALLAH’ım ADI’na atılan adımı, geri almayınız.
3- Ne yerde çamur olsa, ne gökte bulut kalsa,
sebebini sormayınız.

8
“Her gelene üç öğüt, her sevene bir söğüt.”
dedi, HAZRETİ FATMA cümlenize selamını iletti.
Dedi ki: “1- Her gece on bir defa ‘YA ALLAH!’ diyesiniz, uykuya öyle girersiniz.
2- Her seher uyandıkta, on bir defa ‘HAY  ALLAH!’ diyesiniz, güne öyle giresiniz.
3- Her öğün, ‘ELHAMDÜLİLLAH!’ diyesiniz,
şükrünüzü YARATAN’a bildiresiniz…
Gün hayırlı başlar, gece aydın yürür,
kul her öğün şükrettikçe rahmetini bulur.”
dedi, RESULÜ’nün sevgisi ile cümlenizi kucakladı.
Niyazın sayısında, elbet sır vardır.

18
Kulluk ilmin, talip olma ile başlar.
Talip olmanın üç kaydı vardır:
1- Yorumdan uzak kalmak.
2- Yolunda, taşı ile toprağı ile güzeli görmek.
3- Kendinden öteyi gerçek diye bilmek.
Yanılmayın, olaylarda yorum yok, bilgide değil.

5 nisan
Her öğüt güzeldir bilene, niyaz ile bulana.

19
  YUNUS sözünü verdi, cümlenizi sardı,
yumuşak geleni sordu,
NUH ile yoruma girdi.
Söyleştiler, BİR’likte oluştular.
“ NUH’un selamı cümlenize olsun,
YARATAN yarattığı ile kulunu güldürsün.” dedi,
her olayda kıyamet arayana üç öğüdünü bildirdi:
“ 1- Olmadı ise, O’ndan!
2- Oldu ise, O’ndan!
3- Olacak, cümlenin yüzü gülecek! ”

19
Her öğüt, alan ile değer kazanır.

10
“Karda ayak izi var, kulda HAKK’ın SÖZÜ var.
AŞK ile oluştuk, cümlenizde RESULÜ’nün gözü var.”
dedi, HAZRETİ ALİ selamladı,
RESULÜ’nün üç öğüdünü sizlere iletti:
1- Rehberiniz KUR’AN, gönlünüzde her an.
2-Yolunuz kumda, sildiğiniz kinde.
3-Ocağınız her birinizin açık,
gönülleriniz de açık kalsın,
öylece her gelen açık gelsin!” dedi,
selamete adınız ile katılmanızı diledi, yürüdü.

RABİA söze geldi:
“Her öğüt RESULÜ’ndendir, komşuya versen bile!
Senin dilinde oluşan, cümlenin gönlünde buluşan; RESULÜ’n ile tamamlanır...”

21-2
“Gölgeden aşacağız,
aştığımız her adımda GÜZEL’e ulaşacağız;
dağdan dağa ses versek, düzde buluşacağız;
RESULÜ’nün Selamı’na cümlemiz kavuşacağız.”
dedi, ALİ cümlenize üç öğüt iletti:
“ 1- O günü vereceğiz, O’nun ile olunuz!
2- O günde, gönüldeki BİR’i bulunuz!
3- Her bir sözü, HAK KANTARI’na vurunuz!” dedi,
selam ile geldi, selam ile yürüdü.
O GÜN’den maksat: KADR!

28
HACI BAYRAM selamladı.
1- Aşmayacağı duvarı, geçerim diye talib olmasın!
2- Güzel diye bildiği her olayı, gölge ile silmesin!
3- Alacağını vereceğini O’na havale etsin, bölmesin!”
dedi, selamladı yürüdü.

5 temmuz
“Elbet verilen EMİR’de RESULÜ’nün Mührü vardır.
Her biriniz DOST yapısına bürününüz,
DOST KAPISI’nda görününüz!
O günün mutluluğu, sözde değil gönüldedir!”
dedi, ALİ selamladı.
Selama, üç öğüdü bağladı:
“1-Saydığım kadar sayılırım.
2-Sevdiğim kadar sevilirim.
3-Uyduğum kadar övülürüm.
Öyle ise kulluğumu öyle bilirim.”
dedi, yürüdü.

29
 Bir öğüt bin günü besler,
bir öğüt, bir ömrü süsler.
RABİA

11
RESULÜ’nün üç öğüdü sizlere,
yol versin gören gözlere:
Alınız, aldığınız kadar veriniz!
Görünüz, gördüğünüz kadar seviniz!
Doyunuz, doyduğunuz kadar doyurunuz!
Aldık verdik, selamını ilettik.
ALİ

10
ALLAH’ıma emanet olunuz,
üç öğüdü varlığımın bütünleştiği yerden alınız:
Gelecek, aynaya bakarsan görülecektir!
Onun için; önce kendini eğit,
sevgini öğüt,
‘ALLAH’ım!’ de inan,
O’nun VARLIĞI’nda cümleye güven!”
dedi, KUMANDAN selamladı.

23
PİR SULTAN ABDAL,
“Her nasihatte; bir hikmet, bin himmet vardır.”
dedi, selamladı.

26
Üç ocak; yaratılmışa üç haldir.
Doymadan kendini bulamazsın;
çamaşırın nefsindir,
yıkamadan giyersen seyrine gelemezsin;
ten ile oluştuğunda,
aklanmadan kalamazsın.

27
MERYEM TOKTAY’ın üç öğüdünü her birinize verdi:
“ 1- Yerden aldığın taşı, öğüt.
2- Sevgi ile aldığın başı, eğit.
3- Gönülde bulduğun gerçeği
sadece kendin bil, kendinde kal.”
dedi, MERYEM TOKTAY’ın selamını cümlenize iletti.

2 şubat
Bir öğüt RESULÜ’nden:
“Aşamam demeyiniz, aşmaya niyet kurunuz.”
Bir öğüt TOKTAY’dan:
“RESULÜ her birinizi NUR’landıracak, şüpheyi siliniz.”
ALİ’den bir öğüt:
“Niyet kurunuz, şüpheyi siliniz, el ele geliniz.”

14
“Bağlamadım nefsimi, beklemedim kafesimi.
Gönlümü egemen kıldım,
kendi kendime kendi bilgimde kaldım.
Ne aradım, ne buldum.
Bağlamadım dediğim,
nefsimi avucumda sakladım,
her an onu yokladım.
Almayı dileyen ile,
bilmeyi deneyene üç öğüt söyledim:
1- Nefsinin avucuna girme, sen avucunda sakla.
2- Benliğini kimseye emanet etme,
kapısında bekle.
3- ÖZ’ün sözünün gerçeğine uysun,
sözün gerçek ÖZ’ünü versin.”
dedi, RABİA cümlenizi selamladı.

5 nisan-1
“Aslına söz etmeden yol verdim,
her yaratılanda gerçeği gördüm.”
dedi, ALİ sözü aldı:
“Zerreler söz ettiyse;
yumuşak olandandır, kendini bulandır.
Diz üstüne oturdum, gönülde kayguyu bitirdim,
bilgimdeki gerçeği götürdüm,
her öğütte RESULÜ’nün sözüne ÖZ’ünden kattım.
BİR’liğe çağırdı, BİR oldum;
DOST’luğa çağırdı, cümle ile DOST kaldım.
Zerreler ile BİR’ledim, birlenmeyeni zorladım.
Yerden göğe adım-adım RESULÜ’ne uydum,
her birinizin sesini o’nun bilgisi ile duydum.”
dedi, ALİ cümlenize RESULÜ’nün selamını iletti.

12
“ 1- Lokma-lokma ye de, bütünü silme;
yudum-yudum iç de, buz gelirse kırma.
2- Her kaşıkta nefes al da, nefsini bölme.
3- Sözünü bil de, gönülleri kırma.”
dedi, YAHYA EFENDİ

13
“Her öğüt günün aynasıdır,
gecenin örtüsü, kulunun sargısı.”
dedi, HAMZA DOST

27
ALİ söze geldi:
“Vurmadan kapıyı gelme,
almadan bilgiyi deme,
ermeden meyveyi yeme;
‘Merdiven çıkayım.’ dersen,
‘YÜCE’den seyrine bakayım.’ dersen...”

15
“Suyun başında olduk, suyun başında bulduk,
bilgisi ile dolduk.
Her kulu bilecektir, RESULÜ’nü bilen gülecektir;
sanılmasın kainat sırtında kalacaktır.
Ne sorgu, ne yargı, DOST olmazsan kördedir;
aradık bulduk, olumsuz diyen zordadır.
RESULÜ’nün selamı ilettik,
gönülleri bilgisi ile donattık,
aldığına gönülden şahittik.
Her sözüne uyduk, üç sözü ile doyduk:
Saymayı, uymayı, sevmeyi katık etme,
asılda kullan.
Kulluğun, hükümdür.”
dedi, ALİ selamladı.

25
“HAY dedik sözü bildik,
sevgide huzur bulduk.
Akan su, arındırır;
yuvanın damı, barındırır;
her öğüt, dinleyeni korundurur.”
dedi, YUNUS’um

19
“Bilgi dağı ulaştırır,
gönül ağı bulaştırır,
hal ile geleni her gönülde dolaştırır.
Bil ki O’ndan geldiğini, bilgine gölge düşmesin.
Bil ki O’nun ile olduğunu, gönlünde oluşan şaşmasın.
Bil ki O’na varacağını, aşkın yerli yersiz taşmasın.
Almayı dileyen her kulu, niyeti ile alır yolu.
Düşmediyse akan suya, dilediği gibi bakar bilen soya.” dedi, HAMZA DOST

“Kapanan kapıda durma.
Uluyan ite vurma.
Attı ise destiyi, işe yaramaz diye kırma.”
dedi, BEHLÜL’üm

18
 Cümlenize selam olsun,
her öğütten kulu kendine düşeni alsın.

25
“...Korkuya düşene üç öğüt vereceğim:
1- Korku seni siler, eğer gerçeğe uymazsan.
2- Korku seni böler, sevgiyi gönlünde bulmazsan.
3- Korkuyu kendin ile yok et, kendinde olanı çok et.
Sevgi ALLAH bilimi, korkuyu siler.”
NASRETTİN

29
ALİ’nin üç öğüdünü cümlenize getirdik:
1- Geçen, ne olursa olsun bitendir, güne getirme.
2- Gün, ne getirirse şükret, de ki hayırdır.
3- Yarına asla sofra kurma, günden sergiye koyma.

21
“Bağırdım ER yoluna, ‘Yol bizim…’ dediler;
bağırdım her kuluna, ‘Gönül dizin…’ dediler,
yoluna gönül verdiler,
değirmene buğdayı taşıdılar.
Sular akacak, değirmen dönecek,
nasibi olan ununu alacak.”
dedi, İBNİ SİNA DOST ADI’na üç öğüt verdi.
Cümlenize.
“ 1- Sürüyü biliyor iseniz, ÇOBAN’a uyunuz!
2- Almayı diliyor iseniz, HAK SÖZÜ’nü duyunuz!
3- Ayrıda kalana DOST elini veriniz!
Dilerse tutar, dilerse arkaya adım atar.
Zorlamayınız!” dedi, selamladı.

4
EYYÜB’üm üç öğüt ile cümlenizi selamladı.
1- Dağlardan YÜCE’ye dönünüz.
2- Gecelerde mum olup yanınız.
3- Olgunluk BİRLİK’tedir biliniz.
Ayrıda olana küllenmiş ateş olun,
ne yakın, ne sönün.

9
RESULÜ’nün üç öğüdünden
ömrümüzün her anını nasiplendirelim:
1- Ne verdi ise, ‘EYVALLAH.’ deyiniz.
2- Ne sordu ise, tövbenizi bildiriniz.
3- Nerde gördü ise, şükrediniz-şükrediniz.

12
“...Kaş ile gözün arasında,
gönül ile kulun arasında bir nokta bin öğüt verir,
öylece kul gerçeği görür.”
dedi, YUNUS’um

29
her öğütten, sadece aldığımız gün sevinç duyar,
yeni heves ile yarına geçeriz.

11
Her öğütten BİRLİK'e geçeceğiz,
DOST KAPISI’nda ADI ile göçeceğiz.

31
1- Ayağını yorgan ile bir tutsun.
2- Elindeki tuzu, tuzu olmayanın çorbasına katsın.
3- Çevresinde, sevgisini vereni tutsun;
yereni, ‘Dost değil.’ diye itmesin.

6
SEN’den gelen her öğütte, RABB’imin ADI vardır. RESULÜ’ne uydukta cennetin tadı vardır.
SARI ANA

12
“Ayağı toprağa koysan, binbir öğüte bedeldir;
doğruya baksan, birbirinden güzeldir.”
dedi, MERKEZ’im

31
Dört hal: 1- O’ndan geldiğini bilmek.
2- O’nun ile olmak.
3- O’nun ile dolmak.
4- O’na gideceğini bilmek.

19
 Her güzel, kendi güzelini verir;
her öğüt, alan kulunda kendini gösterir.

14
“...Dediler demediler kaygum olmadı,
aldığım her bilgi bende kalmadı,
aradığım güzeli bilmeyen bende bulmadı.
YA ALLAH her zerrem şahit oldu,
bilenleri şehit dedi, gönüllere öyle yazdı.”
dedi, KUMANDAN üç öğüne üç öğüt verdi:
“1- Umutsuzluk; ne silahınız olsun,
ne de cenkte yer bulsun!
2- Sevgi; sizden öteye, doğudan batıya gitsin!
3- Doğru; Kılıcınız olsun, eğriyi biçsin!”
dedi, selamladı.

11
“Sabahı, geceden çıktığı için seversin;
öğlende, geçen hizmetini översin;
gecede, günün gerçeğini soyarsın. Öyle ise;
1- ‘Uykudan uyandığım için şükür ALLAH’ım!’
2- ‘Gerçeğe yöneldiğim için, şükür ALLAH’ım!’
3- ‘Hataya düşmediğim için, şükür ALLAH’ım!’
diyelim, üç öğünde de RABB’imize şükredelim!”
dedi, VEYSEL’im

27
“...‘Gönüllerde olana derman.’ diyene;
her adımda yaklaştık, her satırda paylaştık.”
dedi, HAMZA DOST
üç öğüt ile cümlenizi selamladı:
“1- Asmaya, derman verir diye yaklaşalım!
2- DOST’tan gönül ile bağlanıp,
ferman diyenden uzaklaşalım!
3- Değerlenen her konuya satır-satır alalım,
fistan diye bedenimize saralım,
cümleyi de öyle görelim!”

28-1
“Eğriye ‘Doğru’ deme, pişmeden aşı yeme;
‘Bulduğum, HAK yoludur!’ de, asla dönme!
Niyet kulunu doğruya iletir,
sevgi ile gerçeği beletir,
bardağa aldığın su ile sana kainatı dinletir.”
dedi, PİR SULTAN ABDAL

4
MERYEM üç öğün için üç öğüt verdi:
“ 1- Seherde, varlığından bildiğine;
kamerde, bildiğin halde kaldığına;
günün ortasında,
cümle ile hemhal olduğuna niyaz edesin,
eğilmeden sırtını arkaya çeviresin.
2- Yemeden içmeden değil,
değirmen misali belinin üstünde dönüşü yapasın.
3- Eğriye doğruya gönül koyma.
Her düzen, bir öncekinden noksan değildir,
birbirini tamamlar;
EMRE uydu isek, kulluğumuzu tanımlar.”
dedi MERYEM selamladı.

28
Eline aldığın her söğüt,
RESULÜ’nden olur öğüt.
YESEVİ

10
‘Ağır geldi yükümüz, RABB'im bu mu hakkımız?’
diyene, PİR SULTAN ABDAL üç öğüt verdi:
“ 1- RABB'imin verdiğini paylaşmazsan, sana yük olur.
2- Kulunun dilediğini paylaşmazsan, sende tek kalır.
3- ‘Müymin olayım,
emeğimi-sevgimi-varlığımı paylaşayım.’ diyesin,
her lokmanı bal ile yiyesin."
dedi, PİR SULTAN ABDAL

22
"Üç öğüt diledim ömrümün her gününde,
üç EMİR ile güldüm ömrümün her anında."
dedi, HACI BAYRAM sözü aldı:
"Üç öğüt ALİ'dendir. Denildi ki:
1- Ömründe, ayağından-başına bil ki emanettesin.
Kaygu etme, emanete saygısız durma!
2- Bil ki, aklın-bilgine sınır koyamaz.
Mantığını çalıştır!
    Bilginde sınır oluşsun,
öylece aklın ile gönlün buluşsun!
3- Göresin ki bilgide sonsuza varamazsın.
Verildiği yerde, verildiği kadar
RABB'ime şükretmesini huy edinesin!