![]() Her açık gönül, CAN’ından çok CANAN’ın yanına, dostları ile varmak ister. Dost, zümre değildir, cümledir. ![]() Gülenle gülenin, ağlayana destek olanın dostu çok olur. Kaplanın güzelliği postunda, atın güzelliği dostluğunda. Dostluk; dünya ile ölçüsü olamayan, bir kelime ile içine dünyayı alamayan bir bağdır. Dostlukta kızmak yoktur. Dost sadece sever, dedi ise sevgisini ispat eder. Hatana ‘Adam sende’ diyenden uzak kaç GANİ ![]() ‘Dostum’ dediğinin eksik yönünü doldurmaya çalışırsan, dostluğunu kazanmış olursun. ALLAH’ım, bütün yarattığı kullarının DOST’udur, O’na dönük olsa bile. DOST, ALLAH’ın ta KENDİSİ; dost, ALLAH’ımın YARATTIĞI hepsi. Taşı ile toprağı ile. ![]() DOST elbet O’dur, O’ndan gelendir, O’nu bilendir. Dumanı dahi dost bilsen, güzelde güzelliği bulursun. ![]() Dost olun dost ile, dost deyin düşmana bile. Çünkü düşman değil dostundur, sana hatayı gösterdiği için. Dostluk el-ele verme ile başlar. Her iki elini, bir dostuna vermezsin elbet. İki el sana, iki dost kazandırır. Unutma ki iki dostta da, dört el vardır. El-el ile büyür, cümle ile BİR olur. BİRLİK, dostluk ile başlar. BİRLİK, elden-ele değil, gönülden-ele aktarılır. Çam güzeldir, dökülmez yeşili gitmez diye; çoban güzel, sözden başka gütmez diye; dost güzel, çirkini bilmez diye; kainat güzel, kulundan esirgemez diye. ![]() Dost ararsan; kendini bil, her kuluna kendini dost kıl. ![]() Huzur ile aldık, gönüllerde bulduk, dost olanı olmayandan ayırdık. Yanlışlık yok! ‘Dost olan, olmayan var mı?’ derseniz, elbet yok. Ne var ki, var ile yok dendikte; ayrıntıya düşülür, dost olmanın değeri görülür. Dost bilenin, dostu elbet bol olur. Dost bil her kulunu, beğenmesen de yolunu. ![]() Dost nedir? Dostluk nerde başlar. Dost; sınır koymayandır. Dostluk; sınırın bittiği yerde başlar. ‘Sınır nedir?’ dendi. Dostluğun tarifi soruldu. Sınır; verişin alışın ölçüye vurulduğu yerdir. Dostluk; sevginin saygının ölçüsüz olduğu kadar, verginin alasıya olmadığı ölçüdür. ‘Ver, almadan’ denen odur. ![]() ‘Dostumu bileyim, postumu sereyim diyen, konaklıyaçak yer bulamaz. Çünkü, asla Dostu göremez. Dost, aranan değil, bilinendir; dost, dostum denilendir, her kul dost görülendir. Görmediysen, hata onda değil, dost görmeyendedir. ![]() DOST deyiniz, her halde olana el veriniz; DOST deyiniz, arkasını dönse bile selamlayınız; DOST deyiniz, söze söz katsa bile elini öpünüz. Dost eli yakmaz, dost dili yıkmaz. Dost eli ile dikilen ağacı sökmez; ne fırtına, ne sel. ![]() Aydın olmak kalem ile defter ile değil; dost bilmek, dost saymak, dost sevmek iledir. Elbet dost olmazsan sevemezsin, sevmezsen sayamazsın. Dost eli dost dili birliğin temeli. YUNUS Dost; bildiğini satar, bilmediğini atar. ![]() DOST dediğin, dostluğunu bekler. ![]() Dost her hali ile güzel, her sözüyle özeldir. ![]() Dost alan, dost bulan, dost ile hemhal olan kutluluğa erendir HAMZA DOST ![]() Gömlek giyenin, yemeni yürüyenindir, dost sevenindir. Dostlukta vefa, derdest olanda sefa görülür. CAN ile CANAN gönülden halleşir, sevenler yolunu belleşir. "Dost ile dostluk kulun halidir, zor ile dostluk ER'in halidir." dedi, YUNUS'um Koyunda post, kulda dost gereklidir. Ne kadar dostun var ise o kadar renk ile bezenmiş olursun. Derme çatma her dostluk yıkılır! Dost değil ise, bir söz ile dökülür. ![]() Dost diyelim, taşı dahi dosttan bilelim. Dost anılır sevilir ise, dost sevilir veriyor ise, kul sevilir dost diye her kulu biliyor ise. " 'Aşım azdı.' diyene: 'Dostun çoğunu bulasın, yediğin ekmeğini paylaşasın' dedim. 'Azdan vereceğim olur mu, verirsem kendime kalır mı?' dedi, yürüdü, yolunu diken bürüdü. Dostuna el vereydi, Dost koluna gireydi; dikene takılmazdı, aşı taşı bölüşürdü, lokmasını paylaşırdı. Ne var ki, dikenleri beraberce atarlar, öteye öylece geçerlerdi. 'Sözün özü nedir?' denildi, 'Gördüğün her dostun, dostluğu var mı?' diye soruldu: Sen 'Dost' dersen, onu da Dost bulursun, yerini öylece doldurursun." dedi, HAMZA DOST dostluğun üç öğüdünü verdi: "Sözünü dostça ver, her Dosta güven göster, dilediğini paylaş. EYVALLAH diyelim, soruyu açıklayalım. (Hangi soruyu DEDE’ciğim?) Denilir ki: 'Evimi dilerse, onu da paylaşayım mı?' Unutma; Dost, verilemeyeceği istemez. İsterse Dost olmaz. ![]() Kuvveti değil, serveti deneyin; servet, dostluktur deyin. Dostluk, ulaşılamayacak sanılana götürür; orada hayret düşürür. "...Dost olsun bizle gelsin, dost olsun sözle gelsin, dost olsun sevgi ile bulsun. Dostluğu kendine mesnet edinsin, darda olanın yanında kalsın. Şüphede olanın derdini silsin. Karanlık diyenin ışığı olsun, geçmişi değil gününü doldursun." dedi, YUNUS'um ![]() 'Dost olduk, cümleyi dost bildik.' diyenlerle beraberiz. Dost demde dostunu bulur. Dost, cümle ile postunu korur. Dost; 'HAK!' diyen, HAKK'ı gönlünde bilen, HAKK'ı kainatta görendir. Görene göz gerek, bilene koz gerek, sevene dost gerek, dostu bulana post gerek. ![]() Dostun yeri, yerden değil yoldan gelir, dostun değeri sevgiden gelir, buluşun değeri bilişten gelir. Bilmiyen, bulduğunu değerlendiremez. Destan yazarız, ocak başı bekleriz, 'Dost! Dost!' diye gönüllerde saklarız. YUNUS Dostun dostluğu sevgiden kaynaklanır. ![]() Dost gelişe alışır, dost verişe çalışır, elbet gönüllerde dostluk oluşur. Dost yerini bilendir, dost kulunu sevendir, dost ayıbını örtendir, dost eksiğini tamamlayandır. Ay güneşle batar mı, birbirini tutar mı? Gönül, dostu satar mı? YUNUS Dost verir almaz, dost görür silmez, dost sever unutmaz. YUNUS Dostu ararsan, kendine sor. Dost isen, dostu bulursun! YUNUS ![]() Birliğe dönüştükte aynı kazana paylaştıkta, tadında birliği buluruz. Birlik satıhta değil dostlukta alınsın. Dostluk yeterli değilse, her kul sadece kendinde hatayı bulsun. ‘Dostluk verdi isem bulurum’ desin. Dost aşı, düşman taşını silker. PİR SULTAN ABDAL ![]() "DOST aşı DOST AŞKI'nı pekiştirir." dedi, HACI BEKTAŞ Dostluk alışan ile verişende bağlanır. MERKEZ 'DOSTUM ALLAH.' diyelim, DOST'u her hal ile bilelim, gönül ile DOST'ta olalım Dostluk DOST’tan alınır ![]() dostu çok olanın gönlü daralmaz. DOST; elinde olana bakan değil, gönlünde çerağ yakandır. ‘DOST’ dedik, sevgimizin hududunu çizmedik ![]() DOST uyuma gelir uyana değil. 'Ne demek?' dendi: 'Yolumuz uymaz.' dersen, yanılırsın. Çünkü yol senin değil YÜCE'nin yoludur! Sen uyacaksın, uyduracak değil! ![]() DOST bilendir, DOST bileni görendir, DOST ne dinde ayrıya, ne imanda tartıya düşer, DOST ne de bilenle bilmeyene şaşar. "...DOST halden bilendir, DOST yolu bildirendir, DOST halinde kalanı güldürendir. Ne var ki, DOST’a DOST olmak gereklidir." dedi, PİR SULTAN ABDAL DOST BİR’dir, buldu isen. DOST arayan, HAK’tan halka yürüyendir. DOST seni dostları ile buluşturur, dostları ile oluşturur. ALİ Geçtim dikenli yolu, seçtim GÜL’ümün hali, ‘Secde’ dedim her yeri. Başımı koyacağım, sırtımı yayacağım, ‘Toprak bende’ diyeceğim. Ben toprakta oldukta, toprak ile buldukta; DOST billahi bendedir, benim ile sendedir, seni beni ayıran bir incecik tendedir. YUNUS ‘DOST göründüm, post sarındım’ denilmesin. DOST, katıksız bilinendir; DOST, cümle kullarına bölünendir. YESEVİ Açtığın her kapı, gönlüne göredir. Dost diye açarsan dosttur, düşman diye kaçarsan düşmandır! Bilgini HAK ile besle ki, düşmanlar dost olsun, dostların dost kalsın! DOST diye bildiğin her varolan, istemese de DOST kalmaya mecburdur! DOST isen DOST bulursun, kastına düşersen yolda kalırsın. PİR SULTAN ABDAL "...Dost görür ise her varolanı elbet şerbet sunulur." dedi, HAMZA DOST "...Konaktan söz ettiler, ‘Gönül de büyük!’ dedim; bağları hudutsuz verdiler, ‘Ufkum da geniş!’ dedim; her verilenden, kendi aldığımı üstün bildim; çünkü, ne ona ne buna danışmadım; gönlümdeki DOST ile küsüp te barışmadım! DOST verir, sen O’nu bilirsen; DOST seni bulur, kendinde olanı görürsen!" dedi, YUNUS’um DOST bilmeyenden, sorumlu değilim! "...DOST senin kapındadır bilemezsin, DOST’luk senin yapındadır göremezsin." dedi, EYYÜB’üm ![]() "...Komşu dosttur, konuk dosttur, Alem dosttur, el alem de dosttur ayırmayalım!" dedi, ALİ ‘DOST KAPISI neresidir?’ denilir. Gönüller birlendikte, nefisler körlendikte buluştuğunuz yapıdır; tek-tek girdiğiniz kapıdır. DOST; sevgindir, sevgilindir. Dayandı isen cana, güvendi isen hana, gelirsin elbet bana. SEYYİT OMAR "...Yumuşak söz, dost olana gereklidir; dostluk, bilen ile süreklidir." dedi, MERKEZ’im ‘Post çevreye, DOST devreye yararlıdır. ALLAH’ım, her devrede kararlıdır. Postta daim kalırsan, zararlıdır’ EYYÜB Devre, her an yenileme; post, bilginin kalıplaşması Dost dediğin, günde değil ömürdedir. ![]() Dost olmak, dost bilmek kendinden kendine hizmettir. HAKK cümle kulunun dostudur, özel kullarının değil. "...Dostluk, çağrı ile değil, bilgi ile geliştirilir." dedi, VEYSEL’im ![]() Her dost, bir DOST’u bilir; YUVA’nın canları, birbirini DOST ADI’nda bulur. Bayramın getirdiği, gönüllerinize sevgisini arttırdığıdır. Onun için, sevgimize yer verelim, bayramın getirdiğini bilelim, diyelim ki; ‘Selamına bayramını vesile kılan RABB’im, yazmayı deneyene dostunu bildirmiş, sevgisini üç söz ile getirmiş; Dayanmayı, güvenmeyi, sevinmeyi bildi isen, dostluğa talipsin!’ YUNUS ![]() MEYDAN her kulunu çağırır, dileyen gelir. Cümlenize selam olsun, her adımda DOST ADI anılsın. (‘DOST’tan murad; RABB’imiz mi, PEYGAMBER’imiz mi?) ‘ADI’M İLE YAZDIM ADI’NI’ dediğinde ayıramazsın ![]() Sevgi ile dolan, gölgesini silen, kendini en güzelde gören; dostluğun çemberini tamamlayandır. Dost Bağı, kendini bilenlerin mekanıdır. (Yani, ‘Kendini bilen, RABB’ini bilir’ Hadisi mi?) Dost Bağı; kendini bilen, RABB’ini bulanların makamıdır. ‘Sana kötü diyenin, dostluğunu kayırma; sana katı diyenin, yargısına katılma! MERYEM ![]() Komşu yerden göğe demlendirir, aile nemlendirir, DOST dinlendirir, dert dillendirir. ![]() DOST’luk; zaman ile başlar, zamansızlığa koşar gider. DOST ol gönlüne! YESEVİ ![]() Yerden gökten sevgi yağar, her kulunda dostluğuna göre doğar RABİA ![]() "...dostluğu yarattığın ile kurdum ALLAH’ım!" dedi, YUNUS’um “Dostluk, kulun gönlündedir; nefsi ise, emrindedir. Yasak olana el atmazsam, dostluğa emeğimi vermiş olurum.” dedi, MERYEM DOST, birbirine el verenlere; post; HAK yoluna gönül verenlere nasiptir! YESEVİ ile PİR SULTAN ABDAL Koyun kuzu, meradadır; DOST bilmeyen, karadadır DOST'luk; bilgide, görgüde, yargıda, sorgudadır. Gönülden-gönüle DOST'luk; yargıyı, sorguyu siler. Ruhaniyette ne yargı vardır, ne sorgu; muhabbet, muhabbet, daimi muhabbet vardır ve daimi kalacaktır, kul muhabbeti ile her kapıya varacaktır. |