![]() Yumurta; beyazın en beyazı, sarının en sarısı. ![]() Renklerin hepsini sevdik. Ne var ki, yeşille haşır neşir olduk. ![]() Yeşil rengin dengi sarıdır, sarının dengi kahverengidir. ![]() Yeşilden geçilmez, maviden seçilmez, kırmızı atılmaz, niyetler satılmaz. ‘Neden?’ derseniz, her güzellik yerincedir. Otlar yeşil, kan kırmızı, derya mavi. Güzelliği derim, renkleri söylerim. ![]() Mavi neyi bildirir. Evet ALLAH’ımın deryası. Maddi-manevi kuvvetin renk adı, mavidir. Olgunluğu bildiren renk, kırmızıdır. Yeşil, olacak muradın müjdecisi. Renk, dumanla dağılır. ALLAH’ım kuluna renklerle olacağı gösterir. Duman bunu siler. Onun için duman almayın. Beyaz bütün renkleri içine alır. Beyazda hepsi tefsir edilir. ![]() Yasemin beyazın, gül pembenin misalidir. Mümin kul bilir, her çiçeğin rengi karanlığın örtüsüdür. Onun için, çiçeğin siyahı olmaz. Siyah örtü, hürriyeti kapatır. Duman, siyahın serisi. Güzellik ölçüsü, dünyada. Yalnız, siyah renk gelmez ahirete. Onun için siyah renk, daima kula meşum olayları hatırlatır. Dedim size, geceye kapılmayın, olayları çiçeklerle süsleyin. ![]() Mavi inandırır, yeşil kandırır. Gönülden doymak; ahiret sevgisini yeşilde bulmak. Mavi inandırır neden? Çünkü iki âlemi bağlar. Pembe dinlendirir, GÜLÜ’ne vardırır, MUHAMMED Ümmeti olduğunu bildirir. Mor, yükseği gösterir. Var olan, uzakta görünen, yürüyende varılandır. Nasıl ki yüce dağı, uzaktan mor görürsün, varamam sanırsın. Turuncu, erişilmez ulaşılmaz sanılır, gönül açılanda ona da varılır, güneşin doğuşu gibi. ALLAH’ımın kulu için yarattığı, kulun varılmaz diye baktığı varlıktır, neden varılmasın? Senin için yaratmadı mı? Yuvanın içine atmadı mı? Başının üstüne koymadı mı? Kırmızı, AŞK’a; AŞK ateşe götürür. Ne yandırır, ne soldurur, ne yerindirir; sadece AŞKI ile mest edilir. Renklerin güzeli ayrısı yoktur. Sarıyı aldık altına verdik, gönüle koyduk. Ne kararır, ne paslanır. ![]() Yeşilden geçilmez, neden? Gönüle verdiği huzurdan. Gönüle verdiği huzur neden? Ahiret rengidir de ondan. Siyah neden huzur vermez? Ahirete girmez de onun için. ![]() Söğüt suya eğilir, sudan rengini alır. Çözemezsin, su mu rengini verir, söğüt mü? Yumuşak yol alan, rengini kendi bulur. ![]() Yeşil renge, mor denge, mavi ahenge, pembe hevenge uyar. Kırmızı yanar, ‘Yanarım’ diyene bakar, gönülü AŞK’a çengel yapar. Sarıyı, ‘Nazardan alsam, CANAN’a ulaştırsam’ derim. Kendime gülerim, ‘Sen kimsin?’ derim, ‘CAN ile CANAN arasında mısın ki ulaştırasın’ ![]() Moru verdim, ‘Severim’ dedim maviye kadar. Mor ile mavinin arasında bütün renkler var. ![]() Morun yeşile söz edişidir, cümle renklerin dünyayı süsleyişidir. Maviyi NUMAN’a danıştım, “Renklerin başucu.” dedi; cümle renkleri etrafa serdi, yeşil rengi çatıya gerdi, yıldızlara renk kattı. Müsait günde onu da veririz. ![]() ‘Mordan maviye, arada olan bütün renklere sevgimiz vardır’ dedik. Sana da, mordan maviye kadar sevgimizi gösterdik. ![]() Aydın günün varışı, Kaf dağına erişi, morluğu görüşüdür. Mor rengin esrarını kul kendi yaratır. ALLAH AŞKI ile örnek tutulur. Mor, yüce dağların ulaşılmaz gibi görülenidir. Ulaşılır adım-adım. ![]() Mor rengi verdim, ‘AŞK’ın hududu’ dedim. ![]() Yeşil rengi severiz, huzurun dengi olduğunu görürüz. Pembeyi severiz, ‘GÜL’ün dengidir’ deriz. AŞKI’na kırmızıda düşeriz, turuncuda KUDRETİ’ni buluruz. Morda bakarız, ‘Cümlesinden geçtik, morda durduk’ deriz. Maviyi deniz ile gökte düğümleriz. Sarıyı gönlümüze bohça örneği gibi sararız. ![]() Yaprak yeşil ile güzeldir, sararınca gazeldir. Yeşil rengi sevmeyi dene. ‘Sarı sevilmez mi?’ dersen; elbet sevilir, ne var ki olgunluğun sembolüdür ![]() Yaprakta gördüğün nedir? Yeşilin rengi, her gönülde dengi. Sarıyı arasam da, mavide derini bulsam da; morda rengin ahengine dalarım, kırmızı diye yanarım. Turuncuda gökyüzü tutuştu zannederim, pembe de sükun bulurum, onda döner dönerim. ![]() Çiçekler açtı mı, otlar yetişti mi; günün rengi değişir, dünya her renge bürünür. Baharın güzelliği ondandır. Baktığında her rengi görürsün. Cennet bahçesi denir, çiçekleri merak edilir. NUR ile yıkanan, her tomurcuğu NURU’ndan olan çiçeğin; rengini versem, zaten alamazsınız. Dünyaya gelen renkler, buradan aksedendir. Güneşten alır, dünyaya verir. Yalnız renkler dünyada, en solgun halini alır. ![]() Derya dedik, gökyüzünden söz ettik. Aslında ne deryada, ne de gökyüzünde renk vardır. Deryadan bir avuç su al, rengini bulabilir misin? Gökyüzüne çık çıkabildiğin kadar, maviye girebilir misin? Gökyüzünün de deryanın da rengi sana görüntüdür. ![]() Kahrım nedendir bilir misiniz? Güzelin güzelliğini göremeyen içindir. Morun kaldığı yerde, yeşilin dolduğu yerde, turuncunun doğduğu yerde, sarının bağlandığı yerde, kırmızının dağlandığı yerde, mavinin dürüldüğü yerde, pembenin sarıldığı yerde; AŞK’ım gezinir. Her kul aşık olmaya özenir, ne var ki AŞK gönülde beslenir. ‘AŞK’ını ver doyayım, kendimi sende bileyim’ dersen; ne sen, ne ben, AŞK sadece O’nadır. Ben sana veremem, senden olamam. Yoluma gidene, yoldaş olurum. Ne var ki, sarıdan neşe bulmayan, yeşilden sevgi duymayan, kırmızıyı korkuya veren, moru ‘Uzaktır’ diyen, turuncuyu raf üstüne kaldıran, maviyi gökyüzüne yükselten; unutmasın ki renkler, bir kuşaktır ayıramazsın, sadece özelliğini görürsün, öyle ayırırsın. ![]() AŞK ile oldum, AŞK ile buldum; yaprak iken gazele döndüm, yeşilden sarıyı buldum. ![]() Yeşilde huzur buldum, maviden girdim, morda kaldım, kırmızıda yandım, aşkta buldum, bedende söndüğüm an vardım. ![]() Sohbet açılırsa, her perde görülür. Ne var ki, görmeyi bilen görür. ‘Perdeyi açan kim?’ dendi. Perdeler, YÜCE’nin EMRİ’ndedir, MELEKLER’in elindedir. Söndüğün halin, sükut halindir. Ondan ötesi, yakut halidir. Yakut, kırmızının dünya temsilcisidir. Katıksız kırmızı ondadır. Yeşilin rengi, zümrütte kayıtlandı. Renklerde keramet arandıkta, zevklerde şahadet vardır. Gelen rengin; mavide başladığı biline, morda düğümlendiği görüle. ![]() Koyunda huy var, renk yok; çiçekte renk var, huy yok; kul da renk de var, huy da var, eğer kul ise. Ne koyun olalım renksiz, ne çiçek olalım huysuz. Huy, yerini hazırlama; renk, çevreye uyma; koyun, kayda itaat; çiçek, görgüsüz gösteri; geçit, mertebe. ![]() Kadir; YAR ile yarenin bir olduğu gecedir, CAN’da CANAN’ı bulduğu gecedir, bedeni dünyada bırakıp O’nda bir olduğu gecedir. Yeşilde muradını, mavide kanadını, morda O’nu bulduğu gecedir. ![]() Görmeyene rengi tarif edemezsin. ![]() Nerden gelsen, nerden bitsen; O’nun toprağındansın, O’nun yaprağındansın. Maviyi giydiren, yeşili sardıran, kırmızıyı sorduran kimdir? ![]() Nasıl ki güneş ile buharın renklenmesi görülür. Gönüller birbirine denk geldikte, renkleşme olur. Görünüm odur. O’na varan, güneş misalidir. O’nu dileyen, yoğunlaşmış su misalidir. Aradaki renkleşme, görünüme uyar. ![]() Yeşil rengin yayıldığı, güzel günün sayıldığı yerdeyiz ![]() Cümlenin neşesine katılalım, gününü aydınlatalım, yeşilde kainatın örtüsünü bulalım. YUNUS ![]() 'Hasat ne zaman?' dersen; ekinler erdikte, heybelere doldukta. Hasat hesaba gelmez. Sarıyı bilen, kırmızıya söz almaz. Sarıyı bildikte, söz almaya ne hacet? Kendini onun içinde bulursun. ![]() Çimenden beklediğin nedir? Yeşilin verdiği, kul gönlünde umuttur. Umut nedir? Umut, aydına açılan kapıdır. Demek ki yeşil, dilenen kapıdır. Sarının renginde, olgunun denginde görülendir. Meşenin yaprağında, kestanenin toprağında; gayretinin yeri yoktur, sadece verime uyuştur. ![]() Kundak pembe ile sarılsın, çiçeğin moru sevilsin, sarıdan sevmek öğrenilsin. ![]() Yeşilden aldığını, mavide buldun mu? Yuvada gördüğünü, sahilden sordun mu? AŞK, kulun dünyadaki en son mertebesidir. Dünya halinde AŞK’a düşen; ne yeşili görür, ne maviyi bulur, ne yuvada kalır, ne sahilde arar. Çünkü o, hepsinin üzerinde olanı bulmuştur. ![]() Yeşilden aldık, gönlümüzü serdik, her olayı sorduk. Sorulmadık soruyu, gönüllerde aradık. ‘Sorulmadık soru nedir?’ Anda, ben neyim? Her kul andaki halini bilse, zan olandan uzak kalırdı. ![]() Yeşil renkte, huzur ara. ![]() Sarının sarmaşığı, mavinin karmaşığı tartışılır mı? ![]() Çimenin varlığı renginden, çiçeğin varlığı dengindendir. ‘Dengi nedir?’ derseniz; sarmaşık sarılır, gül derilir. Yeşil rengin murad olduğu söylenir. Yeşilin dengi, MELEKLER’in ahengidir. Onun için, huzur verir. Kulun gönül gözü renkten alır. Mavide uçuculuğu görür. ![]() Yargıya varıldıkta, rengine erildik te; yeşil verici, mavi dericidir. Daha önce verdik. MELEKLER NUR olur. ‘Aslı NUR değil mi?’ dendi. Elbet NUR’dur. Ne var ki seçilmiş kuluna kesif olarak görünür. Verici yeşil dedik. CEBRAİL ALEYHİSSELAM’ı verdik. Derici mavi dedik, AZRAİL ALEYHİSSELAM’ı verdik. Verenin, dünya yorumu topraktır; derenin, gökyüzü. Toprak yeşile, gök maviye eşittir. ![]() Yeşil rengin yayıldığı bilinsin. Kainat, aydın olanların, tanınsın. ![]() Yeşil rengi bilir misin? Olumsuz dediğinde, verdiğini ölçer misin? ![]() Yeşil oluşturur, mavi buluşturur, turuncu alıştırır, sarı geliştirir, kırmızı karıştırır, mor yarıştırır, beyaz eleştirir; mavi tavanı, yeşil tabanı bildirir. ![]() "...Yeşil renge uyayım, gönül ile duyayım, sarıda kalayım, mavide bulayım, her birine doyayım, kırmızı ile bulayım." dedi, YUNUS'um 'Geldik, gördük, döndük.' diyen; 'Uyduk.' dediği yerde yeşil ile oluşur, 'Bulduk.' dediği yerde kırmızı ile kaynaşır. 'Nasıl?' dendi. Bulanın rengi, kanıdır dengi. Kor olan yanandır, yandıkça yakandır, kül olup dökendir. Maviyi gören, danıştığı yönde buluşandır. 'Buluştuğu nerde? Niye?' denir. Dönüş kapısı, dünya yapısı. ![]() bahçede çiçeğin çeşidi görülür. 'Güzellik, renklerdedir.' denirse bölünür. Daire öyle oluşur ki, renk şekil koku buluşur, birbiri ile halleşir, uyum ordadır. ![]() Mor, olumun doruğunu verir. ![]() Dorukta olan yaprak, güneşe bakandır, yeşilden en güzeli alandır. ![]() Renklerde şüpheye düşersen, düşün ki her renk mukaddestir. Her rengi MELEKLER temsil eder. ![]() Unutulmasın, her görülen mavi yeşil veya diğer renklerin, gelen MELEKLER'den değil, EVLİYALAR da renk-renk yıldızlar halinde görülebilir. Yorum renklerle olmaz, her an ayrı rengi almaz! Gün gelir yeşile, gün gelir kırmızıya dönüşür. MELEKLER'in verdiği, ALLAH'ımın vazifelendirdiği gibi. 'Ana renk demiyelim, kainatta rengin yorumuna düşmeyelim.' dedik, daha önce verdik. Gerçek, her kulun ÖZ'ündedir, ne var ki dünya, gözündedir. Gözden çıkalım, ÖZ'e dönelim, öylece çözelim. 'Gözden nasıl çıkalım?' derseniz; bedeni sıyırdıkta, son nefesini verdikte! Nefes maddedir! Dert dört olmasın, renkler kulunu yormasın. Sadece, 'Güzel.' diyelim, GÜZELLİĞİ'ni övelim. Koyunda post, kulda dost gereklidir. Ne kadar dostun var ise o kadar renk ile bezenmiş olursun. ![]() MELEKLER'in yeri renklerinden bilinir. Yerden göğe ahengi kurulur. Renk düzeninde her meleğin görevi vardır. Elbet yalnız renk düzeninde değil. Kulunun kaçınılmaz kaderi denilen yazısında MELEKLER'i yardımcı görevdedirler. Elbet kuluna yardımcı. Mavi rengi verdik. AZRAİL. Ölüm meleği denir. Aslında can alan değil, ruhun yoğun sisten kurtulmasına yardımcı olan MELEK'tir. Yeşil renkte CEBRAİL vazifelidir. Yerden göğe her kulunun arayışında vergisi büyüktür. İSRAFİL sarı ile açar, yapıda rengini bilen ile seçer. MİKAİL desteyi sorundan kurtarmaya vazifelidir. Mor renk ile bilinir. ![]() Yeşilin ötesini düşündün mü? Mavinin bittiği yerde yeşil başlar. Unuttun mu? Yeşilin ötesi sarıyı kucaklar. (Sarı, akım mı?) Evet. Dünyaya gelen, güzelliğidir. BİR olan, BİR'liği bulan her kulunun sarıdan aldığı bilinsin. Sadece akımdır. Bendeki sendeki, dost olan cümledeki akım aynıdır. ![]() SAMANYOLU, ULULAR'ın konutudur. Her olay vardır. Ne var ki, katıksız, çıplak gözle görülen. Sadece yorumdasınız. Dünya haline uymayanı versek, dilimiz yetmez! Dünyada kulağımızın alamadığı güzellikte sesler, burnumuzun alamadığı kokular, gözümüzün görmediği renkleri görmek anlatıma sığmaz. Köre renkleri anlatabilir misin? ![]() "Yeşil renge sarındım, mavi renge büründüm." dedi, YUNUS'um sözü aldı: "Alı dalda gördüm, elma dedim yedim. Ne yediğimden, ne aldığımdan kaygu duymadım. Aldığımı, yabana saymadım." dedi, YUNUS'um yürüdü. ![]() Renklerden oluşan, yedi renk ile buluşan; yıldızlardan alınandır. (Daha açık olsun DEDE’ciğim.) Her yıldız, ayrı renk enerji nakleder. ![]() 'Gökten inen yeşilde ne var?' dersen, CEBRAİL ALEYHİSSELAM'ın müjdesi vardır. ![]() Oluşan, madde ile değil, enerji ile gelişir, renkler oyunu verir. ‘Her yer bir midir?’ denildi. Elbet değil. ALLAH’ım, renksiz olana düşürmesin! ‘Renksiz alem nedir?’ dendi: Dünyayı kendi gözüne kendi sözüne uydurayım diyenin, göçünde vardığı ilk merhale. Dilenen varlığını, ne verdiğini, ne çizdiğini, ne de çözdüğünü. ‘Ben görürüm kaderimi bildiğimi uydururum’ diyenlerin gittiği ilk merhale, renksiz alemdir. (Renksiz merhaleyi anlatır mısınız? Nasıl bir yer?) Dünyadaki renkleri ile güzeldir. Atmosferin dışındaki renklere, elbet kul gözü ile bakmaya imkan yoktur. (Yani, bizim gözümüzle?) EYVALLAH! Her merhalede, renkler daha berraklaşır. SAMANYOLU en güzeldir. ![]() yaratılmışlığın malzemelerindendir, renk ses. ![]() ‘Doğdum öleceğim, ölmeden kendimi bileceğim. Dayandım ALLAH’ıma, sabır ile bulacağım. Sayfa açık ise, her satırı okuyacağım, her renk ile yapımı dokuyacağım’ Her renk, bağlantının gözdesidir. ‘Nasıl?’ denilir. Karanlık, kullarına Cehennem adını hatırlatır. Renklerde, kainatın sırrı saklıdır. Ne var ki; kulu renklerle her olaya sahip çıkabilir. Bilmek değil bulmak gereklidir. Asla kainata hükmetmek kuluna verilmez. Layık olan kulu, her rengin sırrını açık vermez. Her renk günün gelişine göre kendi frekansını iletir. Dünde renkten aldığını bu gün bulamazsın. ‘Ben her rengin sırrını bilirim’ diyenin yanında durmayın, yalanına ortak olmayın. ‘ERENLER her rengin sırrını bilirler mi?’ denilir. ERENLER, günlük olayların ve renklerin sırrını, günde dokuyabilirler; ‘Yeniye dönünüz’ dediğimiz budur. Kainatta her günün yorumu açıktır. Kuluna verilen, her sergide okunan değil tek kanaldan sunulandır. Ağaç altındaki tefekkür, elbet bilincinizi geliştirir. Her rengin günün olayına göre frekansını değiştirdiğini söyledik. Sadece yeşil aynı frekansta oluşur, asla şaşmayan düzenli bir vergi halindedir. (Onun için mi yaprakların rengi yeşildir?) EYVALLAH! Değişmeyen frekans, asla şaşkınlığa götürmez. ‘Her renk, günün olayına göre frekanstadır. Sadece yeşil, tüm bitki aldığın sesi tekrarlar, değişmez’ ![]() ‘Kırmızıda, AŞK’ın doruğu var’ diyelim. ![]() Yeşil renkte, VEREN’in VARLIĞA simgesi görülür. ‘Ne demek?’ dendi: CEBRAİL ALEYHİSSELAM, yeşilden oluşur, yeşil ile buluşur; yani, kula yeşil renk ile hitap eder. Yeşil renk, kainatı kuluna kitap eder. HAMZA DOST ![]() Bir rengi bilsen, yeter. Yedi renkte, soru biter. ![]() Balık aldım dereden, ayrı kaldım sorudan, yolu buldum korudan. ‘Seher vakti duracağım, GÜNEŞ ile vereceğim’ dediler, mor rengi AŞK’ı diye övdüler. Mor, ulaşılamayan AŞK’ın bilgisini verir, akım ile tarif edilir. HACI BAYRAM ile YAHYA, mor akıma ulaşmış BİLGELER’dir. ![]() “Sarıya yer verdik, yeşili gönüle serdik, kırmızıyı yorumda bildik, mor ile ocağa geldik, turuncuda gelenin gidenin selamını bulduk, mavi ile her olayın çözümün girdik, beyaza cümlemiz nokta koyduk.” dedi, YUNUS’um ![]() YUNUS’um sözü aldı: “Doğruyu bildim geldim, eğriyi sildim buldum, kaşığı ele aldım dost kervanına katıldım. Maviyi denizde bildim, havada buldum. Yeşili, gözde gördüm, yapraklarda serdim...” ![]() “Her renkte ahengi bulursak; daldan dala uçuşan, dağdan dağa kaçışan her yaratılmıştan güzeli alırdın.” dedi, PİR SULTAN ABDAL ![]() “Her rengin güzeline talib olalım, diyelim ki ‘Her rengi çevirirsek, ak olanı buluruz’ (Newton çarkı mı?) EYVALLAH. Kara rengi bilirsek, ak olanı bulur muyuz, çevirsek te görür müyüz?” dedi, PİR SULTAN ABDAL ![]() “Ne sarıda, ne morda, ne yeşilde, ne kırmızıda ayrıya gelmedik; mavi rengi bilgimizden silmedik; pembe dedik, ahengini bölmedik; gezdiğiniz sahilde, izinizi silmedik. Gelenler görsün, vardığınız yeri bulsun diye.” dedi, YUNUS’um günün gölgesini GÜL’ün rengi ile silelim! ![]() MEYDAN açık gelene, gönül açık sevene, yollar açık bilene. Selam olsun, her kulu renklerden gelen sesi alsın. ![]() Yapraklar her yeşilden oluşur, toprakta hep yeşil buluşur; çevrene bakarsan, renkler her birine karışır. Her renk güzeldir, desteye almazsan. MERYEM ![]() Her bir taşta yedi rengin mevcudiyeti bağlıdır. HAMZA DOST ![]() (Yedi renk, ne manayı alıyor?) Yedi kademe ve onsekizbin alem. Bu kademe ve alemlerde idrak, tekamülüne devam ederler. ![]() “Üç renge gönül verdim; yeşil, mavi, mor. Yeşil buluşturur, mavi kavuşturur, mor AŞK’ına ulaştırır.” dedi, HACI BAYRAM “Öbür renkleri sevmez misin?’ dediler. ‘Ben bu üç rengi seversem, öbür renkler beni bulur’ dedim. (Açıklar mısınız?) Dayandığımız tek destek; HAK bilgisi, HAK sevgisi, HAK bulgusudur bu üç renk. Yeşil bilgisine, mavi bulgusuna, mor sevgisine; öyle olunca, diğer renklere kavuşmuş olursun. Bilgini beslersen, sevgini süslersen, bulacağını beklersen, yani umutsuzluğu silersen; her rengin, sende doğuşunu müşahede edersin...” ![]() Yeşil renge yaprak dedik, sevgiyi pembeden mora getirdik. ![]() “Her rengin verdiğinden damla-damla alırsınız, dumanları öylece silersiniz.” dedi, SARI ANA ![]() ADEM’e yedi rengi şal yaptılar, sırtına örttüler. ![]() “Yaktım ocağı, açtım kucağı. Binbir söze kattım bilgimi, aradım ‘Bunca bilgide, hangisi benimki?’ ‘Aktardığın’ dediler, benim ile bir duvara oturdular.” dedi, MERYEM sözü aldı, her rengin sırrına makamlarda vardı. ![]() KAYGUSUZ sözü aldı: “Mor dağlara sözüm var, yeşil bağlarda gözüm var, yedi renkte ÖZ’üm var...” ![]() “Her fistanın rengine bilginin süsü vurur, koyduğum her tas suya dileyen kuşlar gelir.” dedi, MERKEZ’im Al fistan giydirdik, ‘Asi’ dediler; sarı fistan giydirdik, ‘Vâsi’ dediler; yeşil fistan giydirdik, doğmayana güldüler, mor fistana gözü yumdular. Her fistanda ayrı makama geçtik. PİR SULTAN ABDAL ![]() YUNUS’um söz aldı: “Yeşil fistan, sevdiğini; yeşil yaprak, bildiğini getirdi...” ![]() “Pembe rengin, dostlukta selamı gelir; yeşilde, bilenler selamet bulur; her rengin gerçeğinde, koruyan kalır; yapına girdi ise muhabbet kapın cümleye açılır.” dedi, MERYEM ![]() Al fistan sevenedir, yeşil fistan gülene, mavi fistan bilene, sarı fistan yoldan yola gelene… Ne dilersen giyersin, adına gerçeği koyarsın, doğruyu bildiğin halde ararsın. ![]() Üç renk, bilgiye güç verir; yeşil, mor, sarı. Maviyi, bulunduğun odada daim tut; gözlerini dinlendirir. Seyreden her göz, mavi ile dinlenir. Koyuya değil, hep açığa önem veririz. EYVALLAH. Gözün dinlendiği yerde, gönül beslenir. ![]() Gökkuşağı renklerindir, yerden alır, sudan verir |