Ruh
2
RUH yapısı, kulun ALLAH'ı ile arasındaki oluşumdur.

 Anların dahi değiştiği kainatta,
RUHLAR’ın tekrar-tekrar gelişini nasıl ikrar edelim?

7
Havada, suda her an akım mevcuttur.
Asıl olan, akımdan RUH’u ayırandır.
RUH enerji yüklüdür.
Ne var ki elektrik denilen değil.
Beden, RUH’un kablosudur.
Nakil değil mekandır,
kainata imkandır.

9
Vazifemiz gönül eylemek, fal bakmak değil
yol göstermek.
ALLAH ona bir RUH’u vazifelendirip gönderir,
onun yolunu-gününü ALLAH tayin eder bildirir,
kulu şaşırtır.
O da ya vazgeçer,
ya da ALLAH YOLU’nu seçer,
yolunu bulur ve yolunda
ışıklanır, aydınlanır, aydınlatır.

19
Kötü nesiller dejenere RUH’lu kullar,
çok kötü durumlar yarattılar.
Gününe göre haram yedi.
Kul, RUH’unu ayara alırsa, günahı olmaz.

15
büyük RUH’un yeri de büyük olur.
Sen de büyük yer dilersen,
sözün olmuşu ağızdan çıkar.

18
Gönül, RUH’un gülü.

11
Dönük RUH soruldu.
Dönüksen uyar sana,
gönlüne göre gelir, telkin verir.
Gönlünce düşünmek değil,
gününce değerlendirmektir makbul olan.
YUNUS

24
Kemik, toprağın malı.
Ha orada ha burada;
RUH her yerde, her yer gönülde.

‘Şahsiyet’ dersin, bedene görev yüklersin.
Beden dünya malıdır.
Olayın oluşu kulun gelişidir.
Kimliği, bedene girişidir, RUH’un varlığı.
Adını dünyadan alır, ahirete varlığı gider.
Varlığın ağırlığı derecesindedir.

27
Asmanın yaprağı üredi,
türlü kulları türedi.
Soralım ‘RUH’un tekrar-tekrar bedene gelir’
diyene, sor onlara.
RUH mahdut ise, beden nasıl çoğalır?
ADEM bir idi, milyarı buldu.
Beden çok oldu, her bedene RUH verildi.
Yanlış derler, yolu şaşırırlar.
‘RUH tekrar dünyaya gelir’ dendiğinde,
beden sözü edilmez.
Ama dünyayla RUH’un ilgisi kesilmez.
Olmaz derim.
Başka alemde bedenlenen RUH’un,
dünyada işi nedir? Yanlış hayal.
Bedenlenmek bir defa olur;
ölçüsünü alır, döner yerini bulur.
Başka türlüsü olmaz, olamaz!

7
Ay ışığı misali NUR’un inmesi hakikattir.
Değerini bulduğu yerde, bedenin girdiği yerde; mertebesini bulmuş RUH’un, bedenini ziyareti.

25
Ayağını çekersin, ‘Çimeni ezmeyeyim’ dersin;
o andaki düşüncen, senin RUH’unu niyetini bildirir.
Yoksa günde yüzlerce defa çimen ezersin.

31
Uykuya yatarken de ki:
‘ALLAH’ım SANA sığındım,
RUH’umu YÜCE KATIN’a emanet ettim.
SEN’den başka düşünmem,
dünya diye yakınmam.
Yolumu dilerim,
yönümü isterim ALLAH’ım’ de,
uykuyu bekle.
Düşünme dünyayı.
Uyu-uyan, kendini yokla.

9
ENBİYA nerde mi?
ALLAH’ımın HUZURU’nda.
Yerine değil, RUH’una duacı olun.
RUH’unu yardımcı alın.

23
Nokta nedir bilir misiniz?
Gelmiş geçmiş cümle kullarının
RUHLAR’ının pres edilmiş şekli.
ÇAKIR sormuştu, ‘RUH’u anlat’ demişti.
‘Günü bekle’ demiştim.
Düşünün; balık yumurtası, bir tek yumurta;
milyonlarca tane.
Benim dediğimi al ve düşün.
Bir anda ALLAH’ımın HUZURU’nda bir tek;
bir anda emir alanda,
bütün kâinata yayılabilen bir NUR düşünün.

5
Kader değildir, yumağın masalı.
Aynada hakikat görülür,
rüyada masal yaşanır.
Rüya da özentili bir yaşamdır.
Gündüz kuvvetini harcarsın, öyle yaşarsın.
Gündüz beden için, gece RUH’un için yaşarsın.
RUH’un ispatı biraz da rüyadadır.
Kulun rüyası da gönül yapısını gösterir.

23
Geldiğimiz yerden, NUR olarak geldik, bedene girdik; dönüşte bedeni bıraktık, NUR olarak döndük.

25
RUHLAR akıma tabi olurlar.
Bazı RUH az akım alır, bazısı çok.
Ayrıdır, her kul kendi akımını kendi alır.

9
RUH’un varlığı, bilmez darlığı.

Neden doğanla ölene kırk gün hesap verilir,
neden türbeye gidilir mum yakılır?
İnandığın bir şeyi yapmak, neden günah olsun?
Sayılan gün, gelenlerle beraber olunan gündür. ALLAH’ımın NURU değil midir verdiği yavru?
NURU’nun bekçisi değil.
Emaneti hatasız almak için beklenir.
‘Hata nerde?’ dersen,
önce ana korunur,
sahip olduğunu sandığı yavru adına.
Gayesiz dolaşan
meşgalesiz gezinen RUHLAR’dan.
NUR olan, alımı tez olur.
Onun için korunur.
‘Kim korur?’ dersin.
Elbet ALLAH’ımın MELEKLERİ.
Meşale yakmayan RUHLAR.
Dedim, karanlıkta kalan RUHLAR.
Göçün neticesi de aynıdır.
RUH’un bedenden irtibatı kesildiği için,
etrafı kalabalık olur.
Nasıl ki bir gemi,
limana yanaştığı zaman meraklı çok olur,
nasıl ki meydanda sis her tarafı sarar.
Kulun da RUH’u öyledir, şekil nerede ise öyle.
Sonunuzun hoşluğu, kâinatın boşluğuna eşittir.
RUH mu imal edeceksiniz?
Beden, dünya malıdır;
RUH, ALLAH’ımdandır,
onun için tarifi yapılamaz.
Yalnız, ne hücre ne kan, ayrı değil hep beraber.
RUH, her yeri kaplar.
Ölüm, RUH’un bedenden ayrılmasıyla.
‘Ölüm’ dersiniz, sözü kapatırsınız.
Ölüm yok derim size.
Sözün münakaşası olursa, neticeye varılır.
Üzüntü edilmesin, ‘Sıkarsın’ denilmesin.
RUH’un ağırlığı mevcuttur.
Yalnız bu ağırlık, enine mi boyuna mı olduğu,
kulun ölçüsüne göredir.
Manevi değer o değil midir?
Kulun merakı yerindedir, ÖZ’ünü sorar.
RUH döner mi?
Hapisten çıkan bir daha girer mi?
Ne var ki düşündüğümüz manada hapis değil.
Ölümün yerinde, göçün olduğu bilinir.

21
KUR’AN’ın yazdığı kulca tam açılamaz.
Çünkü doksan dokuzu ahirete, biri dünyayadır.
Onun için ölüye doksan dokuzu okunur.
YASİN, doksanı içine alır.
Onun için ölünün dileği YASİN’dir.

KUR’AN’ın dediği şudur;
‘ ‘Öldü’ deyip yanan yakılan,
matemi gönlünü isyan ettiren’
Elbet kul yakınına ağlar.
Amma ağlamayı
gönlünü karartmak derecesine getirirse,
RUH’u rahatsız eder.
Eğer RUH’un her an yanında olduğunu bilse;
ne o kadar yakınır, ne gönlünü karartır.
Aşırı matem,
kul ile RUH arasına duvar örer.
SAHİB’imizden geldik, O’na döneceğiz.
Olmasını dilediği gibi olmaya çalışır,
elbet orda da eğitim görür.
Mertebe; niyaz ile değil, gönül ile alınır.
Dünyaya gelen RUHLAR’ın bir kısmı,
öyle eğitim görür.
Daha önce konuştunuz,
‘Fal?’ dediniz sordunuz.
Ne indir, ne cin.
Gelen, eğitime tabi tutulan RUHLAR’dır elbet.
RUH’un varlığı, kainatta darlık bilmez dedim.
Elbet ALLAH’ımdan dilerler.
‘Aydınlara aracı ol’ derler.
ALLAH’ım onlara dünya kapısını açar,
eğitilmiş RUHLAR’ın himayesinde.
Eğitilmemiş RUHLAR’ı bilse,
doğruyu görse;
‘Yolun eğridir’ demez.

27
Kâinat, kul için yaratılmıştır.
Boşluk senin bildiğin.
Bizlerin varlığı nedir?
Gelişim görülür mü,
kimler var bilinir mi aranızda?
Kâinat da öylece doludur.
Senin gelmene ne lüzum olduysa,
RUH’un varlığı da, aynı hizmete var oldu.

8
ŞEMS’i bilmeden boş idim,
taş-toprak dahi değil idim.
Madem ki tekamül için geliniyor,
HAZRETİ ALİ neden HACI BEKTAŞ olsun.
RUH ile buluşur, BEKTAŞ ile konuşurdu.
Ama beden, asla.

12
Beyin, alıcı istasyon.
‘RUH’ dersiniz, gelir, aranızda olur,
sizlere çok şey verir.
Bunu bazen bilirsiniz,
bazen aklınıza güvenirsiniz.
Aslında her şey RUH’ta toplanır.
Alıcı ve bedene mal edici.
RUH’tan alır beyin.

‘Şeytanı görmedim’
Onu gören, varlığını kutsal bilen;
dünyaya inmeyen RUHLAR’dır.
‘Cinler’ denilir.
Değil, bedenlenmesi yasaklanan RUHLAR.
Kimler mi gelir?
Her kulun gönül dalgasında olan.
Bütün RUHLAR, sevinç ile gelir, geleni karşılar.
Onun için dualar edilir, ölenin yanında.

Gelen yavru,
yalnız İSA’nın RUH’u ile teması temin edilir.
Bilecek, tanınacak.
Kul yanlış çözer, ‘Tekrar doğuş’ der, asla.

25
Dünyaya niçin geliriz?
Az zaman yumağın, çok zaman RUH’undur.
Gönül gözü açılan fark eder.
Sizler bilmez misiniz?
Yüce varlık, gelen midir, yaratılan mıdır?
Yaratılandır elbet!
Gelen de, yaratılan da; hizmet için gelir.
Demek yaratılan layıktır ki, ALLAH’ım gönderir.

22
Hayvanın RUH’u olmadığını, daha önce dedim.

23
Avucuna su dolmuş, ayağı çamur olmuş.
Yıkarsın, geçer.
Geçmeyen gönül yarasıdır, RUH’un karasıdır.

Geceyi, ay ile yıldız ile süsler,
RUH’unun gönül yolunu besler.

10-2
Aslını bilen, aslına varan birdir;
bedene girenle, dünyaya düşen bir değil.

RUH’unun aldığı, gönül dediği;
AŞK ile beslenir.

2
AYET-EL KÜRSİ okunan yuvaya;
kötü, ne kul, ne de RUH girer.
Gelene, ALLAH’ım İZİN vermez.

1 eylül
Zaten dünya, misafirhane.
Gelen gidene el sallar.
Gidenin arkasına baktığı görülmemiştir.
Ne var ki, bedenin kaldığı yerden,
RUH yürür gider.
Beden RUH’un yuvası, dünyadaki hanesi.
Hane viran olmasın, kula zorluk vermesin.

12
Beden dünyaya aittir, RUH kâinatta dolaşır.
Elbet bedenlenmez.
Daha önce dedim ya,
RUH kafesten bir defa çıkar.

14
Beden dünyanın malı, RUH’un kafesi değil mi?

22-1
‘Hayvanlarda da RUH var’ diyene de ki;
‘Kul hayvan için değil, hayvan kul için yaratıldı.
Kuluna beslensin diye verdiğine,
YÜCE ALLAH’ım RUH vermez.
RUH sadece kulundur.

Kulun RUH’a, duadan başka ne vereceği olur?

14-1
Kalıp nedir? Beden.
RUH nedir? NUR’dan.
Güzel nedir? NURU’nu bilenden.
O'nun NURU’ndan olduğunu bilen,
NURU’na leke düşünmemeye çalışır.
Aslında NUR leke almaz,
NUR ile RUH arasına perde koyar.
‘RUH NUR’dan dedin,
arasına perde koydun’ derseniz;
RUH, varlıktır; varlığı, NURU ile besler.
Adımını büyük atan, gideceği yere çabuk varandır; dumana yer veren, kendinde olanı görmeyendir.
Yuvaya niye pencere yapılır.
Işık gelsin diye elbet.
Pencere kapalı olunca, ne ışık, ne hava.
Yuvada ne olur?
Hem karanlık, hem havasızlık.
Kulun yaşantısı bozulur.
RUH’un da beslenmesi ALLAH’ımın NURU’ndandır.
Gönül penceremizi açalım ki, beslenelim.

28
Yoğurt yediğin, mideni dinlendirdiğindir;
süt içtiğin, duvarını sıvadığındır;
muhallebi, mide yollarına hizmettir.
Hepsinden yemeli, bedeni dinlendirmeli.
Amelin, bedenle RUH'unu da dinlendirmek olsun.
Dayandığın dumansız duvar olsun ki,
bedenine sıvanmasın.
Aydın olan her kul, aydın yolu açar;
aydın olan kul, karanlıktan kaçar.
Aymayı bilen, karanlığa girmez.
Girmez, çünkü olaylara şüphe ile bakmaz
ve RUH’unu karartmaz.
Yorgunluk bedenedir, bedensiz var olana değil.
Bedenden kurtulan, sanmayın örtülür.
Duamız, toprak altına girene değil,
bedensiz aramızda dolaşana olsun.

28
RUH’un varlığı, kainatın üstündedir.
 
9
Soylunun soysuzdan farkı, dünyadadır.
Nasip olana soylu denir, paye verilir.
RUH yapısı; ne soy, ne ana, ne baba vermez.
Hoca da eğitmez.
Kul kendini, kendi eğitir, ÖĞÜTEN yine ALLAH’ımdır. Sarmaşık ağaca sarılsa;
boy verişi kolay olur, sağlam destek bulur.

15
varlığımız O’ndan, O’nun verdiği RUH’tan.

16-2
RUH’unun her an bekçisi misin?
Bedenin kafesinde olduğu müddetçe,
RUH akışını bilemez.
Yeter ki bedeni ortadan kaldıracak
AŞK’a malik olabilesin.

26
RUHLAR daima beraberdir.
Ne var ki, senin ölçemeyeceğin kadar
kısa fasılalarla beraber olup ayrılırlar.
Kulda devamsızlık, bizde her an.
Anda bizle, anda bedenle.
Bedene girdiği an, bizden perdelenir.

13
RUHLAR ferahlık bulur,
dünya kulunun aydın RUH’undan.

14
Soyunuza değil, yolunuza hizmetteyiz;
bedene değil, RUH’una hizmetteyiz.

15
Unutma ki,
iş yerine kasa alan onu doldurmaya çalışır.
Elbet boş kağıt değil.
Madem ki gönüllerimiz de RUHLAR’ımızın kasası;
onu altın ile dolduralım, değerini bulduralım

22
VEREN’in ALDIĞI, sana VERDİĞİ’dir.
VERDİĞİ nedir? Senin RUH’un.
O RUH’u verdiği gibi teslim et ki, yerine varsın.
‘O’nunum’ diyebilmek için,
O’ndan GELEN’i harcama.

5
(HAZRETİ MERYEM ve HAZRETİ İSA’nın
YÜCE’ye beden ile çıkışının söylentilerine dair
sorulanın cevabı)

Beden ile çıktı denilen;
dünya gününde ölmeden öldüğünü,
RUH ile vardığını bildirir.
Daha önce verdim; her kul anda gider-döner.

CAN’ımı RUH’um ile besledim.

(Bir kul, yaratılırken CAN, RUH, beden.
Hangisinin daha evvel verildiğine dair soru cevabı )
‘CAN’ım’ dediğinde;
olmuşu bildin, CAN’ına RUH’unu kattın m?
Olmuşu bilirsin.
CAN her kulda, RUH ile CAN has kulda.
CAN’ını ne yapsan harcayamazsın,
RUH’un ile beslersen yumağını çözersin.
RUH’un harcanmadığı bedenin CAN’ı, CANAN’a aittir.
RUH harcanır mı dersen, NUR’dur derim.
‘CAN’ım’ dediğinde, neyi kastedersin?
‘RUH'suz kul’ dersiniz,
amma cansız dediğinde ölmüş olduğunu görürsünüz. RUH’suz, ALLAH’ımın VERDİĞİ’nden uzak kalandır. ‘Dumansız olsun, kul açığı bulsun’ dedik.
Önce CAN verilir, sonra beden, en son RUH.
Ana rahminde CAN, evet.
Ana rahminde RUH, hayır.
RUH, doğar doğmaz.
Daha önce dedim ya; bebek doğuşta ağlar.
Kafese girdiğine RUH isyan eder.
RUH’un ilk isyanıdır.

17
Bedenin verdiği, RUH’una sınav kapısı açtığıdır.
CAN bedeni, RUH CAN’ı uyarır durur.
Evrene döndürür, ALLAH’ını buldurur.

21
Sabah yuvandan çıkarsın, akşam dönersin.
Dönüşe uyuş değil midir?
Dönmezsen ayrılık olur.
Kainatın dönüşü de öyledir.
NUR olan YARATAN’ımın etrafında dönüş,
RUH’un birleşimidir.
(RUHLAR üç bölüm müdür?)
Onu verdik ya.
NUR’unu harcayan,
harcamayan,
iki alem arasında kalan.

Nefsin.
Zaten şeytan RUH'una, asla tesir edemez.
Anlatalım; RUH sadece ALLAH’ımın NURU’dur.
Onda hiçbir katık yoktur.
Nefis, beden yapısındadır, mantığına bağlıdır.
Mantığını RUH’unun ölçüsüne uydur ki,
nefsini çiğnemiş olasın.

27
Gönül hem yanar, hem de yakar.
Yanan gönlün etrafında olanlar da yanar.
Nasıl ki ağacın biri yandı mı, hepsini alır götürür.
Kalan nedir? Hiçlik.
Kul dünyada, alev semada.
Gönül yandıkça, ‘ALLAH’ım’ dedikçe; kulunu eritir.
Beden değil RUH’un erimesi.
Bedenden açılmasıdır.
RUH eridikçe darası genişler.
Bedendeki kabı.
RUH’ta giriş-çıkış kabiliyeti kolaylaşır.

12
Olduğumuz yere,
yumuşak yol bulmamış RUHLAR dahi gelemez.

30
Alanın aldığına sahip çıkması, kulluğundandır.
Böcek; şarap aldım demez, aldığına sevinmez.
Onun aldığı, sadece bedenine gerekli olandır.
Kulun aldığı RUH’unu besleyendir.
Şarap oldu, kullarına sunuldu.

16
YEDİ KAT ARŞI’na,
ONSEKİZBİN PERDESİ’ne, anında geçtik.
Beden perdeler, RUH aralar.

20
Önce RUH bedene hükmeder.
RUH olgunlaştıkça, bedenden hükmünü kaldırır.
Kendi aleminin derinliğini bulur.
Ondan sonra bedende; ne sorgu arar, ne yargı.
Adeta yarı mecnuna döner.
Aslında mecnun denmez,
‘Aşık’ denir.

24
Hurmayı yaratan, zeytine yağını katan;
kulunun hatasını,
pişmanlığı ile örten YÜCE ALLAH’ım.
Yumurtada can bulan, sirkeye can veren,
kuluna kan veren,
RUH’u beden yolu ile imtihan eden YÜCE ALLAH’ım.

8
Kulluk; her yaratılana nasip olsa;
dünyanın değeri kalmazdı,
kul dünyayı terazi bilmezdi

dünya terazidir bilelim.
Dünyaya gönderilişin sebebini merak ettiniz.
RUHLAR’ın ayrımını terazisiz ayırdıkta,
ADALETİ’nden şüphe edilirdi.

RUH’un tekamülü diye avunan,
‘Tekrar-tekrar dünyaya gelip,
nasıl olsa bulacağım’ diyen;
gafletin girdabına girmiş olur.
Bilirsiniz girdap, denizin kuyularıdır.
Çıkışı olmayan kuyu.
Dünyaya geliş birdir, çünkü yaratan YÜCE’dir.
O kulunu bilir, kuluna KENDİ’ni bildirir.

10
Bizim verişimiz kesintisiz olur.
Dünya mürşidi, ölçüyü bedenden gözler.
 Bizler gönülden.
Doğrudan doğruya, RUHLAR ile buluşur,
YÜCE’nin verdiği ölçüler içinde konuşuruz.
Olgunluğu; beden ile değil, gönül ile tartışırız.

19
Sunulan her bardakta,
DERYA’nın RUHU vardır.
Bir yudum dahi olsa, kuluna kardır.

2 kasım
Cesette ne ararsın, CAN olmayınca?
RUH’ta ne ararsın, AŞK olmayınca?
Yanarsan O’na yan, AŞK’ın SAHİBİ O’dur.
Dönersen O’na dön, RUH’un SAHİBİ O’dur.
OLDURAN O, DOLDURAN O,
DÖNDÜREN yine O.

dünya sadece şekildir.
Eşyanın aslı, RUH’udur.
Ceset de, RUH’un eşyası değil mi?
Asıl olan nedir? Elbet RUH’tur.
Ne var ki RUH da gelişe bağlıdır.
Huyunu aldı ise, eşyanın yerini bulabilirsin.
Huyunu almayan eşyaya, yerini veremezsin.
Huydan maksat, her eşyanın yapısıdır.
YUNUS

3
Unutulmasın, VARLIK BİRLİK’tir,
‘RUHLAR’ denilirse ayrılıktır.

14
Yemeden ölürsen, mideni dünyada bırakırsan,
RUH’un aç kalır mı?
Unutma ki midenin açlığı, gönlünü doyurur.
RUH’unun açlığını, benliğini bulmadan bilemezsin.
Amma, miden aç kalmadan,
O’na yönelemezsin.
YUNUS

27
Yaşamak beden ile değil, RUH iledir.
Bedenin ayırdığı nedir?
Dünya yaşantısı.
RUH’un niyeti, bedene diyetini ödetir.
Olmayacağı niyet edersen,
yürüdüğün yoldan dön derim.

4
Adı bilinmedik ulular,
dünya ile kıyamet arasındaki RUHLAR’ın
yardımcısı olurlar.
YUNUS

6
Gurbette olur mu?
RUH her an aranızda.
Gurbet, madde olan alemdedir, bedenden ayrılandır. Kulun RUH’u da her an aramızdadır, ayıran bedendir.

HAY VASFI’nda kulunun gönlünü,
bedeninden sıyırmayı anlayalım.
‘Nasıl sıyrılır?’ derseniz;
bedene tabi olan CAN,
manadan nasipsiz kalır.
Beden ile RUH’u birbirinden sıyırmak,
yani RUH’u canlı tutmak.
BAYRAM

8
‘Çiçeğin en güzelini koparayım,
hayvanın en güzelini besleyeyim,
aşın en güzelini yiyeyim’ dersen,
bedenine hizmet edersin.
Halbuki beslenecek olan RUH’undur.
Seni ebedi yaşatacak, sadece odur.

15
Cevizin çetini taşla kırılır.
Elle kırılanı da, taşla kırılanı da aynıdır;
fark kırılıştadır.
Cevizin içi, RUHLAR;
dışı, nefis-niyet.
Bedeni diri tutan, RUH ile CAN.
CANAN RUH’undur, dolayısı ile O.
CAN ile CANAN, BİR;
bedeni buldurur, bedeni siler,
KENDİ’ne götürür.
İdrakten önce, sadece CAN ve beden vardır.
İdrakte beden silinir, CAN ile CANAN buluşur.
Hakikate erişte, sadece O kalır.
CAN’dan da, CANAN’dan da öteye geçilir.
Çünkü CAN da CANANI da, maddeleşmiş halidir.

28
ALLAH kuluna; kendini buldurmak,
kimliğini bildirmek için gönderir.
Tövbekar olan kulun hatası, affolur.
Dersin ki, ‘Yazı değişir mi?’
Doğuşun değeri, odur.
Tekamül denen, orda buluştur.
RUH’u bölüş, kainata serpiş, arıtıp tekrar dönüş.
Dönüş nereye? Kendine.
Önce kendine, sonra arı gönülle HAKK’a.
CAN’dan aranan nedir? Arılık.
Her yaratılan gelir, dünyaya uyar.
CAN’da bulamazsa, CANAN’da arar.
Kendini, ne olursan ol buldurur.
Yazı odur.
Ezelde, RUHLAR yaratıldıkta,
düzenin dışına çıkana ‘GEL!’ dendikte;
gelişe uymayan asi RUHLAR’ın,
dünyaya gelişte de asi olacağı, elbet yazılıdır.

2
RUH yerini buldu mu, düşünmeyi dünyada bırakır.

17
Enerji denildi, madde ile hapsedildiği söylendi.
Elbet her RUH, enerjinin ta kendisidir.
‘Nasıl?’ denilir.
Niyazın seni nereye götürür,
neden RUHLAR beden ile örtülür?
EMREDEN’in; yenmesini dilediği,
güzelliğini bildiği, yerini yerliye verdiği,
‘OL!’ denenin olduğu gibi.
‘Açık değil’ denilir.
Anılmadık sohbetin, bilinmedik sözünü verdik.
Bedenini neden sakınırsın?
Gelecekten elbet, gidecekten değil elbet.
Halbuki, bedeninde
kaynayıp duran enerji yüküne inanabilsen,
gelecek seni asla korkutmaz.
Çünkü o her şeyi yenmeye muktedirdir.
Sen onu uyutursun, bedenine güç verirsin.
‘Bedeni sil’ denen odur.
‘Ölmeden öl’ denen odur.
O nedir.
Sana, KENDİNDEN üfleyen,
bedenine NURU’nu katan.

7 haziran
Dünyada tekamül, üç yöndedir.
Kanda, CAN’da, tende.
RUH’un tekamülü geliştedir,
HAKK’ın ‘OL!’ dediği anda oluştadır.

22
Ermek; tekamül etmek midir,
yoksa gömleğinden sıyrılmak mıdır?
Gömleğini sıyır ki göresin,
RUH’un açıklığına eresin.
Her kulun RUH’u paktır,
çünkü onu veren HAK’tır.
Alacağın vereceğin O’nadır,
ereceğin göreceğin O’dur.
O’ndan geldik, O’na döneceğiz.
Sıyrıldı isek; dünyada öleceğiz, ölmeden bileceğiz. Bileceğimiz nedir?
O’nun SIRLARI değil, kendimiz.

15
Gelenin gönlünde, binanın himmeti vardır.
‘Binanın himmeti olur mu?’ dersen,
RUH’un varanda, beden bina olmaz mı?
Bina dünyada kalmaz mı?

23
Ağızdan dile, dilden mideye,
baştan ayağa alınan nedir?
Bedeni diri tutan.
Elbet CAN.
CAN, yaşayan beden demektir.
RUH değil.
Gizli olan; yaşayan değil,
yaşadığı halde bilinmeyendir.

27
Akım almayan RUH uykuludur.
Dünyaya geliş, akım alıştır, uykudan uyanıştır.
RUH’un bedenden ayrılışı, akımın ötesine geçişidir.
Ne var ki, artık her RUH, akım ile yüklüdür.

Uyumak bilmemektir.
MELEKLER, uyumayan RUH'lardır.
Onun için kullarına vazifeli gelirler.
‘Nasıl uyanılır?’ denir.
Geliş ile dönüş arasında, yumuşak yol çizilir.
Bilmek için, uykudan ayılmak gerekir,
akım ile yüklenmek gerekir.
Kulunun MELEKLER’den üstünlüğü,
akıma gerçek diye baktığındandır.
Verilen akıma RUH, bedensiz olarak dayanamaz.
Onun için, bedeni sildim diyen;
AŞKI ile kavrulandır, yandım diye bağırandır.

19 eylül
Dünyaya gelişten önceki hal sorulur,
RUH’un şekli yorulur.
Suda arayın, şeklinde bulun.
‘Uyuyan RUHLAR’ dedik, suyun bulut halini verdik.
Bulut yağmur olur, tane tane dökülür,
dünyada hemhal olur,
güneşe uydukta, kendini bulur, özüne döner.
'Hemhal olmazsa,
güneşten bulmazsa ne olur' dendi.
Ne olacak, buz.
Ne olursa olsun, gene de güneşten bulsun.

17
‘Kulun toprakta kaldığı,
RUH’un yolunu aradığı doğru mudur?’ denir.
RUH bedenden ayrıldıkta, hakikati idrak eder.
‘Beyin olmayanda idrak var mı?’ denildi.
İdrak, beyinde değil RUH’tadır.
Beynin idraki, RUH’un verdiğidir.

22
Dünyaya gelmiş RUHLAR’ın,
daha önce uyuyan RUHLAR olduğunu söyledik.
Cüz’i irade bedende.
Bedende olan, bedenin yolunu verendir.
Kül’li iradeyi RUH’a veren nedir?
Yanılma yok.
Hatasız YAZAR, yudum-yudum süzer,
her olacağı bilir.
Çünkü, YAZAN’dır.
Bedene geldikte, dünyaya girdikte;
bahçe misali açılır.
Bilinen nedir?
RUH’un oluşu değil, nefes hiç değil.
Olan, oluşan enerjidir.
Öyle bir enerji ki;
kaynağı da kendi, verici de.
Asla tükenmeyecek, eksilmeyecek.
Yumuşak olan her kulda,
enerji çokluğu görülür. Neden?
Oyun değil, denilen gerçektir.
Enerjiyi kendinde idrak eden,
neyden ses alana benzer.
YM. diyelim, sohbetin yorumunu misal ile verelim.
Atların halinden verelim.
Uslu atın bakanı çok olur. Neden?
Sevildiğinden.
Huysuz at enerjisini bedeni ile harcar;
olmadık, hizmet vermedik yerde.
Uslu atta enerji yok mu? Elbet var.
Ne var ki, gerektiği yerde, gerektiği zaman.
Kulun da vergisi aynıdır.
Ne var ki, kulun cüz’i iradesi onu,
eğitim ile, yerinde yolunda kullanması gerekir.
Çok coşkun kul,
bağıra çağıra AŞK’ını söylemesi
ne kadar yersizdir.

Yok olan anılmaz, var olan inkar edilmez.
Verdik. O her kulda var.
İdrak edebildiğin kadar,
cüz’i iradeni kullanmış olursun.
O senin kulluğundur.
Elbet RUH O’ndandır.
Kendi halinde O’nu bilir.
Beden ancak
idrak edebildiği zaman ölmeden ölür.
EYVALLAH.
YUNUS’um der ki:
“Kül’li iradem yanar tutuşur,
cüz’i iradem arar koşuşur.
İdrakte ancak ikisi buluşur.
Beden ile RUH, ancak o zaman kavuşur.

27-1
Dağda yukarı attığın her adım,
sana daha geniş görüntü verir.
RUH'lar hafifledikçe yükselir-yükselir.
Elbet en yüksekte olan diğerlerini görür.
ALLAH'ımdan aldığı kadar verir amma,
cümle sırlarını değil.

4 nisan
Asil RUH aslına döner.

7
uykuda RUH bedenden ayrılır
amma tamamen kopmaz.

26
’Bedenin yükü neden RUH’a yüklenir?’ denildi.
Gelişin nedeni, RUH sürer bedeni.

12 şubat
Ağacın kökü değil, dalı yeşerir.
Kulun bedeni kaybeder, RUH'u buldurur.
Bulacak ki olacak.

18
mahzen kuldur, şarap RUH.
Mahzen, dayanan olursa;
şarap, yerini bulursa;
bekleyiş kazandırır.

2 kasım
Hataya talib olmıyan,
her hal ile huzurdan uzak kalır.
Sahifeler okuna-okuna bellenir,
ancak öyle aynı hatadan uzak kalınır.
Şekilde değil hata, RUH'tadır.
YUNUS

13
Yanan her mumun eriyip söneceğini bilelim!
MEVLANA daha önce verdi, 'Uyuyan RUH'lar.' dedi.
Uyuyan RUH, yakılmayan mum misalidir.
MERYEM

17
Her kul belirli olduğu halde,
-beden düzeninde- bilemediği ölçüde RUH'u ile dolaşır.
Ne var ki, gezintiler,
aynı akıma uyan RUHLAR'la buluşmadır.
Beden, hali ile duyamaz.
Ancak, RUH'un yabancısı değildir.

Gönül, aldığın sevginin verdiğinden ötesini
kendine mal eden,
kendi bünyesinde kendini besleyen,
verdikçe büyüyen, dağıldıkça çoğalan.
'Bünyede nasıl var olur?' dersen,
RUH'un yapısına mal edilmiştir.
MERYEM

19-1
'RUH?' denilir, açık sözü istenir.
O, BİR'dir! O'ndan gelen ayrı kalmaz,
güneş ışığını yaymakla birliğinden kaybetmez.
O'ndan gelen O'nundur!
O'nun denilen, sadece O'dur!
BİR OLAN'ı bölemezsin,
O'na 'O'nlar' diyemezsin.
'Uyuyan RUHLAR.' dediğimiz,
bileni bilmeyenden ayırdığımız odur.
Dağılan, dağıldığı yeri görene,
orda kendini bulana de ki:
'Geldin uyanmaya, O'nu bilip dayanmaya.'
Neden O'nu bilen güçlü olur?
Çünkü, aslını bulur.
YUNUS

MELEK nedir, RUH kimdir?
Kimden maksat, asıl olandır.
RUH'un var ettiği MELEK'tir.
O'nun üflediği RUH.
VAREDEN, VAROLAN!
VAROLAN elbet var eder,
var ettiğini cümleye bildirir.
Kimini dünyaya gönderir,
kimini kainatta görevlendirir.
(Yani onlar dünyaya gelmezler mi DEDE’ciğim?)
 Aslına dönmek,
RUH'un malik olduğu en yüce makamdır
YUNUS

28-2
Bağımsız olan her RUH,
asla birbirini sorumlu tutmaz.
Kendi hatasını başkasından bilmez.
Düşünülen hal, bedendedir.

25
CAN bedende oluşur,
RUH gidende gelişir, gittiği yerde bilişir.
Değişen olmadıkça,
RUH ayrıya geldiğinin idraki içindedir.
Ne acele eder, ne çekimser kalır.
Gördüğü aydınlıktır.
Doğruyu görür.
'Ne demek?' dendi:
Her yaratılanın varacağı yeri idraki,
dünya perdesinin örtüldüğü anda başlar.
DOST dediği, var edilenle BİR'liğe gelir.
Varolanın idraki, gölgesiz ölçüsünü bulur.
Onun için, uzun yatanla kısa gidene dert etmeyin.
Örtü elde olaydı, dileyen açabileydi,
kısa güne talip olurdu.

Her kul kendini eğitirse, ununu öğütür.
(DEDE’ciğim undan murat nedir burada?)
Nefsini, RUH'unun kafesini, yapının hevesini.

15
Yokluk değil varlığa katılan kuluna,
'Nehri buldun!' deriz.
'Yokluk nedir?' diyene:
Değişeni bilmeyen,
bedenin aldığını RUH’una mal etmeyen,
yokluktan bahseder.

Bedeni silebilsen, RUH’unu görebilsen.
O zaman derim ki O'ndansın!
Sen O'ndan, ben O'ndan, ayrılık neden?
(Zamansızlık kimin içindir?)
RUH için.

27-2
‘Her gönülden geçen, olumlu mudur?’ dersin.
Elbet değil akıldan süzülmedikçe.
Önce akıldan süzmeyi öğretiriz.
Gönül; akılla RUH’un kapısıdır.

2 ağustos
Beden, kafestir,
   RUH, nefestir.
   RUH, bedende tekamül etmez!

28
Eşyanın sesi asıl sesin örtüsüdür.
(Asıl ses ahiretteki ses mi?) Evet.
(RUH'un da bir sesi var?) Elbet.
Konuşma her tuşun aksine yazmasıdır.

5
Genler, RUH’un dünyadaki muhafızıdır.

13
(RUH önce dünyadan mı geçiyor?)
Evet.
(İlk basamak dünya o zaman?)
Evet.
(Dünyanın seçilmiş olmasından mı
yoksa en aşağı kademede bir konut olduğundan mı
ilk basamak oluyor?)

Dünyada nasıl her olay
birbirinden ayrılmayan halkalar misali gelişiyor ise, kainatta da dünya, halkanın bir parçası oluyor.
(İtibar veya itibarsızlık değil?)
Asla!
(Noktaya çemberi çizdirmekten bunu mu anlıyoruz?)
Dünya kendi içinde bir halka.
Kainat zincirinde de o halkaya tabi.

5
RUH’un zerreleri;
bedendeki her zerreyi döllendirir,
bildiğince yollandırır,
yandığınca küllendirir.
ALİ

18
RUH’un, CAN süzgecinden geçmesi gereklidir.
(Üzümün şarap olması için mi?)
Gönlünü oluşturması için.
MERYEM

26
Beden, RUH’un verdiği ile gün-gün yansıma yapar.
Her an değil.
Asılda her an da olabilir,
ne var ki, kulun nefis kapısı kapanırsa
çevresinde oluşan yoğun yansıma açık görülür.
(Aura’dan söz ediyorlar) EYVALLAH!

21
ÖZ’den ÖZ’e nefes ile değil,
yumuşak halde kaldığınız gibi,
RUH ile varlığınıza O’ndan katılanı biliniz.

7
RUH'umuz O’ndandır, ‘OL’ dediğinden.
‘BUL’ denilen, örtünün altındaki ‘OL!’ dur!
Bilmeyi dilersen, benliğini sil;
görmeyi dilersen, kimliğini sil;
varmayı dilersen, ‘OL!’ dediği halde kal!

21
Sendeki senin ile oluşur,
benliğin ÖZ’ün ile buluşur,
aklın RUH'un ile çalışır.

28-1
Uyumadım geceler.
‘Ölmek’ dedim, kendimi denedim,
her satırda yokladım, her seferde bekledim.
Denildi ki:
‘Beden sende kaldıkça,
sen kendini buldukça yoğun yükünü atarsın’
Sordum, ‘AZRAİL ile sohbeti nasıl tadarsın?’
TABDUK dedi ki:
“AZRAİL, can almaz, göbeğin keser.”
(Yeni doğuş için?) EYVALLAH!
Dedim, ‘RUH'ta göbek var mıdır,
dünya bu kadar dar mıdır?’
Dedi ki: ‘Bildiğimi söyledim.
Uykunda gezdiğin yerden,
bağın seni döndürür, uykun seni kandırır’
‘Göbeğimi makas ile mi,
kama ile mi keser?’ dedim;
‘Akım ile keser’ dedi.
YUNUS

28-2
Soru: İnsanın gerçeği de,
ÖZ’ü -yani RUH’u- oluyor değil mi?
Ben, RUH’un gerçeğini aramıştım.
GARİP: RUH’un gerçeği orda (ahirette), burda derilmez.
Soru: Derilmekten maksat, idrak mi?
GARİP: RUH’un gerçeği konuşulmaz.

23
RUH, senliği benliği siler.
RUH aleminde kadın erkek yoktur.

24
RESULÜ’nün hırkası, RUH'unun kablosudur.
Onu giymeden, asla gerçeğe ulaşamazsın.
YUNUS

1 mayıs
‘DOST olalım, DOST kalalım’ derlerse,
diyelim ki: ‘Dostluk söyleşte değil, ÖZ’dedir!’
Ne aldın ne verdin?
Ceset ile RUH'u nasıl birledin?
Nefsini nasıl körledin?
‘Ceset bende!’ dersen, RUH'un kimdedir?
‘Sana bana!’ dersen, sözün kindedir!
Ne orda ne burda kaldım,
ne ceset ile RUH'u birbirine kardım.
Biri söz, biri ÖZ, her adım göz;
RUH, ÖZ; beden, söz.

24-2
beden sana emanettir, RUH asla değil!
BEHLÜL

24
 ‘Gedik, nedir?’ denildi.
Gerçeğe açılan kapı.
‘RUH'tan haber aldık mı,
bildiğini sorduk mu?’ denilir.
RUH'un bilgisinde kainatın gerçeği vardır,
ne var ki, vergisi ALLAH’ımın EMRİ kadardır.

9
Akıl ile, beden ile, RUH'unun emrindesin.
O RUH ki, kayıtsız şartsız uyumdadır.
Nefsin isyan etse de, düzeni birbirine katsa da;
gün gelir, BİR’de olan ile BİR’liği bulur.

17
Dağları, ovaları, ağaçları, suları,
benim için, senin için YARATAN;
RESULÜ’nü yarattığı,
o’nun için kainatı bütünlediği,
GERÇEĞİN İLAHİ KARARI’dır.
Her olayın, bir dolayı vardır.
Kainatın yaratılışı da RESULÜ’ne
RESULÜ ile kaim…
Olacağı gerçeği, yazışı ile verilmiştir.
(‘YAZI’dan murat KUR’AN mı?) EYVALLAH.
RESULÜ KUR’AN’ı yazdı kaim oldu
ve RUH’u bedenlendi.
Doğruyu bildiği, gönülden her yönü açtığı, açıktır.
Ve okudu, ‘Sen de oku’ diye belletti.
YUNUS

RUH, yaratılmışlığın kutluluğudur.
Maddesini bilemezsin;
ne uçucu ne kaçıcıdır, ne de geçici…
Vardır, var olacaktır.
Katılaşmadığın her anında,
her zerrende dağılmaz.
Lambayı yaktığında etrafı ne kadar açıksa,
o kadar ışık verir;
ne kadar kaparsan, dar yerde kalır.
Işık vardır mevcuttur, el ile tutamazsın.
RUH vardır, göremezsin tutamazsın,
atamazsın satamazsın.
Sen onun hükmüne girersen,
yerden göğe bilirsin;
o senin hükmüne girerse, yer ile göğü silersin.
Olay budur.
Senin RUH’unun hükmüne girmen…
Çünkü RUH, gerçek bilginin sahibidir;
bedenin her zerresinde konuk değil;
konuk olan bedendir.
Fistan gibi giyer.

28-2
Kat-kat açılsa gökler, her biri ayrı bilgi saklar.
Giden, geleni bekler;
 ‘BÜTÜN olayım, güne dolayım’ diye.
(‘Giden, geleni bekler’ cümlesini açıklar mısınız?
‘Giden’ kim, ‘Gelen’ kim?)

RUH, zerreleri bekler.
(Zerreler RUH’a mı ait, CAN’a mı ait,
ya da ikisi arasında başka bir şeye mi ait?)

Hepsi BÜTÜN’e ait.

16
(Ölümden sonra, zerreler RUH ile ne zaman birleşir?)
   ERMİŞLER’de hemen;
diğer kullar için zaman içinde.
(İnkarda olan biri için, durum nasıl?)
En geç altmış dört yılda RUH’la birleşirler.
(Bu altmış dört yıl, onlar için uzun bir zamandır elbet?)
   Evet.
(Bu altmış dört sayısının bir manası var mı?)
Evet.
HAZRETİ MUHAMMED’in yaşam süresi;
ana rahminde ve dünyada.
(RUH ve zerreler birleşince, ne oluyor?)
NUR KABE’si.
NUR sofrası.
(Biraz daha açar mısınız? KABE nedir, sofra nedir?)
KABE; ZATI,
SOFRA; SIFATLARI.
Kristal avize düşün;
Ortasındaki ışık; NUR,
çevresine yedi rengi verir.
RUH ve zerre, ALLAH’ın SIFATLARI’nı alıyor.
(Yedi renk, ne manayı alıyor?)
Yedi kademe ve onsekizbin alem.
Bu kademe ve alemlerde idrak,
tekamülüne devam ederler.

2 kasım
RUH'un, araca ihtiyacı olmaz.

14-1
KAYGUSUZ söze girdi:
"Bayram seyran hevestir, namaz oruç nefestir.
RUH’unun nefesi..."

12
RUH’un dini yoktur!
Her RUH
dünyaya Müslüman olarak gelir (doğar),
Müslüman olarak gider (göçer).

6 ağustos
RUH gerçeğin bilincinde,
maddeye bağımsız.
Kuzuyu bağlarsan, istediğin yere gidebilir mi;
beden maddeden kopmayınca,
RUH yerine varabilir mi?
(RUH'un ve bedenin zerreleri ayrı-ayrı mı?)
RUH'la bedenin zerreleri birbirini tamamlıyor.
Ayrı, ayrı değil.
RUH gerçeği idrak etmeye çalışıyor,
fakat bütünlenmezse bedenle,
orda cehennemi yaşıyor.
(Cehennemi diri iken mi yaşıyor?)
Göçünden sonra.
Sorgun kendi zerrelerinden oluyor,
‘Sen bunu niye tamamlamadın?’ diye.
SORGU MELEKLERİ, zerrelerindir.