Vermek
28
kula kararınca verilir.

21
‘Yolcuya yol ver.’ desem, yolunu nasıl verirsin?
Koluna girersin, beraber yürürsün.
Vermek, almaktan güzeldir.
Almak, yüzünü ağartır; vermek, güldürür.
Almaya layık görüldüğünden, yüzün açılır.

18
Yumuşak olmayan, yuvasına zehir verir;
dünya nimetine gark etse, acı ile karışır.
Yudumunu alan; yumuşak olsun,
verdiği lokmayı bala bulasın,
tatlı desin, tatlı yesin, midesine tıkmasın.
YUNUS

İsteyene vermek, ne büyük sevap.
YUNUS

3
Nasıl ki yavrusuna verdiğin,
anasını-babasını sevindirir;
 kuluna verdiğin, ALLAH’ımı sevindirir.
Verişin, kulunu sevişine delildir.

4 eylül
Huzur diledin, vermek vazifem.
Şüphesiz almak senin vazifen.

17
Almaya her kul yanaşır, vermeye alışmalı.
‘Neyi?’ derseniz, istisnasız vermeye alışınız.
 ‘Verdim almadım,
gölgede kalmadım.’ derseniz yanılırsınız.
‘Verdim vereyim, helal edeyim.’
derseniz kazanırsınız.
Bekleyişsiz verenin verişi ALLAH’ımdır.

Güzellik, gelişte değil veriştedir.
 VERİŞ, ALLAH’ımdadır.

Karşılıksız vermeye çalış.
Karşılığı hüsran olsa da,
gönüle hicran vermez.

18-2
Almayı değil vermeyi bilin;
vermek verimsiz de olsa, YM olur.
Tarlan vardır ekersin, ot biçersin.
Unutma ki, tarlan gine senindir.
ALLAH’ım dilerse su verir,
dilerse kokulu su verir,
günde seni ihya eder.

17
Ağaç fidanken düzelir,
ağaç olur meyve verir.
Aşılamazsan,
verimi bol olsa da
yer doldurmaz, yerini bulmaz.
Ona gene toprak ana sahip çıkar,
verdiğini karşılıksız verir.

21
Almak, güzel; vermek te güzel,
vermeyi bilene.
Almayı herkes sever.
Vermeyi sevendir makbul.

5
Elbet verdiğine sevinç duyan,
verişini anlamaz; çünkü yeri boşalmaz.

23
ALLAH’ım, verdikleri ile sevilir.

17
Vermekle almak, yan yana gider.
Ne var ki kul, vermeyi bilmeli, vermeyi sevmeli, beklemeden vermeli.

Almayı bulmak için, vermeyi bilmek gerek.
Vermeyi öğrendi, almaya kürek gerek.

30
Bin mum yaksan, bir odaya versen;
yalnız oda aydınlık kalır.
Mumları dağıtırsan, bir çok kul aydınlanır.
Cümleye dersem, ‘Dağıtırsam, ışığım az kalır.’;
 aldığın huzur, seni aydınlatır.

10
Geleceğe umutlu ol ki, dumanı silesin;
gönüle kainatı koy ki, sevmeyi bilesin;
almayı değil vermeye çalış ki, sendeki kaynasın.

16
Almaktan uzak olanın, vermeye gücü mü olur

30
Benden sunduğum kadar, senden aldığın kadar.
 Biraz fazla, biraz eksik olamaz.

12
Vermek de ihya eder almak gibi.
Vermeyi nasib eden RABB’ime, şükürler olsun.

26
Acıma gidene, acınırsın.
Sarfından kaçındığın sende kalır, gelen az olur.
Sarf ettiğin üstüne koyar, sana döner.

Verirsen elinle, gelir o seninle.
Elde olan, kalmaya mahkumdur.

9 mayıs
Olmayı dileyen, vermeyi bilendir,
verdiği kadar alandır.
‘Verdiğim gider.’ deme, yeri dolar.

21
Aldığını veren, ‘SAHİB’indendir.’ diyen kazanır.

17
Semiz kul etine,
temiz gönül cennetine hizmet eder.
Olmuşun gelmişiyim, PİR olmuş ermişiyim,
VEREN’in aşığıyım.
Almaktan ziyade vermeyi düşünenin,
her zaman yanındayım.

7
Verenin alışı çok olur.

7-2
VEREN’in; yerinmekten uzak kalındığı an,
daha çok verdiği görülür.

22
Sağ el ile aldığını, sol el ile ver.
Verdiğini, diline verme, aklına koyma.
Bir elin versin, öbürü unutsun.

1 eylül
Arı gibi verimli ol.
Karınca kendine, aldığı da kendincedir.
 ALLAH’ım ona, o kadar nasip verir.
Çünkü yalnız kendini düşünür, kendi için çalışır.
 Aç kalmaz, çok bulmaz.
Arı verimlidir, verdiği kadar alımlıdır.
Elbet hem balı, hem hali sevilir.

ALLAH’ıma söylemeye de hacet yok, GÖRÜR.
Layık olan kuluna, dilediği nasibi verir.
Vermeyi sevene, verme kuvvetini gösterir.

27
Bal veren, arı mı, çiçek mi?
ALLAH’ım çiçeğe, çiçek arıya, arı kula.
‘Veremedim.’ diye üzüntü etmeyin;
ALLAH’ımın, vermeyi zorluğa vurmadığı bilinir.
 Cümleye esirgemediğin, bolluğa;
esirgediğin, darlığa getirir.
Bardakla verdiğinin yerine, desti ile gelir;
 ‘Eksilir.’ demezsen.

16
Almayı dileyen, vermeyi öğrenmeli.
Vermeden, alamazsın.
Kaynağın yolunu kaparsan,
membaına döner başka yol bulur.
Akan suyun eksildiği görülmez,
kaynağın başında olan susuz kalmaz,
bir kaynak bir kul için verilmez.

17
VEREN’i biliriz, VERDİKLERİ’nden dolayı;
varanı görürüz, sevdiklerinden dolayı.

Arıyı balsız bırakma, sana sorar;
saksıyı susuz bırakma, kurur;
yolunu ışıksız alma, yozdurur;
deryayı dumanlı görme, bezdirir.

Yolumu verdim, göçümü anlattım,
AŞK’ımı cümlenize fener yaptım.
Anlatmaktan uzak kalmak,
ALLAH’ımın verdiği nasibi kendime saklamaktır.
Kendine sakladığın nasibin,
suyu alınmayan kuyu örneği
kurumaya mahkumdur.

8
VEREN, “VERDİM.” demez,
kulunun başına kakmaz

22
VERDİĞİ’ni sana verir, senden beklemeden.
Sevmesini bil ki, O’nu göresin.
Vermesini bil ki, O’nu bulasın.
Verdiğin O’ndandır, aldığın senindir.
O’na verdiğini dahi, O’ndan alırsın.

15
Eğer kuluna verebilecek bir şeyin var ise,
adın ile tadın kalır.

19
Mayayı kendin için yoğurursan,
sadece kendin doyarsın.
Cümleye dersen, fırın açarsın.

10
her kul verdiğine ayardır.

1 aralık
Dost ararsan; kendini bil,
her kuluna kendini dost kıl.
Her veren, senden alandır;
her seven, senden bulandır.
Sunduğun kadar alırsın,
sevdiğin kadar bulursun.
YUNUS

18
Pişirdiğin aşın güzelliğini yiyenden öğrenirsin.

29
Asmaya verdiğin suyu, verdiğin gibi almazsın.
Neden? Çünkü sen, sadece suyunu verdin.
Halbuki asma, özünü verir.

20
Kapanmayan kapıya, kul olalım;
cümlenin ayağına, yol olalım.
Yeniyi serelim, eskiyi bilelim,
almayı verelim diye, el uzatalım.
Almayı elbet her kul diler.
 Ne var ki emanettir, anında dağılır.

17
Meyhane sana vermez, sen meyhaneye ver.
Vermek; O’na uymaktır, haline uydurmaktır.
Uyumak, yerini almamışadır.

21 mart
Veren sevilir, verdiği kadar.

31
 ‘Ver alayım, dileyene sunayım.’ diyen;
yerini bilmeli, çevresini kendinden çok sevmeli.

22
kul sadece alır, alır, alır.
 Yerden gökten alır.
Alır da ne verir?
İşte en güzeli onun verdiğidir; gönlünü.

10
‘Ekmek aldım peynir yok, otu aldım yağı yok.’
diyenin danışacağı kimdir?
Elbet yağı peyniri olan, almayı bilendir.
Ne var ki vermeyi bilmeyendir.

29
Yumuşak olan her kul,
ağaca misaldir; verici olur.
Vermek, her var olanın yapısına uygundur,
kapısını açarsa.

31
Vermeyi dileyen değil,
vermeye gönüllü olan verir.

7 mart
'Alacağım var' diyen, vereceğini yiyen,
altın tası silecek, toprak tası bilecek.
YUNUS

'Ben, sen!' diyen, almaya çalışan;
vermeye alışana kadar çifte at koşturur.

13
"...Kulun kuldan aldığı
kulun kula verdiği kadardır."
dedi, ALİ

16
boş sofra dosta gülmez
BAYRAM

27
Akmayan çeşme kulu çağırmaz.
Akmayan çeşmenin önünde kulu eğilmez.
ALİ

19
Görmeyi değil almayı dile.
Her aldığını vermeyi dile.
Hal ile verirsen, 'Yol ehli' denirsin,
yolunda cümleyi görürsün.
BAĞIŞLAYAN ALLAH'ım ESİRGEMEZ!

1981
Aldığım O’ndan bana
Verdiğim O’ndan sana

25
Dünyanın düzeni toprakta kayıtlı.
Su toprağa, Güneş toprağa, toprak da kullara.
İnsan da aynen toprak gibidir.
Alır-alır-alır, verir-verir-verir.
(Kime verir, kimden alır?)
O’ndan alır, O’nun için verir.

30
Alalım verelim, verdiğimizi bilelim.
Umduğumuza değil, alacağımıza talip olalım.

22
Söz ile değil ÖZ ile verelim.
(ÖZ ile vermek nasıl olur dedeciğim?)
Hal ile gösterelim.
ÖZ’den sevdi isek, her halini hoş görelim.

19
Almak vermeyi amir kılar.
YUNUS

5
her kulu kendinde olan kadar verir.

17
"...Yerde arpa buğday yok ise, tavuk eşinmez"
dedi, YUNUS’um

8-2
Vermek güzeldir senden oluştu ise
MERYEM

28
"...‘Akmayan kan kendini yenilemez denildi.
Bilgi de öyledir.
Vereceksin ki yenisi gelsin"
 dedi KAYGUSUZ
HAK’tan asla haksızlık gelmeyeceğini söyledi

13
Alalım olalım, verelim bulalım.

20-1
Her alan verendendir bilse bilmese

8
Her alış veriş maddi manevi birbirini eşitler,
geçici halde çeşitler.

15
Az da alsak, çok veririz,
çünkü YARATAN’ın hazinesini görürüz.

22
(Yanlış vermekten korkuyoruz, ne dersiniz?)
"...ALLAH’ım O’ndan vereni hataya düşürmez."
dedi, ALİ

5 mart
Almak, vermeye mecbur kılar,
vermezsen yeniden alamazsın
ALİ

30-2
 ‘Bilirim.’ diyene,
   bildiğimi katamam.

4
Almak her kula verasetten gelir,
vermek ER kula ferasetten gelir.

3 kasım
Kendini tanı ki, O’nu bulasın;
kendini tanı ki, VERDİĞİNİ bilesin

20
Her kulun algısı vardır;
ne var ki, vergisi önce kendinden,
sonra çevresinden oluşur.

1 mart
Çok dilersen, vereceksin, verdiğin kadar alacaksın. Vermezsen, aldığın taşar, güzeli aşar.
Bardak dolu ise, döktüğün su yere gider.
Gaye suyu her nereye olursa olsun dökmek değil, gerektiğinde içmek içirmektir.

12
Ham meyveyi yemedik, ham sözü söylemedik.
Bir aldık binbir verdik, ‘Bereket ALLAH’ımda!’ dedik.

21
‘Az yersen çok verir.’ diyene de ki:
‘Dilediğine verir, yediğime değil!’

Yolumuz, cümleniz ile, gönlümüz cümleniz ile.
Her bilen, bilmeyene versin!
Versin ki, dilediğine beslensin!
Aldığını vermezsen, DOST KAPISI’na durmazsın,
dilediğin mekana varmazsın!
Boşaltmazsan destiyi, nerde bulursun desteyi?

17
Kendimden aldığımı,
cümleye verdiğimi düşündüm.
‘Ne aldım? Ne verdim?’ diye ölçüye vurdum.
Gördüm ki; gönlümü açtığım kadar alabildim,
gönlünü her açana verebildim.
YUNUS

29
Çok almayı diledim, ÖZ’den geleni övdüm;
çok vermeyi diledim, hazdan yolumu buldum
PİR SULTAN ABDAL

6
‘Bilen verir, uyduğu kadar alır
HACI BAYRAM


14
“...Bilgi, eğitilirse koruyucu olur;
eğitilmeyen bilgi, taş misali kalır;
vermeye kalkarsan, verdiğini yaralar.”
dedi, PİR SULTAN ABDAL

12
“Saydığım her fidanda,
sevdiğim meyveyi bulurum;
gelen giden yolcudan, bilgisini alırım.
‘Yayan giden yorulur.’ diyene de ki;
‘Yola niyet kurana, YARDIMCI verilir.’
Aynada gördüğüm kendi yüzümdür,
kainatta duyduğum kendi sesimdir,
bedende uyduğum kendi nefesimdir;
almayı dilediğim kadar vermeyi dilersem,
dengesini kurduğum kendi nefsimdir.”
dedi, YUNUS’um

24
Geldik MERYEM ile söze, dedik selam olsun size.
Gide-gide yol bitmez, ocak yanmazsa baca tütmez; tezgahında altın olan, gümüşü satmaz;
gönlünü açmazsa kul, MERYEM elini tutmaz.
MERYEM

21
Ala-ala olacağız,
vere-vere bulacağız, seve-seve ereceğiz
HACI BAYRAM


26
Almayı vermeyi her kulu diler,
ne var ki, ‘alacağım vereceğim nedir?’ der;
kimi deryaya, kimi göle, kimi nehire dalar.
Nerde dalarsa dalsın, dilediği kadar alsın.
Gelişi, gine de deryayadır.

12
“Gelsen sözün düzüne, gülsen kulun yüzüne;
aldığına sevinecek, verdiğin ile övüneceksin.”
dedi, YUNUS’um

11
“Çiçekler oylum-oylum, sevgiye doymaz gönlüm.
Bir alan sevinir, bir veren övünür;
kul kendini bulmazsa, durduğu yerde dövünür.”
dedi, PİR SULTAN ABDAL

“Aydın olsun gözümüz, açık gelsin sözümüz,
yedi renkte ÖZ’ümüz.
Aldığımız ile BİR’deyiz, verdiğimiz ile haldeyiz.”
dedi, MERKEZ’im

18
Saydım göldeki salı, yeterli değil;
akan su ile gelen, biterli değil;
almayı dilediğimiz, vermeyi denediğimiz,
hudut ile bağımlı değil.”
dedi, YUNUS’um

25-2
“Boşluğa söz vermeyiz,
gereksiz olanı görmeyiz;
aldığımız her konuyu bilir de,
sormayanın önüne sermeyiz.”
dedi, PİR SULTAN ABDAL

8
Dağarcığımız bizden-bize hükümlüdür,
doldu ise vermek ile yükümlüdür.
Sadece, yüzde yüz inandığın bilgiyi vermelisin!
Gelişi güzel verilen bilgide vebalini yüklenemezsin,
yükünü asla kaldıramazsın.
MERYEM