Verilenler-2
4
"...Geçit vermese yollar, bize uymasa haller,
ne gelen olurdu, ne ALLAH’ım İZİN verirdi.
Duman olmasın gönüllerde,
sözümüz kalmasın yollarda."
dedi, RABİA HATUN

YEMEN’den her söz dileyen gelse,
ALLAH’ım izin verse, günler geceler yetmez,
sahifeler hiç bitmez.
Katık değil ÖZ’deyiz, sergi değil gözdeyiz.
(Katıktan ne mana anlamamız lazım DEDE’ciğim?) Oyundan gelen, söze söz katılan.
Daha önce verdik, her dileyene serdik.
Sözün özünü HAKK’ın SÖZÜ’nü bildik.
Bildiğimizi gine HAKK’ın İZNİ ile
her dileyene sunduk, sunacağız.

4
Geçici gelen kaynağını bulamaz.
Kaynaktan aldı ise yazısını silemez.
MERYEM

22
Selamı'nı getirdik.
'Nerden? Kimden?' denilir.
RESULÜ'nden.
Cümle kullarına iletilir.
HAMZA DOST

2 mayıs
gelen olmasa bilgi saçılmaz.

15
"...Aldık bize, verdik size."
dedi, ALİ

Demde 'Genel Kurmay' düzeninde verilir.
(YEMEN 'Genel Kurmay' mıdır?)
EYVALLAH!
YUVA'dan öylece söylenir.
(Genel kurmay başkanı kim?
Bir can ekler HZ. ALİ)

EYVALLAH!

13
YUNUS'um sözü aldı:
"Beraberlik oluşur,
iki alem buluşur, ADI ile bilişir.
Görünen değil bilinen yeterlidir.
Asma üzüm yüklüdür, kulun sırrı saklıdır,
bilen bilmiyen haklıdır.
Sözü HAK'tan alırız, satır-satır veririz.

4-1
'Uyun.' dedik sözlere.

13
HAKK'ın sözü kanundur.

27-1
ALLAH’ım, renksiz olana düşürmesin!
Gelişimiz verişimiz hep ondandır.

13
Her satırda O’nun ADI’nı analım
VEREN O’dur,
verilen sizler.
YUNUS

22
‘O gün geldi.’ dediğimiz,
‘Cümle ile paylaşın!’ diye verdiğimiz,
sizlerde kalamaz!
Kalırsa RAHMETİ’ni bulamaz!
Ekilmeyen tohum, çürüyecektir.

19
Soframız birdir, BİR’liğe uymayan kördür.
BEHLÜL

20
Her söyleşide, ÖZ’den alır, ÖZ’e veririz
MERKEZ

27
Her hal O’ndan O’nadır,
   bildirdiği GÜL’den sanadır.

7 mayıs
HACI BEKTAŞ sözü aldı:
"Aldık verdik sözümüz,
hayırdır her yazımız,
gölgeyi sildi kozumuz..."

13
ALLAH ADI’na söze girdik.

15
YUVA’ya cümlemiz gelir,
görevimizi ALLAH’ımın EMRİ’nce getiririz.
Bol gelen darlık vermez,
‘HAK!’ diyen hata bulmaz. Cümleye.
DOST KAPISI dedik, YUVA’yı cümleye açtık,
yapıya her kulunu görevli seçtik.

26
Sohbetleri açık-açık okursanız,
satırlar arasındaki sırları çözersiniz.
Verdiğimiz yazılar, bilinenin ötesindedir.

30
Unutulmasın, her sohbet bizden verilir,
kulun isteğinden değil.
RESULÜ

Katıksız verdiğimize yorumsuz uyulsun.

17
O’ndan gelmeyen verilmez

13
Verilenleri okuyunuz.
‘Yaz!’ dedik, GARİB’e verdik.
Okuyunuz!’ dedik,
cümlenize söyledik.

28
Yapımız ÖZ’dür bizim, kapımız hazdır bizim,
sözümüz kozdur bizim.

6 eylül
Yerden göğe bildiğimiz,
her satırını izin ile verdiğimiz açıktır.

Onun için her konuya yer verdiğimizde,
alabilen ile beraber oluruz.
'Alamayan?' dersiniz:
Alamayan, almak için gelmeyendir.
Konumuz asla değişmez,
denilmesin 'Gelişmez.'
Olay konuda değil, konuktadır.
Onun için her sohbette 'YUVAMIZ' deriz.
Konuk olmadığımızı açıklarız.
(Her gelen YUVA'nın  sahibi mi olur?)
EYVALLAH.

18
Gücümüz sudan verir,
kaydımız NUR'dan gelir
YUNUS

28-2
Almayı dilediğiniz kadar verdik.

Güne kadar aktık,
günden sonra sizler ile akıtacağız.
Dedik ya, her çekirdek ağaca dönüşür,
bir çekirdekten orman oluşur.
Konu küçük değildir, uyumayalım.

Her soruya açık kalacağız, biliniz.

29-2
'Seçen seçilen.' dedik,
her kuluna sorumluluk payı verdik.
'Nasıl?' dendi:
VEREN biz değiliz elbet,
VERDİREN'in EMRİ'ndeyiz.
Nakilci olduk, HAK EMRİ'ni sunduk.
Üç günde, üç ayda,
üç yılda genişleyen YUVA'mız;
on üç yılda temeline oturdu,
dilenmeyen her hal atıldı.
ALİ

29-4
HAK KELAMI bizdedir

16
Her verilende
SIRRI'nı harf-harf aldığımızı bilelim.
ALİ

23-1
Aldığımız kadar verdiğimiz bilinir.
Asla ne bir satır eksik,
ne bir satır fazla söylenir.
(Kimden aldığınız?)
Elbet YÜCE'den!
ALİ

28
Her sayfada düzen, her satırda sır vardır.
ALİ

30-1
"...Geldim gördüm, BİLEN'den aldığımı serdim."
dedi, YUNUS'um

Oluk-oluk vereceğiz
ALİ

YUVA'da verilen her sohbet,
 VEREN'in GÜCÜ'ndendir,
soluk alan verenden değil...
(TANRI'nın GÜCÜ'nden...)
EYVALLAH!

6
Düzeni AMİR'den aldık, sohbeti öylece kurduk.

Kapılarda değil, tek kapıdayız!
Yapılardan değil, tek yapıdan alırız veririz

verdiğimiz her sözde satır-satır dokuyan oluruz,
'Olunuz!' diye sizlere veririz.

EMİRLERİ’ni ilettik.
Alanlar mutluluğa,
kalanlar karanlığa talip olurlar!
ALİ

2 aralık
YUVA'mız cümlenindir, gönlümüz gibi.
Sözümüz cümlenindir, YÜCE'nin EMRİ'ndendir.

18
Defterimiz tektir,
aldığımızdan bıraktığımız güne kadar.

25
Aldığımız, sizlerde gördüğümüzdür,
verdiğimiz HAK'tan gelen EMİRLER'dir.
'Oyun değil!' dedik, daha önce verdik,
bilmece olanı sildik.

15
"...Sözümüz bizden verilirse, imtihandan sonradır.
Talep ile alınırsa, imtihana hazırlıktır."
dedi, YUNUS’um

Az da alsak, çok veririz,
çünkü YARATAN’ın hazinesini görürüz.

Her satıra başlarken,
ALLAH’ımı ve RESULÜ’nü anınız!

29
"...Elbet O’ndan alacağız,
birbirimiz ile bulacağız, eli elde tutacağız,
bir bilen ile bin söyleyeni birbirine katacağız.
‘Veren nerden?’ derlerse ‘Alan kimden?’ diyeceğiz."
dedi, YUNUS’um

Her gelen, elbet aynı dilden verir.
Çünkü YAZAN’ın SAHİFESİ’ni görür.
HAMZA DOST

18
Her verilen belli bir düzenin yaprağıdır.
Her biri bir araya geldikte, bir kitabı oluşturur.

‘Diledik verdik.’ demiyelim,
EMİR’den geldik!
DURGUT

26
HAK’tan aldığımızı bilelim.
Her sözü aldığımız gibi hazmedelim,
‘Cümleye vereceğiz’ diye azmedelim.

2 nisan-1
Almayı dilediğimiz her sözü;
ALLAH’ımın İZNİ ile alır,
EMRİ ile sizlere iletiriz.
Ne bir söz eksik, ne bir söz fazla.
ALLAH’ıma emanet olunuz,
her söz HAKK’ın HİKMETİ’ndendir biliniz!

9-1
Yazılanı okuduğumuz kadar,
gemiye geldiğimiz,
her birinize açık olanı verdiğimiz bilinir.

Hep verdik, HAK olanı gösterdik.
ALİ

Masal demedik, gerçeği verdik.
Açın, açık olun!
ALLAH’ımdan geleni, gerçek diye bilin!

16
YUNUS’um her yol sorana sesledi:
"Geldik cümlemiz gök yer bir olasıya,
verdik cümlemiz her kulu PİR olasıya..."

serdiğimiz, YUVA’dadır.
ALİ

21
Her kapı bizden olsa,
her alan bizden bilse;
asla söze söz katmazdı,
akan suya çamur katmazdı.

Geçeni değil, geleni bildiğimiz,
gerçeği HAK ADI’na söylediğimiz günde
‘Göreve başladınız’ derim.

23
Ne yerimiz karadır,
ne dilimiz yaradır, ne vergimiz paradır.

30-1
RESULÜ, elbet ocağın tamamıdır.
Her biri orda bütünleşir,
her kulu ordan aldığı ile sakinleşir.
Aldığımız verdiğimiz o ocaktandır!

7
ÖZ’ümüz O’ndandır asla eksilmeyen,
sözümüz O’ndandır
kıyamete kadar tükenmeyen.
PİR SULTAN ABDAL   YUNUS

30
Satır-satır okuyana,
halini okuduğu ile dokuyana
selam olsun dedik.
“Yaprak-yaprak oluştu,
YUNUS MEVLANA buluştu;
her söz, kulları ile gelişti.”
dedi, YUNUS’um

Her konuyu VEREN’den alır, dileyene iletiriz.

14-1
Her sayfada, HAKK’ın RAHMETİ vardır;
zahmetine katlanırsa, kuluna kârdır.

19
Açık geleni güne kadar aldınız,
aldığınız ile doldunuz; vermeye mecbursunuz!
Emir bizden değil ALLAH’ımın verdiğindendir.

YUVA’da güne kadar aldığımız,
cümlenize verdiğimiz,
destana fistana değil
gülistana girelim dediğimizdir.

6
MUHAMMED
TANRI’nın YAZILARI’nı yazıyor;
        MEVLÂNA, TANRI’dan yazıyor.

10
Her adıma söz verdik,
her kulunda göz gördük,
dünyayı cümlenize serdik.
YUNUS

Üç öğün verdiğimiz,
üç öğün gördüğümüz bilinir.

16
RESULÜ’nün Bilgilerini,
her toplandığınız günde
okuyup benliğinize tabediniz.

24
“...Asla sözümüzün yanlışı yoktur,
 sanılmasın bir harfi dahi çoktur.
Çekilen her çizgi dahi, yerindedir,
‘durak’ değildir.”
dedi, YUNUS’um

28-2
Her sözümüz ÖZ’dedir,
sevgi ile bakan gözdedir.
MERKEZ

7
Sözümüzü, yazıya geldiğimiz gün verdik.
Dedik ki: ‘Bizden size oluk-oluk gelecek.’

Düzeni kuran,
kurduğu düzende görevleri veren O’dur.
Sözün düzenini, biz veririz.

Her satır gerçektir, karşılığı asla yoktur,
 müsveddesi yapılmamıştır.
ALİ

18
Geceye bakmadık, vere-vere bıkmadık,
HAK SÖZÜ’nden çıkmadık.
YUNUS

MEVLÂNA’yım ben dediğimiz,
HAK AŞKI’nda bütünlediğimiz;
bedenden bedene aktardığımız değil,
sadece O’ndan kuluna naklettiğimizdir.

1 şubat
Vermek, bize; kullanmak sizedir.

7
Kanaldan aldığınıza uyunuz.
NİYAZİ

Her BİLGE’nin bilgi verişi ayrıdır,
sanılmasın birbirinden gayrıdır.

14
Yazımız okunursa, her satıra sahip çıkılırsa,
‘Benimdir.’ diyebilirsin.

20
YUNUS gününü bilir,
sözünü emir aldıkta verir

Güne kadar verdik,
her malzeme cümlenize serdik.

22
  “...Dayanmayı dilersen, kanaldan verilenin,
 ‘Şüphesiz…’ denilenin gayretine sığın!
‘ALLAH’ım!’ de,
sadece O’nun ile olduğunu unutma!”
dedi, HACI BAYRAM

24-2
“... Bilgimizi ne gizledik,
ne de sorduklarında yok dedik sakladık.
Dumana yer vermeden,
iyi kötü demeden, biz aldık cümleye verdik.”
dedi, HACI BAYRAM

‘Bilgi kimden?’ denilir;
daha önce dedik, YEMEN’den!
HAMZA DOST

31
ALLAH, MUHAMMED ve cümle ERENLER
verdiler verecekler,
her dileyene devreyi bulduracaklar.
ALLAH’ım, sebepsiz bir satır YAZMAZ.
O’nun EMRİ ile geldi isek,
DEDİĞİNİ verdi isek;
görevde katkılarınızdandır.

4 haziran
Yerden göğe alacağız, her birinizde bulacağız;
satır-satır verdik size, halinizde göreceğiz
YUNUS

21-1
Kayıtsız kalmadık, yazılmayanı vermedik.

28
HAK ADI’na vermeye geldim.
Aldığım iznimde DENİLDİ ki:
“HER GÖNÜLLE ALIŞAMAZ,
HER BİLENLE BULUŞAMAZSIN!
YOLUMU ARAYANI ÇAĞIR!
AÇACAĞIZ, UYANLAR İLE GEÇİRECEĞİZ!”
 İznimi aldım sevindim,
her DOST diyenin sofrasına anında katıldım.
Olayımız budur!
Olumsuzluk, ne noktada ne satırda görülmez;
verdiğimiz bilgi HAK’tandır, silinmez!
Gördük, görene bildirdik!
Serap değil vahadır, görülen için…
MEVLÂNA’yım!
Aydan yıldızdan değil GÜNEŞ’ten veririz

Sözümüz; alanın sahip olanın
VEYSEL

30-2
Geç duvarın ötesine,
sadece ALLAH’ıma dayan,
her verilen satır ile uyan!
HAMZA DOST

11
Oluştuğum günde,
buluştuğumuz, hal ile söyleştiğimiz yolda,
YEMEN’den gelen EMİR vardır!
(Yeni bir EMİR mi?)
Geçen günden gelen güne kadar,
GARİB için verilen EMİR’dir!
AMİR olan RESULÜ’dür!
‘LAİLAHE İLLALLAH’ dedik,
HAK’tan AMİR kılınan RESULÜ’nü,
‘MUHAMMED’in RESÛLULLAH’ diye niyaza durduk.
EMİR odur ki, GARİB YEMEN’den seçilmiştir!

Sakın ola ki söze söz katmayalım,
kul halimize gölge atmayalım.
Dilediğimiz her soruyu, GARİB’e soralım.
Dilerse söz ile versin, dilerse yazsın.
Asla baskı yapmayalım.
‘ALLAH!’ dediği anda sözü O’ndan verir.
‘LAİLAHE İLLALLAH!’ diye başladığı anda biliniz ki,
 ne dese odur!
MEVLÂNA’yım,
YEMEN’den naklettim MEVLÂNA’dan aldığını.
Her gününde MEVLÂNA ile kaldı.
Bu günden itibaren EYVALLAH,
YEMEN’e sözü bağlandı.

Atın artık gölgeleri, alın gerçek belgeleri.

Her an sözündeyiz GARİB’in. Göçüne kadar.

21
sayfada okunan her satırda,
noktası ile gerçeği verdik.

26
Kundak açık, uyana;
sözümüz açık, duyana.
MERKEZ

29
Sözümüz ÖZ’edir, selamımız cümleye.

Senden sorarlarsa de ki:
‘Ne ilimdir, ne bilim, bilmezsen;
hem ilimdir, hem bilim, bilirsen.’
Konumuz açıktır!
Ne gün oyunun, ne masa doyumun;
ÖZ’den ÖZ’e hizmettir,
ALLAH’ımdan himmettir.
DOST olursan bilirsin, sen ilmini bulursun,
HAK yolcusu olursun.

18
YUNUS YUVA’ya gelse, kendine verileni bilir.
Miyyar, yorumda olmasın;
huzurda, BALIM’dan gelen himmet bilinsin!
Doğruya attığın her adımda,
sözüne katılan BALIM’dır.
YUVA’nıza verilene MUHAMMED adına gelir,
her gönülde YEMEN’de verileni görür.

28
“... asılsız konuşmayız.”
dedi, YESEVİ 

7
“... Aldık mı HAK SÖZÜ’nü,
bildik mi kendimizde olan ÖZ’ünü;
işte çaldık sazını,
dedik ‘Sildik yozunu, sevgimizde kozunu’
Bildiğimiz, olduğumuzdur;
olduğumuz, bulduğumuzdur;
oyun değil gelişimiz,
HAK ADI’na verdiğimizdir.”
dedi, EYYÜB’üm selamladı.

3
Ayrı gelse sözümüz,
bilin BİR’dir ÖZ’ümüz
KAYGUSUZ

18
Kabımız dolasıya, cümleniz bilesiye kadar,
GARİB’in ölesiye dek; sözümüz geçerlidir.

23
“Dayanıp geldik söze, ABDAL ile söyleştik.
Gönülden gönüle aktarılan,
gerçek diye söyleşilen,
denenmiş olaydan değil,
gerçekten verdiğimizi,
gökten yere serdiğimizi açıklayalım.”
dedi, PİR SULTAN ABDAL ile
RABİA SULTAN el ele söyleşti.

23
ÖZ’ümüzde KUR’AN vardır, sözümüzde olacak.
Söz ile gelenin, sayfada görülenin verildiği,
elbet KUR’AN’dan derildiği bilinir.
Olay; geçici değil, eğiticidir;
eğlence değil, öğütücüdür.

KUR’AN’ı okumak değil
yaşamaktır önemli olan.
Gelişimiz, yaşamayı öğütlemektir.

5-1
“Olmadan meyveyi yemedik,
olmadan sözü demedik,
olmadan gönlü ermedik,
cümle ile sofrayı bilmeden kurmadık,
hiçbir gönülde kırık bırakmadık,
ne var ki asla yalan demedik.
DOST olduk, sizler ile sohbeti kurduk.
Seçim; ne bizden, ne sizden.
Verilen; ne sizden, ne sözden,
gerçek olan ÖZ’den…”
dedi, HACI BEKTAŞ selamladı.

6
Öykü değil gerçeği veririz

5-2
Bilenden geldik, bilen ile verdik
ALİ

19
“... Aldığımız her satıra
‘Şükür ALLAH’ım!’ diyelim,
gönüller açık geldi, HAK AŞI’nı yiyelim.
Bilgisini açmayana, gönül kapı olamaz;
‘ALLAH! ALLAH!’ demeyene,
hizmet yolu bilmeyene,
kapının anahtarı verilmez.”
dedi, PİR SULTAN ABDAL

10
MERYEM’e söz veren, elbet YÜCE’dir.

11
‘MEVLÂNA ile aldım…’ dersin,
RESULÜ’nün sofrana koyduğunu yersin.

15
MERKEZ’im yapıdan aldığını kapıda verdi.

22
Gelmeyi diledik, RABB’imden İZİN aldık,
yuvada sofrayı kurduk
MERYEM

24
“... gerçeği kaleme verdik.”
dedi, OSMAN

27
Cümle Dostlar her sohbette mevcuttur,
anıldıkları kadar;
ne var ki, kime İZİN verildi ise o söyler.

7 haziran
her satıra gölgesiz yorum girsin.

30
Geldiğimiz her anda, bildiğiniz her zanda,
mevcut olan bilgiyi katıksız veririz.
HAMZA DOST

2 ağustos
ALLAH’ım,
‘HER OLAYIN GERÇEĞİNİ AÇINIZ.’
diye görevlendirdi.

12
YUNUS’um sözü aldı, cümle ile konuya girdi:
"Her sözümüz öğüttür..."

Dalgalar dizilidir, yerinde verilir.
Deniz dalgası değil, akım.
Sözlü veride, dağılmadan gelir,
onun için ÖZ’dür.
Yazılıda, her çizgi, her satır,
aralıksız iletişini sürdürür.

Asya’nın ortasına nokta koyarsan,
verdiğimizi duyarsın.

17
YEMEN’den ulaşan, cümlenizde dolaşan,
MEVLÂNA YUNUS diye söyleşen her BİLGE
o’ndan alır, o’ndan verir. -RESULÜ'nden-
Tek nokta, tek satır, verginin dışında değildir;
ÖZ ile söz ile, cümle için verilen yazı.

18
Nerden geldiğim bilinir,
kimden verdiğim görülür,
sevgimiz ağ misali örülür.
Cümlenize selam olsun,
her öğütten kulu kendine düşeni alsın.

YEMEN’den söze geldik, söz aldık size geldik
İBNİ SİNA

21
YEMEN’den sözü aldık, DOST SOFRASI’nda kaldık.

27
BİZ, gülenden değil GERÇEĞİ verendeniz.
PİR SULTAN ABDAL

12
HAK ADI’na veririm

YEMEN’den toz gelmez söz gelir

18
Aldık geldik selamı, RESULÜ’nden kelamı.
ALİ adım, güzelde aşkım.
Doydum güzel ile, duydum güzel diye.
Her alan bilsin, aldığı öğüte uysun.

25
her zerreyi YEMEN’den sordu.
Denildi ki:
"Kendine hür olan,
kendini bilgi ile HAKK’a bağlayan
her zerrenin varlığında gerçek bilim mevcuttur.
Onun için, YEMEN’den gelmeyen bilgi;
beynin düzenine hükmeden
akıldan oluşur, fikir ile buluşursa;
kaynakta söyleşir.
Ne var ki; düne göre, güne göre oynaşır,
peyleyen ile buluşur..."

26
Niyet kurduk,
DOST SOFRASI’na geldik, gölgeyi sildik;
‘Nerden verdin?’ diyen ile, örtüyü sorana,
‘YEMEN’den.’ dedik,
YÜCE AĞAÇ’ın meyvesini cümlemiz yedik.

28-1
olayımız YÜCE’dendir.

28-2
MEVLÂNA’yım!
  Benzeri olmayan olayın, dayanaksız yorumu.
  Yanan ocağın bacasındaki kurumu sileceğiz,
  kendi adımızı verdi isek,
asla gölge düşürmeyeceğiz.
Ben değil, sen değil,
olayımız  YÜCE'dendir.
Bağladık sözü, NUR’ladık ÖZ’ü


7
DOST ADI’na YEMEN’den geldi sözüm.
BEHLÜL

9
“... Her satır birbirini tamamlar,
 aldığımız her bilgi gerçek anı tanımlar.”
dedi, HACI BAYRAM

10-1
Açılan musluğu kapatma!
MERYEM

25
“... Duysunlar,
YEMEN’den gelen her söze doysunlar!”
dedi, KAYGUSUZ

3
Her gönül yanmamış kömür ile bezenmiştir,
bir kıvılcım yeterlidir.
Geldiğimiz günden, o kıvılcımı vermeye çalışırız.

4
Her sözü BİR’den alır cümleye iletiriz
HAMZA DOST

12
aldığımız her konu, gerçeğin ipine dizilir.

1 şubat
‘ALLAH! ALLAH!’ dedik te geldik,
her sohbette RABB’imin RIZASI ile verdik;
okunan her satırda cümlemiz BİR’lik olduk,
pervane misali döndük-döndük,
yedi rengi cümlenize KUR’AN adına sunduk.”
dedi, HAZMA DOST

15
Kaptanı sorduk, kimdir?
Denildi ki; ‘Yol veren, MEYDAN’a çağıran,
‘Nefsini sil.’ diye bağıran, MEVLANA.’
MEVLANA çağırır, HAK ADI’na görür gözetir,
ne var ki asla yönetmez.
Çünkü, kul kendi kendini yönetmekle mükelleftir. (Uyarmaz da mı?)
RESULÜ’nün her sözünü iletmesi,
KUR’AN’dan her anında söz etmesi yetmez mi;
akıttığı bunca suda, dilenen ot bitmez mi?

Yıllar yılı aktık durduk,
ocağımızı yaktık durduk;
sözden sözü iletsinler,
her sözlerini gül etsinler diye.

28
Miyar diye aldığımız,
gönülden bildiğimizdir;
yolun gidişine uyduğumuz,
DOST ADI’na gelişimizdir.

1 mart
HAZMA DOST söze geldi:
"Bilmediğim kuyunun suyunu içmem,
gidişi belli olmayan yolu seçmem,
kaynaktan aldığıma inandı isem,
asla şüpheye düşmem..."

14
“Gönüller açık olsun,
gerçeği soran bilsin,
her satırda RABB’imin EMRİ’ni bulsun.”
dedi, EYYÜB’üm

15
EYYÜB’üm sözü aldı:
“Geldiğimiz YEMEN’den,
verdiğimiz zamandan...”

Verdiğimiz bilgide,
bir noktayı koymaya muktedir değiliz!
EYYÜB

Kumda ayak izi görürsen,
deme ‘Nerdendir?’
Kulda HAK SÖZÜ bulursan,
deme ‘Kimdendir?’
Her iz, her söz RABB’imdendir;
KUR’AN ile beraberse.

29
Her satır, noktası ile birbirini tamamlar;
İZNİ gelen her konuyu, İZNİ olan açıklar.

4 nisan
Akan suya sevinelim, AKITAN’a şükredelim!
YESEVİ

11
Gönüllerden gelen güzel,
gördüğümüz konu da özel.

MEVLÂNA’dan gelen sözü,
dileyen alır, gönlünde olanı satırda bulur.
YESEVİ

12
Gönülden gönüle aktardığımız her konu
satırlarda okunsun, tezgahlarda dokunsun.
Cümle kulu, şüphelerden sakınsın.
Verdiğimiz arı sudur, her dileyen yıkansın.

BİNBİR KELAM ile DOST’luğu kurduk,
cümlenin adına gelelim söze.

19
Gezdim gördüm şu alemi,
ele verdim şüphesiz kalemi;
darlıktan geçilsin, güzel yol seçilsin diye.

23-2
Duyandan aldığınız, doyan ile kaldığınız bilinir
YESEVİ

25-2
YEMEN’den gelen söze ‘HAK’tan.’ desin,
gönlüne huzur katsın.
RABİA

2 ocak
YEMEN’den gelen her sözde
RABBÜLALEMİN HİTABI vardır!

9
O DEDİ, BİZ söyledik;
O VERDİ, BİZ peyledik;
her anımızda gerçek ile oluştuk,
sevgi dolu gönüllerle buluştuk.

11
“Güneş’ten HAK bilgisi alırız,
ağacın gölgesinde düşünceye dalarız.
Gönüller arar durur, gerçek güzele verir,
arayan sohbete gelir.
Verdiğimiz; ermiş meyveye,
pişmiş aşa benzer böylece.”
dedi, VEYSEL’im

28-2
‘Kural bilmeyene, dünya dar gelir!’
derlerse, de ki;
‘Kural RABB’imden geldi ise, kainat açıktır;
kuldan geldi ise, sadece günlük geçittir.’
Almadığımız konu,
MEYDAN’ın hükmüne uymayandır!

22
“Ne dün, ne gün, bilgimizden eksilmez;
aldı isek emaneti, asla haram katılmaz;
yapmadığın heybe, pazarda satılmaz!
Emek verdik aleme, SÖZ’ün verdik kaleme;
derman dedik dileyene,
yaprağın altında kumunu eleyene.
Destan yazmaya değil
gönüllere fistan dikmeye geliriz.
Doğuştan bulduğumuz, DOST ağını ördüğümüz,
aynı ağacı aynı günde gördüğümüz,
gerçek vakıadır.”
dedi, HAMZA DOST selamladı.

29
“...HAK’tan verilenin emrindeyiz,
sözümüz asla gerçeğin dışında değildir!”
dedi, YAHYA

6 temmuz
(Verilen bu sohbetler MESNEVİ mi?)
EYVALLAH.
Çünkü, verdiğimiz tane-tane
KUR'AN'dandır.
YAHYA