CAN’ın bedene emanet Orucunu tut hafiflersin, bedeninin CAN’ına kira borcunu ödersin. Yardan büyük CAN’ım. CAN’ım kim? ALLAH’ım. Yolumuz, kendimizin değil ALLAH’ımızın. CAN’ımız, durmaktan ziyade koşmakta, YÜCE KATI’na varmakta. Doğuş-ölüş insanlarda, canlılarda, canlının her zerresinde. Yaratıldık, bedenin müştemilatına ne katabildik? CAN’ını emanet verdi, bedene koydu. Dünyanın oluşundan bu yana değişiklik yok. Emanetin sahaveti, CAN’ının parlaklığındandır. Kulun NUR’u yüzüne vurmuşsa, CAN’ın sahavet derecesi görülür. ‘Toprak’ dersin, altına nasıl girerim diye korkarsın. Ne var korkacak? O toprak sana neler verir? Verdiğini bırak, CAN’ının kafesini, bedenini paklar, bağrında saklar. Güzellik, yalnız yüzde aranmaz. Yüzün-sözün-ÖZ’ün güzelliği CAN’dadır, CANAN’dan gelendedir. Gönül CAN’dan, CAN gönülden ayrı mı? CAN’ım CANAN’la, CANAN bizimle. ‘Biz’ demeyelim, cümlemiz. Dünyaya geldiniz. ‘Ben’ demeyin, sen deyin; ‘CAN’ demeyin, CANAN deyin. Eğer ALLAH’ıma varmak dilerseniz, kendinizi yüksekte görmeyin. Ben benden değil ALLAH’ımdan geldim; CAN’dan değil, CANAN’dan koptum. Kopmak değil, çığ oldum. Rumuz değil, kardan olan top. Aynı olayı kendinizde de bulun. Canın ödemesi olmaz. Nefes her kulda birdir, ne var ki nefesin ölçüsü ayrıdır. Hafız okur KUR’AN’ı, der ki ‘Andım CANAN’ı’ CANAN der ki; “BEN OKURUM KULUMUN GÖNLÜNÜ.” Gönülde lisan ayrılmaz. KUR’AN vericidir, ALLAH’ım GÖRÜCÜ’dür. KUR’AN’ı okumak nedir? CANAN’ı anmak elbet. Amma, dediğini alabilirsen. CANAN’ı anmak için, dilimden mi geçeyim? Güzel görmek için, yolumdan mı çıkayım? Yolum ne çamur ne taş, CANAN’ıma vurdum baş. Sahip olduğun CAN’ın, ALLAH’ımın emanetidir. Kul önce CAN demezse, kendi kazanır. CAN, cümle ile aziz olur, CANAN’ı öyle bulur. Kulunu sevdim; güzeli-çirkini değil, CANAN’dan geldiği için, CANAN’a varacağı için. CANAN, CAN’dan öte SEVGİSİ; CANAN, CAN’dan öte GÖRGÜSÜ; CAN’ın CANAN’dandır kaygusu. CAN’ın kaygusu; CANAN’a varabilsem, O’na en yakın olabilsem; kuluyum, NURU’na erebilsem, ben de CANAN gibi CANLAR’ı sevebilsem. CAN’daki CAN’ın CANAN’a sevgisi, CAN kadar. CAN’daki kulun sevgisi, kanı kadar. CANAN’ın SEVGİSİ, yaratabildiği kadar. CAN’ın sevgisi, gönüle katabildiği kadar. ![]() Beden O'nun, CAN senin. Sen sadece CAN’ının sahibisin. Ona dilediğin yönü verebilirsin. Vermeyi dilediğin yön, senin dünyadaki dileğindir. Gayen, dileğinin eleğidir. Dilersen, ‘ALLAH’ım’ dersen; elekten geçirir, gayeni ‘Kötü’ der ayırırsın. Ahiret ne el bağlayanın, ne diz bükenindir. Ahiret gönülden ‘ALLAH’ım’ diyenindir. El bağlamak, diz bükmek, bedenin selameti; gönlünü ALLAH’ıma açmak, CAN’ının selametidir. Borcunu ödersen, gönlünü açarsan; hem bedenini, hem gönlünü selamete götürmüş olursun. Ağaca niye çıkarsın? Ya budamak için, ya meyve toplamak için. Çıkarken, hem bedenini hem CAN’ını düşünürsün. ‘Düşmeyim’ diye, sıkı tutunursun. Sahibi olduğun CAN’ındır, gideceğin yer CANAN’ındır, götürecek olan sevabındır. YARATAN’a bakarız, ‘Ne YÜCE’dir’ deriz, YARATTIĞI’nı aramızda, gönlümüzde biliriz. Gönlümüze ALLAH’ımdan geldiği için koruz. Bende CAN, sende CANAN; sende ben, bende CANAN. Boşluğu görmedim, CAN’dan başka koyamadım. CAN ile CANAN, CANAN’dan gelen. Sen gelen, ben bulan. Olmasın arayı bölen, olmasın duvarı ören. AMİN. CAN’ıma kafes olduğu müddetçe, bedeni emanetim saydım. Dünyadan sıyrıldığın an, ‘ALLAH’ım’ dediğin andır. ‘Geldiğimiz gibi dönelim’ ne demektir? ‘ALLAH’ımdan geldim, O’na varacağım’ dedin mi; dünyadan sıyrılırsın, CAN kafesini kendine yük bilirsin. Ne var ki, ALLAH’ımın EMRİ’ni beklersin. Emanet, elbet emanetçe bakılır. ‘Güzellik, VEREN’in YÜCELİĞİ’ndendir’ demekte, kul yere diz vurmakta, sahip olduğun CAN’ı, O'nun EMRİ ile eğitmekte. CAN’ım CANAN’ıma, kanım bedenime gereklidir. Beden, dünyada; CAN’ım, yumuşak yolda. CAN sende, CAN bende, CANAN cümlede, cümlemiz CANAN’da. Sahibi olduğum CAN’ım, ALLAH’ım SEN’inledir. SEN’den ayrı olamam, SEN olmadığın gün, ben yaşayamam. Yanlış anlaşılmasın, ALLAH’ımın olmadığı gün, elbet yoktur. Dediğim şu. Sen anmadığın gün, senin için yaşamadığın gündür. Zikir ölçü ile olamaz, çerçeveye giremez. Gönül coşar, beden kaçar. CAN’ın gittiği yerde, CANAN başlar. ![]() Aslımız nedir? CAN ile CANAN, BİR’dir; CAN ile beden, ayrıdır. Neden CAN’ımı bedene mahkum edeyim, onun hükmüne gireyim? Beden sana uysun, AŞK’ıma tabi olsun. Has bahçenin GÜLÜ’nden, büyük nehir suyundan; ne aldık, kime verdik? Seven önüne serdik, gelen kulun gönlüne girdik, sevdik, sevildik. ALLAH’ım RAZI olsun, cümleniz huzur bulsun; KABE rüyanız olsun, gidiş hakikate ersin; sabır anahtar olsun, AŞK’ınız kilit. Açılan kapıdan CANLAR geçsin, CANAN’a varsın, AMİN. Aslını bilen, aslına varan birdir; bedene girenle, dünyaya düşen bir değil. Yeşil renge, mor denge, mavi ahenge, pembe hevenge uyar. Kırmızı yanar, ‘Yanarım’ diyene bakar, gönülü AŞK’a çengel yapar. Sarıyı, ‘Nazardan alsam, CANAN’a ulaştırsam’ derim. Kendime gülerim, ‘Sen kimsin?’ derim, ‘CAN ile CANAN arasında mısın ki ulaştırasın’ CAN bedende oldukça, ‘Dünya güzel’ dendikçe; gezmek görmek helaldir. Yer yerindir, kul SAHİB’inin. Yerden gelen senindir, senin olan CAN’ındır, CAN’ın CANAN’ındır. CAN’dan gelenle, CAN’ı bulan bir olsun; her yol, deryayı bulsun. ‘Kanım yok’ demeyin, CAN’ım var. Kan bedende, CAN gönüllerde. Yerden gelmedik, NUR’dan olduk, NUR ile yoğrulduk. Hatasız kul olmaz. CAN bedende oldukça, beden hataya düştükçe; CAN yumağa yük olur, yumak derdi yüklenir. Konduğumuz dağın, gücüne değil devrine şaştım. Beden ile gelenin, bedenden kayanın cüssesine şaştım. Bu beden, bu CAN’ı nasıl taşımış. Her beden bir dağdır. CAN’ımız layık ola. ‘CAN nasıl layık olur?’ dersen; CAN bedene değil, CANAN’a layık ola, bedende imtihanını vere. Yumak hatasız olmaz. Korku, benliğinden sıyrılamamaktır. ALLAH’ımdan dilersin, ‘Mürşide uydur’ dersin, seni bulur. Mürşidin nazı, CANAN’ın CAN’a olan yakınlığındandır. CANAN CAN’a yakın ise, CANLAR’a dostluk edebilir. Camın ardından bakan, dünyayı aydın görendir; CAN’ın ardından bakan, olaya uyandır. ![]() Selamlar AŞK’a dönsün, CANANLAR CAN’da buluşsun. CAN’ım CANAN’ımın. Cümle CANAN’ımdan olduğu için, sevgilimdir. MERYEM CAN’dan geçtik, CANAN ile bir olduk, O’nun AŞKI’na düştük, PİR olduk, beden ile CAN’ı ayırdık. Bedende SIFATI’na hürmet ettik, CAN’da ZATI’nı bulduk. ...bedenin hesabı dürülmeden CAN’ı bırakmaz. CAN’ımı RUH’um ile besledim. ‘CAN’ım’ dediğinde; olmuşu bildin, CAN’ına RUH’unu kattın m? Olmuşu bilirsin. CAN her kulda, RUH ile CAN has kulda. CAN’ını ne yapsan harcayamazsın, RUH’un ile beslersen yumağını çözersin. RUH’un harcanmadığı bedenin CAN’ı, CANAN’a aittir. 'RUH harcanır mı?' dersen, NUR’dur derim. ‘CAN’ım’ dediğinde, neyi kastedersin? ‘Ruhsuz kul’ dersiniz, amma cansız dediğinde ölmüş olduğunu görürsünüz. RUH’suz, ALLAH’ımın VERDİĞİ’nden uzak kalandır. ‘Dumansız olsun, kul açığı bulsun’ dedik. Önce CAN verilir, sonra beden, en son RUH. Ana rahminde CAN, evet. Ana rahminde RUH, hayır. RUH, doğar doğmaz. Daha önce dedim ya, bebek doğuşta ağlar. Kafese girdiğine RUH isyan eder. RUH’un ilk isyanıdır. ![]() CAN bedeni, RUH CAN’ı uyarır durur. Evrene döndürür, ALLAH’ını buldurur. ![]() CAN ile CANAN BİR oldukta, semada dirlik vardır. CAN ile CANAN’ı ayırdıkta, arada çokluk vardır. Çokluğu çıkar, hiçliği bul ki; BİRLİK’te mutluluğa eresin. CAN ile cini karıştırana de ki; 'CAN CANAN ile, cin şeytan ile' CANAN ile oldukça, cinde ne aradın? Şeytana uymakta ne buldun? Şeytanı andığın, hatana ortak tuttuğun müddetçe kork. AŞK ile sevgiyi verdik, tarifini yaptık. Sevgiyi anlatırken kul yanılmasın; her yaratılan sevilir elbet, ne var ki kul ayrımı olur. Bunun oluşu ALLAH’ımın VERGİSİ’dir. Ayrım şöyledir: CAN yakınlığı cümleye, kan yakınlığı akrabaya, beden yakınlığı eşe. Manayı açmak AŞKI’na düşenin sırrıdır. ‘CANAN’ diyen her kul; CAN’dan geçendir, ‘CANAN’ı ile CAN’ı BİR olduk’ diyendir. Huyun en güzeli; CANLAR’ı birbirine bağlayandır, AŞK’ını cümleye bildirendir. Asmadan üzüm aldık, seve-seve yedik. Balını gördük, daha tatlı dedik. Şarabını içtik, sarhoş olduk, kendimizden geçtik. CAN dostlarıma, CAN’dan gelen dostlarıma, ‘Selam’ dedik. ![]() ‘CAN’da CANAN’ı buldum, bedenden sıyrıldım’ dediğin an, niyazın kabuldür. Ya bedene döndüğünde, ne deyim? CENNETİ’ni değil ZATI’nı dile ki; O’nda CANAN’ı bulasın, CANAN’da bedeni silesin. ‘CAN’ım’ demeyen, CANAN’ını bilmeyendir. ‘CAN’ım’ dedikte, benliği değil; CANAN’dan gelen, O’ndan olan her yaratılandır. YUNUS ![]() Cesette ne ararsın, CAN olmayınca? RUH’ta ne ararsın, AŞK olmayınca? Yanarsan O’na yan, AŞK’ın SAHİBİ O’dur. Dönersen O’na dön, RUH’un SAHİBİ O’dur. OLDURAN O, DOLDURAN O, DÖNDÜREN yine O. Kayguya yer yok. ![]() Kadir; YAR ile yarenin bir olduğu gecedir, CAN’da CANAN’ı bulduğu gecedir, bedeni dünyada bırakıp O’nda bir olduğu gecedir. Yeşilde muradını, mavide kanadını, morda O’nu bulduğu gecedir. ![]() CAN idik, ‘CANAN’ dedik. CANAN diye, yandık kül olduk. CAN’ı CANAN’da bulduk. CAN-CANAN BİR olduk, cümleyi beraber sardık. Kulu, kulun nurunda kardık. Kulu, CANAN ile derdik; CAN-CANAN-CANLAR, BİR olduk Sev ki, sevgide selamete eresin; sev ki CANAN’da CAN’ını bulursun. Ben O’yum, sen O’sun. Kendini bilmeyen, oyun. Kendini bilmeyen, oyunda olandır. ‘Mest oldum, O’nu buldum’ dersen; bulunmadık anı var mıdır? CAN’ı CAN’da bildi isen, kanı kanda buldu isen; CANAN’dan aldığındır. ‘CAN’ı CANAN’a verdim’ dersen, ‘Kimden aldın, kime verdin?’ derim. CAN denizinde, CANAN ile beraberiz. CANAN ile dedik, cümle ile BİR olduk. CAN ile CANAN dendikte; CAN’dan gelen, CANAN’dan olan her yaratılan vardır. Var oldukta, kum misali BİRLİK vardır. YUNUS’um: “Yolumu günüme bağladım, günümde baltayı kütüğe vurdum, kütüğün dilini aradım, ses verir diye bekledim. Sesi gönlümde duydum. 'YUNUS, kuru kütüğü devirdin, kütüğü dala çevirdin. Canını ne sen verdin, ne sen aldın.' dedi, beni huzura kavuşturdu. CAN’ı-CAN ile besleyin, CAN’ı-CAN ile süsleyin.” ![]() "...‘CAN evim, CANAN yuvam, birbirinize yetersiniz’ dedim." dedi, YUNUS’um yürüdü. ![]() YARATAN’ı gördün mü? Yarattığını çok gördüm, sevdim, YARATAN’ı öyle buldum. CAN CANAN’da doğar, CAN bedende doğar. ‘Ne demek?’ dendi. Beden CAN’ın dünya elçisidir. CAN’dan gelene, bedeni uydurabilirsen kainat senindir. Bedeni CAN’a uydurdun mu; kainat bil ki silindir olur, seni her an üzerinden atabilir. Düştüğün boşluk, CAN’ına terbiyedir. YUNUS Andığınız, ‘ALLAH’ diye yandığınız, sakinin dahi olumunu hoş gördüğünüz günde; cümleniz HAY VASFI’na nasiplenmiş olursunuz. Manayı açmakta, umduğunu bulmak vardır. HAY VASFI’nda kulunun gönlünü, bedeninden sıyırmayı anlayalım. ‘Nasıl sıyrılır?’ derseniz; bedene tabi olan CAN, manadan nasipsiz kalır. Beden ile RUH’u birbirinden sıyırmak, yani RUH’u canlı tutmak. HACI BAYRAM ![]() Takdire uydum; CAN’ımın bedende olduğu müddetçe, bekçisi olduğumu bildim. ![]() AŞK; dünyanın değil, CAN’ın ötesindedir. ‘CAN’ım kalsın, CANAN’ım bilsin’ diyebilir misin? İşte AŞK odur. CAN’ım O’nda, CANAN’ım bende, BİR OLAN cümlede. ![]() Bedeni diri tutan, RUH ile CAN. CANAN RUH’undur, dolayısı ile O. CAN ile CANAN, BİR; bedeni buldurur, bedeni siler, KENDİ’ne götürür. İdrakten önce, sadece CAN ve beden vardır. İdrakte beden silinir, CAN ile CANAN buluşur. Hakikate erişte, sadece O kalır. CAN’dan da, CANAN’dan da öteye geçilir. Çünkü CAN da CANANI da, maddeleşmiş halidir. ![]() Ten sende iken, CAN senin midir? Ten senin ise, CAN da senindir. CAN ile CANAN bir oldukta, CANLAR buluşur. Nimet verildikte, kıymetini bölenin CANAN’a şükrü bol olur YUNUS CAN’dan öteyi CANAN’da bulasın, benden öteyi HAK’ta bilesin Kandan uzak isek, CAN’dan bilelim; CAN’dan uzak isek, HAK’tan diyelim ![]() Nama değil CAN’a gönül veriniz. ![]() CAN’dan aranan nedir? Arılık. Her yaratılan gelir, dünyaya uyar. CAN’da bulamazsa, CANAN’da arar. CAN’dan geçtik, CAN’dan göçtük, CANAN’da buluştuk. ![]() Cam, yerini değil yöreni ayırır. CAN, yöreni değil bedenini dünyada kayırır. CAN O’dur, CANAN O’ndandır. CAN ile CANAN BİR’dir, biliniz! CAN-CANAN cümlededir ![]() Dünyada tekamül, üç yöndedir. Kanda, CAN’da, tende. RUH’un tekamülü geliştedir, HAKK’ın ‘OL!’ dediği anda oluştadır. Ten silinir, kan bölünür, CAN bilinirse; tekamüle vardığı görülür. CAN-CANAN’la BİR olur, dünya teni kaybolur. ‘Sahibim’ dediğin, ne canındır, ne kanın. Unutma, kainata yazıldı, bozulmaz kanun. Ağızdan dile, dilden mideye, baştan ayağa alınan nedir? Bedeni diri tutan. Elbet CAN. CAN, yaşayan beden demektir. RUH değil. Gizli olan; yaşayan değil, yaşadığı halde bilinmeyendir. Sorgunun dört yönü vardır elbet. ‘Kıyamette olan sorgu nedir?’ denilir. ‘CAN, CANAN, CANDAN, CANIM!’ dedin mi? Bu dördünü bildin mi? CAN, sen; CANAN, senin olan; CANDAN, seni bilen; CANIM, senden olan. Bunları bildi isen, dördünü böldü isen, ‘Dördü bende’ dedi isen; sorgu seni korkutmasın. CAN senin, CANAN’a uydu isen; CANIM, senden vereni bildi isen; CANDAN, sevdin, olandan aldı isen. ‘Canım’ diyenin, cananı olalım, canda bulalım, yönünü O’na verelim. ![]() CAN'dan CAN'a EYVALLAH. CAN'dan sana EYVALLAH. ![]() Yerimi değil gönlümü doldururum, candan değil canı oldururum YUNUS ![]() Her kul olduğu gibi sevilir. 'Sevginin ölçüsü nedir?' diyene de ki: 'CAN'ındır.' 'CANAN'dan aldığım' dediğin gün, CAN'ın cümlenindir. ![]() Damarda akan kanda, candan gelen görülür. Sevgi gönül ile örülür! MERYEM Can CANAN ile oluşur, CAN'da buluşur. Can su ise, CANAN suyun ne azı ne çoğudur. Sadece buharlaşmış halidir. Bütün olun, birliği bulun denilen odur. RAHMET olun tek yere yağın. Fırtına ters gelse de, bulutu bir yana toplar, öylece rahmetine ekler. Bilen varsın essin, bulutu gereken yere nakletsin. Her bilen, her gelen, böylece akletsin. Sevgim benim yükümdü, canım benim kökümdü. YUNUS ![]() Can, can ile oluşur; can, kan ile gelişir. CAN gülerse CANAN bilir, CANAN söylerse CAN bulur, birbiri ile hemhal olur. Gör sende olanı, gör senden bulanı, gör bilende kalanı. Canda aradığımı bedene sorsam, 'Komşu değil' der. Doğuşta aldığın, ölüşte verdiğindir can. Ruhunu vermezsin. Armağan değil elbet. VAROLAN, VAREDEN'densin. Aymayı bilenden olduğun gün, kendini bulandansın. Su akarsa canlıdır. ![]() CAN bedende oluşur, RUH gidende gelişir, gittiği yerde bilişir. Can canı oluşturur, her kulda ERLİK’i buluşturur. CAN kafese girdiyse, Ne olduğunu sorduysa, Ona denir ki: ‘Kainatı göresin, bildiğine ekleyesin; her bilenden toplayasın, cümle ile katlayasın’ CAN cümle ile BİR’dir, CANAN dersen TEK’tir. ![]() KUR'AN ile geldik, KUR'AN ile göçtük, her damlanın ÖZ'ünü seçtik. 'Nasıl?' diyene de ki: Her damla bir CAN'dır, ÖZ'ü ise CANAN'dır. ![]() CAN ile CANAN'da BİR'lik, sohbetle oluşur. ![]() “Cana dayandığım gün, cana güvendiğim gün; HAK ADI’nı anarak, AŞKI ile yanarak BİR’liğe geldim, BİR’likte buldum, ‘Ne güzel’ dedim, postumu öylece serdim. ALLAH’ıma emanet olunuz.” dedi, YUNUS’um ![]() Kendinde olan O’ndan sana gelendir, O’ndan sende kalandır, O’ndan senin olandır! Sen O’na döneceksin, istesen istemesen döndürüleceksin! ‘CAN SENİN ile’ dediğin, gerçeğin örtüsüdür. ‘İle’yi kaldır, gerçeği gör! O zaman kaygu duyduğun CAN’ın senin değil O’nun olduğunu göreceksin. ![]() ‘ALLAH’ım!’ dedim, canıma oku taktım, yayı gerdim, cesedi serdim PİR SULTAN ABDAL "...Damarda kan var ise, sevginiz candadır." dedi, KAYGUSUZ her bilgi candadır YAHYA "...Can misali dökülmeyen yaprak olduk, her daim yeşil kaldık." dedi, YAHYA "...Derman dilersen O’ndan, niyaz ederim candan." dedi, MERKEZ’im ‘Canım…’ dedim oluştum, CANAN ile buluştum YUNUS ![]() ADI’n ile daim kaldık, İZNİN ile SEN’i bulduk, CAN idik CANAN olduk "...Ben benim ile varım, ben senin ile darım, ben cümle ile kârım. Yerden göğe sakladım nefesimi, gün geldi bilmedim hevesimi. Can ile CANAN BİR’deymiş, ne orda ne buradaymış, hem canda hem tendeymiş, YA ALLAH; VEYSEL gönül ile sondaymış." dedi, VEYSEL’im “Bir can, bir ten yeterlidir; hem can, hem ten birbiri ile tutarlıdır.” ![]() Can, düşman değildir kula; pişmanlığa düşürmezse, aldığı bir nefesi DOST adına taşırmazsa! ![]() ADEM’e yedi rengi şal yaptılar, sırtına örttüler. ‘Gözünün gördüğü yerde, aklının erdiği günde; her birini al, talip olana ver!’ dediler, insanda yedi hevesi ADEM ile inşa ettiler. (Yedi hevesi isimlendirir misiniz?) EDEP, MUHABBET, ASALET, ADALET, SAHAVET, MERHAMET, ŞAHADET. (‘Şahadet çıktı. Edeple başlayıp, şahadetle bitirdi’ diye konuşulur...) Yedi renk her kulun arkasından koşar, kimi gönlünü açar, kimi ‘Bana ne’ der kaçar. İşte CAN, kaçtığı kadar senin düşmanın olur; o gün geldiğinde, pişmanlığa düşülür. ![]() “Candan sorduğum var ise; tenden yargım olmasın, ruhum darda kalmasın.” dedi, HAMZA DOST "...Var ettiği ile her dem yan yanadır, CAN’dan canadır, kulun tepkisi sadece tenedir." dedi, MERKEZ’im CAN olmasa, CANAN bilinmez MERKEZ Her CAN kendinden kendine alır, YARATAN’ı bildiği an cümle ile bulur, sevgide bütünlüğe, şüphesiz kalındığında varılır. YUNUS Sevgi, kulluğu bildiren; DOST, HAK yoluna götürendir. Bilse bilmese, RABB’im kulunun yanındadır; her yarattığının canındadır |