Kainat
11
Yerin-göğün varlığı, kulunun varlığına eşittir.
Kulun varlığı için yaratıldı,
dilendiği an yok edilmesi an meselesi.

17
Selam cümleye,
selam kâinatın misafirlerine.

17
Kalmaya gelmedik dönmeye geldik,
doğuştan mukaveleyi imzaladık.
Misafirlik uzarsa, ev sahibine sıkıntı verir.
Kâinat, hepsi sana kusursuz hizmette.
Kalmak istersen, ‘Dayatayım’ dersen;
men edilene asıntı olursun.

23
Kulun yaratılışı dünyaya değil kâinata eşit.
Neden mi? Kâinat ne için yaratıldı? Kul için.

12
Bizden değil, EMİR ALLAH’ımdan,
kainatın SAHİBİ’nden.

30
ALLAH’ım kâinatı, kulu için kurdu.

8
Bende ben değil, bütün kâinat mevcut.
‘Nedir?’ dersen; gönül bu, açtın mı kâinatı kaplar.
Kapalı gönül yumrukta saklanır.
Sevgi gönülde oldukça, kâinatı içinde bil.
Onun için, ‘Sende mi, bende mi?’ deme,
kâinatı içinde ara.
Aradığını bulursun, gözün açık görürsün.

10
Geleceğe umutlu ol ki, dumanı silesin;
gönüle kainatı koy ki, sevmeyi bilesin;
almayı değil vermeye çalış ki, sendeki kaynasın.

27
AŞK’ımın ateşi nedir?
‘Sönmezse’ demeyin.
Ne bende, ne sende, ne cümlede sönmez;
kâinat, bize verdikçe.
Kendini ara.
Bulmak için kâinata ne hacet?
Kâinat ispatı değil.
Dünya kâinatın kaçta biri ki, ispatına virgül olsun?
Dünyayı virgül dedim, kâinat içinde.
Onun için,
dünyanın verdiğinde arayamadığın zaman,
kendinde olana bak.
Kâinat, kul için yaratılmıştır.
Boşluk senin bildiğin.
Bizlerin varlığı nedir?
Gelişim görülür mü,
kimler var bilinir mi aranızda?
Kâinat da öylece doludur.
Senin gelmene ne lüzum olduysa,
RUH’un varlığı da, aynı hizmete var oldu.

12
Kainatın tam sırrı, asla kimseye açılmaz.

25
Sunduğum seni alsın, kainat ile sarsın.
Kainat seni bulsun, dünyadan çözsün.

20
Boşluk yok. ALLAH’ım,
kainatta boşluğa yer vermez.

15
‘Hayat’ dersiniz, kainatı hayata bağlarsınız.
‘Avucuma alayım, sırrını çözeyim’ dersiniz.
Kendi sırrını çözdün mü ki, kainata el atarsın?
Benliğini buldun mu ki, ortaya çıkarsın?
Benliğini bulan, kainata uyandır;
kainata uyan, YARATAN’ı bilendir.
Sen O’na uy ki;
rüzgâr seni üfürmesin, sel alıp süpürmesin.
Duran suya değil, akan suya talip ol ki;
seni deryaya götürsün.

27
dünyanın sırrına değil, kainatın sırrına bak.
Yıldızların her birinde kainatın sırrı gizlidir.

28
RUH’un varlığı, kainatın üstündedir.

2
ALLAH’ım kainatı;
ne sana ne bana değil, cümleye yarattı.

15
Kalede olandan, kainat sorulmaz.
Sorgusu sadece kale içindendir.
Kainata çıkanın, sorgusu olmaz.
Derya misali.
Deryaya ne atsan, hak ile paklar;
kainata çıkan, derdini kalede saklar.
Tekrar kaleye dönmeyeceğine göre,
dert ondan uzak kalır.

21
Kainatta her şey döner

Sabah yuvandan çıkarsın, akşam dönersin.
Dönüşe uyuş değil midir?
Dönmezsen ayrılık olur.
Kainatın dönüşü de öyledir.
NUR olan YARATAN’ımın etrafında dönüş,
RUH’un birleşimidir.

4
Kainat ta bu alemin gölgesi olduğuna göre,
hayal değildir de nedir?

19
kainatta cennete varasın.

28
Gökyüzü yedi kat,
kainat onsekizbin perde.

24
kainatı gönülde bilesiniz.

19
‘Kainatın ötesi var mı?’ dersen,
sonsuzu demek yanlış düşmüş olur.
Mademki sonsuz diyorsun, kainatın sonunu arama.
Başını buldun mu ki sonunu düşünesin?
Onsekizbin perdenin, ötesine vardın mı?
Kainatı oradan seyrettin mi?
HAZRETİ MERYEM der ki:
“Onsekizbin alemin ötesine vardım,
dünyayı kase misali gördüm.
‘Dersiniz ki hepimize, nasıl yetersiniz?’ ”
HAZRETİ İSA der ki:
“Kainatı yumuşak gülde, gülün dalında gördüm.
“DÜNYA KULUNU, BİR GÜL AĞACINDA TOPLADIM.”
diyen YÜCE ALLAH’ımın NURU’na secde ettim,
‘Yaprağı olayım ALLAH’ım’ dedim.”
HAZRETİ MUSA der ki:
“MEYDAN’ın olduğu yer,
kainatın ötesine vardığı yerdir.
Kainatın ötesinde NURU’nu buldurduğu yerdir.
Dünya taç olsa başıma konsa, dilemem.”

18
Dünya;
hazinenin bir noktası olduğu biline,
noktada kainat dahi buluna.
Dünya mı kainatı yarattı,
kainat mı dünyayı bezetti?
Kul, gönlüne söz etti.
Yanlışlık çözümünde.
‘Dünya nokta olduğunda,
kainat ona nasıl sığar?’ dersen;
dünyadan da kainattan da yücedir her bir kul.
Çünkü kainatı gönlüne sığdırabilir.

22
Yönsüz kalınmaz, yolsuz bulunmaz.
Kainatın sırrı, bir kulun aklı ile bulunmaz.
Bulunan da çözülemez.

26
Sübut delilden faridir, kainat sorgudan aridir.

11
Duvarın ötesinde olan senin değildir.
Senin olmayanı ‘Nedir?’ diye düşünme.
‘Benim olan kainattır’ dersen,
kainatı kendinde bulursan;
duvarları saymazsın, toprağı ölçmezsin.
VEREN’in VERDİĞİ, kuluna layık gördüğü kadardır.
Kulun dünya mülkü, gönlünün ölçüsü değildir.
Kimine dünya mülkü, kimine kainat yükü verir.
Kainatta yükünü bırakan, varışa hazır olur.
‘Aczimde kainatın suçu vardır’ diyen,
kendini ikide bulandır.
Meyanında.
Çevresinin dolayı.
Aczini kendinde ara, kainatta bulma.
Kainat ne acizdir, ne aciz bırakır.
Sadece ‘Kainatta noktayım’ diyen, kendini bulur.
Eğer o noktanın içine, kainatı sığdırabilmiş ise.

22
güneşte yürü, yan.
Önce kavrul, sonra savrul.
Kovuk sadece çobanı gizler.
Çoban kovuktan kainatı gözler.
O kendini öylece kainatta görür.
Kovukta olduğunu unutur.
Çünkü beden ile, gönül ayrılmıştır artık.

Kainat senin dünyan gibi yüz bin dünyayı,
yüzer bin de yıldızların her birini içine alabilir.

29
Göğün altında mıyız, üstünde miyiz?
Kainatın içindeyiz.
Kainatın vergisinde, kulun payı nedir?
Kainat senin için, sen cümle için yaratıldın.
Senin payın, kainatın yöresidir.
Kainatı madem çevreliyorsun,
payına el atmış oluyorsun.
Senin olmayana el atabilir misin?
‘Kainatı seviniz’ dediğim odur.
Senin olmayanı sevebilir misin?
‘Yalnız ben miyim yaratılan’ dersen,
‘BİRLİK’ deriz ya.
Sen yaratılanı sevdiğin an,
O’nunla BİR olmuş oluyorsun.
O’nunla kainatı sarıyorsun.
ALİ

2 kasım
Kainatın verdiğini,
kullarına serdiğini, santim-santim ölçtüğünü,
hatasızlığı kendine mal ettiğini bilmez miyiz?
VERGİSİ, senin gördüğünün olduğunu sanma.
Senin gördüğün, şahit olduğun;
sadece ONSEKİZBİN ALEM’in bir perdesidir,
eğer o perdeye layık isen.
Gördüğünüz dünya, asıl olanın gölgesidir.
Binanın gölgesinde, ne bulursunuz?
Binanın güzelliğini gördükte

3
Kainatı o’nun için,
o’nu da senin için yaratmadı mı?

16
Sizlere, gönüllerinizde daima sorgu halini alan
bir merakınızı açayım.
(Niçin sizin aleminizde gece ve gündüz yoktur?)
Gece ve gündüz, dünyaya mahsustur kainata değil.
Dünya kendi gölgesinden gölgeyi bulur.
Kainatın gölgesi yoktur.
Kainat ışığını güneşten değil,
YÜCE’den alır, O’nun NURU ile aydınlanır.
Dünya maddeyi, kainat manayı besler.
Kainat ALLAH’ımın “OL!” dediği,
her YARATTIĞI’dır.
Madde olan her şeyde gölge mevcuttur.
Gölgesizlik manaya mahsustur.
Çünkü ALLAH’ımın gölgesi yoktur.
O’nun sadece NURU vardır.

7
Kainatın verdiğini, kulu eğittiğini;
mümin olan her kul bilir.
YUNUS

22
 ‘Deryada kaybolayım’ diyen,
kainatı gönlüne doldurmayı bilendir.
Kainatı sevmeden, deryada kaybolamazsın.
‘Deryada kaybolmak nedir?’ diyene,
derya ile hemhal olmak.
Deryaya girenin, maddeden sıyrılanın;
manaya gönül açtığı an, kaybolduğu andır.
Yaratılan her kul, o deryadan bir zerre değil midir? Rahmeti ile düşen her damla yağmur,
deryada kaybolmaz mı?
Deryaya giren yağmur tanesini, ayırabilir misin?

17
O, kainatın bütünüdür.
Olan, O’nun SIFATI’dır.
Esen yel, taşan sel; CELALİ’dir.
Yakan güneş, CEMALİ’dir.
Dünya, O’nun HAYALİ’dir.
YUNUS

Kainattaki kum ne eksilir ne artar,
sadece yer değiştirir.
YUNUS

23
Her zaman derim, niyazınız O’na varmak olsun.
Zaten kainatı senin için yarattı.
Kainat benim de, öyle bil.
Tapusunu alayım deme.

29
 Dünyayı sana-bana, kainatı cümleye.
Cümleden maksat; canlı-cansız, tenli-tensiz.
Ayrılık, dünya yaşantısındadır.
ÖZ’de hep BİR, gözde sadece NUR.
YUNUS

1 şubat
Sevgiden uzak kalan,
kainatın sıfatına hürmet etmeyendir.
SIFATI’nı bilmeyen, ZATI’nı dilemeyendir.

14
Bir an içerisinde,
kainatın kuruluşu ve kıyamet vardır.
Çünkü her an, öbür anı doğurur.
YUNUS

20
Namütenahi olan kainat,
ne sende ne bende kalır.
Kalan, sadece kainatın halidir.

23
Sevgi, kainattır.
Sevginin bittiği yerde, AŞK başlar.

23
Katrede kainatın ÖZ’ü bulunur,
bir gönülde kainatın tümü bulunur.

6
CAN CANAN’da doğar,
CAN bedende doğar.
‘Ne demek?’ dendi.
Beden CAN’ın dünya elçisidir.
CAN’dan gelene, bedeni uydurabilirsen;
kainat senindir.
Bedeni CAN’a uydurdun mu;
kainat bil ki silindir olur,
seni her an üzerinden atabilir.
YUNUS

2 temmuz
İlmin hududu;
HAKK’ın elinde, alimin dilinde,
mümin kulun gönlünde.
İlmin hududu çizilemez,
kainatın sırrı çözülemez.
Kainat; ADEM’den bu yana,
gelmiş göçmüş cümle kulların
sayısı kadar sır saklar.
Her doğan kul ile, yeni bir sır doğar.
Onun için, kainatın sırrı çözülemez.
ER kişinin eli bükülemez

8
Göğün altı nerde, üstü nerde?
Kul oturdu ise kürede,
bilsin ki kainat her attığı adımda

Çimene, kainatın halısı diye bakarım.

31
Çam güzeldir, dökülmez yeşili gitmez diye;
çoban güzel, sözden başka gütmez diye;
dost güzel, çirkini bilmez diye;
kainat güzel, kulundan esirgemez diye.

19
Dünya, beden ile bağlıdır;
kainat, atom ile yüklüdür.
Her merhalede, bir yapıt var olur.
Onsekizbin perde teker-teker açıldıkta,
kainatın birliği bulunur.

3
Yıldızdan sorduğun,
‘Canlı var mı?’ dediğin,
daha önce cevaplandı.
Beden arama.
Kainat, hayat demektir, canlı ve diridir.
Fakat senin sorduğun manada canlı yoktur.
CANLI ve DİRİ OLAN, kainatın YARATICI’sı,
kainatın RABB’i.

21
Yaratılan TEK BİR’dir, bir binadır.
Bölersen; kainat SIFATI’dır,
TANRI dedik ZATI’dır,
‘ALLAH’ dedikte ZATI ile SIFATI.

7
kainat O’ndandır, kul O’nundur,
buluş O’nadır, dönüş O’nadır. 

Aslında kainatın tümü sudur.
Madem sudur, neden dönüşten şüphe edilir?
Taş gördüğün de sudur, ateş dediğin de sudur.

23
Kula sonsuzluk, asla yoktur.
Her olay noktalanır.
Sadece kainat noktasızdır.

29
Cümlenize selam olsun,
kainat sizde kalsın, kaldıkça darlığı silsin.
‘Gönülde yer var mı?’ denir.
Var olmasa; kainatın oluşu,
cümleyi  buluşu, nereden bilinir?

6 aralık
Kaderden soruldu, kainat niye kuruldu?
GÜCÜ’nün ölçüsünü arayan,
geceyi gündüzden öyle ayırdı.
Suyun akanında, gölge arkada kalır;
duranında, her üzerinde olanın
gölgesi suda kalır.
Açıklık odur ki,
YAZAN ne bugün, ne dün yazmadı.
Kainatın kuruluşunda, her olay yazıldı.
Her yaratılanın rolü verildi.
Senin gelişinin değeri, verişindendir.
‘Ne veririm?’ dersen,
ne alırsan.
EYVALLAH.”
dedi YUNUS’um

3 nisan
kainatın duvarı yoktur.

Kainatta yön de yoktur; sadece dönüş vardır.

9 ağustos
Kainat saraydır, tahtına yakışan gelir.
Yakışanı ALLAH’ım bilir.
ADI’na yazılanı, ADI ile anılanı.
(PEYGAMBER EFENDİMİZ mi?)
EYVALLAH.

Un olmazsa elek gerekmez,
kul olmazsa kainat yer etmez.
Var isek, VARLIĞI’ndan.
Yar isek, BİRLİĞİ’nden.
Göz gözü bilmez, ayna olmazsa;
söz söze varmaz, kulak duymazsa;
kainat var olmaz,
kulun gönlünde ateş yanmazsa.
Kainat nedir?
Bilenin bildiği, bilmeyenin duyduğu,
duymayanın gördüğü, görmeyenin sevdiği.
Her kulun kainatı görüşü bir değildir.
Aradığı da bir değildir.
Ne var ki, vardığı nokta birdir.
Çünkü her kulun gittiği yer aynıdır.

22
Kainat cümle ile kaimdir.

27
Güneşin ışığı ısısı, var olanı ısıtır.
Kainatın ötesinde, ışık ısı gerekli midir?

10
Kainatın vergisi, kulun sevgisine eşittir.

7
çobanı eyleyen ne kavalı ne kuzuları.
Sadece okuduğu güzel yazılarıdır.
Kainatın güzelliği yazılandan değil mi?

27
Kainat; ‘OL’ denildiği yerde, olduğunu biliniz.

1 mart
Kainatın soracağı, sorumsuzu düreceği bilinsin.
OMAR

28
Kuyuya ses verdikte,
alacağın kendi sesindir.
Onun için, sesini kainata ver ki,
duyacak senden olsun.
'Kainata ses nasıl verilir?' dendi.
Varolan her yaratılanı sevmekle,
kainata sesini duyurmuş olursun.
Kuşun ötüşüne, suyun akışına,
ceylanın bakışına gönül verirsen;
kainatın varlığına inanmış,
kendini onun ile donanmış görürsün.

6 mayıs
'Koskoca dünya' denilen,
kainatta nokta diye görülen,
gelen ile gidenin görüşüdür. 'Nasıl?' denir.
Gelen, dünyayı olduğu yerde, olduğu kadar görür.
Giden, kainatta yürür-yürür.
Öyle oldukta, dünyayı nokta diye görür.
Noktada gelişen, kainatta oluşandır.
Kainatta oluşan, VEREN'in oldurduğunu,
cümle ile buldurduğunu bilendir.

Var olan, kainatta yaratılan her zerre.

28
Geminin dolusu, yerdeki halısı,
ne kadar cümlenin ise;
kulunun varlığı da, kainatın malıdır.

31
Her kulda kainatın benzeri çözülür
HACI BEKTAŞ

30
kainatın düzeni akım ile denetilir.
Her an, her zerre akım ile yenilenir tazelenir.
MERKEZ

15
Sahipsiz olan yoktur, ebeveyni olmasa da.
Sözümüz özel değil, kainat için geçerlidir.

Dünya, kainat değildir.
Kainatta varolan gerçeği apaçık görenler vardır.
Dünya ilk merhaledir.

(Siz de Mesnevi'yi aynı yolla mı aldınız?)
Elbet. HAZRETİ ALİ'den yardım aldım.
Ne var ki günümde değil, göçümde bildim.
'Kendi AŞK'ımı söylüyorum' dedim,
bir de baktım kainata tercüman olmuşum.

21-2
Sevgi, kainatın imzasıdır.
Unutma, her seven, silinmeyen imza atar.
MİMAR SİNAN

7 nisan
kainat sevgisiz dönmez
İSA

26
Çeyrek ömür geliştir,
öbür hali biliştir,
'Bitti' dediğin yerde kainata doğuştur.
Dünya kula koğuştur.
YUNUS

8
Kainat bir bütündür ayıramazsın.
ALİ

5
Kainatta yaşantı bir bütündür,
birbirinden çözülemez.
İnsan, bitki, hayvan dahi birbirine bağlıdır.

18
Kainat BİR'dir, BİR'likte oluşur
MERYEM

2
Olumun açıklığı,
kendini kainatta bulmaktır,
kendinde kainatı görmek değil.

27
Kainatın yapısı kul içindir,
kulun yapısı kainatın içindedir.

4 nisan
'Ucu olmayan, sözü sonunu vemiyen' denilir,
kainattan öyle söz edilir.
Noktada başlar ve biter.

21
Dün, bu gün, yarın kainat değişmez.
YUNUS

27
Kainat kuluna hizmette.

13
Kainat, RESULÜ'nün elinde tesbihtir!

16
kainat gülene güzeldir.
BEHLÜL

21
Renklerde, kainatın sırrı saklıdır.
Ne var ki; kulu renklerle her olaya sahip çıkabilir.
Bilmek değil bulmak gereklidir.
Asla kainata hükmetmek kuluna verilmez.
Layık olan kulu, her rengin sırrını açık vermez.
Her renk günün gelişine göre kendi frekansını iletir.
Dünde renkten aldığını bu gün bulamazsın.

18
Ben benliği sildi isem,
ben O’nun BİR’liğine döndü isem,
gönlümdeki NURU’nu buldu isem, kainat benim.
Ben kainatta değil.

17
Kainatın Kanunu kulu bağlar,
uymayan elbet ağlar.
ALİ

28
Bir damla suda kainatın bilgisi vardır.
Kainatın bilgisi, kul için zordur.
YESEVİ

16
Ne güzel ne çirkin, kainatı bölemez!
MERYEM

84-1
"...Sensiz oluşan kainat, seninle buluştu da;
noktayı sildi mi, her noktada aradığını buldu mu?"
dedi, HACI BEKTAŞ

3
İlmi, nerde ararsan, orda bulacaksın.
(RESULÜ’nün sözünde mi?)
Gökte arayan buldu, yerde arayan buldu,
deryada arayan buldu.
Ne var ki, asla nokta konulmadı;
kainatın her zerresine varılmadı.

27
“Danıştığım her kapı, buluştuğum her yapı;
bana gerçek bilgisini verdi,
gönlüme HAK SEVGİSİ’ni serdi.
Öyle bir an oldu ki, uykudan uyandım sandım.
Gerçek ÖZ’ümde, bendeki bende…
O’ndan her an bir zerrem için niyaza durdum,
her birini öbürüne DOST kıldım.
O zaman, kainat ayak oldu;
bilgim, beynimde dolanan kainatı sildi.
Bildiğimi sandığım her bilgi binlerce çoğaldı,
milyonlarca kainat oluştu.
(İletişimi de, zerreler mi sağlıyor peki?)
Her bir zerremde, yerden göğe iletilen,
dünyaya gülecek atomlar yüceldi;
almaktan bıkmadığım bilgi,
vere-vere bitmedi yayıldı, yayıldı…”
dedi, sözü MUHİDDİN-İ ARABİ aldı:

17
Dağları, ovaları, ağaçları, suları,
benim için, senin için YARATAN;
RESULÜ’nü yarattığı,
o’nun için kainatı bütünlediği,
GERÇEĞİN İLAHİ KARARI’dır.
Her olayın, bir dolayı vardır.
Kainatın yaratılışı da RESULÜ’ne;
RESULÜ ile kaim olacağı gerçeği,
yazışı ile verilmiştir.
(‘YAZI’dan murat KUR’AN mı?)
EYVALLAH.
RESULÜ KUR’AN’ı yazdı kaim oldu
ve RUH’u bedenlendi.
Doğruyu bildiği, gönülden her yönü açtığı, açıktır.
Ve okudu, ‘Sen de oku’ diye belletti.
YUNUS

6
“Soyunduğum gerçek,
dostluğa adımımdır;
ilk söz, bilelim ki ADEM’indir.
RABB’im ilk sözü ADEM’e verdi,
kainatı kul ömrüne ADEM ile serdi.” dedi,
YAHYA EFENDİ MERKEZ’im ile selamladı.

11
Senden benden bağlanan,
TEK İSİM, TEK YARATAN.
Gönüllerde izlenen,
RESULÜ ile gözlenen tek kainat;
BÜTÜN’ün vergisidir,
ne olursa olsun, kimden gelirse gelsin,
sadece RABB’imin yargısıdır.
MERYEM

25-1
"...DÖRT KAPI’nın anahtarı bendedir,
her gülün rengi tendedir, kainat biliriz ki zandadır,
doğruya yol aldık, beklenen zamandadır."
dedi, SARI ANA

30
Gömlek giydim yakasız,
papuç giydim tokasız,
gezdim gördüm kainat hatasız.
HACI BEKTAŞ

19
"...‘Yerden göğe yaratılmış,
her zerresi gözetilmiş,
alimden aleme çevre-çevre söz edilmiş seyran,
bildiğimiz yöndür;
devran, girdiğimiz handır;
kainat, bildiğin kadarı gerçek, ötesi zandır.”
dedi, MERKEZ’im ile HACI BAYRAM

26
"...sevgi ile saygıda kuruyan yapraklar kaybolur,
kainat cümlenizde kalbolur."
dedi, YESEVİ ile GEYLANİ

9
Ana olduk bilindik,
sevgi dedik bölündük,
kainatta bilgimiz ile salındık.
SARI ANA

20
Dünyayı genişleten; görgü değil, bilgidir!
Kainatı genişleten; bilgi değil, sevgidir!
KAYGUSUZ

19
Her olayın bir dolayı vardır;
bilene kainat sonsuz, bilmeyene dardır.
BEHLÜL