![]() Gerçeği bulmak, kulun özlemidir. Ne var ki, gerçeğin nerede başlayıp nerede bittiği malum değildir. Onun için, verilenin-derilenin ALLAH’ımdan olduğu bilindiği müddetçe; çözümden uzak kalırsın, öylece huzuru bulursun. Yumağına verilen, kaderinde görülen; ‘En iyisidir’ de, hakkına razı ol. ![]() Gerçek, verilene uyulandır. ![]() gerçeği bulan, hayalde kalmaz, dönüş dilenmez. ![]() Gerçeği ne sen ne GARİP bilemez, kul mantığı çözemez. YUNUS ![]() Düşünce manayı dağıtır. Çünkü mana, düşünceye girmez. Çünkü mana, hakikattir. ![]() Gerçek olan nedir? YÜCE’nin KENDİSİ’dir. ![]() Gerçek nedir? Olanın görüldüğü, olanın yazıldığıdır. Umut, gerçek olmayandır. Gerçek olanı bileyim derseniz, olana uymak ile. ![]() Gerçeği olduğu gibi alırsan, doğruyu bulmuş olursun. GANİ der ki: "Görüntü, çevreni darda bırakır. Gerçeği ara, oyuna yer verme. Aşacağın yolunu, gerçeği buldukta görürsün. Her olayda görüntünü arama! ‘Mana mı?’ diye yorma. Önce gerçeği tanı, sonra manada ara. Sen-ben denmedikte; O’ndan olunur, yol öyle bulunur..." önce gerçeğe uy. OMAR Gerçeği; bulmadan alamazsın, uymadan çözemezsin, eline gelse gene de bilemezsin. Derdin dörde bölünce, her biri eline alınsa; gene de elinde dört olur. Önce gerçeği bul, öyle manayı ara. ![]() Aynada görülen, sadece bakılandır. Olduğun gibi bak ki, olmayı göresin. ![]() Gerçek bilindiği anda, bilinmeyene kapı açılır. Çünkü her bilinenin arkasından, bilinmeyen gelir. YUNUS ‘Gerçek aranır mı?’ dersen; gerçek, inandığındır. Her kulun inandığı, kendi ölçüsünde gerçek yerini bulur. Koşuya çıkan atın eğerine iğne koyarsan, at gerçeğe değil, senin inandığına gider mi? Asla. Sadece olduğu yörede döner. YUNUS ![]() Serzeniş gerçeği siler. Gerçek olumdur. ‘Nasıl?’ denilir. Her olan gerçektir. ![]() Gerçeğin olumunda kendini gör. ALİ der ki: "Gerçek inandığındır, var olanı bildiğindir, gönlüne aldığındır..." ![]() Gerçek, her gördüğündür. ![]() Gerçek ne seni ne beni korkutur; eğer biliyorsak, bildiğimize uyuyorsak. YUNUS Gerçeği gelende değil, kendinde gör. Her kulun yapısı, gerçeğin ta kendisidir. YUNUS Aynayı çevirelim, bedeni devirelim; göreceğimiz gerçek yüzümüzdür. Beden gerçeğe açık ise, yerini bulmuş vazifesini yapmıştır. ![]() Gerçeği arayan defterde bulur, ne var ki günü geldikte okur. Gerçeğin karşısı, elbet yalandır. YUNUS ![]() Gerçekten, ne olursa olsun kaçınma. ![]() 'Gerçeğin dışında olan kimdir?' denilir. Gelişe ağız büken, dönüşe taşlar dökendir. ![]() Aydan sorulsa, 'Gerçek var mı?' denilse; gerçeği YARATAN var. ![]() Gerçeği kim bulur, nerden bilir? Gerçek; olandır, KİTABA YAZILAN'dır. Yazıldığı gibi okuyan gerçeği bilir. 'Kim bilir?' dersen. 'YAZAN' dedik. RESULU yazıldığı gibi okuyan. 'Yazıldığı gibi nasıl okunur, nasıl bilinir?' dendi. KUR'AN'ı aldı, YAZI'yı bildi, kainatı buldu, kulu ile hemhal oldu. ![]() Gerçeği olanda görün! Olan nedir? Kulun yaşadığı, zor diye döşendiğidir. ‘ALLAH’ım uymayı nasib kıl bana!’ deyiniz, halde olan ile halleniniz! ![]() YUNUS'um, severim; dağdaki çiçeği, ovadaki böceği, kainattaki gerçeği. ALLAH'ım gerçeği gönüllere akıtsın. ![]() Gerçek burada, gerçek orada, gerçek kurulan köprüde. Gerçek bilindiği anda, kul yumuşak yerini alır, O'nun gösterdiğini bilir. ![]() 'Gerçek kördür' diyene de ki. Gerçek, bedenin örtüsü altındadır. Dayandığın, gerçeğin ta kendisidir. Deme 'Doğru hangisidir?' Duyanın duyduğu gerçektir, yorduğu hayal. Sevenin sevdiği gerçektir, uyuduğu hayal. Öyle oldukta, gördüğümüz hakikattir. MEVLÂNA, YUNUS anılır, her anılanda gerçeğe dönülür. Kendine dönüşü dahi gerçek bil. ![]() Gerçek sizlerle beraberdir; görebilene, var olanı sayabilene. ![]() 'Gerçek aranır' diyene de ki: Kul gerçekte arınır, kul gerçekte barınır, kul gerçekte sarınır. ![]() Gerçek, olduğu gibi alınandır. Azdan çoktan sorulan değil. 'Az ile çok nedir?' dendi. Az, bilinen; çok, görülendir. Gerçek, bilmece değil çözmecedir. YAHYA ![]() Gayb olan arayana vesiledir, gerçeği bulan yerini düzene koyandır. SÜLEYMAN ÇELEBİ Hayırda olduğumuz, gerçekte bulduğumuzdur. Vardan yokluğa, yoktan gerçeği gören, el ele veren, düzende ören, sevgide bulan RABİA SULTAN. ![]() Gerçeğin aynası düzendir. Düzeni kuran YAZAN'dır. Gerçeği veren, bilmeyene gösterendir. ![]() Gerçeğin aynası, kulun gönlüdür. ![]() Gerçek onda mı, bende mi? Gerçek, arayandadır. Çünkü arayan bulur. PİR SULTAN ABDAL ![]() Gerçek koruk misali önce ekşi gelse de, olumunda tad alır, kulu sevgide bulur. ![]() Gerçek, bilinenin yorumudur; bilinmeyen sorun olmaz. Gerçeği alalım, gerçeğin aynasını dileyen kuluna tutalım. ![]() Gerçeği yeni'de bilen her kulu, 'Giden gelen' demez, 'Yaratılan' der. (Giden gelenden kasıt, ölen doğan mı?) EYVALLAH! ![]() 'Gerçek YÜCE'de' dedik. Gerçeğin içindeyim. Gerçek, uyduğun gibidir. ![]() Gerçeğin eşitlikle değil, çeşitle güzelliği görülür ![]() 'Gerçek nedir?' diyene de ki: Bulduğundur, gönülden sahip olduğundur. ![]() YUVA'da cümlemiz mekan bulduk, 'Güzellik O'ndadır' dedik. Mekandan maksat, gönüllerdir. Oluşan, gerçeğe dönüşendir. ![]() Gerçek bilinir, yanıltmaz. PİR SULTAN ABDAL ![]() Ummak gerçeğe götürür. ![]() Gerçek açıktır dediğimizde, yalnız sen bana ben sana hizmette değil, her anını var olana hizmette görmek. Gerçekteyiz, gerçektesiniz! Yanılma yok. Gerçekteyiz dediğimiz, RUHLAR’ın birliğidir. Gerçektesiniz dediğimiz, bedenleriniz dahilinde oluştadır. ![]() Gerçek, her kulun bildiği değil, ALLAH’ın YAZDIĞI’dır. Gerçek, umulan değil uyulandır. Gerçek, her zerrede duyulandır. Gerçek, silinendir. Her zerrede duyulan nedir? Kul, ALLAH’ımı seviyor ise, yarattıklarını da sever. Yarattıklarını seviyor ise, tüm kinini hıncını siler. Gerçekler uyuma tabidir, söze değil. KUMANDAN ![]() ‘Gerçeğin gölgesinde seyre dalayım.’ diyen; gölgeye değil, aslına dönsün. ALİ Geçeni değil, geleni bildiğimiz, gerçeği HAK ADI’na söylediğimiz günde ‘Göreve başladınız’ derim. ‘Gerçek nedir?’ denildi. Gerçek yorumu kişileri içine almayan konulardır. Gerçek, her hali ile kulunu kendi içinden –gömülmeden- TANRI bilincine götüren bilgidir. Senin bilincinde olan gerçek, benim aldığım gibi olmayabilir. Ne var ki; senin benim onun bildiğinin yargısına düşersen, gerçeği silmiş olursun. Gerçek, bilinçte tektir, yapıtta çeşit, yorumda paylaşılır. Öyle paylaşılır ki, kişilerde ayrı TANRI bilinci sergilenmiştir. Kendini, aldığın güç ile koruyacaksın. (Bu güç, eldeki bilgiler mi?) Kendini elinde olan bilgilerle sınayacaksın. Kendinde olana kendi adına döneceksin. ALİ Okuduk gerçekleri, dokuduk gerçekleri, sattık savurduk gerçekleri. Öğrendik ki; biz değil, gerçek bizi okudu, gerçek bizi dokudu. Amma, gerçek bizi ne sattı ne savurdu, sadece olumsuz gelişen fikirleri kavurdu. ALİ Gerçeği bulduran, aynadır. ALİ ![]() Gerçek sendedir, bendedir, O’ndandır; gerçek, bilende bilmeyende, her yaratılanda; gerçek, gözde, sözde ÖZ’dedir. ![]() Gerçek, yüzünü her zaman aydınlık göstermez. Ne var ki, her olayda gerçeğin dışına çıkılmaz. ![]() "...Bilmeyi dilemek, kulun gerçeğini tanımasıdır. ‘Gerçek nedir?’ dersen, ‘OL!’ denileni ÖZ’ünde bulmak." dedi, KAYGUSUZ ile HACI BAYRAM ![]() “Gerçek, her an beraber olduğundur.” dedi, YUNUS’um ![]() “Gerçek, sende bendedir, gerçek güzel gündedir, yol alırsan handadır.” dedi, KAYGUSUZ ![]() Yedi kat giyindiğini, yedi hamlede soyunduğun an, gerçek açıktır. ‘Nasıl giyindik? Nerde soyunacağız?’ dersen: dünya, doğduğun günden giydirmeğe başlar, doyduğun gün, soymayı düşler. Doyduğun gündür, hakikate doğduğun gün. İşte o zaman, giydiğin yedi katı soymaya başlarsın. Elbet bir günde hepsini atamazsın, al diye kimseye satamazsın. Dumanı attığın gün, birinci fistan gitti demektir. Her olay, düzeni kuran konuya hazırlanır. ‘YARATAN’ın düzenine uydum’ dersen, dumanını atmış olursun, şüpheden uzakta kalırsın.” dedi, KAYGUSUZ ![]() "...Gerçek aranır gözde sözde; nerde bulunur, içimizdeki ÖZ’de!" dedi, HAMZA DOST ![]() Kulun gerçeğe inanması, huzur ile dolmasıdır. Kaynayan suya elini sokamazsın, sokarsan yanacağını bilirsin. Gerçeği bilmezsen, kaynayan suya elini sokmuş gibi olursun. ![]() "...Hiçbir olayın, nedeni yoktur. Olan, gerçektir! " dedi, BEHLÜL’üm ![]() Gönüller açmaya gerçek bilincidir.’ diyene de ki: ‘Gerçeğin direncidir.’ Teraziye koyduğun bilgi gerçek ise, ağırlığını verir; kulu hatada olsa da, gerçeğin direnci doğruyu buldurur. Şüpheniz olmasın! (Gerçek bilginin farkına nasıl varacağız?) Bağladığın düğüm çözülürse gerçek, çözülmezse yanlış yorumdur. ![]() “ ‘Gerçeğe uymaz!’ diyene, de ki: ‘Gerçek; TANRI’nın olmasını OLMASINI dilediğidir, kulun hükmünde değildir!’ Ne DİLERSE olur, kul O’nun DİLEDİĞİ’ni bulur!” dedi, HACI BAYRAM ![]() "...Gerçekte, yaratılmışlığın mutluluğu vardır. Mutluluğu hisseden kulu, kutluluğa ermiştir." dedi, RABİA SULTAN ![]() Gerçek, ALLAH’ımın verdiği her zerrededir! Zerrenin birini inkar eden, kendi ömrünün düğümleyendir! EYÜP SULTAN ![]() Gerçeğin olduğu yerde, masal geçerli değildir BAYRAM ![]() İnandığım gerçek RABB’imin YAZDIĞI’dır. MERKEZ ![]() Ne yoğurt yiyen kalır, ne acı diyen bilir; her kulu, bildiği gerçek ile olur. MERKEZ ![]() Gerçeği arayan, yerden göğe gönlünü katlayandır. Katlamak; kendinden cümleye yaprak misali çoğalmaktır PİR SULTAN ABDAL ![]() ‘Gerçek nedir?’ derlerse, deyiniz ki: ‘Beni ben ile besleyen, beni hal ile süsleyendir.’ PİR SULTAN ABDAL ![]() Gerçek; sevgidir, sevgidedir, sevendir, sevendedir AKŞEMSETTİN ![]() Gerçek ayağın altındadır, gerçek bilginin üstündedir, gerçek kainatın içindedir, gerçek yaratılan her zerrededir. O zerreler ki; senden alır, sana verir, onu, beni, seni birbirinde görür. ![]() Gerçek; kalıpta değil, kainattadır. ![]() "...Hakikat; her kulun ÖZ’ündedir. RESULÜ’nün sözündedir. O dedi ise, gerçektir; o gördü ise, cümle içindir." dedi, MERYEM ![]() Demde ‘bilgimiz dardır’ diyenin, kendi gerçeğine dönmesi gerekir. Çünkü her kulun ÖZ’ünde, yaratılmışlığın gerçeği mevcuttur. Öyle ise, bilgisi de vardır. ![]() Yumuşak olursa gönlü, SAHİB’ini bilir, kaygusunu yerden göğe siler, her anında gerçeği bilgisinde böler. YUNUS ![]() "...Senden sana söz veren, senden cümlede HAK olanı gören, senin ile gerçeği ören; bilgideki örtünü açtığıncadır, HAK olmayandan kaçtığıncadır."... dedi, "SARI ANA... sevgi, gerçeğin sirayetidir. PİR SULTAN ABDAL ![]() Aşı pişirdik, tozu üfürdük, koz ile katıldık, kavgayı bitirdik. (Koz nedir?) Gönüldeki gerçeğin bilimi. HAMZA DOST ![]() “Saman suya batarsa, olumsuzdur. Dağdan gölge düşerse, olumlu denilir; günün her anında, gelecek ses beklenir. Gelecek ses senin sesindir, O’ndan gelen nefesindir. KORUYAN ALLAH’ım, her var ettiği ile, yerden göğe bilinir. Olumsuzdan sakınan her kulu, attığı adımda gerçek ile yürür.” dedi, KAYGUSUZ "...‘Ben’ dediğin her günün, yerden göğe ağladığını bilsen, yapında oluşan gerçeğe ömür boyu secde ederdin.” dedi, HAMZA DOST ‘Ben’ de, O’na isyan vardır. ‘Ben’den beni ayır ALLAH’ım, bağladığım güzeli çözdür ALLAH’ım, gördüğüm her olayda gerçeği buldur ALLAH’ım. Buldur ki; beni sileyim, SEN’i bileyim, SEN’in ile olayım, olmadık gururu kulluk onuru ile süsleyeyim, bilgimi SEN’den gelen ile besleyeyim.’ ![]() "...Gerçek, adın ile oluşandır; gerçek, gönlünde DOST ile buluşandır." dedi, HAMZA DOST yerden göğe, bülbül misali şakıdık; ezelden ebede YAZILAN’ı, gerçek bildik.” dedi, VEYSEL ![]() gerçekte bulduk ÖZ’ü BEHLÜL ![]() Akıl yok oluyor ise, beden de yok olur. Var edilen hiçbir yaratılan yok olamaz, YARATAN’ımın BİLGİSİ kulunda kaybolamaz. Az verse, çok verse, O’ndan gelen gerçeğin emanetçisi olduğunu bil. Akıl ile, beden ile, RUH'unun emrindesin. O RUH ki, kayıtsız şartsız uyumdadır. Nefsin isyan etse de, düzeni birbirine katsa da; gün gelir, BİR’de olan ile BİR’liği bulur. ![]() Söz, değerini gerçekten alıyor ise, yeterlidir; kul, gerçeği kendinde görüyor ise tutarlıdır. Çünkü gerçek, önce kulun kendi yapısında, gönül kapısındadır, çarşı pazarda değil. Namaz niyaz satılık eşya değildir, serası olsun; kulun bildiği bekada kalsın. Her yaratılanda; yaratılıştan aldığı ile, yaratıldığında bulduğu ile, varlığını sürdürdüğü kadar, birbirine eklenen halkalar misali, bilgi oluşumu gerçekleşir. Bu halkalar birbirini tamamlar, ne var ki hiçbiri öbürünün eşiti değildir. Eşit olduğunu sananlar, yaratılmışlığa aykırı düşerler. VEYSEL ![]() “Aslına söz etmeden yol verdim, her yaratılanda gerçeği gördüm.” dedi, ALİ ![]() Yapraklar nasıl bir ağacı bütünlüyor ise, sizler de bir amacı bütünleyiniz. Gerçek, amacınızdır. ALİ ![]() "...Bilgim bana gerçeği buldurdu ise, yücelirim. (‘Aklı yükselen, ALLAH’a yakın olur.’ Hadisi için mi?) EYVALLAH. Akıl, var olana, mana bilgisinin arayıcısı olmasını, mantığına uymayanı uzak tutmasını bildirir. Sevmek akıl ile değil, gönül iledir. Gönlünde sevgin var ise VAREDEN’i ararsın, aklına sorarsın, mantığın ile yorarsın; öylece, gerçek seni ÖZ’ünde buluşturur." dedi, YUNUS’um ![]() "...Olmuşa gerçek dersen, olacağa talib olursan; düzende kayguyu siler, güzel ile özelde doğruyu almış, olumsuzu bölmüşsün derim." dedi, YUNUS’um ![]() "...Altın yapına, gümüş kapına dursun; sabır kalkan, gerçek kılıcın olsun." dedi, EYYÜB’üm ![]() Gerçek, sende olandır; gerçeği bilen, gönlüne uyandır. YAHYA ![]() "...Dağdaki tozu dahi, ‘Gerçeğin bir zerresi’ dersen; BÜTÜN’e olan inancına şahit bulmuş olursun." dedi, HAMZA DOST Yaprağın bütünlüğü, kökünden gelen suya bağlıdır. Kulun bilgisi, gerçeği bilen soya bağlıdır. HAMZA DOST ![]() Gerçek, bir bilen ile bin bilene iletildiği zaman; YEMEN’den sorulur, anında iletilir. YAHYA ![]() ALLAH’ıma emanet olunuz, açılan her kapıdan gerçeğe bir adım daha yakın kalınız. ![]() “Bir atın sırtında durduğum, yerin üstünde bildiğim her konuyu düşledim; akan suyu taşladım, kendi gönlümü kendim haşladım. O zaman, gerçeğin düşlenemeyeceğini, sadece yaşanacağını öğrendim.” dedi, PİR SULTAN ABDAL Hiçbir zerre, gerçeğin çeşidi değildir. ![]() Değirmen döne-döne su alır, gönüller yana-yana gerçeği bulur. SOMUNCU ![]() Doğan ile ölenin farkı; biri gerçeği bilmeye, öbürü gerçekte olmaya ilk adımdır. Paylaştığın her konuda, gerçek dışı bir harf, seni gölgesine alır. ![]() “Her kulun gerçek bilgisi, kabıncadır.” dedi, HACI BAYRAM KAYGUSUZ ![]() "...Her satır birbirini tamamlar, aldığımız her bilgi gerçek anı tanımlar." dedi, HACI BAYRAM ![]() Suya dalayım desem buzludur, yola gireyim desem tozludur, gerçeği sorayım desem gizlidir. YUNUS ![]() Gelmeyi diledik geldik, bilgimizi eledik bildik, gerçek olanı kayguyu sildiğimizde bulduk. YUNUS ![]() “Saymaya, doğduğumuz gün başlarız; duyduğumuz gün, gerçeğin aynasından bakarız. İşte o zaman, o an, gerçeğe doğuştur! Kendine soracağın nedir; ‘Neden geldim, neyi buldum, nereye gideceğim?’ Gönülden aldığın seste, ‘Gerçeğe! Gerçeğe! Gerçeğe!’ diye çağrı varsa, mutlusun umutlusun!” dedi, AHMET YESEVİ ![]() "...Eylemde gerçeği görüyorsan, başarılı olursun, aynı yolda ömrünce yürürsün." dedi, RABİA ![]() ‘Doğuştan alanda mı, sevgi ile bulanda mı gerçeğin bilinci vardır?’ YAHYA söze geldi de, dedi ki; ‘Doğuştan alan, güzeli olduğu gibi bilendir; arayan, bilincine hizmet edendir. ![]() Doğruya eğilen kulu, bilir elbet gerçek yolu. YUNUS ![]() DOST, sendeki gerçektir. DOST, bendeki gerçektir. DOST, cümledeki gerçektir. Dostluğum, gerçeklerin bağlantısıdır. Gerçek, bilmeyenlerin beklentisidir. ![]() "...Zoru kolay edersen gülersin, doğruyu bildiğine inandı isen gerçeğe gülensin." dedi, HAMZA DOST KUR’AN; dağları taşları değil, her zerreyi yaratılmışlığa kaydedendir, gerçeği kayıtta tutandır! YESEVİ ![]() “ERENLER yolu bilir, sevenler O’nu bulur, soranlara konu olur; bakmazsan gerçeğe, sendeki bilginin sonu olur.” dedi, VEYSEL’im “AKŞAM; gerçeğin örtüsüdür. YATSI; bilincin dürtüsüdür. SABAH; aklının tartısıdır. ÖĞLE; sevginin tezgahı. İLKİNDİ; görgünün girizgahı.” dedi, HAMZA DOST ![]() “İyiyi-kötüyü bilgin ile ayırırsın, sevdiğini-sevmediğine kayırırsın; gerçeğe bakıp ta gölgesinden sıyrıldığın an, kendinde olana dönersin.” dedi, MERYEM ![]() RESULÜ dedi ki; “Her kuş, kendi gerçeğini uygular.” ![]() "Kalp para elde kalır, altın-gümüş bilenin olur, değişen değil çalışan gerçeği görür." dedi, YUNUS'um Ayrı-ayrı gelişir, aynı kapta buluşur; niyaz gerçeğin kapısıdır, gireyim diyen çalışır. MERKEZ |