![]() "Duvarı ördü isen, görgüne gereklidir; örtüyü sildi isen, vergine gereklidir; alınan bilgi, elbet sonsuza süreklidir. Meyhane; bekleyenin değil, bilgisine bilgi ekleyenindir." dedi, KAYGUSUZ ![]() sevgide yayılma bilgide katılma gününde ektiğin ile toplanır ![]() "Her dizi birbirine eklendik te, her söz ile kulun hali katlandık ta; güzelin ölçüsü görülür, bilgi hal ile serilir." dedi, KAYGUSUZ ![]() Ermeyi her kulu diler, ermek için zerrelerini böler, her zerresinde olan bilgi ile kainatı tarar. Ne var ki, her bilgiyi nefsi ile anda örter." dedi, BEHLÜL’üm ![]() Yumuşak olursa gönlü, SAHİB’ini bilir, kaygusunu yerden göğe siler, her anında gerçeği bilgisinde böler. YUNUS ![]() Bilen, sayfayı tek-tek okur, her satırı bile-bile dokur. Bilmeyen; okur geçer, dokur kaçar. ![]() Her an bir bilgi ile yüklüdür, her kulunda binlerce bilgi saklıdır. ‘Dök içini’ derlerse, de ki; ‘Gücüm, bilgim ile yüklüdür; O’nu bilen, ne derlerse desinler haklıdır’ ![]() bilen güler, bilmeyen şaşar HACI BEKTAŞ ![]() "...Doğuşta her varolanın varoluş bilgisi, sadece kendisine verilmiştir, kendisi ile dünyada derilmiştir, güzellik öylesine görülmüştür." dedi, YUNUS’um ![]() Bilgimizde oluştuk KAYGUSUZ "Her bir ağacı saydım, eşitte değil. Dumanını dağıttım, soranın sorgusunu gösterdim eğittim; bilgisi dar gelen sorduğunda, avucuna kar koydum, ‘Yaza yersin’ dedim, ‘Durmaz ki erir’ dedi; ‘Bilgini arıt’ dedim, ‘Gitmez ki, korur’ dedi. Bilgi, eğitilirse koruyucu olur; eğitilmeyen bilgi, taş misali kalır; vermeye kalkarsan, verdiğini yaralar." dedi, PİR SULTAN ABDAL "...Her yaratılanda; yaratılıştan aldığı ile, yaratıldığında bulduğu ile, varlığını sürdürdüğü kadar, birbirine eklenen halkalar misali, bilgi oluşumu gerçekleşir. Bu halkalar birbirini tamamlar, ne var ki hiçbiri öbürünün eşiti değildir. Eşit olduğunu sananlar, yaratılmışlığa aykırı düşerler. Duyduğun ile gördüğün birbirini tamamlıyor ise, bilginde eleştirir, güzeli oluşturur… Mantığımdan süzer, gönlüm ile sezerim; öylece, alanda bilge ile gezerim." dedi, VEYSEL "Su altına dalsam balığı görsem, gökyüzünde kuşlar ile gezsem, yeterli değil; bilgime katsam tutarlı değil. Denizin dibindeki bilgi balığa gerekli, gökyüzünde kuşa… Ben oturayım taşa, benden beni ayıranı düşüneyim, kendi bilgimdeki binaya taşınayım… Öylece, sözüm ÖZ’üm yerini bulsun otursun, cümlenin bilgisine katılsın." dedi, MERKEZ’im ![]() "Çiçeğin tozu geçerlidir. Kulunun yozu, ayaktan başa uyumsuzluğa götürür. Ne aldığınız söze, ne geldiğiniz düze dar demedik, pişmeden aşı yemedik; aldığınız bilgiden kalmadık, bilgimizin hududunu çizmedik." dedi, YUNUS’um "...Unutulmasın, her var edilende aynı bilinç mevcuttur." dedi, MERYEM ![]() "Mendil elde, yol dilde, HAK gönülde. Duvarı öreceğiz, çatısını örteceğiz, soframızı kuracağız, ‘YA ALLAH’ deyip her bilen ile gerçeğe uyacağız." dedi, SARI ANA ![]() Gelmiş geçmiş bilgiler, kaydınızı yenilesin "...her bilen, bilmeyenle gönlünü açsın." dedi, YUNUS’um Bilenden geldik, bilen ile verdik ALİ Ne yolcu zordadır, ne hancı dardadır; her var olan, bilgisi ile sorgudadır. ![]() Attığımız her dal, mekanını buldu; halini bilen, makamını aldı; bilgisini yayan, sevgi ile kainatta kaldı YESEVİ ![]() Bilgim bana gerçeği buldurdu ise, yücelirim YUNUS Doğruyu bilmek için dokuz kapıya gitmeye gerek yoktur, TEK KAPI alacağın bilgiye çoktur. PİR SULTAN ABDAL "...Her var ettiğinde, VAROLAN’ın vergisi vardır. Senden ne alırsam bana kar, sana ne verirsem gine bana kar… Her bilgiyi katlarım, bir basamak atlarım." dedi, HAMZA DOST ![]() Eli ele bağladık, güzele haz ile ağladık, çevreyi sevgimizde süsledik, her varolanı bilgimiz ile besledik. YUNUS "...Bilgisini açmayana, gönül kapı olamaz; ‘ALLAH! ALLAH!’ demeyene, hizmet yolu bilmeyene, kapının anahtarı verilmez." dedi, PİR SULTAN ABDAL ![]() "Güç olan, her zerrene hükmedebilmendir. Hükmüne aldığın her zerren ile, bilgini öteye daha öteye götürebilirsin. TANRI’m, dilediğin yere kadar İZİN verir, dilediğin kadar sözün verir… Mevcut olan her bilgi, dileyenin tasarrufuna girer. Dilemek, ağız ile değil elbet. Aklın gönlüne mantığını süzgeç yapabiliyor ise; gönlünden gelen ile her zerreni birbirinin hizmetine verebiliyor ise; dilenen anda, her bilgi sana açıktır. (Aracı yok mudur?) ‘SIR?’ dediğiniz her olay açık apaçıktır. Gönülleriniz örtüdedir, aklınız dürtüdedir. MEYDAN, gelenlere kapalı değildir; bilenlerle şenlenir, bilmeyenle dumanlanır." dedi, MUHİDDİN-İ ARABİ ![]() Gölge; bulut ile gelirse rahmetine dönüşür, ağaçtan gelirse hürmetine açıktır, bilginden gelirse zahmetine katlan. ![]() "...Bilginize gülene şaşmayınız. Gerçeğe gülene, bilgi uğrusu denilir; öylesinin helvası tez yenilir." dedi, YUNUS’um Bir bardak suda tüm deryanın bilgisi vardır, ne var ki hizmet alanı dardır. YAHYA ![]() "...Bilgimiz Güneş’ten ise, görgümüz ışığındandır." dedi, HAMZA DOST "...Gönül senin yapındır, bilgin gönlünde kapındır. Sevgin, kapını açar, yapına geçer." dedi, KAYGUSUZ ![]() Bilinmeyen tek şey, gönüllerin bilinç ölçüsüdür. HACI BAYRAM ![]() "Sepette su durmaz, bilen bilmeyene vurmaz..." YUNUS "...bilgimize toz duman katmayalım." dedi, VEYSEL’im ![]() Yerden tozu bildikte, seven gönülden sildikte, ayna misali oldukta, alacağımız her nefeste gerçeğin bilgisi vardır. ‘Gerçeğin bilgisi nedir?’ denilir: Ördüğün duvarın harcını bilmezsen, yıkılır, sıvası dökülür. DOST kıldı isen hevesi, DOST ADI’na alırsın nefesi, bir-bir okursun kafesi. Dersin ki: ‘Bir bedende bin hale, bir halden binbir suale geldi isen okursun, bildi isen dokursun’ ![]() ‘Kainattan aldığın bilgin ile kal’ diyene, selamımı ilettim." dedi, YUNUS’um Bildiğin, senin ile bütündür; bilgin, dilediğin katındır." dedi, HAMZA DOST YA ALLAH diyeceğim, HAK LOKMASI yiyeceğim, bilgi fistanı giyeceğim KAYGUSUZ EYYÜB’üm sözü aldı: "AKDEVE’yi aldık geldik, selamı cümleye verdik, her adımda sorduk; ‘Dostluk mu geçerlidir, postluk mu?’ Denildi ki; ‘Post çevreye, DOST devreye yararlıdır. ALLAH’ım, her devrede kararlıdır. Postta daim kalırsan, zararlıdır’ " Devre, her an yenileme; post, bilginin kalıplaşması… ALLAH’ıma emanet olunuz. Gönül erliği, her an yenilenme ile gerçekleşir. ![]() "Her damla suya baş eğdik, diz büktük, her bilginin önünde çöktük. Dedik ki; ‘Bilgimize sınır çizmeyen, gerekmeyen bilgiyi aklımızda çözmeyen, BİR’liğine yorum katılmayan, sevgisi gönülden atılmayan. Bağlıyız, bağımız AŞK’ın; bilmezse kulu SEN’i, döner halde şaşkın’ Döne-döne oluşuruz, gider gelir buluşuruz." dedi, İBN-İ SİNA düz ovada ekili ekinden her tanesine, bilgisini savurdu, selamladı. Gerçek, sende olandır; gerçeği bilen, gönlüne uyandır. YAHYA Gelen geçen alışır, DOST SOFRASI’nda buluşur; bilgi, alışa verişe gelişir HAMZA DOST "Bakır tasa su aldım, gümüş tasa bilgi koydum, altın tasa sevgim ile saygımı koydum. Her birine baktılar, dilediler tattılar. Dediler ki; ‘Susuz bilgi olmaz. Suyun bilginin olmadığı yerde, sevgi saygı kalmaz. Her biri birbirini tamamlar, her birini bilen kulu, kendini tanımlar’ " dedi, PİR SULTAN ABDAL ![]() Gerçek bilgi, bilene; gelen günler, gülene. ![]() Her an, bilgi bayrağı açıktır. HAMZA DOST Bildik sevildik, bilmedik satıldık. RABİA Bahçeyi, bilen düzenler, bilmeyen dağıtır. Bilmeyenden bilen alsın sözümüz cümle ile paylaşılsın. ![]() ‘YUNUS nerde bildi de, hangi bilgi ile geldi?’ denilir… YUNUS önce çevrede aradı, sonra çehreyi taradı… Gördü ki, bilgi, her yaratılana deste-deste dağıtılmış, her yaratılan bilgisi ile eğitilmiş. (Yani, kişi Arif mi?) Her kişi değil, her yaratılan. Çiçeğe çiçekliğini sen öğretemezsin, o bilgi onda mevcuttur. Sen, onun bilgisine hizmet edebilirsin ancak. YUNUS bunu öğrendi de gerçeğe döndü. Kulda da kul olma bilgisi mevcuttur, ne var ki o bilgiyi soymak gereklidir." dedi, YUNUS’um BİLGE olan, yaratılmış binbir zerresini noktalamış olanlardır. O zaman, HÜKME adım-adım uyarsın, HÜKMEDEN’i duyarsın, sırtını HÜKMEDEN’e dayarsın; ne düşersin, ne şaşarsın, ne yok yere koşarsın. ‘ALLAH’ım! Binbir zerremize katılalım, bilgimiz ile’ diyelim, niyaza duralım." dedi, HAMZA DOST RUH vardır, göremezsin tutamazsın, atamazsın satamazsın. Sen onun hükmüne girersen, yerden göğe bilirsin; o senin hükmüne girerse, yer ile göğü silersin. Olay budur. Senin RUH’unun hükmüne girmen… Çünkü, RUH gerçek bilginin sahibidir; bedenin her zerresinde konuk değil; konuk olan bedendir. Fistan gibi giyer. ![]() "Beyin eğitiminde düşünce gerekli ise de, dağılana değil toplanana yer verilir. Bağlayıcı HÜKÜM’de, seyir halinde olan her bilginin, boşluğa yerleşmesi gereklidir. Doldurulmayan boşluk, geçerliliğini zaman bölümü içinde kaybeder. Oynak olmayan her kemik, koruyucu görevini yapar. Doğruya yönelmiş her varlık, her yenilenen bilgiye taliptir. Doyumsuzluk içinde olan kişinin, yeni-yeni konulara yönelip, beyindeki boşlukları doldurması gereklidir." dedi, İBN-İ SİNA Güzellik, bilginin ölçüsüdür. Senin gördüğünü cümle kulu görür de, bilgisinin örtüsünden güzelliğine varamaz. HAMZA DOST ![]() Dünyayı yerden biliriz, bilgimizi yer ile birleştiririz, öğrenmezsek körleşiriz. ‘Aldığımıza, bildiğimize şükür ALLAH’ım’ diyelim, bilmeyene niyaz edelim." dedi, YUNUS’um Gölgeyi, BİR’liğin temeli olan ağaçtan dileriz; bilgiyi, nasibi olana veririz ![]() Bilgimiz bilen için noktadır, YAZAN için noktanın milyonda biri… Bilen ile öğünelim, bilgimize değil kaygumuza örtü koyalım. Açık gelen bilgiyi, asla yokuşa sarmayalım. ‘YEMEN’den gelen bilgi de, nokta mıdır?’ denilir; her alınan bilgiye, bilgi eklenir. ![]() Mayayı hamurda çoğaltırız, hatayı bilgide azaltırız; KAYGUSUZ Ver elini tutalım, gerçeğe adım atalım, bilgimize yenisini katalım." dedi, MERYEM "Soğuk sıcak demedik, pişmemiş aşı yemedik, ham sözü bilmedik. Gelmek SEN’den, bilmek benden ALLAH’ım. BİLDİRİRSEN gülerim, SEN’i SEN’den dilerim." dedi, HACI BAYRAM ![]() Veresiye bilgi olmaz HACI BEKTAŞ bilen kulu elinden tutarım KAYGUSUZ Yerden göğe bilim, gerçek yönde ilim. YAHYA Bilgi bütündür, arayan bulur YESEVİ Dağlar aşılmaz gibi, bilen aşar; yolar şaşılmaz gibi, bilmeyen şaşar; sular taşılmaz gibi, dönmeyen taşar. YESEVİ ![]() "Her kulun gerçek bilgisi, kabıncadır." dedi, HACI BAYRAM ‘Altı adım atarsam, menzile varırım’ diyen, kendinden kendine ölçü vurandır. Kuldan kula ölçü olmaz. Kul, kendine asla ölçü vuramaz. Bildiğim ile övünsem de, bilmediklerim ile ömrümce dövünürüm; öyle ise, bilgimin ölçüsünü hangi teraziye vururum? ![]() "...Her satır birbirini tamamlar, aldığımız her bilgi gerçek anı tanımlar." dedi, HACI BAYRAM ![]() "Geçmediğim köprüden, akan suyu bilemem; meyve vermedi ise ağaç, üstüne çıkıp toplayamam; gönlüm almadı ise konuyu, ‘Geçerli’ deyip katlayamam." dedi, YUNUS’um ![]() Her yaşın bilgisini görgüsü açar, gönüldeki gerçeğe bilenler şaşar. YUNUS Aydın, sende olanı sana açar; yobaz, kendinde olanı sana yama yapmaya çalışır. SARI ANA ALLAH’ım, bilmeyenin şahitliğine cümlenizi layık görmesin! HACI BAYRAM "Pişmiş balığı yiyenler, gerçeği kaynağından alanlardır; çiğ balık yiyenler, kendinden uzak kalanlardır. Kulluk ile bağımlı olmayan, bağımlı olanı gerçekten saymayan, kandile yağ koysa da ışığını kimseye tutmayan, ne var ki MEYDAN adına seni beni birden satmayana… Bencil, gölgenin karanlığında olana denir, onun ile balığın çiği yenilir. ALLAH’ımdan niyazımız; kendinizde olanı kendinize buldursun, hangi düzende kalacağınızı bildirsin, içtiğiniz suyunuza kandırsın, dilediğiniz AŞK’ınıza yandırsın!" dedi, HAMZA DOST "...bilen kuluna, her günü düğün." dedi, ALİ Her çevrede, alışılmış düzeni bilmiyen vardır; bilenlerden almayana, her günü zordur. Çağrıya uyalım, gerçek günü gönülde duyalım; her dileyene, pişirdiğimiz aşı sunalım ALİ ![]() VAROLAN ile VAREDEN BİR’liğine çağırdı ise, GÜZEL’e yönelelim, mutluluğu her bir zerremizde arayalım. Çünkü, sevgi de, bilgi de, her kulunun yaratılmışlığında mevcuttur. ![]() Yol, RAB yoludur; kul, HAK kuludur; BİLGE, kulluğunu bilen. ‘RABB’im’ diyelim, kulluğun mutluluğuna selam verelim. Dayandığımız güvendiğimiz, RESULÜ ile NUR’landığımız bilginin temelini her gün doldurduk, dileyene bildirdik. ![]() MEYDAN açık gelene, gönül açık sevene, yollar açık bilene. 'Her yaratılan, bildiğince uyuma katılır, bilgisinde olan ile uyuma atılır. Güzelin örneğini, yaratılmış her var olanda görmelisin. Marifet; yaratılmışlığının BİLGE’si olmak...' ![]() Gelmeyi diledik geldik, bilgimizi eledik bildik, gerçek olanı kayguyu sildiğimizde bulduk. YUNUS ![]() Bilmek kulu getirmez, uymak gerektir. YUNUS "...Bildiğine sen şahitsin, seni bilenler şahit mi? Almayı bilmeyenler, aldığı kadar övünenler." dedi, HACI BEKTAŞ BİLGE; kendinden kendine, nefesini hevesini, aşkını ateşini bir ölçüde tutandır, (Dört yön bu mudur?) EYVALLAH. Aldığını bildiğini gerçek yola katandır, elden ele ulaşan her bir eli tutandır, ne yolu çamur eden, ne bulduğunu satandır." dedi, YESEVİ ![]() Gel dedik her kuluna, gül dedik ER kuluna. Sana bana düşmeyen, gönüldeki AŞK’ı deşmeyen, aldığını bilemez, dost ADI’na veremez. Önce bilgisini alalım, RIZA’sını dileyelim, dost ADI’nı peyleyelim, sonra her dileyene paylayalım. PİR SULTAN ABDAL Tevazu, bilginin ölçüsünü verir. YESEVİ ![]() "...‘Bilgi, bilgiyi besler’ derlerse, ‘EYVALLAH’ Deyiniz. ‘Bilgisizlik, bilgiyi besler’ derlerse, gine ‘EYVALLAH’ deyiniz." dedi, SARI ANA ![]() Ağaçtan ağaca HAK bilgisi iletilir, niyaz ile yüceltilir. BEHLÜL "Serçenin gücü yetmez ağaç dalını kırmaya, balığın gücü yetmez elimdeki destiye vurmaya. Dal kırıldıysa, desti düştüyse, hatayı kendimde aramalıyım, yetmeyen bilgiden kendimi sorumlu tutmalıyım." dedi, KAYGUSUZ RABB’imden af diledim; ‘ALLAH’ım! Yerdeki karıncadan, çiçeğinden, böceğinden bilgimi tazeledim; benliğimden noksan olan bilgimi tamamladım. AFFIN’a sığındım’ Noksanımdan utandım, güzelden güzele niyet ettim sığındım." dedi, PİR SULTAN ABDAL ![]() Her kuyu, içindeki su kadar derindedir; her kulu, gönlünden geleni bilgisine aktardığı kadar serindedir. YUNUS ![]() ...bildim diyeni, bildiğini işlemeyeni, RABB’im hoş görmez. YAHYA ![]() "Her öğüdü bir bohçaya koyduğun, gelen geçen ile günleri saydığın yerde, beklenen güzeli göreceksin. Yolun verdiğin her olaya bohçaya koyduğun öğütten yayarsın, gelen de alır, gülen de." dedi, KAYGUSUZ, dört yaprağı bir BÜTÜN’e ekledi, aldığı her bilgiyi önce kendine sakladı, ‘Adağım olursa dağıtacağım, aldığım bilgide dileyeni eğiteceğim’ dedi de, HACI BEKTAŞ’a sordu: ‘Saklanan bilginin sahibi misin?’ ‘DOST! DOST!’ dedi, KAYGUSUZ secdeye geldi, kendinden kendine sordu; ‘Aldığının bir harfini saklayamazsın’ Öyle ise, güç ver RABB’im. SEN’in vergin olmazsa, aldığımı HAK’layamam, bekçi olsam bekleyemem." dedi, KAYGUSUZ ![]() Gülelim sevinelim, bilgimiz ile övünelim. Bilgi HAK BİLGİSİ’dir SARI ANA ![]() Umduğumuz her olaya bilgimizi katarsak, gerçeğe hizmetteyiz. Dağlara hükmetmeye kalkarsak, hayal ile savaşırız. MERKEZ ![]() Düğünden dernekten söz ettik, sevgimizi saz ettik; her bilgiyi eledik te, ‘Bir senden, bir benden!’ deyip, aklımızı koz ettik HACI BEKTAŞ bilgini şerden sakın "...BEHLÜL kimi kimden sormaz, aldığı bilgiyi ‘HAK’tan’ der, yormaz; destiyi aldı ise ele, kırmaz." dedi, BEHLÜL’üm ![]() "Gittiğim kadar gideceğim, aklımın yettiği kadar bileceğim, ne derlerse desinler her olaya güleceğim." dedi, VEYSEL’im ![]() "Değişmeyen halinden sorumlusun, gelişmeyen bilginden kurumlusun. Öyle ise, her gününde haline yenisini ekle, bilginde gelişeni öylece bekle." dedi, SEYYİD OMAR "...Emeğimiz, bilgimiz kadar geçerlidir." dedi, HACI BAYRAM ![]() Altını bilgine, gümüşü görgüne koyarsan; yerli yerini bulmuş olur, gönüllere huzur dolmuş olur. KAYGUSUZ Sevginizin ölçüsü dilimizde değil, gönlümüzdedir; doğru eğri aldığımız verdiğimiz bilgimizdedir; gerçekte, her var edilen yerli yerindedir. RABİA ![]() YESEVİ dedi ki: "Yerden aldığını yerde bırak, bilmeyen olur çırak; arayıp sormayanın, bileyim demeyenin gönlü çorak..." ![]() "...Ocağı demleyelim, dolabı toplayalım, aldığımız her bilgiyi gönlümüzde katlayalım." dedi, YUNUS’um "...Örttüğünüz her bilgi, su aldıkça yeşerir, denenmiş her olayı yeni bilgi getirir." dedi, MERYEM "...Doğru, bilginin temelini besler; açılan bilgi sahibinin ömrünü süsler." dedi, HACI BAYRAM ![]() "Yuva açtım ocağı tütecek, bahçesinde çeşit çiçek bitecek, aldığım bilgime RABB’im bilgi katacak." dedi, MERYEM ![]() "...bilen ile yol kolay, bilmeyen ile zordur!" dedi, MERKEZ’im ![]() Bilenin bildiği kadar emeği vardır RABİA ![]() "Her öğütte durdum, verene sordum; ‘Benim için mi, kendin için mi söylersin?’ dedi ki; ‘Alırsan, hem sana, hem bana hizmettir; almayı bilen için, sona hizmettir; bildiğimi vermezsem, varlığıma külfettir’ Doğruyu doğru ile bağlarım, sevgim için her kapıda ağlarım, dünden bugünü beklerim, her anımda bilgime bilgi eklerim." dedi, VEYSEL’im ![]() Bilgim hücreye girse, hücrede kainatı görse, olumsuza geldim sanırdı… Değmeyen her bilgi, değerini gönülde alır, akıl ile sergiye gelir. YESEVİ ![]() Meyveyi çekirdeği olmadan bulamazsın, kabuğu olmasa bilemezsin, tadı olmasa yiyemezsin. Bilgi de öyledir; kabuğunu soy, tadı ile ye, çekirdeği ile üret. VEYSEL ![]() Her günümüz güzelden güzele götürür, güzel olmayan bilgiyi bitirir. ER olduk yoluna, suların akışını gördük; hizmet verdik kuluna, gönülleri yakışını gördük; yıllar yılı, bilgiye bilgi katışını gördük ![]() "...SEN’siz bilgi, sonsuz görgü, asla isim alamaz; çünkü, söyleyenden gayrı tezgah bulamaz. Bilgi, SEN’in verdiğindir; görgü, bilgimize çizdiğindir." dedi, HACI BAYRAM ![]() Toprak; sana verilen bilgidir. (Madde bilgisi mi, mana bilgisi mi?) Manayı bildirir, madde ile buldurur. ALLAH’ım, İLMİN, SEN’in BİLGİN’de kalmış; noktanın milyonda biri, her bir kuluna dağılmış. HAMZA DOST ![]() "Uzun yolu aşacağız, HAK YOLU’na koşacağız, her bilgide birer perde açacağız." dedi, EYYÜB’üm ![]() ezelde aldığım bilgi, bilgimin as'arıdır ![]() "Demde düzen okunur, dalda ipek dokunur, bilen bilmediğinden sakınır." dedi, YUNUS’um "Bıkmayı huy edinen; dökmeyi bellemesin, aldığı her konuyu ‘Doğru!’ desin tellemesin, bildiğini bilmeyene söylesin saklamasın! Gizli gelen her konu küflenmeye namzettir, bilgi olmaktan çıkar. (Öyleyse, bilgi de devamlı yenileniyor mu?) EYVALLAH!" dedi, HACI BEKTAŞ ![]() "Yaktım ocağı, açtım kucağı. Binbir söze kattım bilgimi, aradım ‘Bunca bilgide, hangisi benimki?’ ‘Aktardığın’ dediler, benim ile bir duvara oturdular." dedi, MERYEM ![]() Bilmeyi denemeyiz, bildiğimizi tezgaha koyarız, ÖZ’ümüzde olanı duyarız. Meyvesini beğenmediğin için, ağacı aşılarsın; sende olan bilgiyi değil; kendinde olana eklersin. PİR SULTAN ABDAL ![]() "Dağdan indiğim gün ovaya, darlığı sildim; ovadan çıktığım gün dağa, güzelliğin sırrını çözdüm; gölgesiz kalan bilgime, öylece çizgiyi çektim." dedi, KAYGUSUZ Ah deriz, vah deriz; gün gelir baklava börek yeriz, gün gelir suya lokmayı batırırız; ne dengeyi bozarız, ne ahenge uyarız, aldığımız ile benliğimizi soyarız; gün gelir ‘Bağlı olanı çözelim’ deriz, kayguya öylece düşeriz. Ne hekim, ne de hakim bildiğini çizerler, ne de RABB’imin yazdığını çözerler; ne YAZDI ise, o çizgiden giderler. Onun için, ne öyle, ne de böyle kayguya düşmeyelim, kapı-kapı gezip te bilgimizden şaşmayalım! ![]() Seven bilir. O GÖREN’dir, O BİLEN’dir, O bileni gönderendir! Bilen olalım ki göndersin, hizmetine layık kılsın. Kuldan kula gelenin RABB’imin EMRİ olduğunu bilirsek, hizmetini öyle seve-seve yükleniriz; bilmeyenden isek, kendi gövdemizde saklanırız." dediler, VEYSEL’im ile YESEVİ ![]() bilgimiz yaratıldığımız anda bedenimize verilir. YUNUS ![]() DOST KAPISI’na O’nun bilgisi ile gelinir. ‘Doğruyu ben bilirim’ diyen, kendi doğrusunu söyler KAYGUSUZ ‘Çevreyi dolandıysam, bilgim çoktur’ diyenin, gördüğünü anlatması güçtür. Bilgi; dolanmakla değil, yaşanmakla elde edinilir. Değirmenin yel ile mi, sel ile mi döndüğü, verdiği hizmetten bilinir. İnsan; bildiği ile insandır, gördüğü ile insandır, vardığı ile insandır. Kul; cümlesini derdiği zaman kuldur! HAMZA DOST ![]() "...dünyaya olmaza ağlamaya değil, bilgine eklemeye gelirsin, ektiğini toplarsan sevinirsin." dedi, YUNUS’um ‘Satır satır okursam bilirim!’ diyen; değişen günde pişmeden aşı yiyendir. KAYGUSUZ ![]() Kişinin kendi bilgisi, RESULÜ’nün verdiği gölgesidir MERYEM Katip yazandır, bildiğini değil uyduğunu VEYSEL ![]() "...DOST bağına geldim, DOST GÜL’ünü buldum, bildiğim ile bilmeyi dilediğimi sardım ve sergiye her gelenle ortak girdim. Ne güzeldir bilginin ortaklığı, ne güzeldir bildiğin ile sevginin ortaklığı, ne güzeldir bulduğun gerçek ile sildiğin kaygunun ortaklığı. Bağında üzüm varsa, çağır ortak gelsinler, aldığını verdiğini cümle ile görsünler." dedi, PİR SULTAN ABDAL "...Zoru kolay edersen gülersin, doğruyu bildiğine inandı isen gerçeğe gülensin." dedi, HAMZA DOST Saklı olan, saklayanın zimmetindedir MERYEM ![]() Her çağda dilenen BİLGE, elinden dilinden verdiği ile, gönlünden sardığı ile bilinir MUHİDDİN-i ARABİ Ana olduk bilindik, sevgi dedik bölündük, kainatta bilgimiz ile salındık SARI ANA Her bir katrede; bildiğin kadar, bilmediğin mevcuttur. HACI BAYRAM "...müymin olan, senin ile beni BİR bilendir, DOST KAPISI’nda kini silendir, aldığını vermeyi huy edinip her dileyene bölendir." dedi, PİR SULTAN ABDAL Yoğun gelmese aldığın bilgi, çoğun bilmese gerçekte görgü; ne ilim, ne bilim, geldiği yeri bulamazdı, RABB’imin EMRİ’ne uyamazdı. ![]() "Her kuşun, sesi de, süsü de ayrıdır. ‘Verdiği gayret, yeterli mi?’ denirse; ‘Bilgisi kadar’ diyelim, dayandığı destekte güvendiğine havale edelim! Yastık başa, rastık kaşa, barındığın yuvanda duvarın taştan taşa. Azdan çekinme, çoktan kaçınma! Olduğu gibi güzel, bildiğin her olay bilmediğini örter." dedi, KAYGUSUZ ![]() Dünyayı genişleten; görgü değil, bilgidir! Kainatı genişleten; bilgi değil, sevgidir! KAYGUSUZ ![]() "Demde gönül bağı varsa, demde bilgi ağı darsa; DOST ADI’na söyleşmeyi değil, halleşmeyi deneyelim!" dedi, MERKEZ’im sözü aldı, MUHİDDİN-İ ARABİ ile söze gelmeyi diledi: "Okudum satırı, dokudum hatırı, yola saldım katırı. Attığım her adıma BİNBİR TEVHİT okudum. Dedim ki; ‘Ömür ile bağladığın her anım SEN’i anarak geçse de, kulların beni BİLGİN diye seçse de, bilirim ki kainatın bir satırını dahi çözemedim’ Gün gelir de nasibim gürlenirse, diyeceğim ki; ‘Ömrümde, bir günümü çözemedim’ ‘Gün gelir de her satırı okurum, bilgin oldum dokurum’ diyen kulların varlığını sürerse, onlar için dahi AFFI’na sığınırım." dedi, MUHİDDİN-İ ARABİ; sözün ÖZ ile bağlaşmadığı bilgiden ALLAH’ıma sığınmanızı diledi, selamladı. ![]() ‘Doğruyu ben bilirim’ diyenin, doğrusu kendinedir; ‘Doğruyu RABB’im bilir’ diyenin, doğrusu bendinedir BEHLÜL ![]() "Demde yer güzel, zanda ağaç güzel, her yaratılmışın güzeli aldığı bilgiye göre güzel." dedi, MERYEM ![]() Güneş’e baktık, delice dedik zeytini yaktık, her fidanın suyunu döktük, SEN’den aldığımızı ben ile söktük. Gördük ki; benden beni sökmek için, SEN’i bilmek gerekli! Aldığımızı bildiğimiz kadar, vermeyi de bilmek gerekli! Şükür RABB’im bildiğimize, SEN’i bilip benliğimizi sildiğimize, aldığımız ile günümüze geldiğimize. ![]() ‘Destek olalım, gamı tasayı silelim!’ dedik, geldiğimiz yolda durana sorduk; ‘Senden aldığını bilenden midir? YUNUS ile söyleşeni görenden midir?’ Dedi ki yolcu; ‘Ben yolcu isem, sen hancı isen; nerden gelirim, nereye giderim?’ Bilmelisin, aldığın bilgiyi her sorana bölmelisin! Dağlara selam verdik, akan sulara sorduk; ‘Her bilgi sende mevcut mudur?’ Dediler ki; ‘EYYÜB’üm ile YAHYA, MEVLANA ile YUNUS, HACI BAYRAM ile YESEVİ ve bilcümlesi birer halka olmuşlar, RESULÜ’nün bilgisine birlikte sahip çıkmışlar. Öyle ise, her bir yaratılmış, sadece kendi bilgisi ile mevcuttur’ YAHYA EYYÜB ![]() "ERENLER yolu bilir, sevenler O’nu bulur, soranlara konu olur; bakmazsan gerçeğe, sendeki bilginin sonu olur." dedi, VEYSEL’im ![]() Bağlanan değil, çözülendir verdiğimiz. Bilgi çözüldükçe, adımız anılır. Her bir yaratılmışta, mevcut bilginin açıklandığı elbet vaki değildir. Vukuu; dağılan değil, açıklanandır. YESEVİ ![]() Darlık asla bilenin mesnedi olamaz, bilmeyen dilediğini bulamaz. "Kement dilenene atılır, sadece at mı tutulur? Bilgiden-bilgiye görgü katılır, uymaz denilen bilgi sepete bırakılır." dedi, VEYSEL’im her tanesine bir TEVHİT okuduğu tespihini cümlenize hediye etti. ![]() YUNUS’um; her elden, her dilden, hudutsuz sevgiden, özgür bilgiden gelen muhabbet ile cümlenizi selamladı ‘Aldım, geldim, bildim, oldum’ diyenleri kutladık. Sevenin halindendir, bilenin yolundan." dedi, HACI BAYRAM Kayguyu silelim, emeği bilgimiz ile bölelim." dedi, BEKTAŞ Her bilen; sadece kendi ile olur, kendi ile kalır. Güvenilir olmak, en büyük mükafattır. Dağarcığımız bizden-bize hükümlüdür, doldu ise vermek ile yükümlüdür. Sadece, yüzde yüz inandığın bilgiyi vermelisin! Gelişigüzel verilen bilgide vebalini yüklenemezsin, yükünü asla kaldıramazsın. Yaprağın bilgisi sadece yapraktadır, toprağın bilgisi de sadece toprakta. Öyle ise, yaprağın bilgisini toprağa verirsen, dağlardan daha yükümlü olursun." dedi, MERYEM; "Her verdiğin bilgide, ALLAH’ımın ADI ile başlamanı." söyledi. "Değirmene ne koyarsan onu öğütür, değirmenci öğüttüğünü dağıtır, bilgine bağlı olarak zincir bozulur. Elbet düzendeki değil, bilgideki zincir. Yolun güçleşir, emeğin geçleşir." dedi, MERYEM ![]() "...KEREM, RABB’imin SESİ; KERİM, her bilende nefesi; saydığımız, gönüllerde yarattığı sevgisi." dedi, BEHLÜL’üm "Ayağına giydi isen yemeniyi, yerden-gökten silesin hameniyi. ‘Denemedim verdiğin bilgiyi’ diyene, de ki; ‘Bilgi; denenmez, onanır. Bilen; aldığı bilgilerle donanır, gerçeği buluncaya kadar sınanır’ Öyle ise, toplanan kurşunları kumda dağıtman gerektir!" dedi, PİR SULTAN ABDAL "...Bilmek-uymak, uyan ile duymak; hakikatin andını yeniler." dedi, SEYYİT OMAR ![]() Açmadığın kapıyı göremezsin, toplamadığın üzümü seremezsin, almadığın bilgiyi veremezsin, ‘Kulu oldum!’ diyenlerden kendine pay çıkaramazsın! YUNUS "...Seyreden, sadece gördüğünü anlatır; yaşayan, bildiği ile hamleye katılır." dedi, MERYEM Yoğurt yersem yeterlidir, attığım adım tutarlıdır, güzel dersem bilgimden kotarlıdır. ![]() Birbiri üstüne yığılan ödevde, noksan çok olur; tane-tane uygularsan, verimi güldürür. Yoğun gelen her bilgi, alana yüktür. Yediğin aşı, senden önce miden tayin eder; midene uymazsan, dostluğunuza gölge düşer. ![]() HAK yolcusu yolundadır, gerçek bilim kulundadır. YAZDIĞI her satırı okursun, ‘Bilmem!?’ dediğin her konuyu yaşadıkça dokursun. Bakla nohut aş olur, bilen kulu baş olur HAMZA DOST " ‘Din günü, yan günü müdür?’ dediler, yanan gönlümüze sordular. Yanan gönül din gününü beklemez, aldığı güzele çirkini eklemez, içinde olanı dışında olandan saklamaz. Öyle ise, bilen için; her gün, her an, din günü, din anıdır." dedi, VELED’im "Yaprağa bakmadıysan, köküne su dökmediysen, gelene-geçene hayıflanma; bildiğin her konu güzeldir, bilmeyenin yanında keyiflenme!" dedi, MERKEZ’im ![]() "Giydiğim fistan dar gelmeyecek, okuduğum destan zor vermeyecek, güzeli bilen çirkini sormayacak, yerden-göğe aldığımız bilgi duman içinde kalmayacak." dedi, YUNUS'um Kömür olacak ise, odun toprağa gömülür; MEYDAN toplanılacak ise yeterince açılır. ‘Yerimi peyleyeyim, YAR'imi neyleyeyim?’ diyenden; her günümüzde uzak kaldık, bilgimizi DOST'larımıza böldük. RABİA ![]() "...Yoğun gelse de bildiğin, rehberin olur sevdiğin." dedi, MERYEM ![]() Akkoyun karakoyun aynı sürünün malıdır, iyi-kötü bilenle-bilmeyenin halidir ![]() "...bilen-bildiği kadar bulur." dedi, YESEVİ ![]() Üç renk, bilgiye güç verir; yeşil, mor, sarı. "Üç öğüt diledim ömrümün her gününde, üç EMİR ile güldüm ömrümün her anında." dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: "Üç öğüt ALİ'dendir. Denildi ki: Ömründe, ayağından-başına bil ki emanettesin. Kaygu etme, emanete saygısız durma! Bil ki, aklın-bilgine sınır koyamaz. Mantığını çalıştır! Bilginde sınır oluşsun, öylece aklın ile gönlün buluşsun! Göresin ki bilgide sonsuza varamazsın. Verildiği yerde,verildiği kadar RABB'ime şükretmesini huy edinesin! Bir çiçek BİR'liğine meseldir, bilmeyene masaldır. SARI ANA ![]() Bilen O'ndan, seven O'ndan, gülen O'ndan. O'nu bilen; RESULLER'i bilendir, MUHAMMED'e gülendir. |