![]() Yarını değil günde günü bilelim, yarına ‘Hayır’ diyelim. Sonsuz olmayan her olayda kayıp sözü edilmez, bilinene bilinmeyen katılmaz, bilmediğin diye olaydan değer atılmaz. ![]() ‘Asmayı budamak kolay’ dersen, yanılırsın. Her yolun yolcusu, asmanın budayıcısı olur. Bilmeyeni bağına koyarsan, ya asmadan ya üzümden olursun. Derinden makas vurursa kurutur, üstünden alırsa verimsiz olur. ![]() Yol için bilgi çok önemlidir. Bilenin ALLAH’ımın HUZURU’ndaki yeri de önemlidir, bilgisini hayır yolunda kullanırsa. ![]() ...sürünün başıyla kulun başı bir olmaz. Kul, gönül yücesidir; sürünün çekicisi, yaş yücesidir. Yaştan maksat, bilgisidir. Olgunluk kulundur, bilginlik yolun. ![]() Öğrenmek sonsuz. Milyonlarca senedir öğreniliyor, daha başında. Çözülen nedir? Ne gökyüzü sırrı, ne yer altı sırrı, ne deryanın derinliği, ne ölüme çare, ne doğumun sırrı. Nedir öğrenilen? Sonuna varıldı mı, varılacak mı? Asırlarda bir adım, varılacağı da odur. Olmaz varılamaz, son nokta bulunamaz ![]() Olgunluk, ağaçta değil kuldadır; çünkü bilgi, yoldadır. ![]() Bilineni çözelim, ‘Bilinmeyene el uzatalım’ demeyin. Dendi ki, ‘Bilinenin çözülecek neyi var?’ Buldum dediğinin doğruluğundan emin misin? ![]() 'Bilirim’ diyen, yanılır. Bilinmeyen çok şeyi, göçten sonra öğrendim. Vermeye çalışırım, görmeye çalışırım ![]() ‘Çok bilirim’ diyen, cehaletin pençesindedir. Bilmediğinden yakınandan, çok şey bekle. ![]() ŞEMS’i bilmeden boş idim, taş-toprak dahi değil idim. Bilgi dediğin, aradığın yerde bulunur, sana ayağına gelmez. Arayan bulur. ![]() Kumaş alırsın, ‘Fistan dikeyim’ dersin. Dikmeyi bilmezsen, niye kesersin? Dikmesini bilene dikiş, demesini bilene şiir, çizmesini bilene resim. ![]() Bilenin bilmeyenden farkı, tanımayı öğrenmeyi bilmesidir. ![]() ...yorumun hududu yoktur. Nasıl ki tarla dört yönlüdür. ‘Tarlanın bir yönü’ dediğinde, her kul gördüğü yönü tarif eder. Asıl olan dört yönlü tariftir. Bu da dünya kulunun gücünde değildir ![]() Oturmak, bilmeden yürümekten yeğdir. ...her bilinen, bilinmeyenin bir noktasıdır. Noktayı bilmek, biliyorum demek değildir. ![]() Su başında durdum, kunduz yavrusu gördüm. Eşinir-deşinir, salda durup düşünür. Salın varlığı sorulur. ‘Yuvası’ desem yersiz midir? Dünyanın halini, kulunun ilmini veren kimdir? Havada uçan kuştan uçmayı öğrenir, kunduzdan suyu tutmayı. ![]() Mihmandar kime denir? Neden yol göstermesi gerekir? Bilenin bilmeyene vereceği nedir? ‘Bildim’ diyen nereden öğrenir? ‘Bildim’ demek için, uymak gerekir. Uyduğunu ancak verebilir. Senin uyamadığını vermen, susuz değirmeni döndürmeye benzer. ![]() Hummalı olmayalım, ‘Biliriz’ demeyelim, bilgiye hudut koymayalım. ![]() Oymaya yer veren, ağaçlara balta vurandır. Ne var ki; oymayı bilen, baltalayacağı ağacı öğrenendir. Dumansız gök arayan, rahmete sırt çevirendir. YUNUS ![]() Almayı dilediğin her olayın ölçüsü, senin bilgin kadardır. Alacağın bilginin ölçüsü, sonsuzdur. Ne var ki, hiçbir fani, sonsuz bilgiye sahip olamamıştır. Cümlesi bir araya gelse, bilgisini öbürüne katsa; yine de bilgi çerçevesini çizmesine yetmez, asla ortasına adım atmaz. HİKMETİ burada, İLMİ oradadır. Çözeyim diyen kulu, zordadır. Sıyrıldı isek; dünyada öleceğiz, ölmeden bileceğiz. Bileceğimiz nedir? O’nun SIRLARI değil, kendimiz. ![]() Bilenin uymadığı, bilmediğini gösterir. Bilmek ‘Bilirim’ demek değildir. ![]() ...bilirsen seversin, seversen sevilirsin. Sevgi beşiktir. Bilmek sevmek beşiğin ayakları. Bilmezsen sevmezsen, beşiği nereye koyarsın? ![]() Bilmek güzeldir, bildirmek özel. ![]() Gülmekte ferah vardır, bilmekte selâh. ![]() Yeniyi 'Yoz' diyene de ki: Eskiyi tez bilsen, görgüyü oraya versen; yeni seni siler. 'Eski, bilgim; yeni, görgüm' de. Ne eskiyi sil, ne yeniyi böl. Bağla, bul. ![]() Bilmezsek ağlarız, bilende eğleniriz, sevgimizi cümle ile bağlarız." dedi, YUNUS'um. ![]() yoğun bilgi bunaltır. ![]() Bilenin bilmeyenden farkı, uydu isedir. YUNUS ![]() Bilmekten maksat, uymaya yöneliştir. ![]() Mümin yolunu bilir, 'Nereden yol alsam, nereye varsam?' demez. Miyyar bilenin, niyaz duyanındır! Sırdan maksat bilimdir, şaraptan maksat ilimdir. Bildikçe, sırrını çözersin. Bilim manayı, ilim maddeyi söyler. Dünyayı çözenin, yolunu çizenden olduğunu bilmek, kulluktur! Aydan soran ilme yönelir, kainattan soran bilime. ![]() 'Olayım’ diyen, olmayı dileyene; önce bilim, sonra ilim gereklidir. Bilmeden olamazsın, olmadan göremezsin, görmeden veremezsin! Gerçek, yanında olanı bilmendir. 'Bildiğin, bildiğine uyduğun an, doğuşundur' derim. ![]() Her arayan sordu, bilmeyen bilenden aldı. Öyle oldukta, bilen bilmeyenle buldu. YUNUS ![]() Gülenden ol ki, güleni göresin, ÖZ'ünü öyle bulasın. Kul önce kendini bilmeli ki, yanılana yol açabilsin. ![]() Bilmeyi dileyenin bilmediği kârdır. ![]() Sattığın meyva alanındır, verdiğin bilgi bulanındır. Ne var ki, sendeki senin, aldığı onundur. Bilgi satılmaz, devredilir, yayılır. ![]() bilgi ile sevgi karıldıkta, olduğu yeri doldurur. ![]() Uymakta güzellik, bilmekte özellik vardır. ![]() ALLAH'ım kainatı kuluna adım-adım açar. Ne önce ne sonra. Her nesil bir perde öteye geçer. Perde; 'Bilim' denilen, yoğun çalışma ile buldum sanılan, gerçeğin ta kendisidir. ![]() Doyum niyet ile geçerli değildir, uyum ile. Uymayı deneyen her kulun gün-gün görüşü açılır, öylece bilişte değeri seçilir. ![]() 'Alamam!' dersen arayanı bul, 'Bilmem' dersen bilene uy. Bilenin yanında bildiğini söyleme, alacağına uy! Her bilen, bilmeyendendir. Her bilenin bildiği bir konu vardır. Deryanın görüntüsü, bilmeyenin özentisidir. MERYEM ![]() Bilmeyi denemeyen, ayağı takıldıkta hatırlar! ![]() Kainat bir bütündür ayıramazsın. Gelen giden sorguda. Bilime uyan her kulu, O'nundur, O'ndandır! ALİ ![]() Unutulmasın! Dün ispat edilmiş denilen, bugün silinir. Yeni bir terim kurulur, gelecek günde o da silinir. Yeni görüşler, yepyeni buluşlar açıklandık ta; bugün ispat ettiğin her olay, kendi kendini siler. Bilim, gün-gün ilmi siler. Bilim hakikat, ilim mantık! Ben dünya gününde, kendimde çözemediğim bilime vardım. 'MEVLANA müzik, raks, resim getirdi' dediler, benden beni ayırdılar. Aslında asla inkar edilemeyecek olan üç gerçeği hayatıma verdim. Dönüşümle, her zerrenin dönüşünü bulduğum, müzikte sesin HAKK'ın olduğunu, resimde her yaratılanın baki kaldığı zerrelere bölündüm. ![]() ÖZ'ünü bulmayanın, bilgisi paslıdır. ![]() Değerin; bildiğin ile değil, olduğun ile ölçülür. ![]() Aslımı bildi isem, ben bende öldü isem; aldığım taşlardandır, vurduğum başlardandır. YUNUS ![]() 'Her hale uyarım, her sözü duyarım, her yolu bilirim' diyenden uzak dur. Çünkü; ilimin, bilimin sonu gelmemiştir, hududu çizilmemiştir. YUNUS ![]() Görgüyü bilgi ile beslersin; durunca, düşüncende süslersin. ![]() Bilgi, görgü birbiri ile gelişir. ![]() yerini bilen kulu güzelliğe doymasın. Kendini bilişten maksat, hür iradene gönül yolunu açışındır. Mantığın ile bilgini değerlendiremezsen, bunalım sanadır. ![]() "...Yerden göğe bilgi yükü vardır. Elbet kulun gücü tüm bilgilere açık değildir. Ayna sadece seni sana gösterir. Aynada kendini gördüğün kadar bilgiye sahipsin. AŞK dolan gönlün, bilgi dolan ömrün; yapını tamamlar. Kendini kendine sor, kendini bedene sor, kendini sevene sevmeyene sor. Alacağın cevap elbet sana zor. Ne var ki, gönlüne ateş kor." dedi, YUNUS'um ![]() gül gördüm kıymetin bilene övdüm HAMZA DOST bilen bildiğinden şaşamaz. ALİ ![]() Az dedim çok gördüm, her bilenin bildiğini birbirine ördüm YUNUS Her sevgi O'nadır O'ndan, her bilgi O'ndandır O'na. ![]() ...buluşun değeri, bilişten gelir. Bilmiyen, bulduğunu değerlendiremez 'Yerden alınan nedir?' dendi. Yerden bilgi yükü alınır, madde mana ile bağlanır. ...bileni TANRI korur. Cümleniz ALLAH'ıma emanet olunuz. 'Bilmeyeni TANRI korumaz mı?' denildi. Elbet korur. Ne var ki bilen görür. ![]() İki adım öteye bildiğindir, on adım öteye gördüğündür, yüz adım öteye duyduğundur. KAYGUSUZ ![]() "...‘Şaşkın kuşa yol, vermez; şaşkın kula huy, vermez’ diyene de ki: Sen seni bil. Ben beni bilirsem, ben YÜCE’ye yönelirsem, ne şaşkın kuş, ne şaşkın kul görürdüm. Alacağını değil vereceğini düşün! Her kul mutlaka alır, çünkü YARATAN’ı bilir. Vereceğin ilmindir, elbet aldığın bilgindir.” dedi, YUNUS’um ![]() Yerden gelene soydan diyene sözümüz yeterli gelmez, bilenin bildiğini bilmeyen silmez, ÖZ’den alacağın gözden ayrı kalmaz. Ördüğün örgüde bilgini serersin, bilmezsen gelişi güzel örersin. Aramak bulmak gereklidir, bulduğunu sanmak yeterli değildir. Her bulduğuna yan bulgu eklersen, dolguyu görürsün; ‘Yeterli’ dersen, tek düzeyde kalırsın. ![]() Her adım sözedir, her bilim gözedir, ilim ÖZ'edir. ![]() Taç giyse kral dese, bilene ayak uyduramazsa, taçtan tahttan ne alır, dileyene ne verir? Taç, bilim olsun, taht ilim versin, cümlenize gülsün. ![]() 'Doyum yeterli midir?' diyene sözüm. 'Doydum ALLAH'ım, başka aş istemem' der misin? Yoksa her öğün yeniden yer misin? Yeniye uyulan, yenide duyulandır. 'Kapıyı açan kim?' denilir, bilim tasında ilim aşı yenilir, güzel, yerine daha güzeli getirir, her gün bilineni götürür, bilinmeyeni getirir. ![]() Bilgin sende kalsa, toprağa gömdüğün altına benzer. ![]() Dünden güne değişen yok elbet, gelişen vardır. (Dünden bu güne gelişen' nedir DEDE’ciğim?) Kulun bilinci. Duman dağıldıkça görüş açılır. Verilen asla kapalı kutuda değildir. Sayfayı açtıkça görürsün, her satırda gerçek olanı bulursun. Denizin suyunu destine dolduramazsın. Okuyan açılır. Her kademeye bilgi ölçüsünde değil, bildiğine uyduğu ölçüde geçilir. Bilen bilmeyenin sorumluluğunu da alır. Amma, uymayanın sorumluluğu kendisine aittir. Dayanırsan köksüz dala, dal ile düşersin, 'Ne oldu' der şaşarsın. ![]() Bilmek güzeli bulmaktır, kainata dolmaktır. Göçte kaybolmazsın, kalb olursun. ![]() 'Yerden gelen nedir?' diyene sözüm: Yerde yaratılan vardır, gökte bilim. Yorum elbet yeterli gelmez, çünkü bilime kulun aklı ermez. 'Armağan verdik' dense, olmuş meyve yense; yorum dünyadan gelir. Bilinen başka, bilim başkadır. Görünen bilinendir. 'Örtüyü açalım' diyene de ki: Gücün yeterli gelmez. ![]() bilen cümleyi sarar, yerde gökte VEREN'i arar. YUNUS ![]() Kavramadan seyir olmaz, bilemezsen 'Hayır' denmez. TABDUK ![]() Bilmiyen bilenden sayılırsa, bilen hatalı olur. ![]() Bilginin de, görgünün de temelinde sevgi vardır. Sevgi olmayan bilgi, yorumsuz kalır. YUNUS ![]() Bilince her yer güzel, katılınca her hal güzel. ![]() Düşünce, sevginin anahtarıdır. Düşünmeden ilmine eremezsin, bilenden olamazsın! Bildiğin zaman, sevgisiz kalamazsın. ![]() "...kaderin çizgisi bilenden çözülmez. BİLEN, YÜCE ALLAH’ımdır! O vermeden bilemezsin, ‘Bileyim’ desen çözemezsin” dedi YUNUS’um ![]() ...bilen bilmeyenden şanslıdır. Bilenin şansını arttıran, aramasıdır, aradığını bilmesidir, bildiğini bulmasıdır. ![]() 'Ne göreceğim?' değil, 'Ne bileceğim?' diyelim. Görgü şekildir, bilgi ÖZ. ![]() ER olan bilir, ALLAH’ım bilenden RAZI olur. ![]() ÖZ’ünde olandan gönlüne dolandan ayrıda kalmayasın, senden seni asla ayrı görmeyesin. Gerçek sendedir, senin bilginde! Kervan gidenin götürenidir, SAHİP gelenin bekleyenidir. Senden sana ulaşan, bilginde gelişendir. ‘Sudan geldik suya döneceğiz’ sözü odur! Bilgindeki gelişme seni sana buldurur, kaynağında buluşturur. Suda gelişen değil buluşan vardır. Suyu buluşturan varlığında olan bilgidir. Dağdan yerden dolaşır, deryaya öylece ulaşır. Gelişen bilginizdir. ![]() ER’liğe soyunalım, bilgi ile giyinelim, SABRINA bürünelim diyelim ki: ‘O’ndan O’nu bulacağız, O’nun ile kendimize döneceğiz, O’nu bildikte, beni sileceğiz!’ ![]() "...Görgü sende olur, bilgi benden gelir. ALLAH’ımın EMRİ öyledir." dedi ALİ ![]() ‘Gök ilimi’ dediler, her yıldıza sordular, birbiri ile sardılar. Ne at buldular, ne ot verdiler, dünyaya öylece döndüler. Hayal diye aldığımız, sadece hava ile verdiğimizdir. Dünyayı biliniz yeter. Kendinizi bulunuz biter. ALİ ![]() Katıldığım her sofrada O’nun ADINA gelenleri gördüm. Her kulunun görevi sofraya oturmakla beraber, her sofrada RESULÜ’nün edep ve erkanını görmek, uygulamak, sürdürmekle yükümlü kalır. Emek verilen her hizmet, eldeki eşyaya değer kazandırır. Her sofra, kulunun ÖZ’ünü ÖZ’üne tanıtır. ÖZ’ün ÖZ’e nasıl tanınacağı soruldu. Her yaratılan, kendinde olan ÖZ’ü bulur ve kendini bulduğu halde, sende bende olan ÖZ’ü bilir. Kendini bilmeyen beni seni de bilmez. ALİ Gerçek, her hali ile kulunu kendi içinden –gömülmeden- TANRI bilincine götüren bilgidir. ALİ Kendini elinde olan bilgilerle sınayacaksın. Kendinde olana kendi adına döneceksin. ALİ ![]() AŞKI ile doldum, BİLGİSİ ile kainat oldum. ![]() Bilen, her var olana ‘Selam!’ der; kör, sadece gördüğüne. ![]() ‘Bildim’ diye bedenimi atamam, balık tuttum satamam, ‘Bilirim’ diyene, bildiğimi katamam. ![]() Soru: ‘DÖRT MELEK gerçekten var mı, yoksa sembol mü? Örneğin, CEBRAİL ALEYHİSSELAM’ın, aklı temsil ettiği söylenmektedir. GARİP: DÖRT BÜYÜK MELEK’ten biri. Bilgi santralını yöneten MELEK. Kulun bilmek istediğini değil, ALLAH’ın kulun bilmesini istediğini nakleden MELEK. Var, mevcut. Soru: RUH ile MELEK arasında yapı olarak benzerlik veya ayrılık var mı? GARİP: CEBRAİL ALEYHİSSELAM, kainat bilgisi ile yüklüdür. MELEKLER, kendilerine verilen görevlerin tüm bilgisi ile yüklüdürler. Kul, sadece kendine verileni bilir. MELEKLER kabtır, kulları kâb. Kulu, zerre-zerre aldığı bilgi ile hâllolur, zerreden zerreye kendini bulur. ![]() Gün-gün okuyalım, her gün bilgimiz ile gönlümüzü dokuyalım. ![]() (İLM-İ RABBANİYE’ nedir, lütfeder misiniz?) Bilgimiz, kökü buldurur; sevgimiz, meyvesini oldurur. İlm-i Rabbaniye budur. Öğrenelim her verileni sevgimiz ile besleyelim. Bilgi KUR’AN’dadır, görgü kainatta, örgü aklında, sevgi gönlünde. ![]() Bilgi, kabını arar. Yorum, yerden göğe açıktır. Her kulun kabı elbet bir değildir. Ne var ki, meşrebi de bir değildir. Kimi kab su kabıdır, kimi aş, kimi taş, kimi kuş. Her biri gereklidir. ![]() Her bilenin, bilmiyen ile kapısı açılsın. ![]() Ne gönül koyanın, ne gönülde kaygu kırıntısı bırakanın; DOST KAPISI’nda aldığını vereceği beklenmez, bildiğine bilmediği eklenmez. ![]() her kul bildiğinin hastası, bildiğine uyarsa, aklı onun ustası Bilmek, her kulun yaradılışındadır; bulmak, ER kulun arayışındadır. ![]() O bende, bilgimdedir! YUNUS ![]() 'Can!' dedim canım verdim, her kulda HAKK’ı gördüm, bilse bilmese sardım, meydanda helva kardım; ‘Gelen yesin, seven bilsin, her kulu görsün, ezelde bildiğini ebede götürsün’ diye. PİR SULTAN ABDAL ![]() Bilen her zerre Bulan zerreleri birleyen ![]() Kuyuya dalsam göremem, açıkta kalsam duvarı öremem; bildiğim kadar uyarım, bilmeyeni saramam. El üstünde taş varsa atarsın, serginde kumaş varsa satarsın, bilginde ALLAH’ım varsa uyarsın. BEHLÜL ![]() YÜCE’nin İLMİ’nde her kulun yeri vardır, bilenin ufku geniş, bilmeyenin dardır ![]() Alacağımız, bilgi ise EYVALLAH; amma görgü, her kulun kendindedir. Bilgi, ayrıya düşmez; görgü, kişiden başkaya taşmaz, biliyor isen gördüğüne şaşmaz. ALİ ![]() "...her olay kuluna bilgi verir. Yaratılanın yaratılmışlığı, bilgi ile yükünde misafirliğini siler. ‘Ne demek?’ dendi. Var olmanın değeri, yokluğu silmektir. Bilgin kalmasa sende, yokluk mevcuttur derim. Sözümüz açıktır. MEVLÂNA bilgi ile yüklüdür. MEVLÂNA beden ile mevcut değil ise, yok mudur? Demek ki, var olan ve kalıcı olan, bilgidir." dedi, karşıdan çarşıdan alınmayan bilginin varlığının da mevcut olduğunu PİR SULTAN söyledi, yürüdü. ![]() ALLAH’ım kuluna, dilenen her malzemeyi verir. Kulu, bilgisini işlerse, oymalı; işlemezse, doymalı masa yapar. Bilgimiz de öyledir: Nasıl işlersen, öyle kullanırsınız. Vermek, bize; kullanmak sizedir. ![]() Bilginizi, geçersiz olandan soyunuz NİYAZİ Her BİLGE’nin bilgi verişi ayrıdır, sanılmasın birbirinden gayrıdır. Kimi süt verir, kimi ayran, kimi yoğurt. Hepsi BİR’dedir. ![]() Karda adım atanlar, suda balık tutanlar, toprağa tohum ekenler; elbet alacak, aldığını bilecek, asla ALLAH’ım ile pazarlığa girmeyecek. Çünkü; ‘Toprağımı sürdüm, tohumu kırdım, her düzeni yerinde kurdum; bol ekin alacağım, rahata ereceğim’ demek, yatırımını kendi hesabına bilmektir. ALLAH’ım dilerse verir, dilemezse ekin kurur. Hiçbir kulunun bilgisi, alacağına denk değildir. ‘Duvarı aşacağım, düz yola koşacağım’ diyene de ki: ‘Duvarın arkasını görmeden, söyleşme’ ![]() "...Bardak dolu ise, döktüğün su yere gider. Gaye suyu her nereye olursa olsun dökmek değil, gerektiğinde içmek içirmektir. Bilgi de öyledir. Her alış veriş, gelecek bilgiyi hazırlar" dedi, YUNUS’um Ağacı dikeceğim, suyunu dökeceğim dersen, elbet alış veriştir. Akıl, meyvesini sağlıklı toplamaya gereklidir. Bilgisiz dikilen ağaç, meyvesiz kalır; sadece yağmur aldıkça kökü gelişir, gölgesi olur. Yeterli diyene, bilgin tutarlı diyemezsin. ![]() “Her yol BİR’den öteye değil, her kul bilgide katıya değil.” dedi, HACI BAYRAM ![]() Her yaratılanda mevcut olan bilgi, kullandıkça açılır. ![]() ‘Bunca bilgi yazık oldu bilmeyenlerle…’ diyene de ki: ‘Bilgiyi her alan BİLGE olmaz. Her BİLGE, dilediğince veremez’ ‘Çözeyim…’ dersen O’nun sırrını; yapında ara bul, gönlünde olanı tara bul. ![]() Alan aldığı ile, bilen verdiği ile önemini bulur SEYYİT AHMET RABİA ![]() “Gönlün ile oluşur, aklın ile buluşursan; her nefeste bilgin ile konuşursun....” dedi, YUNUS’um ![]() Akıl, bilmece; mantık gütmece. ‘Akıl nasıl bilmece olur?’ denir. Bildiğin, sadece sana açılandır. Bilmediğini beklersin; ‘Öyle mi? Böyle mi?’ diye yorumlarsın. Kesin bilmediğin bilmece değil midir? ![]() Her zerre bilgine bilgi katar, bilgin elinden tutar; derman dileyen her kulu, bilgisini satar. ‘Ne demek?’ dendi: Şikayet, bilinmeyene denktir! Her bilen bilgisini verirse, dostlukta ahenktir. Şikayet, satılan; bilgi, temele atılandır. Şikayet ettikçe; derdini atarsın, bilenden şifa alırsın. Alış veriştir. Demde oluşanı paylaştı isek, DOST’luk alış verişidir. Bilgi verdi isem, sevap aldım. Bilgiye talib oldu isen, sevabı paylaşmış oluruz.” YAHYA ![]() “Ne dağda ne bağdayım, ne yolda ne dozdayım; bilenin güldüğü, bilmeyenin sorduğu haldeyim. Suları çağlar buldum, güzele ağlar dedim. Ne ağlayan yeterlidir, ne çağlayan biterlidir. Yaprak eline gelir, elinden kendini bulur; her bilen, senden benden sanır.” dedi, YUNUS’um her bilgi candadır, aradığın gönlündedir.” dedi, YAHYA EFENDİ ![]() ...her kelimenin bilginize anahtar olduğunu düşünün! Boşuna yağmayan yağmur, boşuna verilmeyen her satır; gün gelir tarlada yeşeren bitki gibi, bilgin de yeşeren düzenli algıyı gösterir. Çalışmak değil, alışmak ve oluşmak gereklidir. Biliyorum diyen her kulu, sadece kendisini sınasın! ‘Bilgi kimden?’ denilir; daha önce dedik, YEMEN’den! Teraziye koyduğun her bilgide, ağırlığı olana çevir! Az güldük, çok verdik. Çok gülelim, çok bilelim ![]() her bilen bilmeyenle kendini bulsun. ![]() "...Yerden göğe alacağız, her birinizde bulacağız; satır-satır verdik size, halinizde göreceğiz; dala gelen her kuşa, ‘Güzellik nerde başlar?’ diye soracağız. ‘Elbet bilginde!’ diyecek, her meyvenin tadını ayrı-ayrı söyleyecek." dedi, YUNUS’um “Çevreye oya diktim, destiye suyu döktüm. Aldım sattım, bilginde HAK ADI’nı tattım.” dedi, SARI ANA ![]() Her kulu, kendini bilmeden bulmaz!” dedi, YUNUS’um Her devirde O’nu bilelim, bilelim ki yeni gelecek devreye kalmayalım. ALİ “Kafes SENİN, nefes SENİN, heves benim mi? Gönül SENİN, güzel SENİN, çirkin benim mi? Ne yarattı isen SEN’den, sadece ÖZ’ümde olan bilgi benden. Doğuş odur; ÖZ’ümde olan bilgiyi bulmak. ,Bulduğum an SEN’den geleni, SEN’de kalanı; ÖZ ile gözde düğümleneni bilmek bana aittir.” dedi, PİR SULTAN ABDAL ![]() Yaprak dalda oluşur, sevgi kulda buluşur; her yaratılan, HAKK’a diye çalışır. Elbet ulaşacağız, bildiğimiz kadar buluşacağız. ![]() Her halimize sevindik, RESULÜ’nün hali ile giyindik, olumsuzdan soyunduk; bilgimizden, görgümüzden, sevgimizden beslendik ![]() Oyuk bulduk ağaçta arılar kovan kurmuş, çalışmaya bilgisince alışmış. Balı almışsa kulu; yorumu senden benden midir, vergisini bilenden midir? Kulu yiyecek, arıyı bilecek. PİR SULTAN ABDAL "...Bilginin de, sevginin de ÖZ’ü vardır!" dedi, MERYEM ![]() “Kul isem O’ndan geldim, kulluğumu bildi isem O’na yöneldim. Elbet kutluyum O’nun ile, elbet mutluyum bilgim ile.” dedi, PİR SULTAN ABDAL ![]() YARATAN, madem ki yarattığı iledir, cümle bilgi GÜL’edir. YUNUS ‘Beni bana bulduran, bilgimdir; beni seni böldüren, yargımdır; kul gönlünü elemezse, kırgındır’ MERKEZ ![]() Değişen ile oluşanı bir bilin, demde güzeli görün! Diyesiniz ki; ‘Dört yön de birdir, dört yan da; ne var ki RESULÜ, bilen ile gürdür. ben beni bilmezsem mutlu olamam. MERYEM bilen kulu HAK ADI’na çalışır. ![]() Olayları, bilgin ile böl YUNUS ![]() Kullukta bilgi, kendinden kendinedir! MERYEM ![]() Gölgeyi sildiğimde, deryayı gördüğümde, bilginin hudutsuzluğunu belledim. BİLGE olmak ER işi, bunu bilmez her kişi, PİR SULTAN ABDAL ![]() Atılacak adımda toprak verimsiz ise; bilgini toplarsın, bilenlerle katlarsın, rahmet gelsin beklersin. Elbet verime dönüşür, bilgiler birbirine katlanırsa geçerli olur. PİR SULTAN ABDAL RABİA ![]() ‘Bildim buldum, gün-gün okudum, BİLGE oldum’ diyene, ‘Okuyan BİLGE oldu mu?’ derse; seyirden uzak kalır, kendi kendine evhamı bulur. Bilen; dayandığı gücün sonsuzluğunu idrak edendir. ‘Bilirim’ diyen; kalıpta kalandır. PİR SULTAN ABDAL |