![]() Anayım ben, analara seslerim; her gecemde ‘Ne olacak?’ diye düşlerim. Analar-bacılar hep bir olalım, ham ellere dalımızı vermeyelim. Tüm dünya bilsin, yuvayı dişi kuş yapar. Dalını kırmak isteyenin defterini kapar. Yapacağım derse yapar, eteğini beline doladı mı dünya ondan korkar, namert olanı önüne katar ![]() Kadere inan, ALLAH'a dayan, yurduna bağlan. Yolunu bul, yuvanı kur. Yuva evlenmeden olmaz mı, bekarlar yuvasız mı? Gönüle bağlı yuva kurmak, evlenmek. Kaderde ne varsa, o görülür. ![]() Çocuk gönlü çok büyük olur. ![]() ‘Dinimizin emrettiği’ diyorlar. Dinimizin doğruluğu, ALLAH'a bağlılığı. Danışanın sorduğu; doğruluk, temiz duygular, devamınca hiç bir mahsuru olmayan yaşamadır. ALLAH kulları erkek-kadın yarattı, ayırmadı, yaşamlarına daima beraber olmalarına yol verdi. Kötü nesiller dejenere RUH’lu kullar, çok kötü durumlar yarattılar. Gününe göre haram yedi. Kul, RUH’unu ayara alırsa, günahı olmaz. Kadın ve erkek arkadaşlığı, umumi yerde, güzel sohbetlere yararlı olur. Kadının ağzı, gönlü, yolu temiz olunca, yolu ALLAH'a varınca; adının da arkadaşlığının da kıymeti büyük olur. Erkek yolunda gidenin, kadının daima hürmetkarı olmalıdır ve olur. ALLAH daima, kadınları zaif yaratmıştır. Çok iyi yollu bir erkek, kadının zaifliğinden kaçar, onun doğru yola gitmesine yardım eder. ![]() Yuvanın yapıcısı dişidir, tutucusu erkek. Yıkılmaya mahkum olan yuva çöker. İtilsin diye beklemez. Erkek adam, yuvasında kötülük görmez. ![]() Asla kadın dövülmez, şakası edilmez. ![]() Düğün dernek kuruldu, imtihanda sunuldu, 'Kulun duası var mı?' dendi. Var. Kiminden? Yandaki sağındaki, solundaki komşudan. OMAR der ki: “Anasının duasını almış mı, dünyada hoşnut etmiş mi; bin kulun duası yetmez, ananın duasını alan, komşu kapıya gitmez.” Duayı alan, gününü bilir, ömrünü uzatır. ![]() Yuvanıza duman vermeyin. Olmayın, kula sebep vermeyin. Günahı bilen, işlemez, iş tutmaz. Yuvanın kutbu erkek, yuvanın kuşağı kadın. Kutupla kuşak el ele verir, ikisinin arasında yaşanır. Kutupta, kuşakta olan yaşamaz; kuşakta, kutupta olan yaşamaz. ‘Gel yaşa’ dersen, günah işlersin; olana uyarsan, yola girersin. Dersen ‘Bana uy’, uymak sana da düşer. Uymaya zorlamak, sıkıntı vermek günahtır. İklimi bulmak, kula yol verir. Mevsimler ayrı. Yuvanın da yazı-kışı-baharı vardır. Sıra gelir, yağmur yağar. Yeter ki tedbir almakta, yumuşak yol bulmakta. ![]() Gününü gününce yaşamalı, orucunu tutmalı, bayramı yapmalı. RAMAZAN senin, bayram benim olur mu? Çocuklara günün tadını tattırmalı, o yolda eğitmeli. Günü gelende, yuvasını açanda, o da aynı yolu tutsun. ![]() Dünyanın tadı, evladın adı babayı yaşatır. ![]() Çocuk yumuşak gönülle görür. -rüyayı- ![]() Çocuğun duası makbuldür. ![]() Duaların en makbulüdür ananınki. Yolun bitende hesap sorulanda, muhakeme kurulanda sorulur; ‘Ana duası alanı, yüzünü güldüreni ayırın, öyle kulu kayırın, hesabından düşürün, ahireti gösterin’ ...ananın önünde diz bükülür. Ne mutlu diz bükene, dünyada ana elini öpene. ![]() Baba evladından geçer mi? ALLAH’ım kulunu ‘Kötü’ diye seçer mi? ![]() Bostan yuvanın dişisi, karpuz yavrusu. ![]() Anadan olmuş babadan gelmiş, atasını duymuş, duacı olmuş. ![]() Adam yavrusu yol bilir, yön bulur. Sanki anaya-babaya dayanmazsa devrilir. Zavallı gafil kullar nasıl da yanılır? Umut verin yavrularınıza kötü misal değil. ALLAH’ın VARLIĞI’nı bildirin, kendi büyüklüğünüzü değil. Büyüklüğünüzü ata olarak öğretin. YUNUS ![]() Hummalı yol YUVA’ya uymaz. YUVA’yı münasip niyaz açar. Kul kötüden kaçar. ![]() ...eşine, gözü ile dahi tokat atmadı. Eşini sev ki, sevgi bulasın; kulunu say ki, sayılasın. Asaletin temeli, soydan değil huydandır. ![]() Çocukluk masuniyettir. ![]() OMAR der ki: “Kadın yuvasında, erkek havasında olsun. Yuvanın havasına uysun. Uygun havayı, yuvaya erkek getirir.” ![]() Ana kalbi kırana, ALLAH ferahlık vermez. ![]() ‘Yuva’ dedim, yuvayı kuşta gördüm. Her kuşun yuvası bir başka güzel. Kimi çamurun, kimi pamuğun, kimi çöpün. Yapılışına baktım şaştım, ‘ALLAH’ım!’ dedim el açtım. ‘Demek her yarattığına bir yuva gerek’ Yuvayı ALLAH’ımdan dilemek gerek. Bir yuva bir kula yetse, yuvasız kulun davası bitse, ne dersin? ![]() Yumuşak olmayan, yuvasına zehir verir; dünya nimetine gark etse, acı ile karışır. ![]() Analık güzel, yumağını sarana; babalık güzel, dileneni verene, verdiğini bilene, gününü paylaşana. Analık güzel, ömrü paylaşır. Babalık güzel, gününü paylaşır. ![]() Uymak eşlere düşer. Münasip budur. Karşındakini mutlu etmektir vazifen. Eş alırken, her yol için yuvanı açarsın, eşini ‘Mutlu edeceğim’ diye alırsın. Vazifeni yaparsan, her şeyin üstünde mutlu olursun. Yanılma, vazifeden dolayı mutlu olmak yetmez, mutlu görmek de öyle. Evlilik, yuva kurmak binaya girmek değildir. Binayı yolunca açıp mesut kulların, neşeli, manevi kuvveti yüksek yavru yetiştirmek. Yalnız, değil örnek olmak, örneği yuvada vermek. Sunduğum çözülsün, misal verilsin deriz. Denilen münasip görülür. Mevsim yuvanın havası, hava yuvanın süsü. Yavruyu yuvaya veren kim? Eşini kuluna nasib eden kim? Yavruna iyi örnek olursan; eşin de yavrun da sen de mutlu olursun, ALLAH’ımın yanında kutlu olursun. YARATAN’ım der ki: “KULUM BİRDİR AYRISI YOK; BİRİNİN EKSİĞİ ÖBÜRÜNÜN TAMAMIDIR, ÖBÜRÜNÜN EKSİĞİ BİRİNİN TAMAMIDIR.” Kıymetli olanı, ayrı tutulanı yok. Olmayın yuvada bencil. Bencil olanı YARATAN’ım sevmez. ‘Dövmek’ dersen, yolunu düşünürsen, münasip değil. ALLAH’ımın kulunu, emanete olan ihanetinden cezalandırması. Kulunu kuluna emanet etmez. Ne var ki bencil kul, yuvada, dünyada yumuşak sözden kaçar. Sakınmaya bakmak gerek, acı sözden kaçmak gerek. Emanete duman vermek, huzura erdirmez. Emanet, kulun CAN’ı. CAN’ını düşünmek; gerekeni bilmek, yolunda gitmektir. Deme ‘Olsun, yumağım böyle sarılsın’ Niyetini yumuşak bil, ağız yolunu gönüle uydur. Mutlu olan gördün mü, vazifeni bildin mi? Mutluluğu ben gördüm, en yüksek mertebesine erdim, yuvanıza bunun için geldim. Sözüm her gün budur. Yolunuza açılan gönül kapınızı gördüm. MEVLÂ’mın SIRRI’nı niyazımda buldum, O'na varmaya duacı oldum. Yuvamı huzurumla süsledim, eşime ‘Sen’ demedim, ‘Biz’ dedim. ![]() Dünya merhamet dilemek için değil, layık olmak için çalışmalı. Baba evladına verir beklemez, beklediği evladının üstünlüğüdür. Ne üstüne? İnsanlık, insanlığın ispatı. Dünyada hayvan da yaşar. Hayvana üstünlük gerekmez, çünkü karakter bulunmaz. CAN yolunda savaşır, CANAN’ı bilmez. İnsanlık, CANAN’ına koşar, CAN’dan geçer. ![]() Aymak, mümin kulun mizacıdır; duymak, hayırlı evladın mizacıdır. ![]() Anamın sözü ULU’mun özü, rehberimdir. ![]() Gündüz vardım obaya, durdum daldım havaya. Her ailenin bir yönü, hatalı olan yanı vardı. Yumağını yolunda saran, huzurunu dünyada bulan kulunu gördüm. Komşusu gelmiş, sözünü ters almış, çatık kaşı kaldırmış. ‘ALLAH’ım’ dedim, ‘Çatışacaklar dövüşecekler’ Yanılmışım. Karşıya çıktı, elini tuttu, ‘Komşum hata bende, atâ sende olsun’ dedi, elini candan öptü. Şaştım kaldım, şakalaştıklarını gördüm. ‘Ne güzel’ dedim, hatayı üzerine alanı daha çok sevdim. Aslında atâlığı yapan oydu. ALLAH’ımın HUZURU’nda da, makbul olan yerini aldı, çünkü olayı tatlıya bağladı, hatasız olduğu halde. ![]() Çiçek bahçesi misali yuvaya geldik. Yuvanın çiçekleri yavrular. Yavruların olumu büyükleri şaşırtır, şaşırmak kulu yanıltır. Neymiş gelmiş dünyaya, niye durmuş yuvaya? Ana-baba dünyada vazifeli. Sevabını-günahını, önce yavrusundan alır. Kundak sarmak mama vermekle analık bitse, mama almakla elinden tutup yürütmekle babalık bitse, kolay olurdu. Yolun gidişine çekmek, gönül yolunu açmak zorludur. Onun için dedim, çiçek bahçesine benzettim. ![]() Asmada yaprak oldu, budandı meyvesini bol verdi. Budamak güzel; yerini bilmeli, can gelen dalını kesmemeli. Yavrularınızı derim. Budamayı bilmezsiniz olayı, asmada bulursunuz hatayı. Asma namütenahi yetişmez. Toprağını kazmalı, otunu toplamalı, dalını bilerek budamalı, ilacını vermeli, ilacı kükürt. Hava da müsait olmalı, sudan mahrum kalmamalı. Bir de unutulmasın, üzümün de çeşidi vardır. ‘Hepsi bir olsun, tadı anında yerine gelsin’ dersen yanılırsın. Dedim, bazı kökün yaprağı bol olur, üzümün tadı kalır, bazısı kara olur. Yumuşak olalım, yuvada sükunet kuralım, yavrularla arkadaş olalım, derdini paylaşalım. Yavrunu korkuyla yalana sürükleme, korkudan yalan söyleyene kızma. Üstüne yürürsen, it olur sürürsün. Sözümü ‘Ağır’ demeyin. ÖZ’ümün gönlünüzdeki yerini bilirim, onun için öyle söylerim, sakın darılmayın. Demeyin, ‘Sen de çocuklarına öyle mi yaptın?’ Günümün icabına göre yakın oldum. Yavrular hepsi iyidir. Bana baş kaldıran da vardı, ben baş kaldırmadım, ALLAH’ımdan AFFI’nı diledim, huzuruna duacı oldum. ![]() Annenin yolu babanın kolu yavrunun üzerinde olmalı, yavru kendini hür bilmeli, yumağını güvenle sarmalı, yaşamaktan korkutmamalı. Almayı öğrendi vermeli, vermeyi bilmeli, gücünce çalışmalı, aydın yolu bilmeli, öğreten ana ile baba olmalı. Dünyanın karanlık olduğunu değil, güneşin her sabah doğduğunu bilmeli, karanlıktan korkmamalı. ‘Nasıl olsa güneş doğacak’ diye kendi haline kalmak değil, gece olacak diye tedbir almalı, olanı ALLAH’a havale etmeli. Güveni o zaman tam olur. ![]() Senin değil ALLAH’ımındır yarattığı. Sen onun (evladının) emanetçisisin. ![]() Çocukları sevsin, darda komasın. ‘Ben’ deme, ‘Hep’ desin. Herkes için değerli olan, onun için de olsun. Olayları hoş görsün. ![]() Kandan alandan kork, CAN’dan sevenden değil. Kanınla kanı bir olmuş, CAN’ını ayırmışsa; sana ne der, gönülden ne verir? Verdiği dumandır. OSMAN ![]() ‘Yavrularım?’ dersin, onları da SAHİBİ’ne emanet et; O'ndan başka emanet ehli yok bilesin. Sen senin değilsin, senin olmayan dünya malıdır. Gönül senindir, sen ALLAH’ımın. Geldik YUVA’ya, girdik havaya. Duacı olduk yuvanın başına. Yuvanın başı, hatun bedeni. Bedensiz baş olma. Yavrusuz eş olmaz. ‘Olur’ dersen, kardeş olmaz. Yuva eş ile, eş yoldaş ile olur. Yavrular yuvayı süsler. ‘Yamanın oluşu yavrudan’ dersen, yanılırsın. Yavru olmasa da yama olurdu, ALLAH’ım nasibinizi kısardı. Her doğan tayınıyla gelir, tayın bedelini ALLAH’ımdan alır. Deme ki ‘Nasibi bendendir’ Senin olmadığın yerde, nasip yok mudur? Doğan, ADEM’le nasip verildi, her kul ile arttırıldı. Niyaz edelim, yavruların duacısı olalım, dağın sesini almayalım. ![]() Dumansız hava, dumanlı havayı yuvaya almaz; yuvada yumuşak olanın yoluna, ALLAH’ım duman vermez. Kadın veya erkek bu sözden ayrı tutulmaz. Duman tek taraftan olunca, dumansız kulun nefesi dağıtır. İki taraf dumanlı olursa bunaltır. Çünkü dumanı dağıtan olmaz. ![]() İsyan, tövbeye en çok müsait olan bir histir. İsyan etmemek, tövbeden daha önce düşünülmeli. YUNUS’um der ki: “İsyanın getirdiğini, bin tövbe götürmez. İsyanın akıttığını, şelale aksa temizlemez.” İsyan ne için, CAN için mi? Senin mi sahip çıkarsın, SAHİBİ’ne isyan edersin? Babayı düşün; evladı isyan ederse, duman kırk kazana dolmaz. Kazan ne ile kaynar? Ateş ne ile yanar? Kazan ne ile dolar? “YA KULUM” der ALLAH’ım; “ATEŞ YANMASIN, KAZAN KAYNAMASIN.” Kazan ocağa kondu mu, ateş atanı odun katanı çok olur. Ne kazan ol kayna, ne kazana odun at. Yalnız duacı ol, haline şükür edici ol. Anlaşılmadı. Anlatayım. İsyan, kazanda kaynayan suya benzer; düşün ki ateş sönmüş, su soğumuş, evlat gelmiş odunu ateşlemiş. Evladın attığı odun, meşeye benzer; kolay yanmaz, yandı mı sönmez. Dediğim budur, ölüm-kalım değil. Kulun ALLAH’ına isyanı da budur. Asma kütük iken yanar, yaş ağaç yanmaz. Yumak su ile yıkanırsa, isyana yer vermez. ![]() Yuvanın sesi yuvada kalır, duvarın süsü duvarda kalır. Öyle olmasa yuvaya ne hacet? Söze söz katılmaz, her olay büyük görülmez. Olmuşsa hata, affedendir atâ. Görmüşsen, bir gözünü örtmüşsen; yumuşak olmuşsun, yolunu bulmuşsun derim. Aza olduğun yuvada, söz sende kalmaz. Yuvada başkanlık olmaz. ‘Eş’ dersiniz, başkanlık koşarsınız. ![]() Analık sabır ister, babalık amade olmak diler. ‘Ne demek?’ dersen; baba olmak kolay olsa, kan deveranı uymaz, yavru babadan isim almaz. ‘Olmayı bilen bu mudur?’ derseniz; her yol aynı meydana varmaz, baba olan yuvadan ayrı kalmaz. Babalık, isimde değil, ismini verenin gücündedir. Almaya gönülden razı olan baba, vermeyi bütün benliği ile kabul etmeli. Beklemek yanıltır. OMAR der ki: “Yavruna verebildiğinle iftihar etmelisin, alabildiğinle değil.” ![]() ‘Ne oldu, ne olacak?’ deme. Kendini gadre boğma. ‘ALLAH’ım’ de ‘Oğlumun kaderini SANA havale ettim. Ettim de rahata erdim’ Şüphesiz havale ettiğine inandığın an, huzuru bulursun. ‘Ne olsa, nasıl olsa?’ deme. ALLAH’ımın aldığı havale, HİMAYESİ’ndedir. Almazsa korkun olsun. BÜYÜK ALLAH’ım, KENDİ’ne şüphesiz verilen havaleyi kabul eder, koruyucu gönderir. Cümlenin derdi yavrusudur. Ne var ki, derdine ortak olmasını bilmeli. Başında balyozcu gibi değil, arkadaş olmalı. Bir öyle bir böyle değil. Sözünü almazsa, yumuşak yol dene. Olgunluktan değil, erginlikten söz et. Yuvanın saadetine, gönül yoludur sebep. Yavruların istikbalinin korkusu olmasın sende. ![]() ...yolcu ne yoldaysa, öyle yürür. Kimsenin kimseyi değiştirmeye gücü yetmez. Kulun gücü yetse, evladına verir. ![]() OMAR der ki: “Dünyaya geldim, ALLAH’ımın kulu olduğumu bildim, ALLAH’ımın kulunu eş aldım. Sözü bana, sözüm ona yumuşak olmalı ki, ALLAH’ımın YOLU’nda olayım. Mevsimin yazında, ‘Kış olsun’ dersem, kuluna eziyet verirsem; ALLAH’ımın YOLU’nda mı olurum, gidişte yanına mı varırım?" ![]() Okumak güzeldir, sevilirse. Zorlama, az olan sevgiyi de öldürür. Zorlama ile değil, sevdirmeye çalışın. (Çocuklar için mi?) Evet. Olmasına dilediğin olmazsa, aç mı kalır? Ne nasip ise o görülür. Nasibinde aç kalmak var ise, üç diploma alsa, yine aç kalır. Onun için, ALLAH’ıma havale edin, sevdirmeye çalışın. ![]() Çocuğa çocukluğu bildirilmeli. ‘Hatalı’ dersen, söz sahibi YM hatasını gören söyler, gerekli konuşulur. Ne kendine dert edilir, ne yavruya çile sardırılır. Ağacın meyvesine taş atarsan, eline yaralı gelir; yanına çıkarak koparırsan, münasip olur. Üşenmeyin, dediğim açık. Çocuk ağaçtaki meyveye benzer; kimi yakın dalda olur sıkıntısız koparılır, kimi yüksek dalda olur tabii biraz sıkıntı verir. Ne var ki, madem ağacın sahibisin, biraz zorluk, dünya yoludur. Yanına varmazsan bile, erinceye kadar beklersin, aşağıya çarşaf açar silkersin, o da dert mi? Dersin ki, ‘Ya kuş gagalarsa?’ Onu da ALLAH’a havale edersin. Düşün ki, elden gelen yok. ![]() Yavru emanetin. Gözün gibi bakılır. Bakış, meziyet değildir, vazifedir, ALLAH’ıma borcundur. ![]() Yuvayı dişi kuş yapar. Söze söz katılmasa, söz çıktığı yerde kalır. Tas al eline; bir yudum su, bir yudum o koysun. Dolar-dolar, sonunda taşar. Kadın su koymasın, elde tas tutmasın. Damla yere akarsa kurur, söz orda kalır. ![]() ...eşin eşten ayrısı olmaz. Eş ile danışılır, uygun yol buluşulur. Koca değil, eş dedim. Eş demek, eşit demek. Bir elma misali. Ortadan kesersen bölünür. Bölmek değildir maksat. Bütün sahip olmaktır. ![]() ER olsun, yumağına uygun eş seçsin. ![]() Baba sözü haktır, HAKK’ı bildikçe! Yumuşaklık yolundaki taşı ittikçe, umduğun gibi olur. Söze hacet olmasa, ana baba süs müdür? Söz de edilir, tokat da atılır. Ne var ki; ‘Sabır-sabır’ dersin, son çareyi tokatta bulursun. Yalnız unutma, tokat dahi ALLAH’ımın İZNİ’yle atılır. ‘ALLAH’ım’ denir, İZNİ’ne sığınılır. ![]() Çocuk; ne okudu diye akıllıdır, ne okumadı diye aptaldır. Cemiyete namuslu vatandaş yetiştirilsin, diplomalı değil. Sevilen çocuk tez öğrenir. Çocuğun oyunu, çocuğa yaraşır. Dedim ya, cemiyet yozdurur. Mesuliyet alan yok, ‘Ben öncü olayım’ diyen yok. ALLAH’ıma güveni olsa, çıkıp ortaya dursa; yol münasip olur, cemiyet küften kurtulur. Lider; talebe lideri olmalı, devletten gelmeli. Çocuğa hak tanımalı ki; çocukluğu hoş geçen, gençliğe dinç girer. ![]() Kamayı saplama, altını kaplama; yuvayı süsle, tatlı sözle besle. Kama; acı söz. Acı sözle kırma, altını örtme. Gönüllerinizin altın olduğu bilinir. ![]() Sözü söze katmamalı, hatuna taş atmamalı, başa vurup kakmamalı. Analık, doğurmakta değil, yönünü vermektedir. Ananın hası, sevenle-dövenle ayrılmaz; kendinden verebilenle ayrılır. Ayağına güvenen yol yürür, kendine güvenen evlat büyütür. Yalnız, evlat büyütmenin kaidesi, hatasında dövmek değil, hatayı işlemesinin sebebini çözmektir. ![]() Önce yurdun, sonra yuvan. Yurdunun selameti, yuvanın selametine eşittir. ![]() ...önce ana korunur, sahip olduğunu sandığı yavru adına. Gayesiz dolaşan meşgalesiz gezinen RUHLAR’dan. NUR olan, alımı tez olur. Onun için korunur. ‘Kim korur?’ dersin. Elbet ALLAH’ımın MELEKLERİ. ![]() Yuvanda arı dilince değil, balınca konuş; o sana arı dilince dese bile. ![]() Baba yavrusundan geçer mi ki emanetçidir. Ya YARATAN? Kendi NURU’ndan olanı, sevmez mi? ![]() Analık, dilde değil gönüldedir. ![]() Kulun öksüzü, ALLAH’ımın emanetinde. ![]() Bir yuvaya gelen giden çok ise, o yuvayı kutlama gereklidir. Gönül kapısı açık olan kulların, yuvası da açık olur, gelen huzur bulur. ![]() Seversen, kırmaya kıyamazsın, sövmeyi denemezsin. ![]() Aile reisi olmakla, ALLAH’ımı unutması gerekmez. ![]() Her kulun eşine suç yükleyen, yumuşak yer arar. ![]() Kuldan öksüz kalmışsan, dert mi? ‘ALLAH’ım var’ dersin, dayanırsın. ALLAH’ımdan öksüz kalan, kime dayansın? Elbet, onlar için duacı olacağız. ![]() Her yuvada öten kuş erkektir. ![]() ALLAH ADI’yla başlanan her işin, sabıra yön bulur. Yavruna dahi tokat atarken, ALLAH’ımdan İZİN dilersen, elin iner. ![]() Niyete verelim, baklavayı alalım, hatunlara yük olmayalım. ![]() Yuvanın huzursuzluğu kulun ömrünü karartır. Onun için, yuvanın huzuruna bakasın. Günaha müstait olan, erkektir. Onun için onları dünyada, sizleri ahireti için korurum. ALLAH’ım cümleden RAZI olsun. Gönlü açık olan hatunlarınız, sizlerden iyi gün görsünler. Onların yolundan, ahiret kapısını bulasınız. ![]() Altın lirayı gümüş çerçeveye koyamazsın. Altın lirayı gümüş çerçeveye koymaya kalkarsan, kendi görgünü sergiye koymuş olursun. Elbet ne senin gözüne, ne kamuya hoş gelir. Her erkeğin eşi, elindeki altınıdır. Ona verdiğin değer, koyduğun çerçeve ile ölçülür. Yalnız çerçeve altının değerini düşürmez, senin görgü değerini gösterir. ‘Her kadın aynı mıdır?’ dersen, evet. Madem ki ‘Alıcı benim’ diyorsun; kulunun yedeğini ALLAH’ım kuluna vermemiş; kulumu dilediğin şekle, kahır ile sok dememiş. ![]() Leke gönülde olmasın, dilin dikenli olmasın. ![]() Komşuda olan, bana da gelsin diyen; yuvasını rafta arayandır. ![]() ‘Her söz olduğu yerde kalsın, kulun eğitimi yuvasında olsun. ![]() Aymak nedir, uymaktır; uymak nedir, bilmektir; bilmek nedir, görmektir; görmek nedir, VERDİĞİ’ni sorusuz almak, ‘VERDİ ise, hayırdır’ demektir. Çünkü hayır olmayan, O’ndan gelmez. Kul kulu O’ndan çok sevmez. Ciğerparem yavrum dediğin dahi, sana beden ile bağlıdır. Beden kalktıkta, sen de yavrun da O’sunuz. ![]() Koyun ile kuzuda, sevgiyi göresin. Kuzuyu koyundan ayırma, ayırırsan sesinden şikayetçi olma. Cümleye. Eğer dünyanın huzuru dersen, önce etrafındakilere huzur ver ki, sana da huzur gelsin. ![]() Kul kula suç yüklemese, olaya sorgu vermese, yuvadaki vazifeyi, kullar paylaşsa; ne huzur bozulur, ne yaşantı zehir olur. Akıllı olanın karıştığı görülmez. Ananın verdiğine, baba karışmaz; babanın verdiğine, ana ses etmez. Sen varken suç oldu ise, örtüye mi versin? Sen kulağını örtsen, daha uygun olmaz mı? Can sıkıntısından değil, üstünlük kaygusundandır. Babanın olduğu yerde ses edilmez. Niyeti içerisinde. ÇAKIR, huzurda kendi payını da ara. Hiçbir evlat, gelin kaynana tabiatına giremez. Girdi ise suç evlatta. Anayı suçlamaktan ise; evlada suçunu hatırlatmak, hatayı kökünden koparmaktır. Her olayın başında... Olgunluk; suçlu aramak değil, hatanın kökünü bulmaktır. Hatanın kökü yavrudan değil, senden başlar. Evlat terbiyesi dayak ile olmaz. Huzuru gönülde arayalım, sözde değil. Sen dilediğinde bağırmaz mısın? ALLAH’ımın kulu vardır. Kulu da hep birdir. Ana hakkı öndedir. Babada kan hakkı, anada CAN hakkı vardır. Doğum niye anaya verilmiştir? Neden ana seçildi? ALLAH’ım seçiminde yanılmaz. Baba gönül alabildiğince sever, ana canın verildiğince. Evet. Canını seve-seve verebilir. ![]() ‘Hatalar neden olur?’ denir. Kulunun hayrına olduğu bilinse, kum misali ufalanır. Daha önce verdim, serti sertte dene. Dikkatinize her zaman verilir, çok yuvada görülür. Eşin biri sert ise, öbürü yumuşaktır. Bu hal, HAK YOLU’ndan uzaktır. Çünkü ancak taş-taşa çarparsa kırılır. Taş kuma düştüğü müddetçe, kumluğunu muhafaza eder. Günde yuvada olan sertlik budur. Dilenen, ‘Yumuşat ALLAH’ım’ diyen; olaya boyun eğmesini bilmeli, ‘SEN’den ALLAH’ım’ demeli. Kum olduğunda; ne şikayete hacet, ne de sabra yer kalır. Çünkü kum olan, kendini deryada bulur. ![]() ALLAH’ım cümlenizden RAZI olsun, her kula ana diyecek yavru versin. ![]() Kundak açılır, koku saçılır; amma ne bebek, ne de bezleri atılır. Yıkanır paklanır, yeniden belenir. Kuruntuya mahal yok. Salıncağa uyusun diye koyarsın, kendi rahatını hazırlarsın. Çünkü salıncağa koymasan da uyur. Dedim ya, kul kendi rahatını düşünür. Bırak kendi kendine uyumayı öğrensin. ‘Rahat edeyim’ Diğer bir gün başlarsın, sonuna kadar gidersin. Elbet kendini bulması için, kendisi mücadele etmesi gerekir. Senin mücadelen, ona rahatlık verir, rahatlıktan maksat miskinlik. ![]() ‘Erkek hatundan üstün müdür?’ diyene söyleyeyim. Erkeğin bünye gücü var ise, hatunun dayanma gücü olur. Tahammülü nerden alırlar? ![]() Yavrular NUR’dan alırlar. YÜCE’nin vergisi elbet. ![]() Ananın kalbinde, ALLAH’ımın NURU var. ![]() Hatada benliğe düşmeyin. ‘Bende olandan gayrıdır’ demeyin, onda olanı değerlendirin. Senin meyvenin çekirdeğinden olur. Ne var ki, meyveyi vermez. Yapacağın değerince aşılamak. Budama değil aşı. ![]() Kuzuya ot versen, yavrudur dersen; ana seni bilir, senin ardından gelir. Nereye götürsen, oraya gider. Okşarsan baş verir, vurursan tos gösterir. ![]() Her yavrunun gönlünün, bir KABE olduğunu unutmayın. ![]() ‘Yavrum’ dersin, korumaya çalışırsın. Unutulmasın ki, KORUYAN O’dur. ![]() Yuvayı süslersen, yavruyu beslersen; huzurun büyük olur. ![]() Darda olduğun an; sadece O’nunla konuş, O’nunla dertleş. Dermanını verecek O’dur. Kul kulun derdine, sadece söz ile ortak olur. Ana-baba dahi olsa. ![]() Yürümedik yavruya, MELEKLER kucak açar, yürüyenin önünden kaçar, onunla koşmaca oynar. Neden denir, ‘bırak düşsün’? Sen korumaya kalkarsan, yanılırsın. Ne var ki tedbirden uzak kalınmasın. Bebeğe gülmeyi öğretin ki; hep gülsün, GÜL’den geldiğini bilsin, VEREN’den nasibini alsın. ![]() Zulmünle yıllarca beşik salladım, toprağı verir diye belledim, yeşermesi yakındır diye bekledim. Bilmedim ki, toprağı çorak imiş. Çorak toprak kul olmaz, üzerine o yükü vurmaz. ![]() Hiçbir yol bilmeyen serçeyi örnek alsa, hatadan kurtulur. Meyvenin hamı yenmez, kulun yavrusuna söz gerekmez. ‘Neden?’ derseniz; eğer doğruyu bilmiyor iseniz, yanlış eğitmiş olursunuz. Hatada ancak kendinizi bulursunuz. ![]() Çocuk yuvanın rengi, sesi neşesidir. Demek ki her yeni doğuş, rengi sesi değiştirir. ![]() ...yavru tay, arabaya koşulmaz. YUNUS ![]() Düşünmekten kolay havale etmektir. Ne kadar düşünsen, yoluna koyacak HAK’tır. Hem YUVA’nın düzenini, hem vatanın, hem de dünyanın. ![]() Er yoldaş olur, hatun haldaş. Yuvanın yoluna baş koydukta; her hal silinir, kader bölünür, ikiden birliğe varılır, sende-ben aranır. Bende-sen, sende-ben. İkiye varılırsa, O unutulur. ![]() Kulun kaderini değiştirmek, kulun elinde olsa; analar kalemi elinden bırakmazdı, evladının kaderini kimseye çevirtmezdi. ![]() Aşını, eşini, düşünü dile verme! OMAR ![]() Kanından gelene, kumunu eleyene; yumuşak yol göster. ![]() ALLAH’ımın EMRİ’dir. Ananın yeri birdir, bilmeyen kördür. ![]() Ananın varlığına gönül darlığı verme. MERYEM ![]() Kapısı açık olmayan yapı, gelenin gönlünde kaygu yaratır. ![]() Evlat, her anaya deneydir. ![]() Daha önce verdik, doğan bebek geçen günde daha bilinçsiz, günde daha bilinçli diye. Söyledik. Güneş verir, verdiğini alır; deneyler öyle gerçekleşir. Her konuda Ay'a gitmeye çalışan, yol için savaşan alimler; Güneşten aldıklarını verdiler. ALLAH'ım kainatı kuluna adım-adım açar. Ne önce ne sonra. Her nesil bir perde öteye geçer. ![]() RESULÜ, 'Ana hakkı ödenmez!' der, ananın vasfını öylece belirtir. ![]() Ananın her zerresi, yavrusunun her zerresine niyazdadır. Kadın, dünya halinde yaratan, yaratıcı vasfını taşır, çünkü doğurur. ![]() 'Çocuğum bu' dedin mi? Her lokmayı verdin mi? 'Senin, benim' diyerek, Ona sahip çıkarak, Kendini avutursun, Gah güler, gah korkutursun. Doğanın malıdır o Doğuranın değil. TANRI'nın kuludur o, giydirenin değil. Sevelim sevdirelim, Yüzünü güldürelim. Dilerse kanatlansın, Dünyayı bir dolaşsın. Deme ona sakın 'Dur' Deme ona, 'Senden olmayana vur' Kanadını kırarsın, Gönlünde açan çiçekleri yolarsın. Unutma. Güneş, Sana bana ayrı doğmaz. Zengini fakiri ayrı ısıtmaz. Çocuk da bir güneştir, Gah ışık, gah ateştir. Hür geldi hür kalsın. Kendinden evvel gelene, Hürmeti olsun. Kendinden sonra gelene, Sevgi ile dolsun. ![]() Atın yavrusunu ayıramazsın, büyüyünce bir arada tutamazsın. ![]() Düzene sen uyacaksın, düzen sana değil. YAZAN'a sen uyacaksın, YAZAN sana değil. 'Karşı evde ne olsa, her olan bana gelse' diyenin, aşında tuzu olmaz, yuvada huzur kalmaz. ![]() Yediğini pişirene, dediğini çiğ verme. ![]() Yuvanızda (evinizde) asla uyumsuzluk olmasın. Eş eşine desin ki: 'Soyunduk HAK RAHMETİ'ne, giyindik görevin zahmetine' ALLAH'ımın EMRİ'dir: Kadın sesini, erkek nefesini eşinin hizmetinden ayıramaz. 'Ses nedir, nefes nedir?' denildi: Sesini yüksekten alan kadın, yuvanın temelini sarsandır. (Bağırıp çağıran kapris yapan, hezeyanda olan kadın kastediliyor.) EYVALLAH. Nefesini sayıda tutan erkek, yuvanın bakımından uzak durandır. Yuvaya kadın sesi ile güzellik verir. Karga ile bülbül misali. Nefesini işinde kullanan erkek, kendini yuvasında huzurda bulur. ![]() Aç kuzu meleşirse, koyunun içi yanar. ![]() FATMA’nın üç öğüdü kuluna anahtar olsun: “Yuvada ahenk, gönüldeki ahenk ile eşittir. Kul bilirse doyumlu bilmezse sadece taşıttır. Kadın komşu ile ahenkte ise uyumlu, ‘Bilmeyen ile olurum’ derse, eşit değil çeşittir. Kadın analığını bilirse; yuvada, çevrede, soyda kendini bilendir, hizmetini verendir. Gönülden analığa uydu ise, ALLAH’ım yardımındadır. Yoluna hiç taş gelmez.” ![]() Yuvayı yuva yapan, içindeki hazdır. Yuvayı harap eden, hazzı bilmeyen yozdur. ![]() Yavruyu doğuran değil, doyurandır ana. ![]() ALLAH’ımın DÜZENİ’nde, köşe noktalarda değişik gelen akımlara düğüm atar. Akımlar, gidiş gelişlerde negatif pozitif çaprazlar oluşturur. Çaprazların çatıştığı köşelere denk gelen eşler, asla ayrılamaz. ![]() (z sorar: ‘Eş’ denilen şey, karı kocalık hali midir?) EYVALLAH. Önce DOST, sonra eş. Eş ile sırdaşlık gerçeği vardır. ![]() Sabah akşam yuvamızda ne aşın acısına söz edelim, ne de olmamış meyve tadalım. BEHLÜL ![]() ‘Kadın aklı kısa’ derler; kadın olmasa, pişen aşı nasıl yerler? Dedirten de olumluyu, yedirten de pişmiş aşı; kadındır, sanılmasın odundur. MERYEM ![]() ER kişiye soralım; ‘Bağlı ata yem verdin mi, suya adım attığını gördün mü?’ SOMUNCU ![]() Bayan gerçeği sorar, bey bildiğini söylerse, uyumludur; dilediğini söylerse, uyumsuz… ![]() ANA’yı yumuşak bilen, ANA’da RABB’in SÖZÜ’nü bulan; beklediği her günde, alacağı RAHMET’tir. MERYEM ![]() “Bayram geldi sevindim, temiz fistan giyindim. Çoluk çocuk dağıldı, büyük eline eğildi. ‘Yer onların, gök onların’ dedik, ellerine mendil verdik. Ne kolay sevindiler, az ile övündüler. Dedim ki onlara; ‘Sen çocuk, ben geçmişte çocuk, gönüllerimiz alçacık’ DOST bağında çocuk kalalım, bir selam ile mutluluğa erelim.” dedi, YUNUS’um selamladı. ![]() “...her kadın kendinde olan latif hale uysun.” dedi, MERYEM selamladı. ![]() Komşu yerden göğe demlendirir, aile nemlendirir, DOST dinlendirir, dert dillendirir. ![]() Ana; RESULÜ'nden verilendir, RESULLER'le bildirilendir. Ananın analığı, kadının eşliğine denktir; ana olup eşliğe ayak atan, yuvaya ahenktir. |