![]() ALLAH'ım her zerremde. ![]() Zerre ol ki, elendiğinde BİRLİK’e erişesin. ![]() Zerrenin verdiğinde, azlık arama ![]() Zerre oluşta, O’ndan gelişte; yeniyi bulduk mu? ‘OL!’ denende, O’na uyduk mu? ![]() Gelecek, vazifesini görecek dönecektir. Her kul kainata bir zerre verecektir. ![]() Niyazımız var olanı görmeye, VAREDEN'i bilmeye olsun 'Var olan nedir?' denildi. Var olan, kainatta yaratılan her zerre. VAREDEN elbet YARATAN. Var olanı görürsek, VAREDEN'i biliriz, doğuşu öyle buluruz. ![]() Her an, her zerre akım ile yenilenir tazelenir. ![]() Bir zerre, öbür zerrenin şahididir. ![]() mutlu gecede her yaratılan için niyaza durunuz. Çünkü zerreden sizin, sizden zerrenin alacağı vardır. Asla alacaklı borçlu kalmayın birbirinize! Her zerre niyaz bekler, sizlerin beklediği gibi! Unutmayın, sizler de zerrelerden oluşursunuz, her zerrenizde niyaz ile buluşursunuz. ![]() MERYEM der ki: "Ne zerre benden ayrı, ne ben zerreden..." ![]() kainatta her zerre hizmettedir. ![]() Sende kainatın sırları vardır. Sende her varolan zerrenin sırrı vardır. ![]() Her zerrenin BİR olduğu, kainatta BİR'liği kurduğu bilinse, 'Sözün özü.' denirdi. ![]() Yaratılan her zerre ister bilsin, ister bilmesin sadece O'ndandır, 'OL!' dediğindendir. ![]() Demek ki zerreden dahi alacaklıyız, zerreye dahi borçluyuz. Veremezsek, af dileyelim. Afta bağlantı vardır. Anında birbirine bağlar. Şüpheniz olmasın. Dal kırılsa bağlarsın, meyveyi beğenmezsen aşılarsın. Bilmek güzeli bulmaktır, kainata dolmaktır. Göçte kaybolmazsın, kalb olursun. Her zerrede dünyada iken verdiğini bulursun. İşte o zerreler sana hizmettedir. 'İyiyi götürün.' dediğimiz odur. Her iyilik zerreler halinde kainata yayılır. Göç anında gelir seni bulur. (Efendim bu zerreler maddi midir?) Var olan her şey manadır. ![]() Alışan, her zerrede buluşandır. Sen benim zerremi inkar edersen, kendini inkar edersin, HAK'tan gelenden söz edersin. HAK zerrelerde, ezilmez. HAK zerrelerde, basılmaz. Zerreler diridir, diri kalır. Zerreyi bilmeyen ölüdür. ![]() Her zerreye bir dünya vardır, her zerrede bir dünya vardır. ![]() Her zerrede O’nun verdiği vardır. Her zerre O’nun ADI’na YAR’dır. Zerreler madde ile verilir, mana ile beslenir. Gönlünü öyle aç ki, madde olan her zerren mana akımın da erisin. ![]() Kumda YUNUS misali yürürsen, havada zerreleri görürsen; düğüm sana açılır, dar geçitten geçilir. Yol sizin, yolcu bizim. (Hepimizin müşterek bir gaye içinde olduğumuzu mu söylüyorsunuz?) EYVALLAH! (Müşterek gaye nedir?) Doyumu bilmek, kendinde olanı bulmak, hakikat düğümünü çözmek. Kendini bilmeden hakikati bulamazsın, zerreleri bölemezsin. ![]() Dağılan değil, eğilen vardır. Eğilenden maksat; her zerreyi bilenin, ‘SEN’den ALLAH’ım.’ diyenin secdeye varışıdır. ![]() “Eğmeyi bildiğin günden, aldığın sende kalır.” dedi, MERYEM söze girdi: “Katık aldığın, güzeli bulduğun günü unutma! Her zerre, senden sana verir; her zerre, sende olanı bulur; buluşan, oluşan, günde konuşan gelir” dedi, MERYEM yürüdü. ![]() ‘DÖN!’ dediğine ‘DUR!’ dediği an, kainatta her zerre selama geldi. ‘Benim de zerrem mi?’ diyene sözüm: Sen de kainatta değil misin? ![]() Hiç bir zerre devretmeden kendini yenilemez! Sende kalan, mahkum olandır. KAYGUSUZ ![]() Yerden göğe veririm, her zerreyi severim. 'Gördü görmedi.' demem, pişmeden aşı yemem. ![]() "Her zerre kuluna, kulluğu için; her zerre kulunda, yolluğu için; zerreler BİR oldukta kulu kendini buldukta, cümle ile BİR'liği için." dedi, PİR SULTAN ABDAL ![]() Elbet her zerre dahi bilecek. ![]() Dizin yere gelmesi; kulun kainattaki her zerre ile Bir'liğe ermesidir ![]() Güzeli zerrede buldum, dünyaya öyle doydum. Doyduğum gün doğdum. ALİ ![]() Her zerre geldiği yerden bir daha geçmez. ![]() Gerçek sende, sen O’nda. Her zerre O’ndan gelişir, O’nun ile bileşir; zerreler yerini bildikte, her zerre aynı anda ‘SEN’denim!’ dedikte, kendinde olan sırrı çözer. Daha önce verdik: O, O’ndan, O’na, O. Her zerreni aynı anda, ALLAH ADI’nı zikretmeyi alıştır. YUNUS O’ndan gelen zerreleriz, her zerremizi cümle ile kaynaştıracağız; o zaman sen ben, O olur; beden, kendinden kendini siler YUNUS Her niyazda, uyuyan zerreler, uyanana katılır. (RUH’un zerreleri değil mi?) EYVALLAH! RUH’un zerreleri; bedendeki her zerreyi döllendirir, bildiğince yollandırır, yandığınca küllendirir. ALİ her zerrende O var! ![]() Her zerre O’ndandır, her zerrede ADI mevcuttur. her zerre, kulunun emrine HAKK’ın EMRİ ile girecektir. ![]() Zerrelerin her aldığını hazmetsin, Öylece içindeki kainata hükmetsin. ![]() Sağdan sola eğildikte, her zerrede dağılma görüldü, birbiri ile eğilme görüldü. Dilenen her varlık, anda geldi, buluşma anda oldu; her zerrenizin paklandığı söylendi. ![]() Selam olsun, eğlendiğiniz her zerre selama dursun. YUNUS ![]() Her zerre O’ndandır, O’nun ile alırsan; her zerre O’ndandır, kendini bilirsen; her zerrede sen varsın, kendini birlersen. ![]() Gördüğün her zerre, selamını iletir YUNUS Her zerre hayra yöneliktir. ALİ ![]() Yaratılışın BİR’lendiği, her kulunun ER’lendiği andır. ER olanın NUR ile oluştuğu, ÖZ’ü ile buluştuğu anda, zerreler nokta haline gelir. ![]() zerreler haline gelişen her oluşun, aykırı bir yönü yoktur. ‘Zerreler nasıl yayılır?’ denildi. Gönül kapın açıldığı an, güzelliğe sevgi ile saçıldığı an, zerreler birbirinden çözülür. O anda, bilgine görgü çizilir. (Kendiliğinden mi efendim?) Bütünü bilirsen, zerreyi bölebilirsin. ![]() her zerreye niyazını katasın ![]() (Bilen kim? bulan kim?) Bilen, her zerre; bulan, zerreleri birleyen ![]() RESULÜ’nün yaratılışı, yaratılış gerçeği, her zerre ile BİR’lendiği anda tamamlanır. Asla bir zerre kaybolmaz. ![]() Görgümüz açılsa, göreceğimiz odur ki; her bir zerre ayaktadır. Daha önce verdik; ‘Ayaktayız ayakta olunuz.’ Olayları hazır, önünüzde bulursunuz. DÜZENİ KURAN'ı oradan biliniz, ayakta olan her zerreyi öylece görünüz. ![]() ÖZ’ümde her zerre BİR’dir, BİR’dedir. Kainatta her zerre BİR’liktedir. ![]() Bende O var, ben O’nun ileyim, O’ndan gelen her zerrede bütünleşmeye talibim. Bütünleştiğim an, kullukta galibim. HAMZA DOST ![]() Her an yenilenen her zerre, O’nu da yeniler. Duran hiçbir zerre yoktur. ![]() Doğmayan her zerre, eğitimsizdir. Dünya, her zerrenin eğitim merkezidir. KAYGUSUZ ![]() RABİA SULTAN sözü aldı: “ ‘YAR!’ diye-diye açtığın, gözünün gördüğü her eşikten geçtiğin, İZNİNİ alıp ALLAH’ım diye niyaza düştüğün her an; zerreler alımlıdır. Her zerren ile talib olduğun, beslenen gönül yapında, süslenen ömrünü sürdüğün bilinir...” ![]() Seveceğin her zerrede, büyüyen vardır! ![]() her zerrenin verdiği emre uydum. Her biriniz aldığınız emre uyarsınız, nasıl olur inkara düşersiniz. Ben, ‘Güzel… Çirkin…’ demeden uydu isem, sen de uyacaksın! O’ndan gelen sesi zerrenden bileceksin aykırı gelse bile, öylece düzende huzura varacaksın! ![]() DOST diyelim, her zerreyi bilelim! HACI BAYRAM Her zerre bilgine bilgi katar, bilgin elinden tutar YAHYA ![]() Selamladık zerreleri, selam alacağız, aldığımız her selam ile selameti bulacağız! ![]() zerrende halkalar sayılır ![]() ‘Hazırım!’ demek için; her zerrende nefis kırıntısını silmen, kendin ile kainattaki her zerreyi bilmen gereklidir. ALİ ![]() Dört elma aldım ele, sordum hangisi GÜL’e? Denildi ki, ‘Her zerreden sorumludur, cümleniz ile BİR olmaya zorunludur, yaratılmışlığın hikmetidir!’ HAMZA DOST ![]() Gerçek, ALLAH’ımın verdiği her zerrededir! Zerrenin birini inkar eden, kendi ömrünün düğümleyendir! EYYÜB ![]() (Kan, CAN, nefs, akıl tek midir?) YEMEN: Her zerre, yaratılandan olduğuna göre. ![]() Her zerreye hükmünü veriyor isen, saygı ile eğil. PİR SULTAN ABDAL ![]() Dengeyi bozacak hiçbir zerre yoktur! ![]() Her zerre şahittir! PİR SULTAN ABDAL ![]() Her zerre, kulun emrindedir! Her zerre, bilenin emrine amadedir! HAMZA DOST ![]() Dünyaya geldiğinin sebebini buldun mu? Yiyip içmeye, giyip seçmeye değil; her zerrede yaratılmışlığın sırrına ermektir, YARATAN’ı görmektir, bilgini sermektir. ![]() gerçek, yaratılan her zerrededir. O zerreler ki; senden alır, sana verir. onu, beni, seni birbirinde görür. ![]() ‘Kuşların uçuşuna, kulların geçişine selam olsun’ dedik, her zerre ile selamlaştık. ![]() Sevgi; HAKK’ın BİRLİĞİ’ndendir, yaratılmış her zerrenin bilgisindendir. ![]() “...Madem ki RABB’im öyle istiyor, sevmeye her zerreyi, mecburuz.” dedi, MERYEM ![]() her anında gelecek an için kendini hazırla ki; her zerren beslensin, ömrün öyle süslensin. ![]() ‘Kulluğun mutluluğunu, kendinden kendine devrettin mi? Devrettiğin her zerrene, öğrettin mi?’ ![]() “...Ermeyi her kulu diler, ermek için zerrelerini böler, her zerresinde olan bilgi ile kainatı tarar. Ne var ki, her bilgiyi nefsi ile anda örter.” dedi, BEHLÜL’üm ![]() “...kendinde oyun bulduğu her zerreyi birbiri ile kırmadı.” dedi, BEHLÜL’üm kainatın her zerresine varılmadı. HAMZA DOST ![]() Zerremiz ile oluşuruz, orda burda buluşuruz. SARI ANA ![]() “Diktiğim her çiçeği susuz bırakmadım, yaprağına köküne çamur atmadım; bilgim ile övünüp, ipliğimi satmadım; bir demet gülden geçip, binbir çiçeğe el uzatmadım. Her varolan, VAREDEN’in eseridir. Kendimden aldım, kendime saldım. Bir de gördüm ki, zerrelerim cümleye katılmış, ‘ALLAH! ALLAH!’ deyip kainata atılmış. ‘Nerden neyi toplayım, kim ile kimi katlayım?’ ‘Gel ADI’nı diyenlere, gel SÖZÜ’nü bilenlere, gel ÖZÜ’nü görenlere.’ dedim de, her zerremi andına çağırdım.” dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı. ![]() Zerre ile oluşan, bilgi ile çalışan; bölünene değil, renklerde katılana ulaşır. ![]() Her zerren sana komşudur, bedenin ÖZ’üne kapıdır. Bir kapı gözüne, bir kapı sözüne, bir kapı ÖZ’ünedir. DOST olan her zerrende BİR’liği kurarsan, körlüğü kırarsın. Duyduğun gördüğün, ÖZ’üne girdiğin andır, asla hayal değildir. ‘YA ALLAH.’ dediğin her an, zerrende BİR’liği bulursun.” dedi, RABİA selamladı. ![]() Demde güzelin var olduğu, her zerrede yazılıdır, okunmayı beklenir. Var olduğun her zerren, sevgi ile bütündür; ne var ki, bulduğun sevgi, yaratılmışlıkta katındır. ![]() Ne bedenin zerresi yok olur, ne yerini alanın sorgusu kalır.” dedi, HAMZA DOST ![]() Evrende, her zerrenin ayrı yorumu, her bütünün gerçek tutumu vardır. ![]() Her satır, her zerreye verendendir. YUNUS ![]() bul gelen giden her zerrede gerçeği. SARI ANA ![]() “Bunaldığım gün bitti, aldığım verdiğim HAK ADI’na yetti, her alan kendi bilgisini güttü, sahip olduğum gönül HAK ADI’na beni gerçeğe attı. Ne yetmeyen bilgide, ne bitmeyen sevgide; O’ndan başka görmedim, her zerreme sevgimden başka vermedim.” dedi, HAMZA DOST; ham meyve yiyen ile, ‘ALLAH! ALLAH!’ diyenin çevresinde kendinden olan gerçeği gösterdi, MERYEM’in adına selamını bildirdi. ![]() ESİRGEYEN ALLAH’ım bağışladığı her zerrede, KENDİ’nden var ettiği BİLGİSİ’ni DOST KAPISI’nda buldurur. PİR SULTAN ABDAL (her zerre HAKK’ın bilgisi ile mi yüklü?) EYVALLAH. O’ndan her an bir zerrem için niyaza durdum, her birini öbürüne DOST kıldım. Her bir zerremde, yerden göğe iletilen, dünyaya gülecek atomlar yüceldi MUHİDDİN ARABİ sözü MUHİDDİN-İ ARABİ aldı: “Güç olan, her zerrene hükmedebilmendir. Hükmüne aldığın her zerren ile, bilgini öteye daha öteye götürebilirsin...” ![]() “Bir çiçekte bir meyve, bir böcekte bin zerre, şükür dedim RABB’ime binbir kerre.” dedi, KAYGUSUZ ![]() Çevrende dolanan her zerre, senden sana GÜZEL’i tarif eder; bilir isen, aklın seni arif eder. YUNUS Günlere sığmayan sözümüz her zerrede barındı, her zerre ALLAH’ımın EMRİ ile korundu. ![]() Sevdik dedik her zerreyi, gayretten değil hayretten. YUNUS ![]() her zerreden selam aldığımı söylediler. BEHLÜL ![]() Duyandan sesi aldım, doyan ile sofraya geldim, her kulunda gerçek NUR’unu buldum; ‘HAY’ dedim, her zerrem ile darlığı sildim; GÖNÜL ERLERİ’ne her zerremin sırlarını bildirdim. Alan ile dolana. ![]() (ADEM’in anası babası kimdir? Yeryüzüne zerre halinde mi indi doğmadan?) Zerreleri bütünlendi, ADEM tamamlandı. ![]() LOKMAN; her sahifede satırları okudu, her zerrede seyirde olan kesik doğruyu birbirine ekledi, o zaman evrende yazılmış olanı kendi dilinden doğuşa verdi: “Bildiğin kesikte harcanan hücreye değil eklenen hücrelere akım verirsen, bedendeki bakımı yenilersin...” ![]() Görünüşte barışmayan her zerre, bilinç dışı birbirine bağımlıdır, gölgesiz varlığında çözülmeye düğümlüdür. Doyasıya aldığın her sohbette, bütün zerren seferdedir. ![]() “Noktaya eklediğim her nokta, BÜTÜN’den geliştedir. Dağdaki tozu dahi, ‘Gerçeğin bir zerresi’ dersen; BÜTÜN’e olan inancına şahit bulmuş olursun.” dedi, HAMZA DOST ![]() Bir bir çıkarız merdiveni, her adımda güne sayarız; benliğimizi usumuz ile soyarız, her zerreyi sevgi ile sararız. HAMZA DOST ![]() GERÇEĞİ bildiği, doğudan batıya verdiği ile, her zerrede mevcuttur. RESULÜ’nün HAKİKATI budur. (‘Her zerrede mevcut…’ olan, nedir?) NUR’aniyeti… RUH’aniyeti, HAK ile bağı; NUR’aniyeti, kul ile ağıdır. her yaratılanın binbir zerresinden DOST sesi gelir. Çokluğun sözüdür. Ne var ki, binbir ana zerre vardır her kulunda; dağılmadan tutar, sevgiyi birbirine katar. HAMZA DOST “...RUH’un nüfus edebildiği, devamlı irtibatta olduğu zerreler sayısı kadar kuluna kapı açar. BİLGE olan, yaratılmış binbir zerresini noktalamış olanlardır. O zaman, HÜKME adım-adım uyarsın, HÜKMEDEN’i duyarsın, sırtını HÜKMEDEN’e dayarsın; ne düşersin, ne şaşarsın, ne yok yere koşarsın. ‘ALLAH’ım! Binbir zerremize katılalım, bilgimiz ile.’ diyelim, niyaza duralım.” dedi, HAMZA DOST RUH gerçek bilginin sahibidir; bedenin her zerresinde konuk değil; konuk olan bedendir. Fistan gibi giyer. ![]() Her zerre, her anında RABB'ine secde etmiştir. İşte kul bunu biliyor ise kendini bulmuştur. Sen bilsen bilmesen, uysan uymasan; zerrelerin gerçeğin bilincindedir. ![]() DOST olduğun her zerre, sana şahittir bin kere. ![]() Dediler ki, ‘Her zerreye sevgini sürdün mü?’ Zerrelerime sordum, ‘Bilginiz eşit mi?’ Dediler ki, ‘Gerçek içinde çeşit.’ Her birine selam verdim, kum üstüne dize durdum. ‘ALLAH’ım! Beni benden silesin, SEN’den gelen ile bendeki gerçeği buldurasın.’ ‘İşte, niyetin gerçeği budur.’ dediler, her zerremi çeşitten eşite ördüler, anda perdeyi gözüme çektiler. Bir an ömrüme yetti, kul olma bilincini gönlüme kattı.” dedi, PİR SULTAN ABDAL ![]() Hiçbir zerre, gerçeğin çeşidi değildir. ![]() “Nokta ile noktayı bağlayamazsın, değmezse birbirine ‘Neden?’ diye ağlayamazsın. Çünkü, her nokta veya her zerre kendine hürdür kendi bilgisi ile.” BAYRAM, sözün özünü MERKEZ’ime verdi, her zerreyi YEMEN’den sordu. Denildi ki: “Kendine hür olan, kendini bilgi ile HAKK’a bağlayan her zerrenin varlığında gerçek bilim mevcuttur. Onun için, YEMEN’den gelmeyen bilgi; beynin düzenine hükmeden akıldan oluşur, fikir ile buluşursa; kaynakta söyleşir. Ne var ki; düne göre, güne göre oynaşır, peyleyen ile buluşur...” ![]() Nesneyi zerrede var eden, zerre ile HİKMETİ’ni gösteren RABB’im ne YÜCE’sin. MERYEM ![]() hiçbir zerre bir yerde kalmaz, döner-döner, gönüllerde yanar-yanar, bir NUR ki sanılmasın bir an söner. “...DOST oldum diyenlerle zerrelerde buluşur, sevmeyi bilse bilmese DOST ADI’na çalışır.” dedi, MERYEM ile PİR SULTAN “...yaratılmış her zerreyi, yaratılan adına görsem…” dedi, KAYGUSUZ ![]() OMAR der ki; “Başımdan eksilen her telden sorumlu isem, tenimde akan ter ile bağımlı isem; kendimden mesulüm, RABB’ime her zerremin hesabını vermeye mecburum, mecbursun, mecburuz. Koruduğum kendi zerrem kadar, seni de korumakla mükellefim. ‘Adaletine sığındım ALLAH’ım, her zerrem ile koru beni. Korumaya muktedir olmamı dilerim’ ” ![]() nefsimi NEFESİN ile binbir zerreye böldüm. (Buradaki NEFES’ten murad ne?) Sana ÜFLEDİĞİ! VEYSEL ![]() “...Sevdiğiniz her zerrede, gelmiş geçmiş seni bulur; niyazında gelişen, doğruya selam verir.” dedi, KAYGUSUZ ![]() Binbir zerrem içine gerçeğini saklarsın, Bir bir açayım, güzelden güzeli seçeyim diye. ![]() beslediğim her zerrem ile, taşkınlığa yer vermem. HACI BAYRAM ![]() RUH, zerreleri bekler. (Zerreden ne anlamamız gerekiyor?) Döne-döne geldiler, bir MEYDAN’da buldular, niyaz ile sundular ![]() Her zerrede O vardır; bilmezsem YUNUS olur mu adım, bilmezsem yazda kışta kalır mı andım? YUNUS ![]() DOST olalım, DOST kalalım, DOST’u gönülde bulalım, KATI’na öyle talib olalım. Bir damlası bir ümmete çok gelir, -(Şah damarı ile ne ilgisi var?)- her zerrede alan kulu çok görür. Bu gün, her zerremde göz vardır, söz vardır. Doymayı diliyorsak, bu günde uymaya dönelim. Çünkü; MEVLANA’yım; açık. Her zerre birbiri ile DOST olmuştur, -(KADİR GECESİ’nin özelliği mi?) EYVALLAH.- her zerre birbirine DOST selamı vermiş, kim olursa olsun her yaratılmışın zerresi, hücresinden çıkmıştır. (KEVSER’in bu gece dağıtıldığı gece mi oluyor?) EYVALLAH. (Sadece bu gece mi dağılıyor?) Her an verilir; ne var ki, zerrelerini DOST kılan, hücrelerini her daim zerrelerine açık tutabilen. KADİR’de, bütün hücreler açıktır. (Uyanmamış zerreler de mi bu gece uyanıyor?) EYVALLAH. MUSA’ya sordum: “Bedende mi RUH’ta mı?” Dedi ki: “Bilgi, her zerrede. (Zerre nerde?) Zerre, beden ile RUH’u birler.” RESULÜ’nün Yolu’na, cümlemiz girdik koluna. Sorduk; ‘Müslüm olan ile misin, müslümü bilen ile mi?’ “Meyus olma ya ALİ.” dedi. “Gelmiş geçmiş gelecek, cümlesi ümmetimdir; gönlümde olan sevgim, Güneş misali ziynetimdir. Nasıl Güneş, her yaratılmış ile oluşur buluşur; YA ALİ, O GÜN’de oluşacak her zerre ile buluşacağız." ‘ALLAH! ALLAH!’ dedim de, her zerremi kainata saldım, cümleniz ile bu güne geldim. ALLAH’ım her birinizden RAZI olsun, boyundaki damardan aldığınız damla, her zerrenize yayılsın. ALİ ![]() (Ölümden sonra, zerreler RUH ile ne zaman birleşir?) ERMİŞLER’de hemen; diğer kullar için zaman içinde. (İnkarda olan biri için, durum nasıl?) En geç altmış dört yılda RUH’la birleşirler. (Bu altmış dört yıl, onlar için uzun bir zamandır elbet?) Evet. (Bu altmış dört sayısının bir manası var mı?) Evet. HAZRETİ MUHAMMED’in yaşam süresi; ana rahminde ve dünyada. (RUH ve zerreler birleşince, ne oluyor?) NUR KABE’si. NUR sofrası. (Biraz daha açar mısınız? KABE nedir, sofra nedir?) KABE; ZATI, SOFRA; SIFATLARI. Kristal avize düşün; Ortasındaki ışık; NUR, çevresine yedi rengi verir. RUH ve zerre, ALLAH’ın SIFATLARI’nı alıyor. (Yedi renk, ne manayı alıyor?) Yedi kademe ve onsekizbin alem. Bu kademe ve alemlerde idrak, tekamülüne devam ederler. ![]() Konuk gelen her kula gönülden söyleyelim, doğruda olan her halini peyleyelim. ZATI ile, gerçeğin SIFATLARI’nda gördüğümüz erdiğimiz, her dileyene verdiğimiz, bir zerreden binbir zerreye böldüğümüz bilgiyi; alanlara, bilenlere, sevenlere selam olsun, kumda attığı her adımın sesini duysun. ![]() “...YUNUS yerini bilse her zerresi abdestedir. (GARİP ekler; ‘Zerreler bilinçli olarak daim abdeste…’) Bedendeki abdest; su ile başlar, su ile biter. Zerrendeki abdest; HAY ile başlar, HAY ile devam eder gider, sonsuza varlığını güder.” dedi, YUNUS’um ![]() “Her taşı ele aldım, aldım da şaştım kaldım; birbirine vurursam kırılır, kuma atarsam gömülür. YUNUS ile MEVLANA, HAK sohbetine sarılır; her gelen ‘ALLAH!..’ der, gönülden katılır. Bilenin, bilmediği hali taştandır! Her zerresini birbirinden ayırırsan, malzemesinin BİR olduğunu görürsün. Kement attığın olayda, ‘Arayım?..’ diye çıktığın dolayda; her bir zerrenin senden sana geldiğini bilseydin, baştan sonu görseydin, kan ile taşın ayrısı olmadığına şahit olurdun. (Yani hepsi hidrojen atomu değil mi EFENDİM?) EYVALLAH!" dedi, PİR SULTAN ABDAL ![]() Aklının küllü; ‘Var ettiğini, varlığını sevgin ile yarattığını biliyorum. Biliyorum ki her zerremin hükmü SEN’dedir, her anım güzelden güzeledir.’ dediğindir. ![]() ADEM ile gelişen, RESULÜ ile buluşan her zerre kayıtsız-şartsız birbirine bağlıdır; konuk değil hiç biri, mesafesi gönüldedir; manayı buldu isen, maddeyi çözümdedir. HAMZA DOST ![]() Dağlar eğildi durdu, dostlar sofraya geldi, her gönülde BİRLİK’i kurdu. Duyan-gelene, uyan-bilene selam olsun, yaratılan her zerre birbirinde uyumu görsün. YUNUS’um sözü aldı: “Her zerrem semaya gelmiş, semada olan cümlesine katılmış; her bir nefes aynı anda, aynı zanda BİR’lenmiş. (Kadir gecesinde olay bu mudur?) EYVALLAH. Bağlayan değil çözenden olunuz ki, her zerrenizde O’nun NEFESİ’ni biliniz. dediler, HASAN ile HÜSEYİN 'DOST kıldığın her zerren; seni zandan ayırır, seni sonda kayırır' dediler. ALİ ![]() RABİA sözü aldı: "Açan çiçek güzeli verir, seven her kulu gülleri bulur, aldığı her nefeste RABB'i ile kalır. O'nun ile O'nu bulacağız, O'nun ile O'na varacağız, O'ndangelene ‘RABB'im şükür.’ diyeceğiz; her nefeste, her heveste, O'ndan geleni her zerremize ileteceğiz; BİRLİK’e talib olduk, gürlüğüne katılacağız; yumuşak huyumuz ile, deryaya adım-adım yaklaşacağız. ![]() Döktüğümüz suları, elbirliği ile toplayalım, ‘YAZAN, bozar.’ demeden, tezgahı sermeyelim, ne derlerse desinler hatalı görmeyelim. Her zerrem, gün gelir beni sorgular; BİR’lemediklerim ile yargılar, o gün geldikte NURU ile sargılar. (Ruhun ve bedenin zerreleri ayrı-ayrı mı?) Ruhla bedenin zerreleri birbirini tamamlıyor. Ayrı, ayrı değil. Ruh gerçeği idrak etmeye çalışıyor, fakat bütünlenmezse bedenle, orda cehennemi yaşıyor. Sorgun kendi zerrelerinden oluyor, ‘Sen bunu niye tamamlamadın?’ diye. SORGU MELEKLERİ, zerrelerindir. (Göçenlere okunan YASİN’in fonksiyonu nedir, nasıl bir olayı tamamlıyor?) Zerrelerin BİR’leşmeyenini bedenden sıyırıyor. |