Öz
7
Dünya su, kainat ÖZ’dür.

14
Aldım elime, verdim diline,
sundum sözümü, yuğdum ÖZ’ünü.

28
ÖZ’ün, sözün, olumun
ALLAH’ımın EMRİ’nde,
iraden senin elinde.

25
ÖZ’ünü yıka ki,
güzelliği göresin, göresin de uyasın.

11
deryaya ÖZ’le varın, dünya yükü almayın ki;
ağır gelmesin, dibe çekmesin.
ALİ

8
Kula verilen sözdür, huzura varan ÖZ’dür.

12
Güzellik yerde-gökte, yaratılmış her şeyde.
ÖZ’ün vergisi, kulun görgüsüne eşittir.

22
Şekle değil, ÖZ’üne değer verin.
Şekil, kulun benzetmek istediğidir.
ÖZ, YM olumun verdiğidir.
Şekli dileğince çevirebilirsin,
ÖZ’ü olduğu gibi görürsün.

21
Sözü kırıcı vermeyin, ÖZ’ü söz ile harcamayın.
Kırıcı söz, hem seni, hem kırılanı üzer.

11-1
Yerinin değeri değil, ÖZ’ün değeridir vardıran.

31
Gönül nedir? ÖZ.
Yemeden yunma, içmeden sunma,
doymadan kanma, sormadan dönme.
Bunlara uydun mu;
ÖZ’ünü bulursun, adın gibi kendini bilirsin.

4-1
MEVLÂNA’yım! Sözüm ÖZ’üme denktir.

6
Asmayı budamazsan, verimini alamazsın.
Kol bacak, dünya malıdır.
Sen ÖZ’ünü buda.

8
Göçün en güzelini gördüm,
göçte her kulda huzur buldum.
Göç korkusu duyanlara,
‘Yolum uzasın’ diyenlere sözüm.
Elbet dünyada oldu ÖZ’üm.
ÖZ’ü olduran nedir?
Görmeyen göz, denmeyen söz.
Madem bildim,
hatayı görmemekte olduğunu ÖZ’ün.
‘Niye baktın kuluna, niye yaktın oduna’ deyiniz,
kendinizi ahirete hazırlayınız.

8
Ayağında pabucu yok ise, senden mi?
Giydi ise, gene senden mi?
Sadece, heybende olan hal;
yolundandır,
ALLAH’ımın kuluna LÜTFU’ndandır.
Sana KAPISI’nı açmış,
“BU GÖNÜLDEN GEÇ.” demiş.
Sevincin sonsuz olsun;
gönlün teferruata değil, ÖZ’e dönsün.

20
Temsilci olmak, ALLAH’ımın LÜTFU’na ermektir. MUHAMMED ALEYHİSSELAM HAZRETLERİ,
ÖZ olarak yaratıldı, temsilci değil.

29
sana verilen ÖZ’üdür.
ÖZ’de güzellik değil, olgunluk vardır.
Sen ona emeğini kat, olgunu güzellikte cem et.
ALİ

1 aralık
“...O’nu bana bildiren, mademki yerdir;
RAHMETİ de, yerden gelir.
ÖZ olduğumda ancak O’na vardım,
gönlümü RAHMETİ ile kardım.
Elde yaprak, dilde toprak yürüdüm;
ÖZ’de, NURUNU buldum.”
dedi, YUNUS’um

17
Bulutta aradım, yelden sordum;
kumu taradım, suda buldum.
Gemiyi belledim, mümin kulu gözledim,
‘ALLAH’ım!’ dedim özledim.
Özleyişte ÖZÜ’nü buldum.

2 mayıs
Sunulan her sohbette, HAKK’ın ADI var;
sunulan her meyvede, AŞK’ın tadı var;
KURAN-I KERİM’de HAKK’ın ÖZÜ var.
YUNUS

17
Gönül açılmaz kul gözüne,
mikrop saçılmaz kul ÖZ’üne.
Gözden silinen, ÖZ’den bulunur;
orda kulun, AŞK’ı okunur.

12
GÜL’ün Sözü’nde, VEREN’in ÖZÜ vardır.
Söz kainatta vardır, ÖZ dardır.
Kainatın büyüklüğü dahi, ÖZ’e dar gelir.

19
Minareden gelen seste, O’nu bilirsen;
sesi değil, sözü alırsın.
Çünkü sözde ÖZ’ü bulursun.
ÖZ’ü buldukta, O’nun ile BİR olursun.
BİRLİK’te sen varsın, BİRLİK’te ben varım.
Öyle ise BİRLİK’te sadece biz varız.
Biz oldukta, her hali kutlarız.
Niye?
Kendimizi bulduk diye.

25
Veren ZATI’ndan, olan özündendir.

8
Gözden anlarsan, yumuşak olanı bilirsin;
çünkü gözden, O’nun ADI’nı alabilirsin,
gözden-göze O’nu okuyabilirsin.
Müymin olanın söyleyeceği gözündedir,
çünkü vereceği ÖZ’ündedir.
Göze, ÖZ ile girilir.
ÖZ’de her kul BİR olur.

7
Değişmeyen ÖZ yerini gösterir,
özleneni buldurur.

16
‘Nerden geldim, nereye gideceğim?’ dersen,
kendine mesnet bulmuş olursun.
Bedeni dünyaya bağlarsın,
RUH’unu bedende görürsün.
‘Gelişe uydum, gidişe aydım.’ dersen,
gönlünü kainata açarsın.
‘Sözün özü bu mudur?’ dersen,
söz yetmez, ÖZ bitmez.
Olmak, olmamanın özüdür.
Olmamak, dünyanın sözüdür.
Sözü sildin mi, ÖZ’ü bulursun.
Sözün bittiği yerde, ÖZ başlar.
MİRAC’ın odur.
‘MİRAÇ nedir?’ diyene de ki;
‘Sözü sil, ÖZ’ü bul!’

3 ocak
Yolumuzun oluşu değil, arayanın buluşudur.
‘Bulan ile bulmayan bir mi?’ derseniz;
yol bir değil, vardığı yer birdir.
Kulunun sözünden değil ÖZ’ünden alırız.
Ne derse desin, isterse inkar etsin,
yolunun sonu O’nadır.
İnkar ettiği bedendir, ÖZ değil.
ÖZ’ün inkarı asla olamaz.

24
Her olay olumludur, netice dolumludur.
Beden yok olsa bile, ÖZ’ümüz kalımlıdır.
Ben var isem sendendir,
senin görünmeyen ÖZ’ündendir,
bilinen sözündendir.

20 kasım
Gerçek, tümde bulunur.
ÖZ, kendini gözde verir, sözde yayar,
sevgi ile yayılır.

5 aralık
Söz-ÖZ bir oldukta selamet bulunur.
Buluş değil, oluştur.

12 mart
İsim silinir, cisim gömülür,
AŞK'ım sadece ÖZ'de kalır.

7
Aslımız BİR'den, ÖZ'ümüz VAROLANDAN.

16
İlim kula buldurur,
kulu oldurur, doğuşa götürür.
Doğuş; kendini, ÖZ varlığını buluştur.
ÖZ dendikte söze yer yok.
Dünya sözdedir, dünya gözdedir,
dünya bizde değil sizdedir.
Biz ÖZ’de, siz sözde.
Ne var ki söz ÖZ’e getirir.

asıl olan, her kulun kendi ÖZ’ünü bilmesidir.
Öyle oldukta, hal le hallenir.

11
Günün özü kulun sözüne uysun,
her kulu O’nu ÖZ’ünde duysun.
Duysun bilsin ki, O sende, O bende;
duysun görsün ki, O, O’nu her bilende.
Bilende de, bölende de,
gölgeye sığınıp uyuyanda da.

21
Donuk su, şekilde ayrı özde birdir.

15
Gemiye gelenlerle, sözümüz bilenlerle,
ÖZ'ümüz alanlarla; hep biriz.

30
Doğuş, aydığın gündür!
'Aymak, nedir?' dersen,
kendine döndüğün gündür!
Daha önce verdik, kendine dönüş, ÖZ'e giriştir!
ÖZ'ün, yeniyi biliş, olana uyuşta,
ayna misali verir.
Gerçek, bölünen değil bulunandır!
Bulunan nedir?
ÖZ'e dönüş, AŞK'a düşüştür!

7
YAR gönülde oldukta,
seven yolu buldukta birlik yerini bulur.
Her bulan bulmayanı arar.
Arayan, aramayan
sözünü HAKK'a bağlamayan, yine de bulur.
Gün gelir ÖZ'e döner.
ÖZ söz ile bir oldukta verenden olur.
Yanılma yok.
Söz ile uymayanın ÖZ'ünde hata aramayalım.
Hata görgüde kalır.
YUNUS

13
Gözden aldığınızı ÖZ'den veriniz.

17
Güzellik ÖZ'ündedir, sardığı sözündedir.
YUNUS

9
Kulun kula vereceği sözüdür.
Ne var ki, sözü ile vereceği ÖZ'üdür.

23
'Göz ile almayı, ÖZ ile bilmeyi denedik,
olayda duyanı sınadık.' diyene de ki:
ÖZ'de olanın gözden verdiği bilinir.

Seyrine katıldığın her olayda
güzellik belleğin olsun.
ÖZ'üne kaydet demektir.

17-2
Geçerli olan, söz ile ÖZ'ün birliği.

9-2
 'ALLAH'ım yarattı' dedik,
ÖZ'e ÖZ ile baktık.
MERYEM

19
Ses ile ÖZ, kayıttadır; hal ile ÖZ, şahitte. 

Çağırana söz gerek,
anlayana ÖZ gerek,
elbet verdiği yürek.
PİR SULTAN ABDAL

22
Yedek olandan değil, aslını bulandan olasınız.
Yapacağın ile değil, yaptığın ile öğünesiniz.
Öğünmekten maksat:
kendine mal ettiğin ile sevinesiniz.
Dediğimiz, ÖZ'ün aslıdır.
ÖZ'ünü bulmayanın, bilgisi paslıdır

13
Gözümüz sözümüz, ÖZ'ümüz ile açılır,
her olaya öylece geçilir.

23
Çiçeğin özü sanılır tozu.
Çiçeğin yozu getirir yazı.
Yoz dediğin etkisizdir.
ÖZ dediğin katkısızdır.

6 nisan
Dünyaya söz eden, demde oluşana uysa,
sevgiyi çiçek misali yaysa;
dönen AŞIK misali, ÖZ'ünü görürdü,
ÖZ'ünde erirdi.

ÖZ'ünü bildiğin an, hayreti sildiğin andır.

12
Her söze ÖZ gerek.
Neyi alırsan al, olduğun gibi kal.
YUNUS

9
Ömür gerçek sözündür,
amir bulacağın ÖZ'ündür.
YUNUS

27
Gerçek güne dönersen,
gerçek yönde yanarsan;
'Ben bendeyim yönden aldım,
ben O'ndayım ÖZ'den buldum.' dersin,
gönlünce yerini bildiğin halde dönersin.

11
ÖZ yerini bilir, 'Uz.' diyene  katılır.
YUNUS

varlık, ÖZ'dedir

22
Sevgi ÖZÜ bildirir, ÖZ’de söze verdirir.
YUNUS

19
Gözün gördüğü kadar genişler,
ÖZ’ün sevdiği kadar genişler.
YUNUS

28
Yapımız ÖZ’dür bizim,
kapımız hazdır bizim,
sözümüz kozdur bizim.

MEVLANA’yım ÖZ’ünde,
BİR’Liği buldum sözünde,
değişmeyen yazımda.

6 eylül
Her kulun sözü, ÖZ'ünden çekirdektir;
muhakkak diktiğini bulur,
meyvesini günü geldiğinde alır.

7
ÖZ'ün, sözün, gözün BİR olsun

29-2
ÖZ O'ndandır;
kul bilecek, ALLAH'ım bildirecek!
ALİ

29-4
"...Her kulu kendi ÖZ'üne;
bildiği gibi, aldığı kadar sahip kalacaktır."
dedi YUNUS'um

12
‘ÖZ’üm SANA açıktır,
bana da açılsın ALLAH’ım’ diyelim,
kendimizde olan cevheri bulalım,
bulmaktan maksat,
gönlümüze dönüşü bilelim.
Hani gittin aradın, çiçekleri taradın,
böcekleri kovaladın ya.
Gördün bildin, öyle ise dön kendine!
Kendinde olan O’ndan sana gelendir,
O’ndan sende kalandır, O’ndan senin olandır!
Sen O’na döneceksin,
istesen istemesen döndürüleceksin!
‘CAN SENİN ile.’ dediğin, gerçeğin örtüsüdür.
‘İle’yi kaldır, gerçeği gör!
O zaman kaygu duyduğun CAN’ın
senin değil O’nun olduğunu göreceksin.

18
ÖZ denilen gerçeğe dönülendir.
Kul kendi ÖZ’ünü değil, kendinde olan ÖZ’ü bulur.
(Kendi ÖZ’ü nedir?)
Kendi ÖZ’ü CAN’dır,
kendindeki ÖZ RUH.
Yapısı CAN ile yoğurulur, RUH ile diridir.

2 nisan-1
Azdan gerçeği, çoktan her yaratılanı bilirsin.
Öyle oldukta dosdoğru andığın,
gerçekte kaldığın görülür.
O an, sende oluşan senin ile buluşan kabının,
yapında oluşturduğu hakikat çemberini aşmış,
kendinde bulduğun hale şaşmış olduğun görülür.

21
Katıldığım her sofrada
O’nun ADINA gelenleri gördüm.
Her kulunun görevi sofraya oturmakla beraber,
her sofrada RESULÜ’nün
edep ve erkanını görmek,
uygulamak, sürdürmekle yükümlü kalır.
Emek verilen her hizmet,
eldeki eşyaya değer kazandırır.
Her sofra, kulunun ÖZ’ünü ÖZ’üne tanıtır.
ÖZ’ün ÖZ’e nasıl tanınacağı soruldu.
Her yaratılan, kendinde olan ÖZ’ü bulur
ve kendini bulduğu halde,
sende bende olan ÖZ’ü bilir.
Kendini bilmeyen beni seni de bilmez.

Ayağına değil, ÖZ’üne söz geçir.

30-1
YARATAN’ı verdikleri ile bil!
Sergide olanı gör,
ÖZ’üne ‘Nerdeyim?’ diye sor;
öylece, düşüncende kendi cennetini kur.
YARATAN senden seni alır,
sana KENDİNİ bildirir.

YUNUS’um sözü ÖZ’e bağladı:
“Göz YAZANI, ÖZ YARATANI bilir.
YAZAN da YARATAN da elbet BİR’dir.
Ne var ki; göz sergiye bakar,
ÖZ’e bakanın  gözü sergiden kalkar.
Çünkü göz, sadece çizileni görür;
ÖZ ile kul, kendini binada bulur.”

7
ÖZ’ümüz O’ndandır asla eksilmeyen,
sözümüz O’ndandır
kıyamete kadar tükenmeyen.
PİR SULTAN ABDAL  YUNUS

 ÖZ ile söz BİR’dir, ne pazarı ne pazarlığı vardır.

14
O’ndan gelen her söz ÖZ’edir.

21
Ben ile sen değil ÖZ ile buluşalım,
HAK ADI’na konuşalım;
 ‘ALLAH!’ dediğimiz her an,
tek noktada BİR’leşelim!

28-1
hiç bir kulu ÖZ’ünü kapalı tutmasın,
aldığını toprağa gömmesin.
YESEVİ

12 ağustos
Soluk aldığın kadar, vereceğini bil.
ÖZ’ün aldığı kadar, göreceğini bil.
Huzur yettiği kadar varacağını bil.

19
Her söz kulun ÖZ’ünü bildirir.
Kimine kainatı buldurur,
kimine dostunu böldürür,
kiminde birliği öldürür.

28-2
Kul, gizli kalan ÖZ’ünü bulmak için
her halini eğitirse, nefsini öğütürse,
öylece ÖZ’ünü bulur.
HAMZA DOST

“...Yanan ocak odun ister,
yuva büyük kadın ister.
Kulu kul ile besler, bahçeyi çiçek süsler.
Bilmeyi dilemek, kulun gerçeğini tanımasıdır.
‘Gerçek nedir?’ dersen,
‘OL!’ denileni ÖZ’ünde bulmak.”
dedi, KAYGUSUZ ile HACI BAYRAM

18
Aldık verdik sözümüz, dedik ‘Nerde ÖZ’ünüz?

14
“...'ALLAH’ım!' diyen,
kendinden kendine ÖZ olanı görür.”
dedi, KAYGUSUZ

20
“Geldik BİR’den sözümüze;
dedik ‘Nerden, gözümüze?’,
taş gelmedi dizimize;
‘YA ALLAH!’ dedi isek,
gayrettir ÖZ’ümüze.”
dedi, YUNUS’um

ÖZ’ünün sesini usun yayınlar.

1 mart
ÖZ’ünden geleni sözünde bulasın
RABİA

Her kulun ÖZ’ünde,
VAREDEN’in SÖZÜ’nde bulursun,
kendinden kendine öylece varırsın.
‘Kendinden kendine varmak,
zorlu mudur?’ derlerse:
bilene EYVALLAH,
bilmeyene HAY ALLAH.
Her sözün bağladığı her ÖZ’ün beklediği,
ÖZ’üne varmaktır.
KAYGUSUZ

17
ÖZ’den ÖZ’e katılırız,
taşı toprağı eler sahile atılırız.
Beklediğimiz nedir, kimdir, kimdendir?
Beklediğimiz huzur,
YÜCE’nin EMRİ RESULÜ’ndendir.
Her kulu kendinde olan ÖZ’e dönsün,
ÖZ’de kelebek misali çiçeğe konsun.
Desin ki: ‘Bende O var, ben O’nun ileyim,
O’ndan gelen her zerrede bütünleşmeye talibim. Bütünleştiğim an, kullukta galibim.’
Gerçek aranır gözde sözde.
Nerde bulunur?
İçimizdeki ÖZ’de!”
dedi, HAMZA DOST

18
ÖZ’ünü bulman için,
kulluk hizmetini bitirmen gerekir.

1 mayıs
Ne orda ne burda kaldım,
ne ceset ile ruhu birbirine kardım.
Biri söz, biri ÖZ, her adım göz;
RUH, ÖZ; beden, söz.

17
“Kafes SENİN, nefes SENİN, heves benim mi?
Gönül SENİN, güzel SENİN, çirkin benim mi?
Ne yarattı isen SEN’den,
sadece ÖZ’ümde olan bilgi benden.
Doğuş odur; ÖZ’ümde olan bilgiyi bulmak.
Bulduğum an SEN’den geleni, SEN’de kalanı;
ÖZ ile gözde düğümleneni bilmek bana aittir.”
dedi, PİR SULTAN ABDAL

21-1
DOST kendini kendine benzetir,
kendinde olan ÖZ ile bezetir!
YUNUS

21-2
Gönlünde ÖZ’ü vardır, dilinde sözü
HACI BAYRAM

28
Her olayın arkasındaki düzen, kulunun hayrınadır;
davar yolu bilirse, çobanın kolayınadır;
ÖZ’de oluştu isek, gönlünüzün dolayınadır.
SARI ANA

Sözümüz; alanın sahip olanın!
Destek olduk sözüne, gönül verdik ÖZ’üne,
kaygu takma sazına, duman katma gözüne.
VEYSEL

30-1
Kendi kendime buldum, kendi ÖZ’ümle oldum

ağustos
“Söze ÖZ’ümüz ile katılalım,
gönülde asla duman bırakmayalım.
Aldığımız her söze kuruntu katmayalım.”
dedi, YUNUS’um

“...Tatlı yersen ağzın tatlı kalır.
Tatlı dersen, ÖZ’ün tatlı olur.
ÖZ’de sözde, O vardır;
sözde yaban olmasın.
Sana yaban gelse de,
sende tadını bulsun.”
dedi, YUNUS’um

14
gerçektedir asıl ÖZ’üm!

15
Dağlar taşlar söz bekler,
uçan kuşlar göz bekler,
gidilecek güz bekler.
Dostlar çağırır, DOST KAPISI açılır,
sofralar açılır, yolumuz açılır,
gideceğiz ÖZ bekler.

7
“...Aldık mı HAK SÖZÜ’nü,
bildik mi kendimizde olan ÖZ’ünü;
işte çaldık sazını,
dedik ‘Sildik yozunu, sevgimizde kozunu’
Bildiğimiz, olduğumuzdur;
olduğumuz, bulduğumuzdur;
oyun değil gelişimiz, HAK ADI’na verdiğimizdir.”
dedi, EYYÜB’üm

16
Alalım verelim, görelim bilelim,
öylece sevelim-sevelim.
DOST KAPISI’na geldik, BİR’likte olalım.
Hatalar nerde kaldı ise, oraya nokta koyalım.
Diyelim ki: ‘ÖZ’de değil sözdedir

3
‘HAY’ dedik girdik söze, yapıda durduk uyduk ÖZ’e.
MERYEM

16
Dersek, ‘ÖZ mü geçerlidir?’;
derlerse, ‘Söz geçerlidir!’
diyeceğiz ki:
‘ÖZ’ümüz ile aldık, sözümüzde kaldık.

27
Hakikat; her kulun ÖZ’ündedir.
RESULÜ’nün sözündedir.
MERYEM

3
Gerçeğin kendisidir ÖZ’ümüz.

Demde ‘bilgimiz dardır’ diyenin,
kendi gerçeğine dönmesi gerekir.
Çünkü her kulun ÖZ’ünde,
yaratılmışlığın gerçeği mevcuttur.
Öyle ise, bilgisi de vardır.

9
“Yollar açıktır bize.
Söz ile alacağız, ÖZ ile bileceğiz,
her güzeli göreceğiz.”
dedi, YUNUS’um

12
 ÖZ’ümüzde, bağlayan güzellik vardır
YUNUS

22
Men dil; ÖZ’üne değil sözüne girer,
gönülde gerçeği kurar.

6
Bir-bir anlattık sözü,
gerçekte bulduk ÖZ’ü,
kainatta gezdirdik gözü.
BEHLÜL

14
“Bağlamadım nefsimi, beklemedim kafesimi.
Gönlümü egemen kıldım,
kendi kendime kendi bilgimde kaldım.
Ne aradım, ne buldum.
Bağlamadım dediğim,
nefsimi avucumda sakladım,
her an onu yokladım.
Almayı dileyen ile, bilmeyi deneyene
üç öğüt söyledim:
1- Nefsinin avucuna girme, sen avucunda sakla.
2- Benliğini kimseye emanet etme,
kapısında bekle.
3- ÖZ’ün sözünün gerçeğine uysun,
sözün gerçek ÖZ’ünü versin.”
dedi, RABİA

10
“...Sevgiye talib olsam, nefsime galib gelsem,
seyrini seherde seferde bulurdu;
gerçeği, gayrıda arar, ÖZ’ümde bilirdim.”
dedi, YUNUS’um

“...‘Yolumda gerçeği bulayım,
RESULÜ’ne uyayım,
SEN’den gelen her sesi duyayım.’
Böyle demek için;
asla kendi ÖZ’ünden feragat etme,
sözünü başkasının mantığı ile tartma,
ne olursa olsun inandığın gerçeği örtme.
O zaman en kısa yol sana açılır,
ayağına taş gelmeden geçilir.”
dedi, MERYEM

12
Gerçek ÖZ’ündedir,
kaygu sözünde, şüphe dizinde.

29
zamanı ÖZ’de sildik.
BİR geldik, BİR kaldık, BİR’e talib olduk.

15 temmuz
Doğru eğri sözdedir, bilinen konu güzdedir,
her varolan ÖZ’dedir.
HAMZA DOST

26
Kuşlara sözü verdik, dediler ‘Döne-döne…’
Kullara ÖZ’ü verdik, dediler ‘Yana-yana…’
Sulara sözü verdik, dediler ‘İçiniz kana-kana…’

18
Bağımsız olan ÖZ’üm, HAKK’a bağlıdır sözüm
HAMZA DOST

27
Yaratılmış olan bizler,
YARATAN ile BİR’liğe eren ÖZLER adına
cümlenize selam olsun.

23
“...‘YA ALLAH.’ dedik de sözünü aldık,
her sohbette yoruma daldık.
Dedik ki, ‘Ufuktan öteye geçelim,
kendi kendimizden kaçalım.’
O ÖZ var ya sende bende olan,
nereye kaçsan seni anında bulan…
‘Dön VEYSEL kendine bak.’ dedim,
‘Kendinde olana güzeli kat.
Kat da, aradığın gerçeği kendin kadar yorasın,
ÖZ’ün bittiği yerde durasın.’ ”
dedi, VEYSEL’im

31
HAMZA DOST sözü aldı:
“Söz yolun sözüdür, cümleye ulaşır;
sevgi özün malıdır, cümleye bulaşır...”

14
“Caymadık sözümüzden,
kaçmadık ÖZ’ümüzden,
bulduğumuz gözümüzden.
Niyazda duyduk, namazda uyduk,
 sevgide doyduk;
doğuştan aldığımıza,
muhabbet dedik güldük.”
dedi, HACI BAYRAM

21
MUHİDDİN-İ ARABİ;
sözün ÖZ ile bağlaşmadığı bilgiden
ALLAH’ıma sığınmanızı diledi, selamladı.

2 eylül
Kapı kulu olmayalım,
onda-bunda bilmeyelim!
Gerçek bizim ÖZ'ümüzde,
hakikat sözümüzde,
bilinç gönlümüzde.