Yol
11
Anmak, ALLAH'ı çağırmak,
kitap okumaya benzemez;
güzel yol bulan yanılmaz.
Münasip niyet, münasip yol bulur.

17
ALLAH’ımın yarattığı, dünyada yaşattığı,
yüzden yüze baktığı,
her kuluna NURU’ndan kattığı görülür;
İNCE HESABI’na akıl takılır, AŞK öyle başlar.
Başlar, kulu haşlar.
Haşlanan kul yanmaz, dünya malına dönmez,
duman gönlüne koymaz.
Ne YÜCE’dir ALLAH'ım, yol incedir ALLAH'ım.
Kuvvetin verilir, ince yoldan geçilir.

12
DEDE fal bilmez.
Olanı, gönül açanı görürüz,
ona yol gösteririz;
yolu dileyeni biliriz, dileyene veririz.

14
YUVA’ya gelirim.
Yol YUVA’dan, YARDIM ALLAH’tan.
Yürüsem yürütsem ALLAH’tan,
gidiş gelişim ALLAH’tan.

15
Olay kul içindir, gelişim yol içindir.

19
Aslında gönül yolu veririz,
dünya sözünü darlıkta bildiririz.

2
“SEYREYLE KULUM, YOL EYLE KULUM.”
der ALLAH’ım;
“YOLUNU YOLUMA UYDUR,
KÖKÜNÜ GÜLÜM’E UYDUR.
SANA DA YER AÇAYIM,
HAS BAHÇEME ALAYIM.”

13-2
Güne geldik söz ile, yolu verdik ÖZ ile;
imtihanı biz verdik, göçte gönüldeki iman ile.
Ağızdaki yolumuzu bize veren,
bize VELİ mührünü atan
ALLAH’ımın ADI ile size geldik yol vermeye,
yolunuzu aydınlatmaya, aydınlık gün dilemeye.

18
Saraya yol dileyen
saray adabına uymaya çalışır,
ALLAH’a yol dileyen O'nun YOLU’nu öğrenir.
Yolsuz yola çıkılmaz, yolda dara gelinmez,
 yolu bilmeyen sonuna varamaz.

22
Dünün kulu, güya yolu ALLAH YOLU.
 Yol, dünde günde değil gönlünde

Yolu eğri olana, kul esir olmaz,
ALLAH’ım İZİN vermez.
Yeter ki senin de yolun doğru olsun.
OMAR

17-2
Gümüş yolun geçişi kolay,
altın yolun varışı gönüle bağlı.
Duanızı yolunuza ediniz, kabulünü görünüz.

29
Yol için bilgi çok önemlidir.

9
ALLAH’ımın YOLU, kulunun gönlündedir.

18
Yol mu kulu eğitir, kul mu yolu eğitir?
Deyin.
Yolun kula verdiği, membaına götürdüğüdür.
Kulun yola verecek, yalnız gönülcüğü vardır.
Olmuşsa gönül bağın, dumanı verse dağın;
yolunun gidişi, seni ayıltır.
Ben bana münasip yoldan geldim söz ile,
‘Gelsen.’ dedim biz ile, verdim elim saz ile.
Manasını bilin; sazın yolu, sözün sonu

YUNUS’um, geldim, yumuşak gönüllerde,
ALLAH’ımın YOLU’na edilen duaları duydum.
 ‘Ne mutlu.’dedim

6
Geldik YUVA’ya, girdik havaya,
olmuşu dedik, olacağı düşündük,
 münasip karara vardık,
el açtık, ALLAH’a yalvardık.
Arayalım bulalım, ALLAH’ıma varalım.
Kararımız bu idi.
Sevgi yoluna girdik

8-1
Yumuşak dünya bulmuş,
kendini sundurmaya atmış; ona ne dersin?
Tertemiz dünya dururken, kendini yalağa atana;
 ALLAH’ım da kul da, ‘Yolsuz.’ der.
 Güzel dünyada, kendini görmüşse külhanda;
derya, yalak misali.
Kulun gönül ölçüsüdür,
ALLAH’ın VERDİĞİ’ni inkardır.
Temiz yol aramalı, güzelliğe bakmalı,
niyazını gönülle yapmalı

Kul yolu nedir, yolun sonu neresidir?
Kul, ‘Yolumun sonu ALLAH’ımdır.’
derse, deryayı bulur.
Yolunu düşünmezse, niyetini açmazsa,
ALLAH’ını bilmezse;
sonu, yalak misali.

18-1
Olmayı dilemek güzel, niyetine uymak güzel.
Yalnız uymayı, karşıdan değil
kendin de uymayı bil ki yolunda gitsin.
Taş görürsen yolda ‘Döneyim.’ deme.
Dönüş de olmadığını bilir misin?
Dönüş değil, taşı oradan alıp kaldırıştır güzel.
Hiçbir kul yok ki yoluna taş çıkmasın.
Akıllı kul, taşı kaldırır, yolunu yürür.
 Uymayı bünyesine uydurmayan,
 ‘Bu yol taşlı.’ der döner.
Umduğunu bulmak her kul diler,
ne var ki
umduğunun ne olduğunu bilmek gerek.

4
Neydim, ne oldum.
Fani idim, baki oldum.
Ne aradım, neyi buldum?
Aradığım SEN’din ALLAH’ım, SANA vardım.
Geldim, yolum aradım, arayınca buldum,
bulunca yürüdüm.
Bulmadan yol yürünür mü,
boş yere dağ taş aranır mı?
Yol bulmayan,
ya tarlaya sapar, çamura batar,
ya dağlara çıkar, dikenine taşına çarpar.
Yol bulmak için öncü gerek.
Öncü yolu bilir, dileyene gösterir.

23
Sevginle yol alırsın

16
yolcu ne yoldaysa, öyle yürür.
Kimsenin kimseyi değiştirmeye gücü yetmez.
Kulun gücü yetse, evladına verir.

30
Yol kulun gönlündedir.

10
Mantık direnir, gönül elenir.
Sebep, ALLAH’ımdan gelir.
Yolun münasibini bulmak, kulun elindedir.

16
Nasihat başkadır, yol göstermek başka.
Nasihat, kanından veya CAN’ından olanadır.
Yol göstermek, yolundan olanadır.

23
Uymazsa yoluna, girme koluna.
Sen onu çekersen,
o seni çekerse yolunuz karışır.

26
Kul kulun yolunu ne alır, ne yolunu verir.
Sadece nasip olanda, vasıta kılınır.

17
Umduğunuz yolunuz çok uzun.
Uzun yol, varışın yolu.
Mesafe ne kadar uzunsa, kul ol kadar su alır.

22
Yolumuz huzurda başlar, huzurda biter.

27
 Açık olmayan gönül yol bulmaz,
niyete uymayan yola sefer yapılmaz.

1 mart
‘Yerden mi gitsem, sudan mı geçsem?’
diyene söz etmeyin.
Gayesi ALLAH’ıma varmaksa,
nerden gitse varır.
Varış gönül yolundandır.

2
Orman ağaçla dolu.
Ağacın uzanan kolu;
ne kula zarar verir, ne yolu kapar.
Gölge yolda yürüyen,
 gideceği yere tez varmaz.
Neden tez varmaz?
Çünkü acele etmez, rahat yürür,
yorulunca oturur.
 Güneşli yolda yürüyen,
varayım diye acele yürür.

6
Gümüş yoldan geçenle,
HAK YOLU’ndan kaçan bir olmaz.

21
Huyun en güzeli, yumuşak yol alanda olur;
yolun en güzeli, ALLAH’ıma gidende olur.

27
Ne kulun, ne ALLAH’ımın;
aracıya elbet ihtiyacı yok.
Kul zaten ALLAH’ımın NURU’ndan yarattığıdır.
Ne var ki, yolun karanlık ise,
ALLAH’ım yoluna rehber gönderir.
Işık verir, aracı değil.

8
Hazır yol olmaz, yolu kul hazırlar.
Ne var ki, bazı kul yol hazırlamakla,
bazı kul da
hazır yolda yürümekle ömür geçirir.

16
Mümin, yumak yolun düzünü arar,
düz yolda yumağını tarar.
MEYDAN kulun, kul yolun

23
Namaz, ibadet kulundur; kul, yolundur.

12
Her yol, arama ile bulunur.

29
Her nehir etrafını sular.
Hepsinin yolunu dileyen, hiçbirine varamaz.
Derya ise varmaya dilediğin,
‘Bir nehir buldum, şükür.’ de, ona takıl.

20
NUMAN der ki:
 “Yol, yozanla değil, bozanla dolmasın.
Yozan, kendinedir kahrı;
bozan, yoladır zararı.
Yolu bozan, kazma ile kazan;
gelenin yolunu da kapar.”

27
Yol yumuşak ise, yürüyüş güzel gelir.
 Ne var ki yumuşak yol yapmak için,
taşını temizlemek gerekir.

28
Her kul, çizilen yolunu yürür.

12
Her gelen misafirin ardından,
sen de gider misin?
Yoksa, kendi yolunu
mantığına göre kurar mısın?

14
yolumuza çizgi çekmeyelim,
 kuluna ‘Çizgide yürü.’ demeyelim.
Ben benden başkasına bakarsam,
kendi yolumu şaşırırım.
Yol bilene takılırsam,
zaten başkasına bakmama lüzum kalmaz.

27
ALLAH’ım ateşini yakmaz.
Ateşin, senin malın.
Ateşini yakan ULU’ndur,
ULU’nu bulduran yolundur,
yolunu bulduran gönlündür,
gönlünü yoluna bağlayan AŞK’ındır.

28
Huyundan mı yumuşak denilir, yolundan mı?
Huy yumuşak olmasa, yol bulunmaz.

1 Ekim-1
Her kul, kendi mantığını kullanmalı,
inandığı yolda yürümeli.

4
ALLAH’ım iki yol gösterir;
rahmet yolu, zahmet yolu.
Yolunu kul kendi seçer.

8-1
Hal ile yolu ayıralım.
Hal ALLAH’ımdan,
yol kulundandır bilelim.
Hal ALLAH’ımdan gelir, ne diyelim.
Yol dileyene ışık tutalım.
Yoldan soran, alır ışık;
halden soran, tutar kaşık.

11-2
Sevgilerle dolu, ALLAH’ımın YOLU,
cümlenizde ELİ.
Geldim gelenlerle, bu yolda erenlerle.
SAHİB’imiz olan ALLAH’ımın ADI’yla,
selam cümlenize.
Aldığımı vereyim, suyumuzu bildireyim.
Ne gelenin suyu eksilir, ne alanın.

19-1
Aştığın yolu görmek istersen,
geriye dönmeye ne hacet; gönlünü yokla.

31
Yol aldık gönül ile, su verdik pınar ile.

10
Sözümüz, gönül yapısına;
yolumuz, ahiret kapısına.

21
Neden sizlere geldim?
Dünyadan ahiret yolunu buldurmaya.

30
Huzurumuzun, yolumuzdan olduğu bilinsin

3 ocak
Kulun yolu, kulun gönlüne göre verilir.

31
HAKK’a sığınıp yola çıkanın,
korkusu olmasın derim.
Cümlenize gönülden duacı olurum.
 Sanılmasın kulunu sınarım.
Ağacımıza yaprak olan her kul,
 fırtınadan masun kalır.
Evet. ALLAH YOLU onu emreder.
Onun için, ALLAH YOLU’nda fırtına olmaz.

6
Kula yol göstermek, tenkit ile olmaz.
Hatalı ameli yüzüne vurulmaz,
hatasını yüzüne vurursan,
alacağın cevap seni üzer.
Kulun yolunu almasını dilersen,
yolunun güzelliğinden söz et.
Kırıcı olma ki kırılmayasın.
Gayretin ötesi mürüvvettir.
Yol kulun,
kul YÜCE’nin ADI’na hizmettedir.

14
Soyunuza değil, yolunuza hizmetteyiz;
bedene değil, RUH’una hizmetteyiz.

29
‘Kula yol vereyim.’ diyen,
ona güzellikleri öğretmesini bilmeli.

12
Rehber arayan sorar, bir yolda gider.
 Çok yol arayan, çoklukta kaybolandır.

13
ALLAH’ım
yanlış yola saptıran rehbere düşürmesin.
Çünkü bilmeden gider,
dönüşü kaybeder.
 Mantığına uymadan,
yolunu rehbere uydurma.
Varsın yolun taşlı olsun,
gidişte zorluk versin.
Yeter ki niyet O’na olsun.
 O seni yanına alır.
Kulun kula yol vermek haddine düşmez,
 hatasını görmek yakışmaz.
 ‘KUR’AN’ı okudum.’ der.
Okumak değil, yolunda gitmek gerekir.

19
Yolların görüntüsü,
kulların akıbeti ile gösterilir.
Doğru yolu seçen kul, huzuru bulur.
Yolun eğrisine giden, daima huzursuz olur.
Görüntü ise, tam aksidir.
Birçok meşakkat içinde,
huzura varmış olan kul;
doğruyu bulmuş olan kuldur.
 Her türlü dünya nimetinin içinde,
huzursuz olan kul;
eğri yola giren kuldur.

20
Kandildik ışık verdik,
yıldız olduk gökyüzüne serildik.
Gören ile, bilen ile, anan ile beraber olduk.
‘Yolumuz.’ dedik yolumuzun içine kainatı aldık.

4 ağustos
Çevrede yol görmezsen, yolunu sen aç.
Yolsuz olanı seç, önüne geç.

Doğurmak güç değildir,
yolunu vermek güçtür.
Yoluna uymazsa, kaderi bilmezse;
sabretmesi güçtür.

11-2
Yumuşak yol; dilemekle değil,
ALLAH’ım ADINA sevmekle bulunur.

16
Bülbülü yuvada, leyleği havada görürsen şaşma.
 Gülde bülbül ses verir, gönülde AŞK’a yol açar.
Yol geçer, kul seçer, çiftçi biçer, gelen göçer.
 Gelişten göçe kadar, kul yolunu seçer.
Hangi ULU’nun yolunu seçeyim diyen şaşar.
 Çünkü yol ULU’nun değil YÜCE’nindir.
 ‘Örnek alayım, öyle olayım.’
 diyeceğin tek varlık
HAZRETİ MUHAMMED’dir.
Her ULU, o’nun bir tek Vasfı ile
yolunu bulmuştur.
 O bütün Vasıfları’nı
bünyesinde toplamıştır.
Her bir ULU,
 o’nun Yolu’nun tozunu tamamlar.

7
Her kulun yolu ayrıdır.

8
Dergah misali, bendimi yıkayım,
öte yakaya varayım diyen;
 ölçüden uzak kalandır.
Öte yakaya geçmek için;
kendini yıkamaya değil,
yolunu açmaya bakmalı.
Dergahta bu öğretilir.

19
Hazır yol, layık kulunundur.
Çünkü yol; kulun değil, kul, yolundur.
Yol, her an her kuluna hazırdır;
kul hazır oldukta, gönüllerimiz birdir

25
AŞK’ımız O’ndandır, yolumuz O’na.

13
YUNUS’um geldi:
"Yemeyenin aşı, gülmeyenin taşı çok olur.
 Var olanı yemezsen, dökersin;
yığılı taşı düzene koymazsan, düşersin;
gideceğin yola bakmazsan, yanılırsın.
Mihmandar kime denir?
Neden yol göstermesi gerekir?
Bilenin bilmeyene vereceği nedir?
 ‘Bildim.’ diyen nereden öğrenir?
‘Bildim.’ demek için, uymak gerekir.
Uyduğunu ancak verebilir.
 Senin uyamadığını vermen,
 susuz değirmeni döndürmeye benzer..."

4
KUR’AN’ın yolu yolumuzdur.

7
Mümin olana;
ALLAH’ımın VERGİSİ yoluncadır,
 bilmeyene halincedir.

10
Mümin, yolun uzununa niyet eder.

18
her kulun kaderi, yolunca yazılır.

2 ekim
YUNUS olmadan, ateş yakmadan;
aradım durdum, yolumu orada buldum.
Orda bulduğumu sandım,
aslında yol kendi gönlümde imiş.

2 kasım
‘YA ALLAH!’ demekle yol,
yağ ile bal misali açılır.

26
Yoluna taş serpen,
kendine yolu kapayandır.

11
YUNUS’um der ki:
“Yumuşak yolu bilmeye,
kendini eğitmeye hazırlarsan;
YARDIMCIN anında yanındadır.”

21
YUNUS oldum dilden verdim,
gönülde gördüm,
sabır ile erdim.
Yumuşak oldum, yolumu buldum.

Yolumuzun gidişine uyan her kulun
yanındayız, gönlündeyiz.

1 mart
Yol yürüyenindir dedik.
Yolu gösterenin, gösterdiği yerde kalırsan;
hata sende mi, gösterende mi?
Elbet sende.

15
Yol bilen, yolunda olan,
taştan şikayetçi olmaz,
karanlıkta dahi geçse taşa vurmaz.
Vurursa, hata taşta mıdır?
 Bilmeyen vurursa, taşı oraya koyandadır.
 Bilen vurursa, elbet vurandadır.
Taş asla hatalı değildir.

29
Yolcunun yoluna bakan, kendi ayağını sürter.
 Onun için her kul, kendi yolunu bilsin,
bildiği kadarını versin.
Alan, ‘ALLAH’ım RAZI olsun.’ desin.

22
‘Yol ULU’nun.’ derlerse de ki;
‘Benimdir,
ALLAH diyenindir, O’nu dileyenindir.’

Varlığına uymak kulluktur,
varlığını bilmek yolluktur.

3 ocak
Yolumuzun oluşu değil, arayanın buluşudur.
‘Bulan ile bulmayan bir mi?’ derseniz;
yol bir değil, vardığı yer birdir.
 Kulunun sözünden değil ÖZ’ünden alırız.
Ne derse desin, isterse inkar etsin,
yolunun sonu O’nadır.
İnkar ettiği bedendir, ÖZ değil.
ÖZ’ün inkarı asla olamaz.

22
Geçemediğin köprü yolun değildir.
Gel el ile gül, senin yolundur bil.

19 eylül
Beden ile dilenen yolu bulamazsın.
Hale uymadı isen, huzura varamazsın.

19
Yolunun gidişini bilen, yerini aramaz.
 “Yerim nerede olsa, HAKK’adır gönlüm.”
dedi YUNUS’um söze nokta koydu.

26
Yumuşak yol dileyen her kul,
 olandan olduranı bilsin

7
YUNUS'u bilmek değil,
yolunu bilmek gereklidir.

29
'Genişlik, kulun yolu olsun!' dedik.
Ne korku, ne yargı;
kulunun ömrünü uzatmaz da,
kısaltmaz da.
YUNUS

21
Yol birdir hal ile uyarsan,
yol birdir her hali ile seversen,
yol birdir kendin gibi herkesi görürsen,
bileni bilmeyeni översen.
Bil ki, gücün kesilir güçsüzü döversen

8-2
Yol akçesi kul akçesine benzemez!
KAYGUSUZ

19
Hal ile verirsen,
'Yol ehli' denirsin,
 yolunda cümleyi görürsün.

22
"...‘Sakınayım.’ dediğin olaydan,
yıkılana çatarsın.
‘Yoldan çıkayım.’ dersen,
çamura batarsın.
Bilmediğin yol, sadece gidişi uzatır"
dedi, YUNUS’um

25
DOST uyuma gelir uyana değil.
'Ne demek?' dendi:
 'Yolumuz uymaz.' dersen, yanılırsın.
Çünkü yol senin değil YÜCE'nin yoludur!
Sen uyacaksın, uyduracak değil!

15
Yol bizden sorulursa, ‘Yürüdük.’ deriz;
sizden sorulursa, ‘Niyetlendik.’ dersiniz.

22
Yol bizden geçmez, biz yolu geçeriz.
Yol bizi seçmez.
HAK ile BİR oldukta,
yollar birbirine eklendik te;
yolu sözü geçersin, AŞK ateşine düşersin.

12 ağustos
Yol; yerini bileni götürür, bilmeyeni saptırır.

24
Küçük büyük her kulu,
sever HAKK’a giden yolu.

14
‘ALLAH’ım!’ dediğin,
O’nun ADI’na niyet kurduğun her olay;
yolunu taşsız bırakır, kapalı denen kapıları açar.

18
At ile gidersen,
çoklukta çeşit ile mücadele edersin.
 Ayak ile gidersen,
sadece çobana uymaya çalışırsın.
Amma, çoban
kendi bilgisinden gayrısını bilmediği için,
sendekini göremez, benlik oluşur.
Yol, mücadelesiz olmaz.

19
“ ‘Dayandığım her daldan adını soracağım,
bildiğim yola öyle varacağım!’ diyene de ki:
‘Yol, senin bildiğin değil TANRI’nın verdiğidir!’ ”
dedi, HACI BAYRAM

5 temmuz
gönlümüz HAK ile, yolumuz halk ile.
ALİ

ağustos
Kuyuya yol sorulmaz

9
YUNUS’um söze geldi:
"Kuşlara söz verenin,
yapraklara göz verenin,
kulu ile BİR olanın yolu elbet bizdedir.
 ‘Gayrette, gücümüz nereye kadar?’ denir:
Toprak, gün, Güneş, su, hava RABB’imden;
yolunu kurmak, senden.
Çevirdiğim her dalda
yeşeren yaprağı düşündüm,
 dalına aşıyı ben verdim;
ne var ki, gün, Güneş oluşa bağlı..."

4
Aşan ile taşana, ‘Koşuya gelme!’ dedik.
Yolumuz koşu yolu değil, hal bilimidir.

10
rahmetin zahmeti dağlardadır,
kulluğun hikmeti yollardadır.
HACI BAYRAM

23
Kuşlarla yarışamam, bilse bilmese karışamam;
yolumu O’ndan aldım, düzende çatışamam.

2 şubat
Yollar bizedir, yollar sizedir, yollar cümlemizedir,
 yollar cümlemiz ile HAKK’adır, yollar kulları içindir.

3
"...Yol, AŞK ile kolaydır;
yol, DOST ile kolaydır;
yol, yükünü bırakırsan kolaydır."
dedi, BEHLÜL’üm

9
"...Her yolun yolcusu,
yoluna ayak uydurur.
Kimini buzdan kaydırır,
kimini kumda gezdirir;
‘Güzele uydum.’ diyen,
her birinin değerini ayrı bilir."
 dedi, HAMZA DOST

9
Kanat takıp uçaydım,
akan sudan geçeydim,
 güzel çirkin seçeydim;
 yolum mu olurdu,
kuyuda mı kalırdım?

5 nisan-1
‘Her yol birbirine benzer.’ diyene, de ki:
 ‘Bağımsız olan, kendi gerçeğini gizler.’
MERKEZ

12
YUNUS’um söze geldi:
“Saydığım her fidanda,
sevdiğim meyveyi bulurum;
gelen giden yolcudan, bilgisini alırım.
‘Yayan giden yorulur.’ diyene de ki;
‘Yola niyet kurana, YARDIMCI verilir.’

“At ile kedi bir değildir,
it ile geyik te bir değildir;
amma, kul ile yol birbirini tamamlar,
kul gerçeğini yol ile tanımlar…
‘YÂR.’ diye-diye dolandık,
her binek taşında gelecek atı bekledik.
Ne beklersin, elden eli, ne alırsın dilden deli?
Yol gide gide buldurur,
DOST ADI’na her yükünü kaldırır.”
dedi, BEHLÜL’üm

24
“Çevre çimen doludur, yollar kulun halidir.”
dedi, YUNUS’um

23
“Kuşlardan yolu sordum, uçtu da gidiverdi;
 kaplumbağaya yolu sordum, gitti de duruverdi;
 kuluna yolu sordum, hem söyledi,
hem de ‘Neden?’ diye soruverdi.
‘Kimden alayım RABB’im?’ dedim,
niyaza durdum.”
NİYAZİ söze geldi de gülüverdi.

28
"...yumuşak yol dileyen
kendini kumda bulur."
dedi, YUNUS’um

4
HAMZA DOST sözü aldı:
“Karıncaya yol sorarsan
kum yığınına getirir,
yuvasının başında yolu bitirir;
kelebeğe yol sorarsan
çiçek-çiçek gezdirir,
çiçeğin dalında yolu bitirir;
kim ile kimi ararsan,
kendi alemine götürür.
 Öyle ise, her yaratılanın
kendi alemine turu vardır.

14
“Altı atlı yola düşmüş,
yolda yayan gidenlere şaşmış.
‘Hey yolcu.
Gelsen sen de bizimle,
eylesen hepimizi sözünle…’
Yolcunun nefesine, bedendeki hevesine,
görgüde yargıya düşmüşler.
 ‘Yol, yolcunun.’ dedik ya.
Dileyen atla gider, dileyen ayakla…
Varacağı yer, BİR değil mi?”
dedi, HACI BEKTAŞ

15
"...Çevremde doludizgin koşan atları gördüm,
sürücülerine sordum ‘Nerden, nereye?’ ;
 ‘Yolu ararız…’ dediler, koşuya devam ettiler.
 ALLAH’ım YARDIMCI göndersin,
yollarını buldursun.
 Ben olsam,
yolu bilmeden doludizgin gitmezdim,
ağzı dili olmayan bu atları
yersiz gütmezdim.
Önce yolu bilmeli, aramalı sormalı,
sonra atına binip gidişe niyet kurmalı."
dedi, PİR SULTAN ABDAL

1 mart
her yolun heveslisi,
yorulduğu kadar yürür,
yorulduğu yerde durur.
Gidiş o kadardır.
BEHLÜL

14
Hizmet; kulun, kulluğunun bir bölümüdür.
 Onu da yapmaktan kaçınırsa kulu,
nerde bulacak yolu?

25-2
“Eğildim su içeyim, akan sudan yolumu seçeyim.
Geçtiğim yol benim oldu, gönüllere sevgi doldu.”
dedi, YUNUS’um

1 haziran
Kuşlar gibi yol alır, gönüllerden yol buluruz.

25
Dağlar aşılmak için, sular geçilmek için,
HAK YOLU seçilmek için bekler.
HACI BEKTAŞ

21
"...RABB’ime gidecek yolda,
zahmete sakınmayalım.
 Bilelim ki, RAHMET’i bol RABB’im;
ne yolda, ne handa bizi bırakmaz!"
dedi, KAYGUSUZ

13
"...Yol; ne senin, ne benim,
RABB’ime götürür, cümlenin!"
dedi, YESEVİ

14
Komşuya yol sorsan, gittiği yolu tarif eder;
DOST’una yol sorsan, güttüğünü tarif eder;
gönlüne yol sorsan,
 ‘RABB’im!’ der yazılana güler.

21
Kement atmadığın atı,
kendine maledemezsin;
yerini bilmediğin konutu, mal edinemezsin;
sevmediğin konuyu, hal edinemezsin;
geldiğin yoldan, sevdiğin kuldan
‘Darlığı sileyim.’ desen, yol edinemezsin.
Her yolun yolcusu, ayrı-ayrıdır.

2 eylül
Her yolcunun yolu, kendine uyandır.
Kimi dağcı olur, kimi de bağcı.
Kimi deryada bulur, kimi de havada.
Her birinin alıştığı, her birinin buluştuğu
TEK KAPI vardır,
RABB'imin KAPISI.
Orda asla ayrı yoktur,
sadece kul vardır.