![]() RUH enerji yüklüdür. Ne var ki elektrik denilen değil. Beden, RUH’un kablosudur. Nakil değil mekandır, kainata imkandır. ![]() Niyeti uygun, gönlü yatkın olsun, doğru yolu bulsun, mümin kul olsun. Kısa deyim, RUH’u ve bedeni doğruluktan şaşmasın. ![]() Orayla buranın yakınlığı, beden farkıdır. Bedeni silksen, yanımdasın. ![]() Gönlünü aç, yalandan kaç. Dünya miraç değil beden miraca çıkmaz, gönlünü hazırla. Beden kafes. Kuş kafesle uçar mı? ![]() Dünya kulu, malzemesi dünyanın malı. ![]() Bedenin ölçüsü malum. Az uzun az kısa. Gönülün ölçüsü bedene uymaz. Küçücük bedene, sanırsın bu gönül sığmaz. ![]() Kemik, toprağın malı. Ha orada ha burada; RUH her yerde, her yer gönülde. ‘Şahsiyet’ dersin, bedene görev yüklersin. Beden dünya malıdır. Olayın oluşu kulun gelişidir. Kimliği, bedene girişidir, RUH’un varlığı. Adını dünyadan alır, ahirete varlığı gider. Varlığın ağırlığı derecesindedir. ![]() Asmanın yaprağı üredi, türlü kulları türedi. Soralım ‘RUH’un tekrar-tekrar bedene gelir’ diyene, sor onlara. RUH mahdut ise, beden nasıl çoğalır? ADEM bir idi, milyarı buldu. Beden çok oldu, her bedene RUH verildi. Yanlış derler, yolu şaşırırlar. ‘RUH tekrar dünyaya gelir’ dendiğinde, beden sözü edilmez. Ama dünyayla RUH’un ilgisi kesilmez. Olmaz derim. Başka alemde bedenlenen RUH’un, dünyada işi nedir? Yanlış hayal. Bedenlenmek bir defa olur; ölçüsünü alır, döner yerini bulur. Başka türlüsü olmaz, olamaz! Masal diye oku, üstünde durma. ![]() Ay ışığı misali NUR’un inmesi hakikattir. Değerini bulduğu yerde, bedenin girdiği yerde; mertebesini bulmuş RUH’un, bedenini ziyareti. ![]() Bedeninin dahi SAHİBİ sen değilsin. ![]() Nasıl ki yavruna ev açarsın, dayarsın döşersin, sonra evlendirirsin; dünyanın da yaratılışı, kulun yaratılacağı içindir. ![]() Yatak, yumuşak da olsa sert de olsa gene ona muhtaçsın. Bedene söz geçiremeyişindir. ‘Bünye’ dersin, bünyenin YARATAN’dan oluşunu unutma, değiştiremezsin. ![]() Ayağın büyüklüğü, bedenin çapına göredir. Gönülün büyüklüğünün, beden çapı ile ilgisi yok ![]() Bedenin vazifesi, kafeslik. ![]() Bedene olanı değil, RUH’una olanı sor. ![]() Beden sırdır, bütün açıklığına rağmen. ![]() Bedene verdiğin eziyete yazık değil mi? Ahirete bedenin gitmez ki. ![]() Kanının akıttığı, damarın dolaştığı bedene söz etmek, kula yaraşmaz. ![]() Beden, MELEK’in kulu mu? ALLAH’ımın kulu, MELEK’le yolu, sevgiyle dolu. Aldığı huzuru verir, kullarıyla paylaşır. ![]() Hummalı yol; ahireti unutan, kendini dünyanın malı sayanlara derim. ![]() Toprağın-suyunun verilişi, planın oluşudur. Bakımı, kulun bilişidir. Beden de öyle; ALLAH’ım bedeni bir plan dahilinde yaratır. Aradaki boşluğu kul, mantığı ile kapatır. ![]() Geldiğimiz yerden, NUR olarak geldik, bedene girdik; dönüşte bedeni bıraktık, NUR olarak döndük. Demek ki NUR’u bedene hapsettik. Elbet hapseden biz değil! İşte ince bir nokta. Bedene hapsettiğin, seni vardırmaz. Anlaşılmadı. NUR’u bedene aldın, varlığını bildin mi? Bilirsin, ne ile? YARATAN’ı, yaratılanı seversin; işte o zaman, verilen NUR’u görmüş olursun. Sevdiğin müddetçe kullanmış olursun. YARATAN’ı bilmezsen, yaratılanı sevmezsen; NUR’unu, bedene hapsetmiş olursun, o zaman “ben ALLAH’ım” diyene şaşar kalırsın. ![]() Her kulun gönül yapısı, beden yapısına göredir. Kimi küçük, kimi büyük; kimi kapalı, kimi aralık. Açık bırakın açık. ![]() Dert dünyanın, dünya bedenin, gözyaşı bedenle. Bedenlenmek sorulur. Sanılmasın toprağa giren beden, yeniden kalkacak, RUHLAR kalıplaşacak. Asla. ![]() Aramıza gelenle aramızda olanın farkı, CAN kafesi olan bedendir. Bedene cefa eden, hükmüne isyan edendir. Sahip olmakla emanetine hakim kılındın. Mantığınla hükmünü verirsin, ceza ile değil. Mantığını güzellik görmeye zorla ki, bedene verdiğin hüküm yolunda olsun. ![]() Beden gelir, CAN alır; görür, varır. Nereye? Çağırıldığı yere. ![]() Beden yapısı gönül kapısını kapamasa, nefis mücadelesini her kul kazansa; ne savaş olur, ne kul dünyaya meydan okurdu. Çünkü ne kul dünyayı kurdu, ne de kaldırabilir. ![]() Beden O'nun, CAN senin. Sen sadece CAN’ının sahibisin. El bağlamak, diz bükmek, bedenin selameti; gönlünü ALLAH’ıma açmak, CAN’ının selametidir. Borcunu ödersen, gönlünü açarsan; hem bedenini, hem gönlünü selamete götürmüş olursun. ![]() ...derdimi bedene yükletti. ‘Şükür ALLAH’ım’ dedim, bir lokma nimetine secde ettim. Kendinde O'nu duyduğun an, bedenden sıyrıldığın andır. Kendini YÜCE’ye karşı küçülmüş gören, bedenin ağırlığından sıyrılandır. Ben yerden değil YÜCE’den geldim, YÜCE’nin VERDİĞİ yerden doydum. Doyduğum; yulaf-buğday değil, O’nun verdiği AŞK idi. Dünya beden için, AŞK bedenden ötesi için. CAN’ıma kafes olduğu müddetçe, bedeni emanetim saydım. ![]() CAN kafesini kendine yük bilirsin. Ne var ki, ALLAH’ımın EMRİ’ni beklersin. Emanet, elbet emanetçe bakılır. ![]() Asalet, bedende değil gönüldedir. ![]() ...uykuyu bedenden uzağa atmayın. ![]() Bedene ölüm gelir, gönüle asla. ![]() Aslımız nedir? CAN ile CANAN, BİR’dir; CAN ile beden, ayrıdır. Neden CAN’ımı bedene mahkum edeyim, onun hükmüne gireyim? Beden CAN'a uysun, AŞK’ıma tabi olsun. ![]() Çeken sen değilsin, beden; göçen beden değil, sensin. ![]() MEYDAN yola bağlanır, suyunu gönül verir. Beden, suyuna göre gelişir. ![]() Zaten dünya, misafirhane. Gelen gidene el sallar. Gidenin arkasına baktığı görülmemiştir. Ne var ki, bedenin kaldığı yerden, RUH yürür gider. Beden RUH’un yuvası, dünyadaki hanesi. Hane viran olmasın, kula zorluk vermesin. ![]() ALLAH’ımın emaneti olan bedeni, korumak gerek. CAN’dan kopmak kolay; CAN’ını besledikçe, emanetini korudukça. ![]() Şüpheyi bedene mal eden, olaya duman verdiği için üzüntü edecek. Hatasız kul olmaz. CAN bedende oldukça, beden hataya düştükçe; CAN yumağa yük olur, yumak derdi yüklenir. ![]() Beden dünyaya aittir, RUH kâinatta dolaşır. Elbet bedenlenmez. Daha önce dedim ya, RUH kafesten bir defa çıkar. ![]() Uzak kalan olmadı, beden RUH’suz kalmadı. Beden dünyanın malı, RUH’un kafesi değil mi? ![]() ...yerden aldığın, gökyüzüne dönmez. Yerden gelen yerindir, YÜCE’den gelen senindir. Bedene değil, gönüle adapte olunuz, bedeni gönüle uydurunuz. ![]() Her beden bir dağdır. CAN’ımız layık ola. ‘CAN nasıl layık olur?’ dersen; CAN bedene değil, CANAN’a layık ola, bedende imtihanını vere. ![]() Beklemeyi neden denemezsin? Sabıra bedeni neden alıştırmazsın? ![]() Bedenin hatasını, gönül ile ölçmeyin. ![]() ‘Ben’ diyen, bedene paye veren, dünyayı satın almaya çalışana benzer. Beden senin mi? ![]() Yorgunluk bedenedir, bedensiz var olana değil. Bedenden kurtulan, sanmayın örtülür. Duamız, toprak altına girene değil, bedensiz aramızda dolaşana olsun. ![]() Kul dünyayı sevdiği kadar, ahireti de severse; dünyayı gönülden siler, sadece bedeni görevli kılar. Neden kul dünyada mutsuzdur? Çünkü beden ile gönül savaştadır. Bedenin ameline gönül razı olmaz, kainata kendini bağlamaz. ‘Hür geldim, kafese girdim; kafesin ameline esir olmayım’ der, mücadele eder. Savaşı, kuvvetli olan kazanır. ![]() YUNUS’um der ki: “KABE olsa, tavaf etsen; gönülü bir kenara koydu isen, aradığında bulamazsın.” Beden bedeni tavaf etti ise, bedende yol arama. Müstesna kul, bedeni bırakıp gönül ile tavaf edendir. ![]() Kulun yapısını, etten-kemikten-kandan bilsen yetmez mi? Ne bugün, ne yarın çözümü olmaz. Kulun yaptığını, kul bilmez. Yoktan var, vardan yok olmaz. Varız. Hep varız. Ne var ki, anda alemden alemi böleriz. ![]() Geçici olan, bedende yazılandır. ![]() Asmayı budamazsan, verimini alamazsın. Kol bacak, dünya malıdır. Sen ÖZ’ünü buda. Mevsimini bilen, kendini ona hazırlar. ![]() Soyunuza değil, yolunuza hizmetteyiz; bedene değil, RUH’una hizmetteyiz. Pak gönül hatasız bedene sahiptir. ‘Hatalı bedenin, gönlü pak değil mi?' dersen; ‘Eğer hatasını meziyet haline getirirse, gönül pırıl-pırıl olur’ derim. Kul vardır, bedendeki hataya isyan eder, ahlakını daha hatalı kılar. Kul vardır, ‘Olan ALLAH’ımdan’ der, hatayı meziyet ile örter. O, kulların en makbulüdür ![]() NUMAN der ki: “Ham olan denmesin, hamlık gönüle yakıştırılmasın, bedende olana gönülden ölçü vurulmasın.” ![]() Kuşun uçtuğuna bakma, beden yapısına akıl takma. Kuş uçarsa, beden yapısına uyar. ‘Ben de’ diyen, yaratılışına isyan edendir. Ciğerparem yavrum dediğin dahi, sana beden ile bağlıdır. Beden kalktıkta, sen de yavrun da O’sunuz. ![]() O’na sığındığın an, bedenden sıyrıldığın andır. Bedenden sıyrıldığın an, beden korkun kalmasın. EVLİYA duayı olduğun yerden de alır. Beden ziyareti, zahirde kalır. Türbe ziyareti, bedene terbiyedir. ![]() CAN’dan geçtik, CANAN ile bir olduk, O’nun AŞKI’na düştük, PİR olduk, beden ile CAN’ı ayırdık. Bedende SIFATI’na hürmet ettik, CAN’da ZATI’nı bulduk. YÜCE TANRI’mın bedene ihtiyacı yok ki. Beden dünya malıdır, kainat halidir. Kaidenin dışına çıkılmaz, aynayı eline alan görmeyi bilmeli (HAZRETİ MERYEM ve HAZRETİ İSA’nın YÜCE’ye beden ile çıkışının söylentilerine dair sorulanın cevabı) Beden ile çıktı denilen; dünya gününde ölmeden öldüğünü, RUH ile vardığını bildirir. Daha önce verdim; her kul anda gider-döner. HAZRETİ MERYEM ile HAZRETİ İSA; vardığını bilebilen, perdenin dışında kalabilen oldukları için. Bunu etraftan bilenler, beden ile çıktıklarını zannedenlerdir. Aslında beden çıkmaz elbet. Onlarda beden o kadar hafif ki, gözden dahi uzak kalabilir. Sorulan kuş ile at misali. (PEYGAMBER EFENDİMİZ ve BURAK hakkında) Gelen YÜCE’den temsilci. Bedene sahip olduğu için, çıkışa öyle bir yardımcı gerekli idi. Anlatalım. Günde alemin görüntüsünü alabilmek için, bedenden ayrı kalmak gerekir. Ne var ki bedenden, kendi halinde tam bir ayrılık olamaz. Onun için elinden, birinin tutması gereklidir. Yani daha kuvvetli bir güç. ALLAH’ım BURAK’ı onun için gönderdi. Ancak BURAK’tan kuvvet alınca, bedeni tamamen terk edebildi. Çünkü bedenin hesabı dürülmeden, CAN’ı bırakmaz. CAN’ımı RUH’um ile besledim. Bedeni ayır. Önce CAN verilir, sonra beden, en son RUH. Ana rahminde CAN, evet. Ana rahminde RUH, hayır. RUH, doğar doğmaz. Daha önce dedim ya, bebek doğuşta ağlar. Kafese girdiğine RUH isyan eder. RUH’un ilk isyanıdır. ![]() Doğum ile ölümde, ‘YAZI’dan çıkılmaz’ dedik. ‘Öyle olsa, böyle gelse’ denmesin. ‘Olayları hazırlayalım, en doğruyu bulalım’ demek yersiz. Çünkü her beden, olacaktan habersiz. Yazılan yazılmış, deftere çizilmiş. Sen onu değiştiremezsin. ![]() Bedenin verdiği, RUH’una sınav kapısı açtığıdır. CAN bedeni, RUH CAN’ı uyarır durur. Evrene döndürür, ALLAH’ını buldurur. ‘Dünyaya kök salayım’ diyen bedenin yolu, dünya ile evren arasında kalır. Korkulan cehennem odur. Kul hakkı beden ile, kul hakkı gönül ile, kul hakkı sevgi ile ölçülür. Sevgisini esirgersen, bedenine cefa edersen, gönlünü kırarsan, ve parasını haksız yere iktisap edersen; ALLAH’ım seni AFFETSİN. Kulunun affettiğini, ALLAH’ım da AFFEDER. ![]() Kul dünyada, alev semada. Gönül yandıkça, ‘ALLAH’ım’ dedikçe; kulunu eritir. Beden değil RUH’un erimesi. Bedenden açılmasıdır. RUH eridikçe darası genişler. Bedendeki kabı. RUH’ta giriş-çıkış kabiliyeti kolaylaşır. ![]() ALLAH’ımın kulları ile arasında, perde yok ki. ‘Beden perde’ dersen, görgüye perdedir, vergiye değil. ![]() Bedenin gelişmesi, gönlün oluşması için ![]() CAN yakınlığı cümleye, kan yakınlığı akrabaya, beden yakınlığı eşe. ![]() ‘Kulu muyuz?’ dedikte, O’nun ADI’nı andıkta bulduk, yarattığını sevdik, ‘Cümle alemde’ dedik. ALEMLERİ’ni bildik, ne var ki vardıkta gördük. YEDİ KAT ARŞI’na, ONSEKİZBİN PERDESİ’ne, anında geçtik. Beden perdeler, RUH aralar. Siliversen geçersin, perdeleri açarsın. ![]() Gönlünde ZATI, bedeninde SIFATI mevcuttur. Gönlünü ZATI için, bedenini SIFATI için pak tutmalısın. ![]() Uslanan her beden, gönüldeki dumanı uzaklaştırandır. ![]() Önce RUH bedene hükmeder. RUH olgunlaştıkça, bedenden hükmünü kaldırır. Kendi aleminin derinliğini bulur. Ondan sonra bedende; ne sorgu arar, ne yargı. Adeta yarı mecnuna döner. Aslında mecnun denmez, ‘Aşık’ denir. ![]() ‘Kaderine isyan edenin, devası var mı?’ dersen; ALLAH’ımın verdiğine itiraz eden, neden ‘ALLAH’ım’ dediği günün döndüğünü görür? Ne var ki dönüşe yine itiraz eder. Çünkü sevmemeyi, beğenmemeyi kendine mal etmiş. ![]() ‘Kuşak beli sıkmasın, belde hata yapmasın’ dense, yersiz olur. Çünkü beden YARATAN’ın, kuşak yaratılanın eseridir. Sıkarsan dar gelir, bolluk yüzeyde kalır. Düzlüğü ararsan, emeğini sakınma. Bedende olan her hata, dünyaya verilen notadır. BAHŞEDEN, niye bağışta bulunur? Bunca vergiden sonra? Bağış; aslında RAHMET’in gelişidir, kulun dünya görüşüdür. VELİ’de; ne yağışa, ne bağışa, ne sergiye, ne görgüye kaygusu yoktur, neden? Beden ile gönlünü birbirine mal ettiğinden. Yanlışlık yok. Gönlü bedene bağlamak, dünyayı bağış diye görmektir. Bedeni gönlüne bağlamak, dünyanın üzerine çıkmaktır. O zaman bağış senden öte olandadır. Sen sadece O’ndansın. ![]() Kovuk sadece çobanı gizler. Çoban kovuktan kainatı gözler. O kendini öylece kainatta görür. Kovukta olduğunu unutur. Çünkü beden ile, gönül ayrılmıştır artık. ![]() Sen dahi sende değilsin. Benimseme bedenini, dünyaya bağlamasın. Bağlandıkça O’ndan uzak kalırsın. ![]() ‘Duygu RUH’ta mıdır, bedende mi?’ denirse; RUH gittiğinde, beden gereksiz eşya olmaz mı? ![]() Bedendeki hatayı ararsan, gönlünü tara. Bedenin vergisi O’ndandır, dünyanın sevgisi O’ndandır. Madem öyle, O’nu da sevelim dünyada, O’na bedende değerini verelim. O’na varmak için, bedeni hırpalamak gerekmez. Mademki bedenin de O’ndandır, O’nun VERGİSİ’ndendir. ![]() Bedendeki dert, gönle şifadır. Gönlün şifasını, beden hazırlar. MEVLANA HAZRETLERİ der ki: “Sözünü ettiğin, semaya tuttuğun, beni yücelttiğin nedendir? Unutma ki cümlemiz, bir bedendir.” YUNUS ![]() Kulluğunu bilmen için; bedenini görmen, onu öğrenmen gerekir. ![]() ‘Beden dünya malı da olsa, madem ki O’nun vergisi, ÖZ’üme emaneti; hakkını bilmeliyim, sorgudan kaçmalıyım’ densin, emanetine hak tanınsın, eziyetten uzak tutulsun. Yeterince aşına, yeterince başına bakılsın, aşının vergisi bedene zararlı ise almazsın. YUNUS ![]() RUH’un niyeti, bedene diyetini ödetir. Olmayacağı niyet edersen, yürüdüğün yoldan dön derim. Olmayacak nedir? ALLAH’ımın emretmediği. ALLAH’ım KUR’AN ile; olacağı vermiştir, olmayacağı vermiştir. Çalayım dersen, niyet edersen; olumlu mudur? Niyetin diyetini, beden dünyada öder. RUH’un diyeti öteye kalır. ![]() CAN CANAN’da doğar, CAN bedende doğar. ‘Ne demek?’ dendi. Beden CAN’ın dünya elçisidir. CAN’dan gelene, bedeni uydurabilirsen; kainat senindir. Bedeni CAN’a uydurdun mu; kainat bil ki silindir olur, seni her an üzerinden atabilir. Düştüğün boşluk, CAN’ına terbiyedir. YUNUS HAY VASFI’nda kulunun gönlünü, bedeninden sıyırmayı anlayalım. ‘Nasıl sıyrılır?’ derseniz; bedene tabi olan CAN, manadan nasipsiz kalır. Beden ile RUH’u birbirinden sıyırmak, yani RUH’u canlı tutmak. HACI BAYRAM ![]() ‘Takdire uydum; CAN’ımın bedende olduğu müddetçe, bekçisi olduğumu bildim’ dersen, her olanı O’ndan bilirsen; huzur, sendedir. Nasibin dağıtılışında, adaletsizlik var denirse hatadır. Her nasibi bol olan huzurda mıdır? Huzuru sen gönlüne al. ‘Çiçeğin en güzelini koparayım, hayvanın en güzelini besleyeyim, aşın en güzelini yiyeyim’ dersen, bedenine hizmet edersin. Halbuki beslenecek olan RUH’undur. Seni ebedi yaşatacak, sadece odur. Beden gelip geçici, az da yese çok da yese göçücü. ![]() Yormadığın bedenin, yargısını düşünme. Yormaktan maksat, bedeni harcamak ![]() Cevizin çetini taşla kırılır. Elle kırılanı da, taşla kırılanı da aynıdır; fark kırılıştadır. Cevizin içi, RUHLAR; dışı, nefis-niyet. Bedeni diri tutan, RUH ile CAN. CANAN RUH’undur, dolayısı ile O. CAN ile CANAN, BİR; bedeni buldurur, bedeni siler, KENDİ’ne götürür. İdrakten önce, sadece CAN ve beden vardır. İdrakte beden silinir, CAN ile CANAN buluşur. Hakikate erişte, sadece O kalır. CAN’dan da, CANAN’dan da öteye geçilir. Çünkü CAN da CANANI da, maddeleşmiş halidir. ![]() Dünyanın gidişi, senin ile benim ile kaimdir. Dünyanın dışında yaşayan varlıklar, senin çok üstündedir. Sen nerde yaşıyorsun? Öyle ise her varlığın bir dünyası vardır. Ne var ki sizlerin düşündüğünüz gibi değil. Beden sendedir, senin üstünde olanda beden ne gezer? Senin madde dediğin, hayal değil midir? ![]() ‘Dumanım var’ dersen, beden yapısındandır. ![]() Ye yiyebildiğince, de diyebildiğince. Ne var ki ne yediğin bedenine, ne dediğin gönlüne yük olmasın. ...gönül ile pazarlığa girişilmez. Kulun beden haline bakıp, gönlüne ölçü vurulmaz. Bal ile sirke elbet karılmaz. YUNUS ![]() Varolan O’dur. Varolana uyacak, sen. Sen ancak beden ile sensin. Bedeni sildikte, VAROLAN’a katılansın. ![]() Senden sorumlu, senin bedenindir; bedenin sorgusuna, nefsin hakemindir. ![]() Enerji denildi, madde ile hapsedildiği söylendi. Elbet her RUH, enerjinin ta kendisidir. ‘Nasıl?’ denilir. Niyazın seni nereye götürür, neden RUHLAR beden ile örtülür? EMREDEN’in; yenmesini dilediği, güzelliğini bildiği, yerini yerliye verdiği, ‘OL!’ denenin olduğu gibi. ‘Açık değil’ denilir. Anılmadık sohbetin, bilinmedik sözünü verdik. Bedenini neden sakınırsın? Gelecekten elbet, gidecekten değil elbet. Halbuki, bedeninde kaynayıp duran enerji yüküne inanabilsen, gelecek seni asla korkutmaz. Çünkü o her şeyi yenmeye muktedirdir. Sen onu uyutursun, bedenine güç verirsin. ‘Bedeni sil’ denen odur. ‘Ölmeden öl’ denen odur. O nedir. Sana, KENDİNDEN üfleyen, bedenine NURU’nu katan. ![]() Varlık bizde, perde bedende. YUNUS ![]() ...gönlünden tenine akseden, NUR’unu müşahede ettik. ![]() Gelenin gönlünde, binanın himmeti vardır. ‘Binanın himmeti olur mu?’ dersen, RUH’un varanda, beden bina olmaz mı? Bina dünyada kalmaz mı? ![]() Doğa bedene der ki: ‘Ay bende, yıldız bende, sevgim cümlede. Görmeğe değil, doymaya çalışırım, doldukça kainata alışırım’ ![]() CAN, yaşayan beden demektir. RUH değil. Gizli olan; yaşayan değil, yaşadığı halde bilinmeyendir. Beden gerçeğe açık ise, yerini bulmuş vazifesini yapmıştır. ‘Gerçeğe nasıl açılır?’ dendi. NİYAZİ (EL MISRİ) der ki: “El ile, övünülür de dövünülür de. Dil ile, övülür de sövülür de. Göz ile, görülür de örtülür de.” Bedenin hizmeti budur. İkiden birine uymak. Öğünmek varken dövünürsen, hata benim olmaz elbet. ![]() Akım almayan RUH uykuludur. Dünyaya geliş, akım alıştır, uykudan uyanıştır. RUH’un bedenden ayrılışı, akımın ötesine geçişidir. Ne var ki, artık her RUH, akım ile yüklüdür. Verilen akıma RUH, bedensiz olarak dayanamaz. Onun için, bedeni sildim diyen; AŞKI ile kavrulandır, yandım diye bağırandır. Unutulmasın; sahilde küçük balık, derinde büyük balık gezinir. Kulun dünyaya gelişi, CEMAL-CELAL vasfı ile hemhal oluşudur, onu beden ile alışıdır. ![]() Beden ile dilenen yolu bulamazsın. ![]() Dünyaya gelmiş RUHLAR’ın, daha önce uyuyan RUHLAR olduğunu söyledik. Cüz’i irade bedende. Bedende olan, bedenin yolunu verendir. Kül’li iradeyi RUH’a veren nedir? Yanılma yok. Hatasız YAZAR, yudum-yudum süzer, her olacağı bilir. Çünkü, YAZAN’dır. Bedene geldikte, dünyaya girdikte; bahçe misali açılır ![]() OMAR der ki: "Dumanı dağıt, hem bedeni hem gönlünü eğit!..." ![]() 'Bedenin yükü neden RUH’a yüklenir?' denildi. Gelişin nedeni, RUH sürer bedeni. ![]() Kulun bedeni kaybeder, ruhu buldurur. Bulacak ki olacak. ![]() ...var olan beden yok olan nefis ister. 'Var olan beden nedir?' dendi. Boşa gelmeyiş. YUNUS ![]() Şahin yüce dağlarda yuvasını kurar, niyette bulduğuna yorar. Olumu serttir. Niyetten değil, kayıtta yazıldığı gibi. Cürmüne ortak aramaz, kimsede kendini bulmaz, Cem'den sorumlu olmaz. Öyle oldukta, sorgusu yargısı kendindedir der, kendi kendine sorar. ![]() 'Doğduğum gün' dedikte, dünyaya gözünü açtıkta, gördüğün; ne yoldur, ne hal. Kainatı bildikte, çirkini güzeli bir ettikte, 'Doğuşum odur!' derim. ![]() Kemik yapının temelidir, gönül bedenin tünelidir. İki alemi bağlar, kulunu HAK YOLU'nda eğler. ![]() Elbet kendi bedeniniz dahi sizden niyaz bekler, niyaz ile kulunu birbirine iter ![]() Doyumsuzluk, bedenin temelidir. ![]() Sen bedenini kuracaksın, ruhunu ALLAH'ımdan bekleyeceksin ![]() Sevginin topluca neşri: aksi gelen akımı yalınlaştırır, sevgi ile sevgiyi oluşturur, ruh ile beden arasında gelişen olumu pekiştirir. Her beden O'ndandır, her gelen O'nadır. ![]() Kanda gizlenen bedenin yapısıdır. Gönül kanla yıkanmaz! AŞK ile paklanır! Kul 'HAK!' derse, HAK'lanır. HAKK'ı bilen, 'HAK'tan!' diyen, bedenin yapısından geçendir. HAKK'a kavuşan, HAKK'ın izni ile göçendir. Yanılma olmasın, 'İSA nerde?' denilmesin. Dünyada gönüllerde, sanılmasın bedenlerde. MERYEM ![]() gönül kapısı beden yapısını verir. ![]() CAN bedende oluşur, RUH gidende gelişir, gittiği yerde bilişir. ![]() Zamanın birimleri, bedende ölçülür. Zamansızlık içinde olanın günü gecesi birdir. ALİ (Zamansızlık kimin içindir?) RUH için. ALİ "...Soylu soyunu topraktan arar, soylu kendini toprakta tarar. Kendini görmekten aynaya bakamaz, AŞK odunu yakamaz." dedi, ALİ ![]() Yüce dağın karı var, bir yanında yarı var; ‘Ben de göreyim’ dersen, bedenini yoruver. ![]() Beden, kafestir, RUH, nefestir. RUH, bedende tekamül etmez! ![]() "Geldim bülbül sesine, dedim 'Ver nefesine, uyma sakın nefsine, cefa etme kafesine." dedi, YUNUS'um ![]() O’ndan gelen zerreleriz, her zerremizi cümle ile kaynaştıracağız; o zaman sen ben, O olur; beden, kendinden kendini siler YUNUS RUH’un zerreleri; bedendeki her zerreyi döllendirir, bildiğince yollandırır, yandığınca küllendirir. ALİ ![]() Beden, RUH’un verdiği ile gün-gün yansıma yapar. Her an değil. Asılda her an da olabilir, ne var ki, kulun nefis kapısı kapanırsa çevresinde oluşan yoğun yansıma açık görülür. (Aura’dan söz ediyorlar) EYVALLAH! ![]() Gerçekteyiz, gerçektesiniz! Yanılma yok. 'Gerçekteyiz' dediğimiz, RUHLAR’ın birliğidir. 'Gerçektesiniz' dediğimiz, bedenleriniz dahilinde oluştadır. ![]() ‘Beden değişmez’ diyene, ‘Değişir’ demek yaraşmaz. ![]() ‘Beden sende kaldıkça, sen kendini buldukça yoğun yükünü atarsın’ ![]() Çözüm, her kulun kafesini bilip içindeki kuş ile haşır neşir olması. Kafes çok yeni çok eski olabilir. Hatta telleri ellere batabilir. Görevimiz kafesi atmak değil, teli batma halinden çıkarmaktır. ![]() ...beden sana emanettir, ruh asla değil! "...bedendeki katıyı alan da, arttıran da O’dur!" dedi, BEHLÜL’üm ![]() Müymin kulunun, sevabını tamamlamadan bedeni helak olmaz! ![]() Bağladığın nefsini çözmeyesin! Emanetinde olanın kaderini çizmeyesin! BEHLÜL ![]() Kemik alırsa köpek, ağzından alamazsın, saklarsa yerini bulamazsın. Benliği bedendedir, DOST’luğu güdendedir. BEHLÜL ![]() "...beden, giden ile bağımlıdır, bilmekten zorunludur. Bilmezse bildirilir, uymazsa öğretilir." dedi, MERYEM ![]() Her zerren sana komşudur, bedenin ÖZ’üne kapıdır. ![]() Yerden göğe HAK dedim, bedende her zerreye pak dedim. ![]() "...Ne bedenin zerresi yok olur, ne yerini alanın sorgusu kalır." dedi, HAMZA DOST (Bedenin zerresi değişime uğramıyor mu?) Akıl yok oluyor ise, beden de yok olur. Var edilen hiçbir yaratılan yok olamaz, YARATAN’ımın BİLGİSİ kulunda kaybolamaz. Az verse, çok verse, O’ndan gelen gerçeğin emanetçisi olduğunu bil. Akıl ile, beden ile, ruhunun emrindesin. O ruh ki, kayıtsız şartsız uyumdadır. Nefsin isyan etse de, düzeni birbirine katsa da; gün gelir, BİR’de olan ile BİR’liği bulur. ![]() Bir-bir alacağız nefesi, bir-bir sileceğiz hevesi; diyeceğiz ‘Günü geldikte bırakırız kafesi’ ALİ ![]() "...gayreti, aklınla gönlünü birlemekte göster. O zaman, sen ben silinir, mana ile madde birlenir. Mana, madde ile bütünlendiği anda; geçici olan değil, gerçekçi olandansın. Madde denilen, para ile pul değil, bedenindir; aklın, gönlünü güdenindir. Aynı ölçüye alırsan aklın ile gönlünü, dünyada kıyamete kadar sürdürürsün ömrünü." dedi HAMZA DOST. ![]() Çalışan her azan, birbirine habercidir; birinin durduğu yerde, öbürü görevi yüklenir. ![]() RUH vardır, göremezsin tutamazsın, atamazsın satamazsın. Sen onun hükmüne girersen, yerden göğe bilirsin; o senin hükmüne girerse, yer ile göğü silersin. Olay budur. Senin RUH’unun hükmüne girmen… Çünkü, RUH gerçek bilginin sahibidir; bedenin her zerresinde konuk değil; konuk olan bedendir. Fistan gibi giyer. ![]() Gel aldı isek bedeni, bilelim YARATAN’ın verdiğini… Bir beden senden sorumlu ise, seni gönlünden eden yorumlu ise, bağladığın düğümü çözesin, satır-satır okuduğunu, her gününde çizesin. Ben, aldığım emanetten sorumluyum, sen gibi. ![]() "...Bağlı asla olmadık, ne var ki bedenden ayrı kalamadık, benliği yeterince silemedik. Yeterince dediğimizde, RABB’imin İZNİ’nce demektir." dedi, HACI BAYRAM ![]() ...serçe ile şahinin farkı, sadece beden yapısındadır. SARI ANA ![]() Gönülden gelen selama bindiğiniz at katıldı. HAMZA DOST ![]() Gayretin sınırı beden ile çizilmiştir KAYGUSUZ ![]() Her beden sorumludur, aldığı EMİRLER’den YUNUS ![]() Beden dediğiniz kafes, akım ile yaşar; akım kesildiği yerde, düşer. PİR SULTAN ABDAL beden uykuda ise, RUH gezer dolanır. MERKEZ ![]() YESEVİ dedi ki: "Yerden aldığını yerde bırak, bilmeyen olur çırak; arayıp sormayanın, bileyim demeyenin gönlü çorak..." ![]() "...Yola çıktıysam; bedenimin her azası şahittir, yolun kumu taşı şahittir, bindiğim at şahittir. Bende, gizli olan kalmaz. Gizlediğimi sanıyor isem kendime yalan söylemiş olurum, yani kendimi aldatmış olurum. Yer gök var ise, ben varım." dedi, KAYGUSUZ VEYSEL’im “Bir can, bir ten yeterlidir; hem can, hem ten birbiri ile tutarlıdır.” dedi ![]() Ne dese, ne söylese, senden sözü bulamaz; çünkü, beden var ise arada, aldığını bilemez. ‘Ne gelen var, ne gören’ denilende, söz bedene aittir; O’na varış, RABB’imden ahittir. YUNUS ![]() "...bilgimiz yaratıldığımız anda bedenimize verilir. KEVSER, yerini bilenlerin ŞARABI’dır!" dedi, YUNUS’um ![]() Beden, düştüğü hatada kendini yargılar; SANA yöneldikte, tendeki yarayı sargılar ALİ ![]() Her çağın, bir çoğu vardır: akıl, bedende iken dardır. ![]() ALLAH’ım RAHMETİ’ni eksik bırakmaz bedenden, ‘ALLAH!’ deyip sürüsünü güdenden SARI ANA ![]() “Ava çıksam dağlara, ‘İnmem’ derim bağlara. Uçan kuşa taş atarsam, ele gelen kekliği tutarsam; elim ayağım gönlüme hesap sorar, aldığım her konu beni bilgimce yorar.” dedi, PİR SULTAN ABDAL ![]() Dinlemeden sesini, bilemem nefesini; bildi isen kafesini, sepete koyar hevesini. KAYGUSUZ |