Kul-1
19
‘Dinimizin emrettiği’ diyorlar.
Dinimizin doğruluğu, ALLAH'a bağlılığı.
Danışanın sorduğu; doğruluk, temiz duygular,
devamınca hiç bir mahsuru olmayan yaşamadır.
ALLAH kulları erkek-kadın yarattı, ayırmadı,
yaşamlarına daima beraber olmalarına yol verdi.
Kötü nesiller dejenere RUH’lu kullar,
çok kötü durumlar yarattılar.
Gününe göre haram yedi.
Kul, RUH’unu ayara alırsa, günahı olmaz.
Kadın ve erkek arkadaşlığı, umumi yerde,
güzel sohbetlere yararlı olur.
Kadının ağzı, gönlü, yolu temiz olunca,
yolu ALLAH'a varınca;
adının da arkadaşlığının da kıymeti büyük olur.
Erkek yolunda gidenin,
kadının daima hürmetkarı olmalıdır ve olur.
ALLAH daima, kadınları zaif yaratmıştır.
Çok iyi yollu bir erkek, kadının zaifliğinden kaçar,
onun doğru yola gitmesine yardım eder.

6 haziran
Kul dumanla kırıcı olur.

Dağ mı dayanır, kul mu dayanır?
Kulun gönlü, dağdan kuvvetli.
ALLAH'ın verdiği kuvvet

23
SEN’den gelen her kul,
Müslüman olsun, Hıristiyan olsun;
SEN’i bilsin, ’Yalnız SEN’i ALLAH'ım’ desin.
‘ALLAH’ım’ desin, şaşmasın,
senin yoluna şirk koşmasın;
dünyada uyansın, öyle gelsin,
ahireti dileğimizce bulsun.

21
ALLAH, KENDİ’ni kullarıyla BİR SAYAR,
BİR VARLIK OLDUĞUNU SÖYLER.
Manasını düşünsene.
Felsefemiz bu değil mi?
‘ALLAH'ım benim, ben ALLAH’ımın’
derken ayırıyor muyum?
Kullar tek-tek olduğu için, ben de.
Ama ALLAH ve kulları TEK.
Neden kulunu sevin derim?
Çünkü her kul, ALLAH'ın bir PARÇASI’dır.
ALLAH’tan geldik, O'na döndük.
O'nun kulunu dünyaya, “OL!” dediği an,
“OLSUN GELSİN’ dediği andır.
Kulun dünyaya gelişi;
gelip tecrübe edilişi, dünyadan mertebe alışı.

11
Niyazını ALLAH'ına cümle kulları için eden;
bizlerin de, olumu olmamış,
hamuru yoğurulmamış olan kulları da ferahlatır.

Kulun mertebesini veren ALLAH

sevgili kulun orucu makbuldür.

15
Damanın taşı döner durur,
gah yenilir gah yener.
Yenilen kuldur, taş değil.
Adamına göre oyun,
yumağın sarılışına göre kul.
Yanılan yenilir.
‘Aman..’ diyen yener, oyundan çıkar.
Hayat böyle.
Yenmek-yenilmek, yumağına sarmak,
günahın varlığını bilmek; kulu eğitir.
‘İlle yeneyim’ demez, hileye baş vurmaz.
Dünya, böyle bir oyun.

7
OMAR der ki:
“Her kul gönle göre yol bulur, YUVA öyle kurulur.
Yolu yola uydurmak, kula gönül koydurmaktır
makbul olan.”

16
Temizlik olsun, kul af dilesin;
ahını aldığı kul affetsin.

17
Verişimiz boş değildir elbet.
Alamayacak kula ALLAH’ım bizleri göndermez.
Olamayacak kul zaten alamaz,
olamayacağı için alamaz.
Alabilecek her kulunu ALLAH’ım yoklar.
Yanlış anlaşılmasın.
ALLAH’ım cümle kullarını yoklar,
alamayacak kuluna bizleri göndermez.
Olamayacak kul alamayan kuldur.
Olamayacağı için alamaz.
Yumurta yuvarlanır, sert yere geldimi kırılır.
Olamayacak kul da öyledir.
Hep güzellik arar.
Güzel görmezse,
güzel gördüğünün hakkına el uzatır.
 
18
ALLAH’ım layık kulunu; dünyada dinlendirir,
gönlünü dillendirir, yolunu güllendirir

ALLAH’ım kulunu sever de verir.
Kul ALLAH’ını alır da bilir.
Bilmek de büyüklük.
Kulun büyüklüğü, gönülde.

19
Yerden değil, NUR’dansın, NURU’ndansın.
MELEK dünyaya gelmez, dünya yükünü almaz.
Elbet günahsızdır.
Kul dünyaya gelir, türlü yükle bağlanır.
Bağını çözer, yükünü atarsa;
niye MELEK olmasın, ALLAH’ına varmasın?

6
Olmak ermektir, ermek geçmektir.
Neden? Dünyadan.
Kamil kul bilir; kendinin olmayana gönül bağlamaz,
‘İlle olsa’ diye ağlamaz, kısa ömrünü ahla dağlamaz.

12
‘Mucize alsaydım, niyazıma cevap gelseydi;
dünyaya gelen her kul VELİ olurdu,
dünyaya geldiği günden ALLAH’ına varırdı’ dedim.
Kulun her dileği olsa,
dünya bir o yana bir bu yana dönerdi.
YUNUS

20
‘Mümin kulun yuvasında olmaz,
mümin kul eğlence bilmez’ diyenlere,
dünyayı karartanlara sözüm.
Dünyaya işkence için gelinmez.
Yaşamak, yaşayana hürmet etmektir kulun vazifesi. Yaşamayı her kul bir yönden güzel görür.
Kul olur gezi sever, kul olur ÖZ’ü sever,
kul olur sazı sever, kul olur oyun sever.
Sevdiğini yaptığı gün yaşadığına sayar.
Ona uymak, gönlünü almak münasiptir dedim.
Yumuşak kula her şey yaraşır,
çünkü kararında bırakır.

24
Gönlünü aç, yalandan kaç.
Dünya miraç değil beden miraca çıkmaz,
gönlünü hazırla.
Beden kafes. Kuş kafesle uçar mı?
Günün yine gelişi, ham kulunun erişi.
Dünyada olsun toprakta kalmasın.
Anlaşılmadı dediğim.
Elma erince düşer, kul eline geçer;
yiyeni, yolmuş diyeni bilinir.
Ham elma, vakti dolanda ağacı silkilende
ham kalır,  toprağın malı olur.
Kulun ermişi, ALLAH’ını bilmişi;
huzura varır, tadını verir.
Ham kul yerde kalır ele gelmez, ağıza tat vermez.
Olmuşa tat veren ALLAH’ım, hamına el vermez,
kul eli değmez.
Elbet ALLAH’ım elini uzatıp almaz,
kulu sebep yaratır elini uzatır.

5
Derya deryadan içre, dünya alemden içre.
Dünya alemde, alemin elinde oyuncak.
Oldurduğu, YUĞAN’ına sordurduğu,
sadakate erdirdiği kulun yolu açılır,
dünyanın dönüşünde dışarı çıkılır;
olduğun andır bu.

17
Dünya sözü ne ki, kulu dert eder;
dünya kulu ne ki, kula dert verir?

mart
ALLAH’tan başka YARDIMCI olmaz.
Kul kula sözden başka bir şey vermez.

16
ALLAH’ımın VARLIĞI’nı ispata giden yobaza tokat. ALLAH’ımın VARLIĞI’nı ispat, kula düşmez.
O KENDİ’ni bildirir.
Kulun vazifesi, O'na layık olmaktır.
İdrak edenin vazifesi, uyuyanı uyandırmaktır.
Ben bu gayeye hizmet için vazife aldım,
kendimi tanıtmak için değil.

11
 ALLAH’ımın kulu olmayı,
yalnız kendini ibadete vermeyle ölçmeyi;
ALLAH’ımın muteber kulu mu diyelim?
ALLAH’ımın kulu olmak,
O'nun VARLIĞI’na inanmakla kaimdir.
İbadeti borç bilin, yolumun selameti demeyin.

1 mayıs
Kul da kendine gaye edinmeli,
bir yol çizmeli, akıntıya kapılmamalı.
Denmesin: ‘Kader, kul ne eder?’
Kul ne ederse kendine eder

21
Kulun küçüğü-büyüğü olmaz,
ALLAH’ımın VARLIĞI’na sahip çıkılmaz,
çıkana ‘Büyük’ denilmez.

24
Olursa kul, mümin olsun.
Mümin olmayan kul, kaderine yansın.

Kul yumağını, gönül yumağına göre sarar.
OMAR

Kuğu sadece gölü süsler.
Gayesiz kul da, dünyayı süsler.
OMAR

Kuldan kula zarar gelmez.
Çünkü ALLAH’ım İZİN vermez.

25
‘Kolay mı cennet?’ diyene sözüm. Elbet.
ALLAH’ımın kulu olman yeter.
Yanılmayın.
ALLAH’ımın kulu olmak için, O'na dönmek gerek. ALLAH’ımın kulu odur.
Kulu olduğunu inkar edene, duacıyım.

2
Maymun uygun mu kula, yolu benzer mi?
Ağaçtan atlar, ağaca zıplar.
Düşündüğü yok, eğlencesi çok.
Kulun gevezesi de öyledir;
öylesine uyma, dediğini duyma.

11
Yerin-göğün varlığı, kulunun varlığına eşittir.
Kulun varlığı için yaratıldı,
dilendiği an yok edilmesi an meselesi.

28
Cümleden kopmayanlar,
her an beraber olup yolunda yürüyenler;
müstesna kullardır.

15
Kuluna hastalık cezası vermez ALLAH’ım.

17
Selam cümleye, selam kâinatın misafirlerine.

Kula kul olan, HAKK’a NUR olmaz,
ALLAH’ımdan NUR almaz.
OMAR

23
Ayılmak niyetine dünyaya geldik

“KULUMUN AFFETTİĞİNİ BEN DE AFFEDERİM.”
der ALLAH’ım.

kul kulu eğitir, amma öğütmez.

25
Kulun bir gayesi olmalı,
dünyada öyle yaşamalı.

Kul, gönül yücesidir

26
Yer yerindir, kul GÜL’ün.

28
ALLAH’ım YÜCE, BÜYÜK, AFFEDİCİ.
Ne var ki, dönük kuluna uzak kalır.

17
Kalmaya gelmedik dönmeye geldik,
doğuştan mukaveleyi imzaladık.
Misafirlik uzarsa, ev sahibine sıkıntı verir.
Kâinat, hepsi sana kusursuz hizmette.
Kalmak istersen, ‘Dayatayım’ dersen;
men edilene asıntı olursun.

19
ALLAH’ım her kuluna bir benlik verdi.
Onu değiştiremezsin.
Uğraşmak yetmez, gücün olmaz.
Benliğine kıymet verirsen, kazanırsın.
Neyi mi? ALLAH’ımın kulunu.

23
Kulun yaratılışı dünyaya değil kâinata eşit.
Neden mi? Kâinat ne için yaratıldı?
Kul için.

9
ALLAH’ımın kulu olmak, mutlu olmaya yetmez mi? VARLIĞI’nı bilmek, duman dağıtmaya yetmez mi?

20
Kul bizim değil, biz kullarıyız ALLAH’ımın.
Kul oldu isek, ne mutlu;
kör oldu isek, affet ALLAH’ım.
Kuluyuz ALLAH’ımın, kula kul olamayız,
‘Ol’ diyene dönemeyiz.
Kul yolunu ALLAH’ım için yürür,
kulun hatırı için değil.

23
kuldan kula zarar gelmez,
eğer ALLAH’ına dönük isen.

28
Kulu kul eden hiç bir icat yapılamaz,
kulun anahtarı kulun eline verilmez.

29
Yeme kulun hakkını, seninkini de götürür.
Sahibine yaramayan, senin neyine yarasın.

17
Her kul kendi yolunu bilse, doğru yolda yürüse; kimse kimseye çarpmaz, gökteki yıldız misali.

29
Kap kalaylanır, niye? Zehir vermesin diye.
Kul kolaylanır, niye? Zehir almasın diye.

30
ALLAH’ım kâinatı, kulu için kurdu.

Kulluk, öğrenmektir.
Gaye yumak sarmak değil.
Yumak istesen-istemesen sarılır.

6
‘Neydim, ne oldum, ne olacağım?’ diyen,
ALLAH’ı bilendir.
Dama taşı olma, ele gelme;
damayı sen oyna.

7
elbet her kul, YUNUS’tur MEVLÂNA’dır.
Yaratılışta eksiklik olmaz.
Kul nefsi ile o VERGİ’yi harcarsa, elbet uzak kalır.
Yoksa, RESULÜ’nden ve PEYGAMBERLERİ’nden başka, kullarında özellik olamaz.
Harcayan ile harcamayanın yolu, aynı kalmaz.
ALLAH’ıma emanet olunuz, dilediğinizce bulunuz. Unutulmasın ki; her kulun varacağı, bulacağı O'dur.

8
ALLAH’ım kulundan geçmez.
Sen O’ndan geçsen de, O senden geçmez.

10
‘Eğilmem’ deme.
Zaten, kulun kula eğilmesi yaraşmaz.
ALLAH’ıma, hepimizin boynu eğik.
Meşale olsa, yoluna dursa;
selamını esirgeme,
ne var ki, kulun önünde eğilme.

19
Yaratılan her kul layıktır, layık olmayan yaratılmaz.

23
Namerde kul olma, kula köle durma.
Kul, ALLAH’ımın kuluna eziyet veremez.
Yanlış anlaşılmasın, ‘ALLAH’ımın kulu’ dedim.
‘ALLAH’ımın kulu’ derken;
‘Yarattığı’ demedim, ona kulluk edeni söyledim.
Nöbetçi nöbet tutar;
kulun kulu olduğu için değil, vazifesini yapar.
Kapısını kapayan kul, yuvasının sultanı olur.

24
Kul kulun hatasına bakarsa, hataya kendi düşer.
Kul kula hizmet etmek için gelmez.
Her kulun ettiği kendine.

7
Yemişte ne var? Ne olsun, tat var.
Ne üzümün elmaya,
ne portakalın karpuza benzemediği bilinir.
Kul da kula benzemez, benzetmeye çalışılmaz.

9
MEVLÂNA olmadan geldim,
MEVLÂNA oldum.

27
En katı kul dahi, dara gelince ‘ALLAH’ım’ der.
ALLAH’ım; dara gelende değil,
her an aklınızda olsun, gönülden çıkmasın.

Kuldan kulu ayırma, kulun işidir;
amma olgun kul değil, ham kul ayırır.

8
Dünya kulu, bir geldi milyarlara yükseldi.

9
buğday unu, çavdar unu bir midir?
Ama hapsi undur, aynı taşta öğütülür.
Vergisi de bir değildir. Kul da öyledir.
Aynı değirmende öğütülse de, netice bir olmaz.

8
ALLAH’ım kulunu, senden çok sever.
Sen emanetçi; O, SAHİBİ.

20-2
Her kul ALLAH’ımdan gelir.
Yaratılışta, hepsinin değeri birdir.
Onun için kula söz yaraşmaz.
Çünkü kul kula köle olmaz.
Kulu kendine köle eden,
köleliğe adaylığını koyandır.
Üstünlük iddiasında olan, ayarını düşürendir.
Altının değeri gibi.

21
Her kul; yaratma çabasında,
güç-kuvvet sevdasında.
‘Ben, benim için’ der. ‘Ben, cümle için’ dense,
gücü ALLAH’ımdan dilese, dileği samimi olsa;
ALLAH’ım elbet verir.
Ama her kul,
aynaya bakanda başına tüy görsün diler.
Kazan kaynar, kul oynar.

22
Bir yuvaya gelen giden çok ise,
o yuvayı kutlamak gereklidir.
Gönül kapısı açık olan kulların,
yuvası da açık olur, gelen huzur bulur.

28
Umut, olacağın sözcüsüdür.
ALLAH’ım, kulunun gönlünü yoklar.
Olmayacağı gönlüne koymaz.
Kusursuz kul olmaz.

29
Kul, verilendir; dünyaya yaratılandır.
Kul kula köle olmaz;
‘Köle olsun’ diyenin, sonda yüzü gülmez.

2
YARATTIĞI kuludur,
HAZRETİ ADEM’in dölüdür.

7-3
Konuk nasibi ile gelir.
ALLAH’ım kulunu kuluna yük etmez.
‘ALLAH’ım’ diyen, konuğa yüz çevirmez.

17
kimseye el-dil-göz atma.
Kimsenin durumu, kimseyi ilgilendirmez.

20
Boşluk yok.
ALLAH’ım, kainatta boşluğa yer vermez.

sen ancak kendi boşluğunu doldurabilirsin.

26-2
kul ayırma, taç giydirme.
Her kul birdir.

21
ALLAH’ım her kulunu,
NURU’ndan verdiği hamuru ile yoğurur.
Ne var ki kul,
hamurunu dünya çamuru ile bularsa;
varış düşünüldüğü gibi olur.
‘Dünya, çamur mu?’ derseniz;
daha önce verdiğim gibi,
akan suya yön vermezsen,
toprak su ile karışır, çamur olur.
Dediğim, her kula derstir.

22-1
‘Hayvanlarda da RUH var’ diyene de ki;
‘Kul hayvan için değil, hayvan kul için yaratıldı.
Kuluna beslensin diye verdiğine,
YÜCE ALLAH’ım RUH vermez.
RUH sadece kulundur.

Kulun kaderini ALLAH’ım çizer,
her çizgiyi kul çiçekle süsler.
Günün güzelliği oradadır.
Kul vardır, duvarını karanlık boyar,
duvara lüzumsuz tahtalar dayar.
Kul vardır, duvarı çiçek ile süsler.
Kulun kaderdeki rolü odur.

Kulun RUH’a,
duadan başka ne vereceği olur?

25
Kul kulu kendine köle edemez.
Gönül hoş olmayınca, önünde eğilemez.
Kula semer vurulmaz.

28
her kul, dünyada bir tarih kaydeder,
gelen kula örnek verir, yol seçme hakkını tanır.
Ne var ki her kul, bünyesine göre alır.

30
ALLAH’ım, kulunu NUR ile yaratır.
Kul vardır, NUR üstüne NUR katar;
kul vardır, NUR’unu nefsi ile harcar.
Olay budur.
Yaratılan her kul, NUR’dandır.

4
NUMAN der ki:
"Yol, yol içinde olmaz; kul, kul içine girmez."

8-2
Kul, ‘Dünyayı çözdüm’ dese de,
kendini çözemeyen, dünyayı gözden çıkarsın.
Kul kendini dahi çözemez ki, dünyanın neyini çözsün?

Her kul PİR olsa, her gönül NUR olsa;
PEYGAMBER’e, EVLİYA’ya ne hacet kalırdı?

16
dünya kainatın ortasında,
her kul dünyanın ortasında,
ben de hepinizin ortasında.

Kader; kalemle yazılmaz,
deftere çizilmez, nefesle üfürülmez.
“OL!” diyenin olduğu, “DUR!” diyenin kaldırdığı,
kainata cümle kulu uydurduğundan
başka hakikat olmaz.
Kul, kâinatta bulunmasına emredilenden
başkasını bulamaz.
Her bulan, kendi bulgusu değildir.
Ne var ki, ALLAH’ımın o kuluna LÜTFU’dur.
Unutulmasın Müslümanlık, sözde değil ÖZ’dedir.
Adından değil, yadından bilinir.
Kul iyi anılıyorsa, ‘ALLAH’ım RAZI olsun’ deniliyorsa;
o kul ALLAH’ımın Müslüman kuludur.

19-1
Güneş; aydınlatır, ısıtır, suyu kaynatır,
yağmuru oldurur, toprağı buldurur.
Ne var ki gine de, bilen kuldan büyük değildir.

27
Kulun değerini kusurdan değil meziyetten verin.

5
Kul dilediğini değil, nasibi kadar alır.
Açıkta olanı düşünen kul, yorgan altında üşür,
eğer kul ise?

14-1
Yemediği aşa kul kötü demez,
dumanını kulun yüzüne üfürmez.

26
Dünya kula sır, kul dünyaya sır.

28
Duamız, toprak altına girene değil,
bedensiz aramızda dolaşana olsun.

5 aralık
BÜYÜKLÜK, unutulmasın ALLAH’ımdadır.
Sözünü kabına mal etmesin.
‘Büyüklük yapan düşer’ demesin.
Büyüklüğe edep,
kulu kulun önünde eğilmeye davet etmez.
ALLAH’ımın önünde secde edilir,
kulu sadece sevilir; edebe riayet odur.
Edep, kulunun önünde eğilip elini öpmek değil,
kulunu kulundan ayırmamaktır.
HAK NURU’na, onda değil kendinde teveccüh et.
Onu ve cümleyi sadece sevmeyi bil.
Çünkü ALLAH’ımın NURU ne sadece onda,
ne de bendedir; cümlededir.
Önümde eğilenin kulluğuna hürmet, yersiz.

7
Kulun varlığı, kuma eşittir;
kumdan ayrıldığı an, YARATAN’a eşittir.
‘YARATAN’a eşittir’ demek,
dünyada harcamadığımız NURU kadar O’na yakınız. Yakınlığın adı, eşit demek değil midir?
Ne kadar küçük olsak da,
niyazımız kadar O’na yaklaşırız.
ALLAH’ımın dünyaya verdiği nimetler,
kullarını yaratması karşısında çok az kalır.
Çünkü kullarına KENDİ’nden,
dünyaya GÜCÜ’nden verir.
Kâinat, zaten O'nun MÜLKÜ.

10
Bir lokma bir hırka günü geçeli asırlar oldu,
günde kul kamuya uydu.
Uyduğun kadarıyla güzel, gerisi gazeldir.
Yaşantında kula yük olma yeter.
ALLAH’ım KENDİ’ne yük olanı yaratmaz,
yarattığını KENDİ’nden uzaklaştırmaz.
Kulun yükü de, ALLAH’ıma değil dünyayadır.
Ne var ki, dünya da kul ile ölçüsünü alır,
kul olmasa top örneği ortada kalır.

9
Kulun yapısını,
etten-kemikten-kandan bilsen yetmez mi?
Ne bugün, ne yarın çözümü olmaz.
Kulun yaptığını, kul bilmez.
Yoktan var, vardan yok olmaz.
Varız. Hep varız.
Ne var ki, anda alemden alemi böleriz.

12
 senin yaratılışının, örneğini buldun mu?

16-2
Kulu olmak, O’nu bilmektir.

19
 Yoluna gitmeyen, AŞK’ına düşmeyen;
hiç değil ise gönül kırmasın, kulluğundan olmasın.

23
kulun değeri gönlündedir.

Kulu eğitmek, görüntü değerini arttırır.

6
Yol kulun, kul YÜCE’nin ADI’na hizmettedir.
 
18
ALLAH’ım, AŞKI’na düşürsün,
meyhaneyi aratsın, meydanhanede toplasın,
topladığı has kullarına cümleyi katsın.

Kul kula köle olmaz;
ne var ki kul kulu, köle de bilemez.

22
kula kul olma, kulu kul etme.

5
CAN her kulda,
RUH ile CAN has kulda.

8
her kulun uyandığı bir gün olur.
Yeter ki ‘ALLAH’ım’ diyelim, O’ndanız bilelim.
Benden geçelim, sende-bende cümlede,
O’nu bulalım.
Çünkü ne sen-sensin, ne de ben-benim.
Cümlemiz O’yuz.

17
 Kul hakkı beden ile, kul hakkı gönül ile,
kul hakkı sevgi ile ölçülür.
Sevgisini esirgersen,
bedenine cefa edersen, gönlünü kırarsan,
ve parasını haksız yere iktisap edersen;
ALLAH’ım seni AFFETSİN.
Kulunun affettiğini, ALLAH’ım da AFFEDER.
Seni senin ile değerlendirir,
seni benim ile değerlendirmez.
Ne sen beni, ne ben seni yüceltemeyiz.
Seni de beni de yüceltecek olan,
gönül yapımızdır.

21
Dünyanın yaratılışı kul içindir.
Kulun silindiği gün, dünyanın boşluğudur.

22
müstesna kuluna ALLAH’ım söz ettirmez.
Cümleye derim.
Müstesna kul hatasız mı olur?
Elbet olmaz.
Onun hatası, kul gönlü kırmaz.

26-1
Her kulu ‘Kamildir’ de, öyle sev.
Varsın öyle olmasın.

26-2
Yaratılan değil kulu olalım.
Kulluk değerimizi kaybetmeyelim.

31
Kuldan gelen hata, ne kadar büyük olsa da;
ALLAH’ımın AFFI’ndan büyük değildir.
Yeter ki kul hakkı, kulu tutmasın.

ALLAH’ımın VERDİĞİ, has kulunu gördüğüdür.

4
ALLAH’ım her yarattığının gönlüne,
KENDİ’nden verir.
KUR’AN’ı kulağına üfler.
Ne var ki perdeli kullarına,
PEYGAMBERLER’i EVLİYALAR’ı gönderir.

13
Yanlış anlaşılmasın;
yaratık demedik, kul dedik.
Her yaratık, kul değildir.

Hatasız olsa, kul denmezdi.

ALLAH’ımın kulları ile arasında, perde yok ki.
‘Beden perde’ dersen,
görgüye perdedir, vergiye değil.

17
ALLAH’ım kainata düzen kurmuş.
Kulun gördüğü de, bu düzendir.
Hiçbir varlık, kulun ne bünyesine,
ne kaderine hükmedemez.
‘Cin tayfası’ diyen,
YARATAN’ın YÜCE VARLIĞI’na ortaklar saymış olur.
YÜCE VARLIK, kuluna hükmeden ortak yaratmadı.
HÜKÜM, TEK BİR VARLIK olan ALLAH’ımdadır.
Sana hükmeden bir varlığa inandığın anda,
‘ALLAH’ değil ‘TANRILAR’ demiş olursun.

ALLAH’ım kaderi kuluna bildirseydi,
SEVGİLİ RESULÜ’ne bildirirdi.

ALLAH’ım sadece güzellik yarattı.
Çünkü yarattığına KENDİ’nden verdi,
kulunda en güzel şekilde ifade etti.

23 nisan
‘ALLAH’ım’ diyen kulun;
ne yoldan, ne kuldan,
ne şeytandan zarar aldığı görülmez.

25
Aslında sonsuzluk kulundur.
Elbet kul olduğunu bilirsen

Yaratılan her kulda, gösterilen her yolda;
ALLAH’ım vardır.

30
Alanın aldığına sahip çıkması, kulluğundandır.
Böcek; şarap aldım demez, aldığına sevinmez.
Onun aldığı, sadece bedenine gerekli olandır.
Kulun aldığı RUH’unu besleyendir.
Şarap oldu, kullarına sunuldu.

9
Bir kuluna değil, cümle kullarına aşığız.
AŞK’ımız, birine oldu mu öbürünü inkar etmiş sayılırız. Ayıran, kulluktan uzak kalır.

kul hakkına el sürme, kulundan şikayetçi olma.

12
Güzeli güzel diye seversen, gönlünü yıka derim.
Çirkine değil, çirkinde güzele bakarsan;
kulluğun içindesin.
Her yaratılanın kul olması dilenir.

15
Bilsen-bilmesen,
O’nun kulusun, O’nun NURU’sun.
Geleceğin kaygusunu çeken kul,
ALLAH’ımdan uzak kalan kuldur.
Sen O’ndan uzak kalma ki,
O seni bırakmasın.

19
Yaprak olsam, O’ndan geldi isem;
mutluluğum sonsuzdur.

20
 Hiçbir kul karanlığa iltifat etmez.
Kâmil kulun etrafı niye kalabalık olur?
Elbet ışığı bol olduğu için.

24
Mevsime uymazsan,
gönlüne koymazsan,
olana doymazsan;
“KULUMSUN.” der mi sana?

26
Yumak olan sargıya gelen her kul,
sarıldığı müddetçe eylemdedir.
‘Gönlümde aradığım eylemi buldum’ diyen kul,
kainatı olduğu gibi saran kuldur.

Mademki hepimiz O’ndan geldik,
kulun kula üstünlüğü olamaz.

8
ALLAH’ımın yarattığı, yaratıp gözettiği,
NURU ile bezettiği kuluna;
gözle, sözle suçu verirsin.

her yarattığı iyi-kötü, O’nun kuludur.
O’nun kuluna edilen söz, O’nun NURUNA’dır.
Kulun ölçüsü O’ndadır.
Sen ne iyi, ne kötü diyemezsin, ölçüye vuramazsın.
Ne var ki, müstesna kulun yaratılışı,
dünyaya gönderilişi sebebi ile ölçüsü ile gelir. PEYGAMBERLER ve EVLİYALAR.
Onların ölçüsü, dünyadan verilir.
Öyle kullar, kullarca, istek dışı sevilir.

14
biz de SEN’deniz, SEN de bizdensin.

16-1
‘Günahkar kul’ demeyin, kulunu suçlamayın.
Suçun nerde başlayıp, nerde bittiği bilinse;
günahkar kul olmazdı.
Ne kadar büyük günahı olsa;
bir yerde HAKK’ı tanır, orda uyanır.
Uyandığı yerde, doğmuş olur.

20
Elbet PEYGAMBERİMİZ örneğimiz.
Ne var ki, PEYGAMBERİMİZ’in ilk yetiştirdiği kul
HAZRETİ ALİ’dir.

21
Dünyanın vergisine, kul da katkıda bulundu.
Kul güneşten sadece aldı.
Aslında dünyaya da vermedi.
Sadece dünyadaki maddelerde kendini eğitti.
Dünya ise, kulu öğüttü.

25
YÜCE, “OL.” dediği kulda yanılır mı?

27
Kulunun geçirdiği her merhale,
aynen meyve misalidir.

4 ağustos
Cimrilik kulu geriye atar.
VERDİĞİ senin için değildir, cümle ile paylaş.
‘AŞK’ımı SANA verdim, SENİ cümle ile paylaştım’
dediğin an, O’nun kulu olursun.

5
YARATAN “OL!” DEDİ, çamurda ELİNİ KARDI.
Sanılmasın toprak ile suyun karımı.
ALLAH’ımın NURU ile, ZATI ile SIFATI.

‘Misafirim’ dediğim, günümü bekledim.
Her gelen misafir olduğunu unutmasa;
bağlantı kurmaz, ‘Kök atayım’ demez.
Kulun gelişi elma misali;
çiçeklenir, meyve olur, dökülür, kök yerinde kalır.
Ağaç, kul nesline benzer.
HAVVA

8
Kulluk; her yaratılana nasip olsa;
dünyanın değeri kalmazdı,
kul dünyayı terazi bilmezdi.

O kulunu bilir, kuluna KENDİ’ni bildirir.

17
Her kul O’nundur, O’nu bilenindir.
Kula dayandığın müddetçe;
hem kulluğundan uzak kalırsın,
hem kuluna dünyada beden yükü vermiş olursun.

18
VARLIK, YÜCE’nin ZATI’nda;
VARLIK, YÜCE’nin SIFATI’nda;
VARLIK, YÜCE’nin “OL!” DEDİĞİ’ndedir.
ALLAH’ımın ZATI’nda vardır.
SIFATI’nda şu anda sen var mısın?
Elbet varsın, çünkü sen “OL!” dediğisin,
O’nun NURU’ndan VERDİĞİ’sin.
Kulun diğer manası, kül.
Kül, olun dolma halidir.
Önce “OL!” der, sonra kül eder.
“KÜL!” dediğinde, KENDİ VARLIĞI’na katar.
 ‘O’na kul ol’ dediğinde, hizmet manasına alırsınız.
Aslında, O’na katıl manasınadır.

‘Dünya nokta olduğunda,
kainat ona nasıl sığar?’ dersen;
dünyadan da kainattan da yücedir her bir kul.
Çünkü kainatı gönlüne sığdırabilir.

20
Sohbet seni senden ayırdı ise,
kül haline getirdi ise;
meşrebini bulmuşsun derim.

22
Kainatın sırrı, bir kulun aklı ile bulunmaz.

KABE’nin sırrı KABE’de gizlidir.
Kulun sırrı, gönlünde gizlidir.

16
Kaygu ne zaman gereklidir?
Kul hakkını yersen, gönlünü nefsine harcatırsan.

19
Dünyaya tek gelmedim.
ZATI’nda olduğumu bilerek geldim,
SIFATI’na gülerek katıldım.
ADEM

ZATI’nı bildikte;
TEKLİK değil, kül olduğunu görürsün.
TEKLİK, O’dur.
Kül olmak, ZATI ile SIFATLARI’nda birleşmek.

29
Kainatın içindeyiz.
Kainatın vergisinde, kulun payı nedir?
Kainat senin için, sen cümle için yaratıldın.
ALİ

2 kasım
Koyunda huy var, renk yok;
çiçekte renk var, huy yok;
kul da renk de var, huy da var, eğer kul ise.
Ne koyun olalım renksiz, ne çiçek olalım huysuz.
Huy, yerini hazırlama; renk, çevreye uyma;
koyun, kayda itaat; çiçek, görgüsüz gösteri;
geçit, mertebe.
YÜCE; bağı verir, üzümü oldurur.
Senin gayretin, şarabı oldurur.
Ne koyunda, ne çiçekte gayret yoktur.
Geldiği gibi gömülür.
‘Oymuş’ desem yersiz, kul olmadığı için sorumsuz.
Kul olmayan kullar da öyledir.
‘Geldik gördük, sevdik bulduk,
döndük kavuştuk’ dedik.
Kul olmayan kulların diyeceği şudur:
‘Geldik, boşuna döndük, dönüşte ‘Ah’ dedik yandık'. ALLAH’ım AFFINI, bilmeyenlerde dağıtsın;
bilen kul bilmeyeni eğitsin,
şuursuz gelene şuur versin.

16
ALLAH’ım; her kulunu YARATIR,
YARATTIĞI’nı LÜTUFLANDIRIR.
Sen onun dışında gördü isen kendini,
ALLAH’ım seni AFFETSİN.
ALLAH’ım ULULAR’ı ayrıca LÜTUFLANDIRMAZ.
Onlarda olan, kapalı gözlerinin açılışıdır.
‘ALLAH’ım!’ diyelim, kulluğumuza duacı olalım.
Kulluğumuzu bilelim, BİLDİRMESİ’ni dileyelim.
Gözü açık olanın yolunu değil,
sadece KUR’AN’ı rehber alalım.

14
Her kul, ulusunun AŞK’ını çeker.

15
 Her ‘ALLAH’ım’ diyen, O’nun kuludur.
SEVER ayırmadan, KORUR kayırmadan.
O’nda ikilik yoktur.
Dünya haline bakıp, kulunu hor görmeyin.
Dünya haline bakıp, kuluna diz bükmeyin.

22
Yaratılan her kul, o deryadan bir zerre değil midir?

O’nun VERGİSİ’nde, kainata sergisinde;
ne varsa senin içindir.

Madem ki O’nun SIFATLARI’na malikiz,
mutluyuz-kutluyuz.
Çünkü O’nun kuluyuz.

5
Yol senin, dilek senin, sen O’nun kulusun.

ağaç olduk, kullarını yaprak dedik.
Şimdide sürüden saydık.
Birinci devreyi geçtik,
ikinci devreyi aşmak üzereyiz.
Kulluktan ötesi varlık.
Kulluk, üçüncü devre.

11
Layık görmediği kuluna vazife vermez,
verdiğinde şaşmaz

17
yumuşak kul, her yükü sırtında taşır,
başkası ile paylaşmaz.
Dünyayı dar bulur, çünkü ahireti çok geniştir.

19
Hazır yol, layık kulunundur.
Çünkü yol; kulun değil, kul, yolundur.
Yol, her an her kuluna hazırdır

21
Kul kendini, geçmişle avutur.
İnsan denen, zaten hayaldir.
Ne var ki hakikate vardığı an,
hayalden geldiğini bilir.
Gelişte, bulduğunu görür.
Diledik ki her kul bilsin, bilerek gelsin.
Bizim dileğimiz değil.
Kulunun layık olduğu görülür.

22
Ateşi yanan kul geceyi bilmez,
çünkü karanlıkta kalmaz.

27
Toprak verir bıkmaz, kul alır bıkmaz

16
Zulmünle yıllarca beşik salladım,
toprağı verir diye belledim,
yeşermesi yakındır diye bekledim.
Bilmedim ki, toprağı çorak imiş.
Çorak toprak kul olmaz,
üzerine o yükü vurmaz.

2 nisan
Verdiğini bilmek, YARATAN’a uymak;
kulun kulluğunu bilmesidir.
Her kul ‘ALLAH’ım!’ der, zulmette O’na sığınır.
Çünkü sığınılacak sadece O olduğunu,
ancak zulmete düştüğünde idrak eder.
İdrake, zulmetten önce varsa;
olana zulmet demez, dert deyip dövünmez.

Yemin verilen yerde, düğüm çözülmez.
Kulun adına, HAK cevap vermez.
Çünkü kul, HAK ADINA söze girmez,
girmeye gücü yetmez.

4
her kul olaylarda kendine düşen payı alır.

‘ALLAH’ım SEN bendesin, acaba ben nerdeyim?’
Kul nerde olursa olsun, ALLAH’ım ondadır.
Kul O’nu ne kadar bilirse, o kadar yakınındadır.
Cenneti arayan, O’nu dileyendir.
Cehennem korkusu, kulu kendinden uzaklaştırandır. ALLAH’ım sende oldukta,
cehennem korkusu neden?

20 haziran
Her kul, kendinin sorumlusudur.

2 temmuz
Kainat; ADEM’den bu yana,
gelmiş göçmüş cümle kulların
sayısı kadar sır saklar.
Her doğan kul ile, yeni bir sır doğar.

20
Mümin kul vardır, müslim kul değil.
YUNUS’um der ki:
"Bin müslim, bir mümin edemez..."

27
ALLAH’ım kulları ile her an hemhal olur,
KENDİ’ni onlarda bulur.
Yanılmayın; onlarda bulur dedikte,
kulun O’nu idrak anıdır.
Yoksa ALLAH’ım her an,
mümin olsun olmasın; kulları iledir.

17
kul ölçüsünü kuldan alır

kul derdini kula dökemez

25
O’nun ‘OL!’ dediği,
kulluğu sınırladığı yerde bulunmak;
O’nun ile beraber olmaktır.

3 eylül
kulun kula eğecek boynu olmaz.

2 ekim
Kulluk; hem kolaydır, hem zordur.
Kolaylık nerdedir?
Kul olduğunu bilsen, O’ndan gelene uysan.
Zorluk nedir?
Sorguya düşmek, her olayın nedenini aramak.

21
Devrini tamamlamayan kuluna, söz etmeyin.
Hatalı olabilir, ne var ki
devri tamam olmadığı için yanılmaktadır.
Verimi elbet kıttır,
devrini tamamlamayan kul yoktur,
geç olsa dahi.

7
kainat O’ndandır, kul O’nundur

22
Kulunun borcunda,
HAKK’ın HUKUKU, gramı ile yazılıdır.

28
ALLAH kuluna; kendini buldurmak,
kimliğini bildirmek için gönderir.

Her kul, ALLAH’ımı bildiğince bulur.
Buluş, kendine oluştur.
ALLAH’ımın takdiri; buluşta değil oluştadır,
kulunu asilikten kurtarıştadır.

15
Kama, kulun yerini gösterir.
Kimine korkuyu, kuluna üstün durmayı;
kimine kalem açmayı, ağaç yontmayı.
Kulun yeri, kullanışındadır.

15
‘EMRİ’ne uyduk, kulluğu öğrenmeye çalıştık’
demek için, elbet gayret gerekir.

23
Her gelen, kulluğa namzettir.

Kula sonsuzluk, asla yoktur.
Her olay noktalanır.
Sadece kainat noktasızdır.

kul, sadece RUH’u ile döner,
dönüşte her hali siler.

2
Olaylar, günü geldikçe açılır;
her kul, olaydaki tutumu ile seçilir.
Yoksa, kulun tutumu ile olaylar değişmez.

22
Varlığına uymak kulluktur,
varlığını bilmek yolluktur.

Yaratılan her kulu, O’na AŞK ile bağlıdır

12
O’nsuz olan var mıdır?
O’nsuz kalan var mıdır?
Öyle ise, dönüş yine O’nadır.
Çünkü söz O’ndandır.
O, O’nun olana yolunu açar.
YUNUS

2 eylül
Kulluk; ne eğitimde, ne denetimdedir.
Gönlünün aldığında, VEREN’i bildiğinde,
bildiğini verdiğindedir.

Eşyanın dili kula zordur.

kulun geleceği, elbet kalış değildir.
YAZAN takdiri koymuş, kul HAK ile yoğrulmuş,
hamurunu dost eli bulmuş.

6
‘Ne aldın, ne gördün, ne verdin?’ dendikte;
kul vereceği cevabı, önce nefsinde versin.
‘Veremem’ demesin.
Eğitim odur ki, kendini kulluğa hazırlasın.

20
otunu sütü ile, sütünü eti ile bilirsin,
kulunda BİR olursun.
Sözün gelişinde konu oldu, sorguya verildi.
‘Bitki idim, hayvan oldum, insana dönüştüm’
sözünün bağlantısı budur.
ALLAH’ım her yarattığını, kuluna hediye etti,
cümlesini kulunda bir etti, kulunu yolunda PİR etti.
Otu, sütü olana verdim;
sütünü-etini, kulu ile kardım.
Elbet cümlesi bir oldu,
BİRLİK’te HAKK’ı buldu.

11 ekim
Her kul, kendi çapında bir dünyadır.
Ve her kulun çapı kadar, atmosferi mevcuttur.

3 nisan
Olmazsan niye geldin, geldinse neyi bildin?
Geldiğin O'ndan.
Ne var ki, bildiğin senin.

19
ALLAH’ım verendendir.
Kulu kendini bilendendir.

Oyun kulun kendini ‘Bildim’ dediği ile oyalandığıdır.

2 mayis
Kulun bildiği, giydiğine uymaz.

30
Kulunun nasibine kul ortak gelmez.
Her kul kendi nasibini alır, ölçüyü kendi verir.

9 ağustos
Un olmazsa elek gerekmez,
kul olmazsa kainat yer etmez.
Var isek, VARLIĞI’ndan.
Yar isek, BİRLİĞİ’nden.
Göz gözü bilmez, ayna olmazsa;
söz söze varmaz, kulak duymazsa;
kainat var olmaz, kulun gönlünde ateş yanmazsa.

Her kulun kainatı görüşü bir değildir.
Aradığı da bir değildir.
Ne var ki, vardığı nokta birdir.
Çünkü her kulun gittiği yer aynıdır.

13
‘Yeğdir ağaç olayım,
yeter ki kul olduğumu bileyim.
 Bilmezsem taş olayım,
taştan taşa vurayım,
kul ayağına savrulayım.
Kömür olayım, alevinde kavrulayım.
ALLAH’ım geldim, kulluğumu bileyim’
Niyazımız bu olsun.

22
Saçının her telinde O’nu bilen, kendini görendir.

27
niyazın yerini niyaz doldurur kulunu niyeti oldurur

Kulunun MELEKLER’den üstünlüğü,
akıma gerçek diye baktığındandır.
Verilen akıma RUH, bedensiz olarak dayanamaz.

30
Her yer numaralı.
Kimse kimsenin yerine oturamaz!
‘Önce gelen öne mi oturur?’ denmesin.

22
Yumuşak olan her kulda, enerji çokluğu görülür.
Neden? Oyun değil, denilen gerçektir.
Enerjiyi kendinde idrak eden,
neyden ses alana benzer.

her kul kendine dönsün,
O’nu kendinde bulsun.

5 aralık
Elbet dalga olacak, suyu altüst gelecek,
kiri temizlenecek, kuluna hazırlanacak.
Ne mutlu kulluğunu bilene,
ne mutlu ‘Şükür kuluyum’ diyene,
ne mutlu O’na kulluk edebilene.

10
Sahipsiz değil;
ne taş ne toprak, ne ağaç ne yaprak.
Hele kulu.
O’na O’nsuz varılmaz,
O’nda O’nsuz kalınmaz.

19
Gelişin gidişe kattığı;
HAKK’ın haktan verdiği, onda karar kıldığı,
KENDİNDE OLAN’ı kulunda böldüğü,
bilinenden midir? Bende olan sende kalmaz,
sende olan öbüründe ermez.
Her bölünen, bölendendir,
bölündüğü yerde birbirine katandandır.
Yani çarpandan, hepsini toplayandan.